Meleklerle Sohbet

Cennetten Mektuplar #5740 – Salıverme Sanatı

Aurelius Battaglia - Trapeze ArtistsTanrı dedi ki;

Sizin dilinizde, “Her şey bitti” diye bir ifade bulunmaktadır. Bu cümleyi, belki üzüntü içerisinde sarf ediyorsunuzdur. Belki de rahatlamış bir şekilde “Elimin kiriydi, yıkadım gitti” diyorsunuzdur.

Ancak işin aslı şudur; Yaşadığınız her deneyim kendisini, içinizde bir yerlere gömer. Yani bir anlamda, “hiçbir şey bitip geçmiş” değildir. Unutabilirsiniz. Doğal olarak geçmişten uzaklaşmış olabilirsiniz. Yine de o deneyim, içinizde iz bırakmıştır.

Tabii ki her deneyimin sizde bıraktığı iz, sizin o deneyime nasıl baktığınıza bağlıdır. Eğer bir deneyime daha önce baktığınızdan farklı bir şekilde bakacak olursanız, bıraktığı iz de farklı bir şekil alacaktır.

Kısacası tüm geçmişiniz, sizin onu nasıl gördüğünüzle doğru orantılıdır. Yaşamınızdaki her deneyim, onunla ilgili izlenimleriniz ve yorumlarınızdan ibarettir. Siz sadece, görmek istediğiniz şeyleri görüyorsunuz. Ancak aynı şeye farklı bir gözle bakmanın, birçok sonucu vardır. Örneğin baktığınız kişiyi ister bir haydut gibi, ister bir melek gibi görebilirsiniz. Bu sizin algınızdır. Yani sizde iz bırakan, sadece algınızdır.

Siz bir yorumcu olarak, yorumluyorsunuz. İster hayatınızdaki bir olayla, ister hayatınızın tamamıyla ilgili ne yorum yapıyorsanız, bu yorumunuz o olaya/hayatınıza nasıl baktığınız doğrultusundadır ve sizin için gerçek odur. Sonraki yıllarda, belki bu bakış açınız değişecektir. Örneğin annenize veya babanıza, belki farklı bir ışıktan bakıyor olacaksınız. Çünkü hayat sizi artık olgunlaştırmıştır ve anne babanızla ilgili ikinci bir izleniminiz oluşmuştur. Olgunlaşmış olmak iyi bir şeydir. Ancak olgunlaşma, komut verilerek kazanılacak bir şey değildir. Kendinize zorla yeni bir anlayış kazandıramazsınız.

Şimdiye kadar biriktirdiklerinizin hepsini salıvermeyi ne kadar çok isterdiniz. Hepsiyle işinizin bittiğini görmek ne kadar hoşunuza giderdi. Her şeyin geçmiş bitmiş olmasından ne kadar çok memnun olurdunuz. Geçmişinizi bilinçli olarak ardınıza bırakmak, ne güzel olurdu.  Öyle değil mi? O halde sizleri, geçmişinizdeki her şeyi “salıvermeye” davet ediyorum. Her an, her saniye, elinizden geldiğince geçmişi geçmişte bırakmaya çalışın.

Bunu söylemenin yanı sıra, şimdiki deneyimlerinizin çoğunun, geçmişinizin bir yansıması olduğunu da belirtmiş olayım. Yani bir anlamda “eski yol çizgilerini” takip ettiğinizi söyleyebiliriz. Şimdiki zamanı yaşama isteğinize rağmen, hala daha eski yol çizgilerinden gidiyorsunuz. Belki bu eski çizgiler, kolayca silinemeyen cinstendir. Oysa olmasını arzu ettiğim “sevgi dolu” bir şekilde muamele görmeyen kişiler bile, önceki izlerin üstesinden gelebilmiş durumdadır.

Küllerden, iyilik ve güzellik doğabilir. Sabırsızlıktan, sabır ortaya çıkabilir. Öfkeden, sevgi oluşabilir. Bir gülün bile dikenleri vardır. Oysa gül, çok güzel bir çiçektir.

Geçmişinizin kalıcı izlerine rağmen – güller nasıl dikeniyle büyüyorsa – sizin de kalbinizde barış ve huzur duygusu büyüyebilir. Aslında arzu ettiğiniz her şey büyüyebilir. Büyümesi için, sürekli çaba göstermeniz de gerekmez. Çünkü çabalamak, “kalbin hassas konularında” pek işe yaramaz.

