Meleklerle Sohbet

Yaratım derslerine devam – Melek Rehberler

Maintal, Germany A bee on a flower- Arne Dedert-AFP-Getty ImagesBugün, arzularınızı fiziksel dünyanızda yaratmak konusuna dikkatinizi çekmek istiyoruz. Tabii ki her birinizin, gerçekleşmesini hedeflediğiniz, dilekte bulunduğunuz birçok arzularınız var. Peki, bu arzularınız şimdiye kadar neden gerçekleşmedi? Arzularınızın gerçekleşmesi için neyin gerektiğini daha iyi anlamanıza yardım edebilme umuduyla, şimdi bu sorunun cevabını tartışmak istiyoruz.

Her birinizin, bir zamanlar arzu ettiğiniz ve şimdi de sahip olduğunuz bir şeyleri vardır. Yani bunları başarıyla hayatınızda yaratmışsınızdır. Yaşamınızın bazı alanlarında olumlu sonuçları yaratıma sokmanın (tezahür ettirmenin), diğer alanlara nazaran çok daha zor olduğunu da görmüşsünüzdür.

Bazıları için sevgi dolu bir ilişkiyi, mükemmel bir sağlık ve refah durumunu yaratmak, her zaman kolay olmuştur. Bazıları ise bolluk ve bereketi çok daha kolay yaratmıştır. Her birinizin, bu işlerin iyi yürüdüğü (kolayca yaratıma girdiği) yaşam alanları olmasının yanı sıra, biraz odaklanmayı gerektiren alanları da vardır.

Peki, neden bazı arzular kolayca yaratıma giriyor da, bazıları girmiyor? Ah, işte harika bir soru. Bu konuyla ilgili görüşümüzü sizinle paylaşmamıza müsaade edin. Bakın, eğer gerçekliğinizi (yaşamınızı) “deneyim ve sonuç” olarak değil de, enerji, frekans ve titreşim kavramları kapsamında algılarsanız, herhangi bir şeyin nasıl yaratıma girdiğini de çok daha kolay anlarsınız.

Evren tarafsızdır ve iyiyi kötüyü süzebilecek bir filtresi yoktur. Yani (algısal olarak) iyi insanlara iyi şeyler, kötü insanlara kötü şeyler vermez. Nasıl bir ayna “hak edenlere iyi, daha az hak edenlere kötü” görüntü vermiyorsa, evren de bir aynadan farklı değildir. (Mor Alev: Ben bu durumu seanslarımda şöyle açıklıyorum: Evren’de zıtlık yoktur. İyi ve kötü bizim içinde bulunduğumuza inandığımız – ki aslında artık değiliz – 3 ve 4. boyut kavramlarıdır. Evren bu boyutlar içinde düşünmez, bu boyutlar içinde tepki vermez. Yani siz hangi frekanstaysanız, hemen kendini düzenler ve ona sevgiyle aynı frekansta cevap verir.)

Evren her düşünceye, daha doğrusu her yeni düşünceyle sonsuzluğa yaydığınız titreşime, sürekli tepki verir. Gerçekliğinizin en güzel tarafı da, her zaman yeni bir seçim yapma imkânına sahip olmanızdır. Yani, eskisinden farklı yeni bir odak noktasını, yeni bir titreşimi, yeni bir düşünceyi vs. seçebilirsiniz.

Peki, bazı şeyler neden bu kadar çabuk yaratıma giriyor da, bazıları girmiyor? Bu sorunun cevabı en basit haliyle şudur; Çünkü ortada herhangi bir “direnç” olmadığından dolayı, çabucak yaratıma girmiştir. Her şeyin kendine has, tam ve net bir frekansı vardır. Yani istediğiniz veya arzu ettiğiniz her şey, belli bir frekans hızıyla titreşir.

Bunu şu şekilde açıklarsak, sanırız çok daha kolay anlaşılacaktır. Örneğin siz kanal 10’u izlemek istiyorsunuz ama Kanal 5’i açtınız. Dünya’nın tüm dilekleri ve tüm umutları bir araya gelse, o kanalı değiştiremez. (İstediğiniz kadar değişmesini dileyin ya da umut edin, o kanal kendiliğinden değişmez.) Siz uzaktan kumandayı alıp, kanalı bizzat değiştirmek zorundasınız.

