Yükseliş - Büyük Uyanış

Önümüzdeki aylarda bizi neler bekliyor? – Archangel Michael anlatıyor

initiationArkadaşlar, benim bayram tatilim buraya kadarmış. Bugün bir sessizlik olduğunda sabaha karşı Amerika’da yayınlanmış olan bir radyo programının kaydını dinledim. Program’da Linda Dillon aracılığıyla Archangel Michael vardı. Bahsedilen pek çok şey çok önemliydi ama özellikle bir konu vardı ki hepimiz nefesimizi tutmuş “ne olacak, nasıl olacak?”  diye bekliyoruz. İşte o konuda Michael çok önemli ipuçları verdi. Ve ben de bunları sizinle mutlaka en kısa zamanda paylaşmak zorundaydım.

Bu blogda geçen Nisan’da tutulma dönemi sonrasının olası etkilerini yazarken bir risk aldım. Sonuçta çok önemli olaylar olacak derken sizin güveninizi tamamen sarsabilir, hiçbir şey olmasaydı hepinizi yanıltmış olabilirdim. Ama haklı çıktık. Suriye’de olaylar zirveye tırmandığında insanlarla kesinlikle savaş olmayacak diye iddialaşırken yine risk alıyordum. Ve şimdi bir başka riskle karşınızdayım: Yeni Dünya çok yakınımızda, şapkalarınıza sıkı tutunun çünkü lunapark treni yavaş yavaş zirveye tırmandı ve bundan sonra inanılmaz bir hızla on binlerce yıldır beklenen hayatımızın yolculuğunu bize yaşatacak.

Yaz aylarından beri bir dizi çok önemli olayla tüm dünyanın kendini yönetme şekillerinin, olaylara bakış açılarının ve kalplerimizin köklü değişimden geçeceği bize söyleniyordu. Özellikle bulunduğumuz bu aylar bizi derinden etkileyen olaylarla dolu. Hepimizin duaları ve gönderdiğiniz ışık seli ile Suriye’de eğer gerçekleşseydi 3. dünya savaşına doğru gitmesi çok istenen bir tehlikeyi atlattık, daha orada yapılacak çok iş var ama barış görüşmeleri kapalı kapılar ardında devam ediyor. Ülkemizde yasalar, kurumlar, insanlar,.. her şey hızla değişmekte – kimi değişiklikler anlaşılmaz bir mantıkta, kimi sadece temizlenmesi için ortaya çıkan negatif olaylar; ancak değişim değişimdir, yargılamamız gerekiyor. İnsanların tepkileri de sadece 2012 ile karşılaştırsak bile büyük değişiklik gösteriyor. Lütfen kelimelerimi mazur görün ama bunu daha iyi söylemenin bir yolu yok: Büyük çoğunluk artık palavraları yutmuyor. Gücü elinde tutmak isteyenlerse eski oyunlarına devam edebileceklerini sanarak hata üzerine hata yapıyorlar. Bu hatalar insanların tüm dünyada büyük uyanış yaşamalarını daha da fazla tetikliyor. Elbette henüz bu trene binmeyenler de var ama onlar da aynı enerjilere maruz kaldıkları, onlar da daha iyi, huzurlu ve verimli bir şekilde yaşamak istedikleri, çocuklarını sağlıklı ve mutlu bir ortamda yetiştirmek istedikleri için uyanacaklar. Sevgi ve birliktelik bizim ruhumuzda, özümüzde. Ayrımcılık, fesatlık ve bencillik bize ait değil ve sürdürülebilir de değil, işte o yüzden binlerce yılı aşkın süren bu dönem sona eriyor. Ve bu dönem kavgalarla, savaşlarla değil, sevgiyle, yeni atılımlar, keşifler, anlaşmalar ve yeni anlayışlarla bitiyor. Şimdi Michael’ın bu dönemde olacak değişikliklere değindiği sözlerine geçelim:

Michael, geniş açıdan bakarsak bahsedilen olaylar dizisinin bizi nereye götürdüğünü ve nasıl organize edildiğini anlatır mısın?

