Yükseliş - Büyük Uyanış

Arkturus Grup Mesajı: Sizler, enerjiden oluşmuş bir okun ucusunuz

Earth TorusDeğerli Sevgililer,

Bu dönemde çoğunuzun, mücadele ve kargaşa gibi durumları deneyimlediğini gözlemlediğimizden dolayı, şunu bilmenizi istiyoruz; Meydana gelen her şey, insanoğlunun devam eden yükseliş işleminin gerekli bir bölümüdür. Bu olaylar, insanların uyanmasına hizmet etmektedir. İnsanoğlunun bilinciyle,  bunların doğuracağı sonuçları tam manasıyla anlamanın ya da çözmenin mümkünatı yoktur. Çünkü meydana gelen şeylerin çoğu, hiç de göründüğü gibi değildir. Bunları anlamaya çalışmak yerine bu dönemi, sezgilerinizin size rehber olmasına izin vererek, sürece tamamen güvenerek ve daha fazla dinlenerek geçirin.

Yüzeyde her şey, kaos içinde kaynıyormuş gibi görünüyor. Bu kaos ortamını, uzun süre gömülü ve saklı kalmış kirlerin ortaya çıktığı, bir “arınma işlemi” gibi düşünün. Her zaman gözünüzün önünde duran ama hiç görülmeyen (fark edilmeyen) hakikati ve Birliği yansıtan, “temiz ve herkesin/her şeyin birbiriyle uyumlu” olduğu esas gerçekliğin, zaman içerisinde açığa çıkmasını sağlayan bir arınma süreci olarak görün. Kısacası farkındalığın yeni ve daha yüksek seviyelerinin deneyimlenebilmesi için ne tür bir “yoğun ve derin temizlik” gerekiyorsa, Dünya da genel olarak şimdi bunu deneyimliyor.

Çoğu kişi, bugünün dış koşullarından (meydana gelen olaylardan) dolayı, kendisini giderek daha üzgün ve depresif bir durumda buluyor. Ancak gördüğünüz bu kargaşayı destekleyen ya da kalıcı kılan her hangi bir yasanın olabileceğine, bir saniyeliğine bile inanmayın. Kaos, zıtlık/ayrımcılık enerjisinin dışa yansımış ve tezahür bulmuş şeklidir. Dünya bilincine daha fazla ışık nüfuz ettikçe, kaos ortamları da giderek yok olacaktır.

Kaos ve karışıklığı destekleyen faktörler, güçlerini korumak adına son bir “etkileyici duruş/hamle” sergiliyorlar. Çünkü kendilerini destekleyen dünyanın değiştiğini ve bununla birlikte “algısal” kişisel güçlerinin azaldığını (her defasında bilinçli olmasa da)seziyorlar. İnsanlar artık hızla uyanıyor ve bazı toplumsal faktörlerin onları, “korku ve güçsüzlük” kapanında tutmak için epeyce çaba göstermesine rağmen, kendi güçlerinin farkına varıyorlar. Ve gitgide daha çok insan uyandığından dolayı, dış resmin de (dış dünyanızın da) bu olumlu durumu yansıtmasından başka bir seçeneği yoktur.

Günlük hayatı ne kadar sade olursa olsun yine de gerçeklik bilinciyle yaşayan her birey, yeni ve yüksek boyutlu bir dünya bilincinin oluşmasına yardımcı olur. Eski ve bitmiş enerjilere tutunan ve bunları devam ettirmek için çok çabalayan kişileri gördüğünüzde, sakın cesaretiniz kırılmasın. Çünkü esas gerçeği sonsuza kadar baki kılan bir “İlahi Yasa” vardır. Buna karşılık illüzyonu, (içinde bulunduğumuz 3. Boyut yanılsamasını) destekleyen hiçbir yasa yoktur.

Yaratılış, mükemmel ve bir bütün olarak tamamlanmıştır. (Tüm kâinat, kusursuz ve bir bütün olarak yaratılmıştır ve yaratılış işlemi bitmiştir.) Ancak insanoğlu, gerçekte Kaynak (Yaratan) enerjisinin bir ifadesi olduğundan dolayı, bilincinin “yaratıcı enerjisi” sayesinde Dünya’yı şekillendirmektedir.

