Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Büyük Resim: Işığın, Azmin ve Amacın Yolu

089A5CC0-E473-431D-B068-A49F05A25F90

Sevgili Dostlar, bu yazı astroloji severlere ve büyük resim meraklılarına geliyor. 26 Eylül’de sizlerle Mayıs 2020 tarihli “İkinci Rönesans” isimli makalemi tekrar paylaşmıştım. Birlikte sistemimizin güneşten daha uzak gezegenlerine, daha uzun döngülere ve 2025 yılına baktık. Hemen ardından önüme Bill Attride’ın benzer konudaki bir yazısı çıktı. (astrologerbillattride.com) Şu anda yaşadıklarımızı daha iyi anlamlandırabilmek, yolumuzu biraz daha berraklaştırmak için büyük resmi incelememizin gerçekten çok yardımcı olduğuna inanıyorum. Kuşbakışı gibi… dağların vadilerin arasında yolumuz ararken, haritaya bakmak gibi… Buraya nasıl geldik? Ve çıkış nasıl olabilir?

Bill Attride sayesinde büyük döngülere, astrolojik çağlara ve evrimleşmemize bir daha bakalım. Aşağıdakinin kelimesi kelimesine çeviri olmayan, daha anlaşılabilir kılmak için biraz değiştirdiğim parçaları var. Ama yukarıdaki bağlantıda orjinalini de okuyabilirsiniz. Diyor ki;

***

Biz kendimizi burada, bu dünyada bulduk. Bu büyük kozmosun bir parçasıyız, katılımcısı olduğumuz veya etkilendiğimiz enerji ve enerji-formlarını deneyimliyoruz. Astroloji bu farklı kozmik etkilerin incelenmesidir. Ay gibi en yakındakinden, gelgitin yarattığı dalgaların yükselip alçalması gibi, gece ve gündüz döngülerine ve varoluşumuzu çerçeveleyen, zaman ve mekân algımızı şekillendiren diğer her şeye kadar gözlemledik ve öz-farkındalığımız yükseldikçe bir takım şablonlar gördük.

Yani yapmak istediğim şey, astrolojinin döngüleri hakkındaki anlayışımı iletmek ve belki de sizlerin de bu anlayışına yardımcı olmak. Pek çok yönden astroloji için döngülerin araştırılması diyebiliriz. Dünyanın günlük dönüşünden, ayın dünyanın yörüngesinde 29 günde dönüşüne, büyüyüp küçülmesine, gezegenlerin güneşin etrafında dönüşüne ve oradan güneşin Samanyolundaki rotasına kadar, astrologlar her zaman adına Zaman-Mekân dediğimiz bu gerçekliğin bir haritasını çıkarmak için bu farklı ve hiyerarşik “çemberler içinde çemberleri” anlamaya çalıştılar.

Bireyin veya bir grup insanın ya da küçük veya büyük kurumların hayatını anlamaya çalışırken, bu döngülerin ne kadar çok çeşitli ve birbiriyle ilişkili olduğunu aklımızda tutmamız çok önemli. Bulmaya çalıştığınız şeye bağlı olarak, bir kişi için şartları oluşturan kısa süreli faktörlere bakabilirsiniz. Veya yüzyıllara yayılan milletler ve medeniyetlerin kaderini anlamak üzere iyice geriye çekilebilirsiniz. Bu çok farklı etkileri görmek insanı hayran ediyor ve olmakta olanların gerçek doğasını anlamak ise sıklıkla tevazuya yol açıyor. Fakat nihayetinde evrende bir düzen olduğunu görmek de insanı rahatlatıyor. Ben buna “Yıldızların Müziği” diyorum. (Mor Alev: “Kürelerin müziği” yerine yıldızlar sözcüğünü kullanmış.)

