Zamanın Ruhu

Yaşadığımız Dönem Üzerine Düşünceler (Haziran 2015) – Üçüncü Sevgi Seli Dalgası, Denge ve Kendine Özen Göstermek

Flame flower Sevgili Dostlar, en sonunda “bulunduğumuz zaman/yaşadığımız dönem üzerine düşünceler” başlıklı yazılarım kendiliğinden aylık bir yazı dizisi haline geldi, bunu yapmaya çağırıldığım sürece, her ay tekrar edeceğim. Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız üzerine düşüncelerimiz ve görüşlerimizi paylaşmak sanırım hepimize iyi geliyor. Bunu bir serbest yazı, biraz haberleşme, biraz da kalpten kalbe paylaşım olarak düşünebilirsiniz. Her zamanki gibi yorumlarınızı ve paylaşımlarınızı bu yazının altındaki (facebook’ta değil) yorumlar kutusuna bekliyorum, böylece hepimizin bir olduğunu, aynı gemide yolculuk ettiğini ve asla yalnız olmadığımızı hissedebilirsiniz. Bu arada, deneyimlerinizden diğer arkadaşlar da faydalanabilir.

Kendine Özen Göstermek Şart!

Yazıya başlarken içimden geçen ilk şey “YORGUNUM” demek oldu. Fiziksel olarak sü-rü-nü-yo-rum desem daha da uygun olur. Büyük ihtimalle çoğunuz aynı şeyi hissediyorsunuz. Buna rağmen, bir nefeste “yorgunum” derken, ikincisinde birden bire şevkle “şunu da yapayım, bunu da halledeyim, bak aklıma ne geldi” diye ayağa kalkıyoruz. Benim anladığım, bu zamanda hem programlı olmaya hem de spontane olup anı yaşamaya dikkat etmeliyiz. Program derken, işlerimizi listeleyip onları halletmekten bahsetmiyorum, ruh ve bedenimize saygı göstermekten bahsediyorum. Bu sene hem bedenimiz, hem de ruhumuz büyük baskı altında. Değişim ve evrimleşme sadece akılları karıştırmıyor, endokrin sistemlerimizden başlayarak tüm vücudumuzda çok çeşitli ve anlamlandıramadığımız etkiler ve değişiklikler yaşıyoruz. Son aylarda hayat tarzında bir değişiklik yapmadığı halde kilo alanlar el kaldırsın!

Rising Mountain - Eugenia LoliÖnerdiğim çözüme “öz-sevgi programı” diyebilirsiniz. Her şeyden, ama her şeyden önce kendi beden, zihin ve ruhumuza iyi bakmalıyız. Bu üçü birbirinden ayrılmıyor. Ve siz kendi beden, zihin ve ruhunuzda iyi hissetmediğinizde ne kimseyi mutlu edebiliyorsunuz ne de kendinizi. İşlerinizin ters gitmesi, alelacele iyi düşünülmeden alınan kararlar ve dürtüsel tepkilerle baskı altına giren ilişkiler de cabası.

Kendinize bir program yaratın. Benim önerim aşağıdaki gibi, siz kendi programınızı kendinize göre düzenleyebilirsiniz. Bu konuda beden ve kalbinizi dinlemeyi unutmayın.

