Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Yeni Ay Boğa’da: Kabul Etmek ve Edilmek – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

Yeni ay her zaman çok güçlü ve büyük potansiyele sahip bir süreçtir. Her ay bu süreçten geçerek yeniden tohumlar ekme ve yaratma şansını buluruz, bu dönemde enerjimizde hangi konuları tutuyorsak bir ay boyunca onların bedenlenmesine şahit oluruz. O yüzden astroloji uzmanları her yeni ayda yeni analizler yaparlar. Gökyüzü karanlıktır ve yeni aylar bize dolunay kadar dramatik ve duygusal gelmezler, karşımızda tepsi gibi parlayan bir ay da yoktur. Oysa dolunay dönemi yeni ayın takibidir, yeni ayda ektiklerimizin zirveye çıkışını, bir anlamda bedenlenme sürecinin gerginliğini taşır. Yani dolunayda ne yaşıyorsak, onu aslında yeni ayda belirlemişizdir. Yeni ay önümüzdeki 4 haftanın şarkısını yazdığımız zamandır. O yüzden bu sessiz potansiyel, bu sakin gün ve geceler hafife alınmamalı ve arka planda gibi görünse de bir aylık enerjinin iskeletini, temelini oluşturduğu hatırlanmalıdır.

Düşüncelerimiz enerjimizi yaratıyor ve hayatlarımızı etkiliyor, özellikle de yeni ay döneminde! Zihinde ne varsa onu fiziksele dönüştürüyoruz. O yüzden bu dönemde aklımızdan geçenlere özellikle dikkat etmeliyiz.

Ama Boğa’nın bir özelliği daha var ki, yukarıdakileri tamamen destekliyor. Boğa pek çok başka kavramla beraber Çekim Gücü Yasasını temsil eder. O Venüs’ün Yin tarafıdır. Yani izin veren, kabul eden yönü. Biliyorsunuz, Çekim Gücü Yasası şöyle çalışır: Kalbimizde bir arzu ateşi yanmaya başlar, biz onu bir niyet olarak ilan ederiz, titreşimimizi yükseltip yaratmak istediğimizle eşleştiririz, bu arada Evren o arzunun gerçekleşmesi için çeşitli fırsat kapıları yaratmaya başlar, şimdi üzerimize düşen önyargılarımızı bir kenara atıp o fırsatları tanımak ve kabul etmektir (en çok sıkıntı çekilen aşama). Sonra o fırsatlar doğrultusunda harekete geçeriz. İşte kabul etmek ve izin vermek parçası Yin’dir.

Bunun yanı sıra Boğa öz-değerimizi de temsil eder. İçimizde kendimiz hakkında nasıl hissettiğimiz kendi dünyamıza çektiğimiz olay, durum ve şeyleri yönetir. Her zaman ama her zaman benzer benzeri çeker, bunun başka bir yolu yoktur. Bu temel yasadır. Eğer içimizde utançlar ve değersizlikler varsa bu inançları destekleyen hatta güçlendiren durumlar, insanlar çekeriz. Diğer yönden, kendimizle besleyici, sevgi dolu bir ilişkimiz varsa ve her parçamızı kabul ediyorsak, bunu yansıtan olaylar karşımıza çıkar.

Bu Boğa Yeni Ayında karşımızda çok verimli topraklar var. O yüzden iç sohbetinizi şöyle bir kontrol etmenizi ve gün boyunca kendinize neler söylediğinize, kendinize nasıl davrandığınıza dikkat etmenizi öneririm. Bu toprakta ne yetişecekse kökleri çok güçlü olacak! Boğa yavaş olabilir ama son derece dayanıklı ve sabırlıdır. Şimdi neye niyet ediyorsanız, nasıl hissediyorsanız gerçekten köklenip size bağlanacaktır!

Boğa aynı zamanda temel değerlerimizi ve hayatımızda değer verdiklerimizi de temsil eder. Gerçekten bizim için önemli olan şeyler nelerdir? Venüs’ün 40 günlük geri yolculuğu bittiğine ve değerlerimize daha da derinden bakma fırsatı bulduğumuza göre artık bu konuda yaratıma girmek ve yeni en derin değerlerimizi harekete geçirmek için çok verimli bir zaman girdiğimizi de eklemeliyim.

