Cesaret Madalyası

“Hayat, tutunmakla salıvermek arasındaki dengedir” -Rumi

Bu gece yarısından yarım saat kadar sonra Jüpiter ve Plüton son defa birleşecekler. Ama bu sefer aralarında bir de Tanrıça var: Pallas Athena. 

Mitolojide Pallas Athena, babası Zeus’un başından ve bir yetişkin olarak doğar, silahlarını kuşanmış bir dişi savaşçıdır, öyle ışıldar ki doğduğunda bir süre güneş bile görülemez. Savaşçı becerilerine karşın, Pallas Athena, silah yerine bilgeliğini kullanmayı tercih eder. Efsane, bunun sebebini arkadaşının ölümüne sebep olmasından duyduğu pişmanlık olarak anlatır. Düşünce gücü yüksek, tarafsız bakış açısına sahip, algıları son derece yüksek bir tanrıçadır. Kararlarının olası sonuçları hakkında yüksek farkındalığa sahiptir. Strateji ustasıdır, bağımsızlık, yaratıcı zekâ, planlama becerileri ve önyargısız duruşu en önemli niteliklerindendir. Pallas Athena her zaman bir baykuşla resmedilir. İlahi bilgiye, telepatik iletişime açıklığı da temsil eder. Eşitlik onun için çok önemlidir. Eşit bağımsızlık getiren kutsal dişi savaşçı rolündedir. Ve en güzeli de, kuşandığı silahlara rağmen savaşmayacak kadar akıllıdır!

Bu üçlü ne yapacak? Öncelikle, Jüpiter ve Plüton başladıkları işi bitirmek için bir aradalar. Yani gözlerimizi ilk birleşmeye çevirelim, ne demiştik…

“Fakat, Jüpiter Plüton’la birleşmek üzereyken (5 Nisan 2020), ikisi de Eris’e kare açı yaparken, çöküntünün ani ilerlemeye, trajedinin büyük başarıya dönüşmesi için daha yüksek potansiyele sahip bir zaman da hiç olmamıştı. Satürn-Plüton’un Ocak 2020’de bir defalığına birleşmesinin aksine, bu buluşma üç defa gerçekleşiyor. (Bir sonraki iki birleşme 30 Haziran ve 12 Kasım 2020) Bu da Ocak ayındaki ani değişimden farklı olarak daha uzun bir ayarlama ve ölçümlendirme işlemini yansıtıyor. Hızla yeni Satürn-Plüton mıntıkasına ulaştıktan sonra, şimdi alışma ve yönlendirme sürecindeyiz. Bu yeni yabancı dünyada işlerin nasıl yürüdüğünü ve geleceğini şekillendirmede ne kadar etkili olabileceğimizi keşfediyoruz. Jüpiter bizlere, deneyimler aracılığıyla, hayatın büyük gerçeklerini onu açık bir kalp ve zihinle yaşayarak öğreneceğimizi söylüyor. Her zaman bilecek, deneyimleyecek, merak edecek, hayran kalacak daha fazlası olacağını hatırlatıyor. Jüpiter bizi hiç durmadan gelişimde tutuyor, rahatlık alanımızın ötesindekileri de keşfetmeye ve orada bulduklarımızı kucaklamaya itiyor. Öyleyse, Jüpiter Plüton’la, yeraltının hükümdarıyla, birleşirken çoğunluğun rahatlık alanlarının dışına zorlandıklarını hissetmesi hiç de şaşılacak bir şey değil!”

“Jüpiter’in Plüton’la olan işbirliği insanlığın gölgelerinin en karanlık parçalarının kazılıp açığa çıkarılması için on üç yıllık bir süreci başlatıyor, aynı zamanda en dönüşümsel enerjilerin kullanıma sunulduğu bir dönem. Oğlak’tayken, pratik, gündelik hayatta başkalarına muhtaç olmadan kendi işini görebilmenin önümüzdeki yolculuğun püf noktası olduğunu doğruluyor. Oysa hala daha Yengeç’te bulunan kuzey düğümü* ise hepimizin TEK bir Benliğin parçaları olduğumuzu ve birbirimize dayandığımızı da hatırlatıyor. Birbirimiz için yaptığımızı, kendimiz için de yapıyoruz. Ne Jüpiter, ne de Plüton kendi güçlerini vermeyi asla ve asla akıllarına bile getirmezler. Biz de bunu düşünmemeliyiz, özellikle de korkuya vermeyi. Bu onu inkâr etmek veya bastırmak demek değildir. Ancak nasıl davranacağımız, ne seçimler yapacağımız konusunda son sözü söylemelerine izin vermeden hislerimizi tanıyabiliriz. Jüpiter ve Plüton, bizleri korkunun çevresinde ne kadar açılıma ve gelişime açık olabileceğimizi keşfetmeye çağırıyor. Ne kadar da engin olabiliriz, olduğumuz insanı tanımlamasına izin vermeden korkuya yer tanıyabilirsek eğer.

