Zamanın Ruhu

Gölgeler ve Zaman Çizelgeleri

7DE60772-E58F-4A31-AB2E-F9F52537F791Sevgili Dostlar,

Zaman çizelgeleri ve bir gerçeklikten diğerine geçiş konularında burada oldukça fazla konuşmuştuk. (Yeni okuyucular genel bir açıklama ihtiyacı duyarlarsa şu makaleye göz atabilirler: Zaman Çizelgeleri ve Gerçekliğimizi Değiştirmek) Güncel enerjilere ve olaylara baktığımızda yaşadığımızın çok büyük bir zaman çizelgesi sıçraması olduğunu hissediyoruz. Gezegenimiz ve insanlık hayati önem taşıyan bir kavşakta. Bunu sadece bu blog söylemiyor, neredeyse her gazete, her yorumcu bunu sözcüklere döküyor, ana akım medya bile… Ve bu kavşaktaki seçimlerimiz de hangi çizelgeye yöneldiğimizi belirleyecek. İnsanlık bu kavşakta olabildiğince ağır ilerleyip yön belirlerken, Dana Mrkich’in aşağıdaki blog mesajı karşıma çıktı. Durumu çok güzel anlatıyor. (danamrkich.com)

***

Bir gölge, bir ışık kaynağı ve o kaynağı engelleyen bir nesne olduğunda ortaya çıkar.

Işık kaynağı o nesneye ne kadar yakınsa, gölge de o kadar büyük olur. (…) İki zaman çizelgesi birbirine giderek yaklaştıkça (bunların birine ışık, birine de nesne diyelim), gölge büyüyor. Bu iki zaman çizelgesi arabalar gibi, başa baş, aralarında neredeyse kıl payı bir fark var. İleride otoban sadece tek şerite düşüyor ve ikisi de o şeriti istiyor. Sonunda birinden biri o şeriti kazanmak zorunda.

Bizler yoldaki çatala yaklaştıkça, “ışık” zaman çizelgesi, “nesne” ışık çizelgesiyle arasını iyiden iyiye kapıyor ve gölge de daha fazla büyüyor. Bu gölgeden korkmak ve “nesne” zaman çizelgesinin ışığı arkada bırakacağına inanmak çok kolay. Fakat gölgenin gösterdiği tek şey, ışığın nesneye ne kadar yaklaşmış olduğudur.

Işık ne kadar büyükse, gölge de o kadar büyük olur.

Nesne ise asla gölgenin göründüğü kadar büyük değildir. Işık onu büyütmektedir ki böylece gölgeyi berrakça görebilelim.

Şimdi gölgede boğulmanın zamanı değil.

Ya da nesneden korkmanın.

Şimdi ışıkla birlikte sapasağlam durma ve afişe ettiklerine gözlerini açma zamanıdır: Kişisel, sosyal ve küresel.

Şimdiye dek görmediklerimiz gölgede.

Henüz keşfetmediğimiz potansiyel gölgede.

Henüz bilmemize izin verilmemiş ya da yüzleşmeye hazır olmadığımız gizli güçler ve eylemler gölgede.

Ruhun karanlık gecesi geçişini yapmış olan herhangi biri bilir ki, bu gölge yürüyüşü asla kolay değildir. Fakat görmeye ihtiyacımız olan her şeyi görecek ve sonunda buraya olmaya geldiğimiz insan olacaksak gereklidir.

Güçlü kalın.

***

Paul Selig’in kanallığını yaptığı “Rehberler”, Alchemy kitabında şöyle diyorlar:

Kavşaktaki İnsanlık

Dünya yükseldikçe, yeni bir şablon onaylanıp ilan edilirken, bildikleriniz, hep olacağına inandıklarınız hesaba katılmak zorunda. Ve davranışların, seçimlerin sonucuyla hesaplaşma, kişinin kendi yarattıklarıyla yüzleşmesi, yaratıma girmiş dünyaya da uzanmalı. Yönetme ve kontrol etme ihtiyacıyla yaratılanlar, diğerleri üzerinde otorite kurmayı ya da aç gözlülüğü haklı gösterme ihtiyacıyla yaratılanlar. Ve duvarlar sallanacaktır, evet, ama onlar zaten ayrıştırma duvarlarıdır. Ve o duvarlar yıkıldığında, çok daha yüksek hallerde yeniden tanımlanabilirler. Dünya sizin istediğiniz gibi değişmiyor. En güçlü tercihiniz her günün Pazar günü gibi olmasıdır. Sokakta tatlı bir meltem esmesi, ihtiyaçlarınızın kolaylıkla karşılanması ve tüm şeylerin bir zamanlar olduğu gibi olması.

