Düşünceler

Sürekli olarak hayallerimizi ve geleceğimizi sabote ediyoruz

Alex Cherry, Girl Dove SurrealSevgili Dostlar, Gillian, dünya çapında tanınan bir Kanal ve Danışman. Onun aşağıdaki kısa makalesi özellikle kalbime hitap etti ve sizinle de paylaşmak istedim. Daha önce de birkaç defa sizlerle paylaşmış olduğum gibi, her gün hayallerini gerçekleştiremeyeceğini düşünen, onlara sanki gereksiz birer Hollywood filmiymiş gibi davranan ve hatta hayallerinin gerçekleşmesinden korkan insanlarla karşılaşıyorum. Bazen çalışmamızın tamamı kendi gücüne ve potansiyeline inanmak ve o potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için harekete geçmek konusu üzerine oluyor. Çünkü bir çoğunuz kalbinizde yatan güzelliklere kendinizi layık bulmuyorsunuz. Bu engelleri, yolunuzdaki kocaman kaya kütleleri gibi dinamit koyup patlattığımızda bile, “inanamıyorum, yolum bu kadar açılabilir mi?” diye tekrar rahatlık alanına kaçmak isteyenler oluyor. Ama o zaman, Yüksek Benliğiniz sizi ne olursa olsun, altına saklanmaya çalıştığınız yataktan, o sıkışık korku dolabının içinden çıkarmaya zorlayacak bir durum yaratıyor. O durumlarsa ilk bakışta hiç de hoş olmuyor.

2015 hareket senesi, 2015 – özellikle de18 Nisan Yeni Ay ve yeni astrolojik senenin başlangıcından beri – içinizde bulunan her şeyin tezahür etme senesi. Önümüzde Galaktik Merkezle hizalanan Kuzey Düğümü sayesinde çekim gücünün çok üstün enerjide olacağı bir altı ay var. Kendimizi sabote etmekten vazgeçsek? Sadece altı aylığına bir deneme olarak kalbimizi dinlesek ve pozitiften yola çıkarak yolumuza kocaman bariyerler yerine, sevgi, başarı ve mutluluk döşesek nasıl olur? Belki bu test sürüşü çok hoşunuza gider ve bundan böyle hep özgüven, özsaygı, öz-değer ve öz-sevgi eşliğinde yaşamaya devam edersiniz.

Gillian MacBeth-Louthan’a çok teşekkürler. (thequantumawakening.com)

***

İnsanlık değişim için ve değişmek üzere tasarlandı ve kaderi de bu. Su gibi, hepimizin pek çok şekil deneyimleme potansiyeli var. Sıvı günlerimiz var, katı günlerimiz var, buharlı (hülyalı) günlerimiz var ve gaz olup uçtuğumuz günler var. Bir buzdağı, bir nehir, bir bulut, bir yağmur damlası, sis ya da okyanus olabiliriz. Bizler %90 suyuz. Her yeni düşünce, yeni gün doğumu, yeni fırtına ve yeni tutulmayla ileri geri dalgalanıp akıyoruz. Ama her sene, durağan kalmayı, durduğumuz yere saplanmayı, sabitliği ve rahatlık alanımızda olmayı özlüyoruz. Gerçekte sahip olduğumuz tek sabit doğru ise, her zaman hareket edip değişeceğimizdir!

Bu yılın içinden geçerken, “yap” dediklerimiz ve “yapma” dediklerimizin yükü daha da ağırlaşıp katılaşıyor. Çevremizde toplanıp ayaklarımızın dibinde betonlaşıyorlar, bu da hiç hareket etmeyen bir batma hissi veriyor. Niyetlerimiz sabırsızlanıyor, ruhumuz ilerlemek için yeşil ışık yakıyor. Bizler umutsuzluk içinde ve harap olmuş halde, atasözünün dediği gibi kendimizi ıslak makarnayla dövüyoruz. Devasa miktarda enerjiyi kendimizle hemfikir olmayarak ve kendimizle tartışarak harcıyoruz. Bizi geride tutan, her zaman mutluluğa, sevgiye, bolluğa giden yolumuzu bloke eden karasızlığın vahşi canavarını ehlileştirmeye çalışıyoruz. Kendimizle tartışırken harcadığımız enerjiyle, kocaman binalar yapabilir, kuleler dikebilir ve hatta bir iki piramit bile inşa edebilirdik. Ama yine de durduğumuz yerde duruyoruz, hareketsizliğin bataklık kumunda, hareketi inkar etmenin çıkmazında daha da derinlere batıyoruz.