Bu finansal bir yeniden yapılanmadır. Temel sosyal ve kurumsal değerlerde bir değişimdir. Birkaç hafta önce örneğin maddi rahatlığın, bolluğun tüm dünyaya gelmesi için nelerin gerektiğini konuşmuştuk. Tüm kişilerin, ülkelerin, milletlerin, tüm oyuncuların tavırlarında bir değişim olması gerektiğini söylemiştim.

Özellikle ruhani yönden hayatlarınızı ve yaptıklarınızı, seçimlerinizi yeniden değerlendirmeniz gerektiğini söylemiştim. Kutsal Anne’nin geçen hafta sizi enerjisi ile baştan aşağıya yıkaması ile gelen netlikle bunu yeniden yapıyorsunuz.  (Mor Alev:Bu enerji sadece onun farkında olanlara değil tüm varlıklara, atom parçacıklarından, ağaçlara, okyanuslardan devlet kurumlarına kadar nüfuz etti) Tüm bunların etkisiyle bir dizi olay gerçekleşiyor, siz de geriye dönüp de bakınca anlayacaksınız. Önce hepsi kargaşa ve kaos gibi görünüyor.

Amerikan federal hükümetinin kapanması konusunu bir örnek olarak kullanalım isterseniz. Durumun görüntüsü, tadı, verdiği his tam bir kilitlenme, tıkanıklık, değil mi? Ama gerçekten olan şey ise görünüşte kaos olan şeyin büyük bir atılım, bir yeni gelişme olmasıdır. Son derece temel sosyal adalet meseleleri hakkında güçlerini kullanıyorlar – size bunun gücü kötüye kullanmak olduğunu söylemeliyim. (Mor Alev: Hükümetin durma noktasına gelmesinin tek sebebi genel sağlık hizmetlerinin herkese açık olmasını istemeyen Cumhuriyetçi partinin mecliste bütçeyi bloke etmesidir, bu da milyonlarca düşük ve alt-orta düzey gelirli vatandaşın doktor ve tedaviye ulaşmasını engellemektedir) Ama bunun bir önemi yok. Bu kimin haklı ya da haksız olduğu ile ilgili değil. Bu çeşit ayrışma ve zıtlaşma şu anda durmak zorunda.

Peki ortaya ne çıkar? Sizi kilitlenme pozisyonuna geri getiriyorum, bu bir savaşta taraflar arası pazarlık masasında olsa bu kilitlenmenin sonu ülkelerin tamamen  yok oluşu demektir. Size bu ülke yok olacak demiyorum, ancak bu ülkenin uluslararası pozisyonunu kaybetme tehlikesi var diyorum.

Ben bunu size düşüncesiz bir tavırla söylemiyorum. Bu hayati önemde bir olaydır. O yüzden dediklerimi anlayın. Bu kaos ve karışıklıkta öyle bir noktaya geldiniz ki insanlar “bu saçmalık!” diyorlar.

stepKimin doğru, kimin yanlış olduğu, kimin kimi rehin tuttuğu önemli değil. İnsanların yararına çalışacak, hak, eşitlik, güven, adalet ve sevgi prensiplerini temel alacak bir çözüm ihtiyacı ortaya çıkmalıdır. Ve şu anda biz sadece ABD halkından değil, dünya halkından bahsediyoruz.

Yani kaos gibi görünen bir durumdan yeni fikirler ve yeni yaklaşımlar doğar. Yani bir kriz, yanıltmanın doruğu, ve kelimenin en kötü anlamıyla güç mücadelesi gibi görünen şey, yeniyi doğurur.

