Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Güneş Tutulması: Bugün artık dün değil! – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

Sunflower eclipseHer ay güneş ve ay bir araya geldiğinde yeni ay oluşur. Dünya da bu iki varlıkla hizalandığında ise tutulmalar gerçekleşir. Tutulmaların bir diğer özelliği ise ayın düğümlerine yakınlıklarıdır,  en basit haliyle karma ve kader  ya da geçmiş ve gelecek olarak tanımlayabileceğimiz noktalar yeniden aktive olur. Geçmişin geride bırakılması ve en yüksek hedefimize yönlendirilmek söz konusudur.

Ben tutulma dönemine resetlenme olarak bakıyorum. Özellikle son iki yılda bu döneme ekinokslar da  eklenince, tutulmaların her şeyi durdurup tekrar başlatma ve yepyeni programlamayla bize sunma özelliği katlanarak büyüdü.

Güneş tutulması, süper güçlü bir yeni aydır. Bilincimize yepyeni tohumların ekildiği ve etkilerini de çok çabuk dış dünyamızda gördüğümüz bir enerjidir. Mucizevi bir başlangıç enerjisi vardır. Oldukça özgürleştirici bir özelliğe sahiptir, örneğin, aylardır ayrılmayı düşündüğünüz işiniz bir anda sona erebilir, artık gönlünüzdeki gibi bir işte çalışmak üzere özgürsünüzdür, kalbinizi açtığınızda yeni fırsatların derhal gelmeye başladığını görebilirsiniz. Bu dönem bitiş ve yeni başlangıçlar zamanıdır. Bu 9 senesi de aynı enerjiyi içerdiği için daha da güçlü bir enerjisi olduğunu söyleyebiliriz. Önerim, özellikle yeni başlangıçlara odaklanmanızdır.

Bu güneş tutulması, kuzey düğümüyle yarattığı yakınlık doyasıyla bizi hızla geleceğimize doğru yönlendiriyor, hatta arkadan doğru ittiriliyoruz. Önümüzdeki altı ayın genel temaları da bu tutulma dönemi sayesinde ortaya çıkıyor.

Sizin içinizdeki yeni başlangıç, yeni tohumlar ve fikirler ne olursa olsun, bu tutulma Başak’ta gerçekleştiği için şu genel konular öne çıkacaktır:

  • Sağlık ve beslenme ihtiyaçlarımız
  • İşimiz ve topluma hizmetimiz
  • Muhakeme ve analiz yeteneğimiz
  • Gelişme arzumuz
  • Yeryüzü ve onun üzerindeki tüm hayatın koruyucusu ve bakıcısı olma yeteneğimiz

Arkadaşlar, Zodyak’ta adım adım ilerlediğimizde Başak burcunun kişisel gelişimin tamamlandığı ve toplum ile yaşadığımız dünyaya döndüğümüz eşik noktasında bulunduğunu görürüz. Bundan sonraki burçlar ve evler çok daha fazla dış yaşamımızla ve evrene katkımızla ilgilidir. Başak’ın en yüksek ifadesi, bu dünyaya ait olmak, onun günlük ihtiyaçlarına en pratik şekilde cevap verebilmek ama aynı zamanda gerçeği Yüksek Benliğimizin gözleriyle görebilmektir. Başak’ın beşinci boyut hali artık mükemmellik peşinde değildir, var olanın zaten eksiksiz, bütün ve görkemli olduğunu görür. Doğal halimizle bütünleşmiştir, ilerlemeye zorlamak yerine, doğal döngülerin akışını takdir eder ve onunla gelişirken geliştirir.

