Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Dönüşümsel Sonbaharda Ateş Yolunda Yürüyüşe Devam!

Abandoned Dwellings, Vladimir KushŞu anda tam da bulunduğumuz yerde, değişim santrifüjünün tam kalbindeyiz. Merkezkaç kuvveti bizi baştan sona yepyeni yollara, yörüngelere, zaman çizelgelerine fırlatıyor. 2019’un bizi geçmişten tamamen koparmasına hazırlanıyoruz. Ve bulunduğumuz an ve yer, ona güvenmemizi istiyor. Bu, andaki hikayemizdir. Ve ne geçmişin hikayeleri ne de geleceğin olasılıkları bizi ilgilendiriyor. Şimdi, şu anda buradayız! Sadece kendi gelişiminizi dinleyin, diğer her şeyi bırakın.

Pazar günkü 11-11-11 portalının fotonik ışık akımı pek çoğumuzu ezdi veya en azından sessizliğe sevk etti. Blog da öyle. Üç günlük sessizlik ardından dün bir iyimserlik mesajıyla döndük. Çünkü biraz da fazlasıyla büyük bir yükü omuzlarımıza almış gibi hissediyoruz. Oysa bu yorgunluğun ve yoğunluğun yanı sıra merak ateşi de kalbimizde yanıyor, bizi ayağa kaldırıyor, “acaba neler değişti, neler değişiyor?”, bilmek istiyoruz. Ve şimdi öğrendik ki, saplanıp kalmış gibi hissetmek aslında yaratıma gebe sıfır noktasında bulunmaktır, uyanışınızı başlatır.

Merkür ve Venüs

Merkür, hızla dönüp dolaşan zihnimizin sesini kısmamız için yardım ediyor, yavaşlıyor, yavaşlıyor, yavaşlıyor ve 17 Kasım sabaha karşı (Ist.) gerilemesi için duruyor. Sabian Sembolü “Piramitler ve Sfenks”

Bundan hemen önce Venüs gerilemeye bir son vererek duruyor ve ilerlemeye hazırlanıyor. Sabian sembolü “Birbirine dönüşen kartal ve beyaz güvercin”.

Bu ikisi çok iyi bir işbirliğindeler!

Venüs’ün 40 günlük geri yolculuğunda birçok şey yaşandı. Geçmişi hatırladık, geçmişten kişiler birdenbire tekrar karşımıza çıktı. Neyi neden yapmış olduğumuzu, neler öğrenmiş olduğumuzu ve şimdi, bulunduğumuz şu anda kim olduğumuzu görmemizdi amacımız. Bununla birlikte geçmişle kıyaslanamayacak kadar değişmiş değerlerimiz ve sevgiye olan yaklaşımımızı inceledik. Biz değiştik! Venüs bize ne kadar değişmiş olduğumuzu gösterdi. Ateş yolunda (Via Combusta) geri gitmek zaman zaman eğlenceli olsa da yorucuydu. Nostalji, pişmanlık, korkular, boş hayaller ve eskimiş arzular bir bir karşımıza çıktı. Venüs hem manevi hem de maddi değerlerin yöneticisi. Parayla da meşgul olduk. Gerilerken yandık, arındık, ateş en iyi dezenfektandır. Şimdi zamanda yolculuk sona erdi. Ve Venüs ilerlemeye hazır. Ateş yolundan üçüncü defa geçerken başlar dik, içler heyecan dolu. Bu üçüncü geçiş, gerileme sırasında salıverdiklerimizle değil, arınmadan sonraki halimizi tanımamızla ilgili. Acaba yeni düşüncelerimiz neler, yeni tepkilerimiz neler? Acaba, yenilenmiş değerlerimizle nasıl bir gerçeklik yaratacağız? Venüs’ün hedefi Sabian sembolünde çok açık.

