Zamanın Ruhu

Yaşadığımız Dönem Üzerine Düşünceler (Kasım 2016) – Resetleme, Gerçeklerle Yüzleşmek ve Yerçekimsiz Alanda Gelişim

Sevgili Dostlar, güncellemeleriniz, resetlemeleriniz ve dönüşümüzünüz nasıl gidiyor? Daha işin başındayız. Ve şimdiden konuşacak o kadar çok konumuz var ki, umarım bu yazıya sığdırabilirim.

Resetleme

dave-cutler-mobile-phoneÖnce resetlenmemizden bahsedelim. Sosyal medyamız resetlendi geçen hafta. 31 Ekim’de yazmış olmasam, kendime ve size hatırlatmamış olsam belki de benim için daha zor geçerdi. Belki blog bile sonunda geçen sene olduğu gibi ulaşılamaz olurdu. Ama hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bu 3-4D matrikste bir ara vermeye zorlandığımızı düşündüm. Evet, burada kilit “hiçbir şeyin göründüğü gibi olmaması.” Peki, hayatınızda biraz da facebook, whatsapp, twitter olmadığında nasıl hissettiniz? Neler yaptınız? Elbette, haberleşme özgürlüğü kısıtlandığında insan kendini güçsüz hissedebilir, öfkelenebilir. Bunlar normal tepkiler ama sonra ne hissettiniz?

Çok ilginçtir ki, bütün bunlar olurken iletişim gezegenimiz Merkür, hemen ardından da Güneş 14⁰ Akrep’ten geçti, gölgelerimizin habercisi Lilith ise zaten bu noktada Merkür’le Güneşi bekliyordu. Aktive ettikleri derecenin Sabian sembolü: “Telefon hat işçileri yeni bağlantılar kurmak üzere çalışıyorlar”. Bazen yeni kurulan iletişim yollarının, bazen de iletişim yollarının düzeltilmek ya da güncellenmek üzere bir süreliğine kapatılmasını anlatıyor. Bu iletişim sistemlerine her türlü iletişimin dâhil olduğunu hatırlamalıyız, sadece internet değil. Günlük konuşmalarımız, dilekçelerimiz hata iç iletişimimizi sağlayan sinir sistemimiz de bu süre içinde yenilemeden geçmiş olabilir.

Bence bu, bu dönem yaşayacağımız resetlemelerden sadece biriydi.

Bu arada, Arkturusluların ilginç bir mesajına denk geldim. Sue Lie aracılığıyla içinden geçtiğimiz dönemi anlatırken, geçen hafta paylaştıklarıma çok yakın kelimeler kullanıyorlardı. (multidimensions.com) Bazı bölümlerini aşağıda alıntılıyorum:

“Işığın temsilcisi olmak demek ışığınızı paylaşmanız demektir. Ancak, sahip olmadığınızı paylaşamazsınız, yani paylaşmak için ışığa sahip olmalısınız. Biliyoruz ki, Gaia’daki tüm temsilcilerimiz ışığını sevgiyle ve özgürce paylaşıyorlar. Fakat, aynı bilgisayarınızın daha verimli çalışmak için bir güncellemeden geçmesi gibi, SİZ, yeryüzü temsilcilerimiz de bir güncellemeden geçiyorsunuz. Bu güncelleme, bilgisayarınızda gördüğünüz bir uyarı mesajı gibi. Bildiğiniz gibi, önce bütün pencereleri kapatmalı ve o kendini güncellerken bilgisayarı kendi başına bırakmanız gerekir. Siz de bir güncelleme daha alacaksınız.

Bu yüzden, güncelleme sırasında çok şey yapamazsınız. Dış dünyaya tüm pencerelerinizi kapatmalı ve iç dünyanızın “yüksek frekans güncellemesini” kabul etmesine izin vermelisiniz. Nasıl bilgisayarınızı güncelleme sırasında yalnız bırakıyorsanız, SİZ kendinizin de bu dönemde yalnız ya da sizin için en özel kişilerle kalmayı isteyebilirsiniz. Sonra, güncelleme bittiğinde kendinizi “yeniden başlatmak” ihtiyacında olacaksınız. “

“Ancak, güncellemeniz sizi değişirmiş olacağından, şifrenizi de değiştirmelisiniz. Çünkü, şimdi içinizdeki bilgiler daha da yüksek enerjide titreşmektedir. (Mor Alev: Benim bundan anladığım, bazı şeyleri yapma şekillerimiz, alışkanlıklarımız, özellikle de öz-benliğimizle iletişim kurma şeklimizi değiştirmek zorunda kalacağımız.)

“Sevgililer, bu, eskiden yaşadıklarınızın çok çok ötesinde bir güncellemedir.”

Arkadaşlar, Arkturuslular bu güncellemeyi GERÇEKle hizalanmak olarak anlatıyor. Ama, önce gerçekleri 3-4D bakış açımızla beğenmeyebileceğimizi de ekliyorlar.

