Zamanın Ruhu

Yaşadığımız Dönem Üzerine Düşünceler (Kasım 2015) – Endişe, Ego ve Sakin Bir Liman

Gaia in autumnSevgili Dostlar, Eylül, Ekim, Kasım derken… yılsonuna çok az kaldı ve söz vermiş olduğum gibi hayatımızın her alanı ve global resim sürekli bir hareketlilik içinde, değişiyor ve değiştiriyor. Yılbaşında bu senenin hareketinin dengelerimizi bozmaması, verimliliğimizi düşürmemesi ve zihinsel netlik için mutlaka kendimize göre rahatlama, zihnimizi ve ruhumuzu dinlendirme, tazeleme yöntemleri geliştirip onları hayat alışkanlıklarımıza dâhil etmemiz gerektiğini konuşmuştuk. Nefes, meditasyon, yürüyüş, yoga, iç sesini dinlemeye vakit ayırmak bu yöntemlerden sadece birkaçı. Ben özellikle meditasyonun her birinizi çok daha mutlu, verimli, enerjik ve olumlu kılacağından eminim.

Şu anda kolektifin sesini dinlediğimde öne öfke ve hayal kırıklığı duyguları çıkıyor, arkasından umutsuzluk, çaresizlik, acele verilen kararlar, pişmanlık, suçluluk duyguları, saldırganlık… Ve antenleri kapatıp derhal enerjimi temizliyorum. Arkadaşlar, bu duyguların büyük kısmı size ait değil. Bu, değişime ayak uyduramayan genel ortamın ruh hali. Büyük arınmanın ve uyanışın en hızlı gerçekleştiği zamanlardan birindeyiz.

Siz Bilge Baykuşlar bundan çok önce, bu en önemli değişim zamanlarında birer denge, sakinlik ve sevgi merkezi olmak için yaşam kontratları yaptınız. Yoksa bu gibi platformlarda bulunmanıza imkân yok. Gel gelelim, kendinizi endişeye, telaşa ve eski alışkanlıklara kaptırmaktan alamıyorsunuz. Bu suç değil, utanılacak bir şey de değil, ama sürekli aynı şeyleri yaparak sonuç alamadığımızda yöntemi değiştirmek gerekmez mi? Kişisel olarak çalıştığım arkadaşların sadece %10 kadarının meditasyon, iç sesini dinlemek, spor ya da nefes egzersizleri gibi beden ve zihin sağlığına faydası olan alışkanlıkları olduğunu görüyorum ve düşünüyorum.

Bütün faydaları, bütün sebepleri ve olası sonuçları bildiğimize göre, sizi, bizi geride tutan şey nedir? Neden hem kendimizin, hem de sevdiklerimizin en yüksek hayrına olan bu alışkanlıkları edinemiyoruz? Neleri salıveremiyoruz ki, ruhumuzu, enerjimizi yükseltecek bu yeni alışkanlıkları inkâr ediyoruz, önlerine engeller çıkarıyoruz?

Acı, endişe, öfke… bizi mutsuz kılan davranışlardan hoşlanıyor muyuz?

Belki de. İnsanoğlu eğer bir karşılığı yoksa o şeyi yapmaz. Özveride bulunur çünkü sevilmek ister, istemediği işte çalışır çünkü maddi kazancını kaybetmekten korkar, aşırı yer çünkü içindeki boşluğu doldurmak ister, alışverişi abartır çünkü bir başka boşluğu yok etmeye çalışır. İnsanoğlu en ufak seçimini bile hesaplar. Eğer acı çekeceği bir seçimde bulunursa, bu acı aslında başka bir ihtiyacı gideriyordur. İşte burada önemli olan o çekirdek arzu, temel sorun noktası, ana korkuyu bulmaktır.

Bir alışkanlığı diğerleri ile değiştireceğimiz için, önce eski alışkanlığa bakalım. Temelde istediğiniz hayata ulaşmak için yapmanız gerekenin ne olduğunu zaten biliyorsunuz. Sadece davranışlarınızı nasıl değiştirmeniz gerektiğine dair bilgiye ihtiyacınız olsaydı, bu yazıya da gerek olmazdı. SİZ BİLİYORSUNUZ. Ama tekrarlayan davranışlarınızdan olumsuz sonuçlar alacağınızı bile bile onlara doğru çekiliyorsunuz. O davranışların adına ne dersek diyelim, şikâyet bağımlılığı, dedikoduculuk, “hayır” diyememek, kendine asla vakit ayırmamak, sağlıksız beslenme, sağlıksız televizyon alışkanlığı… Bunlar uyuşturucu gibi; aslında beyninizdeki zevk merkezini besliyorsunuz.

