Yükseliş - Büyük Uyanış

Zaman Çizelgeleri ve Gerçekliğimizi Değiştirmek (1)

shanghai-overpass-by-gu-jiSevgili Dostlar, bir süredir zaman çizelgelerinden bahsediyoruz ama size tam bir tanım da vermedim. Hızlandırılmış zaman çizelgesine geçtik ama, zaman çizelgesi nedir? Gerçekliğimiz bir zaman çizelgesinden diğerine atlarken nasıl değişir? Peki, bunu yapabilirsek, paralel gerçekliğe mi atlamış oluruz? Neden “alternatif zaman çizelgesi” terimini kullanıyoruz da, kısaca “paralel gerçeklik” demiyoruz?

Burada sizlere elimden geldiğince kendi anlayışımı iletmeye çalışacağım. Bu sırada “geleceğe dönüş” ve “yükseliş enerjileriyle kişisel danışmanlık” çalışmalarımda edindiğim ilginç bilgi ve deneyimlere de bakacağız.

Her bir saniyemiz potansiyellerle dolu. Hayatımızı da bu potansiyellerden birini seçerek her an değiştiriyoruz.

Örneğin, bir kafede ne içeceğinizi belirlemek, o içecekten ya da onun servis ediliş halinden alacağınız keyfi ve sonrasındaki ruh halinizi, dolayısıyla deneyiminizin tamamını belirleyebilir. Belki çok lezzetli bir sıcak içecek size çocukluğunuzdaki bir mutlu anı hatırlatabilir, tepki olarak bir hafta sonu uzaktaki ailenize seyahat etmeyi planlayabilirsiniz, bu seyahatte ise deneyiminize bambaşka olaylar katılabilir, hatta hatırı sayılır bir şekilde geleceğinizi değiştirebilirsiniz. Ya da, tadından hoşlanmadığınız bir fincan kahve ruh halinizi olumsuz etkileyebilir, zengin beyninizdeki farklı anıları, düşünceleri ya da kalıpları tetikleyebilir, sonrasında bambaşka bir gelecek yaratabilirsiniz. Gerçekliğiniz değişmiştir. Bu her iki olasılık da o an enerji alanımızdadır, seçimi yapan kişi ise sizsiniz. Bu olabilecek en basit örnekti. Ama şimdilik giriş aşaması için yeterli.

Bulunduğumuz andaki potansiyel zaman çizgileri sonsuz ve biz her seçimimizle bunlardan birini aktive ediyoruz.

Bulunduğumuz andaki potansiyel zaman çizgileri sonsuz ve biz her seçimimizle bunlardan birini aktive ediyoruz.

Zaman çizelgelerini enerji alanlarımızda bulunan potansiyel ve olasılık hikâyeleri ya da gerçeklik çizgileri olarak görebiliriz. Bu gerçeklik çizgileri de seçebileceğimiz, enerji verebileceğimiz, gözlemleyebileceğimiz, canlandırabileceğimiz, olasılıklarla yüklü enerji alanlarıdır. Aynı zamanda, algıladığımız ya da önceden sezdiğimiz bir hikâyeyi reddedip bir başka yöne gidebiliriz.

Paralel gerçeklik, andaki gerçekliğimizle çakışmaz. Başlangıçtan itibaren, aynı geometri derslerinde öğrendiğimiz paralel çizgilerde olduğu gibi, temeli, başlangıç noktası eğer varsa, biraz daha farklı bir noktadadır. Oysa burada bahsettiğimiz zaman çizgileri aynı kaynaktan gelir.

Yan yana sonsuza dek uzanan iki yol düşünün, bu benim zihnimde ideal paralel gerçeklik resmidir. Bir de her kilometresinde pek çok sapak olan bir yol düşünün, bir yöne sapıyorsunuz ve karşınıza yine başka sapaklar çıkıyor, bu arada sapmadığınız bir yol da çok yakınınızdan seyrediyor olabilir. O yolda seçimlerinizle sürekli yeni rotanızı belirlersiniz, bu ise zaman çizelgesinin iyi bir resmi olabilir.