Bu “yeni” sizin şu anda liderliğinizi yaptığını düşündüğünüz kişilerden mi gelecek? Herkes kendi rollerini harika bir şekilde oynuyor. Şunu bilin: “Yeni” aynı zamanda sizin kalplerinize kabul ettiğiniz netlik hediyesi, (Kutsal Anne’nin şeffaf mavi enerjisinden bahsediyor), onu büyütmeniz, daha özgürce sevmeniz, daha açık sevmenizle geliyor. Sizin bu hediyeden aldığınız ilhamla liderliğinize de  “yeni” nin gelmesi arzunuz, ve onların da kalplerinde ilahi ortaklık, birlikte çalışma ilhamlarının bu enerji ile yerleştirilmesinden geliyor.

Bu örneği  “bir dizi olay” olarak isimlendirdiğimiz şeyi açıklamak için kullandık.  Bunun bir domino etkisi olacak, bir zincirleme reaksiyonun başı olacak. Değişim. Havada tam ve kesin değişim var. Ve sadece mali sistem ya da sosyal değişim demiyoruz -ki onlar da dahil. İnsanoğlunun kendini tanımlama şekli değişecek.

Sevgili okuyucularım, o zaman kendi ülkemizde olan bütün siyasi, toplumsal ve mali olaylara başka gözlerle bakmanın zamanı da geldi. “Olaylar dizisi” ise kesinlikle tüm toplumları etkileyecek cinsinden olacak. Korkacak birşey olmadığını Michael bize aylardır defalarca söyledi. Ama etrafınızdaki olaylara kendinizi kaptırmayın, kendi sevgi ve saygı prensiplerinizden ödün vermeyin. Merkezde kalın, ayaklarınız yere sağlam bassın.

Sohbetin kalanında çok kısa bir şekilde Michael aslında bizim yeryüzü değil galaktik varlıklar olduğumuzu anlamanın zamanının çoktan geldiğini söyledi. Yani “ben şu millettenim, bu ırktanım” gibi düşüncelerin hiçbirimizin işine yaramadığını ve hatta “ben Dünyalıyım” diye kendini ifade etmenin bile anlamsız olduğunu çünkü bizim bu evrenin, bu galaksinin varlığı olduğumuzu söyledi. Bunu söylerken bu galaksinin diğer varlıklarına ayrımcılık yaptığımızı ve bunun değişmesi gerektiğini anlatıyordu. Benim bu kısa konuşmadan anladığım bu iki üç ay sonrasında uzayda yaşamın varlığı, UFOlar ve ET ler hakkında çok daha fazla bilginin toplumlara açıklanacak olmasıdır.

Michael konuşmasını bitirirken bize tekrar hatırlattı:

“Dostlarım, herşey muhteşem olacak. Bir değişimler zincri, akımı, bahsettiğimiz zaman önümüzdeki 2-3 ay için…..Artık zamanı geldi. O zaman şimdi. Söyleyebileceğimiz tek şey Halleluyah!”

Şimdiye kadar Michael tutulmalar, dolunaylar vs gibi gökyüzü olayları yoksa kesinlikle tarih vermemiştir. Bu sefer tarih vermesi özellikle dikkat çekici geldi bana.

Bu yazı muhteşem Linda Dillon olmasaydı yazılamazdı. Linda’ya teşekkürler!

Mor Alev

Telif Hakkı©2013 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.wordpress.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2013 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.wordpress.com/

4 replies »

