Sevgi Günü

Sanatçı: Yao Yao Ma Van As

Bilge Baykuşlar,

Mor Alev hayatına başladığından beri burada her yıl Şubat ayında “ünlü” sevgililer gününü SEVGİ günü yapmamız için bir çağrı yükselir. Hayatımızda en çok değer verdiğimiz şeyler, sevdiklerimiz ve sevgi değil midir? Eğer kendimize, birbirimize ve bu dünyaya biraz daha fazla sevgiyle davranmış olsaydık şu anda yaşanan pek çok krizin ve karmaşanın yanından bile geçmeyecektik. Ama ne yapalım ki, içimizdeki gerçek sevgiyi bulmak için önce sevgiye dirençten, sıkıntılardan ve acıdan geçmeyi seçmiş bulunduk. Ah, hayır, bugün ruhunuzu sıkmayacağım. Bu hafta gerçekleşen, Mars ve Venüs buluşmasının aşkına ve flörtçü Aslan dolunayın hemen öncesinde sevginin ne büyük bir güç olduğunu birlikte hatırlayalım.

Ancak hatırlatmaya özsevgiden, kendimizle olan aşk ilişkimizden başlamalıyız. Eğer sevgiyi kabul edemiyorsak sevgi veremeyeceğimizi, sevgi dolu hayatlar yaşayamayacağımızı hepimiz biliyoruz. Anita Moorjani Yüreğime Yolculuk kitabında diyor ki;

Özsevgi sürekli kendini övmek ve kendinize ne kadar harika olduğunuzu söylemek değildir. Bu gerçek kendinizi sevmektir, insan kendinizi – kilden ayakları olan, eleştiriler karşısında dağılmış hisseden, bazen hatalar yapan ve başkalarını da hayal kırıklığına uğratan insanı. 

Bu kendinize sadık kalacağınıza dair bir yemin etmekle alakalıdır, sizden başka kimse bunu yapmasa bile!

İşte hayatta kalmanız buna bağlıymış gibi kendinizi sevmenizi söylediğimde anlatmak istediğim budur, çünkü en sade haliyle, hiçbir şüpheye yer bırakmadan hayatınız gerçekten buna bağlı!

Anita Moorjani

Bir sohbetinde ise ekliyor;

Tek işiniz kendinizi sevmek, kendinize değer vermek, özsevgi ve özdeğer gerçeğinin bedenlenmiş hali olmaktır ki, ancak böyle sevginin harekete geçmiş hali olursunuz.

İşte bu gerçek hizmettir, kendinize ve çevrenizdeki herkese.

Anita Moorjani

Bu yazının bundan sonraki kısmı bir tekrar. Aslında bundan önceki yıllarda üç defa daha paylaşmış olduğum bir ilişki ve sevgi rehberi. Biraz uzun, belki vaktiniz olduğunda bir kenara çekilip okursunuz. Daha önce yazmış olduğum ön yazıyı da değiştirmedim, hala daha geçerli olduğuna inanıyorum.

Peki benim ilişki işaretim nedir? İster bir dost, bir aile ferdi, evcil hayvanımız ya da iş arkadaşımız olsun eğer hissettiklerimiz bize şöyle diyorsa;

“Senin yanındayken kendimi seviyorum.”

Evet, kendimden alıntı yaptım 🙂 Fakat, bunu hissediyorsak, işte o zaman bu ilişki dengelidir, olumludur, ilerlemeye açıktır, verimli ve vericidir, her iki taraf için de.

Hepinize harika bir SEVGİ GÜNÜ diliyorum. Dolunayda görüşmek üzere sizi eski paylaşımla baş başa bırakıyorum.

