Yükseliş - Büyük Uyanış

Sevgi, yani sevmek demek, ASLA birisinin paspası ve kulu olmanız demek değildir

OLYMPUS DIGITAL CAMERASevgili Dostlar, bu sabah meditasyonumda sürekli olarak bu mesajın başlığı yankılanıyordu. Bu da bana diyor ki, 2014 yılında yayınlamış olduğum bu Arkturus Grup mesajı yeniden kendini bizlere hatırlatmak istiyor.

Baharın ilk tomurcuklarını biraz olsun görebilmeye başladığımız bu günler, sevginin örneklerine de daha görünür şekilde rastlayabileceğimiz, içimizde umut, neşe-keyif-coşku uyandıran dönemi getiriyor. Baharın kendisi Gaia’nın bizlere olan sevgisinin ilanı gibi değil mi?

Haydi, bu hafta ikinci defa Arkturusluların bilgeliğini dinleyelim…

 

Biz Arkturus Grubu olarak sizlere, Dünya’nın Işık saçtığını ve bu Işığın gittikçe çoğaldığını gördüğümüzü söylemek istiyoruz. Sizler, yeni bilincinizle gerçek Sevgi’nin ne anlama geldiğini idrak etmeye başladığınız için, Dünya’nın enerjisini değiştiriyorsunuz. İnsanlık çağlar boyunca Sevgi’yi, çok dar kavramlara oturttu ve Sevgi’nin sadece, ya iki kişi arasındaki romantik duygular veya aile bağları olduğuna inandı.

Kitaplar, filmler, medya ve toplum da, bu dar tanımları destekledi. Ve bu tanımlar, üzerinde kafa yormamayı tercih eden çoğunluk tarafından da kabul gördü. Onlar çok uzunca bir süre, başkalarının kendilerine ne yapmaları, ne düşünmeleri ve neye inanmaları gerektiğini söylemelerine izin verdiler ve böylece Sevgi, büyük ölçüde yanlış anlaşılmaya devam etti.

Sevgi, Birlik (ya da Bütünlük) Bilincine Ulaşma etkinliğidir. Bunu defalarca söylediğimizin farkındayız. Ancak bu evrimin temelidir ve Sevgi’nin yaygınlaşması gerekir. Gelişebilmesi için, bireysel ve Dünya genelinde tüm bilinçlerin, gerek fikirsel gerekse eylemsel olarak bu etkinliğe katılmasına ihtiyaç vardır.

Sevgi her şeydir, çünkü İlahi Bilinç her şeydir. Bu BİRliğin içindeki her İlahi düşünce, sonsuz çeşit ve şekillerde tezahür edebilir… Ancak bu düşünceler daima BİRlik içinden ve BİRlik adına ortaya çıkar.  Üçüncü boyut inanç sisteminin sınırlı bilinci ile algılanması ve yaşanmasından dolayı Sevgi yanlış anlaşıldı ve böylece düalite/zıtlık ile ayrımcılık kavramlarının içine sıkıştırılarak, tanımlandı.

Kimi çoğunluk, doğuştan gelen Sevgi duygusunun aslında Tabiat ve diğerleri için olduğunun ve bu Sevgi’nin geçmiş yaşamlardan edinilen bilinçten kaynaklandığının farkında değil. Kimileri ise, sadece daha fazla Işık yayabilmek veya eksik kalan üçüncü boyut görevlerini tamamlamak için, bu önemli zaman diliminde Dünya’ya gelmeyi seçen, gelişmiş varlıklar. Bahsettiğimiz bu kişiler, sade veya popüler yaşamlarını sürdürürken, sosyal statüleri ne olursa olsun yine de günlük yaşamlarındaki her hareketlerinde, BİRlik bilincini yansıtan kişilerdir. Böylece her eylemleri, kutsal ve Sevgi dolu eylemlerdir. Sizlerin, düalite/zıtlık ve ayrımcılık sistemi içerisinde gelişmeyi seçmenizin nedeni, deneyimleriniz sayesinde gelişerek bu bilince erişmeniz ve dıştan görünen konumunuza rağmen, bu bilinçle yaşamanız içindir.