Bireylerin çoğu, benliklerinde bulunan ve doğuştan gelen (tanrısal) gücün şimdilik farkında değiller. Bunun farkında olmak yerine kendilerini, kurtarılmak için sabretmek zorunda olan, hayalinde canlandırdığı “gökyüzündeki” Tanrıya yalvaran veya suçlayan aciz bir insan varlığı gibi görmeyi seçiyorlar. Bugüne kadar, (Tanrı’nın birer ifadesi olduğunuz için) kendi kendinizin kurtarıcısı olduğunuzu bilmiyordunuz. Ama artık biliyorsunuz.

Değişim işlemine biraz sabır gösterin ve tamamının bir anda tezahür bulmasını beklemeyin. Çünkü derin kökleri olan inançların barındırdığı enerjinin yüzeye çıkması, neye dayanarak onlara inanıldığının fark edilmesi ve sonra da salıverilmesi, zaman alır. Evrimleşme işlemi bir dakikada gerçekleşmez ama şimdilerde bu yolda gayet güzel ilerliyor.

Yaşamınızda olan her şeyi gözlemlemeniz ve içinde barınan ışığı algılamaya çalışmanız, çok önemlidir. Görünüşte çok küçük veya önemsiz olsa bile (örneğin bir kuşun ötüşü, güzel bir çiçek veya bir ağaç, bir dostun gülümsemesi, bir bebeğin gülüşü vs.) kısacası gayet olağan görülen günlük şeyler için dahi şükretmeniz, çok önemlidir. Eğer algılamaya açıksanız, her deneyimin bir ders içerdiğini hatırlayarak, hayatınızda olan ama aslında olmasını hiç istemediğiniz şeyler için bile şükretmeye çalışmalısınız.         Şükretmek, şunu kabullenmektir; “Ben (ilahi bir varlık) olduğum için bunlara sahibim.”

Şimdi Birlik hakkında konuşmak istiyoruz. Çünkü Birliğin bir “gerçeklik” olarak algılanması ve kabul edilmesi, yükselişe açılan kapıyı açan anahtardır. Kendisini sonsuz şekil ve çeşitlilikte ifade eden sadece tek bir “İlahi Bilinç” (Yaratan’ın bilinci) vardır. Bu durumda, bir kişi ya da yaşayan herhangi bir canlı BİR’den ayrı olabilir mi? Başka neyden yaratılmış olabilir ki?

İnsanoğlunun çağlar boyunca yaşadığı her problem, ayrımcılık duygusunun yansımasıdır. Bu duygu, gerek insanlar arasında, gerekse ülkeler, işletmeler, aileler, arkadaşlar ve hayvanlar olmak üzere tüm düzeylerde fikir ayrılığı, anlaşmazlık, kin, nefret ve uyuşmazlık şeklinde tezahür bulmuştur. Kalıcı barış, asla zıtlık ve ayrımcılık enerjisinden tezahür edemez ve etmeyecektir. Çünkü gerçek barış, zıtlık ve ayrımcılık enerjisiyle uyuşamaz.

Birlik (Bir olma) olgusunu, belki hala daha sadece bazılarının hazır olduğu “spiritüel bir sıçrama” (yükselme) olarak düşünebilirsiniz, ama aslında hepiniz buna hazırsınız. Bu iletileri okuyan herkes buna hazırdır. Çünkü şimdiki ömrünüze bedenlenmeye ve şu an yeryüzüne ulaşan evrimleşmenin güçlü enerjilerini deneyimleme siz karar verdiniz. Sizler uyanmayı, arındırmayı ve başkalarının uyanmasına yardım etmeyi seçtiniz. Ve bu seçiminizden dolayı, tam da sizi derin bir uyanışa götürecek olan deneyimleri yaşamaktasınız.

