Meleklerle Sohbet

Yeshua: Nefesin Değeri

Sevgili Dostlar, bugün Yeshua’dan oldukça ilginç bir mesaj paylaşıyorum, bu mesaj beni bir mıknatıs gibi çekti, sizinle paylaşamamak elimde değildi. Biraz açık düşünce isteyen bu mesajın ilettiklerini umarım siz de benim gibi hissedebilirsiniz. Yeshua’ya ve kanallığını yapan Judith Oates’a çok teşekkürler. (oakbridge.org)

Chris Sukut Art 2

Sevgili, gelin şimdi nefesin değeri üzerinde konuşalım. İnsan formunda – ya da dört ayaklı formda – doğduğunuzda yaptığınız ilk şey nefes almaktır. Ve bedeninizi bırakarak gerçek Işık enerjisi formuna geçerken yaptığınız son şey de nefes vermektir.

Biz formu (bedeni) tasarlarken, çekici ve çevik bir şey tasarlama konusunda hemfikirdik. Dört ayaklı kategorisinde farklı formlar denedik. Bazılarına adına mitoloji dediğiniz şeyde rastlayabilirsiniz ve dersiniz ki; “Hmm, yok canım” ama öyleydi. Evet biz tek boynuzlu atı ve yarı insan-yarı atı yarattık.

Ve tasarımın parçası olarak nefes tekniklerini de düşündük. Denemeyi istediğimiz bir şey miydi? Nefes almanın ve vermenin verdiği hissi gayet iyi biliyorsunuz. Ve farklı nefes çekmelerle oynadık. Bunu bazı dört ayaklı büyüklerde görüyorsunuz, burundan ve ağızdan doğru oldukça yüksek gürültülü ses çıkarıyorlar. (Bazı insanlar da böyle yapabiliyor.)

Burun şekilleriyle oynadık, aristokratik burun var, kısa burun, kalın burun, tombul burun, uzun burun, hortum burun ve pek çok diğer çeşitler.

Bazı deneylerimiz çok iyi çalıştı, bazıları ise diğer deneyler için yeni fikirler üretti.

Böylece uçup gitmeyi ya da çok hızlı koşmayı, denizde hızla yüzmeyi veya “ben zaten tek bir gün yaşamayı istemiştim” demeyi öğrendiniz. Şimdi küçük kanatlılarınız bile var,  çok minik olanlar, bir gün kadar yaşayanlar ve belki onlar sonra kuş olarak gelecekler. Yani bir gün böcek olarak gelebilir, belki ertesi gün böcek yiyen bir kuş olabilirsiniz. Ve yargılama var mı? Hayır, yargı yok. Sadece ifade var.

İki ayağı üzerinde yürüyebilen çeşit (yani insan) olduğunuzda ise her şeyin hükümdarı olduğunuzu düşünüyorsunuz ve yargılama var. Değerli olarak görünen şeylerin bir derecelendirilmesi var ve tabii ki kendinizi piramidin en tepesine koyuyorsunuz. Erkek, şimdi Kadına doğru değişiyor ve dişi form da diyor ki, “Ben eşitim ve eğer bilinmesi gerekiyorsa ben biraz daha bilgeyim.” (Gülümseyerek) Ben de size göz kırpıyorum.

Bir enkarnasyonda erkek ya da kadın olmayı seçmekte özgürsünüz çünkü hem dişi hem de eril oldunuz ve farklı yaşamlarda farklı ifadeler seçtiniz, eril-eril, dişi-dişi veya eril-dişi. Sizi gruplarda toplayan tek şey toplumdur ve neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyleyerek yargıya girer.

Size söylüyorum, sevgi her zaman doğrudur, her zaman uygundur. Formu ne olursa olsun, sevgi sevgidir. Yani bazılarınız bu yaşamda ifadelerinizle oynuyorsunuz ve nasıl hissettirdiğine bakıyorsunuz ve bazılarınız da diyor ki, “ah ben onu da şunu da denedim ve hepsini seviyorum.” İşte BİR olmanın ifadesini ve enginliğini o noktada bulursunuz, hepsini, her şeyi sevdiğiniz yerde. Yargı olmadan.

Nefes: Bu yaşam ifadesinde temeldir. Formun çalışabilir olmasını sağlamaktan çok daha fazla değer taşır. Keşfetmiş olduğunuz gibi, zihin çok meşgul olduğunda, zihin gereğinden fazla kullanıldığında ve ruhtan “izin ver, huzuru hissedeyim” diye bir çığlık yükseldiğinde, durursunuz ve bir derin nefes alırsınız ve belki bir nefes daha ve bir huzur hissi bilinir.

