Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Akrep Sezonuyla Büyük Enerji Koridoruna Giriş – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

milky-way-section-within-the-constellation-of-scorpiusSon zamanlarda yaşadığımız yeni ay ve dolunaylarla karşılaştırılınca sanki Akrep’te gerçekleşen bu yeni ayın enerjisi biraz daha yumuşak, biraz daha sessiz gibi… Ama görünüş sizi yanıltmasın! Sessizlikte de büyük bir güç vardır, özellikle söz konusu Akrep sezonu olunca!

Bu ay hakkında iki anlatım seçeneğim var, ya klasik evrimsel astrolojiyle devam edeceğim ya da önsezilerin tamamını, derin uzay astrolojisi ve 5D astrolojik etkilerle harmanlayıp anlatacağım. Ben ikincisini seçiyorum.

Bu daha yumuşak görünen yeni ayda yepyeni bir enerji havuzunda yüzmeye başlıyoruz. Bu havuza Terazi sezonunda parmak uçlarımızı biraz batırdık, biraz çıkardık. Çok hafif de olsa hissettik nasıl bir şey olduğunu. Bu deneyler yüzünden Ekim ayı uzun, çok uzun geldi ve aynı zamanda çabucak bitti.

Bu 9 senesi, daha önce yaşadığımız bütün 9 yıllarından daha güçlü. Yeniçağa geçişi hızlandırırken, her çeşit enerji püskürüyor. “Püskürme” kelimesini özellikle kullanıyorum. İçimizdekiler dışarıya, kavramların yanlış anlaşılan, manipüle edilen yönleri bilincimize, toplumsal alışkanlıklarımızın ayrımcılık içeren yönleri hayatlarımıza, yeni bilimsel gerçekler bütün bir dünyaya saçılıyor. Bunların bazıları kabul edilip sevgiyle dönüştürülmesi gereken parçalarımız, bazıları yardımcılarımız. Bunun dışında, ilahi pompalardan güç alan yangın söndürücüler düşünün. Evren’den tam üzerimize alabildiğine güçlü sinyallerle düşünebildiğiniz her yönden saf yaratım enerjisi yani sevgi püskürtülüyor. Bizler, bir yandan evdeki yangını hiç alışmadığımız şekilde nefretle değil, sevgiyle söndürmek üzerinde çalışırken, diğer yandan kendi iç yangınlarımızla da her gün uğraşıyoruz. Bu da bizi daha önce konuştuğumuz trapez etkisine getiriyor. Ne olacağını bilmiyoruz, nasıl olacağını bilmiyoruz, doğrusunu isterseniz bu yılın boşluklarına bilinçli olarak kendini bırakanlar artık buna pek önem de vermiyorlar. Sadece kalpten yaşamaya özen gösteriyorlar.

Sizler Işık Varlıklarısınız

joew-webb-grace-kelly-collageEvrensel benliğimizin kapısı kalbimizdedir, adına “çekirdek yıldız” da dediğimiz yeryüzü benliğimiz karnımızda, solar pleksus çakranın hemen arkasında yer alır, beynimiz bir iletişim ve komuta merkezidir. Bedenimiz bütün bu parçaların uyum içinde çalıştığı harika bir araç olarak tasarlanmıştır, onun sayesinde fizikselliği yaşarız, fiziksel dünyada kendimizi ifade ederiz. Özümüzde hepiniz, hepimiz birer ışık varlığıyız. Evrensel benliğimizin kapısı olarak kalbimiz sonsuz sevgi, kalbi dışarıda bırakmadan bedenimizin tamamını içeren ruhumuz ise sonsuz bilgelik kaynağımızdır.

Buradaki bilgileri özümsemek, sizin için gerçekliğini hissetmek üzere zihninizi sessizleştirmenizi ve kalbinizin zarif sesine dönmenizi öneririm. Umarım bu mesaj bana olduğu kadar size de sevgi ve ışığı iletir.

Hepimizin bir fiziksel bedeni ve zekâsı olduğu gibi, hepimizin bir kalbi ve ruhu var. Hepimiz bunların oluşturduğu bir bütünüz. Kendimizi ifade ederek yaratırız. Yarattıklarımızda sadece benliğimizin parçasını görmeyiz, aynı zamanda bulunduğumuz ana bütünümüzün akmasına izin veririz.