Boğa, temel ihtiyaçlarımızı da yönetir, barınak, yiyecek, ısınma, vs… Güvende hissetmek için neye ihtiyacımız var? Bu ihtiyaçlarımız şu anda karşılanıyor mu? Başkalarından çok mu şey bekliyoruz? Kendimize bakma, kendi varlığımızı sürdürebilme yeteneğimizi mi geliştirmeliyiz? Belki de fazlasıyla kendine yeterli ve inatçıyız ve diğerlerinin fikir ve önerilerine karşı çok kapalıyız? Yardım kabul edebiliyor muyuz? Olduğumuz yere saplandık kaldık ve değişime direnç mi gösteriyoruz? Bize hiçbir yararı olmadığını en derinlerde bildiğimiz halde nelere sanki canımızı kurtaracakmış gibi tutunuyoruz? Kendimize daha fazla özgüven, içten gelen emniyet ve değer hissi verebilmek için ne yapmalıyız? O çok özel ve özgün becerilerimiz, yeteneklerimiz ve niteliklerimiz nelerdir? Nasıl kendi gücümüzü ve sağlamlığımızı görüp tanıyabiliriz? Kendimizi nasıl kabul ederiz? Bunlar hep Boğa sorularıdır. Bir ay boyunca yukarıdaki bütün sorular açığa çıkacak ve cevap vermek size düşüyor. Kendimizi olduğumuz gibi kabul ve takdir ediyor muyuz?

Bu soruların bazıları acılarımızı, güvensizliklerimizi, inatçılığımızı, bazen de cahilliğimizi de ortaya çıkarır. Onların hepsi birer yanılsamadır ve üstte görünenin aksine bütün bunları elediğimizde, en derinlerde yatan geniş bir kaynakla karşılaşırız. En derin benliğimizde engin bir havza ihtiyacımız olan bütün gücü ve nitelikleri barındırır. İşte toprağımızı bu havza besler ve attığımız tohumlar böylece yeşerip meyve verir.

Bu yeni ay Öncü burçlarda T Kare açı devam ediyor, Uranüs ve Eris çok aktif, Satürn ve Chiron işbaşında. Bu uzun dönem etkileri neredeyse on günde bir yazıyorum ve burada tekrarlamayacağım. Kaos her defasında bizi özümüzde yatan değerlere geri getiriyor, hem kendimiz hem de çevremiz hakkında. Ama bilin ki, Galaktik Merkez çok aktif ve çekim gücü yasası günlük hayatımızda inanılmaz çabuk tezahürler şeklinde her an kendini gösteriyor!

Sabian Sembolü

Bu yeni ay her şeyden çok kabul etme ve edilme enerjisi taşıyor. Hatta Sabian sembolüne bakarken kulaklarımda Mevlana’nın sözleri çınlıyordu… “Kim olursan ol… Ne olursan ol…”

Bazen hikâyelere ve efsanelere, mitolojiye bakarız, oralarda tarihi gerçeklikler ararız. Bazen de sadece hikâyenin verdiği mesaja odaklanırız. İşte bu yeni ayın sembolü de bu ikisinin arasında bir sembol. Görünüşe takılabilir ya da onu aşıp öze bakabilirsiniz. Çok ilginç bulduğum bir şey de, sembolün verdiği mesaj da aynı sembolün şekli gibi, önyargılar, inat, değer ve kabul etme dinamiklerini ortaya çıkarıyor.

“Yakup’un kuyusunun başındaki Semeriyeli kadın” sembolü için önce hikâyesini anlatmalıyım. Bu hikâyenin pek çok farklı anlatımı bulunuyor, aradan geçen iki bini aşkın yılda ne kadar değiştirildi bilmiyoruz, ancak burada biz sembolün söylemek istediğine odaklanıyoruz.

