Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Yaşadığımız Dönem Üzerine Düşünceler (Eylül 2017) – Tutulma Sonrası İzlenimleri, Yükseliş ve Geleceğe Bakış

Sevgili Dostlar,

Umarım bugünkü dolunay etkilerini en güzel yüzleriyle yaşıyorsunuz. İçinizde hafif sıkıntı, zihninizde kuruntular, ruhunuzda çok da parlak olmayan rüyalar buluyorsanız, bu dolunay sizi onlardan arındırmak için geldi. Arınmaya niyet edin, kendinizi toplayın ve her olumsuz düşünce ve hisse teşekkür edip mesajını sorarak devam edin. Kendinizi Balık’ta gruplanan Ay, Neptün ve Yaralı Şifacı Chiron’un merhametine ve onların tam karşısındaki Başak’ta yol alan Güneşin arındırıcı etkisine açın. (Daha detaylı bilgiler için dolunay analizime bakabilirsiniz)

Bütüne Hizmet, Evrensel Arınma

Bu dolunay, iki hafta önceki dev güneş tutulmasının bir parçası ve ben bu tutulmayla kendimizi tamamen BİR olmaya açtığımıza inanıyorum. Artık hiçbirimiz, bu işlerden haberi olsun olmasın, hiçbirimiz sadece kendi bireysel mutluluğumuz, esenliğimiz ve arınmamız için çalışmıyoruz. Tutulma sonrası bana gelen en büyük mesaj artık tamamen kolektif için çalıştığımız yönündeydi. Yani, daha önce hallettiğinizi düşündüğünüz birtakım sorunlar, kaygılar ve terslikler yeniden karşınıza çıkıyorsa, şimdi bunları kendiniz için değil, bütün için arındırıyorsunuz.

Bütün için çalışmak ilginç bir durum. Parçası olduğumuz pek çok kolektif var. Örneğin, Fiziksel ve genetik bağımız olan aile enerjimiz için çalışıyoruz, buna fiziksel aile ağacımız diyebiliriz. Yani ebeveynlerimiz, ebeveynlerimizin ebeveynleri, vs.… Ait olduğumuz bir başka grup seçtiğimiz cinsiyete bağlı, Kutsal Dişi ve Kutsal Erkek enerji. Doğmayı seçtiğimiz ırk da başka bir grup, kimliğimizi oluşturan milliyet, yaşamayı seçtiğimiz ülke, şehir, kendimizi tanımladığımız kültür, dünya üzerinde parçası olduğumuz kolektiflerin çeşitlemeleri böyle gidiyor.

Yukarıdakine ek olarak kendi ruh ailemiz de var. Kendi ruh ailemize görev, nitelik ve taşıdığı enerji yönünden birbirine benzer varlıklar diyebiliriz. Ruh ailemizin toplamına “Monad” ismi veriliyor. (Bu kelime başka anlamlarda da kullanılıyor ancak buradaki anlamı budur.) Her Monad’ın 144 bireysel yüksek benlikten oluştuğu söylense de rakamlar konusunda biz insanlar ne kadar katıysak, diğer boyutlar o kadar akışkan, o yüzden 144 ruh bilgisi hoşuma gitse de bu sayıdan pek emin olamıyorum. Ruh Ailemiz ya da aynı Monad’ı oluşturan varlıklar bedenlenirken birbirine çok yakın doğmayı tercih edebilirler, aynı fiziksel ailenin fertleri gibi ya da aynı şirkette çalışan iki yakın arkadaş gibi… Ya da bu ruhlar üzerlerine aldıkları görev dolayısıyla dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış olabilir. Yani biri Amerika’da, diğeri Çin’de ya da Somali’de olabilir. Bazen bu varlıklar insan bedenleriyle bir araya gelseler de bazen bu hiç olmuyor. Ama enerjik açıdan ruh ailemizle sürekli beraberiz.

Bütün bunların bir araya gelerek oluşturduğu daha da büyük gruplar bulunuyor elbette, Evrenle BİR olmaya kadar gidiyoruz. 

