2021 Balık Yeni Ayı – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

“Mistik Günleri” yaşarken, dışarıda ne olursa olsun, içeride kalpler yumuşuyor. Bahara ve yeni astrolojik yıla hazırlanırken, bu enerji kalplerimize sevgi ve şifa tohumları atıyor. Hafif ve tatlı görünümün altında ise devasa bir aktivasyon gelişiyor!

Bu yazıda Sarah Varcas’ın yeni ay analizinden tırnak içinde serpiştirilmiş alıntılar göreceksiniz. Tamamını ise astro-awakenings.co.uk’de okuyabilirsiniz.

“Balık’taki bu yeni ay bir tüy gibi zarif, bir yaz meltemi gibi yumuşak. Bir çiçek gibi, kalbi acıya açıyor, nektarıyla ayrılıkları şifalandırıp, bizi başka şartlarda kaçınmaya çalışacağımız insanlarla bir araya getiriyor. Bu ay hatırlatıyor, herkesin hayatı göz açıp kapayana kadar değişebilir. Hayatın felaketlerine nasıl tepki verdiğimiz ise andaki karakterimizi ve gelecek seçimlerimizi belirler. Bir başkasının bugün olduğu insanı onları buraya getiren yolculuğu bilmeden yargılamak çok kolay. Hepimizin bir geçmiş hikayesi var – bizi şimdiye getiren bir yolu. Kimse hayatın kaprislerine karşı bağışıklık taşımıyor. İşte bu gerçek hepimizi birbirimize bağlıyor”

İlacımız Sevgi

Bu yeni ayın karanlığında Güneş, Ay, Venüs ve Neptün bir arada. Yaşamış olmasak inanmayacağımız bu çalkantılı astrolojik yılın son ayında (en sonunda!) yeni bir başlangıca hazırız. Arka plandaki Plüton ve Eris karesiyle yumuşak açıda, bu yeni ay bizi koşulsuz sevgiyle damıtıyor. Yeni ayın çağrısı kulaklarımızda yankılanabilir: Sürece güven, evrene güven, kendine güven! Ve bir yıldır salıverdiğimiz o kadar çok şeyin ardından boşluğa izin veriyoruz. Ama boşluk, boşluk değil ki. Bu evrende hiçbir şey, hiçbir yer boş değil, Balık ise bu boşluk olmayan boşluğu temsil eder, transandantal alanı. Burada kendimizi bulma şansımız var.

“Bu ayda duygular dört bir yanınızı sarıyorsa, sorun yok. Yaralar şifalandırılıyor, duygular yeniden dengeleniyor. Balık’tayken ay şefkatli ve kibardır. Her şeyin doğduğu BİRe dönmeyi arzular.”

Balık’ın gölgesi ise vazgeçmekle alakalıdır. Yenik düştüm, vazgeçiyorum, bırakıyorum ya da uğraşamam, bıktım ve belki de şimdi kendime acımak en iyisi. Pasif, güçsüz, çekinik. Oysa Balık’ta sınırlar olmadığı için hisler de karışık. Kendinizinkiyle birlikte başkalarının yükünü de taşıyor olmanız çok mümkün.

“Duygular nereden kaynaklanıyorsa kaynaklansın, ilaç sevgi, sevgi, sevgi, dolu dolu sevgi. Önce kendimizle başlayarak ve dışarıya yayarak. Haşin bir dünyada kalbini açmak zor olabilir ve bu dünya sıklıkla çok haşin. Ama aynı zamanda çok güzel ve canlı, en doğrusunu yapmaya çalışan insanların yanında sadece kendine hizmet edenler olsa da. Çok fazla sevmenin bizi kırılgan yapacağından korkabiliriz. Ama Venüs ve Neptün bize söz veriyor, sevgi bir zayıflık değil güçtür, yenilmek, vazgeçmek değil, bir uçtan diğer uca hepsini kucaklamaktır. Kimseyi zayıflatmaz ve her şeyi yepyeni yapar. Sevgide, hem seven hem de sevilen yeniden doğar.”

Bilge Baykuşlar, paragraflardır okuduklarınız tek bir şeye işaret ediyor: 

Bu bir Kalp Çakrası aktivasyonudur! 

Bu, kolektif bilinçaltımızda ödümüzü patlatan bir sevgi açılımıdır. Bu bir sevgi yüklemesidir. 