Bazı olasılık hikâyeleri şu anda odaklandığımız gerçekliğimize çok yakın ilerler, bazıları ise daha uzaktadır. Bazen, çok yakındaki bir alternatif çizgiye geçişimiz neredeyse algılanamayabilir. Kimi zaman, alternatif çizgideki gerçeklik, andaki gerçekliğimize enerjik olarak o kadar benzerdir ki, eğer ufak tefek değişikliklere dikkat etmezsek bir çizgiden diğerine geçtiğimizi fark edemeyebiliriz. Ama aralarındaki fark şudur, yeni çok benzer zaman çizelgesinin taşıdığı potansiyeller farklıdır ve adım adım bizleri bambaşka yönlere götürür. Yani ufak değişiklikler en sonunda devasa değişikliklere yol açar.

Genelde örnekte bahsettiğim gibi ufacık seçimler ve onların bizi yönlendirdiği yeni hikâyeler radarımıza takılmaz. Bunları bilinçli bir farkındalıkla algılayamayız. Arkadaşlar, belki de bu yüzden, sizlere “bebek adımlarıyla başlayın”, “rutininizde, alışkanlıklarınızda ufak da olsa değişiklikler yapın” diye neredeyse yalvardığımda,  belki de “bu ne işe yarayacak, keşke yarasa” diyerek okuyup geçiyorsunuz ancak bunlar çok önemli hatta kader belirleyici “ufak” değişiklikler olabilir. Yaşadığımız gerçeklik puanları derhal toplayıp da seviye atladığımız bilgisayar oyunu değil, sanal şekerleri birbirine çarptırıp anında sanal hediyeler almıyoruz. Peki, böyle olabilir mi? Bence mümkün, ama sanırım değişim bir anda gelse ne bedensel, ne de zihinsel bünyemiz bunu kaldırırdı. Ayrıca, böyle ani değişikliklerde alışkanlıklarımızın tortuları hala daha içimizde yüzdüğü için (çünkü inatçı ve dirençli bir doğamız var), gerçekliğimizi her an yeniden eski zaman çizelgesine kaydırma ihtimalimiz de bulunuyor.

Geleceği Yaratmak

highways-and-bywaysBazen çalışmalarımda geleceğe gittiğimizde, diyelim ki 5 yıl sonrasına gittik, devasa değişiklikler görüyoruz. İlk sorumuz, oradaki benliğimizin kendini nasıl hissettiği oluyor. Rahat mı, özgür mü, güvenli ve sağlıklı mı, hayatı nasıl görüyor? Diyelim ki, gelecekte şu anda inanamayacağımız kadar rahatız, yaşamımızdan memnunuz ve hayallerimizden bir ya da birkaçını gerçekleştirmişiz.

Derhal “ben bu noktaya nasıl geldim?” sorusu geliyor.  Her zaman ama her zaman, öncelikle, kişinin kendi benliğinden kendi bilincini kullanarak gelen cevap, “rahat ol, endişeyi bırak, hayata güven” ya da bu anlama gelen bilgilerin iletilmesi oluyor. Bu beni her zaman etkilemiştir. Bin bir çeşit, birbirinden çok farklı geçmişlere, eğitime, hikâyelere sahip kişilerle çalıştım. Ama hepsi de hayallerini gerçekleştirmek üzere gelecekteki kendilerinden, öncelikle bu öğüdü alıyorlar. Sonra akan bilgiler elbette kişiden kişiye değişiyor ama hiçbiri bu kadar önemli olmuyor.

Burada kısa bir not düşmek istiyorum. Binlerce, belki de milyonlarca olası geleceğimiz yani zaman çizelgemiz var. Ve bunların hepsi birer potansiyel olarak enerji alanımızda bulunuyor. Çizgisel zaman kendi kurgumuz olduğu için bu farklı geleceklerin hepsi aynı anda gerçekleşiyor, o yüzden onları ziyaret edebilir ve bir seçim yapabiliriz.