Bu arada Kanal 5’i açmış olsanız bile, yine de Kanal 10’un var olduğundan hiç şüpheniz yoktur. Kanal 10’u izlemeseniz bile, onun mevcut olduğunu bilirsiniz. Oysa çoğunuz – fiziksel gerçekliğinizde gözle göremediğiniz için – hayallerinizin ve arzularınızın (evrende) mevcut olduğundan şüphe duyuyorsunuz. Hâlbuki kavramlar aynıdır.

Dolayısıyla tek yapmanız gereken şey, sizin “titreştiğiniz” kanalı değiştirmektir. O anki titreşiminizi değiştirdiğiniz zaman, ruh haliniz de değişecektir. Ve bunun sonucu olarak da, mutlaka farklı koşullar ve deneyimlerle buluşacaksınızdır.

Pek çok kişi, sizden önce yaratıma girmiş olan koşulların içine çekilmiş durumdadır. Eğer bu koşullar hoşunuza gitmiyorsa, dikkatinizi onlara odaklamanızın (sürekli irdelemenizi, bahsetmenizin) size hiç bir yararı olmaz. Çünkü neye odaklanırsanız, o şey de her daim genişleyecektir. Eğer dikkatinizi kasıtlı olarak size huzur, keyif ve haz veren şeylere odaklamayı seçerseniz, titreşiminizin hızını da değiştirmiş olursunuz.

Gerçekliğinizde her şey, yaratımdadır. İyi şeyler ya da kötü şeyler. Çünkü sizin titreşim hızınızla, o şeyin titreşim hızı o an eşittir ve bundan dolayı da gerçekleşmek zorunda kalmıştır. Zira siz temelde,  o Kanala uyumlanmışsınızdır. Şimdiye yaratıma girmemiş olan arzularınız varsa eğer, tek yapmanız gereken şey, o arzunuzun titreşim hızıyla aynı hızda titreşmektir. Gerçekten arzu ettiğiniz bir şeye şu an sahip olsaydınız, bu size ne hissettirirdi? Nasıl bir duygu içerisinde olurdunuz?

Eğer kendinizi bu duygunun içine koyarsanız, o zaman arzu ettiğiniz şeyin titreşim hızıyla eşitlenmiş olursunuz. Aynı rezonansta titreşen şeyler nasıl birbirlerini çekiyorsa (Çekim Yasası), bu arzunuz da gerçekliğinize çekilmek durumundadır. Gördüğünüz çoğu kişinin hayatı neden gitgide daha iyi, ya da gitgide daha kötü oluyor? Bunun sebebi, odaklandıkları kanalın frekansından (o kanalın frekansıyla eşit hızda titreştiklerinden) dolayıdır.

Şimdi, şunu anlamanız çok önemlidir: Arzularınızı yaratıma sokmak için, onlara odaklanmanız (sürekli düşünmeniz, o düşünceye tutunmanız) gerekmez. Sadece arzu ettiğiniz şeyin titreşim hızıyla eşit hızda titreşmeniz gerekir, o kadar. Kısacası herhangi güzel bir his, herhangi olumlu, güzel, iyi duygular içeren bir düşünce, sizi bu titreşim hızına yükseltir.

Bu güzel duyguları, bu iyi hisleri ne kadar çok titreştirirseniz, (bu duygular içinde ne kadar uzun süre kalırsanız) bu titreşimlere de o kadar alışmış olursunuz. Böylece, titreşiminizle eşit olan arzularınızın gerçekliğinizde yaratıma girme olasılığı, çok daha fazlalaşır. Gerçekten bu kadar basittir.

Umarız bu mesajımızı bir şekilde yararlı bulmuşsunuzdur. Sevgi ve Işık ile…

Melek rehberleriniz.

***

Sevgili Dostlar, dünkü Cennetten Mektup’ta yaratımla salıvermek süreçlerinin birlikte ilerlediğini konuşmuştuk. Bugün Melek Rehberler salıvermeyi televizyon kanalı değiştirmeye benzetiyorlar. Daha önce de bu harika benzetmeyi kullanmışlardı. Bence şu anda kanalı değiştirmek her şeyden önemli.