Mor Alev


St. Germaine Sevginin, Michael Kutsal İlişkinin Tanımını Veriyor ve Yeshua’dan Öğütler…

Sanatçı: Asja Boros

Sevgili Dostlar, aşağıdaki mesajları biraz daha farklı önyazılarla 2014 ve 2015 yıllarında yayınlamıştım. Geldik 2017’ye… ve çok değiştik, çok şey öğrendik ama hala daha sevginin nasıl bir şey olduğu konusunda çok da emin değiliz. Bugün hediye alıp verme, sevgiliden, eşten jestler bekleme günü gibi görünse de, siz arkadaşlar biliyorsunuz ki aslında değil. Bugün, gerçekte içinde “sevgi” kelimesi bulunan tek küresel kutlama günü! Ve şu anda, şu kaotik dünyada, en çok ihtiyacımız olan şey bilinçli sevgi.

İlginç, değil mi? Evrende her şeyin içinde bulunan muazzam Yaratan Enerjisini düşünmek ve onunla harekete geçmek için dünya çapında tek bir günümüz var ve o gün bile her an bir alışveriş festivaline dönebilir! Biz insanlar, gerçekten komik varlıklarız. En çok özlem duyduğumuz şeye yaklaşmamak için elimizden geleni yapıyoruz! Alışverişe karşı değilim, minik hediyeler ve onların simgelediği güzel anılar, hisler ve özlemler… Ama bugün temelinde sevgiyle alakalı olmalı.

Peki, her yerde bulunan ama sanki hep ucundan kaçırıyormuşuz, tam olarak deneyimleyip deneyimlediğimizi bilemiyormuşuz gibi gelen o temel enerji, SEVGİ NEDİR?

Eski okuyucular aşağıdaki mesajların benim için en değerli olanların başlarında geldiklerini belki bilirler. Eskiden okumuş olsanız bile, şimdi bu mesajların enerjilerinden yeni bir şeyler alma, anlama ve hissetme olasılığınız var. Önce sevginin tanımından başlayalım ve ilişkilere uzanalım birlikte. Bu arada unutmayalım, ilk kutsal ortağınız kendinizsiniz, ilk sevginiz de içinizdeki Yaratan’a karşı olan sevginizdir. Siz onun yansımalarından birisiniz, yani öz-sevginiz bu denklemin kilit noktası. Böylece karşılaştığımız herkesin de onun yüzlerinden biri olduğunu bilebiliriz.

St. Germaine Sevginin Tanımını Veriyor:

“Eski zamanlarda, yani kaybolmakta olan 3 boyutlu dünyanın illüzyonunda sevginin bütünlüğü o kadar kısıtlı, o kadar yanlış anlaşıldı ki ve hatta pek çok yönden – evet benim yaşamış olduğum zamanlarda bile- bir meta, hatta bir silah, bir kontrol metodu olarak kullanıldı. Sevgi bunlardan hiç biri değildir.

Şairler, yazarlar çok zarif şekillerde sevginin nazik, düşünceli, özverili, coşkulu, yüce ve yoğun olduğunu yazdılar. Ama sevgi gerçekten nedir? Sevgi, Kaynak’la, Yaratan’la, Tek Olanla, Bütün’le bağlantıda olmanın, bir bütün olmanın, birleşmenin deneyimi ve bunu bilme hali, farkındalığıdır. Evet, sizler için, bu fiziksel vücut içinde, kalp bilincinizde ve aynı zamanda tüm vücutlarınızla (yani fiziksel, duygusal, zihinsel, astral ve enerji vücutlarla) Tanrı’yla olan bağınızı deneyimlemek demektir Sevgi.

Peki, kişi nasıl sevgiyi gerçekten bilir ya da deneyimler? Bunu gerçekten bilmek zihinsel ya da duygusal bir işlem değildir. Bu tam ve bütün teslimiyet durumudur ve bu varoluş sizin tanımlama olarak düşündüğünüz şeyin dışındadır. Sıklıkla, zaman ve mekân ile belirlenen insan gerçekliğinde bir şeyleri ölçme arzusu vardır. Beni ne kadar seviyorsun? Beni X yapacak kadar çok seviyor musun? Seni X den daha çok seviyorum… Bunların hiçbiri sevgiyi tarif etmez.