Böyle yazıları okurken, sevgiden bahsederken oldukça cömert ve açık görünebiliriz. Mesaj veren Arkturuslulara, Baş Meleklere hak verebilir, “Evet, evet, ben de aynen böyle düşünüyorum, böyle hissediyorum” diyebiliriz. “Bir olalım. Hepimiz biriz zaten. Herkesi olduğu gibi kabul ediyorum.” Ama öyle bir parçamız var ki, ve çok iddialıyım bu konuda, içimizde derinlerde öyle bir inanç var ki, gerçek sevgiden neredeyse ölesiye korkuyoruz! Bir nefeste Gabriel’le, Michael ile, Radyan Işık Konseyi ile, ya da okuduğumuz bir Gibran veya Rumi dizesiyle hemfikir olurken, ikincisinde dönüp gündelik hayatımıza hiçbir şey olmamış, sevginin hiç de önemi yokmuş gibi devam edebiliyoruz. Sevginin içimize işlemesine izin vermiyoruz. Çift karakterli bir hayat sürdürüyoruz. Bu da ruhumuzda ve zihnimizde inanılmaz çatışmalar ve dengesizlikler yaratıyor. Sevince aç kalmayacağız, sevince kurban olmayacağız, sevince terk edilmeyeceğiz, küçümsenmeyeceğiz, sefil olmayacağız. Sevginin uzun mücadeleler ve ıstıraplar getirdiğini binlerce yıl ince ince bilinçaltımıza kazımış olan o eski masalları, efsaneleri bilinçaltımızdan silmenin vakti şimdi. 

Bu yeni ay, küresel bir kalp açılımına yol açacaktır. Ve dolayısıyla direneceğiz. Kolektif bilinçaltımızdaki sevgi korkuları defalarca başını kaldırabilir. Gerçekten sevmemek, sevilmemek için ter ter tepinebiliriz. 

Ay, Güneş, Venüs ve Neptün’ün Plüton ile yaptığı açı, kelimenin tam manasıyla yeraltını (Plüton), cennetlere (Balık ve Neptün) bağlayan bir köprü görevinde. İlk üç çakramızı (kök, sakral, solar pleksus) kalbe ve oradan da taç çakraya kadar bağlıyor. Eğer onaylarsak, şu anda mucizevi bir “güçlendirme” enerjisinin tam ortasındayız ve bunu seçebiliriz. Sevme, sevilme korkumuzu salıverebiliriz. Bu da bu dünyada olabilecek en büyük resetlenmedir. 

Peki, olası ters tepki gerçekleşirse ne yapabiliriz? 12 Mart tarihli Yaratan Mesajının bize yolu tam zamanında bir öneriyle göstermesi hiç şaşırtmıyor:

Duygular

Kendinizi ÇOK SICAK bir yaz gününde dışarıda bir bahçe sandalyesinde oturur resmedin… gölgede bile çok sıcak. Tek istediğiniz biraz serinlemek. Aniden, hiç beklemediğiniz soğuk bir rüzgâr esiyor ve size biraz rahatlama sunuyor. İzin verin duygularınız o serin esinti olsun, bir anda burada ve sonra da yok. Bir sonraki esinti de aynı şeyi yapacak.

Bir esintiye tutunamazsınız, neden bunu duygularla yapmaya çalışırsınız? – Yaratan

“Duygular aşırıya kaçtığında zihni bir kenara koymak kolay değil. Düşünceler tetiklenir, hatıralar, bahaneler, özürler, kendimizi toplamamız gerektiğini veya hayatın ne kadar umutsuz olduğunu söyleyen zihnin sesi. Bunların şu anda hiç önemi yok. Bırakın zihin ne yaparsa yapsın. Dinlemek veya tepki vermek zorunda değiliz. Tek işimiz ne kadar  sersemletici olursa olsun duyguyu karşılamak. Şifa kapıda ve herkes onu kabul edebilir. Sadece anda bulunmamız, duyguların yükselişine ve hissedilmesine izin vermemiz yeterli, duygu ister sizin olsun, ister başkasının, ister çağlardan beri uçuşuyor olsun. Tüm duygular enerjidir ve tüm enerji de ilahidir, Kaynağa yolunu geri arayan.”

13 Mart öğlen 13.21’deki bu yeni ay (İst.) ve getirdiği kalp çakra aktivasyonu, bizleri doğrudan yeni astrolojik yıla taşıyacak. Unutmayın bu 5 yılında her şey çok hızlı, bu aktivasyon da hızla gerçekleşiyor. Tüm gezegenler ileri hareketi ise devasa gücüyle bizi geleceğe fırlatıyor.

Tam bir hafta sonra Güneş Koç’a geçecek, İlkbahar Ekinoksunu yaşayarak resmen bahara girmiş olacağız, hemen ardından Venüs ve Güneş Koç’ta birleşecek, her ikisi de koşa koşa Chiron’la buluşacaklar. Güneş, ışığı getirir, Venüs ise onu yorumlar. Kalpler açıldığında devasa bir şifa potansiyeli de ortaya çıkmıştır. Bu üçlü bir aradayken, her çeşit şifa, terapi, salıverme çalışmaları da hayran olunacak bir başarıya açıktır. Şifa, özsevgiye ve neşe-keyif-coşkuya yolu açar.