Sevgi, yani sevmek demek, ASLA birisinin paspası ve kulu olmanız demek değildir. Bunu daha önce de söyledik, ancak tekrarlanması gerekir. Zira Sevgi’nin anlamının, başkaları tarafından kullanılmak veya hükmedilmek olduğuna inanan siz sevgili ruhlar tarafından, “Seven bir kişi olmak”  büyük ölçüde yanlış anlaşıldı. Bu gibi durumlar genelde geçmiş yaşamlarla ilgilidir. Her iki birey de olgunlaşmak ve yükselmek için gerekli olan geçmiş yaşamlardan gelen kalıp, inanç ve korkuların temizliğine hazır olduklarından dolayı,  bu tür (doğmadan önce seçilen) durumlar gerçekleşir. Düalite/zıtlık ve ayrımcılık enerjilerinin yoğun olduğu zamanlarda yaşamış ve güçlerini yitirmiş, öldürülmeyi veya konuştukları için cezalandırılmayı deneyimlemiş olan “paspasların” hücresel hafızaları bu deneyimleri hatırlıyor… Ve bilinçli bir düzeyde, o kişilerin kendileri olduklarına inanmaya başlıyorlar. Bu gibi durumlarda, bu kişilerin doğuştan gelen güçlerini geri kazanmalarına olanak sunan Yaşam Dersleri oluşturuluyor. Bazı kişiler ise hala, hücresel hafızlarında kayıtlı olan geçmiş yaşamlarına ait güç ve hâkimiyet enerjileriyle titreşiyor ve bu da şimdiki yaşamlarına ve davranışlarına yansıyor. Her iki çeşit birey de daha yüksek enerjilerle ilişki kurmayı öğrenecekler ve öğrenmek zorundalar.

Bilin ki enerji alanınız, sözcüklerden daha yüksek sesle konuşarak, ona üstünlük sağlıyor. Aynı “Zorbaların” yaptıkları gibi. Bazı bireyler başkalarının yaydığı “Ben değersizim, yetersizim, aptalım, çirkinim, sevilmeye layık değilim” gibi enerjilere doğru çekilirler ve farkında olmadan bu enerjilerle iletişime geçerler. Böylece bu “Zorbalık” onları etkisi altına alır. Bu problemin çözümü, onları yatıştırmakta değil, “kurbanın” kendisini sevmesi ve onurlandırmasıyla gücünü geri kazanmasına, sevgiyle yardım etmekte yatar.

Güçlendirmek demek, onlara kendi gerçeğinizi söylemek demektir… Sevgi dolu ama net bir biçimde. Öfke ve yargı enerjisi ile söylenen sözler, duruma çözüm getirmez. Sadece sorunun devam etmesini sağlar. Ancak aynı sözler, karşı tarafın öz kimliğini algılayarak (ki o konuşan kişiler, kendilerini bile tanımaktan uzak olmalarına rağmen) ve bütünün hayrına hizmet edecek şekilde söylendiği zaman, çok farklı ve yüksek enerjiler ortaya çıkaracaktır.

Yani, enerjilerin yükseldiği aşamada gerçekleri söylemek, farklı sonuçlar doğuracaktır. Işığın enerjisi altında söylenen bu sözleri, karşı taraf kabul etmese ve kızsa dahi, konuşmacı buna olumsuz tepki vermeyecektir. Bunun nedeni, enerji alanının tamamen Işıkla dolmasından dolayı, başka bir enerjinin o alanın içine girememesidir. Başkalarına, duymak istemedikleri bir şeyi söylemek istediğinizde, merkezde kalarak söylemeye çalışın, duygusal tepkiyle değil. Bir saniye durup kendinize “temizlen” demeniz size yardımcı olacaktır. Hatta mümkünse o kişilerle konuşmadan önce, kendinize biraz zaman ayırıp meditasyon yapın, düşünün ve rehberlik isteyin ve en önemlisi, o durumda takıldığınız kavramlarla ilgili kendinize dürüst olun.