Sevgi doğal ilahi varlığınıza eşit olmak, yakın olmak durumudur. Ve bu durumda ilahiliğiniz, kutsallığınız ve bütünlüğünüzde ayrım ve ayrılık yoktur. Yani siz her vücutta, formda, her hücre, her molekül, her ifade, her bakış ve görüşte verdiğiniz, aldığınız sevginin ta kendisi olursunuz. Gördüğünüz ve düşünebildiğiniz her şey bu bağlantı ve yaratılışın ifadesidir.”

(Mor Alev 2015: Sevgi, her şeyin -insanoğlunun iyi ya da kötü olarak nitelediği şeylerin bile- içindeki mükemmelliği görmek ve yargılamamaktır. Böylece koşulsuz sevgi titreşimine yükselirsiniz. Çünkü sevgi bir enerjidir, bir kavram değil. Sevgi, Yaratan frekansında olmaktır.)

Michael Yeni Romantik İlişki Şablonunu ve Kutsal İlişkileri Anlatıyor:

Sevgili Dostlar, şimdi de yeni ilişki tarifiyle devam ediyoruz. Bu sadece romantik ilişkilerle ilgili değil, bütün ilişkilerimizle ilgili. Sevdiğimiz iş arkadaşlarımızla üzerinde çalıştığımız bir proje de kutsal birliktelik, kutsal ortaklık, kutsal ilişki tanımına giriyor. Dostlarımız, komşularımız, ailemiz… Bütün ilişkilerimiz değişiyor. Baş Melek Michael (Mikail) Linda Dillon aracılığıyla yeni ilişkileri şöyle anlatıyor:

“Kutsal Anne’nin hediyesi olan şeffaf mavi enerji size berraklık, görüşünüze açıklık ve anlayışınıza netlik getiriyor. Bu enerji gelip de kesilmedi, bundan sonra da isteseniz de istemeseniz de içinize işlemeye devam edecek. Bu berraklık size gerçekte kim olduğunuzu bilmeniz için netlik verdi. Aynı zamanda görüşünüze de berraklık veriyor, birbirinizi daha iyi tanımanıza ve daha da önemlisi gerçekten birbirinizin içindeki gerçeği görebilmenize yardım ediyor. Ve evet, bu gelişim daha önce hiç görülmemiş hızla devam ediyor, özellikle de yeni dostluklar, gruplar ve ilişkilerin oluşumuna önayak oluyor. Bu daha da yoğunlaşacak çünkü siz enerjik olarak çıplak olmayı istiyorsunuz. Dünya ve dünyanızın pek çok illüzyonu – dünya kelimesini kullanıyorum, gezegen değil- o kadar tehlikeli olarak algılanıyordu ki pek çoğunuz için gizli kalmak mantıklı geliyordu. Ama saklanma zamanı bitti. Sizinle yıllardır konuşurken ve özellikle de son zamanlarda öne çıkma zorunluluğuna hazır olmanızı söylüyorduk.

Ve şu anda yaptığınız da bu. Işığa çıkıyorsunuz, yeni bir zamanın, yeni bir gerçekliğin, yeni bir boyutun şafağına çıkıyorsunuz. Ve ışığın altına doğru adım atarken birbirinizi gerçekten görmeye başlıyorsunuz. Daha önce birbirinizi gördüğünüzden çok daha net görüyorsunuz. Ve diyorsunuz ki “İşte oradasın!” Ve sadece işte oradasın değil “İşte oradasın! Seni seviyorum.”

Biz bunun için ne kadar bekledik bilemezsiniz. “Seni görüyorum ve seviyorum”. Bu kadar basit ve insan kolektifinden umutsuzca ve büyük acıyla eksik olan bir şey.