Aslında, gerçekten sadece bir benzetme olarak kullanmıyorum bu terimi, tekrar tekrar şiddet, olumsuzluk, bazen yalan enerjisi içeren haber, dizi ve programlar seyretmek, acı, şiddet ya da intikam dolu şarkılar dinlemek, okumak ve bu yönde konuşmak titreşiminizi derhal düşürüyor. Dünyadan haberdar olmayın demiyorum. Ben de gazetede haberleri gözden geçiriyorum ve her gün ama her gün olumlu gelişmeler arıyorum. Bazen görüyorum, bazen görmüyorum. Olumlu olmayan konulara derhal koşulsuz sevgimi ve Mor Alev enerjisini gönderiyorum. Hatta haber okurken aynı anda o olumsuzluklarla kurmakta olduğum negatif bağları Michael (Baş Melek Mikail) yardımıyla kestiğim çok olmuştur. Bizim frekansımızın düşmesinin kimseye bir faydası yok. O yüzden sizleri günlük enerji çalışmamıza devam etmeye çağırıyorum.

Bundan bir yıl kadar önce Michael Neil’in bir kitabında denediği 21 günlük “Şikâyet Orucunu” okumuştum. 21 gün şikâyet etmeden yaşayabilir miyiz? Onun orucu bir seneyi aşkın sürede tamamlanmış, çünkü şikâyet ettiğiniz anda geriye dönüp yeniden başlıyorsunuz.

Benim oruç denemelerim bazen sadece 2 saat kadar sürdü, bazen birkaç gün. Yeniden salıverme çalışmalarına dönüyorum, sonra bir daha başlıyorum. Evet, ben de insanım. Ama bu çalışma sizde inanılmaz bir farkındalık yaratıyor. Örneğin bu zamanlarda farkında olmadan neredeyse her gün rutubetten şikâyet ediyorum, sonra kendimi durduruyorum. Bu demek oluyor ki, hava durumunu kontrol etmek istiyorum! Söyledim ya, ben de insanım, saçmalayabiliyorum, bu kontrol arzusunu salıvermeliyim, rutubetin tabiata hizmet ettiği durumlara odaklanmalıyım ve aynı zamanda atmosferin bile bizim toplu enerjimize cevap verdiğini hatırlamalıyım. 2017 başlarken hepinizi bu oruca teşvik edeceğimden kuşkunuz olmasın. Aranızda hemen başlamak isteyenler olursa çok güzel. Beklemeyin, başlayın!

Bundan bahsediyorum çünkü kanalı değiştirmenin pek çok yolu var. Elimden geldiğince çok salıverme ve enerji yükseltme yöntemleri paylaşıyorum sizlerle. Bunların öne çıkanlarını ana menüdeki yöntemler bölümünde görebilirsiniz. Belki de güne şöyle bir niyetle başlamak da size faydalı gelebilir:

“Bugün gördüğüm, duyduğum, yaşadığım her şeyi Yüksek Benliğimin (ya da Yaratan’ın, ya da Meleklerin) gözlerinden görmeyi, onun kulaklarıyla duymayı, onun anlayışıyla algılamayı, onun bilgeliğiyle tepki vermeyi niyet ediyorum”

Bir bakın, nasıl hissedeceksiniz? Sonra da, neler yaratacaksınız?

Bu mesaj için Taryn Crimi ve Melek Rehberlere çok teşekkürler. (angelic-guides.com) Mor Alev Dostu tarafından çevrilmiştir, ona da çok teşekkür ediyoruz.

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek Benliğinizle daha aktif bir ilişki kurmak, böylece potansiyelinizin tamamını gerçekleştirmek üzere Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı© 2016 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
Copyright © 2016  by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

23 replies »

  1. Enerjimi yükselttiniz, tşk.ederim :). Ben artık şöyle yapıyorum: Herhangi bir nedenle ya da bazen de sebepsiz, sıkıldığımı, mutsuz olmaya başladığımı, moodumun düştüğünü hissettiğim anda sevdiğim, istediğim bir şey yapmaya çalışıyorum. Mesela fırsat bulduğum ilk anda kitabımdan bir bölüm okuyorum ya da bir şeyler yazıyorum, resim karalıyorum, birkaç dakika egzersiz yapıyorum vs. O an canım ne istiyorsa, şartlar el verdiğince onu yapıyorum. Bunların dışında haber izlemeyi, okumayı bıraktım, facebookumu ve twitterımı kapattım app’lerini telefonumdan sildim. İyi günler herkese.