Yaptığımız seçim ise kısaca şudur: Hangi gerçekliğe odaklanmak istiyorum? Hikâyemi ne yönde geliştirmek istiyorum? Ve seçimi yaptığımız anda bir zaman çizgisinden diğerine sapmışızdır. Çalışmalarımda her zaman Yüksek Benliğin seçtiği geleceğe ya da alternatif geleceklere gideriz. Bazen birden fazla alternatif ziyaret edip seçimlerimizin sonuçlarını tam olarak görebiliriz.

Bu da demek oluyor ki, gündelik seçimlerimiz çok önemli. Örneğin, kendi bedeni ve ruhunda rahat bir insanın, yiyecek-içecek seçimleri, gitmeyi kabul ettiği yerler, yaşam şartları, ilişkileri, kabul ettiği çalışma ortamı bile farklıdır. Bu, bütün bir hayatına yansır. Stres düşüktür, o yüzden daha geniş düşünebilir, getirdiği çözümler ve yeni fikirler hayata daha kolay uygulanabilir.

Geleceği değiştirmek ya da alternatife geçiş yapmak

Bazen, çalışmalarımda Yüksek Benlik ya da gelecekteki benlik “yürü” der, “derhal her gün yürümeye başla”. Hmmm. Bu sadece bir sağlık önerisi midir? Sanmıyorum. Evet, yürümek sağlığımıza iyi gelir, belki olası kalp krizini de engellemiş oluruz ama aynı zamanda kendi zaman çizelgemizde dalgalanmalar yaratmaya başlarız, olasılıkların sayısı artar. Yolda yeni insanlar görmeye başlarız, daha önce fark etmediğimiz şeyler dikkatimizi çekmeye başlar. Bu yeni davranış aynı zamanda düşünecek, yalnız kalabileceğimiz vakit de yaratabilir. Belki günlük yürüyüşünüz bütün bir yaratıcı düşünce işlevinizi geliştirecektir. Ayrıca, belki de sizin gibi yürüyüşe çıkan birisiyle tanışırsınız, bu kişi belki gelecekteki işyerinize girmenize önayak olacaktır, belki de hayat arkadaşınız… İşte, basitçe sadece yürüyüşe başlayarak zaman çizelgenizi tamamen değiştirdiniz.

on-the-roadBazen çalışmalarımda gelecek bize biraz daha farklı bir mesaj verir. Bakarız, bir şeyler tam olarak yerine oturmamıştır. Tuhaf bir his vardır. Daha olumlu, daha rahat olmasını istersiniz. Ve o zaman da soru aynıdır: “Bu noktaya nasıl geldim?” Böyle olduğunda genelde karşımıza salıverilmesi gereken inançlar ve davranış kalıpları çıkar, bazen de kendimizi ve diğerlerini bir türlü bağışlayamadığımız için bu noktada olduğumuzu buluruz. Enerjimiz bu etkenler yüzünden tam olarak arzuladığımız olumlu yaşama senkronize olamamıştır. O anda günümüze geri döneriz. Gerekli arınmayı yaparız. Bazen isyan, öfke, gözyaşları ve hüzün buna eşlik eder. Sonra bir daha geleceği görmek isteriz ve tanınamayacak kadar değişmiştir. Akla hayale gelmeyen bir yerde, şu anda düşünemediğimiz çeşitte bir iş yapıyor olabiliriz… O yüzden, kemikleşmiş alışkanlıklarınıza, inanç ve düşünce şablonlarınıza bir bakın ve onları tek tek salıvermeye özen gösterin.