Genellikle kişilere, kendilerinin yarattıkları durumlarda yaşamalarına izin vermek, daha sevgi dolu bir davranıştır. Zira belki bu onların Yaşam dersidir ve bu durumlara müdahale etmek, sevgi ile bağdaşmayacaktır. Sadece onlar hazır oldukları zaman ellerinden tutmak için, elinizi hazır edin ve sessiz bir gözlemci olarak kalın. Ama ilk önce onların size ulaşmasını bekleyin.

OLYMPUS DIGITAL CAMERASevgi, insan, hayvan veya bitki olsun, bütün yaşamı bağlayan enerjidir. Tüm yaşam, BİRliğin içinde ve BİRlik içindir. Büyük bir yanılgı içinde olup, kendilerini çok güçlü sanan ve bu yüzden başka canlıları öldürebileceğini düşünen veya öldüren kişiler aslında,  hiç gelişmemiş ve hala düalite ve ayrımcılık enerjileriyle sarmalanmış kişilerdir. Aynı insanlar gibi, hayvanlar da gelişiyor ve tekrar bedenlenerek, Dünya’ya neşe, renk ve şifa katıyorlar… Onlar, bu bilgisiz kişilerin düşündükleri gibi, manipüle edilebilen ruhsuz nesneler değildir.

Henüz Birliğin ilkesini anlamayan ama güçlü konumlarda bulunan bazı kişilerden dolayı, gelişmemiş bilinci yansıtan bir sürü kurallarınız var. Bu kurallara, daha gelişmiş bilincinizi yansıtarak uyunuz. Her zaman daha derine bakın ve büyük resmi görün. Zira gerçek kurallar içten gelir ve Sevgi’yle uygulanır.

Çoğunuz Işık işçilerinin, yüksek varlıkların mesajlarına aracı olan, bir şeyler öğreten veya Yeniçağ kitapları vs. yazan kişiler olduklarını düşünüyorsunuz. Hâlbuki Sevgi bilinci içinde yaşayan herkes, Işık işçisidir. O kişi, kaybolmuş veya istismar edilmiş hayvanların bakımını üstlenen, kapısını size gülümseyerek açan ve “sadece satış yapmayı” düşünmeyip sizin için en uygun olanı seçmenize yardımcı olan, satış temsilcisidir. Bir Işık işçisi, ne kadar sıradan bir yaşamı olursa olsun, her faaliyetinde Birliğin Işığını yansıtır.

Gülüşüyle Işık saçan bir yabancı da, aydınlanma dersleri veren bir Işık işçisiyle aynı değerdedir. Her ikisi de aynı işi yapar. Bazılarınız doğmadan önce, bu yaşam boyunca öğretmen olmayı seçti. Zira yapabilecekleri en iyi işin, bu olduğunu biliyorlardı. Bazılarınız ise, sessiz kalıp Işığın yansıtıcısı olmayı seçtiler. Her iki seçenek de, aynı derece önemlidir.

Asla, katkıda bulunabileceğiniz bir şeyiniz olmadığına, inanmayın. Zira gerçeği algılayarak yapmış olduğunuz gündelik yaşamdaki her hareketiniz, kutsaldır. Birlik ruhu içinde gerçekleşen her düşünce ve eylem, tüm Dünya gezegeninin aydınlanmasına katkı sağlayacaktır. Şu anda gerçekleşen de budur zaten ve bunu siz yapıyorsunuz. İlahi bireyler olan sizlerin her biri, Dünya ve sakinlerini oluşturan dev bir yap-boz bulmacasının emsalsiz parçasını elinde tutuyor.

Bu mesaj, ruhsal varlıklar olarak sizlerin Sevgi’yi ve kendinizi onurlandırmayı öğrenmenizle ilgilidir, Sevgililer. Çoğunuz, “sıradan” tabir edilen şeyler yaptığınız için, hayatlarınızın boşa geçtiğine inanmaya başladınız… Sıradan şekilde yapılan sıradan faaliyetler, sıradan bir yaşamda sıradan işlerde çalışmak..