Eski ve az gelişmiş zamanları yansıtan öğretiler ve katı kurallar yüzünden, hala daha birçok inanç sisteminde zıtlık ve ayrımcılık anlayışı devam etmektedir. Tanrı ile ilgili kendi kişisel kavramlarınızı (Tanrı’yı nasıl hayal ettiğinizi) bir inceleyin. Siz Tanrı’nın gökyüzünde bulunan, ya da huşu içinde (Hindistan’da kutsal sayılan) Bodhi ağacının altında oturan bir adam olduğuna mı inanıyorsunuz? Ya da belki de bir kadın olduğuna? Siz Tanrı’nın (çocukluğunuzda olduğu gibi) hala daha bulutların üzerinde oturan ve kişileri insani değerler olan iyi ve kötü diye ayırıp, onlara ödül veren veya ceza uygulayan uzun sakallı bir adam olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Tanrı ile ilgili hayali kavramlarınız, Tanrı’nın esas Gerçekliğini algılamanızı ve O’nu deneyimlemenizi engelleyici unsurlardır. Zira bilincinizin bu bölümü, (size öğretilen ya da sizin hayal ettiğiniz) bir sürü kavramlarla doludur. Bir birey ne kadar çok spiritüel kurslara katılmış, meditasyonlar yapmış ya da ilgili kitaplar okumuş olursa olsun yine de Tanrı’yı idrak etmesi, insan bilinciyle asla mümkün değildir. İnsan zekâsı, sadece bilinen ve toplum bilincinde o konuyla ilgili ortalıkta dolaşan bilgilerle sınırlıdır.

Gerçek spiritüel bir anlayış tarzı ve bunun yanı sıra buluşlar, icatlar, fikirler, çözümler, sanat, müzik vs. gibi olgular, eğer içinizdeki sonsuz membadan geliyorsa ancak, taze ve yeni olabilir. Şayet algınız açıksa, şimdiye kadar hiç bilinmeyen çözümler, fikirler ve hakikatler, en beklenmedik bir anda bilinçli farkındalığınıza ulaşıverir. Bu böyle işler.

Tanrı’nın ne olduğunu ve Tanrı ile ilgili her şeyi bildiğini dünyaya bas bas bağıran kişiler, sadece kendi kişisel ve kısıtlı kavramları doğrultusunda konuşurlar. Tanrı’yı gerçekten deneyimlemiş olan kişiler ise bununla övünmezler. Tam tersi bu kutsal deneyimi, çok daha güvenli ve korumalı olan bir yerde, yani kalplerinin içinde saklarlar.

Tanrı / Kaynak / Evren, ya da siz her ne isim veriyorsanız… o kadar. İnsan beyninin bilebileceği ya da bilmesi gerektiği sadece bu kadarıdır. Tanrı’nın ne olduğunu bilebilmek için ONU deneyimlemek gerekir. Ve O, her bireyin varlığının gerçek özü olduğundan dolayı, bireyler ancak buna hazır oldukları noktada (ki bu da belki birkaç ömür boyunca o yolda yürümek demektir) Tanrı’yı deneyimlerler. Sınırlı bir zekâ ile sınırsız (sonsuz) olan Tanrı’yı bilmek ve anlamak için çaba sarf etmeyi bırakın. Bu asla işe yaramaz. O her “ne” ise, O’nun mevcudiyetine ve Ondan sadece bir TEK olduğuna güvenin yeter.

Birliğin (var olan her şeyle Bir olmanın) kabullenilmesi, koşulsuz sevgiyi yaşamanın ilk adımıdır. Zira “öteki/başkası” diye bir anlayış olmayan bir yerde, nasıl düşmanlık ve nefret olabilir ki?  İnsanlığın büyük bir çoğunluğu bunu henüz bilmediği için, hala daha zıtlık ve ayrımcılık enerjilerinden yaratmaya devam etmektedir.

Gördüğünüz uyumsuzlukları, ihtilafları asla yadsımayın. Bir olay ne kadar korkunç görünürse görünsün, onu destekleyen hiçbir yasanın olmadığını, hiç kimsenin asla gerçekten ölmediğini ve kendinizin sadece, yoğun ve yanlış enerjinin bir yanılsamasına tanık olduğunuzu bilerek, o olayın ötesine bakmayı öğrenin.