  1. Sabahları erken kalkmak, büyük bir bardak su içmek ve hemen kısa bir meditasyon yapmak (Bunun için 10 dakikalık meditasyonlar dizisinden birini seçebilirsiniz. Bağlantısı burada)
  2. Bunun ardından günlük hijyen bakımınızı yapıp, giyinip, güne hazırlanırken enerji temizliğinizi de yapmanız. Bu ikisi çok kolay bir arada gidiyor. (Biliyorum, defalarca yazdım ama bu konuda hala sorular geliyor…) Her sabah duş alırken aynı zamanda enerjinizi temizleyin, diş fırçalarken enerji kalkanınızı kurun, saçlarınızı düzeltirken günün niyetini evrene ilan edin. İşte bu kadar. Burada ekstra beş dakika bile ayırmanıza gerek yok. Ama enerjiniz tamamen değişecek, güne canlı, iyimser ve mutlu başlayacaksınız, bu da günün tamamını etkileyecek.
  3. Spor alışkanlığı edinin, hareket edin. Böylece bedeninize onu sevdiğinizi, onu düşündüğünüzü ve değer verdiğinizi bildirirsiniz, bedeniniz de hemen cevap verecektir. Sporun getirdiği sağlık yararlarından bahsetmiyorum bile, ama bu dönemde kaslarınızın gücünü kaybetmemesi, hormonlarınızın düzenli çalışması, bağışıklığınızın güçlenmesi, fiziksel dengenin sağlanması çok ama çok önemli. Arkadaşlar, “tam takım giyinin, derhal halter kaldırmaya başlayın” demiyorum. Mutlaka, bu evrende size uygun bir spor vardır, belki yürüyüş, belki koşu, yoga ya da esneme hareketleri, belki bir takım sporu, bisiklet, yüzme, bu yazıyı okuduğunuza göre internet bağlantınız var, belki de internette bulduğunuz bedava egzersiz videoları sizin için uygundur. Haftada üç gün yarım saat kendinize ayıramaz mısınız? Uykularınız düzenlenecek, daha olumlu düşünmeye başlayacaksınız ve bedeninizdeki güzel gelişmeleri her gün takip edeceksiniz.
  4. İstemediğiniz, o anda içinizin çekmediği yiyecekleri yemeyin. Başkası ısrar ediyor diye, başkaları da aynı şeyi yiyor diye kendi vücudunuzu duymazdan gelmeyin. Onu dinleyin, o sizi ihtiyacınız olan vitamin ve minerallere doğru yöneltiyor.
  5. Bütün bunların dışında, aklınıza geldikçe topraklanın (ilgili bilgiler burada), bol su için ve tabiatı sevin. Gün içinde derin nefesler almayı alışkanlık haline getirin ve içinize dolan nefese şükredin.

“Öz-sevgi programınızı” uygularken son derece prensipli olun. Kesinlikle ödün vermeyin. Siz yorgun, mutsuz, tükenmiş, umutsuzsanız kimseye hayrınızın dokunmayacağını biliyorsunuz. Diğer işleriniz, görevleriniz ve sorumluluklarınız bu program sayesinde su gibi akacaktır. Buna güvenin. Spontane olmayı bu program dışındaki zamanlara bırakın.

Peki, ben neden bu kadar yorgun hissediyorum? Çünkü kendi programımın üç ve dördüncü maddelerine uymadım. Aralık ortasından itibaren kendime gitgide daha az zaman ayırmaya başladım, önce hafif spor gitti, sonra yoğunluktan yediklerime dikkat etmemeye başladım ve bu döngüyü tekrarladım. Hâlbuki biri diğerini destekliyordu, yani bedenim hareket etmediği için daha da yorgun hissediyordu, yorgun hissettikçe beslenme düzenim bozuluyordu, beslenme düzenim kayboldukça beden daha da tepki vermeye başlıyordu. Yavaş yavaş, pek de fark ettirmeden bu günlere geldik.

Dostlar, hepimiz insanız ve mükemmel olmamamızın da bir mükemmellik olduğunu hatırlayalım. Eğer siz de istemeden de olsa kendinizi böyle bir döngüde bulduysanız, ne kendinizi ne de bir başkasını ya da olayları suçlayın. Sadece o döngüyü kırın. Kendi öz-sevgi programınızı uygularken arada hatalar, boşluklar olursa da durumu büyütmeden programa geri dönün. Böylece yorgunluğa ve yükseliş semptomlarına bir son vereceğimize inanıyorum.

Dengenin önemi ve ışıltılı teşekkürler!

