Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Dolunay İkizler’de: Korkuya ışık üflemek – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

full-moon-dec-14th-istanbulBu dolunay, süper dolunaylar üçlüsünün sonuncusu. Çarşamba sabaha karşı 03.05’de gerçekleşecek dolunayın ışığı daha iki gece önceden gecelerimizi aydınlatmaya ve uykularımızı bölmeye başladı. Bu müthiş aydınlık dolu dolu geliyor! Haritada Satürn, Uranüs, Plüton, Jüpiter, Merkür, Chiron, Eris, Mars, Venüs, Neptün, Eris, Pallas Athena, Haumea, bütün bir Zodyak aktif! Bu, ciddi bir dolunay.

Daha aydınlık olmasını ümit ettiğimiz 2017’ye özlemle bakıyoruz ama 2016’yla işimiz henüz bitmedi. Bu 9 senesi kendine yakışır şekilde tamamlayarak, bütünleyerek ve “gerçekten” yeniye yer açarak gidiyor. Bu dolunay, devasa yapısal dönüşümleri, incelememiz ve aktive etmemiz için bize getiriyor.

Bu dolunayın açıları ve detayları üzerinde sayfalarca yazılabilir. Dolunayın haritasını ekliyorum, sadece bu resme bakarak bile nasıl bir çok sesli senfoninin ortasında olduğumuzu görebilirsiniz. İzninizle bütün detayları bir kenara bırakıyorum ve bu yoğun enerjinin, bu senfoninin sadece ana fikrini Sabian sembolleri yardımıyla iletmek istiyorum. Çünkü bu sefer semboller gerçekten hedefi tam on ikiden vuruyor.

Ay İkizlerde: “Ağacın yükseklerinde bir yuvada üç yavru kuş (acemi çaylak)”

owl-fledgelings-paul-sawyerGeleneksel sembolizmde kuşlar genelde ruhani güçlere, zihnin daha yüksek ve özgür parçalarına işaret eder. Üç ustalığın rakamıdır. Bu çaylaklar aslında uçmaya hazır, genlerinde bu ustalığı taşıyorlar ama acaba yuvayı bırakmaya hazırlar mı? Belki biraz daha beklemeleri gerekiyordur. Her şey ama her şey doğal zamanında gerçekleşiyor. Ne hızlandırmaya ne de yavaşlatmaya gerek var, bizlerin yapması gereken müdahale etmeyi bırakmak. O kuşlar hazır olduklarında ilk defa kanat açacaklar. O zaman içlerindeki usta, içimizdeki bilge de harekete geçecek. Bunun için biraz cesaret gerekiyor, kendini boşluğa bırakmak için inanca ihtiyaç var, UÇABİLİR MİYİZ? Evet! İlk adım için korkuya ışık üflememiz gerekse bile.

Güneş Yay’da: “Yeni bir ülkeye giriş yapan göçmenler”

Hepimiz birer göçmen değil miyiz? Bulunduğumuz ortam tanınamayacak kadar değişmedi mi? Çevremiz, ilişkilerimiz, düşüncelerimiz, işimiz… Bu noktada, aynı acemi çaylakların bir önceki sembolde yaptığı gibi artık rahatlık alanından ayrılmanın zamanı gelmiştir. Belki bunun için her şeyinizi riske atmanız gerekir ama aynı zihin yapısında kaldığınızda zaten kayıplar söz konusu. Girdiğiniz yeni dünya henüz yabancıdır ama olasılıklar ve fırsatlarla doludur. Bu yeni ortamı tanımaya ve keşfetmeye biraz zaman tanınmalıdır. Böyle bir zamanda, tavırlarımız bütün bir gerçekliğimizi tanımlayabilir. Açık zihinli misiniz? Açık kalpli misiniz? Değişimle aranız nasıl? Her şeyi, hepsini arkanızda bırakıp kanat açmaya hazır mısınız?

Bu yepyeni bir başlangıç. 2017 yepyeni bir sene, daha önceki yeni senelerden çok daha yeni bir “1” senesi. Önümüzdeki haftalarda hazırlığımıza daha da önem vermeye çağırılıyoruz. Bavullarınızı, yüklerinizi arkada bırakın. Bu yeni yerde maskelere, kostümlere ihtiyacınız olmayacak. Bu yeni ülkeye giriş için tek şart kurban psikolojisini son bir defa tamamen salıvermeniz olacaktır.