Zekâmız, sevgimiz, bilgeliğimiz ve bedenimizle sonsuz ışık kaynaklarıyız. Ancak içimizdeki ışığı evrenlere akıtmayı “yeniden” öğrenmeliyiz. Bu zamanda öne çıkan bir sorun varsa eğer, bu da kendimizi ifade etmememizden, ışığımızı saklamamızdan kaynaklanıyor. Kendini, özünü ifade etmek güven gerektirir. Benliğine güven. Kalbine güven. Evrene güven. GÜVEN.

Aşağıdaki etkileri ve beklentilerimi okuyunca neden evrensel benliğimize ve bütünümüze çağrı anlamındaki bu girişi yaptığımı sanırım göreceksiniz.

Evrenin Derinliklerinde Üç Önemli Nokta

Bu bölüm detaylarla ilgilenen arkadaşlar için yazılmıştır. Bazı enerjilerin sebeplerini okumak istemeyen dostlar bu bölümü atlayabilir.

cornwall-glen-keoghPhilip Sedgwik şöyle diyor: “Bütün bir uzayı göz önüne alın. Göz önüne almak (İngilizce “consider”) sözünün köküne baktığımızda “yıldızları incelemek” ya da “yıldızlarla beraber olmak” anlamına gelir. Yıldızları ve Yaratılışın tamamını incelemek, “Uzayın Bütünü Astrolojisi” 21. yy ve ötesinin astrolojisine dair temeli oluşturur. Evrene dair bu manzara, güneş sistemimizin sınırları dışındaki nesnelerin gözlemlenmesini ve anlaşılmasını sağlar, sadece dar bir bakış açısıyla sınırlandırılmamıştır. Güneşimiz, aynı dünyanın güneşin etrafında dönmesi gibi, Galaktik Merkezin etrafında döner. Galaksimiz otuz küsur galaksiden oluşan bir çekirdeğin etrafında dolaşır, bu Süper Galaktik Merkezdir. Bütün bunlar, bir başka süper-küme tarafından yönlendirildiği görünen ve uzayda son derece gizemli bir nokta olan Büyük Çekici’ye doğru ilerler. Yeryüzünün bütün bu noktalarla (ve Yaratımdaki her şeyle) ilişkisi yadsınamaz. Bu nesneler bedenimizin enerji sistemini gözle görünür şekilde etkileyen yüksek enerji ışınlarıyla bombardımana tutuyorlar. Dışarıda bir yerlerde neler olduğunu anlamak ve bizleri nasıl etkilediğini bilmek, hissettiğimiz titreşimleri de anlamamıza, kendi ruhsal yapımızı çözmemize ve günlük hayatlarımızda yaşadıklarımızla başa çıkma yolunda daha derin bir kavrayışa gitmemize yardımcı olabilir. Hepsinin ötesinde, daha berrak bir ruhani anlayışa kapıları açabilir.”

  • Süper Galaktik Merkez:

Sevgili Dostlar, bu üç önemli noktadan Süper Galaktik Merkez hakkında birkaç sefer yazdım. Burası astrolojide Kozmik Bilinç merkezi olarak görülüyor (Başak’ın son, Terazi’nin ilk dereceleri). Özellikle bu noktada Çekim Gücü Yasasının müthiş bir güçle çalıştığını hep beraber gördük. Süper Galaktik Merkez, kaynağın kaynağı olarak mucizevi şifalandırıcı bir enerji de yayar. Hücresel şifa, hücresel gelişim ve hücresel yapılanmayı yönetir.

  • Galaktik Merkez:

Bu noktaya güneşimizin güneşi de diyebiliriz. Ama gerçekte bir güneş değil, galaksinin tam ortasında bulunan ve Samanyolunun bütün sistemlerinin etrafında döndüğü bir kara deliktir. Bu nokta bizim yuvaya dönüş sinyalimizi ileten kaynak gibi çalışır. Ruhumuzu, evrensel bağlantılarımızı temsil eder. 26-27 derece Yay’da, yani özgürlük ve gerçekler burcunda bulunması bir tesadüf değildir. Ruhumuzun özü temel gerçekleri taşır ve gerçekler her zaman özgürleştirir.