Ve şimdi lütfen gözlerinizde canlandırın, Hepimiz birbirimize bu çok özel, hiçbiri bir başkasına benzemeyen bağlarla bağlıyız ve toplamda büyük bir enerji ağı oluşturuyoruz. Bizler arındıkça, önyargıları, korkuları, olumsuz inanç ve yanılsamaları eledikçe bu bağlar parlamaya başlıyor, canlanıyor, güçleniyor, yeni bağlar kuruluyor – KRİSTALİZE oluyor. İşte kristal enerji ağına (crystalline grid) dönüşüm budur. Bağların toplamı ise muazzam bir dokuma şeklinde Evren’i oluşturuyor.

Ait olduğumuz gruplar adına çalışmaya başladığımızda toplumlar, ülkeler, devasa gruplar arası şifa ve arınmaya başlıyoruz. İşte bu tutulma bizi bu yeni platforma taşıdı. Bireysellik gerçekten sona ermek üzere. Kendimiz için yaptığımızı sandığımız her şeyi bütün için yapıyoruz. Bunun etkilerini berrakça görmeye başlayacağımız bir döneme de giriş yaptık.

Ayrıca, kendi gezegenimizden de ötelere hizmet vermeye başladığımızı da söylemeliyim. Yükseliş sadece dünyaya özgü bir durum değil ve bu yeni aşamada arınmamız “inter-stellar” (sevdiğiniz bir film olduğu için bu sözcüğü ekledim) yani yıldızlararası hale geldi. Çalışmalarımda daha önce ender olarak gördüğüm bir durum, şimdi olağanlaşıyor. Arınmamız tüm çok-boyutlu, galaktik benliklerimizi de kapsamaya başladı. Arkadaşlar, çok-boyutlu galaktik benliklerimizin de ucu bucağı yok.

Ağustos ayında bir danışanımın Yüksek Benliğine genel olarak Yükselişle ilgili bir soru sormuştum, o da gülerek “Sen biliyorsun, sen biliyorsun” diye kendini tekrar etmeye başladı. “Ben ne biliyorum?” diye ben de onu sorgulayıp içimdeki gerçeği ona söyletmeye çalışıyordum, bu gülüşmeli atışmalı konuşmanın sonunda beni pes ettirdi ve dedim ki, “Bildiğim şey şu mu? Sadece bu gezegen değil, sadece Samanyolu Galaksisi değil, bütün bir Evren başka bir boyuta zıplamaya, bizim değişimizle “Yükselişe” hazırlanıyor. Bu doğru mu?” Cevap kocaman bir “Evet!” oldu.

Ah, biliyorum, biliyorum, “bu gezegen bitti de başka güneş sistemleri, başka galaksiler için de mi çalışıyoruz?!!” diye altına girmiş olduğumuz işin devasalığından bunalacaksınız. Hem evet, hem de hayır.

Yıllar boyunca gördüm ki, biz yeryüzü insanları inanılmaz şekilde macera sever, yenilikçi ve ön safhalarda tüm boyutları deneyimlemeyi seven varlıklarız. Hiçbirimizin deneyimleri sadece dünya ile kısıtlı değil, zihninizi ve kalbinizi açtıkça daha fazlasını ve daha da fazlasını yaşadığımızı hatırlıyoruz. Bana insani bakış açısıyla bunun ucu bucağı yok gibi geliyor. İnanılmaz engin bir deneyim havuzuna sahibiz. Bunlardan bazıları acılı durumları da içeriyor, bağışlanmayı ve ışığa dönmeyi isteyen Reptilian’lardan, Galaktik Savaşlarda ışığa küsmüş Antareslilere, kendini yok etmiş Maldek ve Marslılara, sadece kabul edilmeyi umut eden Andromedalılara, hatta başka evrenlerden gelen gözlemcilere kadar geniş bir yelpaze ile çalışma onurunu yaşadım. Son dönemde anladığım şey şu ki; bu güneş tutulmasıyla başladığımız işlem, sadece insan deneyimimizin değil, evrensel deneyimlerimizin enerjik sapmalarını, sadece bireysel ruhumuzun değil, içinde bulunduğumuz ruh grupları ve kolektiflerin enerjisini de arındırmamızdır.

Dünya bu yükselişin ilk adımı, ilk domino taşı. İşte bütün bunlardan dolayı yalnız değiliz ve her türlü yardım elimizin altında. Hiçbirimiz bunu başaramayacak kapasitede de değiliz, hepimiz yeterince deneyim ve bilgiye sahibiz. O yüzden, sokakta mendil satan çocuğa, büfede tostu bastıran adama ya da belediye otobüsündeki kadına, eski insani gözlerle bakamıyorum, hepsi ama hepsi çok özel hatta bir anlamda bu kargaşaya girecek kadar çılgın ruhlar!