Bu demek değildir ki, yardım edebileceğiniz halde geriye çekilip sadece olan biteni seyredeceksiniz. Elbette yardım edeceksiniz ama bunu yaparken, sessiz ve sakince gerçeğin idraki içinde olacaksınız.

Bir olma olgusu, “onlara karşı biz” kavramını bilincinizden kaldırır. Ancak, iğrenç ya da korkunç eylemlerde bulunan failleri veya huzurunuzu bozan bir komşuyu, (bir olduğumuz için herkesi sevmeliyim düşüncesiyle) “insani sevgiyle” sevmek için çabalamayın. Bunun yerine o teröristi, o trafik canavarını, hayvan istismarcısını veya o intihar saldırıcısını, henüz kim ve ne olduklarından habersiz birer ruhsal varlık olarak görüp, spiritüel anlamda sevin. Yargılamak yerine, gerçek benliklerini fark etmeleri için onlara Işık gönderin. Bu şekilde davranmak, onların hain faaliyetlerine devam etmelerine müsaade etmek demek değildir.

Dehşet verici eylemlerin failleri, Dünya’ya zıtlık ve ayrımcılık bazlı çarpık inançlar penceresinden bakarlar. Dolayısıyla, bilinçlerini bundan daha fazlasına açmak için hazır olana dek, bu şekilde hareket etmeyi sürdüreceklerdir. Savaş ve şiddet içeren çözümler, sadece kendi muadili ile yani aynı enerjiyle uyumludur. Dünya’nın hala daha cezaevlerine ve kanun kuvvetlerinin olmasına ihtiyacı vardır. Fakat korku ve güç arzusu, bu hizmet birimlerinin yozlaşmasına ve çok daha düşük titreşimli enerjiyle işlev görmesine neden olmuştur.

Işık enerjisi, çoğu kişinin kendi gücünü hissetmesini sağlar. Ancak herkes bu deneyimi, kendi anlayış (bilinç) seviyesine göre yorumlar. Bazıları bu güç sayesinde, daha az korkmaya ve kendilerine daha fazla güvenmeye başlar. Bazıları ise birer zorba/kabadayı olurlar. Bu tür enerji, kanun kuvvetleri ve halk arasında geçen onlarca anlaşmazlıktan dolayı ortaya çıkan bir enerjidir. Yeni enerjiler, derinlerde gömülü olan korku, öfke, kin ve nefret gibi duyguları yüzeye çıkardığı için, şimdilerde “onlara karşı biz” anlayışından tetiklenen eylemler meydana gelmektedir.

Bu eylemlerin hepsi, eski düzenin nasıl bir şey olduğu görülüp idrak edilmesi için yüzeye çıkmasından kaynaklanmaktadır. Bu olaylar, eski enerjilerin artık uyanan toplumun büyük bir çoğunluğu ile uyumlu olmadığını açığa çıkarmaktadır. Eski ve çok önceleri kabul edilmiş olan yöntemlerin, genellikle toplum içinde derin kökleri vardır. Bu sebepten dolayı bazı şeylerin değişimi, şok etkisi yaratabilir.

İster kanun kuvvetleri olsun ister ordu, bu tür görevlerde bulunan kişilerin grup bilincine ne kadar fazla Işık ulaşırsa, o kadar fazla Işık da bireysel bilince doğru süzülmeye başlar. Böylece bu bireylerde, geçmişteki tarzından çok daha farklı bir şekilde çalışma dürtüsü uyanır ve olması gereken davranış biçimi ortaya çıkar. Yani halkın polise – polisin de halka karşı saygı duyması… Sevgi ve saygı bilinciyle yapılan her iş, bir Işık çalışmasıdır.

Bildiğiniz üzere Dünya bugün, birçok yönden değişmeyecekmiş gibi görünüyor. Ancak dünya bilinci gitgide evrimleştiği için, dışsal şekiller ve oluşumlar da evrimleşmek zorunda kalacaktır. Bunun yanı sıra iş, eğlence, sağlık, gıda, vs. gibi unsurlar da bilincin yeni ve daha aydınlanmış seviyelerini yansıtacaktır. Sizler şimdi bunun başlangıcına tanık oluyorsunuz. İnsanlar artık bilinçlendiklerinden dolayı, daha temiz ve sağlıklı gıdalar, doğal ilaçlar, kısacası genelde bir değişim talep ediyorlar.

