Düşünceler

Olumsuzluk Saçan Kişilerle Başa Çıkmak Üzerine Öneriler

street art unknown

Arkadaşlar, bu “öz-değer ayında” 2014 yılında yayınlamış olduğum önerileri yardımcı olacağı düşüncesiyle yeniden yayınlıyorum.

***

Sevgili Dostlar, hepimizin hayatında bir şekilde ortama olumsuzluk saçan kişiler vardır. Onlar gelince sohbet bozulur, birden bire aklınıza gelemeyecek şeyler olumsuz eleştiri yağmuruna tutulur, o ana kadar zevkle yaptığınız şeyin tadı kaçar, bazen kendinizi boğulur gibi hissedersiniz. Bu kişiler ailenizde olabilir, işyerinizde veya arkadaşlarınızın arasında. Bu yazının zamanlaması önemli çünkü içimizdeki olumsuzluklar ve gölge benlikler tek tek ortaya çıkarken bu gibi durumlarla çok sık karşılaşacağımızı düşünüyorum. Bize son aylarda kendi olumsuzluklarımızla başa çıkmak için pek çok yöntem verildi, peki ama bu yöntemlerle ilgilenmeyen ve onları bilmeyen diğerleri ile olan ilişkilerimiz ne olacak?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, ben her türlü zorlu ilişki ve duruma bir fırsat kapısı olarak bakıyorum. Fırsat kapıları hakkında daha önce de yazmıştım. Öğrenmek, gelişmek, yaratıcı çözümler getirmek ve sonunda arınmak için fırsatlar tek tek karşımıza çıkıyor. Tartışmak ya da kaçmak yerine bu durumların bir de olumlu yanını görüp, çözüm getirerek kendi hakkımızda da çok şey öğrenebiliriz. Perspektifinizi biraz değiştirip, bu düşünceye yaklaşmanız sizi derhal rahatlatacaktır.

Bu kişilerden ne öğrendiğinize bakın

Yukarıda söylediğim gibi önce kendimize bakmalıyız. Çünkü çevremiz iç dünyamızın bir yansıması olduğuna göre, bu kişileri ve durumları kendimize çekiyoruz. “Bu kişilerde beni gerçekten ne rahatsız ediyor? Hangi karakter özellikleri sinirimi bozuyor? Bana hangi duyguları hissettiriyorlar? Eski sıkıntılarımı mı hatırlıyorum? Bu kişiler ilerlememi mi engelliyorlar?” Bu soruların cevaplarını bulduğumuzda içimizde yapmamız gereken değişiklikleri de bulmuş oluruz. Önemli olan, kişiye kızmadan, onun etkilerinin bizi üzmesine izin vermeden ve onu yargılamadan kendi içimize bakmaktır. Böylece karşımızdaki kişinin bize ne öğretmek için hayatımızda olduğunu da anlarız. Çoğunlukla bu dersi aldığımızda ve içimizde gerekli değişiklikleri yaptığımızda o kişiler hayatımızdan kaybolur ya da mucizevi bir şekilde tamamen değişir. Şu aşağıdaki salıverme olumlamasının bir benzerini bir yıl kadar önce vermiştim. Bu hala daha çok işime yarayan bir yöntem:

“Sende yansımasını gördüğüm içimdeki olumsuzlukları şükranla salıveriyorum. Farkındalığımı artırdığın için sana çok teşekkür ediyorum.”

Bu olumlamayla birlikte bağ kesmek ve Mor Alev enerjisini kullanmak özellikle çok etkili oluyor.

Yargılamayın, duruma şefkatle yaklaşın

Dün beni kendi kendime güldüren bir video seyrettim. Tom Lescher bu haftaki astroloji raporunda kocaman sırılsıklam bir havluyu almış sıkıyor, sıkıyor… “İşte durum bundan ibaret, son damladan da kurtulana kadar sıkıştırılacağız” diyordu. Ben de bir yıldır “diş macunu gibi sıkılmak” benzetmesini kullanıyorum, sürekli okuyucular bilir. Bu durum özellikle son iki yıldır sürüyor, biz safraların tamamını atana kadar da sürecek. Bunu yazıyorum çünkü değişim ve dönüşümden geçen kişiler sadece bizler değiliz. Herkes, en umursamaz, en şanslı, en kaygısız sandığımız kişiler bile bir şekilde kendi özel köşelerine sıkıştırılıyorlar. Bu durumda daha da huysuz, geçimsiz ve negatif olmaları büyük bir olasılık.

