Haftanın Enerjisi ve Titreşimsel Seçimler

Sevgili Dostlar, bugün iki ayrı mesajı bir yazıya sıkıştırıyorum. Önemli bir haftadayız ve enerji farkındalığımız ne kadar yüksek olursa, bu haftayı o kadar verimli geçirebiliriz. Yazının ikinci bölümündeki Melekler ise benzetme olarak seçimleri kullanıyor. Eğer hala daha seçimlerden bıkmadıysanız tabii. 🙂 Ancak biliyorsunuz, onların söyledikleri hep zamansız ve evrensel. Bu hafta ise enerji, seçimlerimizin çok önemli olduğu bir evreye giriyor. Bir yoğun hafta daha dalga dalga gelirken,  önce gökyüzünde neler olduğuna bir bakalım:

9 Kasım, Mars ve Venüs karşı karşıya

Her ikisi de kendi burcunda, ben ve biz arasında kalıyoruz.

Venüs, “Fırtınadan sonra onarım ihtiyacındaki iskele” sembolünde. Burada onarım ihtiyacındaki ilişkileri görüyoruz. Özel veya toplumsal ilişkiler, toplumlar arası ilişkiler, hatta parayla ilişkiniz… “Ben”i düşünürken, “biz”i ihmal etmiş olduğumuz durumlar birden yüzümüze vurulabilir. Bu sembol hayatımızdaki zor durumlar, fırtınalar sonrasında onarım isteyen parçalarımız olduğunu anlatıyor. Denge bozulmuştur, iskele artık güvenli değildir. Ancak kayıplar geçicidir. Fırtına da sona erdiğine göre, çalışmalar başlayabilir. Bu sefer inşaat daha akıllıca ve sağlamca ele alınabilir. Artık ne olduğuna değil, ne yapacağımıza bakmalı ve fırtınadan saklandığımız yerden çıkıp işe koyulmalıyız. Bu sembol her anlamda yeniyi getirmek üzere bütün araçların bizde olduğunu ya da bize ulaşacağını anlatır. Kendimizi olumlu bir ruh halinde tutup tamirata odaklanmalıyız. Onarım geçici olmamalı. Fırtınadan bir ders aldık. Bu sefer sağlam temellere önem vermeliyiz.

Mars ise gerilemesini bitirmek üzere. Evet, Venüs’le gergin açıda ama aktive ettiği sembol bu zıtlığın hiç de boşuna olmadığını anlatıyor: “Günbatımında işbaşında görülen periler”

Bu sembol bize görünmez enerjilerin yardımının görünür olacağını anlatıyor. İster adına periler, melekler deyin, ister enerji, kozmos, evren veya vefat etmiş büyükannenin ruhu, yardım siz daha doğru dürüst istemeye vakit bile bulamadan yanınızda belirebilir! Gözleri dört açın. Fark edin. Kabule geçin. Şükran faktörünü unutmayın. Bu sembol günbatımını işaret ediyor. Bir devir bitiyor. Bunu görüyoruz, bunu yaşıyoruz, bunun kanıtlarına her gün şahit oluyoruz. Ve günbatımı ve gün doğuşu insan algılarımıza göre perdenin en ince olduğu, ruhaniliğe en açık olduğumuz ve dönüşümün de en yüksek olduğu saatlerdir.

Mars’ın hala gerilemekte olduğunu düşünürsek, ben-merkezli ego bilincinin batışını da anlatıyor. Benden bize geçiş ama bu sırada sağlıklı sınırlar koymak, ezilmek ya da ezmenin olmadığı yeni bağlantılar, yeni ilişkiler yaratmak için yardım burada. Son olarak, bu sembol doğanın sonsuz büyüsünü getiriyor bize, şifalı gücünü, yeniden doğuş kabiliyetini, döngülerin önemini ve kudretiyle eş şefkatini hatırlatıyor.

Bu enerji bütün bir hafta bizimle. Tam bir şifa enerjisi. Ve şifa hep lavanta kokulu yumuşaklıkla gelmez, bazen de bir kriz gerekir. Hafta ben-biz ekseninde yüzleşmeler ve değişimle gelirken, durmuyoruz!

11-11 Kapısı

Daha sonra detaylı bir şekilde bu enerjiye eğileceğiz. Bunu bir hatırlatma olarak görün lütfen. Enerji girişi 10 Ekimde (10-10 Kapısı) başlamıştı. Şimdi zirveye ulaşıyor ve 12-12, ardından da çok önemli 21-12-2020’ye, Kış gündönümü ve Jüpiter-Satürn buluşmasına yolu açıyor. 