Arkadaşlar, önümüzdeki dört hafta şifa çalışmalarınız için ister şifacı, ister şifa arayan olun, kesinlikle ve kesinlikle şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek potansiyeli taşıyor.

Doğrusu şu ki, böyle bir enerjiyi yıllardır yaşamadık. Mart ayı o kadar güzel ki, iki haftadır bu ayın enerjilerini gülümsemeden yazamıyorum. Ve gülümsemek de güzel. Umut da öyle. Tepemize aylarca, hatta yıllarca giderek ağırlaşan uyandırma piyanoları düştükten sonra, bu yumuşak ay tam da ihtiyacımız olanı getiriyor:

Kendimizi seve seve hayata yeniden döndürme fırsatını

İlginç değil mi, bu yeni ayın Sabian sembolü, 21 Aralık 2020 Kış Gündönümünde Jüpiter ve Satürn birleşirken ayın aktive ettiği sembol. Tekrarlandığına göre burada çok önemli bir mesaj var:

Ay ve Güneş, “Üzerinde ikamet edilen ada” sembolünde. Bu sembolü Lynda Hill şöyle değiştirmiş: “Bir ada engin okyanusta kaybolmuş gibi görünürken, üzerinde yaşayan mutlu nüfus kendi dünyalarını yaratmışlar.”

O zaman bu enerjiyi şöyle açıklamıştım: “Bu sembol kendi küçük dünyalarında yaşayan toplulukları anlatıyor. Birlikte var olabilmek için kaynakları paylaşan, uzlaşmaya giden bir topluluk, çünkü ada sınırlı ve diğer her yerden uzak. Bu zamanda bizler de kendi topluluklarımızda paylaşmayı öğrenmeye çağrılıyoruz. Adayı çevreleyen okyanusu tam olarak anlayamayabiliriz ama kendi aramızda uyumla yaşayabiliriz. Eğer açgözlülükten uzak durursak, yardımlaşmaya önem verirsek, kısıtlı kaynaklarımızı tüketmeden doğaya da saygı duyarsak, sağlıklı ve refah içinde bir toplum yaratabiliriz.”

Tam bir yıl, pandemi ilan edildiğinden beri geçen bir yıl boyunca, birer adada yaşadık. Kendi küçük aile ve dost çevremiz, fazla uzaklara açılmadan ve elimizdekilerle idare ederek. Evlere kapandık, kapanamadığımızda da sadece belli yerden alışveriş ettik, belli adresteki işimize gittik, sonra hemen yuvamıza geri döndük. Dünyamız bir anlamda inanılmaz küçüldü! Yapabileceklerimiz kısıtlandı. Seyahat özgürlüğümüzü kaybettik. Dışarıya dönemeyince, içimizi büyüttük. Biz bir yıldır okyanusun ortasındaki bu adada ikamet ediyoruz zaten! Ve bir şekilde ihtiyacımız olmayan çok şeyi de eledik. Sürdürülemeyen şeyleri. Gereksizleri. Kapanıp kalınca da yakın çevremizle, ailemizle çok daha fazla vakit geçirdik, tansiyonlar yükseldiğinde kapıyı çarpıp çıkmadığımızda da uzlaşmanın yollarını keşfettik.

Fikrimce bu yeni ayda ise ada, uzayın derinlerinde bir güneş sisteminde asılı duran dünyamızın ta kendisi. Ve bu enerji şimdi salgın hastalıkla zorlanarak oluşmuş kendi küçük balonumuzdaki ada deneyimini bütüne taşımamızı talep ediyor. “Gereksizi eleyin, diğerlerinin ihtiyaçlarına saygı duyun, aç gözlü olmayın” diyor. 

Verdiği söz ise, gülmeyin lütfen, DÜNYA BARIŞI. İddialı evet ama böyle güçlü bir kalp aktivasyonunun tek amacı olabilir, o da küresel paylaşım, saygı ve huzurdur!

Çoktandır böyle büyük enerji girişlerinde ne yapacağınızı, nasıl karşılayacağınızı siz daha iyi bilirsiniz diyorum. Ama bu sefer birkaç öneride bulunmaya çağrılıyorum, şu çalışmalardan herhangi biri ya da hepsi bu dönemde çok iyi gelecektir:

Hepinize gerçekten sevildiğinizi hissettiğiniz, sevgi korkunuzdan tamamen kurtulduğunuz harika bir yeni ay diliyorum.

