Baş Melek Michael (Mikail) ve Yüksek Benlik Konsey Mesajları

Yaratım – Konsey (Mesaj 202)

Yulia Muravyeva

Yaratım konusunda oldukça fazla soru geliyor. İzninizle, ilgili süreçler hakkında kısa bir inceleme iletmek istiyoruz. Nasıl oturacağınızı, ne söyleyeceğinizi veya ne düşüneceğinizi anlatmayacağız; bunlardan zaten yeterince var.

“Peki, neden anlatmıyorsunuz?” diye soruyorsunuz. Ve bizim cevabımız da şudur, bunu zaten şu anda yapıyorsunuz. Her zaman yaptınız. Ve her zaman yapacaksınız. Eğer deseydiniz ki, “Hayır, yapmıyorum! Ben sadece burada oturacağım ve hiçbir şeyi de yaratıma sokmayacağım.”, o zaman da kollarını önüne çapraz yapmış oturan yaratıma girmeyi reddeden inatçı bir insan yaratmış olurdunuz. Haydi, en başından başlayalım.

“Başlangıçta Söz vardı. Ve Söz Yaratan’laydı. Ve Söz Yaratan’dı.” Orada ne oldu? Yaratan’ın bir fikri vardı ve onu konuştu. Gördüğünüz, dokunduğunuz tattığınız, kokusunu aldığınız, vs. her şey ondan geliyor. Her şey bir fikirden, bir düşünceden geliyor. Bu enerji alanında bir değişimdir. O noktada, fikir ve taşıdığı potansiyel vardır. Daha fazla ve daha fazla “gerçek” olabilir ya da solup kaybolabilir. Fakat eğer niyet, tekrar, ses enerjisi, olacağı şeyle ilgili sürekli donatılmayla, giderek daha büyük enerji toplar, en sonunda maddeyi de çeker ve o zaman “gerçek” olur. Biz bunu tırnak işareti içine koyuyoruz çünkü çoğunuzun bildiği gibi, aslında düşünüldüğü anda gerçekti. “Düşünceler şeylerdir.”

Siz de tıpkı Kaynağınız Yaratan gibi yaratıcılarsınız. Siz de aynen öyle yaratıma giriyorsunuz… her zaman… her seferinde… her gün… bireysel ve kolektif olarak.

Peki bunu daha hızlı yapmanın yolları var mıdır? Yani bir şeyi maddeye getirmenin daha hızlı bir yolu? İptal etmenin yolları var mı? Kısıtlamanın yolları var mı? Evet, evet ve evet.

Öncelikle imkânsız olduğunu düşündüğünüz hiçbir şey mümkün değildir. Yaratıma soktuğunuz şey “imkansızlıktır”. Yani, şüphe yok edici görevi yapar, görüyorsunuz değil mi? Layık olmadığınızı düşündüğünüz herhangi bir şeye de sahip olamazsınız. Ancak dostlarımız, layık olmadığınıza kim karar veriyor? Eğer hak etmediğinizi, değmediğinizi ve sahip olamayacağınızı düşünüyorsanız, sahip olamayan kişiyi yaratıma sokarsınız.

Diğer taraftan, eğer yapabileceğinizi bilirseniz, kendinize izin verirseniz ve hatta sadece olasılığa izin verseniz bile, o zaman ona verdiğiniz niyet, duygusal enerji ve yaptığınız takviyelerle, yapabilirsiniz ve gerçekten getirirsiniz.

Aynı zamanda, yaratıma şükran duymanız, olmuş olduğunu söylemenizdir, yani sizin sözlerinizle şükran bunun “olmuş bitmiş” olmasını sağlar.

Bugün bu konuyu seçtik çünkü son mesajımızla çok uyumlu. O gerçeğe ne kadar izin verirseniz, o kadar çok bilinçli olarak yaratmaya başlarsınız. Zaten her şekilde yaratıyorsunuz, ancak asıl eğlence bunu yaptığınızı bildiğiniz zaman başlar.

Konsey ve Ron Head’e çok teşekkürler. (ronahead.com)


Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.

2019’da YENİ! En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

2019 Haziran’da YENİ! SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile Sağlıklı Zayıflama yönteminden faydalanmak için buraya tıklayınız.


