Zamanın Ruhu

Yaşadığımız Dönem Üzerine Düşünceler (Mayıs 2018): Olumsuz Enerjiler ve Çatışma Kancaları

Twitter artist unknownSevgili Dostlar,

Geçen hafta Cuma günü benim açımdan ilginç bir şey oldu… Biliyorsunuz, Mor Alev Bloguna ait Facebook, Twitter ve Instagram hesapları sadece Mor Alev’in uzantıları, ana iletişim araçları değil. Yıllardır alıştınız, ufak tefek yorumlara ve sorulara cevap verdiğim olur ama sizlerle en iyi ve detaylı blogda ya da email aracılığıyla konuşuruz. Özellikle Twitter’da sadece yayınların bağlantısı otomatik olarak yayınlanır ve aylarca o hesaba girip bakmadığım olur, Twitter’daki karakter kısıtlamaları, vs., aslında bu bloğa pek de uygun değil.

Bir gün önce Twitter’ın şifre değişimi istediğini okuyunca Cuma günü hesaba girdim ve şöyle bir akışa da baktım. Birisi uzun bir süre önce Twitter akışına bir mesaj bırakmış, görmemişim. Kendini ünlü bir astrolog olarak tanımlayan bu kullanıcı emir kipinde ve ikinci tekil şahıs olarak bana seslenmiş, “şöyle yap, böyle yapma”, vs… Tabii benim radarıma genelde böyle şeyler takılmıyor.

İnsanlar beğenmediklerini okumayabilirler, blogda yazan her şey herkesle eş-titreşimde olmayabilir, ben de çok beğendiğim yazarların bile her şeyini kendime uygun bulmayabilirim… Bu önemli mi? Hayır, değil. En yakın dostunuzun bile bazı alışkanlıkları ya da söyledikleri sizinle uyuşmayabilir, bu onu sevmiyorsunuz anlamına gelmez, onu yargılamadan kabul ettiğinizde büyük bir sevgi akışına ve daha fazla paylaşıma da yol açabilir.

Sonra aklıma aylar önce yapmış olduğum bir konuşma geldi. Bir danışanım profesyonel astrolog olmak istiyor ama bundan çekiniyordu. Astrologların birbiriyle çok tartıştığını, bu “kavgalarda” seviyenin çok düşük ve “piyasanın” çok kötü olduğunu ve kendini böyle bir ortamda düşünemediğini anlatıyordu. Bu yüzden en çok sevdiği konuyu ve hep özlemini duyduğu kariyeri başlamadan bırakacak mıydı? Benim “piyasadan” haberim yok, çünkü ben astrolojiyi çok seven bir sezgisel yazarım, analizlerimin büyük bir yüzdesi ise kendi kanallığımla yazılıyor. Kendime asla astrolog demedim ve astrolojik danışmanlık da vermiyorum.

Ama içimden “enerjileri dinleyen, kimi zaman sevecen bir dost, kimi zaman bir psikolog gibi çalışan astrolog ışık işçileri neden birbiriyle böyle kavga etsinler ki?” diye sorduğumu hatırlıyorum.

Sonra düşününce şunu anladım, tartışmalarla takipçi sayıları artıyor, bir anlamda internette yer alan bir realite şov gibi, insanlar onların tartışmalarını seyretmek için takipçi oluyor. Takipçiler arttıkça, reklam geliri ya da danışan sayısı artıyor. Yani bunların hepsi birer illüzyon ve negatiften besleniyor. Bilinçli olarak mı yapılıyor? Fikrimce bir kısmı öyle. “Sen böyle tartışmalara girmek zorunda değilsin, neşe-keyif-coşkuda kaldığında, huzur da yanında olacaktır” anlamına gelen önerilerde bulundum, daha sonra seans sırasında da benzer bilgiler aldık.

Şimdi, burada olan şeyi şöyle anlatabilirim: Birisi bir şekilde sizi olumsuz tetikleyeceğini düşündüğü bir şeyi halka açık ortamda size seslenerek yayınlıyor. Bu bir kancadır. (Kancalar makalesini hatırlayalım…) Kancalar karşı koyamadığınız kaşıntılar gibi olabilir. İnandığımız şeyi savunmak için kaşınırız. “Haksızlık!” diyebiliriz ya da başka şeyler. Bu kancaya takılıp takılmamak sizin elinizdedir ama takılmamak zor gelebilir.