Sizin şöyle bir inancınız var; dostluklar ya da ilişkiler gelir ve gider, sevgi gelir ve gider. Ve bu yanlış. Bu kesinlikle doğru değil. O sevgiyle olan ilişkiniz ve sevginin aldığı şekil her zaman bir seçimdir. Ve bu yine hızla oluşmaya başlıyor ki, siz bir seçim yapıp ileriye bir adım atıyorsunuz ve “ben bu ilişkiye katılıyorum” diyorsunuz ve aynı kararı almış kişiyle ilişki kuruyorsunuz. O kişinin frekansı sizinle aynı değil çünkü kimsenin frekansı aynı değildir, ama frekansı sizinle uyumlu, bir kesişme ve birleşme noktası sağlıyor.

Siz, insanlık, kolektif diyor ki “Ben kalbimi açacağım ve bakalım ne olacak. Ben bunu yapacağım. Yanlış önyargılarımı, geçmişte olanlarla ilgili yargılarımı, gerçek olmayan tarihimi çöpe atıyorum. Ve ben bir amaç duygusuyla, netlikle, gerçekten olduğum kişiyi temel alarak yeni ilişkiler, yeni ortaklıklar ve yeni arkadaşlıklar yaratacağım. Ben ruh ailemi bulup onlara katılacağım.”

Bu yeni enerjilerde yalnız devam etmek isteyen çok çok az insan kalacak, büyük çoğunluğunuz “Kutsal Partner”inizle devam etmek isteyeceksiniz. Kutsal birlikteliklerin içine işleyen enerji eski enerjilerden çok farklı. Eskiden sıklıkla ilişkiler bir çeşit ihtiyaç ya da kontrol üzerine kurulurdu. Bunu olumsuz olarak söylemiyorum. Sadece ilişkilerin büyük çoğunluğu böyleydi. Ama 50 yıldır birlikte olanlar bile ilişkilerinin değişimden geçtiğini hissetmekteler. Bildiğiniz gibi sonu gelmeyen yüklemelerle yüksek frekanslı enerjilerle dolduruluyorsunuz. Biraz orada, biraz burada yükleme yapılmıyor size. Yıllardır 7/24 enerjiler içinize işliyor. Bu yoğunlaşarak, artarak devam edecek. Kutsal Anne’nin şeffaflık enerjisi bunlardan sadece biri. Yani hazır olun.

Ama yaptığınız şey şu: Kalbinizde bir arzu olduğunu ve bunu daha önce tanımamış olduğunuzu görüyorsunuz, bunun öne çıkmasına izin veriyorsunuz. Romantik olup “âşık olmak” arzusu diyebilir miyim? Aşağıda ve yukarıda (cennette ve yeryüzünde) sevginin gelişmesinden daha muhteşem, daha coşkulu, daha mutlu hiçbir şey yoktur. Bu da kutsal ortaklarınızı tanımak ve kabul etmekle olur. Bazen hiç alışılmadık şartlarda bir araya geleceksiniz. Birlikte bir şeyler yaratma arzunuz olacak. Yani basit bir evlenme fikrinden daha yoğun, daha amaç odaklı ilişkiler olacak. Birlikte neler başarabiliriz? Birbirimizi nasıl ve nerede destekleriz? Bu birlikteliklerin binlerce yıldır dünyanızda alışıldığı gibi bir şekli olmayabilir, hep tartıştığınız nosyonlardan uzak olabilir. Ve bu yeni. Bu orijinal. Bizim tarafımızda kutsal birliktelikler böyle oluyor. Yani iki ruh arasında üzerinde çalıştığınız şeye, başardığınız şeye, hayallerinize, eğlence anlayışınıza ve yarattığınız şeye bağlı olarak nasıl bir ilişki istendiğinde anlaşılır. Böylece ilişkinin şekli arzularınızı, anlaşmanızı takip eder, akışkan ve esnektir. Yani önce şekli yaratıp sonra içine bir şeyler sıkıştırmaya çalışmazsınız. Size bir hizmeti olmayan kurumları böyle yaratırsınız. İşte bu hatayı tekrarlamayacaksınız. Artık büyüdünüz, olgunlaştınız.