  • Büyük Çekici:

Büyük Çekici 1978 yılında keşfedilmiştir ve bilim insanları tarafından evrende çekim gücü devasa düzeyde bir anomali olarak tarif edilir. Bu bir kara delik değildir. Astrolojik olarak yine Yay burcunda 14-17 dereceler arasındadır. Evrendeki en büyük ve gizemli, bilinen en devasa elektromanyetik radyasyon gücüne sahip kaynaktır. Zamanı ve uzayı büker, aynı anda geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanın resimlerini gösterir. Hem bizden uzaklaşıyormuş hem de yaklaşıyormuş gibi görünür. Burası mistik ve metafizik özellikleri son derece yüksek bir bölgedir. Yaratan’ın sesini yansıttığı ve kozmik dengeyi sağladığı söylenir.

Yıldız haritasında bu üç noktadan herhangi birinde geleneksel astrolojik nesnelerden biri bulunuyorsa, yukarıdaki etkiler göz önüne alınmalıdır.

Eylül Tutulmalarından beri, bu üç nokta da birbiri peşi sıra sürekli aktive ediliyor. Peki, diyeceksiniz, bu noktalardan daha önce gezegenler geçmedi mi? Geçti elbette, enerjilerde bir takım yoğunluklar da yaşandı. Ama bu sene sizin de bildiğiniz gibi bambaşka!

Öncelikle, bu alanlar her zamankinden daha fazla bilincimize yerleşti. Bunu hem bilimsel araştırmalarla, hem de astrolojik, ruhani mesajlarla başardılar. Günlük gazetelerde bile bu bölgelerden yayılan sinyallere dair haberler görmeye başladık. Ben bu sinyallere “evrenin nabzı” diyorum. İkinci olarak, evrimleşmemizde ve yükseliş sürecinde öyle bir aşamaya geldik ki artık sadece kendi gezegenimiz, kendi güneş sistemimizle ilgili olduğumuz, evrenselliğimizin farkında olmadığımız evreyi geçtik. Her bir bölgede inanılmaz aktivasyonlar yaşanacak bir döneme girdik.

Önümüzdeki 2-3 Ayın Enerji Koridoru

Arkadaşlar, 30 Ekim yeni ayı büyük bir enerji koridoruna, vorteksine adım attığımız bir gün. Bunu gözlerinizde zamanda ve boyutlar arasında geçiş sağlayan bir yolculuk gibi, neredeyse filmlerde (aklıma Stargate – Yıldız Geçidi filmi ve oradaki yıldızlar arası kapı geliyor) gördüğümüz geçiş sağlayan solucan delikleri gibi düşünebilirsiniz. Bu 9 senesini sonlandırırken, çok büyük bir girdaptan, enerji koridorundan geçeceğiz. Bu enerji koridorunun yöneticileri ise yukarıda tanımlarını verdiğim üç bölge. Birbiri ardına klasik astroloji varlıkları bu bölgelerle hizalanırken daha da güçlenerek, daha da etkili hale geldiler ve gelmeye devam ediyorlar. Bu geçişin olduğu dönemin bizi hissettireceği duruma “sıfır noktası” ya da “yerçekimsiz alan” adını verebiliriz.

Önümüzdeki 11-11 kapısı, 12-12 kapısı, ardından 21-12 Gündönümü ve iki süper dolunay etkileriyle de bu geçişin diğer ucunda tamamen yenilenmiş, değişmiş, tazelenmiş bambaşka varlıklar haline gelmemiz çok büyük bir olasılık.

Evrensel Resetleme

reset-button-street-art-mr-pilgrimBiraz hafızalarımızı yoklayalım. Bundan önce çok büyük bir resetlemeyi hep beraber yaşadık. 2015 Mart ayında, İlkbahar Ekinoksu, Uranüs-Plüton Kare Açısının sonuncusu, Güneş Tutulması ve Yeni Ay bir aradaydı. O, gezegensel bir resetlemeydi. Hepimiz durduk ve yeniden başladık. Hatta Türkiye bile durdu, ülkenin çoğunluğunda elektrikler kesildi. Sonra bu blog durdu, günlerce yayına kapalı kaldı, erişilemez oldu. Bu olaylara bu gözlerle bakan bizler, o zamanlar hep birlikte gülüştük – en azından enerjik olarak. Resetlenme bizi 18 Nisan 2015’deki “Kürelerin Müziğine” taşıdı ve yepyeni bir astrolojik çağ, 5D Astroloji başladı.

Şimdi, 2016 yılının büyük resetlemesinin kıyısındayız. Bu sefer etkiler gezegensel değil, evrensel! Resetlenme birkaç gün değil, haftalar sürebilir.