Telif Hakkı©2019 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2019 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

6 replies »

  1. Merhabalar. Oncelikle blogunuza bayiliyorum ve kesinlikle buradaysak cok guzel bir rehber isik oldugunu dusunuyorum soylediklerinizin. Ne zaman bir dususe girsem o gun onunla ilgili bir yazi gonderiyorsunuz ki bu da bu sayfayla sizlerle ve evrenle ne kadar rezone oldugumu gosteriyor. Ancak su aralar aklimda donen bir soru var belki bunun cevabini buradayken alamayacagimi kabullenmeliyim ancak son kez de sizlere danismak istiyorum. Yaratan a olan inancimiz inanclarimiz var ve evet mucizelere cok kez tanik oldum. Ancak yine tum olan biten herseyin amacinin sebebinin ne oldugunu anlayamiyorum. Neden dunya bu kadar aci icinde? Hadi dunya bu kadar aci icinde diye burayi daha da guzel bir hale getirmek icin buraya gelmeyi sectigimizi dusunelim. Dunyanin kurallari testleri sinavlari var kendince yani bunlarin amaci ne tam olarak? dunya muthis iyi bi yer olcak diye sokaktaki kedi niye bu kadar aci cekmek zorunda ya da insanlar neden bu kadar agir yasamlari kendileri secmisler yani tum bu olan bitenin amaci nedir. Yaratan gercekten bizsek biz niye bunlari yaratiyoruz ne gerek var. Tum testleri basariyla gecince nolcak? Dunya muthis iyi bir yer olunca nolcak? Sonuc olarak light ile dark yaratan tarafindan yaratildi. Niye? Ne gerek var tum bunlara?

    Beğen

    • Sevgili Ecem, bu güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Sebep istiyorsunuz ama bunu zıtlık bakış açısından doğru görmeye de kararlısınız. İyi-kötü, hafif-ağır, vs… Oysa bu blogda son 6 yılda defalarca çok çeşitli şekillerde, bazen zengin benzetmelerle bazen de en direkt sözlerle bu sebebe odaklandık. Siz verilen açıklamayı beğenmiyorsunuz ve o yüzden tekrar soruyorsunuz, halbuki daha geçen 4 hafta içinde Konsey de diğerleri de buna eğildi. Ama tabii, söylenenleri beğenmeyebiliriz, ne de olsa açıklamalar günlük hayatımızı değiştirmiyor ve bu zihin yapısından doğru mantıklı da gelmiyor. Biz insanız, derinlerde bir yerde evrende yalnız olduğumuza inanıyoruz, kanıt istiyoruz, dokunmak istiyoruz ve her şeyden ötesi zihinlerimiz sorun yaratıp sonra da çözmeye bayılıyor, o yüzden zıtlıklar yaratıyoruz. O zaman neden sorusu yerine nasıl yardımcı olabilirim, dünyamı nasıl değiştirebilirim, nasıl sevgi getirebilirim, soruları çok daha yapıcı değil mi? Kedi acı çekerken neden, neden diye sormaktansa ona ve dünyanın bütün kedilerine nasıl yardımcı olabilirim diye sormak ve sonra da harekete geçmekten bahsediyorum. Çünkü şimdi size 10000 kelimelik bir kompozisyon yazsam da tatmin olmayacaksınız. Örneğin, test yok. Sınav yok. Kimse bize not vermiyor. Kötü yok. Ayrı bir insan yok. Ayrı bir şey yok. Bu saçmalıkları, zulmü, görünüşteki acıları biz yaratıyoruz. Fakat yine de bir araştırmaya girmek isterseniz, blogdaki geçmiş Konsey ve Arkturus yazıları, Yeshua kanallıkları ve şimdi unutmuş olabileceğim pek çok yazıda bu konu işleniyor. Umarım yardımcı olabilmişimdir. Sevgilerimle

      Liked by 1 kişi

      • Anliyorum. Gercekten cevap verdiginiz icin cok tesekkur ederim. Icten ice hep inandigim seyi unutmusum sanirim. Haklisiniz gercekten iyi ki varsiniz. Kaynak olarak dustugunuz yazilara da tekrar goz atacagim tesekkurler :))))

        Liked by 1 kişi

  2. Sevgili Mor Alev, çok çok sevgili bilge baykuş, sadeliği ve netliğiyle beni büyüleyen; merhaba… Bu size ilk seslenişim. Ve sormak istiyorum: Peki ya tekrar bedenlenmeden önce, yeniden buluşmak üzere sözleşip, “kalp bağlantısı ve çekim yasası” aracılığıyla buluştuğumuz ruh ailemiz hatta ikiz alevimiz ile de ‘süreç’ bu şekilde mi işliyor?.. Bu noktada Özgür İrade Yasasının rolü nedir; sözleşme’nin dışına çıkma şansı, beklenmedik olanı yaratma fırsatı var mıdır?..

    Beğen

    • Sevgili Diadermine, siz hayat kontratını taşa yazılmış, değişemez görüyorsunuz oysa o şu anda bile değişiyor, ilerlemeniz onu değiştiriyor. Özgür irade hep var. Sevgiler

      Beğen