Güncel Olaylar – Gerçekler

declan-keane-antrim-northern-irelandİnandığımız, üzerinde çalıştığımız, emek vermiş olduğumuz, yıllardır değer verdiğimiz bir şeyin yanılsamadan ibaret olduğunu, gerçek olmadığını anlarsak ne düşünürüz, ne hissederiz ve sonuçta ne yaparız? Egomuz kırılır. Orası kesin. İnkâra gidebiliriz, öfkelenebiliriz, güçsüzlük, çaresizlik ve hayal kırıklığı da hissedebiliriz. Başkalarını suçlayabiliriz. Ya da en sonunda kendimizi suçlarız. Dün yayınladığım ufak Yaratan mesajı aslında bununla ilgiliydi. Hayal kırıklığına uğradığımızda ne yaparız? Bu enerji koridorunda bir iç gözlemleme, hatta iç hesaplaşma kaçınılmaz görünüyor. Peki, o inandığımız şeyler bir ihtimal yüzlerce yıldır süregelen gerçek dışı kavramlar, kalıplar, hatta kendi tarihimizse?

Son günlerde olan bir şey varsa, kanallık mesajlarının büyük çoğunluğu güncel olaylara değiniyor. Bu da benim takip ettiğim ve güvendiğim kaynaklarda çok da alışılmamış bir durum. Bunu neden yapıyorlar? Biraz önce anahtar noktanın “hiçbir şeyin göründüğü gibi olmaması konusu” olduğunu söylemiştik. Işık Varlıkları, Rehberler ve Öğretmenler, bizi uzun süredir ortaya çıkacak gerçeklere hazırlıyorlar. Bundan bahsediyorlar ama sanırım tam olarak bu bilgileri içselleştirmedik. Şimdi de biz şok üzerine şok yaşamadan bize son bir defa yardımcı olmaya çalışıyorlar.

Blossom Goodchild’ın kanallığını yaptığı ve genellikle sevgiden, felsefi konulardan bahsetmeyi seven Galaktik Işık Federasyonu bile 5 Kasım günü şunları söylüyordu: (Mesajın tamamı için blossomgoodchild.com)

“Önümüzdeki günlerde, kendinizi daha da fazla ve daha fazla hissedecek, keşfedeceksiniz. (…) Dışınızda da büyük değişiklikler gerçekleşse de en önemlisi içinizde Büyük Değişiklikler olacak. (…) Aktivasyonlar dışınızda daha çatışmalı şekillerde kendini gösterecek, kargaşa, hilekârlık… Öyle devasa aktivasyonlar olacak ki, YÜKSEK SEVİYELERDE, şu anda size verilebilecek en yüksek titreşim düzeyinde. Böylece bu çatışmalı durumların üstesinden gelebileceksiniz. (…) Önümüzdeki aylarda, çeşitli derecelerde sizleri şoka uğratacak olaylar olacak. (Mor Alev: Çok ilginç ki, “olabilir” demiyorlar, “olacak” diyorlar. Bu, bu grup için alışılmadık bir durum.) Derecelendirirsek 0,5 den 1000 gücüne kadar! Sizinle bu zamanda olabilecek en açık, net şekilde ve süslemeden konuşuyoruz. Bu çeşitli olaylar sızdırıldığında – açığa çıktığında – halklara sunulduğunda – keşfedildiğinde… burada kullanabileceğimiz bir sürü kelime bulunuyor, toplumlar arasında bir sürü inanamayanlar olacak. “Biliyordum” ya da “söylemiştim size” diyebilecek çok az insan bulunmakta. Böylece, çok çeşitli seviyelerde bulunan kişiler (görevliler, yöneticiler, vs.) arasında bir rahatsızlık oluşacak ve neyin ya da kimin “gerçek” olduğu konularında büyük bir kafa karışıklığı yaşanacak.”

Blossom bu mesajı alırken aynı zamanda düşünüyor, aklında bir sürü soru oluşuyor. O arada Galaktik Federasyon işe karışıyor ve diyor ki; “BURADA ŞUNU SÖYLEMELİYİZ… ÇÜNKÜ ZİHNİNİ OKUYORUZ… SAVAŞ ANLAMINA GELECEK BİRŞEY ANLATMIYORUZ. SAVAŞ OLMAYACAK.”

Şöyle devam ediyorlar: “Kültürel anlamda alt-üst olacaksınız. Önünüzdeki zamanlar hiç deneyimlemediğiniz, bilmediğiniz şekilde gelişecek. O kadar çok şey olacak ki, bazıları artık dayanamayacaklarını düşünecekler, ancak hep son anlarda başka şeyler sunulacak ve bunlar herkes için büyük bir cesaretlendirme ve destek getirecekler. Yorgunluktan durumu çekemeyecek olanlara (güç ve anlayış kapasiteleri zayıf olduğundan, hata yaptıklarından dolayı değil, sadece tükenmiş hissettiklerinden) onlara özgü şekilde destek verilecek. Böylece moralleri ve ruhları yeniden yüksek titreşimlere ulaşacak.”

Blossom bu noktada, “yani yardıma ihtiyacımız olduğumuzu hissettiğimizde, o yardımı alacağız” diyor. Ardından tam da kendi ruhuna uygun bir yorum yapıyor. “Bütün bu konuşulanlar iyi bir bilimkurgu romanı olurdu” diyor. Federasyon “OYUN BİTTİ!” diye cevap veriyor. “Oynanacak yeni kart kalmadı.” Blossom yine kendi kanallığına inanamıyor, “Bunlar sizden gelen çok kuvvetli kelimeler” yorumunu ilettiğinde Federasyon, “Bunlar bizim GERÇEĞİMİZ” diyor.

