Yükseliş - Büyük Uyanış

Maratonun son kilometrelerinde Arkturuslularla Sevgi ve Merhamet üzerine…

Watercolor World Globe for Earth Day 2015 - Nathalie OuederniArkadaşlar, beklediğim gibi dünkü Konsey mesajına çok tepki geldi, çoğunluğu son derece olumlu olan yorumlarda bir-iki de, “ben Pollyannacılık oynayamam”, “affedemiyorum”, “insanlar o kadar kötü ki yapamıyorum” gibi yorumlar da katılıyordu. Anlıyorum. Kolay değil. Ama bu Pollyannacılıktan çok daha öte bir durum, bu bir oyun değil, aslında olabilecek en ciddi mesele, “mış” gibi yapmaktan, sevgi olmaya geçiş. Ve biz bunu yapabiliriz. Kendimizi bu zincirlerden sevgiyle kurtarabiliriz. Önce kendi gerçekliğimizi, sonra da dünyamızı bu sevgisizlikten çekip çıkarabiliriz.

Ancak bu yorumlarda fark ettiğim şey, sevgi konusunda hala daha anlayamadığımız şeyler olması. Sevgi temel enerjidir. Sevgi, bizim o yarım yamalak bildiğimiz bazen bizi mutlu eden, genelde peşinde koştuğumuz, hatta çoğu zaman bizi üzen belli belirsiz kavram değildir. Belki de sevgiyi elektrik gibi, ses gibi bir enerji olarak gözümüzde canlandırabiliriz ve bu yardımcı olabilir.

Biz aslında gerçek sevgiyi pek de tanımıyoruz. Binlerce yıldır bildiğimiz tek şey koşullu sevgi ve bu da büyük bir aldanmaya yol açıyor. Oysa bu temel enerji olmasa, ne biz yaşamımızı sürdürebilirdik, ne de bize cansızmış gibi gelen ama bilinci olan kayalar, dağlar, denizler, gezegenler, atmosferler, yıldızlar, hatta ev eşyalarımız olurdu.

O yüzden yardımcı olabileceği düşüncesiyle Arkturuslulara döndüm. Aşağıda Arkturusluların yıllardır en sevdiğim ve 2014 başında yayınlamış olduğum “Sevgi paspas olmak değildir” mesajına yeniden baktım. Yazının tamamını aşağıda yayınlıyorum. Sonra, sevginin yüzlerinden merhamet kavramını anlatan yine 2014’de yayınlamış olduğum bir başka Arkturus grup mesajına döndüm.  Onu da ekliyorum. Bilgelik zamansız, gerçekler zamansız.

Peki, bu konu neden öne çıkıyor? Neden Haziran’ın son haftasından beri ders müfredatı gibi bu konuyu işliyoruz? Blog Hamileri aşağıdaki kısa mesajı iletmemi istiyorlar:

“Değişimin en çetrefilli, en kaotik zamanındasınız. Yoruldunuz, tükenmiş gibi hissediyorsunuz ve bunu bildiğimizi sizlere ilettik. Oysa bu maratonun son kilometrelerinde olduğunuzun farkında değilsiniz. Bu zamanda cesaretiniz kırılabilir, karamsarlığa düşebilirsiniz çünkü tam köşeyi dönünce hep istediğiniz yere ulaşacağınızı henüz göremiyorsunuz. Gözlerinizi açacak olan şey sevgi enerjisidir. Hızınıza hız katacak olan şey bağışlamaktır. Bu koşudaki yorgun bacaklarınızı tüy gibi hafif, bedeninizi taptaze hissettirecek, size yeniden ve bu sefer tam potansiyeliyle enerji verecek olan şey birliktelik bilincini kalbinizde hissetmeniz ve sadece zihninizde soyut bir kavram olarak değil, kalpten bilmenizdir.

Ne kadar büyük bir dönüşüme yol açtığınızı da bilmiyorsunuz. Sizden tek ricamız, bu bilgileri günlük hayatınızda uygulamanız. Zorlandığınızda bizleri çağırmayı unutmayın. Sevginin sureti olamadığınızda yardım istemeyi ve kendinizi bağışlamayı hatırlayın. Bizler bulunduğumuz konum dolayısıyla çok daha fazla şeyi görebiliyoruz, biz gücümüzü biliyor ve tanıyoruz, siz gücünüzün çoğu zaman farkında değilsiniz, aramızdaki tek fark sizin henüz kendinizi tam olarak hatırlayamamanız. Bu sözlerimizi Baş Meleklerden ve Yükselmiş Ustalardan gelen ve yine sadece sevgiden bahseden bir ‘çok bilmişlik’ olarak görmemenizi umuyoruz.  Asla yalnız değilsiniz ve çok seviliyorsunuz.”

