Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Astroloji ve Yansımaları 4: İkinci Rönesans

Kristelyez - FractalSevgili Bilge Baykuşlar, Bir önceki yazıda kaldığımız yerden devam edelim…

Hatırlamak isterseniz, önceki yazılar için şu bağlantılara tıklayabilirsiniz.

Satürn’ün Kova’ya geçişi, 21 Aralık’ta Kova’nın ilk derecesindeki Jüpiter-Satürn buluşması bizlere ilk işaretleri verse de, daha önceki yıllarda da birkaç defa değinmiş olduğum gibi, Kova Çağı, Plüton Oğlak’taki işini bitirmeden kendini sadece ufak tefek hissettirecek, çünkü hala daha Uranüs ve Plüton sayesinde Toprak işleri ile meşgul olacağız.

Plüton,  2024’de kalıcı olarak Kova’ya yerleştiğinde çok farklı bir dünya kurgulamış olacağız. Fikrimce 2020 şokları daha sonraki yıllarda aynı şekillerde yaşanmayacak ama bu 2021-2024 parkta bir Pazar günü gibi geçecek demek değil. 2020 ve öncesinin bize gösterdiklerine bakarsak, ekonomi, sosyal sistemler, inançlar, ilişkiler, teknoloji, çevre, eğitim… aklınıza gelen her konuda modern görünüp, işlevsellik açısından arkaik kalmış olduğumuz kesin! Çok işimiz var, çok çalışacağız, çok değişeceğiz.

Ancak kesin olan bir başka şey de, değişiklikleri yaptıkça, her gün yeni bir adım attıkça rahatlayacağımız gerçeğidir. Bizler her ne kadar değişime direnmeyi sevsek de, değişmemek için elimizden geleni yapmaya hazır olsak da, başka çaremiz kalmadığını da idrak edeceğiz. Görüyorsunuz değil mi, bu yazılar, bu gidişat bir virüsle alakalı değil. Evet, virüs bir parçası ama olan çok daha büyük bir şey var: Herkes için yaşanabilir bir dünya yaratmak. Ve “herkes” gerçekten “herkesi” kapsıyor.

Buna İkinci Rönesans diyebiliriz, Kova Çağı, Altın Çağ, Yükseliş… ne isim verirseniz verin.

Astrolojinin hayatlarımıza yansımasına bakmaya devam ederken, takvimde çok önemli bir sene 2025. Yıllarca 2020’ye hazırlandığımızı yazdım. Şimdi de 2025’e değinmeliyiz.

Döngüler

Evrenimiz döngülerle çalışıyor. Kısa döngüler, uzun döngüler, devasa döngüler… Örneğin, Ekinoksların devinimi (Presesyon, Dünya ekseninin 25630 yılda bir tamamladığı 360 derecelik dönüşe verilen isim) 21 Aralık 2012’de sonlandı. Bu aynı zamanda Güneş sistemimizin her 25630 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmesi ve yaklaşık her 12500 yılda bir foton kuşağına girişimiz anlamına geliyor. Bu da en az 2000 yıllık bir altın çağa giriş olarak anlatılıyor. Bizler daha kısa döngüleri daha iyi kavrayabiliyoruz, mevsimler, gün ve gece ya da ayın dünya çevresindeki 28 günlük dönüşü gibi… 2021-2025 pek çok büyük ve devasa döngünün bir arada sonlanıp yenilerinin başladığı zamana denk geliyor. Bu yazı dizisi oldukça farklı bilgilerle bu noktaya kadar gelmiş olduğu için şimdilik sadece ana hatlara değineceğiz fakat bu konu burada kalmayacak, zamanla ve yeri geldikçe daha fazla işlenecektir. Haydi, birlikte potansiyele ve en yüksek olasılıklara bir göz atalım:

2025’de en son 500 yıl önce Rönesans’ın zirve yaptığı bir gökyüzü konfigürasyonun çok benzeri gerçekleşecek. Bu sefer daha farklı, daha çabuk ve zamana uygun bir şekilde etkileri yaratıma girecek. Aradaki en büyük değişiklik ise hız faktörü olacak, 500 yıl önce teknoloji, globalleşme, ulaşım kolaylıkları yoktu ve enerjik açıdan da henüz foton kuşağına girmemiştik, böyle hızla ilerlemeye hazır değildik. Rönesans uzun yıllar sadece bölgesel kaldı, bu sırada en sonunda dünyanın farklı kıtaları birbirini keşfetmiş oldu. Rönesans’ın tetiklediği aydınlanma hareketi ise neredeyse iki yüzyıl sonra kendini gösterebildi. Yavaş, çok yavaş ilerlemeler… Şimdi ise bir virüs iki ayda dünyanın yarısından fazlasını içeriye kapayabiliyor!