Bir sonraki anda ise sıklıkla zihin yine meşguliyete geri döner ve kendine sorar, “ben demin ne düşünüyordum?” bununla birlikte bütün yargılar, hisler ve neyin nasıl olması gerektiği düşünceleri geri gelir. Bir nefes daha alırsınız ve salıverirsiniz.

Bazen bir dost gelir, bir şey hakkında sinirleri bozuk ve aşırı heyecanlı. Onun enerjisini hissedebilirsiniz ve o enerjide olmayı istemezsiniz.  Sessizce derin bir nefes alırsınız, nefesin sadeliği ile kendi huzur alanınızda durursunuz, sizin huzurunuz belki dostunuza ulaşır ve o da huzur hisseder – ya da hissetmez. (Gülümseyerek) Belki birkaç derin nefes daha gerekir.

Hayatın son nefesine gelince, çoğunluk için o en huzurlu nefestir. Bedeni bırakmayı o anda beklemeyenler için bile, son nefes bir anda gerçekleşir. Bunu gördünüz, bir bedeni bırakanla beraber olan bazılarınız gördü, bir an nefes alıyorlar, belki yumuşakça, hafifçe ve bir diğerinde almıyorlar.

Sıklıkla, o son nefesle gelen bir huzur hissi vardır; bu kendinize verdiğiniz bir armağandır, nefesle huzurda olmak. Yani bu korkulacak bir şey değildir. Gerçekte kucaklanacak bir şeydir ama tabii ki, formla (bedenle) işiniz bitmeden önce değil.

Bugün ve bu zamanda insan formunu seçmiş olmaktan mutlu olmayan kardeşlerimiz var, diyorlar ki ayrılmak, çıkmak istiyorlar. Ve bazıları tarafından da bir yargılama var, “Gitmeyi seçmeye hakları yok” ve elbette hakları var. Her zaman hangi form seçilirse seçilsin, kendini formda ifade etmek bir seçimdir. Son nefesinin ne zaman ve nasıl olacağını seçmek ve kendini sadece bilinçte ifade etmek de bir seçimdir.

Şimdi, şu soru defalarca soruldu, “Son nefesimi aldığımda ne olur? Forma ne olmalıdır?” Bu, ne planladığınıza ve diğerlerine formunuza ne olması gerektiğini söylemenize bağlıdır. Eğer sizin dileklerinize uyarlarsa, o zaman onlar olur. Ancak onu salıverdiğiniz noktada artık formla ilgilenmezsiniz.

Eğer bir çukur kazmayı ve formu ona yerleştirmeyi seçerlerse, sorun yoktur. Ve bazıları çok fazla toprağın kazılıp içine form konduğunu ve bedenin küle çevrilmesinin çok daha ekonomik ve etkin olacağına karar verebilir, bir kapta saklayıp evde her önünden geçtiklerinde “merhaba” demeyi seçebilirler – bunun zaman zaman olduğunu da görüyorum.

Fakat son nefesle birlikte sizin formla işiniz bitmiştir ve özgürsünüzdür.

-Meli, -malı düşüncelerinin hislerini artık tutmamaktasınızdır. Onlar ne yapmaya karar verirlerse, onlara huzur veren şey budur. Bir defa formu bıraktığınızda bu konuda düşünmezsiniz. Çok korku var, bu uzun süredir böyle, ayrılık inancından kaynaklanıyor. Form bırakıldığında, “Nereye gidiyorum? Var olmayı durduruyor muyum? Ben her şeyden ayrı mı düşüyorum? Nereye gidiyorum?” Çok defalar konuşmuş olduğumuz yeşil çayırlara gidiyorsunuz; çim tepelere, ağaçların zirvelerine, bulutlara, özgürce. Ne deneyimlemek istiyorsanız, deneyimleyeceksiniz, çünkü siz Yaratıcısınız. Siz şu anda birlikte geçirdiğimiz zamanı yaratıyorsunuz. Siz yarını yaratıyorsunuz, bugün gördüğünüz şekilde. Formu salıverip son nefese izin verdiğinizde de hala yaratıyor olacaksınız.