Galaktik

En yüksek seviyeden bakarsak, ilk seviye galaktik seviyedir. Galaksimiz, Samanyolu, 250 milyon yıla yakın sürede yörüngesini tamamlar, yani bu etkisi itibariyle bir galaktik yıldır. O galaktik alanda yollarımız kesişerek ve aşağı yukarı salınarak, gezegen sistemimizle güneşimizin etrafında ve kendi çevremizde döne döne yol alırız. Bu 250 milyon yılda karşılaştığımız farklı bölümlerin neler olduğunu anlamamız, ölümlü sınırlarımızın ötesindedir. Ancak bunun büyük ihtimalle yeryüzünde uzun dalgalı jeolojik ve diğer değişiklikler olduğuna dair varsayımlar da bulunuyor. Ve biliyoruz, bizim Samanyolumuz ise yerel bir galaksiler kümesiyle bir eksen üzerinde dönüyor ve o küme de daha büyük bir dönüşün parçası. Gerçekten de dönen çemberler içinde çemberler!

Güneş Sistemi

İkinci seviye güneş sistemimizdir. Hepimiz gezegen sistemimizin bir modelini gördük, güneşin çevresine dizilmiş eş merkezli halkalarda gezegenler. Merkür’den Venüs’e ve dünyaya, oradan Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton. Astrologların kullandığı döngü hareketleri ise, gezegenlerin yeryüzüne oranla yerleri ve birbirileriyle olan döngüleridir. (…)

Presesyon

Ama bu alanda başka döngüler de vardır, pek çoğunu duymuş olabilirsiniz. Presesyon (devinim), yeryüzünün galaksimizin yerel alanına nazaran yaptığı bir başka harekettir. Hepimiz dünyanın bir yörüngesel yılda eğildiğini biliyoruz, önce kuzey sonra da güney yarıküreler güneşin ışıklarını daha dik alıyor. Bu da burada mevsimsel deneyimlere sahip olmamızı sağlıyor.

Ancak dünya aynı zamanda öyle bir “yalpalar” ki, Kuzey Kutbundan doğru baktığımızda, her 25.000 yıl civarında farklı bir yıldızla hizalandığını görürüz. Astrologlara göre presesyon yaklaşık 2000 yılda bir burçlarda geriye gider. Bu da sidereal (yıldızlara ilişkin) ve tropikal (yerel) astroloji arasında bir ayrım yaratır. Bir Sidereal burcun tam olarak nerede başlayıp bittiğini belirlemek çok kolay değildir ancak presesyon kesinlikle büyüleyici bir konu.

Astrolojik Çağlar

Bu astrolojik çağlara bakarken, 12.000 yıl öncesinden başlayalım. Ve bunun bir sebebi var. MÖ 10500-8000 arasındaki Aslan Çağı, bugün olanları anlamamızda kritik önem taşıyor. Bu zaman aralığında, insanlık avcı-toplayıcı hayat tarzından daha sakin pastoral ve tarımsal yaşam şekillerine adım attı. Dünyamızı giderek çok daha kayda değer şekilde değiştirmeye başladık. Ve işte şimdi buradayız, bir presesyonun yarısı kadar zamanda o seçimin sonuçlarıyla uğraşıyoruz, çevre kirliliği ve iklim değişimi.

MÖ 8000-6000 arasında Yengeç Çağı yaşandı. Bu evcilleşme ve “Yüce Anneye” tapınma olarak adlandırılan zamandı. MÖ 4000-2000 arası ise İkizler Çağıydı, yazı ve ticaret yollarının yıldızı parlıyordu ve çok tanrılı dinler baskındı. MÖ 4000-2000 arasında Boğa Çağında ise, ilk gerçek imparatorlukları, boğa kutsallığı ve boğa görsellerinin baskın olduğunu görüyoruz. Sonra, MÖ 2000-0 arasında ise Koç Çağında adım adım çok tanrılılıktan tek tanrılılığa doğru bir geçiş başlıyor, bu çağda yeni düşünce ve felsefelerin patladığını, dünyayı tohumladığını görüyoruz. Bu Konfüçyüs, Buddha, Lao Tzu, Zoroaster, Pitagor ve diğer pek çoklarının çağıydı.

Sonra MS 0-2000 yılları, bizim zamanımız, Balık Çağıydı. Tektanrılı veya bazılarının savunduğu gibi, ruhani ve psikolojik açıdan Birey ve Ego Çağı.