Equilibrium by ~yoguy108Yukarıdaki program aslında bizleri dengeye götürüyor. Ruhani hayatımızla fiziksel yaşamımız, dış dünya ile bedenimiz, sorumluluklarımız ve kalbimizin sesi arasında denge kurmamız bu yaşamın şartlarından biri.

Şu anda evrensel yasaları her geçen gün daha da etkili şekilde hissediyor ve yaşıyoruz. Bu yasalardan biri de “İçinde ne varsa dışında da o var, aşağıda ne varsa yukarıda da o vardır” olarak anlatabileceğimiz ve benim kısaca “iç-dış, aşağısı-yukarısı bir” diye özetlediğim yasa. Yani içimiz dengeliyse, bunu dışımıza da yansıtıyoruz, temellerimiz sağlamsa, yukarıya doğru çok daha sağlıklı bir şekilde yükseliyoruz. Her konuda dengede kalmak bizim elimizde, ama dengeye önce kendimizden başlamalıyız.

Geçen hafta blog hamileri sadece dengeye odaklanmamızı istediler. Geleneksel dolunay yazısı bunun dışında kaldı ama farkındaysanız onda da denge çağrısı bulunmaktaydı. Ve son bir aydır, ama özellikle son on gündür sürekli olarak denge konusu üzerinde çalıştım. Hatta bu öyle yoğun bir çalışma oldu ki hiçbir email’e cevap vermedim, ekstra hiçbir şey yapmadım ve sürekli olarak bulunduğumuz ortamın enerjisini daha tutarlı hale gelmesi konusuna saplandım, neredeyse durduramadığım bir şekilde her anımda denge düşüncesi vardı. Bu da bende ve birlikte çalıştığım arkadaşlarda büyük bir bitkinlik yarattı. Ama kendimden başka kaynaklar da bu konuda bilgi iletmeye başlayınca da kendimi onaylanmış hissettim. Özellikle, yapmış olduğum denge çağrısının bir hafta sonrasında 7 Haziran tarihli Hilarion mesajını okuduğumda doğru yolda olduğumuzu tekrar hissettim. Bu mesajı da elimden geldiğince çabuk bir şekilde çevirip sizlerle paylaşacağım.

Arkadaşlar, bana söylenen, verdikleri denge çalışmasında oldukça başarılı olduğumuz. “Kim bu varlıklar?” diyebilirsiniz, onların başında Gaia, Michael (Mikail) ve Gabriel (Cebrail) geliyor ve bütün Baş Melekler, Elementaller ve Yüksek ve Çok Boyutlu Benliklerimiz ile Yükselmiş Ustaları da bu grubun içinde sayabilirsiniz. Denge konusunda oldukça geniş bir kolektif çalışıyor ve şu anda sözcülüğünü Gaia, Michael ve Gabriel yapıyor. Öncelikle, denge çalışmasını yapmış olduğunuz için milyonlarca ışıltılı teşekkür hepinize yöneliyor. Diyorlar ki,

Kendinizi ve dünyanızı sevdiğinizi hatırladığınız için, kendiniz ve kardeşleriniz için denge kurmaya karar verdiğiniz için şükürler olsun! Bizim ilk görevimiz sizlere hatırlatmak, sonra özgür iradenizle karar vermenizi beklemek, bunu takiben eğer izin verirseniz sizlere yardımcı olmaktır. Sevgimiz ve saygımız sizinle.