Bu kişileri yargılamaya başladığımız anda bizi de egomuz yönetmeye başlıyor demektir. Hemen savunmaya ve karşınızdakini suçlamaya geçmeyin. Bizler yargılarız, suçlarız ya da en azından onları beğenmeyiz, çünkü bir şeyleri bizim yaptığımız gibi yapmazlar ya da yapılmasını gerektiğini düşündüğümüz şeyleri yapmazlar. Yargılarız, çünkü o kişiler bizi rahatsız ya da kıskanç hissettirebilirler veya kısaca onları olduğu gibi sevmeyi bilmeyiz. Sebep ne olursa olsun, “yargı” zihniyetinden çıkmamız çok önemlidir. Aslında yargılamayı yapan kişi siz değilsiniz, egonuz. Egonun gerçek olmayan inanışları, fikirleri, düşünceleri ve kavramları neyin doğru ve neyin yanlış olduğu konusunda yanıltıcı idealler üretir ve kendince sizi korumaya almaya çalışır.

Bakış açınıza şefkati eklemeniz bu kişilerin kendi hayatlarındaki zorluklar sebebiyle istediğiniz gibi davranmadığını anlamanıza yardımcı olur. Belki kaba, huysuz, dedikoducu, kindar, öfkeliler ya da basitçe yaptıklarını en yüksek ideallerle ve şekillerde yapmıyorlar, ama bunların hepsinin her zaman bir sebebi vardır. Onlarla konuşmayı deneyin. Konuşmadan o kişilerin ne yaşadıklarını bilemezsiniz. Belki de size çok benzediklerini, benzer zorluklardan geçtiklerini göreceksiniz. Ama siz, siz olun, konuşmayı seçerseniz sakin, saygılı ve nazik olun.

Bu kişiye sevgi göndermek de çok faydalı olacaktır. Olumsuzluklar sevgiyi kabul edememekten kaynaklanır. Belki birden bire o kişiye kalbinizden sevgi yollamak size zor gelebilir. O zaman kalbinizi ne sevgiyle dolduruyorsa onu düşünün, bu anı belki küçük kediniz ya da köpeğinizle geçirdiğiniz zamanlar, en iyi arkadaşınızla birlikte çok güldüğünüz bir hatıra ya da eğer varsa çocuğunuzu ilk kucağınıza aldığınız an olabilir. Kalbiniz saf ve yoğun sevgiyi hissettiğinde onu karşıdaki kişiye gönderin.

Üzerinize alınmayın

Aslında bu yukarıda yazdığımın bir devamı ama buraya yeniden yazıyorum. Birisi size saldırıyormuş gibi bile görünse, belki de konunun özünün sizinle hiçbir alakası olmayabilir. Bunu hatırlamak, durum sırasında içinizde biraz olsun huzur bulmanızı sağlar. Oysa olayları kişisel olarak üzerimize alındığımızda işler çok çabuk alevlenebilir ve ortaya hiç de faydası olmayan, durumu çirkinleştirebilecek çatışmalar çıkabilir.

Olumsuz davranışlar görmezden gelinmemeli

Her ne kadar yukarıda şefkat ve üzerinize alınmamayı önerdiysem de, kaba, haksız, düşüncesiz davranışlar kabul edilemez. Bu gibi durumlarla başa çıkmayı ve kaçmamayı öğrenmeliyiz. Doğrusunu isterseniz bazen benim de canım kaçmak istiyor ama bu sadece o tavırların tekrarını sağlıyor. “O hep böyle”, “onun karakteri bu”, “o yaşlı”, “o daha çok genç” gibi bahaneler bu kişilere onların tavırlarını onayladığımızı gösterir. Burada kilit nokta o kişileri yargılamamaktır. Bununla birlikte, yapabileceğiniz şey onlara sizi “nasıl hissettirdiklerini” iletmektir. Kendi duygularınızdan bahsetmek ortamı yumuşatır. Karşı tarafa “sen kötüsün, sen bencilsin, sen…” mesajı yerine , “beni iyi hissettirmiyorsun ve ben bu durumu çözmek istiyorum” mesajını verir. Böylece uzlaşabileceğiniz çözüm yolları üzerinde konuşulacak bir ortam oluşur. Sorumluluğu o kişilere vermiş olursunuz. Onların iç değişimini onlar için siz yapamazsınız ama değişime katalizör olabilirsiniz.