Sevgili Dostlar, bunları sizi korkutmak için, alarm vermek için yazmıyorum. Bunları hepimize umut ve enerji vermesi için çevirip yayınlıyorum. Ve sizden bildiğim hiçbir şeyi de sakınmıyorum. Bu konuşulanlar benim gerçeklik radarımdan geçti. Siz de kendi kalplerinizi dinleyin. Size sevgi gibi geliyorsa, doğrudur. Değilse, demek bu mesajla ilgili olarak aynı enerjide değiliz.

Arkturuslular, bu sefer Marilyn Rafaelle aracılığıyla 6 Kasım günü (onenessofall.com) şunu iletiyorlar:

“Enerjik değişimin nasıl görünmesi gerektiği konusunda hala içinizde tuttuğunuz bütün kavramlarınızı salıverin. Çünkü her türlü gizli kapaklı bilgi yüzeye çıkarken gerçekten Işığın hareketlerine şahit oluyorsunuz. Yeryüzü inanışlarının karanlık karnı, para ve güç için zalim bir yarışa dayanmaktadır ve evrimleşen dünya bilincinin Işığı gölgede kalmış bütün köşelere ulaşmaya başlamıştır. (…) Halka verdileri sözlerini yerine getirmeye çalışan pek çok lider, korku, tehdit ve talepler aracılığıyla zengin ve kuvvetli güçler tarafından engellenmişlerdir. Diğer adına lider denilen kişiler ise pozisyonlarını sadece kişisel güç ve kontrol aracı olarak görmüşlerdir. İşte ışık bu köşelere de ulaşıyor. (…) Gerçek Barış ve Huzur, birliktelik bilincinden kaynaklanır. Kendisiyle, diğerleriyle, ülkeler ve toplumlar arasında barış için çalışan çok insan bulunuyor. Ancak bunu ayrımcılık ve düalite/zıtlık bilincine dayalı inanç sistemleriyle yaptıklarından sadece bunu yansıtan barışı getirebiliyorlar – herhangi bir zamanda kendinin tam zıddını yaratıma sokabilecek bir barış.”

“Kişiler arasındaki huzur ve barış da, çoklukla diğerinin arzusunu değiştirerek kendininkini kabul ettirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Gerçek barış ve huzur zorla getirilemez, ne kişiler ne de toplumlar arasında. Barış, Birliktelik anlayışının doğal ifadesidir. Bu bilinç, her yaşayan varlığın tek ama bir bütünün parçası olduğunu bilir. Bu, herkes aynı şekilde düşünecek, herkes aynı fikre sahip olacak demek değildir, çünkü bireysellik her zaman vardı ve var olacaktır.”

Arkturuslular yine gerçeklerden bahsediyor: “Her uyanmış ruh, dışarıda ne olursa olsun, kendi gerçeklerine sahip çıkarak dünya Işığına katkıda bulunmaktadır. ‘Gerçek’ enerjileri akmak zorundadır. Nasıl bu sene meyveleri topladığınızda, ağaç seneye daha fazla meyve verirse, farkındalık ve Işık da dışarıya akmalıdır ki daha fazlası gelsin. Kendinizi bir mağaraya kapatıp, Işığınızı kendi kendinize deneyimlemenin sonu gelmiştir.”

“Dünyanın sonunun geldiği kehanetleri geçersizdir. Çünkü insan ırkı enerjiyi değiştirmiştir. Kehanetlerin sadece o andaki enerjiye erişimi vardır ve gücü insanın ona verdiği kadardır.”

Yerçekimsiz Ortam

space-selfieHiç ummadığımız gerçeklerle karşılaştığımızda ayağımızın altındaki zemin kayar. Tutunacak bir şeyler ararız. Böylesi yanılsamalar ve gerçekler bombardımanına tutulduğumuzda ise boşluktayızdır. Kaybolmaktan korkarız. Öncelikle, yaşadığımız hiçbir sorunu 3D bakış açısıyla çözemeyeceğiz. Bunu kabul edelim. Çözebilseydik, çoktan dönüşmüşlerdi, ne savaş, ne yokluk, ne de diğer günlük sorunlar kalmıştı. Hem de bizden kuşaklar önce hepsi tarih kitaplarında kalmıştı.

Henüz, dünya vatandaşları olarak çok da fazla sarsıcı gerçekler bombardımanı yaşamadığımıza inanıyorum. Daha gelecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Fakat bu ayağın altından zeminin çekilmesi benzetmesinin hissedildiğini fark ediyorum. Bana yazdığınız kısaca “imdat” anlamına gelen mesajların sayısı oldukça fazla yükseldi. Bazıları ise öfkesini nereye aktaracağını ya da nasıl dönüştüreceğini bilmediğinden bloğa yansıtıyor. Sanırım evde ya da işte bu öfkeyle olumsuzluklara yol açmaktansa enerjiyi sanal gibi görünen bir varlığa akıtmayı tercih ediyorlar.

Bu, Yeni Ay yazısında bahsettiğim yerçekimsiz ortamda ne yapacağımızı bilmediğimizden kaynaklanıyor. Çünkü her halükarda zorunlu olarak herhangi bir şey yapmamız gerektiğine inandırılmışız. Sanki yapmazsak yokuz. Üzerinde yürüyecek bir zemin olmadığında ya da olduğunu sandığımız zeminin aslında var olmadığını anladığımızda 3D paradigmaya alışmış düşünce sistemlerimiz yetersiz kalıyor, çünkü bedene ne komut vereceğini bilmiyor.