Süper Galaktik Merkez

Bu güneş tutulmasında birçok enerji bir araya geliyor ve bizlere o eşiği atlatmak için Zodyak elinden geleni yapıyor. Öncelikle, bu tutulma döneminde öne çıkan Süper Galaktik Merkez hizalanmasına bakmak istiyorum. Süper Galaktik Merkez, evrenin merkezidir. (Galaktik Merkez ise Samanyolu’nun merkezidir.) Devasa bir kara delik olan Süper Galaktik Merkezin bir diğer adı “Yaratan’ın Zihni” dir, buna “Kozmik Bilinç Merkezi” ya da “Evrenin Kalbi” de diyebiliriz. Bulunduğu yer, 28° Başak ile 6° Terazi arasındadır. Şu anda Jüpiter bu açının hemen girişinde, Merkür de tutulma sırasında bu derecede Jüpiter’le birleşiyor. Venüs ise Süper Galaktik Merkez alanının tam ortasında. Yani bu tutulma dönemi sadece iki tutulma ve bir ekinoks değil, Yaratan’ın Zihni ve Kalbi ile de hizalanma içeriyor. Hem de ne içerme! Çekim Gücü yasası tam hızla çalışıyor, yaratım zirve yapıyor.

Daha bu yazının başlangıcındayız arkadaşlar, konuşulacak çok şey var. Ve güneş tutulmasıyla aktive olan iki Süper Galaktik Merkez derecesini ileterek Sabian sembollerine başlıyorum:

Jüpiter ve Merkür: “Bilgi arayışındaki adam, kadim parşömeni okuyarak gizli bilgilere ulaşıyor ve zihin aydınlanması yaşıyor”

Ancient scrollBurada temel düşünce şudur:  “Kriz yaşandıktan sonra, kişi insanlığın temel gerçekleriyle yenilenmiş bilincine tekrar uyum sağlamalıdır.”

Arkadaşlar, bu biraz laf kalabalığı gibi geliyor, onun için şöyle basitleştirmek istiyorum. İnsanlığın temel gerçeklerine ben “orijinal dizayn” diyorum. Yani, binlerce yıl önce kendimizi yarattığımızdaki hücresel mükemmellik, henüz ayrımcılığı denememişken sahip olduğumuz birliktelik bilinci, ayrı ama BİR olma kavramı, sağlıklı bedenlerimizde doğaya dost ve saygılı yaşam, hatta cömertlik, merhamet, vs. gibi sevginin tüm nitelikleri bu orijinal dizaynın bir parçasıydı. Şimdi, “yaşanılan krizden” sonra (son 2000 yılı özellikle çetin geçen, 25000 yıllık uzuun bir kriz) yaratılışın sırları tekrar gün yüzüne çıkıyor.

Günlük hayatlarımızda bu ne anlama geliyor? Sorularımızın cevaplarını, sorunlarımızın çözümlerini arıyoruz. Bu sefer cevaplar bize modern teknolojiyle, ancak bu teknolojiye uygulanmış kadim bilgilerle geliyor, belki bir meditasyon kaydıyla ya da yeni ses tekniklerinin kullanıldığı bir titreşim çalışmasıyla…

Köklerimize, aslımıza dönüyoruz. Bu dönüşü yaparken asla ilk dizayndaki masumiyeti geri getiremeyeceğimizi biliyoruz. Ama onun yerine müthiş bir olgunluk kazandık. Olgunluğumuz bize bilgeliğin en önemli parçasını da getiriyor: Alçak gönüllülüğü. Bu maceranın sonunda daha bilge, daha geniş, daha aydınlık ve seveceniz. Kısaca bu sembol, keşif ve aydınlanmadan bahsediyor.

Bu sembol bence bu tutulmada son derece güçlü. Jüpiter dokunduğu her şeyi genişletiyor. Merkür hem Başak’ın yöneticisi, hem de geriye gidiyor. Bizleri içe dönmeye çağırıyor. Çünkü o kadim bilgiler içimizde, hücrelerimizde. Oraya yaratılış sırasında yerleştirildiler, yerleştirdik. Pazartesi günü yayınladığım Baş Melek Michael’ın sözlerini tekrarlarsak; “Ancak size açıkça söylüyoruz: Kalbiniz yolu biliyor”

Bana öyle geliyor ki, bu tutulma sırasında hücresel bir aktivasyondan da geçeceğiz. Yani bir şeyleri sadece zihnimizle değil, bütün bedenimiz ve benliğimizle bilmeye başlayacağız. Ve o şeyler bizlerin Kali Yuga’dan önce oraya yerleştirdiği zaman kapsüllerindeki bilgiler. Kapsüller ise kromozomlarımızın arasında bu muazzam değişim günleri için saklanıyordu.

