Günün Enerjisi

Bulunduğumuz Zaman Üzerine Düşünceler (4) – Enerji Entegrasyonu, Beklentilerimiz ve Zamanlama

type me a ♥ letter by -lillianSevgili Dostlar, sizce teknoloji bizimle konuşuyor mu?

Geçtiğimiz bir hafta benim açımdan çok ilginç geçti. Geçen Pazartesi günü birkaç günü kendi enerji entegrasyonuma ayırmak istedim. Bence 18 Nisan Yeni Ay enerjisi son derece güçlüydü ve büyük bir yoğunluk ve ağırlık hissediyordum. Öyle bir durumda yapılacak en iyi şeyin yazmaya ara vermek ve bu yeni enerjik ortamın tadının, kokusunun, hissinin nasıl olduğunu anlamak için zaman ayırmak olduğunu düşündüm. Bu arada, sizlerin birikmiş çok sayıda mesajına cevap veririm, yapmam gereken ve biriken pek çok işi de hallederim diye düşünüyordum.

Benim için buraya yazmak bir süreç ve bu süreci hafife almıyorum, alırsam sanki kendime, bloga ve sizlere elimden gelenin en iyisini vermiyormuşum gibi geliyor. Çünkü ben ve sizler, burada daha önce denenmemişi, yaşanmamışı yaşayıp paylaşarak ve bütün bu konularda gelen bilgileri sunarak Yükseliş sürecini anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Oturdum, bütün bir Salı günü emaillerinize cevap verdim ki bazıları iki haftayı aşkın bir süredir bekliyordu. Çarşamba günü hiçbirinizden mesajlarıma cevap gelmediğini fark ettim. Gece vakti, gelen kutusu bir sürü hata mesajı ile dolmuştu. Mesajlarım kimseye gitmemişti! Çözmeye çalıştım, kullandığım şirketten bir türlü cevap alamadım, ben artık sorunları çok uzatmıyorum. “Yarın çalışır, bu çok saçma! Neyse, yapacak bir sürü başka işim de var, onlara odaklanmak en iyisi” dedim. 23 Nisan Perşembe sabah erkenden, meditasyon sonrası kısa bir yazı yayınlayarak günün anlamına değinmek istedim. Çat! Telefon ve internet kesildi. Biraz bekledim, sonra zaten bir seansım vardı, ona hazırlanmaya başladım. İşte o anda, Pat! Telefon ve internet geri geldi. Anladım ki belli bir zamana kadar kimseye ve blogda hiçbir şey yazmam doğru değildi. Belki de herkes kendi enerji entegrasyonunu kendi başına yaşamak zorundaydı.

Sorular, Cevaplar ve Meditasyon

Ama bu arada 3D benliğim ( ya da Ego Benliğim) boş durmadı. Yukarıda anladım dediğim sonuca rağmen, kendi bildiğini yapmak istedi. Mesajlarımın neden gitmesi gereken yerlere ulaşmadığı konusunda Türkiye’deki çağrı merkezinden İngiltere’ye, oradan Filipinlerdeki çağrı ofisine ve en sonunda Amerika’daki merkeze kadar süren sanal bir yolculukla sorunu çözmeye çalıştım. Bu arada çok iyi ve gerçekten yardımcı olmak isteyen insanlarla da tanıştım, peki sorun çözüldü mü? Hayır. Arkadaşlar, bazen mesaj bize çok net bir şekilde veriliyor ama biz o cevabı kabul etmiyoruz. Bunu hayattaki pek çok konuya uygulayabiliriz. Bana teknolojinin verdiği cevap “bir süre yazı yazma” idi, ama ben sorunu çözmek üzere üsteleyerek bir direnç oluşturmuş oldum. Çok şükür 3D benliğim beni sadece 3 saat ele geçirdi! Yoksa herhalde bayağı öfkeli bir müşteri haline dönüşürdüm.

Bazen, bazı kişiler görüyorum, aynı soruyu çok farklı kişilere defalarca soruyorlar. Aslında cevap geliyor ama onlar gelen cevabı beğenmiyorlar ve karasızlık içinde kıvranıyorlar. Sonra da aynı soruyu yöneltecek yeni hedefler buluyorlar, cevap ise asla değişmiyor. Gerçekte bütün cevaplar içimizde ve etrafımızdaki işaretlerde! Bu yüzden farkındalık, meditasyon ve iç bilgeliğimizi dinlemek konularına yeniden dönmek istiyorum. Geçen hafta Chopra Centre çok basit 10 dakikalık meditasyon yöntemleri yayınladığı bir haftalık bülten gönderdi. Bu yöntemlerin bir kısmını biliyor olabilirsiniz, ama yine de hatırlatma amacı ile onları çevirip yayınlamak üzere izin aldım. Bu kısa yöntemler çok önemli, lütfen onlara biraz kulak verin. Aralarından en az birini kendinize uygun bulacağınızdan eminim. Önümüzdeki günlerde kısa meditasyonlar aralıklarla yayınlanacak.