Öncelikle otomatik tepkilerle çalışırsak, örneğin ilk saniyelerde ben bu yorumu çok saygısızca ve kaba buldum, Türkçesi de bozuktu. İçimden ilk söylediğim şey “Ben bile karışmıyorum blogda ne yayınlanacağına, her kelime, her yazı, her görsel için izin alıyorum. Bu blog Hamiler tarafından yönetiliyor, bu kişi okumadan, ne olduğunu bilmeden yargılıyor!” oldu. Dikkat! Kancaya takılmak üzereyim! Yani bir başkasının reklam gelirini artırabilirim! 🙂 Bunun da önemi yok tabii, istedikleri kadar kazansınlar, hatta böyle uğraşmaya da ihtiyaçları yok Evrende bereket sonsuz, hepimize yeter. Bunları düşününce içimden gülmek geldi. Aslında bunun bana ve bloğa bir saldırı değil, iltifat olduğunu anladım. Bloğun ünlü olmak gibi bir derdi yok fakat bir şekilde ünlenmiş demek ki gelir artırma yolunda olumsuz kanca atılabiliyor! Adına polemik dediğimiz atışmalar için yol açılıyor.

Böyle bir şey, ister sosyal medyada ister günlük hayatta hepimizin başına gelebilir. Amaç bazen gelir ya da takipçi artırmaktır, bazen ise bambaşka şekillerde “puan” toplamak. Unutmayalım, insanlar hiçbir şeyi kötü hissetmek için yapmaz. Yaptıkları her şey ama her şey, en ışıklısından, en karanlığına kendini iyi hissetmek, içindeki bir dürtüyü tatmin etmek içindir!

Son yıllarda içinden geçtiğimiz arınma, eleme ve temizlik enerjisini bilmeyenimiz kalmadı. Olumsuz olan her şey ortaya saçılırken, şifa arıyor. İnsanlar sadece sevilmek ve onaylanmak istiyorlar. Bu bazen bir insandan “aferin” sözcüğünü duymak, bazen derste yüksek not almak, bazen de kaç defa “beğen” butonuna tıklandığına bakmak olabiliyor.

İnternet bu arınmanın çok büyük bir parçası haline geldi. Bu yönden fikrimce büyük bir hizmet yapıyor. Olumsuz, öfkeli, şikâyetçi, kıskanç, açgözlü, önyargılarla dolu, bazen cahil, çoğu zaman bilinçsizce  – ve buna daha bir sürü sıfat da ekleyebiliriz – yorumlar, sözler, görüntüler her an karşımıza çıkabilir, çıkıyor. Ben kancaya takılmamaya çalışıyorum. Ancak, bizlere, ruhani açıdan biraz daha uyanık olanlara burada büyük bir görev düşüyor.

Negatif Yargı veya Saldırı Karşısında Ne Yapmalıyız?

Diyelim ki, haksız yere negatif eleştirildiniz, yargılandınız. Belki görünüşünüz, belki yaptığınız iş, belki de söylemiş olduğunuz bir söz yüzünden… Ya da size belki henüz kelimelere dökülmemiş kötü bakışlar, hoş olmayan hisler yöneltildi. Ya da bunun bir başkasına yapıldığını gözlemliyorsunuz. Ne yapmalıyız? Aşağıda kendi fikirlerimi sunuyorum, siz de bunlara ekleyebilir, çıkartabilirsiniz.

Önce su soruları soralım:

  1. Doğru mu anladım? Bu gerçekten olumsuz bir saldırı mı? Bu kişi bunu farkında olarak mı yaptı, yoksa ben mi üzerime alınıyorum?
  2. Otomatik tepkilerim neler? Neleri arındırmalıyım? Çünkü biliyorum, dışarısı içimizi yansıtıyor. Bu olay bana benimle ilgili ne söylüyor?
  3. Önümde sallanan bu kancaya takılmak yerine onu nasıl şifalandırabilirim?
  4. Böyle şeyler yapan kişiler bunu iyi hissetmek için yapıyorlarsa ama ben bu mücadeleye çekilmek istemiyorsam, nasıl yardımcı olabilirim?
  5. Nasıl daha fazla anlayış kazanabilirim? Bu fırsatı nasıl kullanabilirim?

