Yükseliş - Büyük Uyanış

Buddha: Yargı ve Muhakeme

Buddha under the bodhi treeYargı, insan ırkında büyümüş olan aldanmalardan biridir ve yargı insan ırkının gelmiş geçmiş en yıkıcı elementlerinden biridir, hatta en yıkıcısıdır. Savaşlara, fakirliğe, hastalığa, soyutlanmaya ve ayrılığa sebep olan yargıdır.

Yargılama, sadece birinin komik bir şapka taktığını, acayip bir kıyafet giydiğini, ya da nahoş şekilde davrandığını düşünmek değildir. Yargılamak, bir başkasını yetersiz görmek, kibrinizle ona veya duruma bir şekilde bilgeliğinizi – sahte bilgeliğinizi – aktarabileceğinize inanmanız ve bir kişiyi değerli veya değersiz, sevilebilir veya sevilemez, sadece sevginize layık olup olmaması değil, bu gezegende bulunup bulunmamaya değer olduğuna dair hüküm vermektir.

Görüyorsunuz, yargı insanlığın kanseridir. Evet, bir virüstür, bir hıçkırıkla ya da burun çekmeyle başlayabilir, ama virüs içinizde ve dışınızda büyürken – çünkü evrensel yasa budur, içinizdeki dışınıza yansır – yıkıma yol açar; değerin silinmesine, bağlantının kopmasına ve kesinlikle toplum hissinin kaybına yol açar.

Yargılamada bulunanlar ve kendilerinin şu ya da bu toplumun parçası olduklarına dair yanlış inançları olanlar var. Ve bu yanlış bilgi, yanlış anlama, bu yargılamayla dışlarlar. Şimdi, bu nasıl İlahi olanın aynası olan bir davranıştır? Hepiniz biliyorsunuz ki, kesinlikle bu mümkün değildir. Yargı, ruhani, zihinsel ve duygusal kibirdir. Ve bu kibir sadece daha az hissedildiğini, yetersiz hissedildiğini, öz-değer eksikliğini maskeler.

Tüm mesajlarımızda, sizinle konuştuğumuz tüm zamanlarda, sizinle konuştuğum binlerce, binlerce, binlerce yılda – kendinizi bulacağınız ve seveceğiniz birleştirici faktörler üzerinde konuştuk, böylece diğerlerini de görüp tanıyabilirsiniz. Ve ben “diğerleri” derken, sadece insanoğullarını kast etmiyorum, bütün varlıkları kast ediyorum, bir inek, bir dağ, bir dere ya da nehir.

Yargının temeli zalimliktir; bir diğerini yükseltmek, daha az ya da yetersiz, hatta dışlamak hissi veya arzusundadır temeli. Ve bu, tüm varlıkların BİR olandan geldiği, Yaratan’ın bir parçası olduğunu, her zaman da olacağını inkar etmektir.

Yargı çok kötü bir alışkanlıktır. Hayır, bunu yargılayarak söylemiyorum. Bu insan ırkına zarar veren yıkıcı şablonların ve alışkanlıkların yoludur. Bu şablonu, bu bağımlılığı nasıl kırarsınız? Şimdi, muhakeme yeteneğinizi kullanmayın demiyorum dostlarım. Harika bir zihniniz, kavrama gücü yüksek zekanız, berrak görüşünüz, tercihleriniz ve evet, elbette algılarınızın oluşturduğu bir gerçekliğiniz var.

Bu yüzden bir örnek vermek istiyorum. Gelin yanıma, Bodhi ağacının dibine oturun. Bu minicik zaman noktasını alalım ve bir sürü güne uzatalım. Ve biz orada otururken, huzurlu bir sessizlik olacak, toz olmayacak ve çiçeklerin kokusunu duyacağız, hatta sineklerin vızıltı sesi bile tatlı gelecek.

Ve sonra başka zamanlar olacak, bir öküz kağnısı, hatta bir motosiklet ya da araba geçecek, bizim saf havadan sevgi toplamaya çalıştığımıza hiç dikkat etmeyecekler.

Bu varlıklara kızıp lanet mi edeceğiz? Onları gölgelere mi göndereceğiz? Ve onlara bu tozlu patikada hiç yerleri olmadığını mı söyleyeceğiz? Onların en sonunda ailelerinin karnını doyurmak üzere alışveriş edecek parayı denkleştirdikleri için aceleyle pazara gidip gitmediklerini, bir başkasının yardımına ya da hastaneye gidip gitmediklerini, ya da sadece eğlence gezisine çıkıp çıkmadıklarını bilmiyoruz.