Oysa – klişe olacak biliyorum ama – yapmayı değil, olmayı öğrenmeliyiz. Bu enerji geçişi tam olarak kendimiz olmayı bize öğretebilir. Huzur mu istiyorsunuz? Önce huzur olun. Bereket mi istiyorsunuz, güven mi istiyorsunuz? Güven olun, bereket olun. Bunu nasıl yaparız? İşte bu konuda yıllardır ve hatta yaşamlardır eğitim alıyoruz.

Olmanın yollarından biri anda kalmaktır. Hep aynı şeyleri tekrarlıyorum fakat kaçınız anda kalmayı başarabiliyor? Buna bilinçli olarak biraz emek veren, kendine hatırlatanlarınız var mı? Günün uyku dışında yüzde kaçını anda kalarak geçiriyorsunuz? Örneğin, ellerinizi yıkarken, elinizi yıkadığınızı mı düşünüyorsunuz, başka şeyleri mi? Su içerken su içiyoruz. Yarınki toplantının henüz gerçekleşmemiş konuşmalarını aklınızda üretmenize o anda gerek yok, bir anlamı da yok. Onu toplantıya hazırlanırken yaparsınız. Bu son derece basit ufak değişikliklerle hayatımız ve hayata bakış açımız değişebilir. Çünkü gerginliğiniz düşer, daha az endişe yaşadığınız için daha az adrenalin salgılarsınız, bu da daha rahat kararlar demektir. Daha geniş bakış açıları, daha tarafsız muhakeme gücü sadece bizleri değil, çevremizdeki herkesi sonsuza dek değiştirebilir.

Arkadaşlar, geçen gün bir karikatür gördüm, keşke saklayıp paylaşabilseydim. Diyordu ki; “Acele ettiğinizde bilgisayarınızın iyiden iyiye yavaşladığını fark ettiniz mi?” Telaş katsayınızla bilgisayar fonksiyonları arasında ters oran vardır. Elbette, aslında yavaşlayan bilgisayar değil ama sizin endişeli, “yetiştiremeyeceğim” diye çığlık atan enerjiniz etrafınızdaki her şeyi etkilediği gibi, hata da yapmaya başlarsınız. Sonra da bütün suç yavaş bilgisayarın olur!

Bu zamanda her türlü farkındalık ve odaklanma meditasyonu ile kendimizi anda kalmaya alıştırmak çok isabetli bir seçim olacaktır. O zaman, uzayda yürüyen ender insanlardan biri haline gelebiliriz! Ve sonra sayımız git gide artar, artar! (Lütfen meditasyon için ana menüdeki meditasyonlar ya da yöntemler bölümüne tıklayın.)

“Şimdi insanlığın yapması gereken tek şey salıvermek!”

Bu sözleri ben söylemiyorum. Sue Lie aracılığıyla Arkturuslular içinde bulunduğumuz enerji girdabını-geçiş dönemini – koridoru böylece rahatça geçebileceğimizi söylüyorlar. Bu yazının sonunda yeniden Arkturuslulara dönüyoruz. İlk bölümde resetlenmemizi anlatmışlardı. O mesajın devamında bu dönemde yaşadıklarımızı ve eğer kabul edersek yapmamız gerekenleri anlatmaya devam ediyorlar:

dragonfly-medicine“Sevgililer, bu güncelleme ile daha da yüksek boyutlu frekanslardaki ışığı kabul ediyor, özümsüyor, entegre ediyor ve umarız ki paylaşıyorsunuz. Bu bir yusufçuğun metamorfozu gibidir. Yeryüzü gezegeninizdeki yaşama dair sürekli genişleyen beş boyutlu frekansınıza çok yakın titreşmeye başlıyorsunuz. Bu yüzden her gün daha fazlanız bu bahsettiğimiz metamorfozu yaşıyorsunuz.

Kişisel enerji alanınız beşinci boyutun içine genişledikçe, gezegensel beş boyutlu enerjiyi bilinçli olarak deneyimleme yeteneğinizi de geliştiriyorsunuz. Böylece, kişisel algılarınız da genişliyor ve gitgide daha çok insan beş boyutlu enerji alanına uymayanları tanıyabiliyor.

Bu yüzden insanlık gerçeklik frekansları konusunda çok daha iyi bir “muhakeme yeteneğine” sahip olacaklardır. Artan çok boyutlu muhakeme ile üçüncü boyutun yanılsamaları, illüzyonları insanlığın üzerinde bir zamanlar kurdukları gücü yitirecekler.

Yanılsama, illüzyon gücünü kaybettiğinde, bu illüzyonu yaratanlar da güçlerini kaybedecekler. Parça parça, gün be gün, daha çok insan gerçekliği daha yüksek ışıkla görüyor. Aslında, yüksek ışıkla aynı titreşimde OLMAYANLARI DA algılayabiliyorlar.