Sanatçı: Vladimir Kush

Bu ilişkilerin alacağı şekil hayallerinize bağlı olarak arzu ve seçimlerinizle değişip dönüşecek. Bunun kilit noktası özgürlüktür, tam bağımsızlık ve kutsal olarak bağlandığınız kişinin özgürlüğünü kabul etmek, sadece sözde değil, ruhunuzun en derin seviyesinde kabul etmek ve onaylamaktır. Böylece itme-çekme olmaz, yumuşak dalgalar gibi gelme gitme olur. Gaia’nın sizin için yarattığı ritme bakın. Tüm parçalarıyla, tüm varlıklarıyla kutsal birliktelikte ve her zaman bir ritim var. Mevsimler, gel-git, değişim var.

Yeni kutsal birliktelik enerjisinin en önemli noktası ister eski ilişkiniz olsun, ister yeni başlasın- size yalvarıyorum, çünkü bu herkes için kutsal bir başlangıç – özgürlük, bağımsızlık ve sevgi.

Bu, birbirine “Bu sevgi mi? Bu sevgi taşıyan kelimeler mi? Bu hareketler sevgi içinde mi yapıldı? Bu duygular sevgi mi? Bunlar sevgi ve saflık gösterileri mi? İstemediğim ya da kaçındığım bir şeye bakarken beni hafifletip yükseltiyor mu? Gerçek benliğim görülüyor mu, sevilip bakılıyor muyum?” diye sorma özgürlüğüdür.

Kimse “Bunu yapamazsın. Beni arkada bırakamazsın. Ben çok yalnız kalacağım. Ben ne yapacağım?” diye ayrılığa isyan etmez.  Çünkü kutsal ortaklıkta görevini yerine getirmek için gitmekle kalp bağı çözülmez, daha da güçlenir. Dayanır, sağlamdır ve besler. Hiçbir şeyin ama hiçbir şeyin bu sevginin arasına giremeyeceğini, bu ruh taahhüdünü solduramayacağını bilir. Geçmişte sadece dini misyonerlik, ya da savaşa benzer durumlarda bu durum kabul edilirdi. “Senin savaşa gitmen gerekiyor, ben seni sevmeye devam edeceğim” demek bile aslında normal değil çünkü bir fedakarlık ve istekli olmama durumuna işaret ediyor.

Şimdi siz enerji alanınızı birbirinize doğru genişletmeyi ve böylece fiziksel, zihinsel, ruhsal, duygusal dansı öğreniyorsunuz. Çok yeni ve değişik şekilde eriyip birbirinize kaynaşıyorsunuz, birbirinizin alanlarına kayıp sonra yeniden ortada buluşmayı öğreniyorsunuz. Çünkü korku faktörü gidiyor. Birbirinizin elini ve kalbini tutup seyahat edeceksiniz, keşfe çıkacaksınız. Bunu öğreneceksiniz çünkü yaratıcılığınızı besleyecek.

Kutsal ilişkinizde neyin mümkün olup olmadığına dair parametreler koymayın. Bu bir hediye, bu çok güzel.  Direnmeyin sevgili dostlarım, bu güzel dansın başlamasına izin verin.”

Dostlar, Michael’ın romantik yönünü de böylece tanımış oldunuz. Bugün sevgi festivalimiz, Yeshua ile devam ediyor. (Yeshua, İsa’nın insan ismidir.)