ying yang tree“Birbirine dönüşen kartal ve beyaz güvercin” zıtlıkları içimizde barındırdığımızı söylüyor. Yin ve Yang, eril ve dişi, vermek ve almak, anne ve baba, gündüz ve gece… Zıt kutuplar arasında bir denge sağlanmalı. Sadece içimizdeki zıtlıkları kabul ettiğimizde orta noktayı, dengeyi buluruz. Örneğin, “iyi” olmak için çok uğraşan birisini düşünün, ya da kendinizi… Çalışmalarımda içindeki olumsuz duygu ve düşünceleri görmezden gelmeye çalışan çok kişiyle karşılaşıyorum. Oysa “öfkeli ben” bir şey söylüyor, “kıskanç ben” bir şey söylüyor. O mesajları almazsak, belli bir anlayışa asla ulaşamayabiliriz, şefkat ve hoşgörü bizden uzak kavramlar olarak kalabilir. Kötüleri suçlamaya ve bunun yanında pek çok şey için de suçlu hissetmeye devam ederiz. “İyi” olma çabamızda yargılara takılıp kalırız. Kendimizi yargılarız. Diğerlerini yargılarız. Arkadaşlar, Yin-Yang diskini düşünün. Hızla çevirdiğinizde biri diğerinin yerine geçmiş gibi görünür. Bilinç, zıtlıkların birleşmiş halidir. Aslında her zıtlık tek bir konuya aittir. İşte Terazi’de ileri dönen Venüs’ün son mesajı budur.

Bu sırada Merkür yeni değerlerimizi tanımamız için içe dönmemizi öneriyor. “Piramitler ve sfenks” sembolü yeni değerlerimizin aslında kadim değerler olduğunu hatırlatıyor. Ateş yolunda sonradan üzerimize aldığımız bir sürü gereksiz şartlanmayı, gerçek olmayan değerleri yakıp küle dönüştürdük. Hafiflerken en temel benliğimize geri dönüşümüzde oldukça fazla ilerledik. Dane Rudhyar bu sembol için diyor ki; “Bu sembol bir ruhun geçmiş başarılarının büyüklüğünü ve bu geçmişin yeniden uyandırılmasının değerini hatırlatıyor. Açığa çıkan ruhani mirasın gücüdür.”

Sembol, bu hayatımızdaki geçmiş bilgeliğin ötesinde, çok büyük, binlerce yıl öncesinden gelen ve asla değişemeyen değişemeyecek bilgeliğe işaret ediyor. Daha basit Türkçeyle söylersek, değerlerimiz revizyondan geçti ve en temel değerlerimize dönerken yeni/orijinal enerji alanımızı tanıyoruz. En temel değerler, vicdan, muhakeme gücü ise her zaman vardı. Mistik diyebileceğimiz kadim bilgiler de hep vardı çünkü evrensel kanunlara dayanıyorlardı. Şimdi o mistik bilgeliğe ulaşabiliriz. Hepsi içimizde kodlu ve Merkür içe dönüyor. Önümüzdeki Merkür gerilemesinde sezgilerimiz ve içgörülerimiz şimdiye kadar hiç yaşamamış olduğumuz gibi çalışabilir, şaşırabiliriz. Bunun günlük dünyevi hayatınızın bir parçası olmasına izin verin. İçten ve dürüst olarak her defasında bir adımla hem yeni (ama kadim) değerlerimizi tanımakta hem de hayatımızın gizemlerini çözmekte büyük yol alabiliriz.

 “Tesadüf yoktur ve ürpertiler yalan söylemez. Bedeniniz çoktan cevabı biliyor. Tek yapmanız gereken, hızla dönüp dolanan zihninizin sesini kısmak ve yol işaretlerinizi takip etmenizdir.”

Victoria Erickson Right

Mars Etkisi

Şimdiye dek yaşadığımız en dönüşümsel sonbahar devam ederken, Mars Kova’da geçirdiği neredeyse altı ayın sonunda dün akşam saatlerinde Balık sularına daldı! Bu da son iki haftadır yaşadığımız büyük enerji değişimine bir katman daha ekledi. Aksiyonun yöneticisi derin sularda yüzdüğünde ne olur? Her hareketimiz, adımımız dalgalar yaratacak. Ama o dalgaların nereye kadar ulaşacağı konusunda da pek kontrolümüz olmayabilir. Yani bir tepki verirken ya da yeni bir adım atarken, ister istemez diğer pek çok şeyi de değiştirdiğimizi görebiliriz.