Seçimlerimiz ve Kolektife Etkileri

Yine örneklerle devam ediyorum. Türkiye’de yaşayan kolektif 2015’de iki defa çok keskin bir şekilde bir zaman çizelgesinden diğerine atladı. Kolektif iki seçim yaptı. Birincisinde kararsızlığını ilan etti, kararsızlığı seçti. Enerjik olarak parlamento bunu yansıtmak zorundaydı ve bir karar veremedi. İkinci zıplama ise bir sonraki seçimde oldu. Kolektif korkmayı seçti. Hangi yöne verilirse verilsin, oylar korkuyu yansıtıyordu, korkularımız umutlarımızdan çok daha geniş kapsamlıydı ve onlara daha çok odaklandık, onları düşüncelerimizde, konuşmalarımızda detaylandırdık, çözümler yerine sorunları konuştuk ve düşük enerjiyle oy verdik. Neye, kime oy verildiğinin hiç önemi yok, hangi enerjiyle oy verildiğinin önemi var.  Böylece gerçeklik tamamen değişti. Yönetimler ve ülkenin genel sesi bu korkuyu yansıtmak zorundaydı. Çekim Gücü Yasası çalıştı. İnsanların, kolektifin aklına gelen yani enerjisinde bulunan ne kadar korku dolu senaryo varsa hızla yaratıma girdi. Gerçekliğimize yıllardır bahsedilen darbeler (ne yönden gelirse gelsin), savaş, iç savaş benzeri durumlar, terör, baskı ve ekonominin erimesi de dâhil oldu. Lütfen anlayın ki bu bir canlı örnektir, kişisel seçimlerimizi, enerjimizi berrakça yansıtan birden fazla zaman çizelgesini anlatmaktadır. (Şimdi ABD seçimleri sonrasında yaşanacak gerçekliği gözlemlemek çok ilginç olacak, çünkü o seçimler de neredeyse buradaki gibi umut yerine korku ve öfkeyle dolu bir kampanya süreciyle devam ediyor.) Hemen umutsuzluğa düşmeyin, bir sonraki yazımda parçası olduğumuz daha büyük kolektifin, yani tüm insanlığın “hızlandırılmış zaman çizelgesi” seçiminden bahsedeceğiz.

Kolektif, bireylerden oluşur. O zaman, bütünün esenliği için önce kendimizi şifalandırmamız gerekiyor. “Ben çok iyiyim, o düşük enerjili kişilerle aynı ülkede olma şansızlığını yaşıyorum sadece” diyebilirsiniz ama bu gerçeği yansıtmaz. Hepimiz bir bütünün ve birbirimizin parçasıyız. Beğenmediğiniz herkes sizin bir yönünüzü yansıtıyor, size bir şeyler anlatıyor, bazı gölgelerinizi ve dolayısıyla yeniden şifalanmanızı tetikliyor. Hatta daha ileri gidip, “o yargıladığım, önyargıyla yaklaştığım, felaket davranışlarda bulunan ya da düşman olduğum kişiler de benim, onlar benim aynadaki halim” diyebiliriz ve bu doğrudur. Bulunduğunuz yer kesinlikle bir tesadüf değil!

“İyi ama ben şifalansam, öz-sevgimi, öz-değerimi, özgüvenimi yükseltsem, kendimi olduğum gibi kabul etsem ne olacak, etraf yine aynı” dediğinizde cevap hazır: Siz şifalanıp enerjinizi yükseltince ister istemez bütünün de enerjisi yükselir. Sizin seçimleriniz yüksek enerjiden doğru gelince, kolektif de şifalanır. Siz değişip rahatladıkça kolektif de rahatlar.

Örneğin, trafikte birisi önünüzü beklenmedik şekilde kesti, yanlışlıkla ya da bilerek… Siz rahatsınız, siz affedebilirsiniz. O yüzden tepkiniz de ölçülüdür, “ucuz kurtulduk, akıl fikir diliyorum” der geçersiniz, bir ihtimal bu karşıdaki kişinin de özür dilemesine yol açabilir. Bir başka olasılık ise öfkeyle tepki vermenizdir. Belki içten içe öfke sizi yer, insanlara ters davranırsınız, gününüz hiç de istediğiniz gibi geçmez. Belki o kişiyle kavga edersiniz, sonra kendinize kızarsınız. Ya da o kişiye öyle acıtıcı şeyler söylersiniz ki, o da hırsını evdeki ailesinden ya da işyerindeki çalışandan çıkarır. Olaylar zinciri böyle devam eder. Tepkinizle kolektifi etkilediniz bile. Zaman çizgileri tam o anda karşınızdadır. Hangisini seçeceğiniz sizin kararınızdır!