Yeshua’dan İlişki Öğütleri:

Zor ilişkileri rahatlatmak için kalp çakrası çalışması:

“Zor ilişkiler ve zor insanlar sizin için birer fırsattır. Biz bunu söyleyince “ben bu zor insanları hayatımda istemiyorum, şu anda bu fırsata ihtiyacım yok” diyorsunuz. Gerçekte bu kişiler sizin yarattığınız ve kendinize çağırdığınız kişiler. Çünkü “zor”  her zaman çift taraflı bir olaydır. Bu kişiler en büyük öğretmenlerinizdir, size hem gezegensel hem de kişisel temelde çözülmemiş sorunları, keşfedilmemiş bölgeleri hatırlatırlar. Bu sorunlar, bu bölgeler açılmalı, temizlenmeli ve şifalanmalıdır. Bu hediyemin (bu enerji yönteminin) bir görseli var:

Fiziksel ya da enerjik olarak kolunuzu ulaşmak istediğiniz kişiye doğru uzatın. İşaret ve orta parmağınızla o kişinin kalp çakrasına dokunun. Ve sanki lazer ışını gönderiyormuş gibi kendi kalbinizden onun kalbine sahip olduğunuz tüm sevgiyi gönderin. Burada kalmayın, bizim sevgimizi, Tanrı’nın sevgisini, evrende bir kanal olup taşıyabileceğiniz tüm sevgiyi gönderin. Bu kalpten kalbe bir hediyedir. Ve bir açılımın başlamasına izin vermiş olursunuz. Kalpler yumuşayınca sorunlar çok daha kolay çözümlenir, uzlaşmaya gidilir, sevgi ifade edilir.”

Sevginin sonsuz akımı:

infinity-symbols

“İlişkilerde biraz ılınma, biraz düzelme sağlandığında “sonsuzluk” aracını kullanın, yani sonsuz sevgi akımını. Sonsuz işareti yan sekiz rakamı gibidir. Bunu her ikinizin kalplerinin arasına yerleştirin. Bir kalpten diğerine ve geriye bilgi ve sevgi toplar ve dağıtır. Sonsuz akım çeşitli renklerde olabilir, ruhunuzun renginde. Bu özellikle arkadaşlıklarda çok faydalıdır ve tabii ki kutsal ortaklıklarda. Bu devamlılık sağlar, aradaki bağı güçlendirir. Hiç durmadan 7/24 çalışır. Örneğin aradaki bağda bir kırıklık olduysa, bağı onarır ve güçlendirir. Eğer tek bir akım size yeterli gelmiyorsa birkaç adet sonsuz akım yaratabilirsiniz.”

Espri ve kahkaha:

“Son olarak önereceğimiz şey ise lütfen espri anlayışınızı, gülme kabiliyetinizi unutmayın. Bozulup kızdığınız şeye gerçekten bakın, onu merhametle görün, onun esprisini görün. Benim gözlerimle bakın, Kutsal Anne’nin gözleriyle bakın ve komik olma olasılığını görün. Kendinize ve duruma zarif ve kibar davranın. Kahkahanın ortamı yumuşattığını hatırlayın.”

St. Germaine, Michael ve Yeshua’ya çok çok teşekkürler. Sizi seviyoruz. Ve sevgili okuyucularım, hatırlayın, asla yalnız değilsiniz ve çok seviliyorsunuz!

Mor Alev

Bu yazıda bölümleri verilen St. Germaine, Michael ve Yeshua mesajlarının tam transkriptlerine counciloflove.com dan ulaşabilirsiniz.


YEPYENi! “Sabian Hikayem”. Gizeminizin kilidini açın. Kendinizi gerçekleştirin!

En son nöroplastisite yöntemleriyle HAYATINIZI AKIŞA AÇMAK, ALMA-VERME DENGESİNİ KURMAK, KISIR DÖNGÜLERE SON VERMEK ve BOLLUĞA EVET! demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile Sağlıklı Zayıflama yönteminden faydalanmak için buraya tıklayınız.

Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.


Telif Hakkı©2022 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.

