Zamanın Ruhu

Yaşadığımız Dönem Üzerine Düşünceler (Temmuz 2018 – 2): Masumiyet, Ufak Işık ve Gülmek

Bu Ufak Işık…

Bir sonraki aşamanın enerjisi ve heyecanlı beklentisi yükselmeye başlarken, içinizde kelebekler uçuyormuş gibi, biraz da havai ya da sersemlemiş gibi hissedebilirsiniz. (Gülümseyerek) Hiçbir hazırlığa ihtiyacınız yok; bu özel geçişler ve gelişim dönemleri sizler için birer eski şapka haline geldiler. (Onlara alıştınız.)

Bu sefer sizden yapmanız istenen, değişikliklere gerçekten hissederek girmenizdir. Değişimin ne olduğunu hissedin, size neler getirdiğini görün ve onları iyi kullanın. Sevecen, zarif ve yumuşak bir dünya doğuyor! Yeryüzü âleminizin kaosunun ortasında ufak bir ışık var ve gelmekte olan haftalarda o ışık her gün daha da fazla parlamaya devam edecek. Onu elinizden gelen her şekilde beslediğinizden ve keyfini çıkardığınızdan emin olun… o sizin geleceğiniz! – Yaratan

Dream Fort by Erin McguireSevgili Dostlar,

Bu sabah uyandım ve “artık hepimizin gülmesini istiyorum!” diye bir düşünce yükseldi içimden. “Sıkıldım. Mağaralardan, derinlerden sıkıldım!” Tabii, bu karanlığı yaratan biz olduğumuza göre, içinden çıkmak da bize kalıyor. Ve bunu sadece hafifleyerek yapabiliriz. Ama nasıl hafifleriz?

Bu sabah, Tayland’daki mağara kurtarışı ile ilgili yeni bir makale okudum. Biliyorsunuz, ben bu olayı hem sembolik, hem de olabilecek en gerçek açıdan kurtuluşu temsil ettiği için okumadan geçemiyorum. Dün kurtarılan çocuklar ve dalgıçlar bir basın toplantısı yapmış. İlk önce mağaradan kimin çıkacağına nasıl ve kimin karar verdiği sorulmuş. Bu konu oldukça fazla konuşulmuştu kurtarma operasyonu öncesi ve sırasında. Acaba önce en sağlıkları mı çıkarmalı, en zayıf olanları mı, vs., vs…. Çocuklar demiş ki, “Biz karar verdik!” Ve kriter de şuymuş: Mağaradan evi en uzakta olan çocuklar ilk çıkmış çünkü eve kadar bisikletle gitmek en uzun onlar için sürecekmiş! Ben buna hayran kaldım! Dışarıdaki yetişkinlere de çok güldüm!

Tabii çocuklar mağaradan çıkar çıkmaz hastaneye taşındılar, günlerce karantinada kaldılar. Dikkatle beslendiler, ailelerini bir cam duvarın arkasında görebildiler. Bundan sonra ne olacak bilmiyoruz.

Ama mağarada olanları biraz daha fazla anlıyoruz. Dalgıçlar onları bulmadan önce, bir tünel kazarak dışarıya çıkmak istediklerini, neredeyse 4 metrelik bir kazı yapabildiklerini, bulunduktan sonra günler süren bekleyişlerinde dalgıçlarla satranç oynadıklarını, bir dalgıcın bütün kıyafetlerini üşüyen çocuklara verdiği için günlerini onların yanında sadece iç çamaşır ve folyo örtüyle geçirdiğini, duvarlardan damlayan sularla kendilerini hayatta tutmuş olduklarını ve ebeveynlerine haber vermeden mağaraya gittikleri için pişmanlıklarını, düzenli olarak birlikte dua ettiklerini…

Bu çocuklar bize sakinliğin, inancın ve masumiyetin güzelliğini sergilediler. Grup bilincinin nasıl çalıştığını da anlamamıza yardımcı oldular.

Teslimiyet önemlidir, biliyorsunuz sizi panikten, yanlış adımlardan, anlamsız tepkilerden korur. Duruma bir şekilde teslim olduklarına inanıyorum. Ama o teslimiyetin “şekli” önemliydi. Umutsuzluğa değil, umuda teslim oldular.

Ve kendi mantıklarıyla kendi kararlarını kendileri verdiler. Onlar için herkes aynıydı, zayıf, hasta, güçlü yoktu, evi daha uzak olduğu için daha fazla pedal çevirecek olan vardı! Bu da bana dünkü “huysuz muhalifler” mesajında yer alan şu sözleri anımsatıyor:

“Neler olduğunu anlamayanlara mantıksız gelen yeni sınırlar yarattınız.”