12 Kasım, üçüncü ve son Jüpiter-Plüton birleşmesi:

Önemini nasıl vurgulayabilirim? Yılın enerjisine son vuruş. Son uyarı. Son tekrar. Son büyük değişim şansı. 12 Ocak’taki Satürn-Plüton birleşmesiyle aynı derecede!

14 Kasım, Mars gerilemesi sona eriyor: “Günbatımında işbaşında görülen periler” sembolünde günlerce kalarak iyiden iyiye güçlendiriyor ve aynı enerjide ilerlemeye başlıyor. En sonunda geçmişi geçmişte bırakabiliriz. Yapabileceğimizi yaptık, kızdık, sinirlendik, istediğimiz noktaya gelemediğimiz zamanlar oldu ama öğrendik. Şimdi ilerlemeye hazırız. Genel olarak enerji yakıcı, hırçın ve atılgan. 

15 Kasım, Akrep Yeni Ayı

Yeni başlangıçlar. Güzel bir enerji, güzel de mesajları var. Bunu da sonra detaylı bir şekilde konuşacağız. Bu sırada tutulma koridoru da başlıyor.

Bütün bu enerjileri nasıl değerlendiririz? Enerjimizi seçerek elbette! Meleklerin söylediklerine kulak verelim:

Titreşimsel Seçimler

Özgülüğünüzü kutlayın. Sadece birkaç yılda bir oy vermiyorsunuz. Aksine, varoluşunuzun her bir anında titreşiminizle oy veriyorsunuz. Ya huzura oy veriyorsunuz ya savaşa. Ya birliğe oy veriyorsunuz, ya ayrılıkçılığa. Eşitliğe, kibre ya da aşağılık duygusuna. Sağlığa ya da hastalığa. Kaosa ya da düzene. Sevgiye, yargıya ve hatta nefrete oy veriyorsunuz.

Kozmik “oylarınızı” sözlerinizle vermiyorsunuz. Kozmik “oylarınızı” inançlarınız da vermiyor. Bütün bunların yerine yaymakta olduğunuz enerji titreşimi, kitlesel bilincin devasa denizinde oyunuzu kullanıyor ve o oy kesinlikle size kişisel deneyiminizde geri yansıyacaktır. Bir amacı sevgiyle destekleyebilirsiniz veya herhangi bir şeye karşı nefretle savaşabilirsiniz. Size farklı bir gerçekliği çağıran şey, hareketleriniz değil, enerjinizdir.

Şu anda yaydığınız enerji nedir? Sevgi mi? Korku mu? Kaygı? Neşe-keyif-coşku? Memnuniyet? Hoşnutsuzluk? Bunu hissetme şeklinizden bilirsiniz. Yaymakta olduğunuz enerjiyi tanır tanımaz, onun keyfini çıkarabilir veya onu değiştirmeye başlayabilirsiniz. Bizim tarafımızdan buna karşı hiçbir yargı yoktur. Kendi deneyiminizi kendiniz belirlersiniz.

Ne zaman isterseniz, gerçek özgürlüğünüzü uygulamaya koyabilirsiniz – ruhani özgürlüğünüzü. Bu da deneyimlemeyi istediğini hisleri verecek düşünceleri düşünmektir. Bunu yaparken, hissedip odaklandığınız gerçekliği tek başınıza çekersiniz. Liderlik için rekabet edenler için dua edebilirsiniz veya onları hiç hazzetmeyebilirsiniz. Titreşimsel “oyunuz” mutlaka bireysel deneyiminizi belirleyecektir. 

Kimse, ne kadar ilham almış veya tam tersi nefret uyandırıcı olursa olsun, nasıl hissedeceğinizi yönetemez. Kendi duygularınızın hükümdarlığındaki tek egemen güç sizsiniz. Dünyada nasıl davranıp nasıl tepki vereceğinizi sadece siz seçersiniz. Kimse size bir şey “hissettiremez” sevgililer. Ancak alışılmış bir uygulama, ruhani özgürlüğünüzden feragat etmeniz ve titreşiminiz için başkalarını suçlamanızdır.

“Eski eşim beni öfkelendiriyor”, şu insan “beni hasta ediyor” veya o durum “kalbimi sevinçle dolduruyor” demek daha kolay olsa da, gerçekte olan şey şudur: Öfkeniz sizi öfkelendirir; beğenmediğiniz bir şeye olan rahatsızlık tepkiniz sizi “hasta eder”; herhangi bir durumdaki sevgiyi görme arzunuz “kalbinizi sevinçle doldurur”. 