Ve şimdi buradayız. Belki çoktan oldu, olmakta veya olacak, 2000-4000 yılları arasındaki Kova Çağına geçiş yapıyoruz. Ben bunun insanlığın ego kısıtlamalarının ötesine geçtiği, çok daha kapsayıcı ve toplumsal bir bilinç şekillendirdiği bir çağ olacağını iddia ediyorum. Bu, kendimizi ve diğerleriyle, dünyadaki tüm yaşam şekilleriyle ilişkimizi çok daha bütünsel ve şifalandırıcı bir halde yönettiğimiz çağ olacak.

Şimdi, son zamanlardaki tarihimizi yönlendirenin neler olduğunu anlamak istediğimizde, büyük çerçevede presesyonun gözlemlenmesiyle başlamayı kesinlikle uygun buluyorum. Fakat şimdi de anda geçerli çeşitli gezegensel döngüleri de hesaba katmak ve tarihteki geçmiş anlarla karşılaştırmayı istiyorum.

Jüpiter/Satürn, Büyük Mutasyon

Elbette bu büyük döngülerde hiçbir şey eskinin aynısı olmasa da, tekrarlayan hizalanmaları inceleyebiliriz. Bu zamanda bizi çok ilgilendiren, özellikle de Kova Çağının başında olmamızı da düşünürsek, astrologların üzerinde çalıştığı bir başka döngü. Jüpiter ve Satürn düzeni. Her 20 yılda bir birleşmeden birleşmeye doğru hareket ederler, bu birleşmeler ise bir dizi şeklindedir, 200 yıl süreyle bir elemente hizalanırlar ve sonrakinde bir başka elemente.

Jüpiter ve Satürn döngüleriyle belirlenen çağlar şöyledir: (Mor Alev aşağıdaki bilgiler bir paragraf halindeydi ama ben daha kolay okunabilmesi için listelemeyi seçtim.)

Su Çağı: 1425-1663 Jüpiter ve Satürn yirmi yılda bir ya Yengeç, ya Akrep ya da Balık’ta birleştiler. Ben buna aynı zamanda inanç çağı diyorum. Bir önceki su çağı ise 571-809 arasındaydı.

Ateş çağı: 1663-1842, aynı zamanda keşifler çağı olarak da bilinir. Bir önceki ise 809-1042 arasındaydı

Toprak Çağı: 1842-2020, yani şu anda sona ermekte olan çağ. Bu bir “Materyalizasyon Çağı”. Bir önceki 1047-1226 arasında.

Hava Çağı: Şimdi girmekte olduğumuz çağ. “İdealizasyon Çağı” 2020-2219 arasında. Bir önceki ise 1226-1425 arasındaydı ve 12. yy rönesansı dönemiydi ve “küçük rönesans” olarak da adlandırılır. 

Bunun bizim için anlamı materyalistik çağdan bir başkasına girmekte olduğumuzdur. Ona ne isim vereceğimizi daha bilmiyoruz. Ve tekrarlarsak, bu Toprak Çağı varoluşumuza bir tehdit olan iklim ve çevre sorunlarıyla sona eriyor, andaki sorunlarımızın sebebi ise materyal hayata tapınmamızın ta kendisi.

Ancak hatırlamalıyız, gezegenler yaratımı yaratmazlar, ilgili bilgileri sunar ve zamanlamasını belirlerler. Biz seçimler yaptık. Biz milyonlarca yıldır toprak altında kilitli kalmış enerjiyi nasıl salacağımızı öğrendik, bir jeolojik “saniyede” serbest bıraktık! Ve şimdi de sonuçlarını yaşam kaybı, tüm hayat formlarında çeşitliliğin daralması, iklim ve hava olaylarındaki aşırılıklar ve elbette Covid-19 salgınıyla görüyoruz. Bütün bunlar çevreye yaptıklarımızın yansımaları ve yaratımlarıdır. Bizler, tüm bilim ve teknoloji araçlarımızla kurnaz, zeki ve becerikliyiz. Ancak bilgelik ve alçakgönüllülük yoksunuyuz. Bunu bize hatırlatmak için en ufacık yaşam formlarından biri, basit bir virüs tarafından kibrimiz kırılıyor.