Venüs, “Yeni bir günde doğmaya başlayan güneş, artık her şeyin değişmiş olduğunu ortaya çıkarıyor”

Bu sembolü çok seviyorum. Venüs’ün kendi burcu Terazi’de bu sembolü vurguluyor olmasını daha da çok seviyorum. Bu sembol, yeni değerler temeli üzerinde yeniden başlamanın her zaman mümkün olduğunu söylüyor. Venüs ve Terazi elbette ilişkilere de vurgu yapıyor.

Zodyak’ın birinci derecesinde (Koç 1) sonsuz potansiyeller okyanusundan biraz da çekingence doğan şey, şimdi tamamen yeni bir dünya ile karşılaşıyor. Arkadaşlar, geçen tutulma döneminde, Astrolojik yılın başlangıcında (9 Mart – 7 Nisan arası) neler düşünüyordunuz? Hangi yeni başlangıçları planlıyordunuz? Niyetleriniz neydi? İşte şimdi onlar büyük bir metamorfozdan geçtiler ve yepyeni bir dünyaya adım atıyorlar.

Bu sembol, insanın hayatında ani ve yepyeni başlangıçların her zaman olabileceğini, aslında bunun yaşamlarımızda periyodik olarak gerçekleştiğini  hatırlatıyor. Olaylar o kadar hızlı gelişir, şartlar öyle ani değişir ki, önce inanamayız. Sonra anlamaya başlarız ki yepyeni günün ışığında her şey farklıdır. Karanlığın yerini alacakaranlık ve yeni günün doğudaki ışıltısı almıştır. Yavaşça gün aydınlanırken, geçmişi bırakırız. Yeni fırsatları ve olasılıkları kucaklarız.

O yüzden kendini henüz alacakaranlıkta hisseden dostlara söylüyorum, sakın moralinizi bozmayın, geçmişe dönük durmayın. Salıverin. Bırakın. Bu bir yeni başlangıç, aynı güneşin gökyüzünde derece derece yükselmesi gibi, sizlerin de hayatları kademelerle aydınlanacak ve yeni perspektifler, anlayışlar kazanacaksınız, böylece yeni fırsatları tanıyabilecek ışığa ulaşacaksınız.

Satürn ve Neptün Etkisi

Ancak, (evet bir ancak var), bu tutulmanın hemen karşısında Neptün, kare açısında Satürn bulunuyor. Tutulmadan birkaç saat sonra bu açılar tam yerlerine yerleşecekler. Burada bir uyarı var. Ne gerçek? Ne uydurma? Aydınlanıyor musunuz? Aydınlanma hayali mi kuruyorsunuz? Yeni başlangıcınız gerçekten yeni mi? Yoksa eskinin yeni kostüm giymiş haline mi yatırım yapıyorsunuz?

Arkadaşlar, lütfen bu konuları düşünün ve öyle harekete geçin. O yüzden, Michael’ın Pazartesi günü yayınlamış olduğum mesajının gerçekten çok önemli olduğuna inanıyorum. Hepimizin yolu birbirinden farklı. Her birimiz kendi ruh şablonumuza, kendi yıldız haritamıza, kendi özel hayat kontratlarımıza sahibiz. Bir başkası için doğru olan, bizim için doğru olmayabilir. Sizin gerçekliğinizde size özel enerjiler bulunuyor. Her zaman kendi iç otoriteniz sizin için bir gerçekler ayıklaması yapacaktır. En doğru bilgileri sadece sizin için öne çıkaracaktır.