Düşünülmesi faydalı olacak başka bir konu ise seyirciliğimizdir.

  1. Ben insanların birbiriyle tartışmasını, birbirine sevgi dışında davranmasını ilginç buluyor muyum?
  2. Kavgayı bir eğlence aracı gibi görüp seyrediyor muyum? Bunu temel alan televizyon programlarını, sosyal medya veya yazılı basın haberlerini takip ediyor muyum?
  3. İnsanların birbirine düşmesi beni nasıl hissettiriyor?
  4. Taraf tutuyor muyum?
  5. Dedikoduyu seviyor muyum?
  6. Hiç ilgim olmadığı ve arka planı bilmediğim halde fikir ve yargılarımı ilan ediyor muyum?
  7. Bunu yaparken manipüle ediliyor olma olasılığı hiç aklıma geliyor mu?

Bütün bu soruların cevabı bir sonraki adımımızı belirleyecektir.

Ben kimseyi bir şeyin iyiliğine veya kötülüğüne ikna etmeye çalışmamamız gerektiğine inanıyorum. İnsanları sözlerle değiştiremeyiz. Aslında biz kimseyi değiştiremeyiz! Fakat enerjiyi değiştirebiliriz!

En harika çözüm Melekler’in bize yıllar önce önerdiği sorudur: “Bu duruma nasıl sevgi getirebilirim?” Ve bırakın, nasıl sorusunun cevabını bile duymadan, o anda mucize gibi hafiflediğinizi ve sevginin derhal yarattığınız hafif aralıktan akarak karanlığı ışığa çevirmeye başladığını hissedebilirsiniz. Daha sonra ise aklınıza çok daha insancıl bir çözüm yolu gelecektir.

Baş Melek Michael’ın (Mikail) bu platformda sürekli paylaştığı üç temel nasihatini da hatırlayalım:

  1. “Bu sevgi gibi mi? Tadı, kokusu, dokusu, sesi sevgi gibi mi?” sorusu her zaman bizi sevgiye götürür. Sevgiye dair olmayan davranışlardan böylece uzak dururuz.
  2. Bize uymayan durumlarda her zaman kutsal “hayır!” kelimesini veya enerjisini en zarif şekillerde kullanabiliriz. Bu bir tartışma, kavga sözcüğü değildir. Sadece katılmadığınızı belirtebilir ve konuyu bitirebilirsiniz.
  3. Eğer kendinize rağmen, bir şeyleri içinize sinmeden bir başkasını mutlu etmek, onu yatıştırmak veya susturmak için yapıyorsanız bu yol sizin için doğru değildir. Önce siz huzurda, rahat hissetmezseniz zaten işe olumsuz enerjiyle başlıyorsunuzdur. Bunun bir diğer adı özveridir. Özveri sizi de karşınızdakini de mutlu etmeyecektir, çünkü kendinizden çalıp, çalıntı malı başkasına veriyorsunuz. Bir şekilde o kişiyi de suça ortak ediyorsunuz.

Peki, kare açılar, Plüton, Mars, Satürn, sert enerjiler derken ve bütün bunlar hayatlarımızdaki enerji girdabıyla gizli olan her olumsuz düşünceyi, hissi uyandırırken sadece yazılı, sözlü veya görüntülü olarak mı saldırıya uğramış gibi hissediyoruz? (Aslında saldırı yok, ama öyle bir his olabilir.) Hayır. Bazen kendimizi hiç bilmediğimiz insanların olumsuz düşünce ve hislerinin etkisi altında bulabiliriz. Bunun nereden geldiğini bile bilmeden “bugün çok mutsuzum veya aksiyim” ya da “bugün her şey ters gidiyor” gibi düşünebiliriz.