Bizler genelde Yükselişin kendimizle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Ama biz bütünden ayrı değiliz. Biz büyük bir yükseliş hareketinin bir parçasıyız, önemli bir parçası. Dünyamız ilk domino taşı olarak görev yapıyor. Bizim yükselişimiz bütün bir evrenin yükselişini tetikliyor. (Bu konuda geçmiş yıllarda da konuşmuştuk.) İçinden geçeceğimiz enerji tüneli – enerji kapısı – solucan deliği – geçiş koridoru – vorteks (tam olarak nasıl isimlendireceğime karar veremedim, şimdiye dek yaşadığımız hiçbir şeye benzemiyor) bütün evreni kapsayan bir geçiş. Bu geçiş hepimizi resetleyecek.

2012’den beri hiç görülmemiş bir hızla uyanıyoruz, algılarımız genişliyor ve her gün daha fazla insan, “bu kadar olmamalı, bu hayatta daha fazlası olmalı” diyor. Uyanışın temellerini iyice geriye giderek endüstri devrimi zamanında bile belli belirsiz ufak ışıltılar halinde görebiliriz. Ancak ışık son yıllarda katlanarak çoğalıyor, bunu hissediyoruz, görüyoruz, biliyoruz. Şimdi öyle bir hıza ulaştı ki, göz kamaştırıyor! 2013 yılı için “Büyük Uyanış” başlığını kullanmıştım ve buna şahit olduk. 2017 için “Daha da Büyük, hatta Devasa, Evrensel Uyanış” başlığını kullanabilirim. Ama bu durum bir hazırlık gerektiriyor. Önümüzdeki haftalar ve aylar hazırlığın yapıldığı bir geçiş dönemi olacak. Bu dönem büyük bir durdurma ve yeniden başlatmayı da içerecek. Hatta bazen birden fazla durma, sistemleri kapatma ve yeniden başlatma yaşayacağız.

Bu dönemde evrensel benliğimizle göz göze geleceğiz. Biz ona doğru hızla yükselirken o da hızla aşağıya inmeye devam edecek. Kalbimiz, ruhumuz, zekâmız ve bedenimiz BİR olarak işlemeye başladığında en gerçek benliğimizin, ezeli ve ebedi, sonsuz yaratıcılar olarak mükemmelliğimizin, mükemmelliği yarattığımızın farkındalığını derinden bileceğiz.

Nasıl Hissediyoruz, Nasıl Hissedeceğiz?

hanyujieBana verilen resimlere göre sanki uzayda, yerçekimsiz ortamda gibi hissedeceğiz. Bu yaz konuştuğumuz “Trapez Etkisini” düşünün. O benzetmeye göre, eğer bir şeylere tutunmazsak, asılı değilsek, düşeceğimiz hissi hâkimdi. Ama boşluktaki zıplama halini kucaklarsak sonsuz potansiyelimizi görebiliyor ve gerçekleştirebiliyorduk.

Şimdi, bu enerjiyle aşağısı ve yukarısının olmadığı bir ortam düşünün. Trapez Etkisinin evrensel haline geçiş yapıyoruz. Bu ortamda hangi hızla hareket ettiğinizi de bilmiyorsunuz, çünkü yüzünüzde atmosferi hissedemiyorsunuz, bir direnç yok. Belki dakikada binlerce kilometre hızla ilerliyor olabilirsiniz ama size olduğunuz yerde duruyormuşsunuz gibi gelebilir. Hiçbir şey yapmazken çok şey yapıyor, yaparken de aslında yerinizde sayıyor gibi hissedebilir, bu arada dalga dalga enerjiyle yarattıklarınızı görünce şaşkına uğrayabilirsiniz. Öyle ilginç ve bilinmez bir durum ki umarım bu bilgileri sizlere en doğru resimler ve benzetmelerle ulaştırabiliyorum.

2017: 1 Senesi

Başlangıçlardan çok konuştuk, yeniden doğmak, yenilenmek, yeni hayat ve hatta yeni dünya… Bir şeyleri tam kapatmadan başka şeylere tam geçiş yapamıyoruz. Bu enerji devasa uyanışı yeniden ve çok daha güçlü bir şekilde tetiklediği gibi 1 rakamının hakkıyla yaşandığı bir yeni dönemin gelişini sağlıyor.

Yeni nasıl gelir? Ona yer açarsak! Yeniye nasıl yer açarız? Eskiyi salarak! Eski ile yeninin arasında ise bir boşluk oluşur. Topluca bu boşluk hissini kucakladığımız, sıfır noktasının keyfini çıkardığımız ender kolektif dönemlerden birini yaşayabiliriz… Egolarımız izin verirse! O yüzden geçen hafta GÜVEN konusuna eğildik.