Bu sırada Güneş ve Jüpiter Mars’la kare açıya hazırlanıyor, şimdiden büyük, görünür, ses getirecek cesur atılımlara ya da tepkilere hazır hissedebiliriz. Önümüzdeki hafta gerçekleşecek olan dolunay oldukça ilginç büyük olaylara sahne olabilir. Önerim önünüzdeki seçeneklere dikkatle bakmanızdır. Eğer mümkünse yavaşlayın. Merkür’ü dinleyin ve içe dönün. Oradaki bilgeliğe uzanın.

Bir Şifa Protokolü

Bütün bunlar olurken, belli ki hayat bizi beklemiyor. Günlük yaşantımızda da yılın en hareketli zamanlarındayız. İş, okul, ev… Yapılması gerekenler… Sevgili Bilge Baykuşlar, sizlere yavaşlayın, iç sesinizi dinleyin, vs. gibi önerilerde bulunurken bu hızlı hayatı gerektiği gibi yaşamaktan kaçınmanızı, sorumluluklarınızı bir kenara atmanızı önermiyorum. Her iki zıt kutup (aynı Venüs’ün dediği gibi) bir arada barınabilir. Hem yapabilir, hem olabiliriz. Hem dinlenebilir, hem de ilerleyebiliriz. Her nefesimizin zaten ruhani olduğunu bildiğimizde o nefese farklı bir enerji vermiş oluruz. Gün içerisinde birkaç saniyeliğine durmak, etrafındakilere ya da içindekilere şükretmek, bir dakikalığına Mor Alev enerjisi ile işyerini ya da evini arındırmak çok mümkün.

Aşağıda Irma K. Sawyer’ın kanallığı ile verilen çok sade bir şifa yöntemi paylaşıyorum. Bunaldığınızda, yorulduğunuzda, rahatsızlandığınızda bunu çok kısa zamanda uygulayabilirsiniz. (irmaksawyer.com)

  • Elinizi üst kalp çakrasına koyun. Öz-sevgiye odaklanın ve zihninizden şöyle düşünün: “Fiziksel, duygusal ve zihinsel bedenlerim, çok teşekkür ederim. Sizleri seviyorum ve varlığınızı takdir ediyorum. Şimdi sağlık ve dengeyle uyumlandınız.”
  • Tao geleneğinin “iç gülümseme” dediği hali yaratın yani bütün bir benliğinizden hücresel seviyeye kadar içinizde neşe-keyif-coşkuyu titreştirin. (Neşe-keyif-coşkulu şeyler düşünün.) Birkaç dakika bu hissi sürdürün.
  • Herhangi bir durumdan/şarttan/rahatsızlıktan çıkma ya da onu değiştirme gücüne sahip olduğunuzu bilin. Yaşamakta olduğunuz dengesizliğin kökenine dair mesajlar gelmesine açık olun.
  • Mantra: “Geçmişte ne olmuş olursa olsun, onu salıveriyorum. Ben özgür bir varlığım. Şimdi kendi gerçekliğimi yaratıyorum. Ve öyle de oldu.”

Ateş yolu henüz bitmedi ama 40 günde çok değiştik. Şimdi o yoldan neşe-keyif-coşkuyla geçme zamanı!