Şimdi, sözde öğrenmiş olanlar ama pek de o kadar çok şey bilmeyenler tarafından öğretildiniz. Arınmak için ateşli bir yere gideceğiniz öğretildi, bir anlık o inanca sahip olabilirsiniz. Fakat sonra özgürsünüz; dinlenmekte özgür, ruh grubunuzdaki diğerlerine katılmakta özgür, gidip Yaşamın yeni ifadesini yaratmakta özgür. Bilin ki gerçekten her zaman ve sonsuza dek, zaman kavramının çok ötesinde, siz yaratıyorsunuz. Siz Yaratıcısınız. Ayrılık yok. Bunu daha önce de söylemiş olduğu duydunuz mu? Ah, evet, tabii ki duydunuz.

Ayrılık yok. O son nefesi bırakmanın saadetiyle çoklukla bireyin hissettiği özgürlüktür, büyük neşe-keyif-coşku dolu bir özgürlük. O son nefes nasıl verilmiş olursa olsun, orada özgürlük ve özgürlüğün neşesi-keyfi-coşkusu vardır.

Son nefesin ötesinde de zaman var mıdır? Evet ve hayır, çünkü hala daha yaratıyorsunuz. Yani eğer inanç sisteminize zaman olacağı fikri kazınmış ise, zaman olacaktır, o zamanın keyfini çıkarın, bedeni bırakmış olsanız bile inancınızdan dolayı bir zaman süreci olacaktır, zamanın dışında olmanıza rağmen sanki zamanı hala daha sayıyormuşsunuz gibi.  Fakat sizinle paylaşabilirim, o hızla geçer, çünkü özgür hissedersiniz.

Son nefesinizi de bıraktıktan sonra diğerlerinin neler yaptığı konusunda bilinçli bilginiz olur mu? Eğer isterseniz evet. Zaman zaman kontrol edip nasıl olduklarını görebilirsiniz. Ancak, böyle bir ifadede bile hala daha ayrılık olduğu düşüncesine inanç vardır. Ve hala daha kendini formda ifade edenler sizi göremediklerini, duyamadıklarını söyleyeceklerdir. Ama tam orada, onların yanında oturuyorsunuz, onlara uzanıyorsunuz, dokunuyor, saçını okşuyorsunuz ve belki bir şeyler hissederler. “Şu geçen John amca mıydı?” Evet, öyleydi, yani lütfen hissedin. Bunu onaylayın ve deyin ki, “nerede olduğunu bilmiyorum ama seni hissettim.” Bunu söyleyenleri duydum ve çok da doğrudur. Çünkü… Ayrılık yok. Ayrılık yok.

Görevimin bir bölümü, ayrılık olmadığını sizlere aşılamaktır. Yani eğer kendimi tekrar ediyorsam, bu size gelmeden önce kabul etmiş olduğum direktiflerden dolayıdır. O kadar çok söyleyeyim ki bilin, formu bıraktığınızda ve merak ettiğinizde “Peki şimdi ne yapacağım? Ne yapabilirim?” dediğinizde hatırlayın, ayrılık yok.

Yani formdayken sevdikleriniz formu salıverip gittiklerinde, hala sizinle beraberler. Hislerinizi hissederler. Eğer yas içindeyseniz, bir parmak bulup sizi dürtmeyi çok isterler, “Uyan, ben hala buradayım”, çünkü buradalar. Ve mutlu olduğunuzda onlar da mutludurlar. Yani bedeni salıvermiş olanları neşe-keyif-coşkuyla, sevecen şekillerde, birlikte güldüğünüz, sarıldığınız, kalpten kalbe bir olmayı deneyimlediğiniz anılarla hatırlamanız yerinde olur, size bu yakışır.

Siz mucizelerle dolu bir varlıksınız. Düşünebildiğiniz tüm ifadelerinizi sıklıkla tek amaçla gerçekleştirdiniz, neşe-keyif-coşkuyu ve sevgiyi hissetmek. Sizin işiniz budur. Hepsi bu. Biliyorum, bu zaman ve devirde – ve bu binlerce yıl böyle olmuştur – bir şeyler başarmak zorunda olduğunuzu hissediyorsunuz. Böylece aranızdan bazıları iş hayatına atıldınız ve bulabileceğiniz, yaratabileceğiniz bütün altınları topladınız. O bazıları altın para yığınına bakıyor ve diyor ki, “Bunu ben yaptım.”

Ama son nefesini salıverme noktasına gelindiğinde, altın paraların önemi nedir, dev bir yığın olsa da olmasa da. Önemi yok. Önemli olan, gerçek olduğunu bildiğiniz sevgi hissini yanınızda götürmenizdir. O yüzden sevgi biriktirerek orada olun, aynen spor salonuna gidip kas yapar gibi. Bu konuda daha güçlü, daha güçlü olun, idman yapın. Çalışın ya da oynayın ama bunu sevgiyle yapın. Gidip de “Biliyor musun, seni gerçekten beğeniyorum, seninle birlikte olduğumda hep çok iyi hissediyorum, sevgiyi hissediyorum” diyebileceğiniz insanlar bulun.