Ama işimiz bitmedi. Lütfen denge çalışmasına devam edin. Şimdilik büyük provokasyonları, fırtınaları, felakete dönüşebilecek öfke, kin ve ayrımcılığı önledik. Hatta havada hafif bir ferahlık oldu. Ancak, potansiyel dengesizlik bu devasa kolektif arınma sırasında devam edecek. Özellikle bu ülkede ve bölgede denge çok önemli. (Denge çalışmasının bağlantısı burada)

Yaz Gündönümü ve Kutsal Erkek (Eril) Enerji

Hepiniz gibi ben de “bu denge çalışması ne kadar sürecek?” diye soruyorum. Bana ilk denge fırtınasının Haziran sonuna ve belki de biraz daha sonrasına dek süreceği bilgisi geliyor. Dengesizliğin sebebinin de sadece arınmamız ve kendi kolektifimizin yarattığı olumsuzluklar değil, aynı zamanda kutsal erkek enerjinin tam anlamıyla yeryüzüne giriş yapması olduğunu iletiyorlar. Bu konuda Şubat ayında genel bir yazı yazmıştım (Bağlantısı: Mars ve Venüs: Dengeye giden (bazen uzun!) yürüyüş), şimdi bu enerjilerin etkilerini daha iyi anlayabiliyoruz.

Bu Yaz Gündönümü (21 Haziran) tam enerji girişini yaşayacağımız dönemi işaret ediyor. Kutsal Kadın (Dişil ya da Feminen) enerjisi yüzyılı aşkın süredir dünyaya dalgalar halinde giriş yapıyor ve eski erkek (ataerkil) enerji ile düzeni değişime zorluyordu, ama görüyoruz ki Kutsal Erkek Enerji çok daha geç ama hızlı ve kuvvetli geliyor. Sanırım erkek ile kadın arasındaki farkı burada da görüyoruz! Bu yaz aylarını içimizdeki “yeni erkekle” tanışmaya ve benliğimize entegre etmekle geçirebiliriz. Bir dönem gerçekten bitiyor ve bunu her gün görüyoruz. Eski erkek enerjinin yarattığı tüm oluşumlar da ya ufalanıp arkada kalıyor, ya da tamamen yenileniyor.

Üçüncü Devasa Sevgi Seli

Sea Ocean big Wave by Bluedarkat LemKutsal Anne bundan bir ay kadar önce, üçüncü bir devasa sevgi selini bize doğru gönderdiğini açıkladı. (Konuyla ilgili tüm yazıları bu bağlantıda bulabilirsiniz: Sevgi Seli) Farkındaysanız, geçen seneyi Sevgi Selinin ilk iki dalgası ile geçirmiştik, sonra bu yıl Michael’ın Barış Çağrısı, “Yeter” enerjisi ve Nefesi geldi (Bağlantısı burada). Şimdi üçüncü dalgaya hazırız. Benim anladığım, bu şimdiye kadar olan en büyük dalga ve bizi tamamen arındırmadan da kesilmeyecek. Kutsal Anne bu sefer bizi gerçekten yükseltmekten ve tüm çekirdek sorunlarımızın, gölge benliklerin ve suçluluk duygularının hepsinin dönüştürülmesinden bahsediyor. Kutsal Anne’nin Linda Dillon aracılığıyla iletmiş olduğu üçüncü Sevgi Seli ile ilgili mesajını bu hafta yayınlayacağım.

Çalışmalarım sırasında bu dalganın zamanlamasını anlamak üzere sorular sorduğumda aldığım cevap, dalganın yavaş yavaş bir iki haftadır başladığını gösteriyor. Ben zirveyi Haziran’daki Yaz Gündönümünde yaşayacağız diye tahmin ederken, gördüm ki Sevgi Seli aslında Ağustos’ta tepe noktaya ulaşacak. Özellikle 8-8 portalı ve Ağustos’un ikinci yarısına dikkat edin, bu çok büyük olacak. Bilgiler aktıkça sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Ah, evet, sörf tahtalarına yine ihtiyacımız olacak onları cilalamayı unutmayın!