Bazen sanki hiçbir şey gerçek değilmiş gibi, bazen sanki rüyadaymışsınız gibi gelebilir ama hissettikleriniz son derece gerçektir, başka zamanlarda ise ayaklarınız toprakta son derece fiziksel bir yaşamın içinde günlük hayatınızı sürdürürken bulabilirsiniz kendinizi. Hangisi gerçek? Bu senenin sorusu, 2016 kapanışa doğru yol alırken, daha da önem kazanıyor. Gerçek nerede? Evrensel Benliğinizde mi? Gündelik 3 boyutlu yaşantınızda mı? Bu ikisi entegre olduğunda kendi koridorunuzdan sevgiyle geçmiş olacaksınız. Hedef tam bütünleşmeyi ve entegrasyonu sağlayarak 2017 enerjisine, bir sonraki aşamaya uyumlanmamız.

Yeni Ay Enerjisi

Bu yeni ayda yani 29 Kasım’a kadar etkisi altında olacağımız enerji yukarıda bahsettiğim yolculuğu özellikle Büyük Çekiciyle hizalanmış olan Satürn – Venüs birleşmesiyle hissettiriyor. Zamanın Efendisi Satürn ve Öz-sevginin Tanrıçası Venüs zamanı büküyor, bizi öz-sevgide bir seyahate çıkarıyor. Kendi uydurduğumuz kurallara kurban ettiğimiz öz-sevgimizi ve gerçeğimizi bulmamız için bir fırsat veriyor. Bulundukları derecenin Sabian sembolü ilginç ve bildiğiniz bir sembol: “Dağsıçanı, dağsıçanı gününde kendi gölgesini arıyor”

Sürekli aynı hikâyeyi mi yaşıyorsunuz? Her gününüz aynı mı, ya her işiniz, ya da her aşkınız? Kendinizi bir adım bile ilerleyememiş mi hissediyorsunuz? Döngüler hiç durmadan dönüyor ve içinden çıkamıyor musunuz? Bu, döngülerimizi çok net bir şekilde göreceğimiz bir dönem. Onları içinden geçtiğimiz enerji girdabında bırakmak bizim seçimimiz olmalı, bunu bizim için başkaları yapmayacak. Bugün artık “dün” olmak zorunda değil.

Bu hizalanma Yay’da gerçekleştiğinden, hep aynı şeyleri yaşayan ülkeler, toplumlar ve kurumlar da bir öz-sevgi ve özsaygı hesabı yapıp gereklerini bulmaya çağrılıyorlar.

full-moon-over-the-lakeYeni Ay, yani Güneş ve Ay Akrep’te, Sabian sembolü ise: “Ayın gümüş ışığını yansıtan mücevher gibi bir göl” Harika bir gece ve oldukça romantik bir ortam. Göl durgun ama karanlık, üzerinde gümüş ışıltılar. Bir anlamda derin ruhumuzu, duygularımızı da anlatıyor. Göle baktığımızda gördüğümüz yansımada neler var? Bu sembole bakarak önümüzdeki dört hafta kendi yansımalarımızla çalışacağımızı kolaylıkla söyleyebiliriz.

Önünde sonunda, ne yaparsak yapalım, her zaman o anda olduğumuz kişiye, benliğimize geri dönüyoruz. Aslında, diyebiliriz ki bütün bir hayatımız boyunca duygularımız (yani ay), yeryüzü kişiliğimiz ve gerçekliğimizi (göl) yaratıyor (ışığın yansıması). Karşılaştığımız her kişi ya da durum o anki ruh halimizi bize yansıtıyor.

Burada birkaç fırsat var. Ya o gölün derinliklerinden yansıyanlara bakarak kendimizi keşfedebiliriz, ya da yansımada gördüğümüzün biz olmadığımızı, bizimle ilgisi olmadığını iddia edebiliriz. Gölün kendisiyle, aynamızla bir tartışmaya da girebiliriz. Ama ayna yansıtmaktan başka bir şey yapamaz, onun görevi yansıtmaktır. Siz durgun gölü duygu fırtınalarıyla dalgalandırdıkça yansımanız da şekilden şekle girerek yanılsamalara yol açabilir. Görüntüde kırılmalar, yanlış anlamalar hatta tamamen uydurduğumuz hezeyanlar olabilir.