2025’in En Yüksek Olasılığı

2025, yüzyılın ilk çeyreğinin bitiş senesi. 2025 yılındaki yaşam şekillerimiz, inançlarımız, sistemlerimiz 2000 yılına hiç ama hiç benzemeyecek, bugüne de öyle. Çok uzun zamandır gerçekleştirmekte olduğumuz arınma, temizlenme, yıkım çalışmalarının sonuçlarını çok daha berrakça görüyor olacağız. Hatta yeniden inşa çoktan başlamış ve ilk meyvelerini de vermek üzere olabilir, peki o zamanda neye ihtiyaç duyabiliriz? Bence, daha yüksek moral, daha hızlı ilerleme, daha da iyi çözümler, daha kullanışlı teknolojiler, daha çok farklı bakış açıları ve çok daha fazla sevgi ve şefkat.

İşte bu nitelikleri kendimize verebilmemiz için 2025 işbaşına geçecek. 2025’de kendimizi zirvede hissedebiliriz. 2025’de “tamam bu işi başardık!” diyebiliriz. Oysa işimiz hiç bitmeyecek, bunu biliyoruz, hep ilerleme, hep gelişim, her zaman yapılacak işler, değiştirilecek alışkanlıklar olacak. Fakat öyle bir rahatlama gelecek ki, sanki bundan sonrası yukarıda kullandığım benzetmeyi tekrarlarsak gerçekten parkta bir Pazar günü gibi geçecek. Çünkü ne kadar yorucu veya zorlu olursa olsun sonuçları aldıkça yaptığımızı severek yapacağız. BİR olduğumuzu oldukça çeşitli şekillerde içselleştirdiğimiz için zamanımızı ve emeğimizi paylaşmamız bize zor gelmeyecek.

Bu kadar emin olmamın sebebi, bugün sanki başımıza iş açıyormuş gibi görünen büyük topların (Plüton, Satürn, Neptün, Uranüs, Jüpiter) hepsinin bir araya gelip neredeyse yıl boyu müthiş güzel büyük üçgenlerle hepimizi destekleyecek olmasıdır. 2025 kutlama senemiz olabilir! Çünkü zamanın ruhu tamamen değişecek.

Zamanın Ruhu

Zamanın ruhu, belli bir dönemde toplumun  soyut dinamikleri, toplumu yönlendiren yaşamsal iklim anlamına gelir. Zamanın ruhu bir bilinçaltı arka plandır, her zaman oradadır, sadece farkında değilizdir. Denizde bir balık gibi, deniz o kadar çok her yerde ve her zamandadır ki, onu bilinçli olarak fark etmezsiniz. Oysa deniz değişiyor ve bunun için öncelikle çok güçlü Neptün’e bakalım.

Neptün, 2012 yılından beri Balık’ta ve küresel ruhani uyanış, BİRliktelik bilinci ve bilinçaltı şablonların değişimi üzerinde çalışıyor. Çok ağır hareket ettiği ve iç değişimi yönettiği için de bu hareketin ışıklı tabelaları, havai fişekleri yok. Fakat öyle güçlü ki, her gün bu konulardan bahsediyoruz ve 2012’den beri de inanılmaz yol aldık! İçinde bulunduğumuz değişimin en önemli parçası BİR olduğumuzu idrak edip bu prensipten doğru yaşamaya başlamamızdır.