Atmosferdeki düşünce balonları her an enerji alanımıza girip çıkıyor, bazen onlara karşı daha dirençliyiz, enerji alanımızı ve düşüncelerimizi daha iyi yönetiyoruz, bazen değil.

Cuma günkü hikâyeye dönersek, aslında bunu sizlerle paylaşma niyetim yoktu. Olmuş bitmiş ufacık bir şey. Fakat beni düşündürdü ve bu makaleyi bir şekilde kurgulattı. Belki de o yüzden haftalar önce değil de şimdi görmem gerekiyordu! Aracısı ise bu astrolog arkadaş oldu yani görevini çok güzel yerine getirdi, ona teşekkürler.

Ancak yine yazılıp yazılmaması konusunda ikilem yaşıyorken, Pazar günü Ann Albers aracılığıyla Meleklerden bir mesaj geldi ve dev bir gong çaldı zihnimde. Bana deniyordu ki, “Bu yazılacak, hem de detaylı şekilde yazılacak. Ortamda çok fazla negatif var, daha fazlasını üretmeden onları nasıl yarattıysanız, temizlemek de sizin göreviniz!” Pekâlâ, yapacağız! Onur duyarız!

Meleklerin mesajı şöyle:

Kalbinizdeki Sevginin Dev Şenlik Ateşi

bonfire beachSevgili Dostlarımız, Sizleri çok seviyoruz.

Bir nefes alın. Etrafınızdaki havanın bir okyanus olduğunu düşünün. Soluğunuzu içinize çektiğinizde, temiz, saf bir hava dalgası hızla içeriye doluyor. Duruyor ve siz soluğunuzu vermeye teslim olurken geri çekiliyor. Aynı bir dalganın ulaştığı en ileri noktadan geri çekilip sonsuz okyanusa karışması gibi.

Yine soluyun. Bir dalganın daha ciğerlerinizi doldurmasına izin verin. Bu dalganın sizi doldurduğunuz, enerji verdiğini, arındırdığını düşünün. En derindeki hücrelerinize kadar gittiğini ve durup geri çekildiğini düşünün. Sevgi okyanusunun dalgaları sizi canlandırıyor ve temizliyor.

Kumsalda bir şenlik ateşi yakmayı istediğinizi düşünün. Okyanusun dalgalarla getireceği tahta parçalarını, ağaç dallarını beklemek zorundasınız. Bu armağanları ateşi beslemek için kullanacaksınız. Ağır enerjiler ışığa dönüşecek!

Buna benzer şekilde, içinizde bir İlahi alev bulunur. Onun sevgiyle beslersiniz. Bu dünyanın karanlığını yakacak, bu ağır enerjileri çok daha parlak bir hale getirecek olan sizin sevginiz ve ışığınızdır.

Bunu çok insani bir şekilde, karanlıkta olanlara sevgi göndererek ve onlar için dua ederek yapabilirsiniz. Ancak, dünyanın kaotik frekanslarına uyum sağlamaya çalışan daha hassas olanlarınız için bir önerimiz var. Karanlığı bir enerji olarak çok basitçe yakabilirsiniz.

Dünyanın öfkesinden korkmaya ihtiyacınız yok. Pek çoklarınızın hissettiği keder, duyarsızlık, umutsuzluk, boş vermişlik, kin, garez, sertlik, düşmanlık, saldırganlıktan korkmaya ihtiyacınız yok. Bunları bloke etmeye de ihtiyacınız yok, bir okyanus dalgasını engelleyemeyeceğiniz gibi.

Onun yerine, nefes alın. Sevgi okyanusundan nefes alırken olumsuz, rahatsız enerjilerin kalbinizdeki İlahi ateşe doğru çekildiğini görün. Bu görünmez ışığın ateşinin parlayarak yandığını görün. Dünyanın dertleri, rahatsızlıkları, bu ağır enerjiler kalbinizdeki ateşe çekiliyor. Onu besliyor, çok daha parlak ve yüksek yanıyor. Sizi canlandırıyor, çok daha derinden sevgiyle doluyorsunuz.