Her gün en azından bir kişiye âşık olun. Daha da iyisi, aynada gördüğünüze âşık olun. Sabah ilk iş, uyanırsınız, saçlar karışmış, sakal uzamış, vs., aynaya bakın ve onu sevin. Ve bunun sırrı da şudur, ona âşık olduğunuzda ve sevgiyi hissettiğinizde bütün gün yanınızda taşırsınız ve karşılaştığınız herkese sevgi armağanını verirsiniz. İşte o zaman onlar da sevgiyle canlanırlar, değerli olma hissinde canlanırlar. Bu, herhangi birine verebileceğiniz en büyük hediyedir. Onların da değeri olduğunu gördüğünüzü bildirmeniz, onların ifadesinde olmaktan memnuniyet duyduğunuzu bildirmeniz. En büyük hediye.

Nefes alın çünkü nefesle huzur fırsatı gelir. Bazen tekrar tekrar nefes almak zorunda kalabilir, ta ki “Ama Yeshua, artık soluğum kesilip yere yıkılmak üzereyim” diyebilirsiniz. Hayır, kendinize zarar vermeyeceksiniz, bu çok nefesle olmaz. Nefese yerleştirdiğimiz güvenlik önlemlerinden biri de asla zarar verecek kadar çok sık nefes almak diye bir şeyin olmamasıdır. Gereğinden az nefes alabilirsiniz – ve bu da biraz zararlı olabilir – ama gereğinden fazla nefes alamazsınız.

Nefesin değeri? Bu gerçeklikte – küçük “g” ile gerçeklik – bir de onsuz yaşamayı deneyin. O kadar da iyi sonuç vermez. Nefesin değeri: Sizi huzur alanına taşır. Değer – biz değerle ilgili bir seri yapıyoruz. Nefesin değeri ölçülemez. O şifa verir. O bütünleştirir. O sizi BİR olmaya getirir. Öyle bir huzur getirir ki, zihni çok aşan bilgeliğe kendinizi açarsınız: Var olmanın bilgeliğine.

Ne zaman herhangi bir şey hakkında bir sorunuz olsa, cevap da bir soruyla gelir ve ona nefesle ulaşırsınız. Bir derin nefes alarak ve cevaba açık olarak. Eğer en başında cevabı beğenmezseniz, bir daha nefes alın ve daha fazlasını sorun, daha fazla bilgi, daha fazla yönlendirme. Ve derhal bir şey gelmezse, sadece huzurda sabit kalın, bekleyin.

Kutsal çocuk, huzurumu size veriyorum. Nefes alın.

Öyle de oldu.

Yeshua, Judith aracılığıyla ifade halinde.


Bu dönemde ruhunuzun potansiyelini bütünüyle anlamak, hayata nasıl geçirebileceğinizi öğrenmek, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

2019’da YENİ! En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın veya moralev@outlook.com adresine yazın.


Telif Hakkı©2019 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2019 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

13 replies »

  1. Ben hergün babamın vefatından sonra aglardım açı çeker üzülürdüm evet ölmek hak biliyorum ama ayrılık olmasaydı şimdiden sonra üzülmüyorum çünkü hep merak ettigim sordugum soruların cevaplarım sizin aracılıgınızla aldım şimdi çok mutluyum sevgi dolu bir varlık olarak dünyaya gelmekten ve bunu bütün evrene insanlara doga ya hayvanlara vermekten onur duyuyorum son nefesime kadar yaşam amacım için çalısacagım bu benim mutlulugum huzurum olacak moralev çok tesekur ederim size ve kanallık eden herkeze sonsuz sevgilerimle

    Liked by 6 people

  2. Dün gece yatarken, 1 yıl önce kaybettiğim babamın hep yanımda olduğunu düşünerek “baba bana ölüm nasıl bir şey anlatır misin?” Diye sordum. Cevabım sizden geldi ne de güzel bir cevap. Babam gerçekten beni duymuş olmalı ki bu mesaj bugün geldi ve ben kalkar kalkmaz okudum. Babamla 1 yıldır bu şekilde iletişim kuruyoruz. Artık bundan eminim… Cok teşekkür ederim Mor Alev…

    Liked by 8 people

  3. Merhaba,

    Buyukannem cok bilge bir kadindi. Formunu terk etmesinden 1 hafta once “artik bu kadar yorgun bir bedenle yasamak istemedigini” ifade etmisti, ama asla sikayet ederek degil. Arzusunu ifade etmisti. Son gununde, son nefesine kadar yanindaydim ve son nefesini verdiginde gercekten cok huzurlu gorunuyordu.