Fakat şimdi potansiyel, yeninin doğuşudur. Bunun varoluş hakkınız olduğunun bilinmesi ve kabul edilmesidir. Bu tarihin çok ötesinde bir geçiştir, geçmişte uyum sağladıklarınızdan çok daha öte.

İnsanlığın gerçek doğasına yükseltilmesi, herkesin ceplerini de silkeleyecektir, oralarda öfkeyle, korkuyla, utançla, yanlış anlamalarla biriktirilmiş olanları fırlatıp atacaktır. Bu çoktan başlamıştır. Ve cepler boşaldıkça, ağırlık ve safra atıldıkça, yükselme oluşur.  İşte o zaman doğmakta olanlara evet diyebilirsiniz.

***

Konsey’in de defalarca dediği gibi, yeni hayat ve yeni dünya bildiğimiz hiçbir şeye benzemeyecek. Hiç yükümüz olmadığı zaman olmadı. Hiç korkmadığımız zaman olmadı. Yukarıda anlatılan Pazar günü bile gelecek olasılığının yanında soluk kalıyor, çünkü temelini geçmişten alıyor. Biz bunun çok ötesinde bir geçiş yaşıyoruz. Şimdi gölgede korkmadan yürüyor, o cepleri boşaltıp temizliyoruz. Tek bir öfke, bahane, açgözlülük, tek bir güvensizlik, şefkatsizlik, tek bir önyargı, ayrımcılık kalmayana dek.

Bu enerji tüneli yaz gündönümüne kadar sürecek. Yarı yolda vazgeçmeyelim, trenden inmeye çalışmayalım. Israrla, kararlılıkla devam edelim. 2021 çok farklı olacak, 2022 ise, çok çok daha farklı!

Mor Alev


Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.

YENİ! En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

2019 Haziran’da YENİ! SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile Sağlıklı Zayıflama yönteminden faydalanmak için buraya tıklayınız.


Telif Hakkı© 2020 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
Copyright © 2020  by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

12 replies »

  1. Dana Mrkich’den aldığım ilhamla;

    ŞAMPİYON BELLİ İKİNCİ KİM?

    Korktuğun korkun kadar değildir hiçbir zaman
    Bir şeyin gölgesinin kendinden büyük olması gibi
    ama gölge ışık yaklaşırken büyür
    Devleşmesi aydınlığın müjdesi
    ve ışık yükseldikçe küçülür gölgeler
    Aynı yerde buluşur karanlıkla aydınlığın efendisi
    Her ne kadar ders mahiyetinde müsamaha gösterilmişse de bir iki galibiyetine
    Hiçbir zaman yenemedi yenemeyecek ışığı
    ne karanlık ne de onun gönüllü askerleri
    Çünkü koyuluğu ışığın iznine tâbidir, kendi de bilir
    O geldiğinde çekilir, elini öpüp saygıyla
    Bükemeyeceğin el öpülür adettendir

    asliko

    Sevgiler 💞

    Liked by 4 people

  2. Çok tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Uykuya gectigimde başka alanlarda geziyorum ,uyanıyorum aynı yer aynı hal…uyuyorum yine başka..Hangi gündeyim hiçbir fikrim yok..aynı çizgide aynı manzarada yürüyor gibi hissediyorum ama umutsuz veya mutsuz değilim aksine rolantiye almış sadece beklemede gibiyim. Dun çok gerginim bugün geçti.her zaman evdeydim ama şu ara evde olmak daha iyi geldi neden bilmiyorum. Birde geçenlerde hava almak için çıktığımda güneşin etrafında kocaman bir hare gördüm kocaman bir alani gökkuşağı ile çevrilmiş gibiydim..çok ilginç geldi gözlerimi asagi indiremedim. Gözle gorulenle görünmeyen arasında geçiş yapıyor gibiyim. Çok enteresan… Dolunayın etkisi mi acaba bilemedim….