Hepimiz bunu yapabiliriz. Fakat yalnız yapamayız.”

(*Nisan ayında kuzey düğümü henüz İkizler’e geçiş yapmamıştı)

Şimdi, bu iki devin arasında Pallas Athena duruyor, zeytin dalının yaratıcısı. Barış ve huzura giden yolu bulmaya kararlı. Güçlü dişi enerjiyi dinleyin. Gerçekte Plüton ve Pallas Athena’nın bir ortak özelliği var: Her ikisi de gölgelerimizi ve korkularımızı çok iyi anlıyor, hayatlarımızda nasıl kalıplar oluşturduklarını biliyorlar. Eğer Jüpiter gelişimimiz için tezahürat yapan iyimser yaşam koçuysa, Plüton da karanlıklarımızı araştırıp şifayı getiren psikoterapistimizdir. Her ikisinin arasında bir denge unsuru olarak Athena büyük yenilenme sunuyor. İçinden geçtiğimiz karmik resetlenmenin sonunda, her şey ama her şey değişmeli. Kurallar değişmeli. Biz de değişmeliyiz. Bırakmak, salıvermek, yeniyi kucaklamak, kısaca değişim ise inançla başlıyor. İnançla hızlanıyor. 

Tom Lescher bu enerji için “son geldi” demiş. Sadece 2020 değil, 13 yıllık Jüpiter-Plüton döngüsü, 20 yıllık Satürn döngüsü, ve hatta 4000 yıllık Jüpiter-Plüton-Satürn döngüsü! Bitiriyoruz. Kapatıyoruz. Taşınıyoruz. İnsanlığın dev mezuniyeti gibi. Şafak ise 21 Aralık’ta dostlar. 

Birleşmenin aktive ettiği enerji, 12 Ocak’taki Satürn-Plüton buluşmasının enerjisini de tekrar tetikliyor. Sabian sembolü;

“Çatışmada gösterilen cesaret için verilen iki madalya”

Yaşadığımız bu hayat, içinde bulunduğumuz bu dönem şimdiye kadar hiç olmadığı kadar cesaret ve özgüven istiyor. Kendini fiziksel olarak mücadeleye fırlatıp atmak kolay. Hepimiz savaş anında amigdalaya bağlanıp topla tüfekle saldırabiliriz. Fakat içinizdeki çok bilmiş küçük benliğin eleştirilerine ve korkularına rağmen kendini açığa çıkarmak ve harekete geçmek, çatışma sırasında fiziksel varlığını korumaktan çok daha büyük cesaret ister. En büyük savaş içimizde. “Başkaları ne der?” demeden doğru bildiğimizi yapmak, iç sesimizle, kalbimizle uyumdayken “Hayır!” ya da “Tabii ki evet!” diyebilmek yaptığımız en yürekli davranış olabilir. Ve böylece hayatımızı ve belki de diğerlerinin hayatlarını da değiştirebiliriz.

Madalyalar hazır, sizi bekliyor. Bu sembol şu anda yapmakta olduğunuz veya yapacağınız şeylerin büyük cesaret olarak görüleceğini ve sadece bir defalık değil, tutarlı bir şekilde o cesaretle hayatınızı sürdürdüğünüzün tanınacağını söylüyor. Bu madalya sadece bir hedefe başarıyla ulaşmayı değil, tepkilerinin kontrolünü kendi elinde tutan ve yüksek standartta davranan bir savaşçıyı anlatıyor. Bu savaşçı kaçmıyor. Bu savaşçı saklanmıyor. Bu savaşçı sersemce saldırmıyor. Bu, bir kalp savaşçısı.

Bu dönemde en büyük mücadelemiz kendi korkularımızla gerçekleşiyor. Nasıl zeki bir savaşçı olup bundan zaferle çıkarsınız? Pallas Athena biliyor; Cesaretle ve hedefe olabilecek en tutarlı şekilde odaklanarak. Barışa, huzura, paylaşmaya, işbirliğine cüret ederek.

Şimdiye kadar iyi gittiğimize inanıyorum. Elimizden gelenin en iyisini yaptık. Bundan böyle de yaptığımızı yaparken, ne olursa olsun, daha tecrübeli ve açık hissedeceğimizi, karşımıza ne çıkarsa çıksın direnmek yerine çözüme uzanmayı tercih edeceğimizi düşünüyorum. Önümüzdeki seneden itibaren ama en geç 2025’de göğüslerimizdeki ışık madalyalarını hissedeceğimizden, onlarla gurur duyacağımızdan eminim. 