the-doors-of-perceptionSevgili Okuyucularım, umarım her anımızda yüklü olan potansiyelleri, zaman çizgileri ve çizelgelerini, günlük seçimlerimizin önemini bu yazıyla anlatabildim. Biraz da geleceği bulunduğumuz anda şekillendirdiğimizden bahsettik. Bu dünya, bizim gerçekliğimiz, neden-sonuç kurallarının çalıştığı bir gerçeklik. Şimdiye dek konuştuklarımız neden-sonuç kurallarını yansıtıyordu ve çoğunluğu aslında bildiğiniz konular.

Buna göre, gerçekliğimizi değiştirmek için ya (1) enerjimizi yükselterek yeni nedenler, dolayısıyla yeni sonuçlar, yeni gelecekler yaratacağız ya da (2) saptığımız yollarda iz sürüp, o çok önemli seçimi yaptığımız kavşağı tanıyabilirsek eğer, geri döneceğiz ve seçimlerimizi yeniden düzenleyeceğiz. İkinci öneri elbette anlamsız, saçma ve olanaksız. Belki bir gün böyle bir olanak olabilir ama bu dünya hala daha dersler aldığımız harika bir okul ve biz iz sürüp geriye giderek derslerimizi, anılarımızı, kısaca olduğumuz kişiyi silmek istemeyiz. Peki, bir başka zaman çizelgesinin gerçekliğini odağımıza getirmeyi, o gerçekliği yaşamayı istiyorsak ne yapmalıyız? Yani üçüncü bir yol var mı?

Bu yazının ikinci bölümünde belirlediğimiz zaman çizelgelerine bilinçli olarak nasıl geçiş yapabileceğimizi ve gerçekliğimizi nasıl tamamen değiştirebileceğimizi konuşacağız. Ben bunu kolektif olarak bile yapabileceğimize hatta şimdiden yaptığımıza inanıyorum.

©2016 Mor Alev

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

16 replies »

  1. Pazartesi erken saatte yayınlanan yazılarınız haftaya harika başlangıç sebebi oluyor hep. Zaman, algımızca var olsa da başlangıç noktaları için katalizör oluyorsunuz yada çakıl taşı:)
    Teşekkürler. Sevgiler.

    Liked by 2 people

  2. dün gece boyunca rüyamda zaman çizgisinde 30-40 kere yeniden başlayıp aynı hikayenin faklı farklı saonuçlarını yaşadım. bazı noktalarda geçmişi hatırlayan insanlar olduğunu ve onlarla konuştuğumu gördüm. çok garipti ve sabah bu yazıyı gördüm o-o şaşırtıcı..

    Beğen

  3. sevgili mor alev…mesajı okurken cümleler arasında kendimi gördükçe devamını yaşar gibi okuyorum….yürüyüşler hayatımın bi parçası çok şükür yürüyüş sırasında iç sesimi dinlerim eğer dinleyemiyor ve içimden biriyle ve veya bir olayla kızarak yargılayarak konuşuyorsam….o anda affedilmesi gereken yanımı buluyorum….ve inanın kaç kere teşekkür ettim hayata….ne çok şeyden temizlendim bu 2 yıl içinde ….fakat tam temizlendim diye düşündüğüm de affettiğim kişilerle aynı gün saat farkıyla karşılaşarak sanki içimi teyid ettim şu 15 gün içerisinde.. aynı gün 3 kişi mesela ki birlikte çalıştığım ve 2 yıldır görmediğim kişiler………inanılmaz….ve iç sesim ”bitti” dedi….daha neler …temizlenmek kolay değil affettim demekle olmuyor….hayat samimi olup olmadığımızı ölçmek için son bi senaryo daha veriyor bize….işte bu en önemli an farkında olursak ne ala…..çok şükür….tam ve merkezdeyim…..bütünün hayrına enerjimi yükselttim….dengeyim…dengeliyim ve dengendeyim….sabah ilk cümlelerim sevgiyim…sevgindeyim sevgiliyim…temizlendikçe dile gelen kelimelere teşekkür ederim…..sevgimi yolladım….