Titreşimsel oyunuz için kendi sorumluluğunu böyle kusursuz seviyede üzerine almak zorlu olsa da, bu sizin Yaratan vergisi hakkınız ve özgürlüğünüzdür – Nasıl hissetmek istediğinizi sadece düşüncelerinizi seçerek belirlemeniz. Her defasında bir düşünceyle adım adım ilerleyerek giderek daha iyi hissetme özgürlüğünüz.

Bu zamanda sizleri şiddetle, hararetle sizi huzurlu hissettiren düşüncelere odaklanarak, huzura “oy” vermeye çağırıyoruz. İyicil ve kibar davranarak, dünyada iyi şeyler yapan insan örneklerine odaklanarak, iyiliğe “oy” vermenizi rica ediyoruz. Sevgiye “oy” verin, sevgili dostlarımız, çünkü tam şu anda acı çekerken acı çektirenler, daha önce hiç olmadığı gibi yüzeye çıkıyorlar ve kendi acılarını ifade ediyorlar.

Her düşünceniz, her sözcüğünüz, her davranışınız şimdi çok önemli. Her titreşimsel oyunuz sayılıyor.

Titreşimsel oyunuzu elinizden geldiğince sık sevgiye verin sevgililer. Huzura oy verin. Önünüzdeki haftalarda yargıya, korkuya ve öfkeye kışkırtmalar olacak. Ama sevgiye odaklanmak için elinizden geleni yapın. Her zaman varolan iyiye odaklanın. Tabiatın huzurlu sürrkliliğine odaklanın. Dünyanın sevecen insanlarını düşünün. Huzur, şefkat ve kibarlıkla yaşayanların örneklerini arayın.

Her zarif, iyi, sevecen, huzurlu oy, dünyanızı zarif, sevecen, huzurlu olmaya yaklaştırır. Dünyanın genelini o ideale gelişimi yıllar sürebilir ancak sizin kişisel gerçekliğiniz ve kendi hayatınız çok daha çabuk bir şekilde zarif, huzurlu ve sevecen olacaktır.

Sizleri çok seviyoruz.

Melekler.

Ann Albers ve Meleklere çok teşekkürler. (visionsofheaven.com)

©Mor Alev 2020


En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile çalışmak istiyorsanız buraya tıklayınız.

Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

4 comments

  1. Nasıl bir eş zamanlılıktır..Günün mottosunda bugün kelimelerin gücünden söz ettim.Dün de iyi şeylere iyi düşüncelere iyi duygulara ihtiyacımız olduğunu yazmıştım günün mottosunda.. Kolektif böyle bir şey..Aynı şeyleri düşünüyor hissediyor ve paylaşıyoruz..Son günlerde haftalarda öyle hızlı ve sert geçişler yaşadık ki adeta sudan çıkmış balık gibiyiz..Depremin etkisiyle hala sallanıyor gibiyim.. Korku geçince kabulün başlaması harika….Titreşimler yukarı! Ben daha iyi bir seçim göremiyorum yükselişi seçtim şükürlerle.. Sevgilerimle Mor Alev,Ann,meleklerimiz,dostlar ❤

    Liked by 2 people

  2. Teşekkür ederim. Bizde sizleri çok seviyoruz Nameste 🧚‍♀️🧚‍♂️💜💚💙💛🧡💖🌹🙏🤗🥰

    Liked by 1 kişi

  3. Sevgili Mor Alev,
    Gercekten de oyumu coook uzun zamandir her an sevgi ve sukrana veriyorum. Ancak bu sabah baska turlu bir titresim, farkli hislerle uyandim. Ise gelirken evden cikmadan once, icimden geldi ve gokyuzune bakarak “artik cok yoruldum!” diye isyan ettim. Bu isyan da taa kalbimden cikiverdi. Sonrasinda olanlar ise cok komikti, her isim hayal gibi kolay yurudu. Pandemi sebebiyle hastanede farkli kiyafetler giyiyoruz, dolabimin yaninda tam benim olcume gore tek kalan pantolon duruyordu! Her gun olcume uygununu bulmakta zorlanirim, bu defa biri resmen hediye eder gibi bir tanesini dolabimin oraya birakmisti! Bu tek ornek degil ustelik. Bir kez daha anladim ki gercekten elimizden geleni yapip, yurekten yasadigimizda, yorulup zorlandigimiz an gelince Evren tum sevgisiyle yanit veriyor. Tesekkur ediyorum! Sevgilerimle.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.