Bizler, “mantıklı yetişkinler”, 3D alışkanlıklarını devam ettirmeye çalışan parçalarımız, aslında komik olmaya başladık. Umuda teslim olmak yerine, kaygıya teslim oluyoruz. Bunu yaparken de kendimizi “süper akıllı” hissediyoruz. En ufak dostluklarda bile risk değerlendirmeleri yapan parçalarımız var. Önlemler ve korunma duvarları hepimizi boğarken, “masumiyet kayboldu” diyoruz. Masumiyet kaybolmadı, duvarın öteki tarafında kaldı! Masumiyet son derece rahat, özgür ve neşeli. Onu içeriye almayan biziz. Gerçekten saçmalıyoruz.

Ya şikâyet ve hata araştırmaları yöneten parçalarımıza ne dersiniz? Bir şeyden şikâyet etmek, bir şeylerde hata bulmak bizi “üstün” hissettiriyor. “Detaylara çok dikkat ederim” diyerek övünen dostlar, çok güzel bir beceri ama bunu yanlışları bularak kendinizi iyi/kötü hissetmek için mi, detayların güzelliğinin keyfini çıkarmak için mi yapıyorsunuz?

Ve işte bu Plütonik yeraltı günlerinde, küçük benliklerimiz karanlıklarda hazine avcılığı yaparken, kalpten gülmeye olan ihtiyacımızı ve gülünecek en iyi malzemenin de ta kendimiz olduğunu bir defa daha fark ediyoruz. Kendimizi bu kadar çok ciddiye almamız bile komik geliyor.

Biz istediğimiz kadar “yetişkin” şekillerde zihnimizde yaşayalım, hayatı otomatiğe bağlayalım, 12 maceracı çocuk ve genç antrenörleri sadece kendileri olarak, en saf halleriyle bütün dünyayı bir inisiyasyondan geçirdiler.

Dalgıçları sayısız dehlizler ağında çocukların bulunduğu noktaya çeken neydi acaba? Bilinçleriyle bu kurtarılışı çocuklar mı yarattı? Dualarına olan inançları mı onları çekti? Dalgıçları hayatlarını tehlikeye atarak inatla çocukları aramaya iten neydi peki? Onları bulabileceklerine olan inançları? Kalplerindeki bir ses? İçlerindeki umut?

Nasıl günlerce hayatta kaldılar? Korktular mı? Korkuyu nasıl yendiler?

Bu düşünceleri yazmak zorunda olduğumu biliyordum da, nasıl yazılacağını bilmiyordum. Bir sürü başka işle uğraştım ve sonunda blog işlerine döndüm, “acaba Yaratan Mesajları bugünler için ne diyor?” dedim ve yukarıdaki en son mesajı gördüm. Işık. O küçük ışık hem içimizde, hem de dışımızda. Kolektif ışık ise yerin kilometrelerce derininde yakıldı ve ışıldamaya devam edecek. Bundan eminim.

Birkaç saat önce ay (duygularımız), Plüton’la (derin gerçekler ve dönüşüm) kare açı yaptı, uykunuzda bile bam telinize basılmış olabilir. Şimdi, peş peşe Oğlak dolunayını ve Plüton’la çekişerek gerçekleşen güneş tutulmasını yaşamış olduğumuza göre, içimizdeki karanlığı biraz daha tanıyoruz. Ve anlıyoruz ki, orada aradığımız öcüler değil. Orada, içimizde sülfür kokan ölümcül utançlar yok. Orada aradığımız ışıktır. Umudun ışığı. Masumiyetin neşesi. Nefes alabilmenin keyfi. Ve bir de, lütfen, bu blog aşkına, orada biraz da mizah bulursanız, her yer ışıl ışıl olacak!

Bu ufak düşünceler yazısını Tom Lescher’in bu haftanın astrolojisine dayanarak verdiği mantra ile bitirmek istiyorum (ilginç! Mantra tam da bu yazıyı bitirmek üzereyken geldi):

“Şimdi içimdeki o parçayı salıveriyorum

O insafsız mükemmeliyetçiyi

Ve basit şeylerden keyif alıyorum

İnsan olmanın getirdiği”

Dostlar, umuda teslim olarak, bu tutulma döneminin sonunda o ufak ışığı bir şenlik ateşine çevirmeye ne dersiniz?