Eski benliğimizin yağmur ormanlarını korumaya çalışırken, sürekli olarak hayallerimizi, arzularımızı ve geleceğimizi sabote ediyoruz. Bir zamanlar bize hizmet etmiş olana sıkı sıkı tutunuyoruz. Bu da yeniye, daha parlağa, hayallerimizdeki aydınlık gerçeğe geçiş yeteneğimizi uyuşturuyor. Neden ilerlemekten korkuyoruz? Kalbimizde yaşayanlar için hareket etmekten neden korkuyoruz?

Yeryüzündeki herkes değişimi hissediyor. Hepimiz biliyoruz ki rahatlık alanında, sıfırda, boşlukta kalmak yok. Geçmişin eski benliğinin yedek sıralarından kalkıp, yeninin, şimdinin oyun sahasına girmenin vakti geldiğini de biliyoruz. Ama, top atma sırası bize gelince donuyoruz. Tüm olasılıklarda, geleceğimizin harikalarına açılan yeni kapı eşiklerinde donuk bir hareketsizlikteyiz. “Buzlu şeker bilincimizi” kucaklıyoruz. Aynı kardan adam Frosty gibi, korkuyla sıcak havayı bekliyoruz ve biliyoruz ki değişim kaçınılmaz. Lütfen anlayın, içinizdeki huzursuzluk artık salıvermeniz, bırakmanız gerektiğini hatırlatan zarif bir uyarı. Direnmeniz beyhude. Direncinizde hiçbir şey gelişemez.

***

Arkadaşlar, bu blogda son iki yıldır değişime uyum sağlamak, yeni hayatımızı kucaklamak ve hayallerimizi gerçek kılmak için çok sayıda yöntem paylaştım. İçinizdeki savaşı sona erdirmek için Michael’ın nefesi bire bir, salıvermek için yine Michael’la bağ kesebilir, Mor Alev enerjisini kullanabilir, kendinizi Kutsal Anne’nin Sevgi Seline teslim edebilir ya da diğer salıverme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Ama, istediğiniz kadar meleklerle çalışın, ne kadar yöntem varsa uygulayın, fikrimce şu anda en büyük etken sizin içten kararlılığınızdır. Bunu istiyor musunuz? İstemiyor musunuz? Hayallerinizi gerçekleştirmeyi arzu ediyor musunuz? Kendiniz ve sizden sonrakiler için yaşanabilir, hatta cennet gibi bir dünya yaratmak istiyor musunuz? Kararlı mısınız? Kendi gücünüzü, potansiyelinizi, değerinizi, sevginizi kabul ediyor musunuz? Hayatınızı değiştirmenin sorumluluğunun sizde olduğunu görüyor musunuz? Eğer cevabınız “Evet! Evet! Evet! Evet! Evet!” diye neredeyse kalbinizi infilak ettirecek bir güçle geliyorsa, çalışmaya başlayın, adım atın. Hoş geldiniz! Hayatınız şimdiden değişti! İçten niyetin, içten kabul etmenin, içten sevginin başaramayacağı şey yoktur.

Yarım ağız evetlerle, koltuktan kalkmaya üşenen “ışık işçiliğiyle”, görüntüde bir- iki meditasyonla, sadece kendi kalbimizi hayal kırıklığına uğratırız. Oysa kalbiniz çok güzel! Kalbiniz muhteşem!

Not: Yukarıda bahsi geçen yöntemleri “Ücretsiz melek enerjileri” sayfasında, arşivlerde ve sol sütundaki “Meditasyon” kategorisinde bulabilirsiniz.