Unutmayın bu dört hafta her türlü kalp açılımı ve şifa çalışması için ekstra ekstra, fevkalade, müthiş, muazzam, hatta şöyle diyelim, sıfatların yetersiz kaldığı kadar güçlü bir destek veriyor!

©Mor Alev 2021


En son nöroplastisite yöntemleriyle HAYATINIZI AKIŞA AÇMAK, ALMA-VERME DENGESİNİ KURMAK, KISIR DÖNGÜLERE SON VERMEK ve BOLLUĞA EVET! demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile Sağlıklı Zayıflama yönteminden faydalanmak için buraya tıklayınız.

Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com

9 comments

  1. Sadece #Öylede #OLdu🙏🙏
    Her satır şifa niyetineydi …
    Çok Şükür ,binlerce teşekkür ederim🙏🙏🙏🌞🌀💞

    Liked by 1 kişi

  2. Sevgili Mor Alev,
    Gercekten, sevgiyi kaybettigimde tum varligimla hastalanmistim. Sonra onu geri kazanma ve resmen o olma yolunda oyle cok vakit gecirdim ki(bu seferki dogumumda hayatimin yarisi,oncesi ne kadar surdu bilemem ama uzun bir yol bu, o kesin) hayatta en iyi bildigim belki de tek bildigim sey sifacilik ve sevgi! Ben bir anahata varligiyim, ama sen ve blog bunu zaten yorumlarimdan bile biliyor olmali 🙂 o yuzden cok sevindim bu yeniayin enerjisine! Haftaya cuma buyuk bir calismamin sonuna geliyorum, eger komite istedigim belgeyi verirse Avrupa’daki oturma/calisma hakkim sinirsiz kosulsuz sartsiz olacak. Ve sonrasinda hemen Dogu’ya gecicem,varligimiza asil ihtiyac duyan insanlarin yanina. Cunku amacim Avrupada konfora dalmak degil, bati ve doguyu sentezlemek, uyanisa hizmet etmek🙏 umarim bu mumkun olur. Eger basarili olamazsam da bir bakacagim, sevgide erimis miyim, isler istedigim gibi gitmeyince Evrene ne kadar guveniyorum… Yani her iki sonuc da gelisimim icin besleyici olabilir ve zaten buyuk resimde en dogrusu gerceklesecek,her zamanki gibi! Bu tatli heyecan ve kalbimde inancla bu Mart ayinin muhtesem olacagina suphem yok!
    Not: Mart ayinin son haftasi, uzuuuun sure kirgin oldugum, sonradan affettigim ve cok sevmeyi dahi basardigim insanlarin yanina uzun yillardan sonra gidecegim. Yani bu da ayni Anahata testi olacak 🙂 Ram Dass in dedigi gibi “aydinlandiginizi dusunuyorsaniz ailenizle 3 gun gecirin! ” Hahaha. Sevgilerimle canim Mor Alev!

    Liked by 2 people

  3. Sevgili Mor Alev, öyle bir yazı ki okurken mucizelerin üzerime yağdığını hissettim. Hep birlikte sevgi de buluşmaya niyet ediyorum, neşe keyif coşkuyla. Ve öyle de Oldu, ve öyle de Oldu, ve öyle de Oldu.. Şükürler olsun

    Liked by 1 kişi

  4. Sevgili Mor Alev. Bir solukda okudum. Bir kaç gündür sevdiklerime duyduğum sevgi hissi beni aglatiyordu. Anlamlandiramiyordum taslar bir bir yaxiyi okuyunca yerine oturdu. Son günlerde iç sesimi duymaya başladım. Onunla iletişim heyecanlandırıyor. Yazınızı okuyunca kalp çakrak sanki aktive oldu. Çok heyecanıyım. Neye bilmiyorum…ama güzel olacak hissediyorum..Sevgi hepimizin ilacı. Sevgi ile ilgili yaralarımın sifalanmasina niyet ediyorum.

    Liked by 1 kişi

  5. Daha önceki birçok mesajda kaynaklarımızın sınırsız olduğu, insanoğlunun bunu tüketmeye gücünün yetemeyeceği işlenmişti?!?Ben mi yanlış anladım acaba??

    Beğen

    1. Sevgili Ebru, evet, hepimiz için fazla fazla kaynak var. Tüm ihtiyaçlarımız karşılanacak şekilde kaynaklara sahibiz. Ancak bunu saygıyla yapmalıyız, har vurup harman savurarak yapar, tabiata saygı duymazsak, dengeli paylaşmazsak, yeryüzünü sadece suistimal edilecek bir şey olarak görürsek, yokluk bilinciyle istiflersek, ihtiyacımızdan fazlasını tüketirsek, bütün dengeleri bozarız. Bu sembolün bahsettiği de budur. Sevgilerle

      Beğen

Yorumlar kapatıldı.