    Liked by 2 people

  2. Başkasının kolayca yarattığı durumlar değil, bizzat geçmişte kendimizin bilinçli ve inançlı olarak yarattığı mucizeleri (2kez) şu anda yaratmıyor olmamı sormak isterim size.
    Hatta şu an daha bilinçli daha farkında iken ve evren kapılarını bizlere daha çok açmış iken?
    Sizin bu konudaki yorumunuz nasıl olur acaba sevgili Mor Alev?

    Beğen

    • Bu durumu bana değil, kendi kalbinize sormanız daha yerinde olur sevgili Nurcan. Yaratımımı neler engelliyor? sorusunun cevabını sadece siz bilebilirsiniz. Sevgilerimle

      Beğen

  3. “Şikayet orucu” fikrine bayıldım. Aslında sayısız kere “şikayet etmeyeceğim” diye kendi kendime telkinde bulundum. Fakat kısa bir süre sonra yine yakınmaya başladığımı fark ettim. Hatta bu sabah bile, günlerdir kuvvetli esen rüzgara kızdım. Sonra da, tam senin dediğin gibi sevgili Mor Alev, “hava şartlarını da kontrol etmek istiyorsun” diye kendi kendime güldüm. Oysa her şey doğal dengesinde yürüyor ve bir sebebi var. Bunu bilmeme rağmen, yine de egom her şeyin iplerini elinde tutmak istiyor. Demek ki benim bu oruca başlama vaktim geldi. Bugünden itibaren şikayet orucuna başlıyorum. Bakalım ne kadar sürecek. Bu harika fikir için çok teşekkür ediyorum. Bize yol gösterdiğin ışığın, her daim parlasın. Sevgilerimle…

    Liked by 2 people

  4. Teşekkürler mor alev💖 Tam enerjimin düştüğü zamanlarda hemen yetişiyorsunuz. Son 2 yazınızı hayatıma geçirebilirsem artık daha farklı bir boyuta geçeceğimi hissediyorum. Çünkü öyle bir acıya tutunmuşum ki asla ilerlememe izin vermedi yıllardır.

    Liked by 1 kişi

  5. Mor Alev cok tesekkurler. Ben son zamanlarda odagimin cok kaydigini hissettim, olan olaylar, ulusal yayinlar vs. Frekansim cok dusmeye basladi. Toparlanmak icin her sabah niyet etmeye basladim; hayatin guzelliklerini daha fazla gorebilmeye, daha fazla minnet ve memnuniyet duymaya surekli niyet ettim. Youtubeda rahatlatici muzikler dinlemeye basladim. Sonra youtube kanalinda kenarda TED Turkiye konusmalarini gorup birini tikladim ve simdi hepsini dinlemeye basladim. O videolari izledikce ulkemizde de birbirinden guzel insanlar birbirinden guzel beyinler kalpler oldugunu gorup icim neseyle, sevincle, memnuniyet ve minnetle dolmaya basladi. Sadece kotu seylerin degil iyi seylerin de oldugunu bilmek cok ama cok guzel.

    Liked by 2 people

  6. Sevgili Arkadaşlar, Sevgili Mor Alev, ve bizler için çevirilerle ışık saçan Sevgili Mor Alev Dostu,
    Onlarca yazı okudum, dönüp dönüp geçmiş yazıları okudum, kitaplar, diğer platformlar… neden bilmiyorum beni bu yazı kadar silkeleyen saran sarmalayan bir yazı olmadı… belki okuduğum ortam belki fondaki müzik belki de sevgili meleklerin frekansına uyumlanarak okumam…
    Şöyle ki, yaratım ile ilgili bir sıkıntım ÇOK ŞÜKÜR hiç olmadı, yani bu kadar etkilenmem hah şunu da bunun sayesinde yaratayım sebebi ile değil. Tam tersi bu lütufları görebilmek, şükredebilmek, ve günün her HER her anında yaratımda olduğumuzu, hizmette olduğumuzu bilmek…
    Şikayet orucunu ben tutmaya çalıştım bir kaç kez, ve tabii ki 21 günün hayalini bile göremedim:) hele iş yerinde bıdı bıdı, her şeye alınmak, kişisel almak, her şeyi en iyi bildiğimi sanmak vs derken tamamlamak mümkün olmadı, önce kendimden şikayetlerimi de kesmek için harika bir hatırlatma, 2017 ye girmeden öncülerini yapabilsek keşke.
    Yazıyı okurken şu geldi aklıma, ben hep gün içinde kendimi ara sıra yoklarım, şu anda skalada neredesin, korku öfke şikayet mi yoksa şefkate şükür merhamet mi diye… yazıyı okuyup gözlerimi kapadığımda karşıma bir + çıktı, sol taraf negatif duyguların titreşimi, sağ taraf pozitifler, üst kısım KABUL, alt kısım ise DİRENÇ… yani iyi kotü o kadar çok şeye direniyoruz ki…
    ve bunlar aklımdan geçerken Yes Man filmi geldi aklıma:) güldüm, gerçekten de ara sıra skalada neredeyim sorusuna ek, peki şu an bu duyguduruma kabul veriyor muyum yoksa direniyor muyum diye sormak yardımcı olabilir. Yani odak konusunda; dileğe isteğe değil duygulara güzelliklere frekansa odaklanmak aslında salıvermeyi sağlayan, direnci kaldıran…
    yıllar önce bir yazı vardı masamda, Türkçeleştirirsem;
    Ayşe dua ediyor ve ev istiyor,
    Tanrı / Melekler not ediyor: ‘ayşe’ye bir ev’
    sonra Ayşe ‘ ya olmaz ki nasıl evim olacak benim’ diyor
    ve Tanrı / Melekler not ediyor: ‘Ayşe vazgeçti!’