3D Hayatımız ne zaman değişecek?

Nelly Tsenova - Нели ЦеноваBu bir haftalık sürede, yapılması gereken pek çok iş vardı. Şubat ortasından beri içinde yoğrulduğumuz enerji dalgaları yerini entegrasyon dönemine bırakınca, anladım ki yaşamımın dengelerini biraz bozmuşum. Fazlasıyla zihin ve kalpte ve gittikçe azalan şekilde de günlük hayatta vakit geçirmişim. Benim günlük hayatım da hepimizinki gibi. Bakılmak isteyen durumlar, tamiratlar, bahar temizliği (hem kırtasiye, hem de fiziksel açıdan), görülmesi gereken insanlar, gidilip halledilmesi gereken işler geçen haftamı doldurdu.

Pazar akşamı sessizliğinde haftayı değerlendirirken fark ettim ki, aslında 3D hayat çoğumuz için bir külfet haline gelmeye başladı. Nedense eski 3D hayata ait çoğu aktiviteyi tarif ederken “-meli, -malı, gerekli” gibi zorunluluk içeren cümleler kullanıyoruz. Faturalar, alışveriş ve bunun gibi pek çok şey… Durup dururken, bu hayattaki varlığımızı sürdürmeye yardımcı olan bu şeylerden vaz geçemeyiz. Hangimiz işini bırakıp, “ben şimdi kendime aynı St. Germaine’in yaptığı gibi avucumda havadan elmas yaratacağım” diyebiliriz? Hangimiz, birdenbire normal beslenme yerine ışıkla beslenmeye dönebilir? Ve oldu ki buna kalkıştık, akli dengemizin yerinde olduğunu nasıl açıklarız?

Dostlar, bana yazıyorsunuz, “Benim hayatımda hiçbir şey değişmedi” diyorsunuz. Ama hepimiz biliyoruz, bu evrende hiç değişmeyen tek şey değişim. Değişimi yaşıyoruz, her gün, her saniye, her an! Ama değişim güzel geliyor, alıştıra alıştıra derinlerde kök saldıktan sonra gün yüzüne çıkıyor ve hep içten başlıyor. Değişimle ilgili bizim yapmamız gereken iki şey var:

  1. Korkuyu bir kenara bırakıp değişime direnmeyi sona erdirmek: Hiç biriniz değişim yüzünden aç, açıkta, sevgisiz ve sefil kalmayacaksınız. Çünkü şu ana kadar var olan enerjiniz ne yarattıysa en kötü ihtimalle orada kalırsınız (ama bu da artık mümkün değil), enerji imzanız hep aynı kalır, yani siz asla enerjinizi hâlihazırdaki halinden daha aşağıya düşüremezsiniz, düşürseniz bile bu geçici bir durumdur ve siz izin verdiğiniz zaman derhal toparlanır.
  2. Değişimin hangi yönde olmasını istediğimizi hiçbir sınır olmadan düşünmek: Haftamı değerlendirirken aslında yeterince büyük düşünmediğimizi anladım. Örneğin, ben karbon bazlı ulaşımı onaylamıyorum, bunu nasıl değiştirebilirim? Belki çözüm her mahallenin rüzgârdan elektriğini kendileri için ürettiği ve arabalarını, mobiletlerini şarj ettikleri bir hayatta. Ödediğim faturalardan hoşlanmıyorum, kim “bu faturalara bayılıyorum” der ki… Belki çözüm evime güneş enerjisini çok daha yetkin bir şekilde kullanacak bir sistem kurmakta. Bunu nasıl gerçekleştirebilirim? Nasıl en taze, en sağlıklı besinlere ulaşabilirim? Ben üretebilir miyim? Acaba küçük topluluklar olarak biz bu işe kalkışabilir miyiz? Ana akım tüketici kimliğinden, yaratıcı, şefkat temelli, barışçıl ve huzurluya nasıl geçiş yaparız? Ve daha pek çok düşünce aklımdan geçti…

Bana bazen herkes bir ev, bir araba, bir iş, bir evlilik, bir çocuk ve yılda birkaç seyahat istiyormuş gibi geliyor… Ama hiçbirimiz sadece bunlarla mutlu olmuyoruz. Bunlar sadece işin görünen yüzü. Biz bu kısa listeden çok daha büyük varlıklarız.