Diğer gelişmeler:

Merkür Perşembe günü durup ileriye gitmeye başlayacak. Bu hareket yavaş gelişir, sonrasındaki on gün boyunca etkileri kademe kademe azalacaktır. Ama bu arada, Satürn Akrep’e geri dönecek, Neptün 12 Haziran’da beş aylık geri yolculuğuna başlıyor, Plüton zaten geri gidiyor, bir de Venüs Aslan’da geri gitmeye başlayacak… Yani gökyüzü çok meşgul ve bu konularda konuşmaya devam edeceğiz. Şuna inanın, bütün bu hareketler ve enerjiler bizi daha iyiye ve olumluya doğru götürüyor. Bunlar birer kozmik şaka değil, sizi sinir etmeye de çalışmıyorlar. Hızla ve topluca yükselmeyi bizler seçtik ve gereksiz olan her yapıyı, inancı, karanlığı arkada bırakmadan bunu yapamıyoruz. Sevginiz, cesaretiniz ve iç-bilgeliğiniz her geçen gün artıyor. Bu bile bu zamanı yaşamaya değer kılıyor.

Denge çalışmasına devam. Şu an itibariyle bir hükümetimiz yok ve bu da bizi korku ve şüphelere karşı kırılgan yapıyor. Bilge Baykuşlar, lütfen sağlam durun, merkezde kalın ve kendinize çok çok iyi bakın, hatta Kutsal Anne’nin sözleriyle “kalbinizi, bedeninizi şımartın”!

Sevgilerimle

©Mor Alev 2015

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek Benliğinizle daha aktif bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

18 replies »

  1. Bahsettiğiniz sevgi dalgalarını çok güçlü bir şekilde hissediyorum 🙂 sizi tanıyana, yazılarınızı okuyana kadar da meditasyona bir turlu girişememiştim. Bir suredir içimden geldiği anda yapıyorum ve huzuru yakalıyorum. 2 hafta önce çeşme’ye aile ziyaretine gittiğimde güneş doğarken ve batarken tek başıma deniz kenarında her gün meditasyon yapma şansı buldum. ilk gün sabah güneşi karşılarken, Ben Benim (ra ma da sa) mantrası ve once tepemde dolanıp sonra ileride bir kayaya konarak 20 dakika boyunca beni izleyen martı ve bir de karabatak, dalgalar ve ruzgar eşliğinde yaptığım meditasyon sırasında BİRliği iliklerime kadar hissedip sevinç gözyaşlarına boğuldum, inanılmaz bir deneyimdi 😍💙 hayatımda dışarıdan bakıldığında olumsuz gorunen çok büyük değişimler var ve buna rağmen korku yok, önüm açık, biliyorum 😍 çevremdeki dengesizliklere rağmen kendi merkezimde kalabilmek ve bunu dışarı yansıtabilmek büyük huzur… 1 yıldır sizi heyecan ve sevgiyle takip ediyorum, iyi ki varsınız! 💙 her gunumu aydınlatan paylaşımlarınızla ne kadar güçlü bir fener olduğunuzu bir bilseniz! 😍💙 yürekten sevgilerimle ve teşekkürlerimle ❤

    Beğen

  2. Son 10 gündür Yaşadığım süreç daha önce hiç yaşamadığım kadar yıprattı beni.hayatımda herşey değişen bir şey yok herşey sıradan OLMASINA rağmen çok yorgun ve bitkin hissediyorum kendimi.zihnim sürekli Konuşuyor susturmuyorum ve müthiş baş ağrısı.hatta bir ara ben deliriyorum diye düşündüm.başımda ve vücudumda yoğun baskı hissettim.ve sadece zorlamayla denge çalışması yapabildim.sizin aksine kilo verdim.herşey benim dışımda başka boyutta gerçekleşiyormuş duygusuyla izledim,reflekslerim zayıfladı.şimdi Yazıyı
    Okuyunca rahatladım ama galiba ben çok ağır geçiriyorum bu dönemi.ayrıca senin yazıların imdadıma yetişiyor çok teşekürler.sevgiler…

    Beğen

    • Esra’cığım, sanırım kolektif için de çalışıyorsun, sadece kendin için değil. Kendini dinle ve mümkün oldukça dinlen. İstersen konuşuruz bir ara, mesaj at yeter. Sevgilerimle