Gezegensel Yörüngeler ve Hizalanmalar

Gezegenlerin hizalanmaları ve yörüngeleri de incelikli ve çapraşık etki dizileri oluşturur. Bu yörüngelerin bazıları herhangi bir insanın hayatından çok daha uzun sürer. Plüton’un güneş sistemindeki dönüşü 245, Neptün’ünki 164 yıldır. Dolayısıyla sadece bir bölümü kişisel olarak deneyimlenebilir. Sonra 84 yılla Uranüs, 29 yılla Satürn ve 12 yılla Jüpiter vardır.

Dahası, gezegenlerin birbiriyle sinodik döngüleri bulunur, Jüpiter-Satürn çifti gibi, Satürn’den Plüton’a çiftlere bakarız. Plüton için, Neptün’le olan döngüsü 492, Uranüs’le 127, Satürn’le 33 yıldır. Neptün’le Uranüs döngüsü 127, Satürn’le 36 yıldır. Uranüs’ün Satürn döngüsü ise 45 sene.

Birbiriyle kesişen ve biriyle örülü bu kadar çok döngü varken, belli bir dönem için hangi etkilerin daha geçerli ya da açıklayıcı olduğunu bulmamız oldukça fazla çalışmayı gerektirir. Dolayısıyla en uzunundan başlayarak sırayla Plüton, Neptün ve Uranüs’e bakarak, bu üç Uzun-Dalga Evrimsel etkinin neler olabileceğini görmeye çalışalım.

Plüton Oğlak’ta

Pek çoklarınızın bildiği gibi, Plüton’un burçlardan geçiş döngülerinin rolünü uzun zamandır inceliyorum. Özellikle de kurumlar, gerçeklik ve yapılar burcu Oğlak’tan geçişini. 2008-2024 arasında yaşadığımız bu zaman, bundan öncekilerin bir sonraki adımı olarak kabul edilebilir. (1762-1778, 1516-1532, 1270-1287) Bu dönemlerin her birinde, o dönemde yaşayan insanın karakter ve niteliklerinde değişimle birlikte, belli bir siyasi-kültürel ve ekonomik düzenin sonunu ve bir yenisinin başlangıcını gördük.

Eminim, o dönemlerde yaşayan insanlar da dünyalarının mahvolduğunu, sanki her şeyin sonu geldiğini hissediyorlardı. Ancak kendi zamanımızda, kendimiz tarafından yaratılıp kendimize sunduğumuz zorluklara bakarsak ve yaratığımız çevre sorunlarını da düşünürsek, bu hisler oldukça mantıklı görünüyor. Hem Jüpiter-Satürn döngüsünün sonundayız, hem de 2000 yıllık Balık çağını bitirip Kova çağına başlıyoruz.

Yukarıda bahsettiğim her şey genel döngülerle tarihe bakış niteliğindeydi. Ancak pek çoklarınız astrolojiyi bireysel haritalarla tanıyorsunuz. Dünyevi astrolojide liderlerin, ülkelerin, hükümetlerin ve şirketlerin de haritalarına bakılır. ABD’ye baktığımda, bir defa daha Plüton’un ne kadar yol gösterici olduğunu anlıyorum.

(Mor Alev: Aşağıdaki bölüm ABD ile ilgili görünse de aynı zamanda bizimle ilgili. Bir ülkenin haritasının onunla ilgili neler söyleyebileceğini de çok iyi anlatıyor. Bu analizde ABD’yi bir örnek olarak kabul etsek de olur veya kendimizi bir bütünün parçası olarak görsek de.  Hem zaten artık ülkeleri de birbirinden ayrı görmekten vazgeçmeliyiz. Eğer bir harita en az 300 milyonluk bir nüfusu etkiliyorsa, bizleri de etkilemesi kaçınılmaz. Hepimiz aynı kolektifin parçalarıyız. O yüzden bu bölümü de kapsıyorum.)