Bu yeni muhakeme gücünün artarak olağan hale gelmesiyle, üç boyutlu illüzyonlar da şeffaflaşıyor. Dahası, kendinize anlattığınız illüzyonlar “gözlerinizin önünde buharlaşıyorlar”. Kolaylıkla Gerçek ve illüzyon arasında ayrım yapabileceğiniz yüksek frekanslı bilinciniz, bir zamanlar sizin gerçek olarak gördüğünüz illüzyonları da fark ediyor.

En başta, illüzyonlarınızı tanımanız çok hayal kırıcı olabilir, çünkü illüzyonlar genelde kendini korumak için kurgulanmıştır. Bir illüzyonu algılamak sizi öfkelendirebilir, sorunla yüz yüze gelmeye hazır olmadığınız için “her şey yolunda” illüzyonu yaratmışsınızdır. O zaman, illüzyon bir anda kendini gösterdiğinde, kaçındığınız şeyin üstesinden gelmeye zorlanırsınız. Bazen bir illüzyon yaratırsınız ve onunla öyle içlidışlı olursunuz ki, Gerçek açığa çıktığında üzülebilir ya da korkabilirsiniz.

Bir illüzyon açığa çıktığında, yüz yüze geldiğiniz şey sadece illüzyonun kendisi değil, onu KENDİNİZİN yarattığı gerçeği de olabilir.

İllüzyonlar”3D Matriks” frekansına eş titreşirler. Çünkü illüzyonlar, “diğerlerinin sizin üzerinizde gücü olduğunu” temsil ederler. Bir kere TÜM illüzyonlarınızın yaratıcısı olduğunuzu itiraf ettiğinizde, sadece GERÇEĞİN sadık kaldığı beş boyutlu titreşime doğru dev bir adım atmışsınızdır.

Bir kişinin, yerin, durumun ya da şeyin herhangi bir gerçeklik titreşiminde bulunması için, onun o gerçeklikteki frekansa uyumlu olması gerekir. İllüzyonlar, kendinize söylediğiniz yalanlardır. Bu yüzden, illüzyonlar sadece üçüncü ve dördüncü boyutun alt kademeleriyle aynı titreşimdedir. Burada insan ırkı kendilerine ait çok boyutlu BENLİKLERİNİN ustası olmayı öğrenmektedir. İllüzyonun salıverilmesiyle, o toplumun frekansı beşinci boyutu kucaklayacaktır.

Bu “yeni versiyon” gerçeklik, gerçekliğinizi sadece beş boyutlu gerçekliğin her AN kapsanmasıyla gelir. Elbette, beş boyutlu gerçeklik Komik Gerçeği temel alır, o da sadece Koşulsuz Sevgiyle eş titreşimdedir.

Koşulsuz Sevgi bir yalanın frekansını, ya da başkalarının üzerinde güç arzu edeni derhal tanır. Sevgi dolu bir annenin ufak çocuğunu düştüğünde ya da yemeğini döktüğünde yargılamadığı gibi, beş boyutlu bir gerçeklik üçüncü/dördüncü boyuta ait illüzyonları yargılamaz. Sevecen anne bilir ki, düşmek, yürümeyi öğrenmenin bir parçasıdır.

Aynı şekilde, “illüzyonları tanımak ve salıvermek”, “yükselmeyi öğrenmenin” bir parçasıdır. Sizler, Yeryüzünde bizlerin yükselen ekibimiz, yeni toplumunuzu yaratırken, eski üç boyutlu operasyon sisteminizi tanımalısınız çünkü o sistem Gaia’ya indirilen ve sürekli artan, hızlanan yüksek frekanslı gerçekliğe uymamaktadır.

İşte bu yüzden, gerçekliğinizin bu kadar büyük bölümü “değişimden önceki kaosa” girdi. Kaos her zaman değişimden önce gelir, çünkü değişim insan ırkının her şeyden çok korktuğu tek şeydir. Böylece, gerçekliklerine değişim geldiğinde, korkarlar.

Ve korktuklarında, öfkelenir, düşünceleri karışır, hırçınlaşır ve farklı kişiler farklı tepkiler verir. İşte bu yüzden, BİZ Arkturuslular ve Galaktik Ailemiz size yardımcı olmak üzere buradayız. İnsanların şimdi ihtiyaçları olan şey, onların korkusunu dindirecek adım adım bir süreçtir. Bu süreç şuna benzer:

  • “… dan geçmelisin”
  • “Burada sıraya gir…”
  • “Bu yanına alabileceğin şeyler…”
  • “Bunlar arkada bırakman gerekenler…”
  • “Bunlar farkındalığına alma ihtiyacında olduğun düşünce formları…”
  • “Bunlar dönüştürüp salıverme ihtiyacında olduğun düşünce formları…”
  • “Bunlar Koşulsuz Sevgiyle tanıyıp kabullenme ihtiyacında olduğun enerji alanları…”
  • “Bunlar Mor Alevle yakıp dönüştürme ihtiyacında olduğun enerji alanları…”
  • “Bunlar parçası olmayı reddetme ihtiyacında olduğun enerji alanları…”

Bu farklı durumları dostlarınız ve liderlerinizle paylaşırken, liderlerinizle dost haline gelirsiniz, aynı zamanda kendi BENLİĞİNİZDE DE lider olursunuz. SİZ, liderler, şu anda burada olanlar, kaosun sonuna ulaşan öncüler olacaksınız.