Aşağıda Marilyn Raffaele’in kanallığını yapmış olduğu iki Arkturus grup mesajını yayınlıyorum. (onenessofall.com) Blog Hamilerine, Arkturuslulara, Marilyn’e ve çevirileri yapmış olan Mor Alev Dostuna çok teşekkürler.

Sevgi, yani sevmek demek, ASLA birisinin paspası ve kulu olmanız demek değildir

Biz Arkturus Grubu olarak sizlere, Dünya’nın Işık saçtığını ve bu Işığın gittikçe çoğaldığını gördüğümüzü söylemek istiyoruz. Sizler, yeni bilincinizle gerçek Sevgi’nin ne anlama geldiğini idrak etmeye başladığınız için, Dünya’nın enerjisini değiştiriyorsunuz. İnsanlık çağlar boyunca Sevgi’yi, çok dar kavramlara oturttu ve Sevgi’nin sadece, ya iki kişi arasındaki romantik duygular veya aile bağları olduğuna inandı.

Kitaplar, filmler, medya ve toplum da, bu dar tanımları destekledi. Ve bu tanımlar, üzerinde kafa yormamayı tercih eden çoğunluk tarafından da kabul gördü. Onlar çok uzunca bir süre, başkalarının kendilerine ne yapmaları, ne düşünmeleri ve neye inanmaları gerektiğini söylemelerine izin verdiler ve böylece Sevgi, büyük ölçüde yanlış anlaşılmaya devam etti.

Sevgi, Birlik (ya da Bütünlük) Bilincine Ulaşma etkinliğidir. Bunu defalarca söylediğimizin farkındayız. Ancak bu evrimin temelidir ve Sevgi’nin yaygınlaşması gerekir. Gelişebilmesi için, bireysel ve Dünya genelinde tüm bilinçlerin, gerek fikirsel gerekse eylemsel olarak bu etkinliğe katılmasına ihtiyaç vardır.

Sevgi her şeydir, çünkü İlahi Bilinç her şeydir. Bu BİRliğin içindeki her İlahi düşünce, sonsuz çeşit ve şekillerde tezahür edebilir… Ancak bu düşünceler daima BİRlik içinden ve BİRlik adına ortaya çıkar.  Üçüncü boyut inanç sisteminin sınırlı bilinci ile algılanması ve yaşanmasından dolayı Sevgi yanlış anlaşıldı ve böylece düalite/zıtlık ile ayrımcılık kavramlarının içine sıkıştırılarak, tanımlandı.

Kimi çoğunluk, doğuştan gelen Sevgi duygusunun aslında Doğa ve diğerleri için olduğunun ve bu Sevgi’nin geçmiş yaşamlardan edinilen bilinçten kaynaklandığının farkında değil. Kimileri ise, sadece daha fazla Işık yayabilmek veya eksik kalan üçüncü boyut görevlerini tamamlamak için, bu önemli zaman diliminde Dünya’ya gelmeyi seçen, gelişmiş varlıklar. Bahsettiğimiz bu kişiler, sade veya popüler yaşamlarını sürdürürken, sosyal statüleri ne olursa olsun yine de günlük yaşamlarındaki her hareketlerinde, BİRlik bilincini yansıtan kişilerdir. Böylece her eylemleri, kutsal ve Sevgi dolu eylemlerdir. Sizlerin, düalite/zıtlık ve ayrımcılık sistemi içerisinde gelişmeyi seçmenizin nedeni, deneyimleriniz sayesinde gelişerek bu bilince erişmeniz ve dıştan görünen konumunuza rağmen, bu bilinçle yaşamanız içindir.