      Beğen

  3. Sevgili Mor Alev ben de tam buna benzer bir program Yaptım ve yarın başlamak karar verdim ki bu yazı karşıma çıktı,aldığım kararın ne kadar yerinde OLDUĞUNU teyit etmiş oldum çok teşekkürler…sevgiye kalın,merakla yeni yazılarınızı bekliyorum 😊

    Beğen

  4. evet bugünlerde neden bu kadar yorgunum ve kilo almaya başladım diye sorarken buluyordum, ve yarım saat sonra hiç yorgun değilmişim gibi de işleri bitirmeye koyuluyordum şimdi sebebini daha iyi anlayabildim teşekkürler mor alev 🙂
    az önce bir şey daha fark ettim yazınızı okurken tepemde karıncalanma oldu ve saçlarım diken diken oldu pozitif enerjinizden sanırım 🙂 sevgiler .

    Beğen

  5. Sevgili Mor Alev, yine öyle şeyler aktarmışsınız ki yazının ilk kısmı son iki haftamı net şekilde özetliyor…YORGUNUM.. ve nedenini bilmediğim şekilde dengemi kaybetmiş hissediyorum, bütün bu zaman dilimi içerisinde panık yaşadığım bile oldu, kendimi “NELER OLUYOR??” diye sorarken buldum, her seferinde gelen cevap şöyleydi; “olması gereken oluyor”….ve sonra farkettim ki bu sadece bana ait bir durum değil, ülkedeki ve dünyadaki karışık enerjileri hep birlikte algılıyoruz ve sanki dalgalı bir denizde gider gibi aşağı yukarı yalpalıyoruz son günlerde. Beni paniğe sürükleyen en büyük şey ise her gün yaptığım enerji çalışmalarını bile yapamamış olmamdı, neyseki son iki gündür tekrar başladım, neredeyse her sabah yapmadan evden çıkmadığım ve gece yapmadan da uykuya dalmadığım mikail ile temizlik ve kalkanı bile yapamadım. Bunlar benim için öyle çalışmalar haline gelmiş ki adeta rutinimin bozulmasının verdiği huzursuzluğu yaşarken, kolumu kaldıramadığım için bu çalışma isteklerine direndiğim günler geçirdim. Diğer yandan, tüm bunlar devam ederken bende şöyle birşey de oldu – belki bu kişisel bir durumdur ama bunu konuşuyorsak bütüne ait bir yanı mutlaka vardır diye de düşünmeden edemiyorum- kendimin daha çok farkına vardım. Özdeğer ve sevgi çalışmalarımızı uzun süredir devam ettiren yükseliş yolcuları olarak uzun zamandan beridir, ilk defa -sizin daha önce de yazdığınız- YETER enerjisini bu kadar kuvvetli hissediyorum, ilk başlarda hırçın gibi gelen ve egoya yorduğum bu enerjinin, sonrasında durulduğunu ve gelen mesajlarla “kendi değerini ve gücünü eline almanın bir parçası” olduğunu anladım. Aldığım mesaj, niyetimizi güncellememiz gerektiğine ilişkindi, evet, biz zaten kendi değerimizin, öz-sevgimizin farkındaydık ama bunu hayata geçirme aşamasında tıkandığımız zamanlar oluyordu, bu sefer gelen dalga bizi acaba girsem üşür müyüm diye baktığımız suyun kenarında, arkadan itip hadi bakalım dedi, ondan sonra tabiri caizse “girince alıştık” ve coşkuyla yüzmeye başladık, şimdi bakıyorum, belki de bu yorgunluk, akşamüstü denizden çıkıp yorgun düşmüş bir çocuk yorgunluğu. Çocuk diyorum çünkü belki de ilk defa bildiğimiz şeyi adeta bir çocuk gibi yeniden öğreniyor ve uyguluyoruz.
    Sevgili Mor Alev, bu durum bana kalırsa, niyetimizin meyveleri ile tanışmanın yorgunluğu, bizler artık eski biz değiliz. Bunu çok kereler belirttiniz, DNA’larımızın, fiziksel bedenlerimizin yeni frekanslara uyumlanmak için verdiği çabadan bahsetmiyorum bile. Bu özsevgimizi sindirip, gücü elimize aldıktan sonraki aşamada niyetlerimizin hayatımıza dökülmesinin bir vitrini sadece…
    Son dönemde Kutsal Anne’nin gönderdiği son sevgi dalgasının amacının; özsevgi ve kendi gücümüzü elimize aldıktan hemen sonra niyetlerimizin harekete çevrilmesi öncesi bir “cila” gibi parlatma amaçlı olduğuna inanıyorum. E bu kadar sevilen çocukların annelerinin koynunda biraz kestirmek istemeleri sizce de olağan değil mi? :))
    Şimdi dengemizi kaybettiğimizi sandığımız için yaşadığımız paniklerin, edilgenliklerimizin, “yarın yapsam da olur” dediğimiz günlerin tamamının bu minvalde, adeta tatlı bir siesta olduğu kanaatindeyim :))
    Önümüzdeki günlerde gelecek eril enerjinin ise bazılarımızın kurban veçhelerini bırakmaları ve sevgi temelli ama 3D ortamdaki iletişimlerinde uyanık olmalarının zamanının geldiği için gönderildiğini hissediyorum.
    Bir kaç cümle yazarım diye başladığım yorum neredeyse bir sayfayı geçti, toparlamak gerekirse -daha önce de dediğim gibi- iyi ki varsınız, iyi ki varız, çok şükürler olsun.
    En derin sevgilerimle 🙂