    Liked by 1 kişi

  3. Merhaba Mor Alev, ben son zamanlarda yaşadığım bir durumu şikayet etmek istiyorum.. Evde olmamızın da etkisiyle son zamanlarda kuantum fiziğiyle alakalı fazlaca belgesel izliyorum ve hayranlığıma engel olamıyorum tabiki.. fakat dikkatimi çeken bir şey oluyor her seferinde, izlediğim videonun bir yerinde konu mutlaka “spritualizm ” e geliyor (Ben kendimi hiç bir -izm in içinde görmesem de) ve o noktada alttan bir küçümseme ifadesine dönüyor her şey.. Dikkat edin kandirilmayin, dikkat edin bunlar sizin eksik bildiklerinizi bilimle harmanlayıp önünüze koyuyorlar vs.

    Evet belki koca bir kandirmacanin içindeyiz, belki bu blogda bahsedilen her şey fantastik bir kurgu ama peki hiç bir alakamin olmadığı bu blog sayesinde başlayıp hayatımın en orta yerine gelip yerleşen eş zamanliliklar? O gün sorduğum soruya bazen dakikasında belki de bir kaç saat içerisinde aldığım cevaplar? Çoğu kez ifade etmeye yetecek cümleleri bulamadigim için hayret, şaşkınlık ve hayranlıkla dolu susmayi tercih ettiğim anlar? Bunları bilimle açıklayamıyorum evet. Kimseye bir şey anlatmak zorunda da değilim kendi inancım bana yetiyor ama bu insanların dalga geçmesine, kucumsemesine, aptalmisiz gibi davranmalarına da kayıtsız kalamıyorum.

    Geçen gün de eşim çıktı geldi “ruh diye bir şey yok ben bundan eminim artik” dedi ve yaşadığım şok halini tarif edemem! Çok sinirlendirdi duyduğum şey beni ama cevap bile vermedim herkesin inancı kendine diyip geçtim.. Ama ne yapacagimi bilememek elime ayağıma dolanıyor artık sanki..

    Her şeyi herkesi kendi yolunda kabul edip dua etmek tamam, ama hep böyle konuşmaya devam mi edecekler? Ben bunu çok merak ediyorum.

    Liked by 1 kişi

    • Sevgili Burçin, Burada sadece kendi gerçeğime dayanarak yorum yapabilirim. “Kimseye bir şey anlatmak zorunda da değilim kendi inancım bana yetiyor” ve “herkesin inancı kendine” demişsiniz. Bu bana göre doğru yaklaşımdır. Kimseyi hiçbir şey için ikna etmek zorunda değiliz ve hatta ikna etmeye çalışmak kibirdir. Herkesin kendi zekası, kendi geçmişi, kendi izlenimleri ve her şeyden ötesi kendi özgür iradesi var. Peki o zaman bütün bunları söylediğiniz halde neden küçümsenmiş hissediyorsunuz? Burada konu budur. Bu his şimdilik belki inançlarınız etrafında kendini gösteriyor ama bambaşka bir alanda da olabilir, örneğin iş hayatınız veya paraya yaklaşımınız. Buna odaklanın. Neden insanların konuşmasına, bir anda söylediklerine bu kadar çok önem veriyorsunuz ve neden üzerinize alınıyorsunuz? İçinizde ne var ki, kendinizi alay edilmiş hissediyorsunuz? Siz, size inanıyor musunuz? Özdeğer. Özgüven. Özsaygı. Kararlılık… Yine aynı konulara dönüyoruz. Sizin burada asıl istediğiniz saygı duyulmaktır. Düşünce ve tepkilerimiz içimizi yansıttığına göre siz kendi hakkınızda nelere inanıyorsunuz? Siz, size saygı duyup, saygı gösteriyor musunuz?
      İnce eleyip sık dokumak iyidir. Okuduğumuz, öğrendiğimiz, seyrettiğimiz şeyleri kendi süzgecimizden geçirmek gereklidir. Zihnimizi çöpe atmadık. Atmayacağız da. Çok önemli bir görev görüyor. Bilimi çöpe atmadık. Tıbbı görmezden gelmiyoruz. Ama her şeyi bilmediğimizi, bazı şeyler için iç sesimize güvendiğimizi de biliyoruz. O zaman ne olacak? Sormuşsunuz “hep böyle konuşmaya devam mi edecekler?” Bilmiyorum. Konuşsunlar ya da konuşmasınlar. Siz size saygı duyduğunuzda, siz kendinize güvendiğinizde söylenenler bambaşka bir anlam taşımaya başlayabilir. Örneğin, eşinizin söylediği şey, bana şu anda büyük umutsuzluk yaşıyormuş gibi geldi. Kendisini tanımıyorum tabii ama bu insan pek de iyi hissetmiyor ve bunu böyle ifade ediyor gibi… Kendinize ve eşinize karşı şefkate dönün. “Yer tutmak” diye bir tabir vardır. Onun için, kendiniz için sevgiyle yer tutun. Alınmak şu anda ihtiyacınız olmayan bir tepki. Salıverin. Her şey sizinle ilgili değil. Umarım yardımcı olabilmişimdir. Sevgilerle