Sizler bu dünyanın ışıklarısınız. Kaynağın Işığı içinizde, İlahi Sevginin dev şenlik ateşi halinde gözleri kamaştırarak yanıyor. Bu dünyanın negatif enerjilerini nefesinizle alırken onların bu sevgi ateşine dökülmesine izin verin. Bu sevgiyle yanıp dönüştüklerini görün. Sonra havanın geri çekilmesine izin verirken, sevgi okyanusa katılan havanın çok daha saflaştırılmış ve her zamankinden çok daha sevecen olduğunu bilin.

Sizleri seviyoruz.

Melekler

Ann Albers ve Meleklere çok teşekkürler (visionsofheaven.com)

***

Sevgili Bilge Baykuşlar,

Zamanlamanın neden şimdi olduğuna dair de bir teorim var. Çok sert bir seçim dönemine girdik. Sadece enerjiler değil, söylemler de çok sert ve bazıları  ise şiddete teşvik bile içerebilir. Popülerlik yarışında akıl almaz şeyler duyabilir, görebiliriz. Buna korkuyla bakmayın. Bu büyük bir fırsattır! Hiç olmadığı kadar derin bir şekilde arınıyoruz. O yüzden tetiklendiğiniz irili ufaklı her söyleme dikkat edin. Hepsi sizin sahilinize vuran birer ağaç dalıdır, tahta parçasıdır ve tek görevi ateşinizi daha da canlandırmaktır!

Biliyoruz, tüm olumlu ya da olumsuz davranışlar, sözler ve hisler bir ihtiyacı yansıtır. Biliyoruz aslında ne kadar ayrı görünsek de BİRiz. Ve biliyoruz, davranışlar nasıl olursa olsun herkesin içinde aynı Yaratan Kıvılcımı var. O zaman bu haftaya olumsuzu dönüştürerek ve hem kendimizi hem de dünyamızı aydınlatarak başlayalım.

Mutlu ve verimli bir hafta dileğiyle.

©Mor Alev 2018

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

 

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. https://moralev.com

26 replies »

  1. Teşekkürler Mor Alev, tam zamanında geldi bu yazı. Olumsuz enerjiler senin de bahsettiğin gibi dalga şeklinde gelip giderken içimizdeki neşe keyif coşku alanı sevgi alanı sanki hiç olmamış gibi unutabiliyoruz. Her seferinde yeniden hatırlayıp işe koyulmaz gerek. İyi ki hatırlatıyorsun. Bu blog benim için çok kıymetli:)

    Liked by 2 people

    • Bu harika yazı için teşekkür ederim sevgili MOR ALEV sizin bu yazınız bana bir deneyimi hatırlattı bir İSTANBUL gezimde arkadaşımla büyük adayı dolaşınca çay bahçesine oturup çaylarımız yudumlarken tam arka masamızda eşler sessiz sessiz tartışınca arkama döndüm ve kadının göz yaşlarını gördüm o anda çok üzüldüm arkadaşıma dedim ben şimdi onlara sevgi dalgamı yollıyacam sen sadece izle bakalım etki ne olacak .düşünce gücü konusuyla bilgim vardı tamamen kendimi düşüncemi sevgiye yoğunlaştırarak ikisine yöneltim 10 dk sonra arkadaşım dedi ki ikisi de gülümsüyorlar çok mutlu oldum sevgiye iyiliğe dayalı iyi niyetle yapamayacağımız hiç bir şey yoktur yeter ki inanalım sevgiler gider gönülden sevgili MOR ALEV<<<3 ❤ ❤

      Liked by 1 kişi

  2. Yine artık alıştığım o eşzamanlılık… Benim dikkatimi de söz ettiklerinizin yanı sıra, olumsuz bakış açısının komedi dünyasına da girmiş olması çekiyor. Face Book, Instagram gibi mecralarda amatör ya da profesyonel bazı sayfalar temelini yokluk/kıtlık, acizlik/eksiklik gibi hallerin altını çizerek takipçilerine komik olarak sunuyor. Yeni adı da “kaba komedi” imiş bunun…
    Çareyi böyle bir şeyle karşılaştığımda bende oluşan tada bakarak buluyorum. Ağzım/içim acıdı ekşidi mi? Güldüğüm kişiyle aramda nasıl bir bağ var? Kendi adıma artık bu konuda daha seçiciyim zira günlük yaşam dilime de fazlasıyla yansıdığını fark ettim bu örneklerin sevgili Mor Alev.
    Yazınızı okurken başta o kişiye sinir olup (densiz) sonra merak edip (ne yazmış?) yazının sonunda aslında konunun o kişi olmadığını fark ettim. Yolu açık Tanrı yardımcısı olsun. Sizden de bu olayı bugünün İstanbul havası gibi serin ve aydınlık okudum 🙂 Tekrar; iyi ki varsınız, bu rehberlik ve yoldaşlık paha biçilmez ♥️

