Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Trapez Etkisi

Cirque du SoleilBundan 30 yıl kadar önce Danaan Perry “Warriors of the Heart” (Kalbin Savaşçıları) kitabında şunları paylaşmış:

“Bazen hayatım bir trapezden diğerine atladığım salınmalar dizisi gibi geliyor. Ya bir trapeze asılıyım ve onunla sallanıyorum ya da yaşamımın bir anında trapez askılarının arasındaki boşlukta hızla savruluyorum.

Çoğu zaman yaşamımı, o andaki trapez askıma canımı kurtaracakmış gibi sıkıca tutunarak geçiriyorum. Beni belli bir tutarlılıktaki sallanma hızına getiriyor ve ben de hayatımın kontrolü bendeymiş gibi hissediyorum.

Çoğu doğru soruları biliyorum, hatta bazı cevapları bile bildiğim oluyor.

Ancak, arada sırada mutlulukla (ya da o kadar mutlu olmayarak) sallanırken, ileriye bakıyorum ve ne görüyorum? Bir başka trapez askısı bana doğru geliyor. Askı boş ve biliyorum, o yerdeki “Ben” biliyor, o yeni trapez askısının üzerinde benim adım yazılı. O benim bir sonraki adımım, benim gelişimim, benim canlılığım, beni almaya geliyor. Kalbimin en derinlerinde biliyorum, gelişmem için, ilerlemem için bu iyi tanıdığım, onunla sallandığım trapez askısına tutunmayı bırakmalı ve yenisine geçmeliyim.

Bu bana her olduğunda eski askıyı tamamen bırakmadan yenisine tutunmayı umuyorum (hayır, dua ediyorum). Ama o bilge parçamda ise biliyorum ki eski askıyı bütünüyle bırakmalıyım ve zamanda bir süre boşlukta ileriye fırlamalıyım ki yeni askıyı tutabileyim.

Her seferinde, içim devasa korku ile doluyor. Bilinmeyenin boşluğu üzerindeki tüm eski fırlamalarımda her zaman başarmış olduğum gerçeğinin bir önemi yok. Her defasında, kaçırmaktan, iki trapez barı arasındaki dipsiz boşluğun görünmeyen kayalarına çakılmaktan korkuyorum. Buna rağmen yapıyorum. Belki, mistiklerin inanç deneyimi dedikleri bu olsa gerek. Hiç garanti yok, ağ yok, sigorta poliçesi yok ama buna rağmen yapıyorsunuz, çünkü eski askı artık seçenekler listesinden silindi. Böylece, bir mikro-saniye ya da bin yaşam kadar sürecek sonsuzlukta, “geçmiş gitti, gelecek ise henüz burada değil” diyen karanlık boşluğun üzerinde yükselerek uçuyorum.

Ben buna “geçiş” diyorum. Gerçek değişimin oluştuğu tek yerin bu geçiş olduğuna inanıyorum. Gerçek değişim diyorum, eski sinir noktalarıma bir yumruk yiyene kadar süren sahte değişimden bahsetmiyorum.

Fark ettim ki, kültürümüzde bu geçiş alanına “hiçbir şey” olarak bakılıyor, “yerler arasında olmayan yer”. Elbette, eski trapez askısı gerçekti ve bana doğru gelen trapezin de gerçek olmasını umuyorum. Ama ya aradaki boşluk? Bu, elinden geldiğince çabuk ve bilinçsizce geçilmesi gereken, korkunç, akıl karıştırıcı, yön şaşırtan hiçbir yer mi?

Circus dreamsHAYIR! Bu ne büyük bir kayıp fırsat olurdu. İçimde gizliden gizliye bir şüphe var, aslında geçiş alanı tek gerçek şey ve trapez askıları ise gerçek değişimin, ilerlemenin, gelişimin oluştuğu boşluktan kaçınmak için uydurduğumuz yanılsamalardan ibaret.  Bu sezgim doğru olsa da olmasa da, hayatlarımızdaki geçiş alanları gerçekte mucizevi zenginlikte yerler. Onlar onurlandırılmalı, hatta keyfi çıkarılmalı. Evet, geçişe refakat eden (ama etmek zorunda olmayan) korkuyla, acıyla ve kontrolün elinizde olmadığı hisleriyle, bunlar hayatımızın en canlı, büyümenin en çok olduğu, tutkulu ve genişleten anlarıdır.