Arkadaşlar, henüz olmamış durumlara adım atarken içimizden bir şeyler hep “risk faktörü, risk faktörü” diye fısıldar. Bu korkunun sesidir. Yuvayı terk edip uçmalı mıyım? Bilmediğim ülkelere, bölgelere geri dönmemek üzere göçmeli miyim?

Bulunduğumuz yer, zihin yapısı, şartlandırılmaları, kuralları, karmasıyla boğarken hepimizi, yeni bir enerjik alana çağrılıyoruz. Burada nasıl davranacağımızı bilmiyoruz, ne de olsa göçmeniz. Ama aynı kuşların genlerinde uçmak varsa, bizim de içimizde ihtiyacımız olan bütün bilgiler bulunuyor.

Nefes, Işık ve Göksel Kristalin Parçacıklar

utah-us-jim-lo-scalzo-supermoon-nov-2016Bu dolunayda yeni yaşamımızla aramızdaki tek engel olan korkularımıza nefesimizle ışık üflemeyi öneriyorum. Ortaya çıktıkça her birine tek tek… Çünkü bizi yeni hayata girmekten alıkoyan tek şey eski dünyanın korkuları. Bu enerjide korkuyu dönüştürmek son derece kolay olacaktır çünkü bu dönemde atmosfere şimdiye dek hiç olmadığı kadar çok ve etkin göksel kristalin parçacıklar yayılıyor. Bunlar atom-altı, kuantum yaratım ve arınma parçacıklarıdır. Şu anda evrimleşmemize yardımcı olan beş çeşit parçacıktan sadece biridir. Göksel kristalin parçacıklar, özellikle solar pleksus çakrada ve karın bölgemizde birikmiş olan korkuların ortaya çıkarılıp arınmasında yardımcı oluyor. Büyük korku düğümlerinin çözülmesinde bize destek veriyor. Ancak korkuların tamamen yok olması için bizlerin de işbirliği yapması gerekiyor.

Önerdiğim çalışma çok basit. Sadece sakinleşin ve korkuya odaklanın. Bunu bedeninizde herhangi bir yerde bulabilirsiniz, söylediğim gibi özellikle karın bölgenizde bulunabilir. Ona doğru ışıkla nefes almaya başlayın. Alın ve verin, ışık ve nefes bu parçacıkları bilinçli olarak bütün bedenlerinizde o korku noktasına yönlendiriyor, yani fiziksel, duygusal, zihinsel, enerji ve ışık bedenlerinize… Acelemiz yok. Yavaş yavaş. Nefesinizdeki ışığı gözlerinizde canlandırabilirsiniz. Korkunun çözülmeye, erimeye başladığını hissedebilir ya da zihin gözünüzle görebilirsiniz. Devam edin. Büyük bir rahatlama gelecektir bunun sonunda, hatta uyumayı bile isteyebilirsiniz. Korkunuzu aydınlattınız. Tebrikler.

Dolunayın haritasında gördüğümüz hareketlilik, çok sesli senfoninin tamamı bizi yeni bölgelere doğru hızla ittiriyor. Yerinden kalkmamaya niyetli olanları da o koltuktan atmak için elinden geleni yapıyor. Bize düşen mesajı almak, hafiflemek ve yola koyulmak.

Hepinize harika bir dolunay diliyorum.

©2016 Mor Alev

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

8 replies »

  1. Merhaba Sevgili Mor Alev,

    Dün gece Geçmişi Şifalandırma çalışması yaptım. Her çalışma sonunda olduğu gibi -deyim yerindeyse höykürerek- ağlayarak gözlerimi açtım. Korktuğumu gördüm, çok korktuğumu. Çocukluğumda aydınlanmamış havada okula giderken ne kadar korktuğumu hatırladım. Bunu içimde uzun süre yaşatmışım demek ki. Saat düzenleme-me-sine alışamayan biyolojik dengem ve anlamlandıramadığım şekilde, bu günlerde hissettiklerim nedeniyle çektiğim uykusuzluk, demek ki buymuş. Üzerine senin mesajın da gelince şaşkınlığım daha da arttı. Önerdiğin çalışma hepimize şifa olsun.

    Çok teşekkür ederim, sevgilerimle.