Hikâye antik Semeriye’de geçiyor. Burası Batı Şeria’nın Kuzeyinde antik Filistin diyebileceğimiz bölgede. Toplum ikiye ayrılmış durumda. Kudüs merkezli Yahudiler ve karşı dağlardaki Semeriyeliler. Hah! İşte binlerce yılda pek de ilerleme kaydetmediğimiz bir halin, şartlanmaların bir başka temsili.  Ayrılık ve düşmanlık sebebiyse din! Bu hizipleşmenin tarihi çok karmaşık ve hikâyenin geçtiği dönemin de yüzlerce yıl öncesine dayanıyor. Yahudiler Semeriye’de değil yürümek, sınırlarına yakın geçmekten bile sakınıyorlar.

Günümüz Nablus’unda bulunan bir kuyu var, adı Yakup’un kuyusu. Semeriyeli bir kadın bu kuyudan su çekerken İsa geliyor. Kadın, dışlanmış bir kabilenin de uç noktalarında yaşayan bir üyesi. Beş defa evlenmiş ve şimdi yeni bir eşi olmak üzere. Ona oldukça iyimser bir kadın da diyebilirsiniz!  İsa, ondan içmek için su istiyor. Kadın şaşırıyor. Sadece bir Yahudi’nin onunla konuşmasına değil, üstüne üstlük bir de su istemesine ağzı açık kalıyor. O sadece bir Semeriyeli değil, hem de bir kadın! Uzun bir sohbet başlıyor ve İsa ilk defa Mesih olduğunu ona açıklıyor. Kendine yakın pek çok kişi olduğu halde onlara değil bu kadına açılıyor. Sonrasında Semeriye’de birkaç gün geçiriyor. İşte hikâye bu!

Şimdi sembolün bize söylediklerine gelelim. Burada hesabı tutulacak bir durum yok. Burada bir dogma, fırsatçılık, ahlakçılık yok. Böyle olunca da durumun enerjisi derin gerçeği kendine çekiyor. Oysa “arayanlar” bir sürü beklentilere sahip oldukları için gerçeği hiç bilemeyebiliyorlar. Bu kadın bu gerçeği ilk duyan kişi oluyor. Çünkü o bağımsız ve bağlantısız. Bilse de olur, bilmese de… Burada cömert bir ruh var ve bu ruh cömertliği hem sizin hem de karşınızdakinin ruhunu ışıklandırıyor. Yeniye açık olmayı, hırslardan uzak olduğunuzda korkuların da akıp gittiğini gösteriyor. Olanı olduğu gibi kabul etme ve kabul edilme hissi ve bunun ifadesi, aradaki uçurumu yok ediyor. Birden bire gerçek değerlerimiz ortaya çıkıyor.

Bu sembol çok güçlü bir dişi enerji taşıyor. Kabul eden ve edilen kadınlık. Bu sembol “kuyu” dolayısıyla bereketi de içeriyor. Açıklanan bilgi dolayısıyla aydınlanma da bütün bunların bir parçası ve sonucu haline geliyor. Yukarıda bahsettiğim engin havza, kaynaklarımız işte tam burada, içimizde. Sadece kabul etmek o sonsuz kaynağı ortaya çıkarıyor. Günlük yaşamımızda bu sembol diyor ki;

İlginç, tuhaf bir kader… Neredeyse bu dünyaya ait olmayan bir saflık ve özünde kalmak, iyimserlik bizleri beklenmedik ve büyük bir göreve hazırlıyor. Biz bu görevin peşinde koşmadık, onu arzulamadık, aklımıza bile gelmedi. Çelişki şu ki, eğer bu görev ve rolün peşinde koşsanız ona ulaşamayacaksınız. Bu, hayal kurmayın demek değil. Ama egonuzun dikte ettiği şekilleri bırakın ve daha serbest ve bağımsız olun demek. Tarafsızlık, bağımsızlık her şeyden önemli! Önyargıları atın gitsin!

Neredeyse bütün dünya ülkeleri 50-50 bölünürken, biz gerçekten ne istiyoruz? Kabul etmek ve edilmek! İstediğimiz gibi ama birbirimizin özgürlüğüne saygılı yaşamak! O zaman buna doğru adım atalım. Ruhumuzun cömertliğinde, berraklığında öğretilmiş olan korkuları, sözde tehlikeleri, şartlandırılmış kalıpları savuralım havaya ve önce kendi değerlerimize odaklanalım!