    • Sevgili Caner,
      Özensizce yazılmış iki cümle bile bize çok şey söyler:
      “sitenizin arkaplanı gözlerimi mahvetti” – Bir şikâyetiniz var ama hiçbir detay yok. Gözleriniz rahatsız olmuş, hangi sistem ya da platformu kullandığınızı belirtmemişsiniz. Ekran ayarlamalarınızı da söylememişsiniz. Gözünüzü parlaklık mı, detay mı, neyin rahatsız ettiği belli değil. Şimdiye kadar hiç şikâyet gelmediği için ve şu anda mobil, tablet, PC ve lap-top da baktığım halde sorunun ne olduğunu bilmiyorum, arka planda rahatsız edici bir şey yok. Bilsem derhal çözmeye çalışacağım, çünkü en son istediğim şey okuyucularımı rahatsız etmek.
      “grafiker arkadaşa çok selamlar..” – Grafikere üstü kapalı küfür ediyorsunuz, negatif enerji gönderiyorsunuz. Bu kabul edilemez bir kabalık. Ne size ne de karşınızdakilere bir faydası var.
      Normalde böyle bir mesajı onurlandırıp cevap yazmazdım ama NASIL ŞİKÂYET EDİLMEMESİ gerektiğine ve normalde çok çabuk çözülecek bir sorunun NASIL KİLİTLENDİĞİNE dair harika bir örnek olarak gördüm. Bu örneği alın hayatınızın herhangi bir köşesine koyun ve bakın nasıl sorunları ÇÖZEMİYORSUNUZ. Ve sonra da umudum bu tavrın hiçbirimize bir yararı olmadığını ve size de zarar verdiğini anlamanız. Bu blogda bu kadar temel bir sosyal beceri hakkında yazmak istemezdim ama demek ki bunun da benim henüz göremediğim bir sebebi var.
      Bloga ilk defa geldiğinizi tahmin ediyorum. Sol tarafta her sayfada yazan uyarıyı ve blog amacı yazısındaki uyarıyı aşağıya kopyalıyorum:
      “Bu blog hayatını sevgi, huzur, saygı ve mutluluk ile yaşamaya adamış bir topluluk için hazırlanmıştır. Mesajlarınıza ve yorumlarınıza elimden geldiğince çabuk cevap vermeye çalışacağım. Sizlerin de bu topluluğa sevgi ve saygı ile hitap etmenizi bekliyorum. Işık ve sevgi sizinle olsun! Mor Alev”
      Blog amacı yazısında bir uyarı daha var:
      “Bir de bu blogun olmadığı şeyleri konuşalım:
      • Ben falcı değilim, fallara pek inanmam, olasılıklara inanırım; geleceğinizi ancak siz belirlersiniz.
      • Ben dileklerinizi yerine getiremem, gerçeğinizi sadece siz yaratabilirsiniz.
      • Bu blog her inanca, her kesimden insana, her ırk, cinsiyet, eğitim düzeyine saygılıdır ve ayırımcılık yapmaz.
      • Bu blogun olmadığı şey sizin hoşunuza gitmeyecek şeyleri size zorla kabul ettirmektir. Beğenmediğiniz anda bu yazıları okumamak sizin özgür iradenizle vereceğiniz bir karardır.
      • Eğer eleştirileriniz olursa spam olarak işaretlenmemek ve Akismet spam istatistiklerine kaydedilmemek için, bunların belirli nezaket ve saygı kuralları içinde bildirilmesi gerekmektedir.”
      Benim tahminim sizin de hayatınızda bir takım şeyleri aramakta olduğunuz. Öyle olmasa bu benim küçük bloga asla ve asla yolunuz düşmezdi. Blogun ne reklamı var, ne de birilerini bir şeylere zorluyor. Bu arada bu blogun bir grafikeri yok ve para da kazandırmıyor. Gördüğünüz reklamlar WordPress’e ait, o sayede bu bedava blog size ulaşabiliyor. O bağlamda üstü kapalı küfrünüz direkt olarak bana yöneltilmiştir.
      Şimdi sorun çözme becerisine geri dönelim:
      Sevgili Caner ve sevgili okuyucularım, hepimiz hayatımızda hoşumuza gitmeyen şeylerle karşılaşırız. Bazen sineye çekeriz, bazen de o şeyleri değiştirmeye çalışırız. Eğer hoşumuza gitmeyen şey bir başka kişinin hareketlerine bağlıysa o saptamayı açık ve net bir şekilde sebebini vererek ve alternatif çözüm yollarıyla iletmemiz gerekir. Bu sayede evde, işte, okulda, herhangi bir sosyal ortamda çok daha olumlu yaşayabiliriz.
      İstemediğiniz, sevmediğiniz bir şey gördünüz. Sizi rahatsız etti. Önce o şeyi bir iki soruyla parçalara bölün. Beni ne rahatsız ediyor? Beni rahatsız eden bu şeyin olası sonuçları nedir? Bu şeyi ben de yapıyor muyum? Nasıl düzeltilebilir? Bunu nasıl olumlu bir şekilde karşımdakine iletirim? Uzun bir liste gibi dursa da beynimizin bu soruları işlemden geçirmesi birkaç saniyenizi alacaktır. Sonra içiniz rahat bir şekilde harekete geçin.
      Caner’in burada yaptığı bir lokantada yemek yedikten sonra gelen faturaya “yemek midemi rahatsız etti, aşçıya çok selamlar” diye yazıp çekip gitmeye benziyor. Yemek çok mu tuzlu, et mi sert, hiçbir şey belli değil. Aşçı bir daha bu hatayı yapmak istemeyecektir ama ne var ki şikâyetin ne ile ilgili olduğu bile belli değil. Bir de sebebini tam olarak bilmediği halde kendisine selam söylenmiştir, çok kolay “kaba adamın teki, bana ne!” deyip aynı hatayı bir sonraki yemekte de yapabilir. Ve sorun çözülmez.
      Hepimiz aynı malzemeden yapıldık, hepimizin özünde sevgi var. Caner, buna siz de dâhilsiniz. Ama hepimiz bebeklikten itibaren aslımıza uygun olmayan davranış şekillerine maruz kalarak büyüdük ve o davranış şekillerini küçük yaştan itibaren taklit etmeye başladık. Bu bloglara gelene kadar bir sürü gereksiz kabuklar, savunma sistemleri ve otomatik davranış şekilleri geliştirdik. Artık bunların bize hiçbir yararı olmadığını bilmeliyiz. Bir odaya girdiğimizde yanımızda kendi enerjilerimizi getiriyoruz ve bu konudaki tüm sorumluluğu kabul etmemiz gerek.
      Pasif-agresiflik, ya da doğrudan agresif davranışlar “Yeni İnsan”ın hayatında olmayacak, çünkü bu bizim yaradılışımıza aykırı. Anlaşmazlıklar olacak mı? Evet, ama onları çözmenin zarif ve barışçıl yollarına yöneleceğiz.
      Bize düşen “Yeni İnsan”ın prototipini yaratmak ve o prensiplere göre yaşamaktır. O zaman keyifle okuyacağınız bloglar, neşeyle yaşayacağınız bir hayat sizi takip eder. Unutmayın, pozitif pozitifi çeker.
      Sevgi ve ışık dileklerimle
      Mor Alev

      Beğen

      • Sevgili Mor Alev
        Sanırım Caner’in kastettiği grimsi fondaki beyaz puanların küçük yazı karakterlerinin arkasında olmasının okuma zorluğu yaratması.Kelimelere odaklandığında gözü yoruyorlar.Değiştirme imkanı varsa düz samankağıdı rengi fonu öneririm.En rahat okuma onda oluyor.Bu arada astroloji bloglarını düzenli dolaşan biri olarak ilk kez blogunu okudum ve konularını hoş ve ilginç buldum.Yazılarında hiç imla ve ifade hatası olmaması da dikkatimden kaçmadı.Bu titizliği Başak yükselene mi borçluyuz.:)Sevgi ve selamlar.

        Beğen

        • Çok teşekkürler Ayhan.
          Yükselen Başak değil Akrep. Güneş Terazide, Ay Yayda. Biraz insan hakları bildirgesi gibi, eşitlik, özgürlük, kardeşlik!
          Galiba düz griye çevireceğim fonu, bir denemem gerekiyor.
          Sevgi ve ışık dileklerimle,
          Mor Alev

          Beğen