İki cümlede özetlersek artık kendimizi mutlu etmek gerçekten bütünü mutlu etmek anlamına geliyor. Artık arınmamız bireysel değil, toplumsal.

Tutulma Sonrası Hisler

Yaşadığımız dev tutulma sonrası kendimize soruyoruz, “o kadar büyük heyecanla beklediğimiz tutulma sonrası sanki hiçbir şey olmadı, acaba oldu da ben mi anlamadım?” Sonra da bazılarımız günlük hayatın monotonluğuna geri dönüyor, bazılarımız iç dünyalarını araştırmaya devam ediyor, bazılarımız ise hayal kırıklığı yaşıyor. 

Ben bu durumu şuna benzetiyorum: Bir çiçek tomurcuğu düşünün, çoğunuzun başına gelmiştir, sabah baktığınızda sadece bir tomurcuktur “acaba ne zaman açacak?” diye aklınızdan geçer, belki pencerenin içinde bir saksıdadır, belki masanızdaki vazoda. Hatta “acaba açacak mı?” diye şüphe bile yaşarsınız. Sonra öğlene doğru bir de bakarsınız, çoktan açmış bile! Oysa açışın aşamalarını görmek istemiştiniz ve kaçırdınız!

İşte bu yaşadıklarımız da hep bu şekilde gerçekleşiyor. 2012, 2013, 2014, yılları saymaya devam edebilirim, derin değişiklikler yaşadığımız büyük gökyüzü olayları yaşadık ve genel olarak insani olarak algılayabileceğimiz sonuçlar bekledik (bu yılların büyük enerji akımları için arşivlere bakabilirsiniz). 

Ama hep çiçek açtıktan sonra yaşamış olduğumuz büyük değişimi fark ediyoruz. O yüzden zaman zaman geriye dönüp değişimi görmeye niyet etmek moralleri çok düzelten bir davranış olabilir.

Küçük Benlikler Ayakta!

Sevgili Dostlar, hala daha son on günde göndermiş olduğunuz emailleri okuyup cevap vermeye çalışıyorum. Hepsi bitmedi fakat bazılarında ortak bir eğilim görüyorum. Pek çoğunuz küçük benliğe teslim olmuş gibi… Biraz da şöyle: “Olmuyor! olmuyor! olmuyor!”…

Bunu bekliyorduk, değil mi? Bu olasılığı paylaştım, özellikle “Siyah Ay“, ay tutulması ve Merkür’ün geri hareketini anlatan yazılarda küçük benliğimizi, egomuzu pek de mutlu etmeyecek gelişmeler yaşayabileceğimizi, büyük bir uyanış içinde olduğumuzu, gerçekleri olduğu gibi görmekten çok hoşlanmayabileceğimizi, ancak bütün bunları daha yüksek yolu seçmek için yaşadığımızı da öğrendik. (Özellikle şimdi Sarah Varcas’ın Siyah Ay makalesini yeniden okumakta fayda var).

Daha yüksek yol, daha parlak bir gerçeklik anlamına geliyor. Yüksek Benliğimiz asla ve asla bizim acı içinde olmamızı istemez. Yani bana “neden ben?” diye sorduğunuzda, aslında cevap blogda ve ruhunuzda zaten bulunuyor. Madalyonun aydınlık yüzüne, ya da bardağın dolu tarafına bakmamız, bakış açısı ve tavırlarımızı yeniden düzenlememiz ise bizim kendi özgür irademize kalmış bir durum. Ben de kendimi bir şeylerden şikâyet ederken yakalıyorum bazen, bazen benim de küçük benliğim yıllar önce olmuş olan bir şeye takılabiliyor. İşte o zaman derhal altındaki sebebi araştırıyorum, salıvermeye niyet ediyorum ve yola devam ediyorum. Ben hepimizden ayrı değilim. Hepimiz bu yolda birlikte ilerliyoruz. Sanırım bazılarımızın yaptığı şey bilinçli olarak öğrendiklerini uygulamak.