Genellikle bireyler geçmişte yaşıyorlar ve kendilerine “keşke şunu veya bunu yapsaydım” diyorlar.   Şunu bilin! Gerçekten şunu bilin, hangi derslerin öğrenilmesi gerekiyorsa, her şey doğmadan önce bireysel olarak planlanıp, oluşturulmuştur… Derslerden bir tanesi de kendinizin, kim ve ne olduğunuz gerçeğini öğrenmektir. Bu yeni bakış açısından bakınca, yaşam size artık ‘sıradan’ gelmeyecektir. Bu çok insani kavram, bilincinizden silinecektir. Zira her şey artık eskisinden daha yeni ve daha yüksek bilinçle aşılandığı için, Dış Dünyanız da, daha yeni ve daha yüksek enerjilerle şekillenecektir.

Eğer merkezdeyseniz ve uyanmış iseniz hiç buna ayrıca bir düşünce vermeden siz öyle bir enerji olursunuz ki elinizdeki küçük işlerle bile uğraşırken bütün evinizi ya da ofisinizi tamamen değiştirebilirsiniz.

Enerji alanınızdaki Işık, çevrenizdeki herkesi etkileyecektir. Bu enerjiye karşı hassasiyetleri artabilir veya herhangi bir tehlike hissederek, öfkelenebilirler. Bu sizi ilgilendirmesin. Siz sadece, yaşayın, hareket edin ve varlığınızı gerçekte tutun.

Herkes insanlığın gelişimi için önemli ve gereklidir. Bu dönemde yeryüzünde bulunmanızın nedeni de, budur. Bu sizin işiniz ve nerede olursanız olun bu işi yapılabilirsiniz. Sezgilerinizi izleyin ve onlara güvenin. Kim olduğunuzun ve ne yaptığınızın önemsiz olduğuna, ASLA inanmayın. Sevgi ile yapılan en küçük bir eylem, Dünya’nın enerjisini değiştiren büyük bir etkiye sahiptir. Sizin göreviniz, bildiğiniz gerçeğin yüksek kademesinde yaşamak ve sadece size verilen günlük işleri yapmaktır.

Eğlenin… hayal kurun… yaratıcı olun… şükran duyun. Her gün bu şekilde yaşamayı öğrendikçe, daha fazla gerçek ortaya çıkacaktır. Bilmenin ve anlamanın akışını daha da derinleştirecektir. Bu gelişmektir. Bu mezun olmaktır, Sevgililer.

Bizler, Arkturus Grubuyuz.

Bu mesajı çevirmiş olan Mor Alev Dostuna, Arkturuslulara ve kanal Marilyn Raffael’e çok teşekkürler. (onenessofall.com)

Telif Hakkı©2014 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.wordpress.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2014 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.wordpress.com/

10 replies »

  1. Bende ışık işçilerinin sadece öğretmenler kitap yazarları olduğunu düşünüyordum. Ama sonra en basit işlerde bile ışığı yansıtabilmenin ışık işçiliği olduğunu farkettim. Tanımadığımız insanlara gülümsemek… İnsanın içini ısıtan özden gelen herhangi bi davranış… Minicik ufacık birşeyler… Hipnozdan çıkarak davrandığımız her an ışığı getiriyoruz…
    Ve ben eskiden insanlara yardım etmek adına çok karışırdım şimdi zamanının gelmediğini, geldiği zaman ancak yardımımı isterse yardım edebileceğimi biliyorum… Onun kendi yoluna, bulunduğu duruma saygı duyuyorum… Değişiyoruz… Okuduğum kitaplar, kendi çabalarım ve sizin sayenizde artık korkuyuda acıyı da meydana çıktığı zaman havada yakalıyorum. Kendimde bu gelişmeyi görmek beni çok mutlu ediyor. Şu günler biraz zorlanmıyo değilim ama bana biraz ocak/2017`yi hatırlattı… Şu sıralar mevcut kalmam çok önemli sanki, yeni bir ben doğmaya çalışıyo gibi… Bazen o kadar kocaman gözüküyorki negatif hissettiklerim sanki sevgiye ulaşmak imkansız gibi… Ama ben kendimi adadım, gerçek olduğunu bildiğiniz birşeyden nasıl vazgeçersiniz?