Şu anda ABD’nin yaşadığı Plüton’un ilk defa doğum anındaki pozisyonuna geri dönüşüdür. Plüton pek çok şeyi yönetir, ancak temel doğası İlahiliğin Üçüncü Prensibi ile alakalıdır: İlahi İrade ve sonra da BİR’den kaynaklanan tüm iradeler. Uranüs insan ırkının giderek daha özgür zihinler geliştirmesine ve bireyleşmelerine yardımcı olurken, Neptün Koşulsuz Sevgi prensibine hizmet eder, tüm Yaratılışı taşıyan BİR’in sevgisi ile biz bireylerin sevgilerinin toplamı. Plüton bu ikisini bir arada tutar, ruhun kabının Enerji-Formudur, Merkezlenmiş İrade ve Bilinç.

Plüton ABD haritasında çok önemli bir konuma sahip, yükselen gezegeni olduğu için ulusu ve bu durumda haritayı da yönlendiriyor. İkinci evinde, yani değerler evinde konumlanmıştır ve bir ülke için açığa çıkardığı şey, milletinin değeri ve zenginlik kaynağıdır. Bana göre, ruhani açıdan bu demek oluyor ki, ABD’ye , birleşik olmanın ve dönüşümün temelinde yatan Simyanın değeri ve gücü bahşedilmiştir, yeniden doğuş ve yenilenmenin gücü. Ve ABD’nin şimdiye dek sergilediği yenilenme ve dönüşüm ruhuyla ilgili söylenecek çok şey var.

Bununla beraber söylemek isterim ki, herhangi bir insan kurumunun değerini yaratan, aileden, şirkete veya bir ülkeye kadar, o grubu oluşturan insanların değeridir. Zekâları, sevgileri, bilgeliklerdir o ülkenin zenginliği. Dolayısıyla, insanların birbirine nasıl davrandığı, ülkedeki her bir insanı nasıl cesaretlendirdiğimiz ve desteklediğimiz ya da tam  tersi bunu nasıl esirgediğimiz ya da kendilerini gerçekleştirmelerini kısıtladığımızla değer belirlenir. Bu birbirimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek için ne kadar uğraştığımız ve nereden geldiğimizle alakalıdır.

Fakat, Plüton olumsuz kanalize edildiğinde ya da deneyimlendiğinde, manipülasyon, hükmetme, baskınlık ve köleleştirme haline gelir. Bu, kötü kullanılmış iradedir ve bir başka insanın iradesinin sınırlarını alaşağı etmek, ruhani gasptır. ABD’nin tarihini düşünürsek, soykırım ve kölelik üzerine kurulduğunu, Plüton’un olduğu yerde bulunması çok şey söylüyor.

ABD Haritasında Plüton ve Merkür

ABD haritasında Plüton Merkür’e zıt açıda ve Merkür bir ulusun iletişimini yönetir, sinir sistemi gibidir. Düşünce-formu kalıplarını ve bilgi, haber alma gelişimini veya eksikliğini yönetir. Ne zaman Plüton Merkür’le ve sonra da kendiyle hizalansa tarihte ABD, kişilerin birbirine nasıl değer verdiği konusuyla yüzleşti. 1840’ların sonları ve 1850’ler, yeni eyaletlerin kölelikle mi, özgür eyaletler olarak mı katılacağına dair mücadelelere şahitlik etti. 1930’lar Büyük Bunalımın ardından Roosevelt “Yeniden Yapılanma” ile genel refaha daha büyük destek verme teşebbüsünü gördü, Reagan devrimi ise 40 yıldan beri 1920’lerden sonra ABD’de en büyük eşitsiz gelir dağılımına sebep oldu ki bu 1920’lerin Büyük Bunalımına da yol açmıştı.

Şimdi 2020 ve 2021’deyiz, Plüton Merkür’e zıt açıda ve Plüton doğum anındaki pozisyonuna geri dönüyor. Gezegenler ne olacağını belirlemezler. Hareket ve İradenin yaratıcısı ve araçları bizleriz. Yaptıklarımızın içeriği, karşılaştığımız neşe-keyif-coşku ve acı da gezegenler değil, bizim tarafımızdan şekillendirilir. Onlar sadece şablonların zamanlamasını bildirir, adımlarımızı anlam ve altta yatan sebeplerle yönlendirir ama iyi veya kötü seçim yapanlar biziz.