    Beğen

    • Sevgili M A, kelimeleri sanki kalbimden çekip aldınız, her birine katılıyorum. Size çok teşekkür ediyorum ve umuyorum bu yorumunuz diğer pek çok arkadaşa yardımcı olacaktır. “Yeter” enerjisi de çok değerli ve buna değindiğiniz için ayrıca teşekkür ediyorum. Sevgi ve şükranlarımla…

      Beğen

  6. Sevgili Mor Alev,yazını okuduğumda cidden içime su serpildi desem yeridir.Denge çağrısında bulunduğun günden beri,çok zorlansam da bu meditasyonu elimden geldiği kadar Yaptım ve her seferinde Kutsal Annenin enerjisini yanıbaşımda buldum.Hatta en sonuncusunu tam bir cennet ortamı diyebileceğim bir ortamda,çam ağacına yaslanarak ve tabiki onun enerjisine teşekkürlerimi sunarak tamamladım.Ve Gözlerimi açtığımda ayağımın yanında,kıyafetimle aynı renk bir kuş tüyü vardı😊Bana doğru yoldasın dediler,her zamanki gibi.Bu harika bir duygu.Ama şunu iletmeden de geçemiycem,taç çakramdaki yanma ve dengemin bu kadar kötü olması,enerjileri çok yoğun hissetmem,gece uykularımın çok düzensiz olması,gördüğüm rüyalar,evimin içinde sürekli çok şiddetli sesler duymam,bazen deliriyor muyum acaba hissi yaratıyor.Bu semptomları bu kadar yoğun yaşamak kolay değil ama her seferinde bütünün hayrı için diyerek devam ediyorum.Bu kadar yoğun yaşamamın sebebi normal mi?Biraz daha hafif atlatabilmek için ne yapabilirim? Yazılarınız da olmasa cidden deliriyorum derdim kesinlikle😊 Yine Yardıma koştun,Gönülden Sevgiler sana❤️🍀🍀🍀

    Beğen

    • Sevgili Özlem, anlattıklarınız harika! Semptomlara gelince, hemen yüksek benliğinizden yardım isteyin, bu geçişi daha yumuşak yaşamak istediğinizi belirtin ve Michael’la korunma kalkanınızı kurmayı, bağları kesmeyi unutmayın. Sevgilerimle