Satürn Başak temasına uygun “bedene geri dönüş ve onunla aydınlanma, ışık saçma” derecesinde, Neptün ise “bulutların üzerinde yolculuk eden uçan havacı” derecesiyle yükselmeyi, büyük resmi destekliyor.

Merkür geriye giderken derin düşünce, meditasyon, içini dinlemek çok verimlidir. Önümüzde bütün her şeyi adım adım aydınlatıp anlamak için 3 haftamız var. Bu üç haftayı en iyi şekilde kullanmanızı öneririm. Yukarıda hızla ileriye, geleceğe ittirilmekten bahsettim. Şimdi temkinli davranın diyorum. Doğru kararları almak, iyi bir plan yapmak ve kendi içinde emin olmak işin yarısıdır. Buna bir şey yapmazken çok şey  yapmak da denebilir (Wu-wei prensibi). O yüzden biraz “başla-dur-kontrol et-devam et” tekniği uygulayabilirsiniz. Ya da bir süre daha bilgi toplayabilirsiniz. Ben kalbinizi dikkatle dinleyin derim.

Güneş Tutulması: “İki baş, ileriye, gölgelerin de ötesine bakıyor.”

WildCare Living with Wildlife Contest Winner Gary Walter, 2013Sanırım şimdi yukarıda bahsettiğim Satürn-Neptün etkisini daha iyi anlayabilirsiniz. Buradaki temel mesaj, ikilem-zıtlık-düalite gibi üç boyutlu kavramları aşıp yükselmek ve gerçek anlayışa kavuşmaktır.

St. Germaine bir seansımda şöyle demişti: “Sizin birbirinden çok farklı iki zıt kutup olarak gördükleriniz aslında bir bütünü oluşturur. Siz yoksulluk ve zenginlik görürsünüz. Biz bolluğun yaratıma girmiş halini görürüz. Bunların ikisi de bolluktur. Üç boyutlu yaşamınızda bolluğu nasıl yaratıma soktuğunuz sizin enerjinize ve özgür iradenize bağlıdır. Biz her zaman dengeli merkezi öneririz. Dengeli merkez, her bolluk yarattığınızda ve cömertçe paylaştığınızda biraz daha olumlu uca kayar, çünkü zihninizdeki bolluk kavramı daha da genişler. Bolluğun sonu yoktur, çünkü evrenin sonu yoktur. Her şey bakış açınıza bağlıdır.”

Bu sembol çoklu bakış açısına sahip olduğumuz bir zamana işaret ediyor. Zihnimiz zıtlıklarla çalışmaya ve taraf tutmaya alıştığından ilk bakışta biraz kafa karıştırıcı olabilir. Ancak bir durumu farklı yönlerden görebilmek aslında harika bir meziyettir, özellikle Merkür’ün yönettiği Başak’taki tutulmada. Analiz yeteneğimiz ve anlayışımız yükselmiştir (Jüpiter-Merkür derecesi gibi). Yepyeni olasılıklar görebiliriz (Venüs derecesi gibi).

İki kişi aynı şeye bakıp çok farklı sonuçlara varabilir. Bu bazen tartışmalara yol açsa da bir diğer olumlu potansiyel, birlikte ilginç, hiç denenmemiş çözümler getirmektir. Sanırım anahtar kelimeyi biliyorsunuz: Dinlemek. Cevap vermek üzere değil, anlamak üzere dinlemek.

Sembol aynı zamanda gölgelerin ötesini görebilmekten de bahsediyor. Yani, gizlenen bilgiler ortaya çıkabilir (Jüpiter-Merkür derecesi gibi) Hatta komplo teorilerinin ortalıkta gezindiği bir zaman olabilir. (Sanki son aylarda hiç komplo teorisi duymamışız gibi!) Ama burada önemli olan tüm bu gölgeli bilgilerin, anlaşmaların, sırların ötesini görebilmemiz ve kendi çıkarımlarımıza ulaşmamızdır.