Tek bildiğiniz şey, geçen kişinin sizinle aynı olduğudur. Bu hayatta ya da başka hayatlarınızda, ya da başka durumlarda siz de böyle davrandınız, bazen özellikle bazen farkında olmadan, Bodhi ağacının altında biz otururken her yanımıza toz toprak sıçrattığınızın farkına bile varmadan.

İşte böylece, yargılayamayız. Aynı şekilde, birisi gelir ve bize bir sepet dolusu meyve verir ve biz lezzetli, besleyici maddeyi yerken, içimizden “ne iyi bir insan” diye düşünürüz ve bu gerçektir. Ama bilmediğimiz şey, onun kendini affettirmek için mi, sadece cömertlik yaptığını mı ya da zaten çürümek üzere oldukları için “Bodhi ağacı dibinde oturan dilencilere vereyim” diye mi düşündüğünü bilmiyoruz.

Bilmiyoruz ve bilmeye ihtiyacımız da yoktur, çünkü açlık anımızda o meyveleri bize veren aslında Kaynak (Yaratan)’dır. Ve böylece, her zaman kutsarız. Her zaman muhakeme edemeyiz. Lütufları muhakeme etmeye başladığınızda motivasyonu işlemden çıkarmış olursunuz. Şükran ifadeniz, şükran ifademiz, meyvenin keyfini çıkarmaktır, bu bir armağandır. (Mor Alev: Yani, eğer verilen bir armağan, bir yardım, bir lütuf ise, bunu yargılamayın, bu Yaratan’ın size hediyesidir. Kabul edin, şükredin. Muhakeme ederseniz eğer, motivasyonu aradan çıkarmış olursunuz, motivasyonun önemi yoktur.)

Armağanlar çok çok çeşitli şekillerde gelir. Yargılamak yerine muhakeme ettiğinizde, gözlemlediğinizde ya da iştirak ettiğinizde – çünkü meyveyi yemek, teşekkür etmek iştirak etmektir -o tarafsız pozisyondasınızdır. Ve böylece hediyeyi verende, meyvede, sepette ve hatta tozda bile ilahi olanı görürsünüz.

Eğer ayağa kalkıp yürüsek, defalarca sizden benimle yürümenizi istediğim gibi, ve köyden köye gitsek, kendi tercihlerimiz ve algılarımıza bağlı olarak bazı köyler olacaktır, onları sevip bağlanacaksınız, başkaları olacaktır onlardan kopuk ya da vasat hissedeceksiniz. Bu, vasatlığı ya da farklılığı kınayacaksınız demek değildir. Bu sadece ilk seçiminiz, en çok istediğiniz olmadığını gösterir.

Ama o köyde yaşayan herkese taşınmalarını, buranın kötü olduğunu, eksik olduğunu söylemezsiniz. Çünkü her bir kalpte hissedilen neşe, keyif, coşkuyu, insanların burada yaşama sebeplerini, yapmış oldukları seçimleri bilmiyorsunuz. Hayır, sizin seçeneğiniz bunu onurlandırmaktır. Burada yaşamayı seçmeyebilirsiniz ama bunu yargılamazsınız.

Yargılamak her zaman zalimdir. Sizden gerçekleri çalar. Biz şefkatten, hayranlık hissetmekten, bilgelikten bahsediyoruz. Ama muhakeme de gerçeği aramak ve kabul etmektir. Kendinizi sessizliğe almışsınızdır, benliğinizin, kalbinizin, zihninizin eminliğindesinizdir ve sadece aramazsınız, bulursunuz da, izin verirsiniz ve o gerçek haline gelirsiniz.

Ve gerçeği gördüğünüzde, o bilgelikten ya da şefkatten ayrı değildir. Şablonu görmenize yardımcıdır. Eğer o şablondaki bilgelikte, gerçekte bir şeyler eksik olduğunu görürseniz, kişide olsun, durumda ya da kolektifte olsun, en büyük merhametle o eksik bağlantıyı gönderirsiniz.

İşte bu yüzden Bodhi ağacını bırakıp gözlerimiz ve kalbimizden başka bir şey almadan seyahat ediyoruz. Böylece neyin gerçekten gerekli olduğunu buluyoruz. Hayır dostum, bu aziz olmakla ilgili değil, bu insan olmakla ilgili. Bu, kendi ilahiliğini ve her şeydeki ilahiliği tanımakla ilgili.

Uzun zaman önce, en yüksek vizyonunuzdaki durumlara ve yaratımlara bağlanmanızı ve sonra kökten bağı kesip tarafsız olmanızı istemiştim. Pek çok açıdan muhakeme, tarafsız ve bağlantısız olmaktır. Kelimenin en saf anlamıyla dileğinize, gerçeğe bağlanırsınız ve sonra geri çekilirsiniz, tarafsız olursunuz ve sadece var olanı gözlemlersiniz. Sadece seyredersiniz.