    Liked by 1 kişi

  4. Madem bilinçli olarak gerçekliğimizi yaratabiliyoruz o zaman şöyle bir soru çıkıyor ortaya. Bir insan ömrünü neye vermeli?

    Beğen

    • Doğru ve çok güzel soru ama izin verin, bir yorumda bulunmak istiyorum. Bu soru bana biraz eksik geldi. Ömrümüzü bir şeye vermiyoruz. Yaşıyoruz. Pek çok yaşam amacımız var. Bazen biri bitip biri başlıyor, bazen pek çoğu bir arada. Şimdi, bana göre benim sorum şöyle ki belki siz de böyle sormak istersiniz; Hayatımın amaçlarını, evrene hizmetimi hangi şartlar altında ve nasıl geliştirmek, yerine getirmek istiyorum? Bu düşünce egzersizi için çok teşekkürler.

      Beğen

  5. Dün bir kac kez iç sesim “hızlandırılmış zaman çizgisi” deyip durdu en son sabaha karsi lavaboya kalktığımda aynaya baktığımda yine ” hızlandırılmış zaman çizgisi” sesi bi kac kez tekrarlandı ben de “aa tamam yarın o yazıya dönüp bakalım tekrar” dedim. Sayfaya bi girdim ne göreyim 🙂 iki gündür paralel evrenleri düşünüyordum bir taraftan da neden takıldım ben buna diye sorup durdum. Mor alev şimdi sen paralel gerçeklik değil de yan yana bir yol gibi olduğunu söylüyorsun yani bu durumda gerceklikler üst üste mi biniyor gibi.?Bir de hangisi hatırlamıyorum ama bi kanallik mesajında secilmeyen ve akılda kalan her yolun başka bi gerceklikte devam ettiğini özün enerjisinin her kola yayıldığını ve bunu kesmemiz gerektiğini okumuştum bu da tabi zaten uzun zamandır yaptığımız arinmalarla mümkün oldu, olmaya devam ediyor. Son olarak bi kac gündür tüm günü mü alacak şekilde şu an gercekligimde olmayan bir duyguya ve hayata özlem duyuyor ve istiyorum. Somut olarak yaptigim bir sey yok düşünceyle yaratabilecegimi de biliyorum çünkü çok mutlu oldugum bir sey bu ,düşünürken bile, boyle bi dusunce kişiyi başka ve yeni bir gerçekliğe taşır mi? O an hayatımızda bulunan örneğin ailedeki her kişinin seçimi, odağı farklı o halde herkesin yolları da ayrılacak gerçekliği de farklı olacak, peki o zaman geride bıraktığımız bu gerçeklik var olmaya devam edecek mi? Özün enerjisini her gerçekliğe mi verecek yoksa git gide diğer gerceklikler kayıp mi olacak?

    Beğen

    • Sevgili Zeynep, Paralel gerçeklikler var. Aynen devam ediyorlar. Bizimkiyle çakışmıyorlar. Gerçeklikler üst üste binmiyor. Aynı geometri derslerinde öğrendiğimiz paralel çizgiler gibi, o yüzden adına paralel deniyor. Akılda kalan ve seçilmeyen her yol, yine yazıda belirttiğim gibi bir başka zaman çizelgesini gösterir ve onlar da gerçekleşmektedir. Kesmemiz gerektiği, vs konusunu kalbinize sorun. Benim kalbim diyor ki, bu son derece gereksiz bir öneri. O zaten gerçekleşiyor. Bununla neden uğraşalım? Daha kendi gerçekliğimizi ve hayatımızı yönetmeyi yeni öğreniyoruz. Mutlu olduğunuz şeyi düşünürken yeni bir gerçekliğe geçiş yapmanız burada yıllardır anlatılıyor. Buna tezahür” ya da “yaratım” da diyoruz. Mutlu olmak enerjiyi yükseltir, yüksek enerji sizi arzularınızla aynı enerjiye getirir ve yaratırsınız. Aileniz neden bir başka zaman çizelgesinde uçup gitsin? Birden bire yok olsun? Aslında hala daha 3D düşünüyorsunuz. Olsun. Olabilir. Bir şey için başka bir şeyi kurban etmekten korkuyorsunuz. Bu da alışkanlıktan. Hiçbir enerji kaybolmadığına göre, gerçekliklerin de ortadan yok olması söz konusu değil. Şu anda odaklandığınız gerçekliği yaşıyorsunuz ve sadece tek bir gerçeklik olduğunu düşünüyorsunuz, sadece siz değil, bunu hepimiz yapıyoruz. Umarım yardımcı olmuştur. Sevgilerimle