    Sanırım bizim aşırı karmaşıklaştırdığımız her şey sistemde bu kadar SADE…
    Sevgiler,

    Liked by 1 kişi

  7. Yorumuma bir ekleme daha yapmak istiyorum,
    aslında, somut yaratımlar çok ilginçtir, birisine harika gelen bir istek diğerine korkunç gelebilir(mesela yurt dışına yaşamak gibi) veya iki kişi aynı şeyi isteseler de isteklerinin çıkış noktası / çıkış duygusu tamamen farklı olabilir. Mesela bir kişi gelecek korkusu ile iş arar ev almak ister, diğeri yaratıcılığı ile yaşama hizmet etmek için, evinde huzurla misafir ağırlamak için… bunları yazıyorum çünkü meditasyon yaparken, ya dünyevi isteklerin çoğu somut ve aynı somut isteklere ne kadar farklı duygu ile açılabiliyoruz diye vizyonlar gelmeye başladı…
    Korkularımızla yarattığımız dileklerde maalesef ya yaratım gerçekleşmiyor ya da yaratım olsa da maalesef biz hala mutsuz huzursuz varlığımızla yine tatmin olmamış yine eksik etrafta yeni dileklerin peşine takılıyoruz. Sevgili Mor alev çok güzel yazmıştı eksik olmama hali… daha önce bir yazıda da ’emin olma’ hali iletilmişti… bir başka yazıda da ister Allah ister yaratıcı diyin, o büyük kudreti vekil ederek teslim edebilme…
    o zaman aslında bir sevgili, iş araba ev her ne istiyorsak, bu isteğin çıkış frekansı ne buna da bakalım arkadaşlar, çıkışı korku mu yoksa çıkışı şükran mı, esenlik mi? sonra da o duygunun frekansına uyumlanalım. yoksa salt kendi başına dileklerin bir frekansı yok… ve hatta o yuzden ‘bu veya daha iyisi, butunun hayrına, beni bu ‘tamlık’ halinde Birlik ve esenlik duygusunda tutacak sekilde… ‘ diye dua ediyorum ben, niyetimi ilan ve TESLİM ediyorum… sevgiler

    Liked by 2 people

  8. Arılar.. Meditasyonumdaki vizyonum.. Bu yazıdaki fotoğrafla karşıma çıktı. Ve Yaratım Dersleri -Melek Rehberler ile çok manidar.. Kraliçe arı, içimde bal yapıyordu. İçim petekteki gibi bal sarısı hücreler ışıl ışıl.. Teşükkür ederim . Sevgiler..