Sevgili Dostlar, bu zamanda beyin fırtınasından kaçınmayın. Birileri bazı konularda şeytanın avukatlığını yapıyorsa ona karşı savunmaya geçmeyin, dinleyin. Işık her zaman kalbinizde. Onun gerçeklik süzgecini kullanın, şartlanmaları, alışılmış düşünce kalıplarını değil.

Şimdi, size bir başka önerim olacak. Artık kalbinizle beyninizi, ruhunuzla egonuzu barıştırın. Yaşadığımız en büyük ikilem bu değil midir? Kalbinizi netleşmek, ilham almak, bilgileri kontrol etmek, gerçekliğinizi yaşamak üzere, zihninizi ise bir sonraki adımı planlamak için kullanabilirsiniz. Bu ikisi birlikte mükemmel kombinasyonu oluşturabilirler.

Mars ve “Bugün aslında dündü”

Groundhog DayMars “Dağsıçanı, dağsıçanı gününde kendi gölgesini arıyor” sembolünde. Arkadaşlar, “Groundhog Day” ya da Türkçesiyle “Bugün aslında dündü” filmini hatırlıyor musunuz? Hayır, hep aynı günü yaşamayacağız. O filmden onlarca yıl önce yazılmış bu sembol filmle o kadar aynı enerjide gidiyor ki, bahsetmeden geçemedim.

Bu sembol, olayların değişimini öngörmeyi ve buna uygun planlar yapmayı anlatıyor. Dağsıçanı günü, baharın ne kadar erken geleceğine dair öngörünün yapıldığı bir yerel ve geleneksel kutlamadır. Çiftçiler kendilerini uzun süren bir kışa ya da çabuk gelen bahara bu günde aldıkları öngörü sayesinde hazırlarlar.

Sembolün söylediği şey, bir şeyleri aynı yapmaya devam edersek, hep aynı sonuçları alacağımızdır. O zaman ne yapmalıyız? Farklı çözümler getirmek, farklı bakış açıları gerektirir. Geçmişinize bakarak bazı işaretler ve bilgiler bulabilirsiniz, hatta büyük derslerin farkına varabilirsiniz. Geçmişin tek rolü budur. Bu sembolde geçmişi bırakıp yüzümüzü geleceğe dönüyoruz.

Filmde Bill Murray her türlü çözümü denemişti. Ama geçmişindeki davranış şeklini, kalıplarını, bakış açısını, düşüncelerini, tepkilerini tamamen salıvermeden, kendini saflaştırıp kalbindeki gerçeğe ulaşmadan yeni bir güne başlayamamıştı. O yüzden bu film benim için her zaman spiritüel filmlerin “en iyi on” listesindedir.

Doğal ritimleri izleyin, kendinizi geleceğe hazırlayın. Doğal olmayan döngüleri kırın. İçinizdeki, tam da ortaya çıkamamış benliğinizle iyi bir sohbet edin.

Özetle

Süper Galaktik Merkezle hizalandığımız, Yaratan’ın Zihnine ulaştığımız, çekim gücü yasasının müthiş güçlendiği bir döneme giriyoruz. Yeni bir gün doğuyor. Yepyeni bir hayat başlıyor. Fakat, acele etmeyelim. Resetlenmeye, içimizdeki kadim bilgilere ulaşmaya zaman tanıyalım. Gerçeklik kontrolü yapalım. Durumlara farklı açılardan bakalım. Her zaman kalp ve zihnimizi birlikte kullanalım. İkilemlerin, zıtlığın sonuna geliyoruz, buna “kalbimi mi dinlesem, aklımı mı?” gibi artık faydası olmayan sorular da dâhil. Elbette sahip olduğumuz her şeyi kullanacağız!