    Liked by 9 people

  2. Mor alev muhteşemsiniz, ne zaman bir sorun yaşasam içinde çözümü bulduğum bir yazı paylaşıyorsunuz. Size minnet borçluyum. İyi ki varsınız, iyi ki sizi tanıdım😊

    Liked by 1 kişi

    • Harikasınız MOR ALEV bu yazı bana gençliğim de almış olduğum bir kararı hatırlat tı sevgini ve iyiliğin her zaman kazanacağını ilke haline getirmiştim o dorultuda yaşadım tabi ki bu gün daha bilinçli bakıyorum eksi ve artı bir bütünü temsil etiğini öğrendim akışta olmak beni aşan durumu kabul etmek bu durum hayatımı çok kolaylaştırdı tabi ki ,hayatta ne kadar çok şeyler yaşıyoruz gerçekten ama şunu da yaşıyarak öğrendim bir şeyi bilmek zamanı geldiğin de farkına varıyor insan zamandan önce sadece bilinçte kalıyor sadece sizi de dediğiniz gibi tek doğuru yol içsel yol onunla hayatta birlikte akmak iyi ki varsınız bu konuyla ilgili bir çok gruplara katıldım ama hep ters ve bana uygun olmadığını bir şeyleri eksik geldi ilk kez iş te bu dediğim bana uyan yol aradığım da buydu hep sizler ruhuma çok yakınsınız iyi varsınız bunu yazarken ilk tepkimi de düşünmeden edemiyorum acelicilik banim en büyk yanlışımdır her zaman o yüzden tekrar özür diliyorum sevgiyile kalın sevgili MOR ALEV her zaman sevgi de buluşmak ümidiyle ❤

      Liked by 4 people

  3. Merhabalar tamda içimde tarafıma yapılan bir haksızlığa karşı öfkeli sözler ve duygular büyütürken bu mesaj içime dönüp sakşnleşmemi sağladı.çünkü farkettimki düşğncelerim ve sözlerim sevgi barındırmıor.tşk.aktruslular ve mor alev

    Liked by 1 kişi

  4. Dün içine düştüğüm durumdan sonra sanki yazı benim için yazılmış dedim.Şu an göz yaşlarımı tutamıyorum.Mor aleve sisteme çok teşekkür ederim.ÖYLEDE OLDU.

    Liked by 1 kişi

  5. yazıyla alakasız ama yazmadan edemeyeceğim. Epeydir fark ettiğim bir şey bu yazılarınız bana çok iyi geliyor hatta bazı zamanlarda tam olarak ne olduğunu anlamasam bile bir şekilde yapbozun bir parçasının yerine oturduğunu hissediyorum. Ama içimde ısrarlı bir yan hala ve hala yazılarınızı kesintisiz okumama dayanamıyor:) bunca zamandır okuyorum her yazınızda illa ki bir yazının bir yerlerinde bölünüyorum. ya telefon çalar, ya bildirim gelir, biri gelir, birşey olur hiçbiri olmazsa o an aklıma yapmam gereken birşey gelir ve ben bölünürüm.. Bazen kısa bir yazıyı bile okumaya sabah başlayıp akşam anca bitirdiğim oluyor. İçimde bir yer inatla arıza çıkarıyor okuyor olmama:)) çok komik o direniyor ben bir şekilde devam ediyorum.İnatlaşmayı bıraktım ama sonuna kadar okumayı bırakmadım. Bana lazım olan zaten içten içe geliyor. ve çok faydasını görüyorum..

    Liked by 6 people

  6. bugun bir iyiliğe karşı üç kötülük karşı karşıya geldi.Üç karanlık ruh bir aydınlığa kafa tuttu. Etrafta bir çok seyirci vardı tasafsiz kalan..yenilmedim! sonuna kadar tartısmanın o masum canın hakkını savundum.3 karanlık ruh o masum cana bir lokma yemek verdim diye bir kadın olmama ragmen üzerime yürüyerek güç gösterisi yaptı.Yarın yine orda olup eger hala sağ sa o masum canın aç karnını doyuracağim! Bu dunya hepimizin, her canlının yaşam hakkı var! bu kadar! sevgi ve iyiligin oldugu yerde hiç bir kötülük barınamaz!

    Liked by 2 people