©Mor Alev 2018

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek (Öz) Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve hayatınızı tam potansiyeli ile yaşayabilmek üzere Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

20 replies »

  1. Çok güzel bir yazı olmuş yine..2 gün önce kızımla felsefe dersi çalışırken çıktı karşıma Taoizm,baya da bi araştırdım ve benimsedim tabi ki..Şimdi senin yazinda tao bölümü çok güzel denk geldi…Tesadüf yoktur…💕💖

    Liked by 2 people

  2. Bu gece uyuyamadım resmen. İçimdeki beni eleştiren suçlayan sesle uğtaştım. Şifa ve saliverme çalişmalarina ağırlık vermem gerekiyor biliyorum. Ama sanki bu eleştiren ses yükseldi birden içimde. Ve bugün moralevin bir cevabı olacağini biliyordum hemen açtim ve yine zamanlama mükemmel. İyiki varsın moralev💜

    Liked by 2 people

  3. 11-11-11 beni tam da dediğiniz gibi ezdi geçti. Geçmiş çok yoğun bende. Uğrasiyorum hem de çok alıvermek için. Son iki günlük mesajlarınız içimi biraz ferahlattı. Dik durmaya çalışıyorum. Size bu iletileriniz için çok teşekkür ederim.

    Liked by 2 people

  4. Yazınız için teşekkürler yine tam zamanında.2 gündür içimde tarif edenemediğim ama beni korkutan tedirgin eden hisler yaşadım.Farkına vardığım anda enerjimi yüksek tutmaya çalıştım ama ilk defa böyle hissediyorum sanki kötü bir haber alıcam.Hemen olumluya çevirme çalışmaları yaptım. Zannediyorum bu enerjisel değişimlerden.

    Liked by 1 kişi

  5. Teşekkür ederim mor alev bu güzel yazı için kelimeleri gerçekten çok yalın ve etkili kullanıyorsun kıskandım😊Geçmişten gelen bilgelik kısmını anlayamadım biz tekamül yolumuzda ilerlerken bu yolu tamamlamış olan bir kısmımızmı var yüksek benliğimizmi o

    Liked by 1 kişi

    • Sevgili Figen, bilgelik her zaman vardı. Sadece unuttuk. Çok farklı yaşamlarda örneğin Lemuria ve Atlantis’in altın çağlarında bu prensiplerle yaşadık. Sevgilerle

      Liked by 1 kişi

      • “biz tekamül yolumuzda ilerlerken bu yolu tamamlamış olan bir kısmımızmı var yüksek benliğimizmi o”

        bu soruyu bende özellikle merak ettim hocam, uzun zamandır yüksek benliğin ne ile ifade edilebileceğini düşünüp bir yere koyamıyordum. kendi hayatı olan bir şey mi yoksa tüm işi beni geliştirip deneyimletmek mi? nasıl bir şey yüksek benlik? bilmeye çok ihtiyacım var.

        Beğen

        • Sevgili Berkant, bu sorudaki varsayım sıfır noktasından başlayıp çizgisel bir gelişim yaşadığımız, adım adım ilerlediğimizdir. Örneğin, okulun birinci sınıfında okumayı bile bilmeden başlamak ve yıllar sonra da üniversiteden mezun olmak için gerekli adımları atmak gibi. Zihnimiz çizgisel ilerlemeyi sever. Oysa bu gerçek değildir. Bizler döngüsel ilerleriz. Yaratan parçamız, öz-benliğimiz, orijinal ruhumuz, yüksek benliğimiz (çok çeşitli isimler kullanıyoruz) zaten Yaratan’ın kalbinden gelmiştir. Yani mükemmel, devasa güce sahip, sevgiden oluşan ve bilge bir varlık düşünün. Biz onun yeryüzünde bedenlenmiş uzantısıyız. Biz yüksek benliğimiziz ama ayrımcılık şartlanmalarından dolayı onun bedenimizde ve hayatımızda tam ifadesine henüz izin vermiyoruz, veremiyoruz. O yüzden yıllardır “gerçekte kim olduğunuzu bilin” anlamında çok mesaj yayınladım. Bu sırada çalışmalarımda önceki hayatlarında (evet, çizgisel yine ama başka türlü tarif edemiyorum) yeryüzünde veya başka sistemlerde, şu anda yeryüzünde olandan farklı şekillerde yükselişini tamamlamış, yükselmiş usta olmuş yani yüksek benliğini rahatça andaki yaşamında ifade eden birey haline gelmeyi başarmış kişilerle de çalıştım. Biraz daha esnek düşünceye geçmemiz bunları içselleştirmemize yardımcı olacaktır. Yüksek Benlik bizim dışımızda değil. Kendi kendine bizim için karar verip bizi bir şeylere zorlamıyor. Bizi zorla geliştirmeye çalışmıyor. O bizim aracılığımızla fizikseli deneyimlerken, bizim de o olduğumuzu hatırlatmak istiyor. Umarım bu kısa alanda bu büyük konuyu özetleyebilmişimdir. Yüksek Benlik hakkında özellikle 2014-2015 yıllarında çok yazdığımı hatırlıyorum. İsterseniz biraz eski yazılar arasında gezinin. Aynı anlama gelen ama farklı kelimeler kullanılmış açıklamalar da göreceksiniz. Sevgilerimle