Temizlenecek en büyük dağınıklık SİZDE olacak. Arınılacak en büyük düşük enerji SİZDE olacak ve sonunda en büyük aydınlanmalar da SİZDE olacak. Çünkü, kolları sıvadınız ve salıvermek için illüzyonun gözlerinin içine baktınız!!

Şu anda insanlığın ihtiyacı olan şey salıvermektir!

SİZİN salıvermeniz gereken en temel illüzyon nedir?

Çok boyutlu BENLİĞİNİZ, yüksek frekanslı BENLİĞİNİZDEN komut alır.

SALIVERDİKÇE ve Yüksek Işıkla dolu açıklığa adım attıkça, SİZ liderler, karanlıktan geçen ilk adımsınız.

SİZ, liderler, karanlığın içinde ilk ışık bulanlarsınız.

Herkesin “ben değişim istiyorum, ben değişim istiyorum, ben değişim istiyorum” demesi kolaydır. Ancak değişim salıvermek anlamına gelir. Ve salıvermek hüzünle karşılaşmak demektir – hayatınızda bir zamanlar çok önemli olduğunu düşündüğünüzü salıvermenin hüznü. Ancak, bir zamanlar hayatınızda önemli olan o şey, şimdi, bırakılması gereken bir çıpadır.

Bu yüzden, sevgili liderlerimiz, sizlerden

İllüzyonlarınızı tanımanızı

Seçmenizi ve

İllüzyonlarınızı GERÇEĞE dönüştürmenizi rica ediyoruz.

İllüzyonların salıverilmesi, yükselişin en zor parçalarından biri olacaktır çünkü üçüncü boyutun tamamı bir illüzyondur.

Beş boyutlu bilinç durumunuza girdiğinizde, üç boyutlu gerçekliğinizin hiç de aynı görünmediğini keşfetmekten mutlu olacaksınız. Temel illüzyonlar var, ikincil illüzyonlar, üçüncül illüzyonlar var, ve böyle devam ediyor.

Temel illüzyon bir defa salıverildiğinde, kendinize yalan söylemekten kurtulmuş olacaksınız.”

Sevgili Dostlar, Arkturusluların kapanış bölümünde vermiş olduğu süreç son derece faydalı. Yönetimde yüksek titreşimli benliğiniz oturuyor. İç sesinizle ya da diğer deyişle kalbinizin sesiyle birlikte neleri salıvermeniz gerektiğini saptayabilir ve hafiflemiş bir şekilde bu enerji koridorunda yürüyüşünüze devam edebilirsiniz.

Sizlerle daha önce de paylaşmıştım. Michael (Baş Melek Mikail) Temmuz-Ağustos aylarında, bu sonbahar sonunda çoğunluğun çok benzer bir bilince geleceğini, seviye farklarının çok az olacağını söylemişti. O zaman böylesi etkili bir enerjik ortama maruz kalacağımızı henüz algılayamamıştım, hatta bu sözlerden şüphe etmiştim. Şimdi bu olasılık gitgide yükseliyor.

Bu akşam ABD’de seçimler var. Yukarıdakileri göz önüne alınca, insan başka bir bakış açısına sahip oluyor. Fikrimce, kimin kazandığı değil, hangi enerjilerle oy verildiği önemli. Gözlerimizin önünde dünya çapında bir arınma tiyatrosu mu oynanıyor? Belki de…

Bu süreçte defalarca güncellemeler, resetlemeler ve salıvermelerden geçeceğimizi düşünüyorum. Kendinize iyi davranın. Eğer iyi hissetmezseniz, kendinizi hava durumuna aldırış etmeden tabiatın şifalı kollarına bırakın. Gaia en büyük yardımcılarımızdan biri, o bizimle birlikte yükselmek istiyor ve bunun için elinden gelen her şeyi yapıyor. Ayrıca, ben günde iki defa, sabah ve akşam, daha önce de yaptığımız gibi ortak enerji çalışmamızı uyguluyorum, size de hatırlatırım. O yüzden bu süreci daha hafif ve rahat geçirdiğime inanıyorum.  (Bağlantısı burada)

Burada paylaşmış olduğum mesajlar için kanallar Sue Lie, Marilyn Rafaelle ve Blossom Goodchild’a çok teşekkürler. Aynı şekilde, ayrı gibi görünen ama tabii ki BİR olan Arkturuslular ve Galaktik Işık Federasyonuna da minnetlerimiz ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Aslında planımda 11-11 enerjilerini de yazmak vardı ama bu yazı yeterince uzun oldu, onu daha sonra kapsayacağız.

© 2016 Mor Alev

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

11 replies »