      Liked by 1 kişi

      • Meditasyon ve enerji çalışmalarım için tuttuğum bir günlük var ve daha bir kaç gün önce kendimde gözlemlediğim şüphecilik, özsevgi, özgüven.. Basit meseleler üzerinden toprağı kazıp çekirdekte bunlarla karşılaşmıştım , yazdığım yorum üzerinden dikkat çektiğiniz noktalar yine aynı :))) Bu açıdan düşünmek hiç aklıma gelmemişti… Yürekten teşekkür ederim…😍😇

        Liked by 1 kişi

  4. Sevgili Moralev ve sevgili okuyucular,

    Gelecegi hayal etmemiz=zihinsel bir eylem, bu da gecmisteki datayi toplayip bölüp carpip biraz degistirip onumuze koymamiz demek. Zihin daha once hic varolmamis biseyi bu yuzden hesaplayamaz, yani onun icin hakikî bi gelecek yoktur, sadece tahmin vardir. Bu yuzden kontrol ve hesapla “dogru”yu aradigimizda,en fazla varabilecegimiz nokta gecmisin en iyi versiyonunu biraz duzeltilmisini tekrarlamak oluyor.

    Fakat bize hediye edilen,zihnimizdeki datanin kisitli malzemesinin cikarabilecegi en iyi tekrar,döngü degil; hakikî bir gelecek! Bir sicrama! Ne olacagini hicbirimiz hayalimize getiremiyoruz,ama kalplerimizle seziyoruz.

    Bu donem anlamanin analiz etmenin, zihnimizi asiri zorlayarak onu incitme ihtimalinin yuksek oldugu bi donem. Zihni analize bogmak yerine sezgilere guvenme,konseye,evrene guvenme zamani. En ust bilincle,Tanriyla karsilikli anlasma yapmak yerine;onun sonsuz sevgisinin icimize dolmasina tamamen acilma ve bizim icin planina tamamen guvenme bilgeligini seciyoruz. Ne mutlu bize!

    Kisisel olarak ben de her gun sasiriyorum Kaynak’in beni donusturdugu varliga,mutluluk sukran bir arada,ama en cok tatli bir şok. Benim kendim icin kisitli datayla onerebilecegimden cok daha sonsuz ve muhtesem bir donusume teslim oldum. Çamuru cesitli agac ve ciceklere donusturen gucun eseri bu. Nese keyif coskuyla sukranla pür dikkat izliyorum bu donusumu hem kendimde hem kolektifte.

    Cok tesekkurler Moralev ve blog!

    Liked by 2 people

    • Sevgili Nesrin, o dönemde bu konuyla ilgili o kadar çok kanallık yayınladım ki, ikinci bölüme ihtiyaç kalmadı. Sorular kendiliğinden cevaplandı. İsterseniz takvim görünümüne bir göz atın. O ay ve sonraki aylarda bu konuda mesajlar göreceksiniz. Sevgilerle

      Beğen