Bu manzara bizi romantik kaçışlara ve hayalperestliğe de sürükleyebilir. Oysa hayal gücümüz gerçekliğimizden kaçmak için değil, gerçekliğimizi düzenlemek için kullanıldığında muazzam güçlü bir araçtır.

Bu enerji sayesinde olayların kalbine inebiliriz. Yansımayı iyice inceleyip gerçekliğimizi düzenleyebiliriz. Bu hem mistik ve esrarengiz bir sembol, hem de alabildiğine güncel. Aynalardan kaçmadığımızda, olanları ve kendimizi olduğumuz gibi görmeyi kabul ettiğimizde, herkesin ve her şeyin nasıl mükemmel şekilde birbiriyle örüldüğünü idrak etmeye başlarız. Evet, gölün derinlerinde balçık vardır (Akrep, Plüton), ama o balçık olmasa mükemmel nilüfer çiçeğimiz gelişip açamazdı.

Öneriler

“Çoğu insan hayatlarını zihinlerinde sürekli konuşan bir sesle geçirirler. Özellikle gelecek ve geçmişe ait düşüncelerde kaybolurlar. İnsanlar çoğunlukla tam olarak anda bulunmazlar, çünkü bilinçsizce de olsa, bir sonraki anın bu andan daha önemli olduğuna inanırlar. Ama o zaman bütün yaşamınızı kaçırırsınız, çünkü hayatın “şimdi” olmadığı an asla yoktur. Ve bu bazı insanlar için bir uyanıştır, hayatınız sadece şimdidedir.”

Eckhart Tolle – Şimdinin Gücü

Sevgili Dostlar, yansımalarımıza dikkatle bakıp ne yarattığımızı, bunları nasıl yarattığımızı çok iyi anlayabileceğimiz bir zamandayız. Özellikle Büyük Çekici ve Galaktik Merkezin iş başında olduğu bu zamanda yaratım gücümüz muhteşem ve aklımıza gelen her şey anında göle yansıyor! Şu anda, sonra değil, şimdi! Hayat da şimdi. Yansımalar şimdi! Özellikle anda kalmamızın önemini ne kadar tekrarlasam az.

Bu çok ilginç, daha önce deneyimlemediğimiz enerji girdabı – vorteks – koridor – hatta yıldız geçidi de diyebiliriz, işte bu geçişten yol alırken ne yarında ne de dünde kalalım. Kendimizi başka kimseyle hatta kendimizle bile karşılaştırmayalım. Hızımızın ne olduğunu bilmiyoruz. Ne kadar değiştiğimizi ya da hiç değişip değişmediğimizi bilmediğimiz bir dönemden geçeceğiz. Durup başlayabiliriz, sonra bir daha durabiliriz. Bazen bilgisayarın yaptığı gibi birkaç defa güncellenebilir, birkaç defa resetlenebiliriz. Döngülerimiz tekrar karşımıza çıkabilir. Buna hazırlıklı olun. O zaman bir daha bilgisayarı kapatıp başlatacağız. O programlamaları tamamen ruhumuzdan, davranışlarımızdan silene kadar tekrarlayacağız. Yansımalarımızla kendimizi kontrol edebiliriz.

Bu enerji çok sevdiğimiz ev hayvanlarımızdan, tarladaki ürüne, gökyüzüne kadar her varlığı etkileyecek. Ülkeler, kişiler ya da atmosferdeki moleküller değişimin dışında kalmıyor. Bunu düşünerek hareket etmeliyiz. Ayakları fazlasıyla yere basan ya da hiç basmıyormuş gibi hisseden sadece biz değiliz.

Dünkü Yaratan mesajının söylediği gibi, iç çekmenin, öflemenin bir faydası yok, bunu biz istedik, hızlandırılmış zaman çizelgesine geçtik ve evren bize cevap vermeye, yardımcı olmaya fazlasıyla hazır. Susup dinlersek tabii. Sonra da en önemlisi GÜVENMEK!

Önerilerin yukarıdaki bölümü insan benliğimiz içindi. Şimdi, Işık Kardeşlerimin kalplerine bir mesaj geliyor:

Şu anda, şu dakikada dikkatlerimiz KALPLERİMİZDE olmalı. Bu en iyi KAYNAĞINIZ. Çünkü sevginin kapısı kalpte, sevgi kalpten akıyor. Ve şimdi bütün varoluşumuzu, dünyamızı ve evrenimizi resetlemek üzereyiz. Bu SEVGİNİN GÜCÜYLE gerçekleşecektir.