Bana yine yazıyorsunuz, gittiğiniz kursları, enerji çalışmalarını, uyumlamaları, vs. ve “hiçbiri işe yaramadı” diye de şikâyet ediyorsunuz. Böyle bir şey mümkün değil. Eğer sihirli bir şekilde dışarıdan doğru hayatınızın değişmesini umarak bu çalışmalara katıldıysanız, bir yanılsamanın tam ortasındasınız. Değişimi BİZ KENDİMİZ İÇTEN DOĞRU YARATIRIZ.

Arkadaşlar, yalvarırım, öğrendiklerinizi hayata geçirin. Öğrendiğiniz yöntemleri “kendinizin” yapın, kendi küçük eklentileriniz ve elemelerinizle içinize en çok sinen hale getirin. Hangi yöntem, hangi okul, hangi enerji olduğu önemli değil. Hiçbir kursa gitmemiş olsanız da, sadece bu blogda bulunan ve kendinize yakın hissettiğiniz bir-iki yöntem bile çığlık çığlığa bağıran egonuzu yatıştıracak, aranızda bir barış anlaşmasına yol açacaktır. Saatlerce meditasyon yapmaya ihtiyacınız yok. Saatlerce kendinizi onarmaya çalışmaya da ihtiyacınız yok. İhtiyacımız olanlar sadece farkındalık, sessiz anlarda kısa meditasyonlar, verimli saatler, ne yaparsak o yaptığımız şeyi onurlandırmak ve hayatın her anını hakkını vererek yaşama niyetidir. Aslında yanlış olan bir şey de yok. Yumuşakça ilerleyebiliriz. Ve ben de buna “akışta kalmak” diyorum.

Geleceğe Doğru Uzanırsak…

Tutulma yazılarında da üzerine basarak söylemiş olduğum gibi, tutulmanın getirdiği değişimin tam ortasındayız. Kişisel düşünceme göre, bu tutulmanın etkileri önümüzdeki 2-3 yıla yayılacak. Ben 2024’ü Kova Çağına ya da bir başka ismiyle Yeni Dünyaya tam giriş senesi olarak görüyorum.

Ekim ayında Jüpiter Akrep, Aralık’ta Satürn Oğlak burcuna girecek. Satürn ve Plüton iş birliği tüm kuralları değiştirmeye ve yeni kurallar yazmayı hızlandıracak. Oğlak burcuna baktığımızda katı kuralları, değişmez gibi görünen yapıları görüyoruz. Devletler, ordular, bankalar, kanunlar, köklü şirketler, yönetimlerin her şekli, otoriteler… 2007’de başlayan dönüşümün iyiden iyiye eskiyi yerle bir etmeye başladığını fark edeceğiz.

Ve sonra… Mayıs 2018’de Uranüs de Boğa’ya girdiğinde gerçekten paraya, toprağa, berekete bakış açılarımızda büyük değişime gitmeye zorlanacağız.  Uranüs bizi yeniden toprağa bağlarken, insanlık olarak yeryüzüne karşı kaybetmiş olduğumuz saygımızı da yeniden kazanacağımıza inanıyorum. Yepyeni tarım yöntemleri, yepyeni alışveriş yöntemleri, bereket hakkında yeni bakış açıları, gayrimenkul konusunda yeni çözümler Uranüs’ün Boğa’daki uzun yolculuğunun sonuçları olacaktır.

2019’da Jüpiter de Oğlak’taki güçlü dostlarına katılacak ve Aralık sonunda Jüpiter’le birleşmiş çok güçlü bir güneş tutulması yaşayacağız. Hemen ardından 2020 dev bir birleşmeye daha sahne olacak, Plüton ve Satürn yine Oğlak’ta birleşecek.

Gördüğünüz gibi, büyük değişim ve dönüşüm devam edecek, devam ederken de yeniyi kucaklayan, sisteme bağımlı kalmayan öncüler yolu açacaklar. Burada çok büyük sistem değişikliklerinden bahsediyoruz. Gerçek demokrasiden, gerçek varlık yönetiminden, paylaşılan bereketten bahsediyoruz. Bu birleşmeye Merkür, Güneş ve Ceres de eşlik ederken, Sabian sembolü “Savaşta gösterilen cesaret için verilen iki ödül” olacak.

Sevgili Bilge Baykuşlar, cesur olan, korkuya boyun eğmeyen, kalp merkezli, yüksek benliği ile bağlantılı seçimler yapanlar ödüllerini alacaklar. Ama bu ödülü sadece kendilerine saklamayacaklar, onu hepimizle paylaşmanın yollarını da arayacaklar.