İşte böyle bakarsak, geçiş korkusunun korkuyu def etmekle hiçbir ilgisi olmayabilir. Geçiş korkusu kendimize iki trapez arasında geçiş yaparken” gezinmeye” izin verip verememekle alakalıdır. Yeni bir trapez askısına, ya da herhangi bir askıya tutunma ihtiyacımızı dönüştürmek,  değişimin olduğu tek noktada yaşama hakkını kendimize tanımaktır. Ödünüzü patlatabilir. Aynı zamanda kelimenin tam anlamıyla aydınlatıcı olabilir. Boşluk içinde fırlayıp savrulurken uçmayı öğrenebiliriz.”

Sevgili Dostlar, bundan yıllar önce söylenmiş bu bilge sözler şu anda yaşadığımız dünyayı tam isabetle anlatıyor. 2015 kış aylarından beri yaşadığımız Değişken Burçlardaki Kare Açı hepimizi bu yaratıcı boşluğa fırlattı. Eski askılara tutunmaya çalışanları görüyoruz, yenisine zıplamayı korkanları, ve askısı birden bire yok olanları… Sonra bütün bunları kendi hayatımızda da fark ediyoruz. “Ne yapmalıyım? Hangi işi seçmeliyim? Boşanırsam beni kim sevecek? Bir karar verdim ama şimdi ne yapacağımı bilmiyorum, pişmanım.”  Ve bunun gibi birçok soru…

Yarın Mars, Satürn’le birleşiyor. Ateşte bir birleşme ve hemen kare açısında Neptün! Zodyak elektrik yüklü. Satürn-Neptün gerginliği yine tetikleniyor. Eylül ortasına kadar bu etkinin altındayız. Büyük saflaştırmanın son evrelerini yaşıyoruz ve bu son haftalar en yoğun haftalar olabilir. Buna Mars etkisiyle “ateşin dezenfekte edici gücü” de diyebiliriz.

Dün Merkür’le Jüpiter birleşti, etkilerini bu hafta iyice yükselen sesler, büyük konuşmalar, gürültü olarak göreceğiz.

Fakat Jüpiter çok yakında burç değiştiriyor, 10 Eylül’de Terazi’ye geçiyor ve bu belirsizlik, bu herkesin çok konuştuğu zaman, bu laf kalabalığı ve emin olmama durumu bitiyor. Jüpiter’in bu hareketi her şeyi değiştirecek. Konu hakkında uzun uzun yazacağım ama ben Zodyak’ta gördüklerimden son derece umutluyum!

Bir başka olumlu etki ise Mars ve Satürn’ün birleştiği derecenin Sabian sembolünden geliyor. Bu sembolü daha önce de konuşmuştuk: “Altın saçlı fırsat tanrısının (tanrıçasının) teatral temsili”

visualphotos comSatürn geçen yeni aydan beri bu derecede bize fırsatları ve yeni trapez askılarını gösteriyor, yeni ay yazısında bu sembol hakkında şunları paylaşmıştım: “Bu derecenin getirdiği şeyler şunlardır: Ödüller, hediyeler, takdir, karizma ve güzellik. Reddedemeyeceğiniz iyilikte fırsatlar karşınıza çıkabilir, ama yine de onları bir incelemelisiniz. Bu bir ödül olabilir, daha da büyük ve güzel şeylere yol açabilir. Siz ya da bir yakınınız tümüyle başarılı olacak birisi gibi görülebilir, onda doğal bir yetenek, bir dahi vardır. Hayallerinizin cevabı gelebilir, hatta devasa ödüllerle gelen hayatınızın macerasına atılabilirsiniz. Ancak tek dikkat etmeniz gereken şey şudur, boş sözlerden kaçının, temeli gerçekte olmayanları ayırın.”

Arkadaşlar, bütün cevaplar elimizde değil. Çünkü oyunun kuralı bu değil. Oyunun kuralı evrene güvenmek, iç sesimizi dinlemek ve bir sonraki askıya dek boşluğun tadını çıkarıp genişlemeye izin vermek. Bu sırada korkmak doğal, bırakmamaya çalışmak binlerce yıl geliştirdiğimiz bir dürtü, kendinize iyi davranmak ise en doğrusu. Sakin kalın, asla boşluğa düşmeyeceksiniz, asla sevilmediğiniz bir an yok ve asla yalnız değilsiniz. Bırakın evren sizi kucaklasın.

Siz bu hafta altın saçlı fırsat tanrısı (tanrıçasının) size ne göstermesini dilersiniz? Uçmayı öğrenmeye ne dersiniz?

©2016 Mor Alev

Not: Salıverme çalışmaları için ana menüdeki yöntemler bölümüne bakabilirsiniz.