Başak dolayısıyla bu gelişmeler ve tutulma hayatımızın en temel yönlerini etkileyecektir. Bu enerjileri özümsedikten sonra bu dünyaya bambaşka şekillerde hizmet etmeye karar verebilirsiniz. Trapez etkisi (bağlantısı burada) hala daha devam ediyor. Kendinizi boşlukta biraz daha vakit geçirmeye hazırlamanız da iyi olacaktır. Unutmayın, bütün bir astrolojik yılın Sabian sembolü “uçan halı” her zaman hizmetinizde.

Güneş tutulması 1 Eylül saat 12.01 de maksimuma ulaşacak, yeni ay ise 12.03 de gerçekleşecek,  ancak bu tutulma Türkiye’den izlenemeyecek. (İstanbul)

Hepinize harika bir tutulma ve yeni ay diliyorum.

©Mor Alev 2016

Not: Bu dönemde Blog yayınlarında yoğunluk düşecek. Yorum ve mesajlarınıza daha yavaş cevap vereceğim. Arkadaşlar, lütfen blogda gezinin, aradığınız çözüm gözlerinizin önünde olabilir, bana yazdığınızda cevabınız gecikebilir. Eğer hiçbir şekilde blogda cevap bulamıyorsanız, elbette bana yazın ama önce ufak bir araştırma yapmanızı öneririm

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek ve  ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

10 replies »

  1. her konuda oldum olası zihnimin bedenimin isteklerine direnir.
    en basit örnek vücudum dinlenmek isterr ben uykuya bile direnir uykumu ertelerim. sigara ve anlamsız yemek yeme ihtiyacım da buna dahil….
    bu uzlaşma nasıl olacak
    kolaylıkla sağlıkla olmasını diliyorum…
    teşekkürler Mor Alev ❤

    Liked by 1 kişi

  2. Teşekkürler Mor Alev. Ufuk açıcı bir yazı ve harika bir rehber olmuş
    Ayrıca spiritüel film ilk 10 listenizi de merak ettim. Paylaşırsanız çok sevinirim.

    Beğen

  3. Muhteşem bir yazı, elinize, kalbinize sağlık! Rüzgarlar Solara’nın bahsettiği gibi sörf yaparcasına bazen sakin, bazen kaotik, bazen de son derece sert esiyor, sörf tahtası altımızdan kayacak gibi oluyor ama her seferinde yol alıyoruz. En sert rüzgarlar bizi en ileriye götürenler 🙂

    Liked by 1 kişi

  4. film bu yazi ile o kadar ortusuyor ki, gercekten inanilmaz. daha iyi bir tavsiye olamazdi eminim(bu arada cok komik bir filmdir:)
    Mesajinizsa umut yuklu. Hala yuzumde kocama bir gulumseme var:))
    Blogun bazi yazilarini okuyoruz ama ancak zaman aktikca birseyler yasandikca hersey yerli yerini buluyor. Ben simdi heyecan ve hevesle ‘o ani’ bekliyorum.
    10lu film listesini de:)
    tesekkurler,gonulden sevgiler,
    Asil

    Liked by 1 kişi

  5. Bu etkileri öyle yoğun yaşıyorum ki. Bugün hayatımın kararını verdim diyebilirim. Aylardır düşünüyordum, meğer cevap önümdeymiş! Kendimi keşfettim ve keşfetmeye devam edeceğim. Sanki küçük bir aydınlanma yaşadım. Sevgiler…

    Liked by 1 kişi

  6. Gerçekten etkileyici 1.09.84 doğumluyum beklediğim tüm sonuçlar hemen hemen bugün geldi
    İnanılmaz bir şekilde bugünün enerjisini bütün gün hissettim belki ilk defa bu kadar fazla .son 3 senedir kişisel gelişim ve danışmanlık koçluğu yapıyorum.
    Ve herseferinde daha yeni bir dünya güzel bir dünya barış dolu bir dünya için çalışıcağım. Teşekkürler allahım bana bu yazıyı okuttuğun için .. Sizlere de çok teşekkür ederim emeğiniz için:)

    Liked by 1 kişi