Değişimin bu güçlü enerjileri, işletmeler, hizmet sektörleri, hükümetler, şirketler vs. gibi birimler tarafından da hissedildiği için, bu durum onları düşünmeye itiyor. Ve bir kaç yıl öncesine kadar sert bir şekilde karşı çıkabilecekleri değişime direnç göstermeden, değişiklik yapmaya sevk ediyor.

Dünya’da artık birçok kişi, konuştuğumuz bu “yüksek bilinç seviyesi” doğrultusunda iş görüyor. Bu kişiler daha önceki yaşamlarında, koşulsuz sevgiyi destekleyen bir bilinç seviyesine ulaşmış olarak bu yaşama bedenlendiler. Bundan dolayı da her zaman, bilincin yüksek seviyeleri doğrultusunda hizmet etme çabasındadırlar. Bu değerli sevgililerden bazıları, belli sistemlerde gereken değişikliği yapmaları için insanları uyandırmak uğruna, hayatlarını feda etmişlerdir.

Sizin işiniz ve göreviniz, günlük faaliyetlerinizi nerede sürdürüyorsanız, oraya Işık getirmektir. Bu yoğun enerji zamanlarında burada (Dünya’da) olmayı seçmenizin nedeni budur. Sizler, evrimleşmeye hazır bir Dünya’ya, evrimleşmiş bir bilinç seviyesi getirdiniz. Birçoğunuzun – özellikle de çocukların – çözmeniz veya temizlemeniz gereken karmalarınız olmamasına rağmen (daha önceki yaşamlarınızda bunları halletmiş olmanıza rağmen) sadece bu zamanda Dünya’ya gelmeyi ve dünya bilincine Işığınızı katmayı seçtiniz.

Aranızda uyanmış olan sizler, tabiri caizse “enerjiden oluşmuş bir okun ucusunuz”. Bu nedenle sık sık (sanki okun ucunu birilerine batırıyormuşsunuz gibi) bazılarının öfkesini uyandırıyorsunuz. Onlara göre birçok yönden “arıza çıkartıyorsunuz” ve eski sistemin aynı kalmasını isteyen bu kişilerin rahatını bozuyorsunuz.

Sakın cesaretinizi kırmayın, ya da durumun umutsuz olduğuna inanmayın. Çünkü evrimleşme işlemi kaçınılmazdır. Gerçek gerçektir, nokta. Tam anlamıyla evrimleşme, belki size uzun gelebilecek kadar bir zaman alabilir. Ancak tam tersiymiş gibi görünmesine rağmen, temelde yatan ve asla değişmeyen gerçeklik şudur;  Bu evren, Tanrı’nın suretlerinden oluşan varlıklarla doldurulmuş (ulvi değerlerin geçerli olduğu) spiritüel bir evren olarak baki kalacaktır.

Bizler Arktruslular Grubuyuz.

Çeviren Mor Alev Dostuna, Arkturuslulara ve mesajı ileten  Marilyn Raffaele’e çok teşekkürler. (www.onenessofall.com).

Bu dönemde salıverme, arınma, kendinizi tanıma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, potansiyelinizin bütününü gerçekleştirmek üzere Yüksek (Öz) Benliğinizle daha aktif bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı©2016 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2016 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

15 replies »

  1. Sevgili Mor Alev,
    Gecen hafta ne kadar dingin, sakin ve huzurlu hissediyordum ancak son uc gundur cok karmasik hisler icerisindeyim. Hic bir sey yapmak gelmiyor icimden surekli bir ic sıkıntısi ve aglama nobetleri oluyor. Her seyin sonu gelmis gibi hissediyorum ciddi depresyon belirtileri gosteriyorum ve bir turlu iyi hissedemiyorum. Odaklanma sorunu yasiyorum umarim bu durumun da icinden cikariz. Evde oylece oturuyorum ve hic bir sey yapamiyorum umarim uzun surmez…