    Son yillarinda, en buyuk korkusu, formunu terk ettikten sonra kotu kokmakti. Geride biraktigi bedenin diger insanlara rahatsizlik vermesini istemiyordu, bu kadar ince biriydi. Öldükten sonra onunla vedalasmak icin yanaklarindan ve dudagindan optum, agzi ve yuzu çiçek bahcesi gibi kokuyordu. Hayatimda aldigim en guzel koku. Ama o zamanlar cok 3D’ydim ve bunu zihnimin bi oyunu zannedip kimseye soylemedim. Bundan 1 hafta sonra annem, ben, teyzem ve kuzenim konusurken ogrendim ki herkes ayni kokuyu duyumsamis, ama kimse inanmaz diye birbirimize soylememis,herkes bunu yargilamayacagini dusundugu 1 kisiye soylemis sadece.

    Buyukanneme, formdan ayrilisin korkunc bir sey olmadigini ogrettigi icin ve gidisinden sonra bile bize boyle guzel bir hediye biraktigi icin binlerce tesekkur ederim. Geride biraktigin formun kimseye yuk olmadi, tertemiz ve ruhuna hizmet etmekten mutlu bir sekilde toprak oldu 🙏

    Liked by 7 people

  4. Nefes seanslarımda kullandığım bir olumlama:
    Nefes güvenlidir hayat güvenlidir.Nefes ilahidir yaşam ilahidir.Nefes sevgidir biz sevgiyiz ❤
    Nefesle gelen her hatırlatma şükür ve minnet sebebim.
    Nefesin temizlemediği şifalandırmadığı bir alan yok..
    Teşekkürler tüm aracılarla ve Mor Alev size ❤

    Liked by 7 people

    • Harikaymis 🙏 ben de fizik bedenimde agri oldugu zaman nefesi o noktaya alirim, sevgi ve saliverme enerjisi gonderirim. Agriyi,aciyi kotu diye etiketlemeden deneyimlemeye calisirim boylece. Verecegi bilgiyi verip gider o da 😊

      Liked by 5 people

  5. Göz yaşlarım sevgi ile akıyor..Aracı olam tüm varlıklara sevgi ile sarılıyorum..Teşekkürler teşekkürler MorAlev..

    Liked by 5 people

  6. Tüylerim diken diken oldu çünkü hastalığı ikide birde tekrar eden dedemi kaybedeceğim gerçeğiyle yüzleşmeye çalışıyordum bugün. Ve dedim ki Allahım ben niye acımı düzgün yaşayamıyorum hep bir direnç var içimde. Sonra bloga gelip yazıyı okurken konunun ne olduğunu farkettiğimde içim bir tuhaf oldu gözlerim doldu . Son zamanlarda pek sık gelmediğimi de itiraf etmeliyim. İyiki gelmişim💖 iyiki varsınız🌸

    Liked by 4 people

  7. Nasil guzel ve derin bir mesaj secmissin boyle,guzel Moralev.Aklim erdiginden beri annem ve babam diger tarafa gecince onlarla bir daha bulusamamaktan korkardim ben,hep bu nasil gerceklesir?Frekanslarimiz ayni olmazsa nasil biraraya gelebiliriz?vs.gibi sorular sorup durdum.Bundan yillar once olen minik bildircinimin ardindan oylesine agladim ki sonunda bir gece ruyamda cimenli tepelerde bulustuk,;ozgurce dolasiyordu orda ayni zamanda, uzun bir kuyrukta sakince bekleyen insanlar gordum,sanki yeniden donusu bekliyorlar gibi.Sonra kusumu rahat biraktim :)) Aramizda sevgi olan hicbir varlikla ayri dusemeyecegimize inaniyorum artik,yine de gozler islaniyor biraz ama..Cok tesekkur ederim varligina.

    Liked by 4 people

  8. Bu hafta sonu nefes eğitimi almaya niyet edip, kaydımı yaptırmamdan 2 3 gün sonra bu yazıyı paylaşmış olmanız çok keyifli bir tevafuk. Teşekkür ederim…

    Liked by 1 kişi