    Liked by 3 people

  9. Merhaba, blogunuzu bir kaç haftadır takip ediyorum. Aklıma takılan bir şey var, tabi cevap vermek isterseniz..

    Dini inancınızı öğrenebilir miyim? Sanırım new age ile ilgilisiniz ancak tam olarak anlayamadım. Lütfen bu yorumu yanlış anlamayın amacım yargılamak değil kendim için fikir almak, umarım en kısa sürede yanıtlarsınız…

    Sevgiler

    Beğen

    • Sevgili Doğukan, blog kimliği sayfasında şunlar yazılıdır: “Bu blog her inanca, her kesimden insana, her ırk, cinsiyet, eğitim düzeyine saygılıdır ve ayırımcılık yapmaz.” Sevgilerimle

      Beğen

      • Yanlış anladınız sanırım, ben sizin kendi inancınızı merak etmiştim. Şu sıralar çok şeyi sorguluyorum ve artık eski inancıma ait hissetmiyorum kendimi… Bu yüzden sizinkini merak etmiştim, tabi istemezseniz söylemeyebilirsiniz,

        Teşekkürler.

        Beğen

  10. Sevgili Mor Alev, Michael Neill ‘in Sikayet Orucu kitabini ariyorum ancak orijinal ismi (tahminimce) farkli oldugu icin bulamiyorum. Yardimci olursaniz, sevinirim. Cok tesekkurler.

    Beğen

    • Sevgili Fer, bu bir kitabında sadece ufak bir paragrafta değindiği bir konuydu. Yani özel bir şikayet orucu kitabı yok. Şu anda hangi kitabı olduğunu da hatırlamıyorum, inside out revolution olabilir… Sevgilerimle

      Beğen

  11. itiraf etmek zor olsa da,evet,sikayet etmenin ‘rahatlatici’ bir tarafi var. Icinizde biriktirdiginiz toksinleri atmanin bir yolu bu. Her ne kadar bundan haz etmesemde, icime attikca enerjim daha buyuk bir hizla dustugunden, Shakespeare’in dedigi gibi yapip ‘soyleyip ruhumu kurtariyorum’..
    Blogda yayinlanan makalelerle ayni donem aklimdan gecenlerin bu kadar ayni olmasi beni her zaman cok mutlu ediyor. Sikayet ettigim seyleri kabul etmek ve bunlari hayatimin disina tasimak icin enerjimi yuksege tasimaya calisiyorum uzun zamandir. Bugunku yazi ile bu surec hizlanacak biliyorum. en azindan buna niyet ediyorum.
    Tum blogun varligi icin minnettarim..sevgilerimle..

    Liked by 1 kişi

  12. Abraham Hicks dinler gibi oldum okurken. Kesinlikle hakli melekler! 🙂 Bu arada o 21 gunluk oruc cok zor yahu! Su an dusunmesi bile korkuttu beni. Umarim denemeye cesaret edebilirim! 🙂 Yanlis anlasilmasin, oyle deli sikayet eden biri degilim, sadece cok ulvi, muthis buldugum icin bu isi boyle konusuyorum.

    Liked by 1 kişi

  13. Benim tutunma ve salıverme konusunda ciddi bir direncim vardı, aslında var, geçtiğini ya da azaldığını söyleyemem ancak belki farkettiğim bir şey başlangıçtır.. Aslına bakarsanız nasıl yapılacağını becerememek, ne olduğunu yakalayamamak bir türlü.

    Yazılarınızda pek çok farklı zorlukla nasıl başa çıkabilineceğine çözümler sunmak, ışık olmak adına negatif durumlara için örnekler sunarsınız. Sevdiğiniz birini kaybettiyseniz, evinizi, işinizi kaybettiyseniz, aldatıldıysanız, yalnız hissediyorsanız, özünüzden uzaklaştığınızı hissediyorsanız, harekete geçememe durumunda bloklanmış hissediyorsanız, korkularınız varsa, insanlardan korkuyorsanız, neşe, sevinç coşku hissedemiyorsanız gibi gibi gibi.. Hepsi ama hepsini yaşadığım bir dönemdeyim son bir yıl içinde, birini atlatamadan diğeri olur hepsi bir anda tırmanır gibi, hepsinin ağırlığıyla.

    Bu dönemde keşfettim ki hayatımın her anında bu dönemdeki kadar yoğun olmasa da farklı zamanlarda aslında pozitif, negatif hep birşeylere tutunmuşum, tek bir şey dışında. Yine ilgili yazılarda okuduğum bir şey bunu farketmeme neden oldu. Kafamın karıştığı pek çok konu olmasına rağmen genel olarak aydınlanma sağlamıştır, teşekkür ederim bu aşamada.