Sevgi, yani sevmek demek, ASLA birisinin paspası ve kulu olmanız demek değildir. Bunu daha önce de söyledik, ancak tekrarlanması gerekir. Zira Sevgi’nin anlamının, başkaları tarafından kullanılmak veya hükmedilmek olduğuna inanan siz sevgili ruhlar tarafından, “Seven bir kişi olmak”  büyük ölçüde yanlış anlaşıldı. Bu gibi durumlar genelde Karma ile ilgilidir. Her iki birey de olgunlaşmak ve yükselmek için gerekli olan Karma temizliğine hazır olduklarından dolayı,  bu tür (doğmadan önce seçilen) durumlar gerçekleşir. Düalite/zıtlık ve ayrımcılık enerjilerinin yoğun olduğu zamanlarda yaşamış ve güçlerini yitirmiş, öldürülmeyi veya konuştukları için cezalandırılmayı deneyimlemiş olan “paspasların” hücresel hafızaları bu deneyimleri hatırlıyor… Ve bilinçli bir düzeyde, o kişilerin kendileri olduklarına inanmaya başlıyorlar. Bu gibi durumlarda, bu kişilerin doğuştan gelen güçlerini geri kazanmalarına olanak sunan Yaşam Dersleri oluşturuluyor. Bazı kişiler ise hala, hücresel hafızlarında kayıtlı olan geçmiş yaşamlarına ait güç ve hâkimiyet enerjileriyle titreşiyor ve bu da şimdiki yaşamlarına ve davranışlarına yansıyor. Her iki çeşit birey de daha yüksek enerjilerle ilişki kurmayı öğrenecekler ve öğrenmek zorundalar.

Bilin ki enerji alanınız, sözcüklerden daha yüksek sesle konuşarak, ona üstünlük sağlıyor. Aynı “Zorbaların” yaptıkları gibi. Bazı bireyler başkalarının yaydığı “Ben değersizim, yetersizim, aptalım, çirkinim, sevilmeye layık değilim” gibi enerjilere doğru çekilirler ve farkında olmadan bu enerjilerle iletişime geçerler. Böylece bu “Zorbalık” onları etkisi altına alır. Bu problemin çözümü, onları yatıştırmakta değil, “kurbanın” kendisini sevmesi ve onurlandırmasıyla gücünü geri kazanmasına, sevgiyle yardım etmekte yatar.

Güçlendirmek demek, onlara kendi gerçeğinizi söylemek demektir… Sevgi dolu ama net bir biçimde. Öfke ve yargı enerjisi ile söylenen sözler, duruma çözüm getirmez. Sadece sorunun devam etmesini sağlar. Ancak aynı sözler, karşı tarafın öz kimliğini algılayarak (ki o konuşan kişiler, kendilerini bile tanımaktan uzak olmalarına rağmen) ve bütünün hayrına hizmet edecek şekilde söylendiği zaman, çok farklı ve yüksek enerjiler ortaya çıkaracaktır.

Yani, enerjilerin yükseldiği aşamada gerçekleri söylemek, farklı sonuçlar doğuracaktır. Işığın enerjisi altında söylenen bu sözleri, karşı taraf kabul etmese ve kızsa dahi, konuşmacı buna olumsuz tepki vermeyecektir. Bunun nedeni, enerji alanının tamamen Işıkla dolmasından dolayı, başka bir enerjinin o alanın içine girememesidir. Başkalarına, duymak istemedikleri bir şeyi söylemek istediğinizde, merkezde kalarak söylemeye çalışın, duygusal tepkiyle değil. Bir saniye durup kendinize “temizlen” demeniz size yardımcı olacaktır. Hatta mümkünse o kişilerle konuşmadan önce, kendinize biraz zaman ayırıp meditasyon yapın, düşünün ve rehberlik isteyin ve en önemlisi, o durumda takıldığınız kavramlarla ilgili kendinize dürüst olun.

Genellikle kişilere, kendilerinin yarattıkları durumlarda yaşamalarına izin vermek, daha sevgi dolu bir davranıştır. Zira belki bu onların Yaşam dersidir ve bu durumlara müdahale etmek, sevgi ile bağdaşmayacaktır. Sadece onlar hazır oldukları zaman ellerinden tutmak için, elinizi hazır edin ve sessiz bir gözlemci olarak kalın. Ama ilk önce onların size ulaşmasını bekleyin.

Sevgi, insan, hayvan veya bitki olsun, bütün yaşamı bağlayan enerjidir. Tüm yaşam, BİRliğin içinde ve BİRlik içindir. Büyük bir yanılgı içinde olup, kendilerini çok güçlü sanan ve bu yüzden başka canlıları öldürebileceğini düşünen veya öldüren kişiler aslında,  hiç gelişmemiş ve hala düalite ve ayrımcılık enerjileriyle sarmalanmış kişilerdir. Aynı insanlar gibi, hayvanlar da gelişiyor ve tekrar bedenlenerek, Dünya’ya neşe, renk ve şifa katıyorlar… Onlar, bu cahil kişilerin düşündükleri gibi, manipüle edilebilen ruhsuz nesneler değildir.