Copyright © 2022 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

HİZMETLER
HİZMETLER

3 comments

  1. Sevgili Bilge Baykuşların Sevgili Mor Alev’i; tam tarihi hatirlamamakla birlikte, sizlerle çok uzun süredir aynı kaynaktan besleniyorum. Ancak son zamanlarda özellikle uzun yazıları kesintisiz okuma vaktini gün/hafta içinde bulmak kolay olmuyor, mutlaka bölünüyor ve adeta gazı kaçıyor o anki enerjinin/lezzetin. Akşam ya da hafta sonu tekrar okuma fırsatı da ya oluyor ya olmuyor. Bu nedenle bir çare düşündüm, kalbim der ki; biz bu muhteşem yazıları -sırayla bile olabilir- okusak, sesli metin haline getirsek ve bir de öyle bir arşiv yapsak. Ne dersiniz, hafta sonları metin seslendirme için vakit bulup katkı da sağlayabilirim. Sevgi gününde, her gün için sevgiyle….

    Liked by 1 kişi

    1. Sevgili Özlem, kibar öneriniz ve buna gönüllü olduğunuz için çok teşekkür ederim. Tabii ki bu yapılabilir. Bu öneri zaman zaman gelir, ben de ilk zamanlarda bunun gerekli olmadığını söylerdim. Sonradan tabii ki yapalım demeye başladım. Fakat bunun ne büyük bir girişim olduğunu henüz anlayamamış dostlar en sonunda geri çekildiler. Yani bu fikir hep vardı ama gerçekleşmedi. Ancak bu benim için hiç de sorun değil. Hatta ben bu blogun yazılı medya olarak kalmasını canı gönülden destekliyorum. Bunun bilimsel ve kültürel bir sebebi var. 140 karakter, hashtag ve slogan kültüründe okumaya ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Bilimsel olarak okumak ve tabii doğal olarak okurken okuduğunu gözünde canlandırmak, dinlemek veya video seyretmekten çok daha fazla nöron kullanır. Aslında dinlemekten ve seyretmekten de çok daha az vakit alır, hızlıdır. İsterseniz durup geri gidebilir, tekrar okuyabilirsiniz. Beyindeki elektrik akımın çokluğu ve nörolojik aktivite öğrenmeyi, anlam vermeyi ve değişimi çok daha fazla destekler. Yani en temel haliyle bir enerjik değişim yaşarsınız. Okumanın böyle bir avantajı var. Dinlemek kötü mü? Tabii ki hayır. İsterseniz kaydedin. Hepimiz dinleyelim. Burada toplamı dört-beş sayfadan fazla bir yazı şimdiye kadar yayınlanmadı. Bir günde, bir haftada beş on sayfa okuyacak vakit ayırabiliriz ve ayırdığımız zaman dinlemekten daha az olacaktır. Konsantre olacaksınız, enerjiyi özümseyeceksiniz, odaklanacaksınız. ANDA KALACAKSINIZ. Araba kullanıp önünüzü kesen şoföre kızarken bu mesajları dinlemenin aynı etkiyi yaratacağını sanmıyorum.
      Ve daha da önemlisi, bu yazıları okuyup kaydetmek için gerekli zamanı nasıl bulacaksınız? Halka açık sunulacak bu kaydı en iyi şekilde okumak en az yarım saat sürecek ama büyük ihtimalle önce prova, vurgulama, berraklık, gerekli teknik hazırlık, ardından yayına hazırlamak derken… anlıyorsunuz değil mi?
      Yani sevgili Bilge Baykuş, buna karşı değilim ama okumanın hayatımıza faydalarını da düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Şimdi asıl soru şu, sadece kendi ruhunuza iyi geldiğine inandığınız (bu blog olabilir veya başka bir yerdeki makale) beş on sayfa okuyacak 10 dakikayı ayıramıyorsanız, özsevginin hangi noktasındasınız?
      Öneriniz için çok teşekkür ederim. Ben buna açığım ve çok kolay olmadığını da biliyorum. Sevgilerimle

      Beğen

Yorumlar kapatıldı.