Neptün, ağır ileri geri hareketleriyle neredeyse iki sene Balık burcunun son derecesini yani sonun sonunu, Zodyak’ın bitişini aktive edecek ve en başa, Koç’un ilk derecesine geçiş yapacak. 2025’de Plüton, Oğlak’taki işini tamamen bitirmiş ve Kova’ya iyice yerleşmiş olacak, Uranüs Boğa’daki yenilikleri neredeyse tamamlamış ve Satürn de Zodyak’ta yeni bir başlangıçla Balık’tan Koç’a geçip, Neptün’le buluşacak, aynı şekilde kuzey ay düğümü de Koç’ta yeni başlangıçlar burcundaki görevini bitirip Balık’a geçecek. Bu hareketleri gözünüzde canlandırabilirseniz eğer, bu gezegenler ileri geri giderek benzer enerjileri defalarca son derece uyumlu şekillerde aktive edecek.

Zamanın ruhu, şimdiye kadar hayatta kalmakla ilgili baskın Toprak elementi döngülerinin yerini Hava elementine bırakmasıyla tam bir dönüşümden geçerken, ilk işareti ise 21 Aralık 2020’de başlayacak olan Jüpiter-Satürn döngüsünün yaklaşık iki yüz yıl sonunda Toprak’tan Hava elementine geçişidir.

Peki hava nedir? Book of Air’de Steven Forrest hava elementini şöyle anlatıyor: “Hava çevremizdeki dünyaya kalp ve zihinlerimizi bağlayan şeydir. Hava sonsuz bilgi akışının gerçekleştiği görünmez bağlantıdır. Birbirimizden ve diğer her şeyden ayrı olduğumuz yanılsamasını bozguna uğratan elementtir.”

Hava bağlar, birleştirir. Hava burçları ise, en olumlu haliyle dikkatini odaklama, dinleme, öğrenme ve öğrendiğini iletme sanatıdır. Hava, zihin, iletişim, anlayış, dostluk, enerji ve sevginin akışıdır. Çok şükür hepimizin doğum haritasında üç hava burcu, üç hava evi var! Hepimizde Uranüs, Merkür ve Venüs var!

Zihnin Gücü

Yirmi birinci yüzyılın zihin gücünü anladığımız ve zihnimizi en doğru şekillerde kullanmaya başladığımız yüzyıl olacağına inanıyorum. 2000’ler başladığından beri meditasyon ne kadar popülerleşti, ana akım bir alışkanlık oldu! Bilinçaltı çalışmaları, Nöroplastisite alanındaki ilerlemeler, zihin ve benden bağlantısının her geçen gün yeni kanıtlarla onaylanması… Hepsini düşünün. Bunlar en önemli araçlarımızdan birini kullanmamızı öğreten, onu araştıran çalışmalardır. Eğer zihnimizi doğru şekillerde yönetmeyi öğrenirsek, neler başarabileceğimizi düşünün! Ve zihin kalp bağlantısı olmadan sadece bir makinedir. O yüzden “kalbinize dönün”, “kalbinize sorun” sözlerini her yerde görüyoruz ve meditasyon sırasındaki hislerimize dikkat ediyoruz.

İkinci Rönesans, zihnimizi doğru şekillerde ve kalp rehberliğinde kullanmayı öğrenmemiz, bu sayede BİRliktelik bilincini “bilinçli” olarak yaşamaya başlamamız ve herkes için yaşanabilir bir dünya kurmamız anlamına gelebilir mi?

Sevgili Dostlar, hiçbirimiz kendimizi yüzyıllardır kazdığımız bu çukurdan birkaç ayda çıkaracağımıza inanmıyoruz. Direncimize bakılırsa bu pek mümkün değil. Ama evrimleşmemiz sayesinde çözümleri büyük hızla uygulayabileceğimizi de biliyoruz. Önemli olan inançlarımız ve düşüncelerimiz, çünkü his, seçim ve davranışlarımız onlara bağlı… “Gerçekten en çok neye değer veriyoruz?” sorusu bu yüzden çok önemli.

Hep beraber neşe-keyif-coşkuda olmak için, hepimizin sağlığı, esenliği ve bolluğu için açgözlülüğü, bencilliği, korkuyla duvarlar inşa etmeyi bırakmaya hazır mıyız?

Eğer hazırsak, 2021-2024 hızla ve büyük sıçramalarla geçecektir. 2025 ise taze bir nefes, yepyeni bir dünya getirecektir. Bir önceki yazıda bahsettiğimiz bebek, 2025’de çoktan ayağa kalkıp koşmaya başlamış olabilir!

©Mor Alev 2020


Bu dönemde ruhunuzun potansiyelini bütünüyle anlamak, hayata nasıl geçirebileceğinizi öğrenmek, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

2019’da YENİ! En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın veya moralev@outlook.com adresine yazın.