Hayatınıza olumsuz kişiler olmadan devam etmek

Yukarıdaki bütün önerileri denediniz. Enerji çalışmanızı yaptınız, sevgi gönderdiniz, konuştunuz, şefkatle yaklaştınız ama… Pek başarılı olamadınız. Bu durumda belki de hayatınıza o kişi olmadan devam etmeniz yerinde olacaktır. Bu son adım kendinize karşı çok dürüst olmanızı gerektirir. Yazı boyunca kaçmamamız gerektiğini söyledim ve şimdi de yaşamınıza o kişiler olmadan devam etmeyi düşünün diyorum. Bunu sadece ve sadece en son çözüm olarak öneriyorum. Tüm bu adımlar ve belki de sizin bunun üzerine atacağınız başka adımlardan sonra hala değişimi yakalayamadıysanız, çare yolları ayırmak olabilir.

Hepimiz her gün değişiyoruz, enerjimiz, deneyimlerimiz, öğrendiklerimizle birlikte büyüyoruz. Olumsuz insanların bize öğrettikleri çok şey var ve bu süreç boyunca bu kişilere minnettar olmalıyız. Ama bazen sürekli enerjinizi düşüren insanların hiç değişmediğini ve inatla oldukları yerde saydıklarını görebilirsiniz. Onlarla dostluk ya da birlikte çalışma dengesi her zaman biraz bozuk ve boğucudur. İşte o zaman artık enerjilerinizin birbirine uygun olmadığını kabul etmek ve sevgiyle kendini bu ilişkilerden sıyırmak seçeneği karşınıza çıkar. Buna karar vermek ciddi bir iştir. Size sizin kendi kalbinizden başka hiç kimse ve hiçbir şey bu konuda en doğru bilgiyi veremez. Kısaca kalbinize danışın. Meditasyon sırasında her iki olasılığı da düşünün. Nasıl duygular hissediyorsunuz? Size sevgi, rahatlama ve huzuru hissettiren yolu seçin.

Arkadaşlar, tüm yukarıda yazdıklarıma ek olarak, tekrar genel olarak enerjimizi yönetmenin önemine değinmek istiyorum. Size daha önce vermiş olduğum yöntemin bağlantısını burada veriyorum. İnanın bu yöntem şu anda atmosferde uçuşup duran bilinçsizce salıverilmiş negatif enerjilere karşı son derece etkili. Sizin istemeden de olsa çevreye verebileceğiniz olumsuz enerjileri de arındırması da ikramiye gibi.

Bu yazıyı yazarken şimdiye kadar öğrendiklerimi borçlu olduğum bütün öğretmenlerimi ve bana ilham veren yazarları düşündüm. Onlara minnettarım ve buradan teşekkürlerimi sunuyorum.

©2014 Mor Alev

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

2 replies »

  1. Merhaba,

    Yazinizi cok guzel cok begenerek okudum. benim bu ozelliklere birebir uyan bir babam var. dediginiz gibi bircok seyi denedim onun degisicegine dair bir umudum da cok az. hayatinizdan cikarin diyorsunuz son ihtimal olarak fakat boyle birsey mumkun degil beni dunyaya getiren kisi sonucta. baska bir oneriniz yada farkli bir yontem var midir ?

    Beğen

    • Sevgili Duygu, bu yazıda bir süreçten bahsediliyor, bu süreç haftalar hatta aylar sürebilir ve siz hemen en son aşamaya atlamışsınız. Michael’la bağ kestiniz mi? Mor Alev çalışması yaptınız mı? Babanızın gelişiminize bu davranışlarıyla ne katkılarda bulunduğuna baktınız mı? İçinizde onun aynalık yaptığı gölgelerinizi bulup salıverdiniz mi? Sevgiyle hayır dediniz ve hislerinizi anlattınız mı? Bütün bunlardan sonra en son çareye baş vurun. Sevgilerimle

      Beğen