      Beğen

  7. Sevgili m.a, Mor Alev’in bir blog okuyucusu ve fan’ı olarak belki buradan sizin yazınıza yorum yapmam garip kaçacaktır. Ancak uzun zamandan beri böyle düzgün cümlelerle kaleme alınmış bir yazı okumadım. Yazınız, hem çok samimi, hem çok güzel kurgulanmış, hem gramere dikkat edilmiş, hem de net anlaşılır bir dille yazılmış. Ayrıca çoğumuzun deneyimlediklerini, neredeyse bire bir aktarmışsınız. Kendi adıma size çok teşekkür ediyorum. Güzel olan bir şeyi onurlandırmak, benim vazgeçemediğim bir alışkanlığımdır. Işık ve Sevgi, ayrılmaz birer yoldaşınız olsunlar.

    Beğen

  8. Sevgili Nezihe, nazik ve sevgi dolu mesajınız beni onurlandırdı ve çok mutlu etti, ben de sevgi ve ışığın hep yanıbaşınızda olmasını diliyorum, sevgi o kadar güçlü ve güzel bir duygu ki okurken cümlelerden yüreğime aktı sözleriniz. Yorumunuza bu yorumla cevap vermeme vesile olan Sevgili Mor Alev’e ayrıca ve kalbimin en derininden şükranlarımı sunuyorum.
    Sevgili Mor Alev, sizin hep söylediğiniz bir şey var, bu blogun kendi kimliği ve varlığı ile ilgili, bu sebeple bu harika blog’a da sizin aracılığınız ile teşekkür ediyorum ve onu da onulandırmamız gerektiğini düşünüyorum.
    Hepimizin aynı gemide olduğunu bilmek, birlikte yükseliyor olmak, arınmamız gereken yerlerde durup çalışmak ama bunları hep birlikte yapıyor olduğumuzu bilmek gerçekten muhteşem.
    En derin sevgilerimle 🙂

    Beğen

  9. öncelikle merhabalar taşlara enerji yüklemeyi ararken bu siteye nasıl geldim bilmiyorum sabahtan beri bir çok yazınızı okudum çok güzel şeyler var ve okuyucularınızla uyum içindesiniz bu çok hoşuma gitti bende katılmak istedim şifacılığa ve reikiye ilgim var benimde son günlerde sebebini bilmediğim bi baş dönmem var doktora gittik ama bişey olmadığını söyledi enerjisel olabileceğini düşündüm tabi kaynağı başkada olabilir bilemiyorum çocukluğumdan beri sebebini bilmediğim korkular yaşıyorum birçok konuda ürkek davranıyorum özellikte içimde sürekli bir karanlıkta kalma korkusu var bunları aşabildiğim zaman vaktimin daha çoğunu enerjisel işlerle harcayacağıma inanıyorum ama birşeyler mutlaka beni ürkütüyor aşabileceğime inanıyorum ama nasıl yapabileceğim konusunda pek bi fikrim yok tekrardan yazılarınız ve bilgilendirmeleriniz için teşekkürler

    Beğen

    • Sevgili sarıbenek, birbirinden farklı birkaç konu üzerinde yazmışsınız. Öncelikle baş dönmesinden konuşalım. Hemen vermiş olduğum denge çalışmasını yapmaya başlayın, bu konuda yoga da yardımcı olacaktır. İkincisi korkularınız, bu blogda salıvermek ve arınmakla ilgili pek çok yöntem var. Onları deneyin. Korkunun gözünün içine bakınca aslında korkulacak bir şey olmadığını görürüz ve o da böylece kaybolup gider. Ücretsiz melek enerjileri sayfasında bağlantıları bulabilirsiniz. Korkunun ego kökenli olduğunu ve yalan olduğunu hatırlayın. İlgi duyduğunuz alanlarda araştırma yapın ve gerekiyorsa kurslara gidin. Sevgilerimle

      Beğen