Ve sonra yeniden bulunduğunuz alemde, şefkatle, doğruyla, bilgelikle bağladığınızda, o yol sizi en yüksek vizyonunuza götürür. (Mor Alev: Yani yaratım için önce saf dileğinize bağlanırsınız, sonra geri çekilip tamamen tarafsız merkeze geçersiniz, ne zaman, nasıl,, vs sorularını sormazsınız, sadece seyredersiniz, sonra bulunduğunuz noktaya sevgi ve şefkatle yeniden bağlanırsınız, bu da sizi en yüksek vizyonunuzun gerçekleştiği yaratıma götürür. Geçen gün Melek Rehberlerin anlattığı yaratım formülünün farklı bir açıklama şekli ama formül hep aynı) Her varlık böyle ilerler, çünkü nefrete ya da yanılgı dolu zevklere bağlı değildir. Sadece gerçeğe bağlıdır.

Bunun defalarca denemesi, egzersiz yapılması gerekiyor mu? Eskiden olsa “evet” derdim, “ömürler boyu denemesi gerekiyor”. Ama sevgili dostlarım ve ailem, siz o denemeleri, egzersizleri yaptınız. Tam olarak farkında olmadığınız bir şeyden bahsetmiyorum. Algılarınızı biliyorsunuz. Algı yetenekleriniz hiç olmadığı kadar yükseldi. Yani bu değişime hazırsınız.

Sadece angarya şeklinde yargıyı eleyip, en sıkıcı haliyle muhakemeye geçmenizi ve sadece geri çekilip durmanızı, hiç hareket etmemenizi istemiyorum. Muhakeme sizi özgürleştirir, bu şekilde kalbiniz ve solar pleksus çakranız alev aldığında, doğru hareketi işaret eder. Bu harcanmış hareket değildir, patinaj çekmek değildir. Bu doğrudan kalbinizin arzusunu gerçekleştirmektir. Muhakame yeteneğinin pek çok, pek çok ödülleri vardır dostlarım.

Şefkatimi, bilgeliğimi alın ve kendinize ait olduğunu ilan edin. Sevgimle gidin.

Kanallık yapan Linda Dillon ve elbette Buddha’ya sonsuz teşekkürler. (counciloflove.com) Mor Alev tarafından çevrilmiştir.   

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak  ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı© 2016 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
Copyright © 20156 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

 

 

13 replies »

  1. yine muhtesem zamanlama! sukran duyuyorum…
    kucuk bir soru:
    asagidaki ifade tam olarak ne demek istiyor?
    “Lütufları muhakeme etmeye başladığınızda motivasyonu işlemden çıkarmış olursunuz.”
    takip eden paragraflarda muhakeme iyidir derken burada acaba ifadeyi mi anlayamadim?

    Beğen

    • Sevgili Melek, muhakeme ile yargı farklı kavramlar. Muhakeme ile zihnimiz ve kalbimizi kullanırız, duruma tarafsız yönden bakarız. Yani bir şey bizi nasıl hissettiriyor? Bize uygun mu? Bunlar muhakeme etmektir. Yargılamak ise o şeye ya da duruma sıfatlar yakıştırmaktır, tarafsız olmadığımız için de o sıfatlar yanlıştır. Bilmem anlatmak istediklerini yeterince açıklayabildim mi? Sevgilerimle

      Beğen

      • merhabalar,
        muhakeme ile yargi farkindan ziyade bir yerde muhakeme etmeyi derken daha alt paragraflarda muhakeme edin denmesini tam anlayamadim; cumlede muhakeme etmeyin ifadesi var. yoksa yargi ile muhakeme etme kismi net. ingilizcesini okudum:) tesekkurler

        Beğen

        • Evet, “Her zaman muhakeme edemezsiniz” diyor. Yani bir lütufla karşılaşıldığında. Zaman zaman buna ihtiyaç da yoktur diye anladım ben. Ama muhakemeye giderseniz de tarafsız olduğu için bir ziyanı yoktur. Sevgilerimle

          Beğen

  2. “Yargılamak, bir başkasını yetersiz görmek, kibrinizle ona veya duruma bir şekilde bilgeliğinizi – sahte bilgeliğinizi – aktarabileceğinize inanmak”
    Inanin hiç bir ard niyet hissetmeden sadece geçtiğim yollardan aldigim dersleri, sevdiklerimin daha az zarar görsün çabuk atlatsın diye onlara aktarma çabası …
    Ama olmuyor, herkes kendi sınavını kendi yolunu yaşıyor. Ben çaresiz acılarını bakıyorum. Üzülüyorum. …
    Herkes iyi olsun istiyorum o kadar