    Liked by 1 kişi

    • Sevgili Ayıbalina, hiçbir şeyin saklı kalmadığı ve kalamayacağı bu dönemde, neden “gizlice” takip ettiğinizi anlamadım ama elbette teşekkür ederim. Sevgilerimle

      Beğen

  2. Çok güzel bir mesaj, teşekkürler! Ayrıca dünkü Konsey ve daha önceki Boyutlar Arası Maceramız mesajları için de çok teşekkürler! Özellikle boyutlar mesajınız titreşimsel bir deneyimdi, muhteşem müzikleri ile birlikte! Bu haliyle boyutları “anlatma” konusunda okuduğum birçok yazıdan, kitaptan veya kanal mesajından çok daha başarılı…
    Yaşadığım zamansal ve duygusal sıkışmalardan bu dolunayın çok yoğun olacağını epey önceden anlamıştım, son günlerde ülkemiz gündemi de bu koridorda hızla yol almaya başaldı, zaten dünya gündemi hiç hız kesmedi!
    Yakın gelecekte neler yaşayacağımızı bilmiyorum, herkesin yaşayacakları kendi gereksinimleri doğrultusunda olacak, kolektif’in deneyimleri ise tüm bunların bileşkesi, fakat bir şeyden neredeyse eminim, duygusal ve zihinsel açıdan daha da yoğun günler yaşayacağız. Bu sabah saat 06.00 da pencereden baktığımda pırıl pırıl parlayan bir dolunay bana bakıyor, güneş gibi denizi aydınlatıyordu hatta bir an için acaba güneşe mi bakıyorum diye düşündüm, burada kesinlikle bir mesaj vardı. Sanki konusu içinde yaşadığımız yıl olan güzel bir senfoninin kapanışından önceki coşkuyla parlıyordu, ama tüm yoğunluk da bu coşkulu kapanışta çalınıp bitecekti 🙂

    Liked by 1 kişi

  3. Çok değil süper dolunayda uçtuğumu, nilüfer çiçeği olduğumu imgeliyordum ve hissediyordum. Şimdi sanki koca bir boşluktayım. Geçtiğimiz hafta memleketim Edirne’deydim. Annemin vefatının üzrinden 2 koca yol geçmişti. Evimizde akrabaların, arkadaşların, komşuların geldiği kalabalık bir toplulukla dualar okuduk. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Herşey değişiyor. Uzun bir zaman alev alev içimi yakan aşkım da yok artık. Beklediğim hayalini kurduğum. Rüyalarımda bile onu aldatmadığım kalbine kendi kalbim gibi güvendiğim.. Ve hepsinin kendi beklentilerimin yarattığı bir hayal kırıklığı olduğu öfke nöbetiyle çıktı.Gizli bir ilişki yürütmek yerine içim alev alevken bitirmeyi seçtiğim ilişkimin özgürce bana dönmesini beklerken, bambaşka bir senaryo ile karşılaşmıştım. Şimdi geriye suçluluk duygusu kaldı. Nasıl bir insana tokat atarsın. Evet büyük sevgi öfke ile kıskançlıkla yer değiştirmişti. Ama bu da beni ‘neden bu kadar öfkeliyim’ sorusuna yöneltti. Olan heryey güzel elbet ama öfkelerin de yüklerle beraber akması gerekiyor. Uzun yıllardır yaptığım çalışmalarda çok şükür kalbimdeki yumurta kırıldı, kuşum dışarı çıktı. Güneşim güneşi selamladı, kabuklar sıyrıldı, inceldim ama daha siptülleşmek gerek. Hala içimden bir canavar çıkabiliyormuş. Sebep ve sonuç yasası belki ama gerekli mi? Kurban rolünden sıyrıldım ama hala tozları var demek ki.. Sevgili moralev sizinde ifade ettiğiniz gibi “Bavullarınızı, yüklerinizi arkada bırakın. Bu yeni yerde maskelere, kostümlere ihtiyacınız olmayacak. Bu yeni ülkeye giriş için tek şart kurban psikolojisini son bir defa tamamen salıvermeniz olacaktır”..

    Tüm bunların içinde Ediren’de Selimiye Cami içinde gözlerimi kapatıp, dualarımı okuyup, secdeye vardığımda gördüğüm muhteşemlikler de var.Hep Meryem Ana’yı görürdüm, kucağında çocuğu HZ. İsa ile. Bu kez bambaşka enerjiler sardı kalbimi. Hz. Muhammed gelip benimle dans etti. O kadar etkileyici bir ışık ki… Sonra Hz. Ali geldi ve kılıcıyla dört bir tarafımı kesti.. İnanılmaz ışıklar.Göz kamaştırıcı” Ve de öyledir..

    Yorum yazarsanız sevinirim. Teşekkür ederim. Sevgiler..

    Beğen