Bu büyük değişim zamanlarında yepyeni gerçekliklere uyanacak tek varlık siz değilsiniz. Varoluşun en yüksek oktavı bile değişimden geçiyor. Dünya, Güneş Sistemi, Samanyolu Galaksimiz ve ötesi, hepsi daha yüksek bir varoluşa yükseltiliyor. Her varlık, her ruh bu kararı kendileri için verdiler. Bu zamanı, uyanış zamanları olarak seçtiler.

Şimdi, pek çok gerçeğin ortaya çıkışına kendinizi hazırlayın. Sıkı durun. Çünkü yaratılışın en saf ışığı yeryüzünü baştan aşağı aydınlatırken, her şeyi arındırır. Dokunulmadık, gizli saklı, sır, değişmeyen hiçbir şey kalmaz. Enerji vermiş olduğunuz her şeyi almak üzeresiniz. Ve daha fazlasını.

Düşüncelerinize, kelimelerinize ve davranışlarınıza özen gösterin, dikkatinizi verin.

Bu, beklediğimiz şey. Beklediğiniz şey SİZsiniz. Yeni ışığı yeryüzüne demirliyorsunuz. Yeryüzüne yeni sevgiyi getiriyorsunuz. Artık kendi yazmış olduğunuz kısmetinize uyandınız. Niyetiniz sevgi olsun. Bu geçişte birlikteyiz.

©2016 Mor Alev

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

20 replies »

  1. Merhaba mor alev…muhteşem bir yazıydı…ben ve çevremde ki herkes baş agrılarından muzdaribiz..bütün bu enerji girdabından dolayımı yaşıyoruz bunu..yerdemiyiz göktemiyiz belli degil…zihinsel ve duygusal olarak inanılmaz karışıklıklar yaşıyoruz..

    Liked by 1 kişi

  2. Yorum penceresini açtım ve en az 10 dakika, bu yazının bende yarattığı etkiyi nasıl kelimelere dökebilirim diye düşündüm. Ama o etkiden şu ana kadar kurtulamadığım için, sadece binlerce kez teşekkür etmekle ve yüreğine, emeğine, kalemine sağlık demekle yetineceğim. Bu yazının nasıl bir enerjisi vardır? Beni evrenlerin içine taşıdı ve evrenleri de benim içime. Çok sevgili Mor Alev, iyi ki Yaratan bir suretini, senin gibi değerli bir varlık olarak deneyimliyor.

    Liked by 1 kişi

  3. Muhteşem bir yazı . Yeni ay daki meditasyonumda ruhumun varlığımın beni götürdüğü yeri daha da iyi anlıyorum şimdi . Güneşe yükselip güneşten de öte hiçliğe . Yüksek benim le bütün . Şimdi yazınızdaki fotoğraflar yüksek benim varlığımla kabulümü . Işığın sarılışını gösteriyor . İmajinasyomlarım bu foğraflatla karşımda . Şimşek hızındaki enerjinin içimde tüm hücrelerimi aşkla sarhoş etmesi . Ama bir taraftan durdurulmuş hissi .

    Liked by 1 kişi

  4. Muhteşem bir yazı yine Mor Alev. Tebrik ederim. Çok mutlu oldum. Bir müjde gibi. Ne yazsam değerini veremem. Kalpten kalbe en iyisi. Sevgiyle, Teşekkürle, 💜💙

    Liked by 1 kişi

  5. çok çok teşekkür ederim çok güzel yazmışsınız her zaman ki gibi …sevgiyi hissetmek kalbimizin zarif sesiyle bütünleşmek harikaydı şu an yaşadığım duyguyu anlatacak kelime bulamıyorum ve tekrar teşekkür etmek istiyorum sevgilerimle hoşçakalın SEVGİLİ MOR ALEV ❤

    Liked by 1 kişi

  6. O kadar güzel ifade etmişsiniz ki bu sabah yaşadıklarımdan sonra söyleyecek söz bulamıyorum yüce yaradanım ol der olunur.Şükürler olsun.Şükürler olsun…

    Liked by 1 kişi

  7. çok güzel bir yazı yine her zaman ki gibi sonsuz teşekkürler pespembe bir ışık tarafından sarmalanarak okudum tüm yazıyı ışık bizimle olsun hepimizi şefkat ve sevgi ile sarsın sevgiler