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

15 replies »

  1. Hic tanimadiginiz biri size guven verir, yol gosterir mi?
    Evet… ben size güveniyorum mor alev.

    Hayatim gayet iyi giderken, dengemi kurmak konusunda epeyce yol almışken keyfim yerindeyken.

    Ama oylesine bir korku bombardımanı var ki.
    Eyvah!!! Yoksa ben salakmiyim, yoksa hicbirsey yolunda degil mi!! Yoksa bu duygularim ve yasadiklarim bir ilizyon ve ben bu huzuru kayip mi edecegim!!!!

    Donem donem bu korkulari hissettigimde yazılarınız, bir nefes alip tekrar dusunmemi. Aklimi kullanmayi yine unuttugumu bana hatirlatiyor.

    Tesekkurler,
    Gorusmek dilegiyle,
    Selamlar

    Liked by 1 kişi

  2. Sevgili mor alev,
    O kadar güzel bir yazı ki çok çok teşekkür ederim.Günlerdir kendime, melek rehberlerime sorduğum sorunun cevabı bu yazınızla geldi ya da ben almaya hazırdım bilmiyorum.Kendimi şu an 2 trapez arasındaki boşlukda hissediyorum biryandan korkarken biryandan hergün Allah’a binlerce kez şükrediyorum hayatımdaki en muhteşem deneyim için.Süreç kolay değil ve beni nereye götürecek bilmiyorum ama akışa güvenmeye niyet ediyorum hergün hergün.Ve bana özel seansımızda söylediğiniz meditasyonları ve toplu meditasyonu düzenli yapmaya devam ediyorum sabırla.İÇ sesim herşey yolunda diyor.Yaşam amacına göre yaşamaya devam et çok iyi gidiyorsun anda ve akışda kalmaya devam.Her hayelin sen hazır olduğunda sana gelecektir tadını çıkar diyor.Ve bugün bu yazı aklımı kurcalayan soruların cevabı oldu, iç sesiminde beni doğru yönlendirdiğini birkez daha anlamış oldum.Hergün gelen mesaj da zaten seviliyor ve korunuyorsun merak etme şeklinde.Ayrıca son birkaç gündür mediyasyonlarımda kendimi milyarlarca parçaya ayrılmış ve sonrada tekrar birleşmiş halde görüyorum.Sanırım birlik bilincini öğrenmeye başlıyorum.Tabiki duailte ve zıtlık ,ayrımcılık duygularından hop değişsin diyerek çıkılmıyor.emek ve sabır istiyor.ama deneyimi özellikle paylaşıyorum herkese umut olsun diye.bana göre birlik bilncine doğru hızla ilerliyoruz VE bu zamanlar güzel zamanlar tadını çıkaralım:)

    Sonsuz sevgi ve şükranlarımla.

    Liked by 2 people

    • Sevgili Serap, o milyarlarca parçaya ayrılma ve sonra da birleşme tam anlamıyla hücresel arınma ve güncellenme anlamına geliyor. Bütünleşmenin tamamlanması için tam bir hazırlık. Süper! İşte o zaman birliktelik bilincini deneyimlememiz çok daha kolay olacak, başka türlüsünü bünyemiz kabul etmeyecek zaten. Sevgilerimle

      Beğen

  3. 🙂 hımm demek yaşadığım buymuş

    sallandım sallandım, baktım bunalıyorum, aynı askıda (sanki fark edecekmiş gibi) artistik hareketler yapmaya başladım 🙂 tek elle sallandım, baş aşağı sallandım, havada parendeler attım yine aynı yere tutundum, herkesin alkışlamasını da ödül saydım. Sonra baktım değişen bir şey yok yine artistik bir hareketle diğerine atlamaya karar verdim.

    Bu durumda hala uçuştayım.
    “Yaşlandı, değişti, bunda bihaller var, kime güveniyor acaba!”

    Allah’ın, Tanrı’nın, Evrenın, Enerjinin ne derseniz deyin, hepsi benim, ben de onların bir parçası olduğumda göre kısaca; “Tabi ki kendime” diyorum 🙂

    Ama bu hiç de korkutucu değiiil, hatta eğlenceli ve heyecanlı. tamam ara sıra türbülansa yakalanmıyor, ters rüzgar yemiyor değilim de, onlara da “amaan gelir geçer, neler atlatmadık” diye bakıyorum.

    Ben bu işi fazla mı hafife alıyorum acaba!