      Beğen

  6. Dün akşam başvuru yapmıştım bir kulübe üyelik için normalde yaptığım bir şey değildi çünkü bende elime yüzüme bulaştırma korkusu vardı içten içe.Kabul edilir miyim bilmem verdiğim cevaplara göre kabul olucağım zira.Bu yazınız evrenin sanki bana kabul edileceksin ve büyük değişim ve gelişime uğrayıp korkularından arınacak ve zaman çizergende bir değişim yaratacaksın mesajı gibi.Kabul olmasa bile mutlaka benim ve bütünün hayrı için farklı bir yol oluşturacağından eminim.

    Liked by 1 kişi

  7. okudugum en iyi yazilarinizin ilk siralarinda yer aldi tebrik ediyorum sizi devamini merakla bekliyorum. Sayenizde kisisel gelisimim ivme kazanip benim uzun zamanda basarabilecegim ilerlemeyi hizlandi.. tesekkur ederim gonulden.. bir rica tum okuyuculara ayni saate ve gunde meditasyon yapabilirmiyiz?

    Beğen

  8. Harika bir anlatım.. Kafamda herşey yerli yerine oturdu..
    Ben ptt.de çalışıyorum bir kamu kuruluşu olduğu için insan ilişkileri yoğun…
    Şunu farkediyorum ki insanlar güler yüze kendileriyle ilgilenilmeye sevgiye hoşgörüye açlar gerçekten..
    Bunları yapıp o insanların sadece o günlerine bile ışık güzellik vermek çok mutluluk verici..
    Ama içlerinde çok kötüleri de çıkmıyor değil :))
    Arada tabii. .
    Bu yanınızdan sonra daha bir farkındalıklı olacağım 🙂

    Çok teşekkürler emeğinize sağlık..sevgiler❤

    Liked by 1 kişi

  9. Geçtiğimiz Ramazan Ayında, Kadir Gecesi (bayram tatilinin başladığı gün) akşamı yetmişlerindeki annemden acil telefon aldım, birden çok hastalandığına dair. Başka bir şehirde tek başına yaşıyor. Hastane, ambulans, doktor, hastaneye yatış düzenlemelerini, kendi ev düzenlemelerimi yaptım, yola çıktım, dışarısı karışıktı, arabayla çıksanız ilerleyemeyeceğiniz, servislerin bilet olmadığı için kabul etmediği, taksi bulmanızın bile mucize sayılabileceği durumdaydım, bir şekilde saatler sonra hareket yerine vardım. İki ayrı ek birim kurulmuştu ama yer konusunda yardımcı olamıyorlardı hatta konu bu olunca konuşmuyorlardı bile. Bayram ya da tatil için değil, hastama yetişmem gerek desem de, yer açılsa bile yeni yer verecek bir düzenlemeye vakitleri yoktu. Sabaha kadar beklerim, diyordum, boşuna beklemeyin cevabı alıyordum. Tek tek gelen her otobüsün muavini ve şoförüyle dahi konuştum. İş yapma-bayram yapma-diğerine davranma biçimlerimiz. Hepsi üstüste geldi. Ortalık mahşer yeri gibiydi. Araçlar insan kalabalığını yara yara yanaşıyorlardı. Kalkış saati en az üç saat öncesi olan araçlar yeni giriş yapıyorlardı. O karışıklık ve kalabalıkta tek bir sandalye bomboş sanki oralı değilmiş gibi duruyordu. Oturdum. Daha doğrusu her bakımdan çöktüm. Ağladım, iki dakika sürmedi, kalktım. ”Bu zaman çizgisinden çıkıyorum ve otobüse bindiğim, rahat olduğum, her şeyin yolunda olduğu zaman çizgisine geçiyorum” dedim. Yeni gelen ilk hizalandığım otobüsün yanında elindeki kağıda bakan adamın yanına yürüdüm. Hemen kalkıyoruz tek kişilik bir koltuğumuz boş, buyurun deyip, direksiyona geçti. Nereye gideceği önemli değildi, zıt yön de olsa yeter ki buradan çıkayım, ilk noktada yeni bir çözüm bulurum. Yine de binerken, nereye gidiyorsunuz dedim, gideceğim şehri söyledi. Ve güzergahı değişmiş 5 saatten fazla süren yolu 3 saatte geçtim.