Henüz Birliğin ilkesini anlamayan ama güçlü konumlarda bulunan bazı kişilerden dolayı, gelişmemiş bilinci yansıtan bir sürü kurallarınız var. Bu kurallara, daha gelişmiş bilincinizi yansıtarak uyunuz. Her zaman daha derine bakın ve büyük resmi görün. Zira gerçek kurallar içten gelir ve Sevgi’yle yürütülür.

Çoğunuz Işık işçilerinin, yüksek varlıkların mesajlarına aracı olan, bir şeyler öğreten veya Yeniçağ kitapları vs. yazan kişiler olduklarını düşünüyorsunuz. Hâlbuki Sevgi bilinci içinde yaşayan herkes, Işık işçisidir. O kişi, kaybolmuş veya istismar edilmiş hayvanların bakımını üstlenen, kapısını size gülümseyerek açan ve “sadece satış yapmayı” düşünmeyip sizin için en uygun olanı seçmenize yardımcı olan, satış temsilcisidir. Bir Işık işçisi, ne kadar sıradan bir yaşamı olursa olsun, her faaliyetinde Birliğin Işığını yansıtır. ‘Sevap’ ve ‘Günah’ arasındaki ayırt edici kavramlar, kesinlikle dini öğretilerde bulunur.

Gülüşüyle Işık saçan bir yabancı da, aydınlanma dersleri veren bir Işık işçisiyle aynı değerdedir. Her ikisi de aynı işi yapar. Bazılarınız doğmadan önce, bu yaşam boyunca öğretmen olmayı seçti. Zira yapabilecekleri en iyi işin, bu olduğunu biliyorlardı. Bazılarınız ise, sessiz kalıp Işığın yansıtıcısı olmayı seçtiler. Her iki seçenek de, aynı derece önemlidir.

Asla, katkıda bulunabileceğiniz bir şeyiniz olmadığına, inanmayın. Zira gerçeği algılayarak yapmış olduğunuz gündelik yaşamdaki her hareketiniz, kutsaldır. Birlik ruhu içinde gerçekleşen her düşünce ve eylem, tüm Dünya gezegeninin aydınlanmasına katkı sağlayacaktır. Şu anda gerçekleşen de budur zaten ve bunu siz yapıyorsunuz. İlahi bireyler olan sizlerin her biri, Dünya ve sakinlerini oluşturan dev bir yap-boz bulmacasının emsalsiz parçasını elinde tutuyor.

Bu mesaj, ruhsal varlıklar olarak sizlerin Sevgi’yi ve kendinizi onurlandırmayı öğrenmenizle ilgilidir, Sevgililer. Çoğunuz, “sıradan” tabir edilen şeyler yaptığınız için, hayatlarınızın boşa geçtiğine inanmaya başladınız… Sıradan şekilde yapılan sıradan faaliyetler, sıradan bir yaşamda sıradan işlerde çalışmak..

Genellikle bireyler geçmişte yaşıyorlar ve kendilerine “keşke şunu veya bunu yapsaydım” diyorlar.   Şunu bilin! Gerçekten şunu bilin, hangi derslerin öğrenilmesi gerekiyorsa, her şey doğmadan önce bireysel olarak planlanıp, oluşturulmuştur… Derslerden bir tanesi de kendinizin, kim ve ne olduğunuz gerçeğini öğrenmektir. Bu yeni bakış açısından bakınca, yaşam size artık ‘sıradan’ gelmeyecektir. Bu çok insani kavram, bilincinizden silinecektir. Zira her şey artık eskisinden daha yeni ve daha yüksek bilinçle aşılandığı için, Dış Dünyanız da, daha yeni ve daha yüksek enerjilerle şekillenecektir.

Eğer merkezdeyseniz ve uyanmış iseniz hiç buna ayrıca bir düşünce vermeden siz öyle bir enerji olursunuz ki elinizdeki küçük işlerle bile uğraşırken bütün evinizi ya da ofisinizi tamamen değiştirebilirsiniz.