    Beğen

  2. Birlik bilincinin karanlığı ve “kötülüğü” yargılamadan kabul etmekten geçmesi tam anlamiyla uyanışımın imkansız olduğunu düşündürüyor bazen bana.Daha iki gün önce çok güzel ve yüksek frekanslarda titreştigimi hissederken İnternette karşılaştığım bir işkence videosuyla bir anda cok derin bir umutsuzluk ve acı çukurunda buldum kendimi. Köpekcigin caresiz çığlıkları,duruma anlam veremeyen bakışları travmatik bir etki yarattı sanırım üzerimde.Aslinda bu tarz görüntüleri izlemem genelde ama bütünlük istiyorsam karanlikla da yüzleşmem gerektiğini düşündüm bir an.Iskenceyi uygulayan kişiye karşı bir öfke ya da nefret duygusu değil hissettiğim,köpeğin çektiği aciyi sindiremiyorum daha çok.Ve bir insanın nasıl boyle bir şey yapabilecek kadar acımasız hale gelebildiğine anlam veremiyorum asla.Ve insana ya da hayvana yönelik olsun hergun yaşanan milyonlarca vahşetten yalnızca biri oldugunu düşündükçe bunun enerjim iyice yerlerde geziyor tabi.Bu görüntüyü izlediğimden beri gözyaşlarımı durduramıyorum mor alev,herşey anlamını kaybetti bir anda.O yüzden paylaştıgin bu mesaj direkt benim icindi sanki ,bunun için cok tesekkurler.İcime yöneldiğimde acı çeken parçalarımi görüyorum hala ve sanırım onları da saliverebilmem için çekiyorum kendime bu tarz deneyimleri,çaresizlik ve acı içindeki insanları ve hayvanlari ,öyle değil mi.Arınmaya devam mesaji bir nevi yani…

    Beğen

    • Bunları zaten biliyorsunuz, neden bir de seyredip onurlandırıyorsunuz? Neden enerjinizi düşürüyorsunuz? Daha geçenlerde sanırım yine Arkturuslulardı, sempati ve sevgi, anlayış arasındaki farkı anlatmışlardı. Bu videolar tamamen enerji düşürmeye yönelik. Sevgilerimle

      Beğen

      • inanamıyorun; sanki bana yazılmış bir cevap, kendimi sürekli zulmun yer bulduğu şeyleri okurken izlerken buluyorum:( ve ağlaya ağlaya anlamayarak ve sitemlerle sorularla boğuşuyorum. oysa böyle yaparak bütüne hiç bir katkım yok!!!! yanıtınız şefkat tokatı gibi geldi…

        Liked by 1 kişi

      • Konuyla ilgili bir imza kampanyasına katılımım istenince önce durumun ne olduğunu anlama gereği hissettim,diğer türlüsu görmezden gelmek bir tur kaçıs gibi geldi çünkü.ama çok haklısınız,amacı ne olursa olsun şiddet içeren her türlü enerjiden uzak tutmayı seçiyorum artık kendimi.Sevgiler.

        Liked by 1 kişi

  3. Harika bir yazı olmuş yine. Hep düşündüğüm şeyler, bunları okumak ve yalnız olmadığımı bilmek güvende hissettiriyor. Sevgiler

    Liked by 1 kişi

  4. Bu yazılar her günümüzüe ışık oluyor… her seferinde daha da derin sorular sormamı, çoğalmamı sağlıyor. Bir tek bunları okurken, cevaplayamadığım sorularım çıkıyor saklandıkları yerden.
    “Dehşet verici eylemlerin failleri, Dünya’ya zıtlık ve ayrımcılık bazlı çarpık inançlar penceresinden bakarlar. Dolayısıyla, bilinçlerini bundan daha fazlasına açmak için hazır olana dek, bu şekilde hareket etmeyi sürdüreceklerdir.”
    Bu kişilerin de bu bedenden çıktığında bilinçleri ışıkla buluşuyor, bedenlenirken neden tekrar daha fazlasına hazır olamayacak şekilde geliyorlar (geliyoruz). Hazır olmak, yaşamlar boyunca deneyimlemek öğrenmek…Bir noktada tıkanıyor anlayışım. ilk yaşam deneyimimizde hepimiz mi çok darlaşmış bir bilinçle geliyoruz? üstüne bir de zamanın lineer olmayışı, boyutların tek olmayışı girince, tam içime sinmeyen yerlerde buluyorum kendimi:)
    sevgili arkadaşlar, sizler ne düşünüyor neler deneyimliyorsunuz? belki başka bir yaşam deneyiminde bizler ‘onlardık’. deneyimledik… şimdi sıra onlarda… hiç bitmeyen bir döngü gibi… ve gercekte ne onlar var ne biz… sadece kocaman bir BİRlik…