    İlkokul öğrencisinin yeni bir kelimesi gibi cümle içinde kullanabilsem de, bu bir zaman çizelgesi değişimi mi bilmiyorum. Yoksa bir odaklanma, bir komut, bir olumluya çevirme ya da olanı tam kabulde meydana gelen doğası gereği değişim mi? Ya da hepsi mi? Hepsi bir mi? Daha çok sizin bilgisayar oyunu tarifinize benziyor. Bedenim ve zihnim rahattı, tam aksine bir önceki durum ve durumları kaldıramıyorlardı. Ve bir de bu zaman çizelgelerini içeren cümlelerimi anlayamıyorlardı. Neyse ki çok güzel ve anlaşılır bir tanımınız tarifiniz var artık. Buradan ilerleriz.

    Küçüklüğümden beri böyle cümleler kurmasam da bu uygulamaları deneyimliyorum. Ama sadece sıkıştığımda. Stres tavan yapmışken. Sonra her şey normal dediğimize rutine dönerken tekrar eski her zamanki zaman çizgisine dönüp her zamanki gibi ilerliyorum. İlerlemek denirse. Her anımda gözlemlerken kalbimin sesini dinleyip bilinç ve bilişle seçimlerimi uygulamak istiyorum. Hem kendim hem kolektif için, şimdi ve her şimdi, genişlemiş bilinç çizelgesine geçiyorum.

    Hala anlamadığım iki şey var. Birincisi, çok da önemli değil ama, bu deneyimlerimde zaman yokken, an durmuşken, bir sonsuzluk anında gerçekleşiyorken, tanımında, sizin de sorduğunuz gibi neden zaman sözcüğü var.

    Bir ikincisi de, paralel gerçekliklerimizin andaki gerçekliğimizle çakışmaması. Çakışabilir de. Hatta bazen salt çakıştığı için değiştirmiyor muyuz? 3D söylersek; olumsuzu olumluya, rahatsızlığı rahatlığa, belirsizliği netliğe çevirmek gibi. Zihnimdeki zaman çizelgeleri resminde, paralel, kesişen-çakışan, zıt ya da dikey yönlü, ve sarmal, DNA görüntüsü gibi olanların hepsi bulunuyor. Bir sürü ince ip gibi, o yüzden zaman çizelgesi yerine çizgisi diyorum sanırım. Ve şimdi bunları yazarken anladım:) sorumu geri aldım:) Çakışsa da çakışmıyor:) Paralel de olsa, kesişse de, sarmal da olsa yine paralel. Süpermiş. Kaybedecek hiçbir şey yok, kendimiz kaybolmazsak:))

    Heyecanla bekliyorum yazının devamını.
    Çok çok çok sevgiler Mor Alev, çok teşekkürler. Tebrikler. Takdirler.
    Hepimize Sevgi ve Teşekkürlerimle,
    Hem her birimizin hem kolektifimizin seçimini kutluyorum.

    Liked by 1 kişi