Şu anda karşılaşılan büyük gelir ve yaşam şartları eşitsizliği, seksenler ve sonrasında ekonomik yapılar, yasal ve vergi düzenlemeleri ile ilgili yapılmış seçimlerle ortaya çıktı. (…)

Bir defa daha ülkenin değerlerine nasıl davranıldığına bakmaya çağrı var, gerçek değerine yani insanlarına. Hangi ölçüt kullanılırsa kullanılsın, çevre, ekonomi, sağlık ve daha pek çok alanda yapılmış olan hatalar ve yükselen bir sosyal adalet çağrısı, gruplar arasında ise çatışmalar var. Ve bu çağrı her bir vatandaş için, kendilerinden sonra gelenlere nasıl bir dünya bırakmak istiyorlar?

Gelecek için daha iyi seçimler yapacak olanlar bu kuşak mı? Birbirileri ve çocuklarının çocukları için bencillikten ödün verilecek mi?

Bir çağın sonundayız ve bütün bu krizler aslında bir.

Bir Ruhani Krizden geçiyoruz.

Bu bir seçim ama haydi, bunu aynı zamanda bir Ruhani Uyanış ve Yeniden Doğuş yapmaya da karar verelim.

***

Bilge Baykuşlar, şimdi bunu alalım ve dünyanın çok çeşitli ülkelerine uygulayalım. Çok benzer sonuçlar çıkacaktır. Bu da Plüton’un, Satürn-Plüton birleşmesinin ve (çok şükür demeden geçemiyorum) yaklaşmakta olan Jüpiter-Satürn buluşmasının enerjisinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Zamanın ruhu tamamen değişti. Bir zamanlar, bundan iki üç yıl önce bile yanlış kararlar ve değersizlikler o kadar da acı veya bunaltıcı gelmiyordu. Şimdi ise gerçekten BEN olmak ve kendimizi özgürce ifade etmek, evrenin bolluğunu paylaşmak, bu sırada sokaktaki diğer insanın bize ve diğer canlılara, sadece insanlara değil, tüm varlıklara saygı göstermesini istiyoruz.

Büyük değişim zamanı. Büyük yeniden doğuş zamanı. Ve bu bir şifa krizi. Şifasını bizlerin getirmek zorunda olduğu bir kriz.

Bill Attride’a çok teşekkürler.

Mor Alev


En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın veya moralev@outlook.com adresine yazın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile çalışmak istiyorsanız buraya tıklayınız.

Bu dönemde ruhunuzun potansiyelini bütünüyle anlamak, hayata nasıl geçirebileceğinizi öğrenmek, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com

2 replies »

  1. Sevgili Mor Alev,
    Cok ama cok tesekkur ederim! Tum bilgileri heyecanla okudum! Bana hissettirdigi suydu, parcasi oldugumuz Evrenin ve Gunes sisteminin, insan omrunun otesinde bi hikayesi ve yasami var, fakat bizler sadece bedeni bir sure tutuyoruz, ölüm dedigimiz varligimizin fizik bedenimiz olmadan devam etmesi demek. Dolayisiyla tekrar bedenlenmeyeceksek bile, Evrenin kopmaz bir parcasi olarak, minik gezegenimizde gelecek nesillere ne biraktigimizi bir sekilde biliyor olacagiz ve dongulerden insan deneyimindeki gibi olmasa da yine de cok etkileniyor olacagiz… Gezegenlerin Yaratim’i anlatisi,birbirleriyle danslari harika! Cok duygulandim, bu bilgilere bu kadar kolay ulasabildigim icin sukrediyorum. Umarim bize gucenmis, bizden utanan bir gelecek nesil yerine bizimle gururlanan bir gelecek nesil goruruz. Hepsi secimlerimize bagli. Basaracagimiza benim hic suphem yok, sadece mantigim dusundugumden uzun surecegini soyluyor, belki birkac nesil. Fakat kalbim her an her seye acik, bir sabah tum dunya insanlarinin uyanmis olmasina sahit olmaya kadar acik. Sevgiler!

    Liked by 3 people

Lütfen yorumlarınızı ve sorularınızı buraya yazın. Elimden gelen en kısa zamanda size cevap vermeye çalışacağım.Teşekkürler

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.