Elde etmek istediğiniz her ne varsa, genelde onu arzuluyorsunuz demektir. O halde kalbinize huzur dolmasını arzulayın. Ben bugün, “Geçmişin olumsuz etkilerini silmek mümkündür” demek için burada bulunuyorum. Bunu yapabilirsiniz, daha önce yaptınız ve yapacaksınız.

Geçmişin izlerini silmenize rağmen, yine de bazı lekeler kalmış olabilir. Ancak geçmiş deneyimlerin etkileri ve bununla ilgili önceki yorumlarınızın izleri giderek solacaktır. Bu lekelere rağmen geçmişteki çirkin ördek, güzel bir kuğuya dönüşebilir.

Sonuç olarak her şey, küllerinden doğabilir. Siz bunu her gün yapıyorsunuz. Diyelim ki tüm gün boyunca sakız çiğnediniz ve onu ağzınızdan çıkarıp atmanızın zamanı geldi. O an ağzınızda hala daha sakızın tadı kalmıştır ama o tat bir müddet sonra kaybolacaktır.

Hayat, sizi yıkayan su gibidir. Su akar ve engelleri alıp götürür. Kayaları bile aşındırır. Evet, kayaların aşındığını gözle takip edemezsiniz ama buna rağmen (görmeden de) onların aşındığını gayet iyi bilirsiniz.

Kısacası hem Yeryüzünde, hem de Gökyüzünde her şey mümkündür. Bunun anlamı da, mümkün olmayan hiçbir şey yok demektir. Sizin de, mümkün kılamayacağınız hiçbir şey yoktur.

Ancak şunu da unutmayın! Bir şeyi arzuladığınızda, o şey gerçekleşebilir. Fakat mutlaka gerçekleşecek diye bir şey yoktur. Eğer arzuladığınız şey illaki gerçekleşecek olsaydı, bu sefer de buna tutunurdunuz. Tutunduğunuz bir şeyi de salıvermezdiniz. Hayat size herhangi bir şey için borçlu falan değildir. Esas mesele, hayatla ilgili beklentilerinizi ve taleplerinizi, adeta bir boya fırçasıyla tuvale hafif dokunuşlar yapar gibi, nazikçe bırakmaktır.

Yeryüzündeki yaşamın bir diğer adı da, “Salıverme Sanatıdır”.

***

Sevgili Dostlar, Salı günü yayınlamış olduğum Trapez Etkisi yazısında Danaan Perry şunları diyordu: “İçimde gizliden gizliye bir şüphe var, aslında geçiş alanı tek gerçek şey ve trapez askıları ise gerçek değişimin, ilerlemenin, gelişimin oluştuğu boşluktan kaçınmak için uydurduğumuz yanılsamalardan ibaret.” Onun üzerine gelen bu mektup, bizi doğruluyor.

Ancak bu yazının sonundaki paragrafı biraz açıklamak istiyorum. Paragrafı yeniden tercüme etmeye kalkışmadım, çünkü ne kadar üzerinde uğraşsak da, bu anlam Türkçeye tam olarak taşınamıyor, Mor Alev Dostu zaten mükemmel iş çıkarmış.

Aranızda çoğunuz biliyorsunuz ki, bir şeyi “çok ama çok” istemeyi bıraktığınızda, içinizdeki “o olmazsa, benim hayatım eksik kalabilir” korkusunu salıverdiğinizde onu yaratıma sokuyorsunuz ve fiziksel dünyanızda gerçekleşiyor. Çünkü o anda ne olursa olsun mükemmel olduğunuzu, aslında eksik bir şey olmadığını içten kabul ediyorsunuz. Enerji frekansınız yükseliyor ve yaratımla eşitleniyor.

Bir şeyler istememek bizim doğamızda değil, her an kalbimiz yeni fikirler, hayaller ve dileklerle dolup taşıyor. Bu olduğumuz “yaratıcı varlığın” değişmez bir parçası. Ama, ego temelli tutunma dürtüsü – aynı trapez askılarında olduğu gibi – ve “ona tutunmazsam ne olur?” korkusu bizi yaratımdan alıkoyuyor.