Hayallerinizi genişletin, büyütün, asla olamazmış gibi görünen hedeflere gözünüzü dikin. Değişim için İLK ADIM her zaman SİZDEN gelir, bu ilk domino taşıdır. Arzuladığınız ne ise ona doğru attığınız bir-iki bebek adımıyla başlayın ve hedefin kendisi tamamen gerçekleştiğinde sevinçle kutlayın. Sonra bir sonraki olamayacakmış gibi görünen hedefi seçin. Ve yine içten değişimle başlayın, dıştan birkaç adım atın ve sonra bitiş kurdelesini kucaklayın. İşte o zaman, avucunuzda pırlantalar yaratmanın bile o kadar çok önemli olmadığını, aslında değişmemiş hiçbir zerrenizin kalmadığını göreceksiniz. Değişimin gururlu patronları olarak herkese örnek olacak ve umut dağıtacaksınız. Bunu sadece size değil, kendime de söylüyorum.

Bu düşüncelerden sonra, gazetede yeni çıkmış bir kitap tanıtımı okudum (Forgotten Girl: A powerful true story of amnesia, secrets and second chances – Naomi Jacobs). 32 yaşında, 10 yaşında bir evlat sahibi anne, hayatının çok stresli bir evresinde gece yatıyor, sabah uyandığında 15 yaşına geri dönmüş vaziyette, aradan geçen seneleri kesinlikle hatırlamıyor, okula gitmek için hazırlanıyor, oğlunun kim olduğunu bilmiyor ve kim ne derse desin Naomi artık ruhen 1992 senesine dönmüş. Bu gerçek hikâye çok ender görülen bir bellek kaybı çeşidini ve onu takip eden hayatı yeniden öğrenme sürecini anlatıyor. Benim dikkatimi çeken, öğrenmek zorunda olduğu şeylerdi. Yani cep telefonları, ipad, instagram, twitter, facebook, organik pazarlar, realite şovlar, üç boyutlu yazıcılar, yüz nakilleri ve bunun gibi pek çok yaratıcı, devrim getiren ve yaşantımızı baştan sona değiştiren buluşlar çok kısa sürede gelişti. Artık nasıl farklı yaşadığımızın farkında mıyız?

O zaman neden geleceğe şüpheyle bakıyoruz? Değişimin her gün daha da hızlandığını biliyoruz. Onun bir küçük adım atmakla başladığını da biliyoruz. Neden barış, bolluk, sevgi, rahatlık ve yapıcılığın öne geçtiği bir geleceğe inanmak bu kadar zor geliyor? Bu tarihi dönüm noktasında hepimize değişiminin sorumluluğunu üstlenmek düşüyor.

Entegrasyon Dönemi:

Arkadaşlar, bu yazının yukarıya kadar olan bölümünü dün yazdım ve yayınlamak (yine!) kısmet olmadı. Ya telefon çaldı, ya kapı, ya başka bir şey oldu ve sonunda bütün konsantrasyonum bozuldu ve “teslim!” dedim. Bugün ikinci bir deneme ile hazır olduğumu düşünüyorum, çünkü artık bu sabah gerçekten yapılacak hiçbir 3D işim kalmadı! Hepsini bitirdim. Yani ya boş oturacağım ya da sizlere geri döneceğim. Şimdi, kaldığımız yerden devam edelim.

Bu dönemin ne kadar süreceği, Yükselişle ilgili diğer her şeyde olduğu gibi kişiye bağlı. Geçen haftaki Yeni Ay yazımda bu ayın çok daha yavaş geçeceğini yazmıştım. Lütfen sabırsızlanmayın. Sizinle ilgili bir sorun yok. Sadece bütün evren “yeni” size uyum sağlamak için kendini değiştirirken, siz de “yeni kendinizi” tanımaya vakit ayırmalısınız. Evet, biliyorum, bu kaçıncı “yeni ben” diyebilirsiniz ama değişim aşamalarla geliyor. Herhalde birden bire tamamen değişsek, kendimizi Yükseliş değil, psikolojik danışmanlık yollarında bulurduk. (Değişimin olası şekilleri konusunda daha önce yayınladığım Bulunduğumuz Zaman Üzerine Düşünceler (3) – Peki değişim nasıl bedenlenecek? mesajını okuyabilirsiniz)

Aslında astrolojik olarak bakarsak, çok daha rahat ve güzel günler geliyor. Bu yaz son yıllarda alıştığımız o çalkantılı dönemlere göre çok farklı olacak.