Enerji alanınızdaki Işık, çevrenizdeki herkesi etkileyecektir. Bu enerjiye karşı hassasiyetleri artabilir veya herhangi bir tehlike hissederek, öfkelenebilirler. Bu sizi ilgilendirmesin. Siz sadece, yaşayın, hareket edin ve varlığınızı gerçekte tutun.

Herkes insanlığın gelişimi için önemli ve gereklidir. Bu dönemde yeryüzünde bulunmanızın nedeni de, budur. Bu sizin işiniz ve nerede olursanız olun bu işi yapılabilirsiniz. Sezgilerinizi izleyin ve onlara güvenin. Kim olduğunuzun ve ne yaptığınızın önemsiz olduğuna, ASLA inanmayın. Sevgi ile yapılan en küçük bir eylem, Dünya’nın enerjisini değiştiren büyük bir etkiye sahiptir. Sizin göreviniz, bildiğiniz gerçeğin yüksek kademesinde yaşamak ve sadece size verilen günlük işleri yapmaktır.

Eğlenin… hayal kurun… yaratıcı olun… şükran duyun. Her gün bu şekilde yaşamayı öğrendikçe, daha fazla gerçek ortaya çıkacaktır. Bilmenin ve anlamanın akışını daha da derinleştirecektir. Bu gelişmektir. Bu mezun olmaktır, Sevgililer.

Bizler, Arkturus Grubuyuz.

Merhamet, Sevgi’nin Eylemsel Şeklidir. Sempati İse, Bu Eylemin Üç Boyutlu Kavramıdır…

Photo by tom humphreyOrtaya çıkan olaylara bakılırsa, Dünya gittikçe kötüleşiyor denebilir. Ancak şu anda tanık olduğunuz olaylar, yeni ve daha yüksek bir anlayışla ele alınması gereken konuların açığa çıkması için, Işığın karanlık bölgeler üstünde parlamasıdır.

İçinize dönün Sevgililer ve hala sıkıca tutunduğunuz hangi kavram ve inançlar olduğunu, dürüstçe araştırın.

Şimdi, Merhamet konusu hakkında konuşmak istiyoruz. Bu konu genelde sempati veya bilgisizce türetilmiş farklı kavramlarla karıştırılıyor. Merhamet, Sevgi’nin bir başka şeklidir ve başkasının acısını veya üzüntüsünü algılama, ancak o duyguların içine girmeme becerisidir. Merhamet genelde, (özellikle aileler veya arkadaşlar arasında) duygusallığın öne çıktığı bir anda herhangi bir yardım teklifinde bulunmak, anlamına geliyor. Hâlbuki Merhamet duygusu içinde olan bir kişi, ASLA BİR DİĞERİNİN ENERJİ ALANINA GİRMEZ. Bu, sempatidir.

Bir birey ruhsal olarak geliştikçe, enerji alanında her zamankinden daha fazla Işık yaymaya başlar ve diğerleri de bu enerjinin içine çekilir. Her bir Ruh, kendi gerçek doğasının Bütünlüğünü deneyimleme arzusundadır. Ancak bu “içsel arzuyu” sadece, ulaştıkları bilinç seviyesinin sınırları elverdiği kadar gerçekleştirebilirler. Onların enerji alanlarına girmekle, olmayan bir şeyin içinde sonsuza kadar bir şeyler arayan ve böylece ruhsal olgunluğa erişememiş ruhlar elde edersiniz. (Mor Alev Dostu: Kişilerin, kendi yapmaları gereken şeyleri sizin “yardım amaçlı” yapmanız veya yaşamaları gereken zorlukları sizin kolaylaştırmanız, onların kendi bilinç seviyelerinin sınırlarını genişletme olasılığını ortadan kaldırır veya erteler. Böylece dar bir bilinç seviyesinin sınırları içinde, olgunlaşmaya çabalayıp dururlar).

Böylece henüz olgunluğa erişememiş olan Ruhlar, kendilerince “uygun” kıyafetler giyerek, güzel veya güçlü olarak veya maddi varlıkları sayesinde, Bütünlüğü deneyimlemeye çalışırlar. Birçoğu ise, aradıkları Sevgi’yi cinsellikle karıştırırlar ve böylece başkaları tarafından kendilerini kullandırırlar. Genel olarak bir Toplum zıtlık ve ayrımcılık bazında oluştuğu için, bünyesinde yüzlerce çeşit mutluluk formülü üretmeyi sürdürür. Ancak bunların hiç birisi, Ruhun bilinçli olarak yeniden Kaynağa bağlanma özlemini gidermez.