  1. Sevgili Mor Alev;
    Muhteşem bir yazı olmuş.Emeğinize sağlık.Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler
    Gerçekten aşama aşama olana hazırlandığımıza inancım günden güne kuvvetleniyor.Yaz aylarında hatırlarsanız hücrelerime kadar arınma yaşamıştım meditasyonlarda.Tüm vücudum milyarlarca parçaya ayrılıp arınıyordu.Sonra geçen Ekim ayında meditasyonlarda derimin ve dna daki kodlarımın değiştiğini deneyimledim.Şimdide 1/11 den beri çok güçlü enerji akışını deneyimliyorum.Enerji o kadar güçlü ki daha öncekilere benzemiyor.Bazen yoğunlukdan ötürü heralde beden bitkin düşebiliyor.Çünkü heryerden gelen bir enerji akışı var benim deneyimlediğim.ve benim içime doğan artık zamanı geldi şeklinde.Ayrıca anda kalmak da zorlanan ben geçen hafta gelen mesajla daha dingin ve akıştayım.Bu muhteşem bir duygu.Herşey söylendiği gibi gerçekleşiyor.Ben değişiyorum ,enerji seviyem yükseliyor hissedebiliyorum.Gelecek günlerin heyecanı ile anda kalarak akışa güvenmek çok keyifli.Anda kalmak hayırlısını dilemek ne güzelmiş.Çünkü paniklemenin ,korkmanın kendimize ve bütüne bir katkısı yok.Herşey olması gerektiği gibi oluyor zaten.Bazen ben bile kendime şaşırıyorum.Bir olay olduğunda kötü gibi gözükse dahi sonuç ne olursa olsun benim ve bütünün en yüksek hayrına olacak dediğimde çoğu insan bana ürkmüş gözlerle bakıyor ama ben çok keyifliyim.:)bu yolculukda hepimiz aynı gemideyiz.Etrafımda o kadar çok yardım isteyen insan var ki herkes panik halde.Elimden geldiğince yardım ediyorum ama biliyorum ki çözüm kişinin kendisinde.Bu bağlamda günlük meditasyon gerçekten çok faydalı.YAŞATTIĞI deneyimler ise anlatılamaz.Herkesin kendine özel.Ve ben dans eden,gülümseyen ,sevgi,saydı dolu bir dünyayı görmeye başladım:)
    hepimizin yolu aydınlık olsun.Birin ve bütünün en yüksek hayrına gerçekleşsin herşey VEDE öyledir.
    Sevgiler

    Liked by 1 kişi

    • Neden like yapamıyorum anlayamadım.. Serap hanım yazdığı her kelimeye katılıyorum, benim içinde yazmış gibi.. Zaten bu sayfada her okuduğum şey sanki benim için yazılmış gibi.. Eminim hepimizin bütün olarak da hissettiği şey bu kadar içimize ait olması.. Sonsuz teşekkürlerimle..

      Liked by 1 kişi

  2. Ben bilinçli olarak tüm yazdıklarınızı kabul ediyorum ama kalbim oyle mi bilmiyorum
    Kalbim ve beynim arasindaki baglantidan emin değilim 🙁

    Beğen

  3. son 3 yıldır sınıflarımı geçip tezimi hazırlıyor hissindeyim….tezime dikkat etmeli ona önem vermeli…tezimin yüksek algısını düşüren cümleleri tekrardan gözden geçirip kelimelerin daha kapsamlı olanlarını yazmalıyım diye düşünüyorum…ve bunu en yakınımda olan aileme sunuyorum öncelikle….bu ortam şu an gerçekleşti sanırım izin verdiler bilmeden…sadece onların odalarına giriyorum ve ışığı yakıyorum…görünenleri onlara anlatıyorum….şu an onlar var hayatımda….sanırım sıra arkadaşlarıma da gelir…çünkü hayat gel ışığımı yak illüzyonlarını onlara yaşatıyor bu ara….farkındayım hem onların hem kendimin….bu arada egomu dengede tutuyorum….kalbimi yokluyorum….yardım istiyorum….ve yalnız olmadığımı biliyorum….yatarken sorduğum sorularıma sabah uyandığımda cevap geliyor…..sevgiyle kalın….teşekkür ederim….

    Liked by 1 kişi

  4. NİLÜFER ÇİÇEĞİ

    Sadece facebook, whatsapp, twitter mı durdu. Ben iliteşimi satın aldığım şirketi değiştirdim. Artık o istasyondan bana erişim sağlanamıyordu. Hattım kapandı. Ve başka bir kanaldan iletişimi almaya başladım. Çipi değiştirdim. Ve hafta sonu büyük öğretisi olan şok olayını yaşadım. Hiçbir şey göründüğü gibi değildiri yaşarken, yerçekimsiz alandaydım sanırım. Beni kalbim yönetti. Yaşadığım hayal kırıklığı ya da kendi ilüzyonumda o buhar odasında gördüklerim. Bir kadının dişi enerjisiyle nasıl derini hissettiğini ve o odadan bedenim çıkarken, enerji bedenim hala içerde olduğu ve yeniden odanın kapısını açtığımda buharın bile engelleyemediği illüzyonumdan gerçekle uyanışımı gördüm. Boşlukta yerçekimsiz alanda sallandım. Eski gelişmiş medeniyetler gittikleri yerlere bir hamam bir de tiyatro merkezleri kurarlarmış. Hakikatten, yaşadığım olayda şimdi hamam bedeni, tiyatro (yaşadığımız hayat) olayla sahnelendi. Salınması gerekenler suyla aktı gitti. İzlediğim tiyatro ile de illüzyon bitti. Şimdi sinemada filmi makinistin çalıştırmasıyla beyaz perdeye yansıyan görüntüerle birlikte o ışığı görüyorum. Ve tüm bu yaşananlardan sonra grup içindeki tüm arkadaşlarım, senin yaşadığın olayla hayatımıza döndük, düşündük dediler. Kollektif bir hizmet olmuş. Tanık olanlar da kendilerinde olanı salıvermişler…

    Demem o ki kendimden yola çıkarak, gelen kanalların mesajları koşulşuz sevgiye götürüyor. Ve tüm illüzyonlar salınıyor.