Golden Light Swayumbhunath Temple, Katmandu, NepalGeçtiğimiz hafta pek çok tarihi olaya tanıklık etti. Global hayatın kişisel hayatlarımızdan çok daha hızlı bir şekilde devam edeceğini de yazmıştım. Öncelikle, Çanakkale Savaşının 100üncü yılı vesilesiyle savaşın anlamsızlığı yeniden zihinlere kazıldı, Akdeniz’deki mülteci dramlarıyla artık insanların kendi memleketlerinden kaçmalarına gerek olmayan bir dünya yaratmak üzere kararlılığımızı göstermemiz gerektiğini anladık, aynı zamanda aktive olan beş büyük volkan ve Nepal’deki büyük depremle Gaia’nın da büyük bir enerjik değişimden geçtiğini gördük…

Nepal ve Katmandu çok önemli enerji meridyenlerinin birleştiği bir vorteks ve bana oradaki inanılmaz sevecen, şefkatli ve sakin insanlar kendilerini Gaia’nın enerjik temizliği ve bizim için feda etmişler gibi geliyor. Nepal ve Hindistan’daki depremden etkilenen kardeşlerimize, sonra da dünyadaki tüm mülteci dramlarına, süregelen tüm silahlı çatışmalara, insanoğlunun temel gereksinimleri olan beslenme, barınma, kendi geleceğini yaratma, eşit fırsatlar ve sevginin eksik olduğu her köşeye Mor Alev enerjisi ile beraber KOŞULSUZ Sevginizi göndermenizi rica ediyorum. Bu arada kendi ülkemizi de unutmayalım. Biz de ülkece çok önemli bir eşikten atlamak üzereyiz, sevginizi sadece bir kesime değil ama bütüne göndermenizi tavsiye ederim.

Sizleri özledim, normal yayınlar bundan sonra devam edecek. Ve birazdan yine mesajlarınıza cevap vermeye başlayacağım, sanırım bugün email sistemim de kurtarıldı.

©Mor Alev 2015

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek Benliğinizle daha aktif bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

22 replies »

  1. günaydın! Telefonumdan yeni e posta uyarı sesi gelmesiyle birlikte,hadi dedim bu artık Mor Alev den olmalı 😊 Öyle de oldu,sizi çok ozledik,tekrar hoşgeldiniz ❤

    Beğen

  2. Sevgili moralev ben kendi hayatımdaki tıkanıklığı aştığım, kabul noktasına ulaştığım ya da izin verebildiğim zaman ilk beş dakikada sizin mesajınızı görüyorum. Sanki ödül gibi, tamam yola devam gibi, artık ilerleyebilirsin gibi geliyor bana bu. Bu hafta sizin bir türlü yazamamanızın da sebebi bu belki. Bizi beklediniz. 🙂

    Beğen

  3. Hoşgeldin Mor Alev❤️Sensiz yarım kalıyoruz.Her ne kadar, senin bize açtığın yolda ilerlemeyi az çok öğrenmiş olsak da,3.boyutla başa çıkarken Sen bizim ışığımızsın,sensiz olmaz❤️

    Beğen

  4. Hoşgeldiniz! Bilgisayarımın açılış sayfası öksüz kalmıştı:=) İyi varsınız, iyi ki BİR’likte varız! Siz BİZ’in İletişim (Ortamımız) oldunuz galiba!

    Beğen

  5. Aynı şeyleri hissediyorum.Yokluğunuzda sürekli maillere baktım ve neden yok işleri bitmedimi diye düşündüm.Sonra 1 den farkettim ki sizin yazılarınız beni güdülüyor.Ama artık güdülenmeme gerek yok .Ve yanlız başarmalı sindirmeliyim.Ve öyle oldu.Şimdi yazılarınızı güdülenmek için değil el ele aynı yolda yürümek içinbekleyeceğim.Size ve evrene teşekkürler.Sevgiyle..

    Beğen

  6. hoşgeldin sevgili Moralev
    özlemiştik aslında ama, yapması gereken işi gücü vardır diye yazmadık:)

    Beğen

    • Gerçekten işim gücüm varmış. Sadece ben öbür iş güce odaklanıyormuşum… Yoğun geçti ama geçti çok şükür. Çok teşekkür ederim. Sevgilerimle

      Beğen