©Mor Alev 2018

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. https://moralev.com

18 replies »

  1. Eyv’Allah derim.. Sizi severim bea.. O ışık yolumu aydınlattı.. Şükür.. Uzun uzun yazmak istemedim.. Üstü üste yaşadıklarım kendimi gösterdi gene.. Bedenim yardım etti.. Düştüm.. Üzerime kaynar kahve döküldü yandım biraz.. Ama korkularımı fark ettim.. Budur.. Yardım istedim.. Şu an yazarken içten evet iyiyim dedim.. 😊👌🌹👋

    Liked by 1 kişi

  2. Ben mağaradaki çocukları bu blog vasıtasıyla öğrenmiştim. açıkça söylemek gerekirse de epeyce de kendime gelememiştim. Çok etkiledi beni o olay. Allah’tan öğrendiğimde hepsi kurtulmuştu. ama yine de çok etkilenmiştim.Mesajlarınızdan anladığım kadarıyla üzerimizdeki kasvetli hal yavaş yavaş kahkahalar eşiliğinde keyifle dağılıyor. Nihayet…

    Liked by 1 kişi

  3. Oh be içim açıldı bu yazıdan harika şeyler olucak bizi bekliyor.Her yerde 7-77-777 ve bugünde 7777 gördüm 😂😂😂mucize geliyor oleyyyy💃💃💃

    Liked by 1 kişi

  4. Günlerdir son zamanlardaki yazılarınızın somut ve dokunulabilecek kadar neredeyse fiziksel olduğunu yazıyorum ve bu yazı ile birlikte o gerçeklik aynı anda bütün vücuduma sarılarak kucaklayan iki kola dönüşüverdi. tepeden tırnağa ışık ve sevgiyle sarılarak kutsandım sanki. ofisimde oturmuş 3d işlerle meşgulken birden an’a döndüm ve anda ne kadar da mutlu olduğumu hissettim. ek olarak bir vizyonla birlikte çok önceden -sanıyorum arktrusluların mesajıydı- üçüncü göz çakramızın bulunuduğu yerde bir oktahedron hayal ederek yer kürenin ve kaynağın kalbinden akan iki enerjiyi karıştırıyorduk.üzerimden akan enerjinin yerkürenin kalbine, ışık tabakaya ulaştığına iç gözümle şahit oldum. inanın ne o vizyondan ne de o enerjiden bir daha çıkmak istemiyorum kendimi tam anlamıyla evde hissettim.
    sizi çok seviyorum, buradaki ve olmayan herkesi, rehberlerimizi, kutsal kaynağı ve özü.. teşekkürler

    Liked by 1 kişi

  5. Tam da böyle ❤
    İçimde bir kutlama,kutsama heyecanı😊
    Haydi o halde coşkuyla kutlayalım ortak sevincimizi ve yeni gelen güzellikleri 🍀

    Liked by 1 kişi

  6. Sevgili Mor Alev….dönem de OL AN lamı, içinden gelen ve gençlerle paylaşman… teşekkür ediyorum… bu gün yazdıklarına yorumum.. Sezen Aksu dan geliyor… Bu varlığın, bağlantıdayken aldığı bilgileri, sanatla,müzkle, şarkı sözleri ile dünyaya aktarmasına, en içime döndüğüm dönemlerde yaşadım… varın siz de yaşayın… benim karanlık
    yanım…sevgiyle…

    Liked by 1 kişi

  7. Bu yazıyı okurken dudaklarımda gittikçe genişleyen gülümsememi hissettim ve yüreğimde büyüyen umudun neşeli kanat seslerini …. çok çok sarılıyorum size ♥️♥️♥️

    Liked by 1 kişi

  8. Tam da gecen sene bugunlerde bodrum depremini yasamistim.Cok iyi hatirliyorum,depremden cok korkan ben o an ilk defa o kadar sakindimki.kendim bile anlamlandiramamistim.İki gundur hatiralarimda bu konuyu dusunuyordum sadece adini konduramiyordum. “Umuda teslim olmak..” Zamanlamalariniz yine harika..Tesekkurler Mor Alev

    Liked by 1 kişi

  9. 💜“Şimdi içimdeki o parçayı salıveriyorum

    O insafsız mükemmeliyetçiyi

    Ve basit şeylerden keyif alıyorum

    İnsan olmanın getirdiği”💜Tesekkür ederim.Tesekkür ederim.Tesekkür ederim💜🙏okuduklarima,beni gülümsetmesine,cocuklarin umut Ve kurtuluslarina😊Sükrediyorum🙏💜Tesekkür ederim🙏Mor Alev 💜🙏🙏🙏

    Liked by 1 kişi