Bir Ruhun olgunlaşmasıyla, kronolojik yaşın hiç bir ilgisi yoktur. Şu anda, genç bedenlerde yaşayan epey olgunlaşmış ruhlar bulunmaktadır. Buna karşılık, uzun zamandan beri Dünya’da yaşamını sürdüren ama hala daha olgunlaşmamış olan Ruhlar vardır. Ruhsal olarak henüz olgunlaşmamış bireyler, Işığı yoğun olan kişilerden genellikle uzak dururlar. Zira bu Işık enerjisi, aslında yanlış olan ama onların sıkıca tutundukları inanç sistemi için, tehdit oluşturur. Çoğunlukla, Işıkta olan kişileri sevmeme nedenlerinin bilinçli olarak farkında bile değillerdir. Olgunlaşmamış Ruhlar, her şeye karşı gelmeyi sürdüren diğer kişiler tarafından eleştirilere maruz kalmaktan ve rahatlarının bozulmasından korkarlar. Bu durum, Dünya’daki çoğu korkunun temelidir.

Bütünlüğü aramaya başlayan her Ruh, ilk etapta arkadaşlarına, yabancı kişilere, Guru’lara, kısacası sorularını cevaplandırabileceğini düşündüğü herkese ulaşır. Yana yakıla aradıkları şeyin aslında kendi içlerinde olduğunu henüz bilmezler. Başkasının enerji alanındaki yüksek titreşimi hissederek oraya doğru çekilirler. Bu arayış genellikle, çok basit sorularla başlar. “Bunu nasıl atlattın? “Neden hep bu kadar sakinsin?” “Şu ya da bu konu hakkında ne düşünüyorsun?” Bu ve buna benzer soruları soran kişi, sizin bir meslektaşınız, arkadaşınız ya da ailenizden birisi olabilir. Çoğunuz sevgi dolu kişilikler olduğunuz için, aniden yüklerinden kurtulmak isteyen bu kişilere yardım etmekten çok mutlu olursunuz. Ancak esas dikkat etmeniz ve farkında olmanız gereken nokta şudur, Sevgililer. Kendinizin, onların enerjisinin içine çekilmesine izin vermeyin. O zaman bu, Merhamet değil, Sempati olur.

Genelde başkalarının acılarıyla özdeşleşmek, sevgi dolu bir davranış olarak takdir görür. “Ah zavallı. Seni anlıyorum, acını hissediyorum, o bunu sana nasıl yapabildi?” vs. vs. Bu şekilde davrandığınız anda, onların enerji alanını paylaşırsınız ve kendinizi o enerjilerin içine çekilmeye hazır kılarsınız. Kaç defa, bu tür insanlarla konuştuktan sonra kendinizi tamamen “tükenmiş” hissetmediniz? Bu durum sadece, kendinizi daha fazla enerji çekmek isteyen kişilere açtığınızda, ortaya çıkabilir. Sevgililer, onlar ne yaptıklarının farkında değiller ama mutsuzluk ve Bütünleşme arzusu içinde, bilmeden başkalarının enerjisini emerler. Bu terimini biz de sevmiyoruz ama sizlerin kullandığı “enerji emiciler” terimi buradan geliyor.

Arayış içinde olanlara yardımcı olmak isteyen bir Işık işçisinin, Merhamet enerjisiyle çalışması gerekir. Pratikte bu, size anlatılan sorunları sevgiyle dinlemek veya gözlemlemek, o kişilere bazı önerilerde bulunmak ama kesinlikle o enerjinin içine girmemek, anlamına gelir. Bu olayların üçüncü boyut bilinciyle ortaya çıktığını ve desteklenmeyi hak etmeyen yanılsamalar olduğunu fark edin. Bu derin farkındalık sizleri, yapmanız gereken gündelik işlerden, yerine getirmek zorunda olduğunuz sorumluluklardan veya mecburiyetlerden ASLA alıkoymaz. Önemli olan, tüm bu işleri yaparken merkezde kalmanız ve her bireyin kendi Yüksek benliği, Rehberleri ve Dünya’ya gelmeden önce bu tür deneyimleri isteyerek seçtiği bir yaşam planı/sözleşmesi olduğunu hatırlayın.