©Mor Alev 2015

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek (Öz) Benliğinizle daha aktif bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

7 replies »

  1. “Donuk bir hareketsizlik”…son dönemde üstüme yapışan ve bir türlü kurtulamadığım halin özeti…Hiçbir gelecek hayali üzerimdeki ölü toprağını atıp harekete geçmem için yeterli motivasyonu sağlamıyor…tek istediğim uyumak,uyumak,uyumak…yaşam sevincini ve coşkusunu yeniden kazandıracak önerebileceğin en etkili yöntem nedir sevgili mor alev? Özellikle kendini anlamsızlık ve uyuşukluk batağına saplanmış ve kurtuldum sandığı eski enerjilerin tuzağına yeniden düşmüş hissedenler için…

    Bu arada sirius güneş kavuşumu ve pluto karşıtlığı ile ilgili senin yorumunu bekledim,günlerini deprosyona meyiili bir halde internetin başında umut cümleleri arayarak geçiren bir bünye olarak…

    Beğen

  2. “Haydi kalk haydi” daha nasıl anlatabilir ki…siz, ben ve onlar ve pek çoğu hep bir şeyleri anlatmaya çalışıyoruz. Asıl olan yukarıda da belirttiğiniz gibi; eskinin tanıdık, bildik, güvende konfor alanından uzaklaşmayı yürekten istemek ve adım atmak, muhakkak olacağına inanmak, yürümek, yürümek. Yoksa zaten herkes herşeyi biliyor, sadece kararlı adımlara kalıyor iş…sadece bu, istemek, inanmak ve yürümek.
    Teşekkürler tüm desteğe.

    Beğen

  3. sevgili Moralev
    şu aşamada sanırım en çok ihtiyacımız olan şey niyet etmek
    ama doğru şekilde niyet etmek
    başıma geleni kısaca anlatırsam açıklayıcı olacak
    maaşımı alamadığım işyerinden ayrıldıktan sonra, cebimde paranın hiç eksik olmayacağı bir iş niyet ettim
    bir hafta olmadan arkadaşım bir dükkan devraldı
    kendisinin işleri olduğunu, dükkana benim bakmamı istedi
    şuan cebimde para hiç eksik olmuyor ama çalışma saatleri sabah 8 akşam 22
    en kısa sürede yeni bir niyet ile çalışma koşullarını iyileştirmem gerekiyor:))
    burada bizlere niyet örnekleri yazabilirseniz en başta ben çok sevineceğim, sanırım hepimiz seviniriz
    teşekkür ederim

    Beğen

    • Sevgili Serdar, şu benim, bazen sözleri değişse de genelde her sabah ettiğim niyet. Bana çok iyi geliyor. “Bu sabah enerjimi bana müsait olan en yüksek frekansa uyumluyorum. Bugün en mutlu, sağlıklı, bereketli ve verimli bir şekilde hayatımın amacına hizmet etmeyi niyet ediyorum.” Ama, özellikle yeni iş arayanlara şu niyet/olumlamayı öneririm. Bunu da zaman zaman kullanırım, Michael vermişti. “Ben yapmam gerekenleri yapmak üzere, tam zamanında bana ihtiyaç duyulan yerde bulunuyorum.” Böyle geniş, fazla da detaylı olmayan niyetler her zaman aklımıza gelmeyecek kadar güzel olasılıkları önümüze getiriyor. Amaç hizmet etmek ve bunu da mutlu bir şekilde ve sevgiyle yapmak olunca, hiç cebiniz boş, ruhunuz huzursuz olmuyor. Umarım sizi de mutlu eder. Sevgilerimle

      Beğen

  4. Sevgili mor alev ,enerji frekansımın yerlerde süründüğü ve toparlanmayı başaramadığım bir anımda yapmış olduğum yukardaki yorumumu kaldırırsan çok sevinirim,kimseye enerji vampirliği yapmak istemem:)) teşekkürler,sevgiler…

    Beğen

    • Aslında, hepimizin enerjinin düşük olduğu günler olabilir, önemli olan sizin gibi çabucak toparlanabilmek, aşağıya inen spirali yukarıya çevirebileceğimizi bilmek. Onun için ben kendimden de örnekler veriyorum, siz de mükemmel örnek olabilirsiniz. Diğer okurlar da bundan hem güç, hem de fayda alabilirler. Hala silmemi istiyorsanız, silerim tabii. Ama görünüşte olumsuz görünse bile her olayın, her kelimenin bence bir önemi ve pozitif yanı var. Bunu paylaşarak siz de kolektife yardımcı oluyorsunuz. Hiçbirimiz yalnız değiliz. Sevgilerimle

      Beğen