    Liked by 2 people

  3. Sevgili Mor Alev,
    Öncelikle her gün yazınız yayınlandı mı? Diye hemen mailimi inceleyen bakan biriyim her zaman internetimi açtığımda ilk işim bu oluyor. Belki yapacağım yorum hoşunuza gitmeyebilir bu mesajımı da yayınlamayabilirsiniz. Sonuçta burası size ait. Ben bahsettiğiniz yorumu görmüş biriyim evet emir kipi kullanmış olması hoş gelmemiş olabilir haklı olabilirsiniz fakat size aslında olumlu yapılan bir yorumdu. Benim o astrologla hiç bir alakam yok bunu da belirteyim kimsenin tarafında değilim kendi görüşümü sunuyorum. Her gün bu blogtayım zaten. Ama bazı yazdıklarınız beni şaşırttı kusura bakmayın biraz yargılayıcı ‘türkçesi de bozuk’ cümlenizi hafif kibirli buldum. Bunlar benim görüşüm. Yanlış anlamayın başka bir niyetim yok olamaz da. İsterseniz blogtan engelleyede bilirsiniz. Ben sadece sizden daha yumuşak bir ifade beklerdim. Çünkü kişi aslında sizi övüyor. Sizin yazılarınızı daha güvenilir buluyor. Hitabı sinirinizi bozmuş olabilir. Ama prim yapmaya çalıştığını vs suçlayıcı ifadeleri size yakıştıramadım ister bu eleştirimi düşünürsünüz haklı mı diye isterseniz bu üslubu bana da kullanabilirsiniz ki siz benden çok daha iyi bir bilgi ve donanıma sahipsiniz buna eminim ben sadece size yardımcı olmaya çalıştım gerisi size kalmış sadece iyi niyetimle yazıyorum bunları size yakışan bu olacaktır. Sevgiler.

    Beğen

    • Sevgili Yıldız, sanıyorum ilk bölümün devamını okurken odaklanamamış olabilirsiniz. Çünkü bu yazı ne bir kişi, ne bir grup, ne de tek bir olayla ilgili, hatta benimle bile ilgili değil. Ben bir “kancanın” başka bir deyişle tetiklenmenin anatomisini ve alınan dersleri paylaştım. İlk bölümde italikle yazdığım düşünceler gerçekten ilk birkaç saniyede aklımdan geçenlerdir. Süsleme yok, gizlisi yok, yumuşatma yok. Tetikleme ilk başladığında anlık öfke hissedebilirsiniz, her şeyi farklı algılayabilirsiniz. Sonra, yazının ikinci bölümünde ilk önerim şudur: “Doğru mu anladım? Bu gerçekten olumsuz bir saldırı mı? Bu kişi bunu farkında olarak mı yaptı, yoksa ben mi üzerime alınıyorum?” İkincisi ise “Otomatik tepkilerim neler? Neleri arındırmalıyım? Çünkü biliyorum, dışarısı içimizi yansıtıyor. Bu olay bana benimle ilgili ne söylüyor?” Yani makale yukarıda yazdıklarınızdan farklı bir yöne gidiyor, değil mi?
      Genel anlamda, medyanın yapay tartışmalarla seyirci-dinleyici-okuyucuyu oyaladığına inanıyorum. Bunu Konsey’in mesajlarında da çok okuduk, hatırlarsınız. Amaç bu sayede bir şekilde kar etmek. Kişiler için bu kar para değil de farklı bir şekilde olabilir tabii. Ama dikkat edin, youtube, facebook, instagram… hepsinde bir şekilde çatışma enerjisiyle dikkatlerin çekilmeye çalışıldığını görebilirsiniz. İnsanların yaptığı her şeyi bir şekilde daha iyi hissetmek için yaptığı kesinlikle gerçektir. Motivasyon her zaman daha iyi hisetmektir, acı veren bir şeyi seçsek bile bizi daha iyi hissettireceği için seçeriz. Bunu yaptığımız her şeyde görebiliriz. yani aslında seçimlerimiz, sözlerimiz ve davranışlarımız bizimle ilgilidir.
      Şu anda bir kargaşa enerjisinden geçiyoruz, bunu kişisel ve toplumsal olarak yaşıyoruz. Günde kaç defa yukarıda paylaşmış olduğum gibi anlık öfkeli ya da savunmada düşünceler aklımızdan geçiyor? Kaç defa olumsuz hissediyoruz ve bunu enerjik açıdan nasıl yönetiriz? Yazıda bir şey daha söylüyorum: “Aslında saldırı yok, ama öyle bir his olabilir”. Evet, sanırım şimdi yazıyı ve kendi gerçeğimi biraz daha iyi açıklayabildim.
      Sevgilerimle