Daha önce de söylediğimiz gibi Sevgi/Aşk asla, birisinin kapısının önünde paspas olmak değildir. Aynı zamanda sadece akrabanız veya çocukluk arkadaşınız olduğu için, eşit titreşimlere sahip olmadığınız bu kişilere, sonsuza kadar bağlı kalmanız anlamına da gelmez. Ancak onlardan birisi sizden yardım talep ederse, bunu yerine getirebilirsiniz. Sevgi ve Merhamet göstermek demek, kendinize çektiğiniz, hakkında bir şeyler okuduğunuz veya duyduğunuz her bireyin gerçek varlığını ve amacını, bilinçli olarak hatırlamak demektir. İhtiyacı olan kişilere destek verin, ancak her zaman onlara kendi hatalarından ders çıkarma özgürlüğünü tanıyın. Bazen onları sadece, yalnız bırakmak gerekebilir. Birisini “kurtarma” hakkı veya görevi olduğuna inanan sadece, EGO’dur. Herkes, büyümek ve gelişmek için insani deneyimler yaşayan, ruhani bir varlıktır.

Işık sadece aile bireyleri, arkadaşlar veya iş arkadaşları gibi yakın çevrede bulunan kişileri kendisine çekmez. Aynı zamanda, Işık yolculuğuna henüz başlamamış olan uzaktaki kişileri de kendisine çeker. Bazen, (aşırı dozda uyuşturucu, kaza veya komada kalma sonucu) Işığın bulunduğu tarafa geçtiklerinin farkına bile varamayanlar kişiler vardır. Bu kişiler genellikle, evrimleşmiş bir enerji alanının Işığı tarafından çekilmiş olurlar. Şayet, yarı uyur/yarı uyanık durumda olan bir kişiyle karşılaşırsanız, korkmayın. Ancak onlara, yardım ve rehberlik bulacakları Işığa doğru gitmelerini söyleyin, Sevgililer. Ayrıca Işık varlıklarını, Melekleri veya o kişinin ruhsal akrabalarını çağırıp, kişinin bulunması gereken tarafa gidebilmesi için rehberlik etmelerini isteyin. Bazen Işığın bulunduğu taraftan ayrılmak istemeyen olursa, o zaman sadece “git” demek gerekir.

Merhamet, Sevgi’nin eylemsel şeklidir. Sempati ise bu eylemin üç boyutlu kavramıdır.

Bu bir Işık çalışmasıdır. Bu, gerçeğin tohumlarını ekerek, diğerlerinin gelişmesine yardım etmektir. Söylemek istediğimiz; sizin kendi enerji alanınız, sizde olan şeyi arayan başkalarını kendisine çektiği için, onların bilinç durumlarına girebilme “günahının” farkında olun. Zira o kişilerle aynı problemler seviyesinde olursanız, hiç kimseyi yukarı kaldıramazsınız. İnsan olarak kaldırabilirsiniz ama Ruhen kaldıramazsınız.

Bu Merhamettir, Sevgidir ve Işık çalışmasıdır.

Bizler, Arkturus Grubuyuz.

Telif Hakkı©2014-2016 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.wordpress.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2014-2016 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.wordpress.com/

10 replies »

  1. Sevgili Mor Alev, aslında affetmekle ilgili bir sorunum yok. Affetmeye her zaman hazırım. Ancak enerjiler o kadar değişken ve zaman zaman sert ki, bu hızlı değişimin orasında dengede kalmakta zorlanırken hep gergin ve huzursuz hissediyorum. Affetmek için kendimi rahat hissetmeliyim.

    Beğen

    • Tersten gidiyorsunuz sevgili Neli. rahatlamak için bağışlamalısınız. Böyle enerjinizi yükseltirsiniz. Salıverme yöntemlerini kullanın. Ana menüde yöntemler bölümünde. Sevgilerimle