    Liked by 1 kişi

  8. Sevgili mor alev,
    Yorum yapmadan geçmek olmazdı,Birlik bir olma arzum tüm dünya insanlık ve kendim ve çevre için o kadar yoğun ki!bunu artık biliyorum,olacak🤗bugün yazınızı okurken theta healingle saf sevgiyi,Yaradan’in sevgisini aileme,sevdiklerime,yasadigim şehre,ulkeme,gezegenimize,galaksimizi evrene gönderdim,hepimizin bir olduğunu bilerek gönderdim ve sadece sadece bunu fark etmeyi,bir’lemimizi farketme inancıyla sevgisiyle❤️🙏 ve tam da evrende boşlukta zıplama,asili kalma halini deneyimlerin,bir suredir ara ara algıladığımız bir his…hepimiz ilerleyecegiz!kesin!❤️🤗🙏🌞

    Liked by 1 kişi

  9. BİRLİKTEYİZ…mesaj bitince..altını imzalamak geldi içimden…..inanın….birden çok çalışıp ödevi biten çalışkan öğrenci gibi hissettim kendimi ”tez”im hazırmış gibi….teşekkür ederim….

    Liked by 1 kişi

  10. artık 3D ye ait ne varsa anlamsız gelmesi, eskiden tad ve heyecan veren şeylerin artık pek birşey ifade etmemesi, süregelen hedeflerin amaçların soluklaşması, bir değişime çok ama çok ihtiyac duymak ama nasıl bir değişim olduğu konusunda hiç bir fikri olmamak sadece o değişime susamış olduğunu hissetmek.. bu büyük enerji koridoruna girmeden önce hissedilenler diyebilir miyiz o zaman?

    Beğen

    • Sevgili Ela, hepimiz bu değişimi kendimize göre yaşıyoruz. Mümkündür. Ancak, eski yazılarda yeni benliğinize uyum sağlayacak yeni meraklar ve tutkulardan haberdar olmamaktan bahsediliyor. Yaşadığınız bu da olabilir. Sevgilerimle

      Beğen

  11. Yazılarınızın enerjisine bayılıyorum!!😃 Sınav ve okulun bu aralar verdiği stres ve panik duygularını burayı okuduktan sonra bi kenara atıyorum.Her gün buralarda misafirinizim.Sevgiler.

    Liked by 1 kişi

  12. Merhaba yazinizin bugun tamamini okudum.Duzenli olarak meditasyon yapmaya basladim ve meditasyonlarimda genellikle ucunu gormedigim bir kanalda ilerliyorum sanki..ve hemen hemen her meditasyonumun belli bir araliginda kendimi uzayda bir boslukta buluyorum.gece gokyuzune baktigimizda gordugumuz gibi karanligin icinde yildizlar var ama cok uzaktalar sadece parladiklarini goruyorum.bazen bazi kumelenmis yildizlar yanip sonuyor ama olusturduklari sekli secemiyorum. simdi bu yazinizi okuyunca dedim acaba gorduklerim bu yazida bahsettiklerinizmi? Sizce ne yapmam gerekli. Simdiden tesekkur ederim

    Beğen

    • Sevgili Mehmet, bu bir olasılık bence. Bu girdap-solucan deliği deneyimini ben de ve birçok başka kişi de yaşıyor. Benim hissettiğim eğer bu deneyimi yaşıyorsak, sanki hücresel arınma ve güncellemeden geçiyormuşuz gibi olduğu. Ama bu yazıdaki resetlenmeye bakarsak, o girdabın da özetle yaptığı hücresel/atom altı arındırma ve yenileme. Yani evet. Olabilir. Aslında bir daha bunu deneyimlediğinizde bu soruyu sorun. Ben de soracağım. Ayrıca, bloğun en tepesinde öne çıkanlar bölümünde eski bir yazı var, orada da Arkturuslular şöyle diyor: “Diğer bir deyişle Koşulsuz Sevgi, üç boyutlu kişi, mekân, durum veya nesneyi tamamen içine alarak, onları yüksek boyutlara taşıyan bir girdap ya da bir “portal” (kapı) oluşturur.” Yazının bağlantısı şu: https://moralev.com/2016/07/01/arkturuslular-kosulsuz-sevgi-tam-olarak-nedir-ve-mor-alev-enerjisinin-islevi/
      Sevgilerimle

      Beğen