    Liked by 2 people

  4. Bu seferki “trapezler arasındaki dönem” başladığında okuduğum kitap – daha önce yorumlarda yazmış olduğum- “Herşey Darmadağın Olduğunda” idi!..Sonrasında gelenler trapezi elimizin altından zorla çekti zaten 🙂 Şu an çalıştığımız ders tam da bu!… aradaki boşluktayız! Ülkemize baktığımda da, dünya’ya baktığımda da bunu görüyorum. Bu “boşluk” belirttiğiniz gibi, bir sonraki evre’nin sahneye gelmesi için yer açmanın yanısıra biz derste olanlara da (tüm insanlara) “boşluğa” güvenerek Öz’ümüzün orada olduğunu fark etmeyi, burada sevgi ve hayranlıkla kalabilmeyi öğretiyor. Ben şahsen “Boşluğa” teslim oldum, fakat yine de arasıra gerideki trapeze dönüp bir bakıyorum, şöyle bir elim uzanmak istiyor :)))
    Bu harika yazı için çok teşekkürler, elinize, kalbinize sağlık!…

    Liked by 1 kişi

  5. Dolunaydan bu yana adeta boşlukta süzülüyorum..
    Benim kendimde hissettiğim şey biraz farklı.
    Ben, incinmiş ve kırılmış bütün suretlerimi geride bıraktım, çünkü onlar tutunmaya devam ediyorlardı.. öyle güçlüydüler ve bundan öyle eminlerdi ki.. boşlukta olduğum şu bir kaç gün, onları bir masa etrafına topladım, hepsini tek tek dinledim sonra hepsine gülümseyip teşekkür ettim “bu şekilde ilerleyemeyeceğiz, ortada buluşmuyorsunuz” dedim ve üflediğim nefesle bir bulut gibi süzülerek gittiler. Bu noktadan sonra ne yapacağını bilememek kısmı beni en çok zorlayan şey oluyor her zaman.
    Öz benliğim, iki gündür sürekli olarak; dinlenmem, doğaya çıkmam, uykuma ve beslenmeme dikkat etmem ve ikiz alevimden mesajlarla benim dikkatimi çekiyor. Beni bu hayatta en çok zorlayan şey hep romantik ilişkiler kısmı ve o açıdan yaşanan şeyleri çok içselleştiriyorum, benim bu katta ki sınavım bu. Bu anlamda ikiz alevimin benimle şu an kurduğu irtibat benim saatlerce ağlamama sebep oldu. Bu süreç beni fiziksel olarak çok zorladı Mor Alev, son üç gündür inanılmaz bir baş ağrısı, baş dönmesi yaşıyorum üstüne bir de bu boşluk hissinin verdiği durgunluk.. Dün gece Mikail ile denge çalışması yaptım Vertigo için ve gerçekten geçti fakat baş ağrısı çok feci yahu. Şu an sirayet eden enerjiler epey yoğun ki içeride baya hummalı bir çalışma var. Bu yükseliş yolculuğumuzda ki kararlığımız, bütün evrenle artık hissedebildiğimiz bu birlik beraberlik duygusu muhteşem bir şey. Bazen aklıma geliyor ve kendime hep şunu hatırlatıyorum “unutma, senden büyük bir sen var içinde ve asıl amacımız çok daha büyük ve önemli, buranın ilizyonuna kanma”
    Herkesi sevgiyle kucaklıyorum..

    Beğen

    • Sevgili Zeynep, bu yorum spam’a düşmüş. Sebebini bilmiyorum, birkaç haftada bir spam yorumları kontrol ederim, öyle buldum. Yani yayınlanmaması kasti değil. Venüs bu hafta çok güzel yeni başlangıçlar derecesinde, ilişkilere de iyi gelecektir. Sadece hep aynı şeyleri yapmayın yeter! Sevgilerimle

      Beğen

  6. okudum….gözlerimi kapatıp….değişimi imgeledim….inandım….boşluğun keyfini çıkarmaya söz verdim….inanılmaz bir mesaj tam da bu….gözlerimi çok şükür diyerek açtım….yepyeni…..içimden böyle demek geldi….daha fazla kelime yazıp bozmayayım anı…sevgimi yolladım….

    Liked by 1 kişi

  7. her an duruma göre mesaj vermeyi nasıl başarıyorsunuz bilmiyorum ama çok iyi geliyor kaç gündür meleklerimden bekledim cevap belkide budur birde korkularımla başedebilirsem güzel sonuçlar olacak inşallah

    Liked by 1 kişi

  8. Her zaman olduğu gibi sanki benim icin,benim kalbime,benim sorularima bir cevap gibi mesaj. Tarih olarak,icinde bulundugum durum ve beklentim acisindan birebir kendimi buldum.Coook teşekkür ederim Mor Alev.

    Liked by 1 kişi