2020 bir dramatik birleşmeye daha sahne olacak, Kova’nın tam başlangıcında Jüpiter ve Satürn bir araya gelecek. Bu, tam anlamıyla yeni paradigmanın oluşumunu müjdeleyecek.

Böylece, 2023 yılına geliyoruz, Plüton Kova’ya girecek ve bir süre sonra Oğlak’a bitmemiş işleri tamamlamak için dönüş yapacak. 2024 ise Plüton’un fütüristtik, teknolojik, yenilikçi, hümanist Kova’ya tam anlamıyla yerleştiği yıl olacak. Böylece büyük devrimin de iyiden iyiye tüm ülkeler, kıtalar ve toplumlara yerleşmeye başladığını göreceğiz.

Önümüzdeki yıllar yaşamaktan onur duyacağımız yıllar olacak. Gelecek nesillere anlatacağımız bir sürü hareketli, maceralı hikayemiz de olacak, bundan kuşkunuz olmasın. Bu daha geniş bakış açısını sizlere sunuyorum çünkü bu dünya sadece bir tutulmayla değişmiyor, hepimizle birlikte çalışan tüm varlıklarla değişiyor.

Buradaki kilit nokta ise insanlığın yani bizim, sizin, dostların, sade insanın, yöneticilerin kendine dönüp içten değişime izin vermesi ve yeni çözümler üretmeye istekli olmasıdır.

Blogda Önümüzdeki Günler

Tutulmadan beri muhteşem kanallıklar görüyorum, güvendiğimiz kanalların çoğu fazla mesai halinde. Bu mesajları sizlere elimden geldiğince ulaştırmaya çalışacağım. Bir süre benim kaynak/aracı olmadığım fakat tercümesini yaptığım mesajları göreceksiniz burada. Bunların çoğu da o kadar kısa mesajlar değil, o yüzden aralarda boş günler de olacaktır.

Tekrar hepinize harika bir dolunay dönemi dilerken, bir daha hatırlayalım: Asla yalnız değiliz ve çok seviliyoruz. Gelecek parlak ama bulunduğumuz an da çok güzel ve özel.

©Mor Alev 2017

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

 

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

11 replies »

  1. sevgili mor alev, ne zaman ay tutulsa ya da dolunay olsa ben de tutuluyorum. daha başlamadan etkisi başlıyor. adeta duruyorum. elim hiçbirşeye gitmiyor. nefesim de… böyle olunca başladığım ritüemlerime de ara vermek durumunda kalıyorum. bir şey beni adeta tutuyor. o da benim biliyorum ama yenik düşüyorum. bunu hep yaşıyorum. sonra yeniden başlıyorum. duruyorum, başlıyorum… duruyorum…. içimden bir ses mor alevle artık tanışma vakti geldi diyor. bunun için ne yapmalıyım? sevgiler:)

    Beğen

  2. Merhaba Mor Alev ve takipçileri…Sevgili Mor Alev, sanırım 2-3 senedir takip ettiğim yazılarınızdan en çok bu yazınız beni derinden etkiledi, gittim, geldim, içimdeki “hadi canım olur mu öyle” diyen sesi bile sevgiyle dinledim, en sonunda o da gülmeye başladı, “etkilendim” bile dedi sanırım, yüzümdeki gülümseme, gözümdeki yoğuşma ve kalbimdeki elektrik ve tüylerimin diken diken olması da cabası…Sevgiyle, hepimize, tümümüze…

    Liked by 2 people

  3. Merhaba, Mor Alev .
    Her gece bloğunuzdan öğrendiğim “Michael’in Nefesi ,Mor Alev Enerjisi ve Denge Çalışması bir arada” çalışmasını yapıyordum fakat bir süredir dünyayı içten dışa arındırırken bu işi genişletme tüm galaksi hatta tüm evrene yaymaya başladım. Önce bunu hiç düşünmeden yaptım ,sonra ben ne yapıyorum olur mu acaba uçtun sen diye düşündüm fakat sonra bu senin aklına boşuna gelmedi sen yalnız değilsin doğru yoldasın devam dedim ve bugün de bu yazınızla kanıtı da geldi☺
    Teşekkürler.

    Liked by 2 people