    “Çok boyutlu BENLİĞİNİZ, yüksek frekanslı BENLİĞİNİZDEN komut alır.

    SALIVERDİKÇE ve Yüksek Işıkla dolu açıklığa adım attıkça, SİZ liderler, karanlıktan geçen ilk adımsınız.

    SİZ, liderler, karanlığın içinde ilk ışık bulanlarsınız.

    Herkesin “ben değişim istiyorum, ben değişim istiyorum, ben değişim istiyorum” demesi kolaydır. Ancak değişim salıvermek anlamına gelir. Ve salıvermek hüzünle karşılaşmak demektir – hayatınızda bir zamanlar çok önemli olduğunu düşündüğünüzü salıvermenin hüznü. Ancak, bir zamanlar hayatınızda önemli olan o şey, şimdi, bırakılması gereken bir çıpadır.

    Bu yüzden, sevgili liderlerimiz, sizlerden

    İllüzyonlarınızı tanımanızı

    Seçmenizi ve

    İllüzyonlarınızı GERÇEĞE dönüştürmenizi rica ediyoruz.

    İllüzyonların salıverilmesi, yükselişin en zor parçalarından biri olacaktır çünkü üçüncü boyutun tamamı bir illüzyondur.

    Beş boyutlu bilinç durumunuza girdiğinizde, üç boyutlu gerçekliğinizin hiç de yanı görünmediğini keşfetmekten mutlu olacaksınız. Temel illüzyonlar var, ikincil illüzyonlar, üçüncül illüzyonlar var, ve böyle devam ediyor.

    Temel illüzyon bir defa salıverildiğinde, kendinize yalan söylemekten kurtulmuş olacaksınız.”

    Sevgili Dostlar, Arkturusluların kapanış bölümünde vermiş olduğu süreç son derece faydalı. Yönetimde yüksek titreşimli benliğiniz oturuyor. İç sesinizle ya da diğer deyişle kalbinizin sesiyle birlikte neleri salıvermeniz gerektiğini saptayabilir ve hafiflemiş bir şekilde bu enerji koridorunda yürüyüşünüze devam edebilirsiniz.”

    Sevgili moralev, rehberler, melekler yanımızda. Artık enerji o kadar inceldi ki yardıma geldiklerini hissediyor, görüyoruz. Yıllar önce böyle bir olay yaşasam, kurban rolü, rezil oldum duygusu, öfkenin, nefretin içinde boğulur çıkamazdım. Oysa şimdi gölün altındaki çamuru görüp, o çamurdan nilüfer çiçeğinin çıktığına şahitlik edebiliyorum. Ve koşulsuz sevgiye ilerlemenin mutluluğu içindeyim. Ve olayla olay olmadan duygular salınıyor.. Şifa için Yaratan’a , rehberlerime, meleklere, hayatımdaki hırkasız taçsız dervişlere, erenlere, üsdat ve üstadelere sonsuz teşekkürler. Minnattarım. Ve moralev, eşzamanlılıkla paylaştığınız enerji dolu kanal yazılar için size de minnettarım. İlaç gibi şifa .. Kaleminizden öperim. Ve tanışmak isterim.. Sevgiler..

    Liked by 1 kişi

  5. geçişler ve olan rahatsızlıklar bilinçte yapılan yolculuklar şu durum önemli geçiş yaparken neyi bırakıcağımız bunu bilirsin. bakış odağını çekmek uygulayarak yada nefesle sonuçta bakış odağı değişmesi gerekiyorsa sadece salıverin olmuyorsa nefes alın merkeze doğru giderken odaklar dağılır geçiş çok kolay insan için zor geçiş yapan ruhumuz zaten biliyor fakat insan vecheleri bunu kabul edemez yol göstericek olan da yolculuğu yapanda biziz sadece tehlikeli gelen bi durum varsa düşünmek yerine hissetmeye izin vermek gerek solumak … düşünce hislere yol olur ama hisler düşünceleri değiştirir … tutunan yapı siz değil vecheniz ve gereken savaş değil hemde hiç değil o size bakıyor çünkü korkusu var değişmekten yana anlamak gerekiyor sizdeki sizi sadece isterseniz eskiyi salıverin ve yeni siz içeri dolar .. ilk önce merkezde dinlenmek hepsi için yeterli ….hatırlamak için onunla olma kendinizle olma sebebimiz asla düşünsel olmadı sadece kapı açık ve içeriye hava giriyor eski havanın farkına vardık işte ondan zihin kalıplaşmış halde açılıma başladı yeni enerjiyi soluyoruz ve eski yenide varsa eğer tuttuğumuzdan doğasına bakın o sadece öyle ve değişebilir ama savaşla değil bu yıkım olur bu sadece .. değişmek için sadece salıvermek başka yol nası olsun sevgiden geldin eskiden ayrılırken selam çak devam hem bu ayrılık değil BİR de BİR olmak .. çünkü hepsi BİR den O nu bilende Sen alemde gerisi yaratım ve yaratım sensiz olmaz usta onunla o olduysan bi bak sevgiden değilde ne değişen sevdiği için değişmeden O nu tanımadan rahat mı eder 🙂 selamlar usta ..

    Beğen