Bu hafta hızla devam ediyor. 11-11 enerjileri bizimle, Mars yarın ilerlemeye başlıyor, 15 Kasım Pazar günü ise yeni ayla Akrep sezonuna giriş yapıyoruz.

Bu sırada fark ettiyseniz, blog da değişmeye karar verdi. Online gazete görünümünden biraz daha akan, daha sade bir görünümde olmaya doğru gidiyor. Kullanılmayan fonksiyonları bir süredir eliyordum, bunu dikkatli okuyucular görmüştür sanırım. Yazı karakterleri değişti ve son olarak da genel görünüm. Sizlerden ricam, bir süre bir takım olası tuhaflıklara karşı sabırlı olmanız. Hala daha arka planda bazı şeyleri ayarlıyorum, kendim yaptığımdan dolayı uzun sürüyor, eh bu benim alanım olmadığı için bazı hatalar da yapabiliyorum ama sonucu beğeneceğinizi umuyorum. En geç bir hafta içinde daha temiz, daha okunur ve daha çok içerikle aradığınızı bulacağınız bir formatla karşınızda olacaktır. Çok teşekkür ederim!

©Mor Alev 2020


En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile çalışmak istiyorsanız buraya tıklayınız.

Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

27 comments

    1. Emekleriniz için minnettarım. Yolumuza ışık tuttuğunuz için yürekten teşekkürler 🙂 Sevginiz ve Enerjiniz her daim bol olsun 🙂 Selamlarımla

      Liked by 1 kişi

  1. Ben yeni gorunusu sevdim😇 cep telefonumdan girmistim ve ilk an ne oluyor dedim sonra gulumsedim.degisim dedim… pallas athena’ya ayrica bayildim. Ve sonra senin bize athena’nin sembolu olan “bilge baykuslar” hitabin aklima geldi😊 ayrica yorum yazarken harf karakterinin de degisimini sevdim… “elimizden geleni yapmak” tam ve vaktinde…hersey olmasi gereken zamanda ve olmasi gerektigi halde… salivermekte zorlanan ve israrla tutunmaya calisan yanlarimiza tatli bir hatirlatma olsun…emegine saglik💜

    Liked by 2 people

  2. Teşekkür ederim

    12 Kas 2020 Per 12:59 PM tarihinde Mor Alev şunu yazdı:

    > Mor Alev posted: ” “Hayat, tutunmakla salıvermek arasındaki dengedir” > -Rumi Bu gece yarısından yarım saat kadar sonra Jüpiter ve Plüton son defa > birleşecekler. Ama bu sefer aralarında bir de Tanrıça var: Pallas Athena. > Mitolojide Pallas Athena, babası Z” >

    Liked by 1 kişi

  3. Sayfanın yeni haline bayıldım, süper olmuş… Elinize, yüreğinize, emeğinize sağlık, teşekkürler 🙏💜

    Liked by 1 kişi

  4. Her değişim böyle sonuç verecekse değişim şahanedir 🙂
    Çok genç, enerjik ve tazelik nefesi olan bir tasarım olmuş. Elinize sağlık.

    Liked by 1 kişi

  5. Sevgili Mor Alev; bu sefer yazı ile ilgili değil, sayfa ile ilgili bir fikir belirtmek istiyorum. Bir başlığın içine girip yazıyı okuduktan sonra o sayfanın en altına inince ana sayfaya ulaşabilmek için aynı sayfada tekrar yukarıya çıkmak gerekiyor. Okuyucu sayfanın neresinde olursa olsun ana sayfaya dönüş butonu sabit ve görünür bir alanda olmalı diye düşünüyorum. Sevgiler 🕉🙏

    Beğen

    1. Yapabilir miyim, bilmiyorum. Bakalım…. Ama zaten bir parmak hareketiyle soldan sağa tablet ve telefonlarda geriye gidebiliyorsunuz. Ya da internet tarayıcının geri okuna tıklayarak. Araştıracağım. Sevgilerle

      Liked by 1 kişi

  6. Kaç yıl oldu hatırlamıyorum sizi okuyarak güne başlayalı.. Hastallıkta ,sağıkta,iyi günde kötü günde hep destek aldığım bir arkadaşım oldu Mor Alev .. Beni uyaran bazen kızan bazen seven..İçinde evreni barındıran.. Tüm emekleriniz için teşekkürler..Değişim güzel olabilir 🙂 Hatta geçen gün lavanta tarlalarına ne kadar çok aşina oldugumu düşündüm kapak fotografınızdan dolayı..
    Bu yıllar içinde her şeyim oldu, her şeyim kaybettim..Çok az şeyim kaldı ama sanırım o salıvermekle hayata tutunmak arasındaki dengeyi bulmak hiç bu kadar zor olmamıştı.. Hayatımınişe aramaz olduğunu düşünüyor ve kendime, aileme, çevreme , evrene, bütüne benim ne faydam olabilir ki diye düşünmekten çok yoruluyorum. Pes edyorum.. Bir yerden yine küçücük bir umut doğuyor ama yine kaybediyorum.. Yine de iyi ki varsınız.. Yıllardır verdiğiniz emek için çok çok teşekkür ederim.. Sevgiler