Yani, Michael’ın (Baş Melek Mikail’in) seanslarımda bir yıla yakın zamandır öğrettiği gibi dilekleri niyete çevirip ilan ettikten sonra onunla ilgili tüm beklenti ve korkuları, özellikle de zihnimizde yarattığımız senaryoları salıvermeliyiz. Bunun için Michael’ın ışık kılıcını kullanmasını isteyebilirsiniz. Sonra da açılan fırsat kapılarından geçerek, evreni takdir ederek yaratımın görkemini hem şükürlerle hem de tarafsızca, bağlanmadan yaşayabilirsiniz.

Her ne kadar birbirine karşıt kavramlar gibi görünse de, yaratım, salıvermekle eş giden bir süreç. Bu zamanda aldığımız en önemli derslerden biri de bu!

Umarım bu açıklama yardımcı olmuştur.

Bu mesajı çeviren Mor Alev Dostuna ve ileten Gloria Wendroff’a çok teşekkür ederiz. Orijinalini http://heavenletters.org/ da bulabilirsiniz.

Bu dönemde hayatınızın her yönünde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek (Öz) Benliğinizin rehberliğini almak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı© 2016 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
Copyright © 2016  by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

4 replies »

  1. Günaydın ve çok teşekkürler Sevgili Mor Alev, Mor Alev Dostu, Gloria Wendroff. Dün ben de daha önce yayınladığınız Louise Hay (4 Eylül 2015) Salıverme sözlerini tekrarlayıp durdum, sanırım ihtiyacımız olan bizim önümüze geliyor, önemli olan geleni görebilmek. Louise Hay’den “Salıvermeyi istiyorum. Salıveriyorum. Tüm gerginliği salıveriyorum. Korkuyu salıveriyorum. Öfkeyi salıveriyorum. Tüm suçları salıveriyorum. Tüm hüznü, yası, üzüntüleri salıveriyorum. Eski sınırlamaları salıveriyorum. Salıveriyorum. Huzurdayım. Kendimle barışığım. Hayat süreciyle barışığım. Ben güvendeyim.” Varlığınıza şükürler olsun.

    Liked by 1 kişi

  2. Kesinlikle çok faydalı oldu, kendi adıma konuşmak gerekirse bu bakış açısını tamamen esgeçmişim. Kötü olanları salıvermeye ve iyi dileklerimi çok ama sürekli akılda istemeye odaklanmıştım. Teşekkürler

    Liked by 1 kişi

  3. içözümün terazisinin çıkardığı sonuç şu an yaşadığım bu toplumda benim olmasını istemem gerekenden çok farklı..duman içindeydim,toz içindeydim,yolumda adım başı sapaklar vardı..iç özüm aslında yolu zaten biliyor fakat ben,egonun giymek istediği elbiselerle oyalanıp duruyorum sapaklarda kaybola gele..trapez askıları hiç olmasaydı da acaba .geçiş alanını deyerser miydim..eyer kazanmayı ve kaybetmeyi tadamayacaksam kolay,ucuz bir geçiş kapısı kendi için beni divane edebilirmiydi…ucuza edindiyim şeyin kıymetini bilemeyecektim sanırım.yani ne kaybettiklerim kayıptır aslında nede kazanımlarıım da bedava değil..olması gereken oluyor..buna gittikçe dahaçok yaklaşıyorum.bu yüzden birmiktar daha iyiyim artık..insanlaşıyorum..yaratanın istediği yolda ilerlediğime hükmettim…zincirin halkaları gibi herşey yerine oturuyor..bu yüzden bazı şeyleri anlıyorum diyorum.yolumuz bize tanınan zaman diliminden daha uzunsa sorumlusu biziz.olması gereken oluyor.teşekürler moralev.

    Liked by 1 kişi

  4. Sevgili Moralev geçmişte bir anımı hatırlattınız teşekkür ederim ,anlatmak istiyorum…Evlendikten sonra hemen çocuğum olsun istemiştim ve bir yılı geçmesine rağmen hamile kalamamıştım..Doktorların ve falcıların 🙂 kapılarını aşındırmıştım…Sonunda pes ettim ve uğraşmaktan vazgeçtim ..Olmazsa olmasın dedim artık ve gittim güzel bir tatil yaptım ..1-2 ay içerisinde hamile kaldım ..Tabii yaşadığım mutluluk inanılmazdı…

    Liked by 1 kişi