    Liked by 1 kişi

  5. Bu yazı 3 gündür aklımı kurcalayan tüm konulara cevap niteliğinde olmuş… Benim için yazılmış gibi hissettim okurken…

    Teşekkür ederim Mor Alev, teşekkür ederim Arkturuslular..

    Liked by 1 kişi

  6. Evet arkadaşlar aynı hisleri bazen yaşıyorum ama bu son mesaj da benim bir haftadır kafamda dolaşan fikir ve düşüncelerin derlenmiş hali gibi. İlk kez bir mesajı okumadan önce okudum.Yalnız ben rüyalara takıldım biraz onların yansıma mı yoksa zihinsel yanılma mı oldukları konusunda çok kararsızım. Neden bu kadar önemli olur rüyalar neden gün boyu ruh halime yansıyabilir. Hala bitiremediğim sevmekten vazgeçemediğim birisi var. Sevgi acı vermez biliyorum. Ama ve bir sürü ama ve galiba inanın onun dışında bir şey yok merak ettiğim. O meraklı kurt evrenin sadece bunu merak ediyor. Daha önce gördüğümde 4-5 gün anca toparladım şimdi yok yere umud ediyorum gereği yokken sadece bir rüya için. Benim çözmem gereken sorun bu gibi sanırım aslında sorun yok da galiba evrenin getireceği sonuçlara razı gelmek konusunda bir derse daha ihtiyacım var belki de bir çoğuna yada hala kendimi gereği kadar sevmiyorumdur. Bilmiyorum…

    Sevgilerimle ışık işçileri ve tüm ışık varlıkları

    Beğen

  7. Oncelikle mor alevin bu yazisi icin cok tesekkur ederim, harika bir yazi kotuluk ve iyilik arasinda gidip geldigim noktada cok iyi bir isik oldu, yaziyi okurken gozumun onune kirli suyla dolu bir plastik kap geldi ve yukardan, muslukdan akan temiz suyla icindeki kirli su gidiyor yerini temiz suya birakiyordu. Sanirim suyun yavasdan hizliya dogru akmasida sanirim gelen enerjilerin daha da yogunlasmasindan dolayi. Icim mutlulukla doldu ve her sey daha bir anlam kazandi. Pozitif degisim her seye ragmen kacinilmaz.

    Liked by 1 kişi

  8. Sevgili Mor Alev bugün sürekli iç sesimde olan bitende mantık arama ararsan bulamazsın düşüncesi dolaştı durdu. Yazıyı okuduğumdada huzur ve içsel rahatlık hissettim ve bir paragrafta şöyle diyor:insanoğlunun bilinciyle bunların doğuracağı sonuçları tam manasıyla anlamanın yada çözmenin mümkünatı yoktur . Bunları okumak artık bir olduğumuza yalnız olmadığımıza korunup kollandığımıza Okadar ikna ettiki

    Liked by 1 kişi

  9. Selamlar herkese,
    Eger sakincasi yoksa Kosulsuz sevgi sayfasinda okudugum bir yazinin linkini sizinle paylasmak istiyorum. Insanlara ve dunyaya yardim eden ve bu gorev icin burda dogan 9 yasindaki bir kiz cocugunun anlatiklari ile ilgili cok ilginc ve umutlari korukleyen bir yazi. Yazi Saffet Guler tarafinada cevrilmistir.

    http://www.kosulsuz-sevgi.com/yeni-eklenen-mesajlar/suyu-iyilestirebiliyorum-yildiz-cocuk-insanligi-uyanmaya-cagiriyor/

    Beğen