2019 Haziran’da YENİ! SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile çalışmak istiyorsanız buraya tıklayınız.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com

10 replies »

  1. Ne güzel bir mesaj olmuş, onca sıkıntıyı boşuna yaşamadığımızı ve geleceğin umut verici bir şekilde göz kırptığını gördüm okurken. Bunu hissetmek bile harika… Muhteşem bir altın çağ kuruluyor… Hissedebiliyorum! Bu hisse katkı sağlayadığınız için teşekkür ederim…😉

    Liked by 3 people

  2. Sevgili Mor Alev,

    Sen anlatirken gezegenlerin gokyuzunde kendilerine has danslarini yuregimde hissettim. Gorunen o ki 2025 yili kibirin ise yaramadigini gorup, hep birlikte bir kenara biraktigimiz zamana denk geliyor, neredeyse aglayacagim. Zamanin tekerlegi hizla donuyor ve sonunda biz tekere yapisip ezilerek donmek yerine onu keyiflice suruyor olacagiz Gaia ile bir olarak.

    Harika haberler, tum gezegenlere ve bize onlardan aktardigin bilgilere cok tesekkur ederim! 🙏💜

    Liked by 5 people

  3. İlginçtir, geçen karşıma bir bilgi çıktı: “Jübile Yılı”

    Yüz yıllar evvel, Papa’lık, sonu 00, 25 ve 75 olan yılları “günahlardan arınma” yılları olarak ilan etmiş!

    Tabii ki her “semavi” dinde olduğu gibi bu ilham da göklerin hareketiyle alınmıştır mutlaka.

    Günahlardan arınmak, çok basit bir tabir gibi duruyor 3D bilinçle bakınca; ama tamamen temiz bir halde başlayacak olmak… İşte bu heyecan verici.

    Ve arınacak olanın aslında biz değil de kainat olduğunu düşünmek… İşte bu daha da heyecan verici!

    Gökler yalan söylemez 😁 🕊 🙏

    İyi Bayramlar 🍬

    Liked by 1 kişi

  4. Yeni yeni hayallerim degisti bildigin havada dans etigimi hayal ediyorum, isinlanabiliyorum, havada danslar ederken enerji saciyorum adeta..
    Mor Alev acaba bu gunleri gorucekmiyiz? en çok bunu merak ediyorum?..

    Liked by 1 kişi

    • Sevgili Feruza, sizi Arkturusluların sözleriyle yanıtlıyorum: İfade edilmemiş bilinç yoktur. Yani bilincimize aldığımız şey yaratıma girer. Sevgilerle

      Liked by 1 kişi

      • Teşekkürler Mor alev. Içimden geldikce bu histe kalmaya devam edicam. Çünkü bu hayalin bana hisettirdigi his sanki gercek yuvadaymisim gibi bir his. Dans dans dans, ışık ışık ışık..

        Liked by 1 kişi

  5. Bir ay evvel bende yukarıda yazan arkadaş gibi havada süzülerek ucabildigimi, suyun üzerinde yurutebildigimi, insanlara şifa verip duygusal dramlarını donusturebildigimi hayal ediyordum sürekli ve bunları ben öyle olmasını arzu ettiğin için oyle bi çeşit hüsnü kuruntum gibi düşünüyordum ve bi süredir kaybolmuştu hayaller ama enteresan bu sabah meditasyon sırasında mı sonramı tam hatırlamıyorum bu hayallerihayallerim

    Beğen

  6. Hayalimin gerçekleştiğini başka bir boyutta cennet te yasadigimi orada çocuklara masal anlatan biri oldugumu ve altın cağa geçememişlere yardıma gittiğimi boyutlar arası gördüm yada düşündüm çok enteresan yukarıdaki yorumu okuyunca aklıma geldi eşzamanlılık sanki🙂

    Liked by 1 kişi

  7. Yazilariniz icin tesekkurler.son zamanlarda dengemin degistigini alt ust oldugunu ve bunun sonucunda bazen bogulur gibi oldugumu hissediyorum adeta ucasa gectim,yazilarinizi okudugumda icim rahatliyor cok tesekkur ederim sevgilerle elif.

    Liked by 1 kişi