      Beğen

  2. Son günlerde bu hayatta olmamın hiçbir anlamı yokmuş gibi hissederken, ardı ardına şimşek hızıyla yayınladığınız mesajlar sanki bana yazılmış bir cevap niteliğinde. Geçen sene de böyle zamanlar yaşamıştım. Ve bu yazıda geçen ruhların olgunluğu satırları o zaman oğlumun bana yaptığı bir yorumu hatırlamamı sağladı. “Sen çok depresyondasın, belki de bir doktora gitmeliyiz. Benim için ne kadar büyük bir anlamın olduğunu bile göremiyorsun. Sadece şunu düşün, sabah işe giderken beslediğin kedilere odaklan. Apartmanın merdivenlerinden inerken en az 10 sokak kedisi senin ayak seslerine kulak kesiliyor, kapıda seni gördüklerinde heyecanlanıyorlar. O kediler için anlamını bir düşün. Sen olmasan çöplerde eşelenecekler, oysa biliyorlar, her sabah temiz bir gıdaya büyük bir çaba sarfetmeden sadece senin sevgin sayesinde ulaşabiliyorlar.” Ve bunları söyleyen oğlum henüz 13 yaşında. Bazen benden çok daha uzun yıllar yaşadığını ve benden çok daha olgun olduğunu hissediyorum. Bu yazı iyi bir hatırlatıcı oldu ve biraz doğada zaman geçirmem ve topraklanmam gerektiğini hatırlattı. Çünkü geçen yıl da zorlayan zamanların içinden hem oğlumun hem doğanın yardımıyla geçmiştim.

    Liked by 1 kişi

  3. Teşekkürler benim için Aydınlanma oldu. bazı durumlarda merhamet ile acımayı karıştırıyordum. Bu çok iyi oldu. Yalnız bazı durumlarda , bazı kişilerde başarılı olmuyor bu durum onu nasıl çözerim?

    Beğen

    • Sevgili Mediha, size de salıverme yöntemlerini öneriyorum. Bu kişiler bize içimizdekileri yansıtıyorlar, kalbinize hangi davranış şeklini, inancı, kalıbı salıvermeniz gerektiğini sorun. Salıverme tekniklerini yöntemler menüsünde bulabilirsiniz. Sevgilerimle

      Beğen

  4. Sevgiyi almak lazim.. Ki verebilesin.. Yokken nasil verebilirsin? Sevgi uretimimi yapacagiz? Nasil? Veriyorum ama tukeniyorum cabucak.. Yorgun dusuyorum..tukeniyoruz tuketiliyoruz.. Ne yapmali insanlardan uzak tek basinami yasamali? yorumdum ben!

    Beğen

    • Belli ki sevgi almaya, kabul etmeye alışık değilsiniz. İlgili pek çok yöntem yayınladım. Eski yazılara bakmanızı öneririm. Sevgilerimle

      Beğen

  5. Merhaba Mor Alevciğim,

    Ben kendimce çok basit bir affetme tekniği keşfettim.

    Gözlerimi kapadım
    Affedemediğim kişiyi karşıma aldım
    O kişinin kalbini ”OKŞAMAYA” başladım
    Kalbini okşarken dedim ki: SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM….

    ve BBuUUUummMMMmmmm!!!! o kalbin etrafını çevrelemiş buz kalıpları patlayarak kırıldı, tuz buz oldu!!!

    O kalp, OKŞANIRKEN ona verilen sevgiyi artık ŞİMDİ EVET TAM DA ŞU AN almaya başladı tüm hücreleriyle kana kana SEVGİYİ içiyor içiyor içiyor içiyor… çölde susuz kalmış gibi kana kana sevgiyi içine çekti ve IŞILDAMAYA BAŞLADI, BERRAKLAŞTI O KİŞİ, ELMAS IŞIĞI GİBİ IŞIKLA DOLDU WAUUWWW 🙂 işte şimdi dünya değişmeye başladı. Çünkü kalbim titriyor sevinçten 🙂 YAŞASIIIIIINNNNNNN 🙂

    NE MUTLU SEVGİYİM DİYENE !
    NE MUTLU KALPLERİ SEVGİYLE OKŞAYABİLENE !

    Beğen

  6. Enerjimi emen insanlari artik biliyorum..uzak duruyorum.aslinda sevdigim insanlar ama ne zaman onlarla karsilassam uyku basiyor beni bi halsizlik surunerek eve gidip uyuyorum..enerjimi nerede nasil yukseltecegimi de biliyorum artik..Fakat! Bu durum beni tekbasinaliga goturuyor gitgide..hosuma gidiyor kendimle basbasa olmak..hic sıkılmıyorum akine oyle mutluyumki cunku merkezimdeyim..sorum sudur size moralev..enerjimi emen emicilere nasil kapatirim kendimi? Uzerimdeki enerjinin fermuarini cekmek gibi bir yontem meditasyon oneriniz varsa paylasirmisiniz., sevgiler

    Beğen