    Beğen

    • Sevgili Zeyno, üzülürken bile yargılıyor olabilirsiniz. O kişiler kendi güçlerine, zekalarına, benliklerine, bilinçlerine sahipler. Yani eksik değiller ve seçimleri için saygıyı hak ediyorlar. Eğer isterlerse, eğer akıllarına yatarsa zaten sizdeki bilgileri sizin ya da bambaşka kanallar aracılığıyla alacaklar. Tamamen tarafsız merkeze, sevgiye çekilmeyi öneririm. Sevgilerimle

      Beğen

      • Sanırım öğrenmem gereken kısım bu. Seçimlere saygı duymak. Uzun zamandır üzerinde çalışıyorum. Sürekli karşıma çıkıyor. Kendimi kurtarici ilan ettigimi farkettim. Farkında olduğum için şükürler olsun. Şifa olsun. Teşekkürler Mor Alev ❤

        Liked by 1 kişi

  3. her cümle kalbimde yerini aldı….sevgiyle bugünkü yazıyı kabul ediyorum….onaylıyorum….ve de öyle…teşekkür ederim…..sevgimi yolladım…

    Liked by 1 kişi

  4. 😦 bu mesaj içimi daralttı.

    Tamam haklısınız, evet son günlerdeki düşünce ve davranışlarım tam da yargılamaydı. Hatalıydım. İçimdeki sesler sürekli kapıştı. İlk kez bu kadar yüksek egolu, hırçın, kişileri kırmaktan çekinmeyen biriyle çalışmak zorunda kaldım ve yargıladığım kişinin yüksek egosu beni de girdabına aldı. Kendi haklılığımı kanıtlamak istercesine içimdeki yüksek ses egemendi.Onu yargılarken kendi egom hakim geldi. Çok uğraştım, sakinleşmek için Rabbimden, Baş Meleklerde, Üstatlardan yardım istedim ama demek ki yeterinde içten değilmiş. Kötücül düşünceler ne de çabuk galip geliyor!
    Daha çok çalışmam gerek, daha çok meditasyon daha çok içe yönelim.

    Demek ki; bu dersimizi de böyle üzülerek alıp hatamızı kabul etmek gerekiyormuş. o kişiyi de, egosunu da, tüm davranış kalıplarını da topladım, kendi egomdan arta kalanları da ekledim. Deriiin bir nefesle serbest bıraktım gitti.

    Anladım 😦

    Beğen

    • Sevgili Zuzu, bütün bunları yazarken yine kendinizi yargılıyorsunuz… Bağışlayın kendinizi, karşı tarafı… O zaten sizin enerjinizin bir aynası. Gerekiyorsa özür dileyin, gerekmiyorsa dilemeyin. Ama artık yargıyı bırakın gitsin!

      Beğen

  5. Her şeyin birlikte yaşandığı ve birlikte aynı şekilde hissedildiği inanılmaz zamanları yaşıyoruz. Armağanlarımız tam ihtiyaç duyduğumuz zamanda uzatılıyor önümüze, nasıl şükran duymayız ki, nasıl bize yol gösteren, arkamızdan, yanımızdan hafifçe dokunarak bize destek verenlerin önünde saygıyla eğilmeyiz ki…………
    Koskocaman bütünlüğü hissedebiliyor hatta kendi deyimimle kafamın içindeki gözlerimle görebiliyor ve şükranla eğiliyorum önünüzde.

    Liked by 1 kişi

  6. Muhakeme’yi nasıl basarabilecegimi bilemiyorum.Galiba sadece yargı değil suçlama da yapıyorum…farkındayım ama yapıyorum…sen sen sen diye başlıyorum cümleye…içimde bir huzursuzluk hissediyorum..geri dön sus diyor içimdeki ses ama alışkanlık tatlı geliyor…sonra yazınızı okuyorum utanıyorum…peki bunu da kabul ediyorum..farkındalığım artıyor biraz yavaş da olsa..kendimi affediyorum..yargılamaktan vazgeçiyorum ve hafifliyorum…

    Liked by 1 kişi

  7. merhaba. yorumum.biraz geç olsa da bu konuda En İyi Teklif isimli film’de acidigimiz, yardim talep etmedigi halde kibrimizin gizli maskesiyle iyi kurtarico role burundugumuz antika saticisinin claire isimli kizin telefonda ‘yönetmenim’ dedigini.duydugu halde isaretleri sezgilerini dinlemeyip bugunki yazinizda Sevgi incitmez ama ask insanin.kendinden sapmasidir cumlelerine nokta koymus. Saygilarimla

    Liked by 1 kişi