      Liked by 2 people

  4. Sevgili Mor Alev, ne yapmam gerektiği yine tam zamanında sevgiyle bana ulaştı. Muhteşem zamanlama 💜💜💜 Çok teşekkürler sevgili Melekler, çok teşekkürler sevgili Mor Alev 😍😍😍

    Liked by 2 people

  5. Sevgili mor alev, artık alıştığımız muhteşem eş zamanlılıkta gelen bu mesaj için size ve hami dostlarımıza, tüm evrene minnet ve şükranla. Bizler de yıllardır, eft, theta healing, vb şifa çalışmaları ile kendimizi ve çevremizi desteklemeye, geliştirmeye çabalarken, bir yandan da ülkemizde ve dünyada olup bitenlere de seyirci kalmamaya, doğa için, sokaktaki hayvan dostlarımız için, şiddet gören kadınlar, istismar edilen çocuklar için birey olarak çabalıyoruz. Seçimlerde sandıklarda gönüllü çalışıyoruz. Bir yandan da tüm ülkemiz, özellikle orta doğu ve dünya için de sevgi, toplu meditasyon çalışmaları yapıyoruz. Böyle sayfalar sayesinde az sayıda olsak da aslında çok güçlü olduğumuzu görüyoruz. Ayrıca pozitif enerji frekansının yüzlerce negatiften daha güçlü olduğunu biliyoruz ve asla vazgeçmiyoruz. Ancak son 2 haftadır ben de bir öfke ve bıkkınlık vardı, seçim dönemi çirkinlikleri vs.
    Bu mesajınızla toparlanır gibi oldum. Umarım çok sarsılmadan atlatırız. Ülkece ve insan ırkı olarak güze günlere ulaşırız. Hepimizi yaratıcının sevgisi sarsın. Kucak dolusu sevgiler ve teşekkürler

    Liked by 2 people

  6. Tam geçmişteki bir konuyu nasıl sevgiye dönüştürebilirim? ne yapmalıyım? derken bu yazı .
    Aynı zamanda bir dostumla yol ayrımında olduğum zaman . Sanki ne hissetsem siz onu yazıyorsunuz. Tesadüf mü?
    Sevgiler.

    Liked by 1 kişi

  7. Birkaç yazı önce ailemizdeki negatif insanlarla ilgili ne yapabilirim diye sormuştum ya sevgili MorAlev yine aynı konu gündeme geldi,tam da ben bu konuda sınıfta kaldım demişken; çünkü söz konusu ablam ve agresivliğinin şiddeti ben hakaretlerini alttan aldıkça daha da arttı sanki nefret kusmak hatta şiddet kullanmak ister gibi belli ki açılar onu çok zorluyor ve herşeye rağmen sevgide ve dengede olmaya çalıştığım için daha da kızıyor..Dilerim bir gün herşey dönüşür,şifalanır,anlayamadığım zaman (yani öfkenin altında yatanı) çözümü kaçıp saklanmakta buldum şimdi …İçimi döktüm sadece ..