          Liked by 1 kişi

  6. Herzamanki gibi ilham veren, ic ferahlatan ve rehberlik eden bir yazi… Herzamanki gibi cok cok tesekkurler Mor Alev… Iyi ki varsiniz.

    Liked by 1 kişi

  7. Dişil tarafımı boynuzu altın bir at eğil tarafını da ayı olarak gördüm kapıda altındandı ne anlama geliyoo ogrenebilirmiyim

    Beğen

    • Sevgili Aysel, internette totem hayvanlar veya hayvan sembolizmi konusunda bir araştırma yapmanızı ve anlamına sizin karar vermenizi öneririm. Sonuçta bu sizin özgün vizyonunuz. Bence çok güzel. Sevgilerle

      Beğen

  8. Sevgili moralev, çok borcum var bitecek değil mi 🙏.iyi ki varsınız, umutsunuz, yaşamın güzel olduğunu hatılatıyorsunuz

    Liked by 1 kişi

  9. Dogum haritamda tum yildizlar yanan yol icinde bulunuyor. 41 yasindayim. Ilk kez bu 40 gunluk devrede kalbimin acimadigini hissettim. Eskisi gibi hissedemedigimi ve sanki bu 40 gunluk surecte zihnim duzeldi. Olaylari kisileri ve duygulari oldugu gibi gormeye basladim. Venus retrosu notrelize etti sanki .sevgiler

    Liked by 1 kişi

  10. Değerli Sevgilimiz Mor Alev;

    Nihayetine duyduğumuz ebedi inancına dayanarak sormak istiyorum:

    “Ve şimdi öğrendik ki, saplanıp kalmış gibi hissetmek aslında yaratıma gebe sıfır noktasında bulunmaktır, uyanışınızı başlatır.”

    Yaratıma gebe sıfır noktasında bulunmaktır uyanışı başlatan demek ne demek?

    Anlam veremedim değil ancak içinde o kadar çok anlam gördüm ki utanıp sıkıldım biraz kendi kafamdan biraz da olduğum andan ama olsun demeyi de bildim. o ayrı. nasıl ilerlemeliyiz? bilemedim.

    Beğen

    • Sevgili Berkant, hepimiz bir şekilde hayatımızın bir bölümünde, bir alanda saplanıp kalmış gibi hissedebiliriz. Bu, uyanışı tetikler. İlerlemek için ne yapmalıyız? Nasıl bu durgunluktan kurtuluruz? Neden mutlu değilim? Bu soruları değerlendirirken aslında neleri değiştirmemiz gerektiğini de düşünmeye başlarız. Nasıl daha rahat, daha neşeli, keyifli olabilirim? sorusunu sorar sormaz gerçekte sıfır noktasındayızdır. Yeni bakış açıları, yeni çözümler, yeni davranışlar yaratmak üzere düşünür ve karar veririz. İşte uyanış böyle başlar genelde, bir arayışla. Ve hayatımızın bu anları büyük değişime gebedir. O sırada bize ufacık görünse de. Sevgilerimle

      Liked by 1 kişi