    Liked by 2 people

    1. Sevgili Eren, evet, bunlar kolay günler değil. Bazen inancı ve güveni bulmak için kemiklerimize kadar soyulmak zorunda kalıyoruz. Detayları bilmiyorum ama sanki sıfır noktasındaymış gibi yazmışsınız. Bu, yaptığım pek çok kişisel kanallıkta Baş Melek Michael tarafından kutlama sebebi olarak görülür. Her ne kadar danışan buna sinir olsa da! 🙂 Şu anda karar verdiğiniz her şey olabilirsiniz, yepyeni bir hayat yaratabilirsiniz. Acaba kalbinizi ne memnun ederdi? Ne onu kanatlandırıp uçururdu? Ona doğru minicik bir bebek adımı atın. Gerisi koşarak gelecektir. Sevgilerle

      Liked by 3 people

  7. ben de ilk yazı stilinin değiştiğini gördüğümde gülümsemiştim hoşuma gitti ve ardından sayfa düzeni değişimi geldi daha özgün ve ferahlık hissi verdi bana eline emeğine sağlık mor alev seviyoruz seni

    Liked by 1 kişi

  8. Ne çok ihtiyaç hissediyorum son zamanlarda bu yazıların ışığına. İyi ki aracılık ediyorsunuz, çok teşekkürler ve elinize sağlık web sitesindeki değişiklikler çok keyifli oluyor.

    Liked by 1 kişi

  9. Sayfanın yeni haline bayıldım, değişiklik süper olmuş. Senelerdir bize rehber oldunuz, insan buna nasıl teşekkür eder ki. Sayfayı açar açmaz yüzüme pozitif enerji vuruyor. Sizi mutlaka ziyaret etmem, tanışmam gerek. Çiçeğimle geleceğim Mor alev😄😇🥰

    Liked by 1 kişi

  10. Sevgili Mor Alev. Akşam size mailim bir türlü gelmek istemedi😊.
    Sayfanızın enerjisi değişmiş. Daha genç ve sanki taşlar yerine oturmus. Ve okadar güzel parliyor ki. Ormandayım ama güvendeyim hissini verdi. Paylaşmak istedim. Emeğinize saglik.

    Liked by 1 kişi

  11. Sevgili Mor Alev,
    Tekrar muhtesem bir makale ve surecle birebir etkilesimde, ayni frekansta olmak guven ve guc veriyor. Cok tesekkur ederim, bu sureci senle ve blogla gectigimiz icin o kadar minnettarim ki!

    Tam da jupiter ve platonun bizi destekledigi alanla ilgili bir hikaye paylasmak istedim:
    Gurusu tarafindan yetistirilen bir savasci, tum asamalar basariyla gecmis ve bir gun en zorlu ana en onemli musabakanin zamani gelmis: herkesi alt eden bu akilli, dengeli, cevik, bariscil, guclu savascinin karsisina Gurusu rakip olarak “korku”yu koymus. Savascimiz durumu ölçmüs bicmis, ne yapsa hangi hamlede bulunsa hep korku onu ele gecirmis, hep galip gelmis. En sonunda savasci onu onurlandirmayi secmis ve Korku’nun onunde saygiyla egilerek sormus “Sevgili korku, seni yenmek icin ne yapabilirim? “. Korku ona verilen bu kabul edici, mutevazi tavirdan cok etkilenmis ve savascinin kulagina fisildamis: ben geldigim her seferde senin kulagina ve kalbine bir seyler fisildarim, ne yapman gerektigini soylerim, seni yonlendirmek icin durmadan konusurum. Eger benim yap dediklerimi yapmaz, seni yonlendirmeme izin vermezsen beni yenmis olursun.”

    Bu vesileyle bugune kadar yasadigim her korkuya da tesekkur ediyorum. Hic kolay degildi, ama golgeler olmasaydi isigi hic bilemeyecektim. Oyle ki en hayat dolu,yasamimin kiymetini hissettigim anlar, algimi degistiren ve trapezler arasi geciste hissedilen o varolussal korkuydu. Yaratan’a ve tum gezegenlere, beni cesur kilan her seye cok minnettarim. Sevgili Mor Alev, yukaridaki makaleye gore surecte Jupiter’in enerjilerini hayatima resmettigin icin cok sansliyim, senle yurumek harika. Sinirsiz nese, keyif, cosku ve sevgi okyanusunda yuzmeni dilerim 🙂 iyi haftasonlari!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.