Bu sayede Dane Rudhyar’ın dediği gibi bütün bunların üzerine çıkabiliriz ve “VAROLUŞUMUZUN YENİ BİR NİTELİĞİ” açığa çıkar.

Yeni ay 26 Nisan Çarşamba saat 15.16’da gerçekleşiyor. (İst.) Hepinize harika bir yeni ay dilerken, aşağıda bu ayın enerjisinin bir kısmını da çok iyi anlatan Mevlana’nın dizelerini paylaşıyorum.

©Mor Alev 2017

Misafirhane

İnsan bir misafirhane,

Her sabah yeni birisi gelir

Bir sevinç, bir bunalım, bir zulüm

Anlık farkındalık

Hepsi beklenmedik misafir

Hepsini karşılayıp eyle!

Evini vahşetle süpürüp,

Bütün mobilyalarını boşaltan

Bir kederler kalabalığı bile gelse

Buna rağmen, her geleni onurlandır

Belki yeni bir keyif getirmek için

Boşalttılar evini

Karanlık düşünce, utanç ve garez,

Hepsini gülerek karşıla kapıda

Ve buyur et içeri.

Minnettar ol her gelene

Kim gelirse gelsin.

Çünkü bunların her birisi

Öte taraftan bir rehber

Olmak için gönderildi.

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

4 replies »

  1. Hasta olduğumuzu kabul ettiğimiz an iyileşmeye başlarız. Hepimize geçmiş olsun; şükür ki şifa içimizde saklı, bize düşen onu bulmak… Herkese, özüne daha da yaklaşabildiği bir yeni ay dilerim. Gülümseyin…

    Liked by 1 kişi

  2. Sevgili mor alev tavsiyeni istediğim bir konu var ; ajna cakram ve tepe cakram cok aktif bir şekilde çalışıyor ve bu hergeçen gün daha da artan bir süreç izliyor. Yaklaşık iki bucuk yıldır devam eden bir süreç fakat yogun enerjilerle birlikte gittikçe ivme kazanıyor ve günlük hayata ayak uydurmakta çok zorlanmaya başladım. Klasik topraklanma yöntemlerini uyguluyorum bunun dışında bir şey tavsiye edebilir misin.

    Beğen

    • Sevgili Flueton, tabii ilk önereceğim şey topraklanmaktı ama onu yapıyorum diyorsunuz. Ama gerçekten doğaya çıkarak mı yapıyorsunuz? Belki her gün dışarıya çıkmak, toprakla, tabiatla birkaç dakika zaman geçirmek daha da iyi gelebilir. Bir de, Çakra sistemi birbirine bağlı bir elektrik şebekesi gibidir. Diğer çakraların dengesi yerinde mi? Çünkü bunların dengesizliği tepe ve üçüncü göz çakralarında aşırı yüklenmeye sebep olabilir. Kök’ten başlatın, tüm çakralar bakın. Burnunuzun ucundaki denge çakrası da önemli sizin için, Sakral da… Bunları tek tek gözden geçirmeniz faydalı olabilir. (İki çakra yazım var ve bedendeki 20 den fazla çakrayı anlatıyor, bir sürü başka çakralarımız da var ama ben şimdilik öne çıkanları kapsadım)
      Bir de her zaman Yüksek Benlikle konuşabilirsiniz. “Bu bana ağır geliyor Yüksek Benliğim, akışı daha rahat edeceğim düzeye çekelim” diyebilirsiniz. Bunun dışında herhangi bir fiziksel rahatsızlık olup olmadığını da kontrol ettirmenizi ve bir check-up dan geçmenizi öneririm. Kötü bir şey olduğundan değil ama bu konuda da emin olmak için. Beslenmeniz çok önemli. Sağlıklı besleniyor musunuz ve herhangi bir şekilde spor yapıyor musunuz? Üst çakraları çok aktif kişilerde genelde beden yokmuş gibi davranma alışkanlığı da vardır. Bütün bunlara bir bakın isterseniz. Sevgilerimle

      Beğen