    Liked by 1 kişi

  8. Sevgili moralev,
    Çok uzun yıllardır Suzan Miller isimli bir astrologu takip ediyorum. Gerek yorumları gerekse yazı dilindeki ustalığı beni her seferinde 3-4 sayfayı bulan aylık yorumlarını takip etmeye motive eder:) Bu ayın başında çok enteresan bir uyarıda bulundu. Dedi ki
    Özellikle sosyal medyada me dediğinize özen gösterin, insanlar yazdıklarınızdan hiç tahmin edemeyeceğiniz anlamlar çıkarabilirler. Full metin burada(…If you are active in social media, you will need to be especially careful about what you post, for people might misinterpret the meaning of what you are saying but in a way that you never intended. This is very important to keep in mind – I feel this is the most likely the way things would work out)
    Normal hayat için de aynısını söylemiş. Yazdığınız bu yazıyla inanılmaz örtüştüğünü düşünüyorum. Sanıyorum koruyucu meleklerimiz dört koldan farkındalığa çağırıyor😊sevgilerimle 🌱🌱🌱

    Liked by 1 kişi

  9. Yıllardır, her sabah “acaba bugün benim için ne cevaplar var” diye heyecanla bakıyorum bu sayfaya. Olur ki, bir şey oldu bakamadım ertesi günü mutlaka okuyup “evet tamda bu” hissi muhteşem. Bazen benim yanımda olduğunuzu düşünüyorum. Her şey o kadar eşzamanlılıkla gerçekleşiyor ki. Hepinize çok çok Teşekkür ediyorum.İyi ki varsınız. En derin sevgilerimle,

    Liked by 2 people

  10. Bu tatlı sert tarzınızla yine harikasınız sevgili Mor Alev, üstelik tam da aile içi bir tartışma ve karşılıklı kanca atma törenimizden hemen sonra yine bir eş zamanlılık ve yazınız.
    Teşekkürler

    Liked by 1 kişi

  11. Sevgili can 😊 fikirler görüşler hep aynı doğrultuda çok hoş zamanında mesajlar gittikçe çoğalan ışıklarımız. Fikrinizi almak istediğim bir konu var son zamanlarda doğaya ve özellikle hayvanlara karşı inanılmaz hassas oldum.Elimde olmadan şahit olduğum bu sessiz dostların yaşadıklarına içim acıyor ve gözyaşlarıma hakim olamıyorum.Bu canları nasıl koruyabilirim. İçimden bir ses bana insanlığın hayvanlarla özellikle sınandığını söylüyor.Onları umursamayan insanlar gördükçe yüreğim acıyor….siz ne dersiniz bu konuya…sevgiyle kalın

    Beğen

    • Sevgili Fulya, bu mesajda meleklerin verdiği yöntemle çalışabilirsiniz, Mor Alev enerjisiyle de dönüşümü yaratabilirsiniz. Ayrıca, madem sizin için bu konu bu kadar çok önemli, anlattığınız hislerden yola çıkarak bu konuda insan hayatınızda fiziksel harekete geçmeye çağrıldığınıza inanıyorum. Derneklerde çalışabilir, hayvan barınaklarına gönüllü olabilir veya kendi yardım grubunuzu kurabilirsiniz. Bu konuda çocukları ve/veya yetişkinleri bilinçlendirme çalışmaları yapabilirsiniz. Yapılacak şey çok! Birini ya da ikisini seçin ve harekete geçin. Başarılar dilerim. Sevgilerimle

      Beğen

  12. Merhabalar, güzel ve icten yazilariniz icin cok tesekkur ederim, kayboldugumu hissettigim anlarda , kafami karistiran mevzulara isik tuttugunuz icin nasil tesekkur etsem azdir, yazilariniz benim icin cok yol göstericiler.

    Sonsuz sevgiler, Eda.

    Liked by 1 kişi

Lütfen yorumlarınızı ve sorularınızı buraya yazın. Elimden gelen en kısa zamanda size cevap vermeye çalışacağım.Teşekkürler

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s