    Gelelim bu tutunmadığım tek şeye: “PARA”. Ben içgüdüsel olarak parayı, bolluğun bu kısmını ki biliriz bolluk bundan ibaret değildir, hep layık olabileceğim bir şey olarak görmüş, evet, dileklerimde istemiş ama hiç bi zaman diğer bahsettiğim pek çok konuda olduğu gibi tutunup kalmamışımdır, para benim için bir şekilde olabilecek bir şeymiş. Evet hayatımda kritik ama kısa bir kaç zamanım oldu para sıkıntısı olan ama genel olarak, pek çok insanın sıkıntı yaşadığı, bu konuda bir şekilde başkaları benim şartlarımda bu konuda korkuyu çok yoğun yaşayabilecekken benim bu korkum olmamış, ben hiç para sıkıntısı çekmedim, şu an işsizim, yurt dışında iş bulma konusunda zorluklarım, son anda her anlamda beni yarı yolda bırakan ayrıldığım eşimin para konusuna çıkardığı engellere, ciddi zorluklara rağmen bu bende alışkanlık olmuş, neden nasıl bilmiyorum o para sıkıntısını bir şekilde çekmeyeceğim biliyorum, EMİNİM.

    İlgili “Daha Büyük Düşler Düşleyin… – Taryn Crimi aracılığıyla Melek Rehberler” yazısında bahsedilen EMİN OLMAK kadar EMİNİM. Salıverebilmek ve tutunmamak sanırım bu. O noktaya ben bir türlü ne yaptıysam pek varamamıştım, özümseyememiş, hissedememiştim, para da yapabildiğim gibi, hayatımdaki olumsuzluklar ya da olumlular için ki her yazınızı okumuşluğum olmasına, ruh halime göre ihtiyaç duyduğumda tekrarlamama rağmen.. Bir de bunu denemek mantıklı geldi, en azından tutunmak ve tutunmamak nedir bir fikrim var diye düşünüyorum, umarım yanılmıyorumdur.

    Siz bu yolla zaten ne yaptığınızın çok farkındasınız. Çok teşekkürler..

    Liked by 1 kişi

  14. Sevgili Mor Alev, bu çok iddialı bir oruç. an itibariyle başlamış bulunuyorum:))) sevgiler. Skorumu size bildiririm. Ama ben de iddialıyım:)))

    Liked by 1 kişi

  15. 4 saate yakın bir süre. fena sayılmaz (benim için). ama konuşma halinde şikayet etmedim. zihnen aklıma gelen bir şey üzerine şikayet ettim. yeniden tutacağım. bu kez niyet ederek tutmayı düşünüyorum. çünkü niyet edilen orucu bozmak olmuyor.:)))

    bu ara bir süredir bende bir hal oluştu. yanımda yerli yersiz şikayet eden insanlardan rahatsız oluyorum. hele de bunu alışkanlık haline getirmişse. bir de bütün gün şikayet ettikten sonra Allah’a şükredenler var.

    bir şey daha paylaşmak istiyorum. serbest bırakma yazıları çokça geliyor bu aralar. uzun süredir evle ilgilenmiyordum. ama çok çok uzun süredir. herşey dağılmıştı. neyin nerde olduğunu neredeyse unutmuştum. bir sürü şey tıkıştırılmış ve bir dünya da kullanılmayan şey vardı. evi 2 haftadır düzenliyorum. kullanılmayan eşyaları kitapları ve daha pek çok şeyi elden çıkarıyorum. yap yap bitmiyor:)) ama inanılmaz rahatlatıcı. her attığım ya da evden çıkardığım şeyle sanki ruhum da arınıyor. sanki duygularım da düzene giriyor. ve kendimi durduramıyorum. bu sabah 07’den beri ev temizliyor ve düzenliyorum. biliyorum yarın da devam edecek. ev düzene girdikçe fazlalıklar evden çıktıkça çöpler atıldıkça sanki midemi belediye çöplüğüne çeviren ve biriktirdiğim tüm korkularımı, endişelerimi, negatife dair her ne varsa serbest bırakıyorum.:))) bu benim için adeta bir devrim:)))

    yenilendiğimi, yeni ve güzel şeylere hayatımız her alınında yer açtığımı ve büyük bir değişim için (yaratım) önemli bir adım attığımı hissediyorum…

    Liked by 1 kişi

  16. ilk kez sizi mor alevi okudum anlamaya çalışıyorum şikayet orucu nu mantıklı buldum ve beğendim TŞK LER okumaya ve anlamaya devam edicem

    Liked by 1 kişi