Ne borçtan kurtulamamanızın sebebi babanızın bir zamanlar iflas etmiş olması, ne sabahları yürüyüşe çıkmamanızın sebebi iş yoğunluğunuz, ne de meditasyon yapmamanızın nedeni yalnız kalamamanız. Eğer bir şeyi istiyorsanız, aklınıza yatıyorsa ne olursa olsun onu yaparsınız. Kalpler açık konuşalım, sebep başka şeyler yapmayı tercih etmenizde yatıyor. O zaman sormamız gereken soru şu: “Bu davranışla hangi ihtiyacımı besliyorum?” Cevap hemen karşınıza çıkmayacaktır. Büyük ihtimalle bir sürü mazeretin arasından geçeceksiniz ama sonunda orada, tam karşınızda gerçek potansiyelinizi yiyip bitiren çekirdek sorunu, asıl arzuyu göreceksiniz.

Düzenli olarak tekrarladığınız ve aslında size iyi gelmeyen davranışlarınız neler? Sonra o davranışın aslında içinizdeki hangi ihtiyacı beslediğini bulun. Bir kere bunu bildiğinizde, durumu yanlış yollardan şifalandırmaya çalıştığınız için kendinizi bağışlayabilirsiniz. İşte gerçek şifa bu noktada başlar, davranışı, ihtiyacı ve nedenini bildiğinizde, kendiniz için yeni davranışlar, yeni alışkanlıklar yaratabilirsiniz. Özgüven eksikliğini, korkuları, travmayı, değersizlik hissini içeride bir yerlerde tıkılmış vaziyette uzun süre tutamazsınız. Ne olursa olsun, o çekirdek sebepler gün yüzüne çıkacaktır, bazen hiç beklemediğiniz zaman ve durumlarda. Onun yerine onlara bakın ve içten bir soru sorun “Ne istiyorsun? Ve o istediğin şeyi sana nasıl en olumlu şekilde verebilirim?”

Kendi kendimizi tökezletmek için hayat çok güzel ve zaman akıp gidiyor, onun yerine özgürce kanat çırpmayı seçelim. Kendinize nasıl haksızlıkların olduğu, size iyi davranılmadığı gibi hikâyeler anlatmayı tercih ettiğinizde adına kurban psikolojisi de dediğimiz dışarıdan yönetilen bir yaşama sahip olmaya devam edeceksiniz. Siz bu zihin oyunlarından çok daha büyük bir ruha ve potansiyele sahipsiniz sevgili Bilge Baykuşlar.

Çekirdek korkuları ve sorunları salıvermek, dönüştürmek ve şifalandırmak için blogda defalarca verilmiş çok çeşitli salıverme yöntemlerine bakın. Eminim o yöntemlerden biri size de seslenecektir. Bu öneriyi sadece meditasyonu engelleyen davranışlar değil, yaşamınıza sağlıklı alışkanlıklar getirmek üzere her alanda kullanabilirsiniz.

Endişe kontrolü için bir öneri

Aşağıda özellikle son dönemlerde tırmanan endişe alışkanlığı ile başa çıkmak üzere bir yöntem paylaşıyorum. Aslında bu ufak alıntı aylar önce Facebook’ta belirmişti ve hoşuma gittiği için saklamıştım.

“Endişe bizi ziyaret ettiğinde, hayatlarımıza korkutucu “ya olursa” durumlarını getirir. Bu senaryolar ise tekrar tekrar zihnimizde oynanır. Endişe bize bu film kliplerini belli bir felaket dakikasına kadar gösterir, sonra bize filmi geriye sardırır ve yeniden başlatır. Hikâyenin en kötü noktasından ötesini görmemize ve bir çözüm getirmemize izin vermez. Bu böyle devam eder.

Endişenin olumsuz etkileriyle savaşabilmek için, endişenin ana temasını ve onun hayatınıza getirdiği düşünceler serisini yazın. Filmin bittiği o ana kadar olan tüm detayları kâğıda geçirin. Peki, sonra ne oluyor filmde? Ve sonra ne oluyor? Yardımınıza kim koşuyor? Peki ya sonra? En kötüsüyle yüzleşin. Bir çözüme ulaşana kadar hikâyeyi yazın ve bitirin.

Bizler uyum sağlamak üzere inşa edildik. Karşımıza sınavlar ve zorluklar çıkıyor ama Yaratan aynı zamanda onlarla başa çıkacak sabır ve diğer nitelikleri de bize veriyor. Henüz daha olmamış şeyler için endişe ettiğimizde, o sabır ve nitelikler henüz ortada olmuyor ve her şey çok çok daha kötü görünüyor. Endişenin yalanlarından, ziyan edilmiş zaman ve acıdan uzaklaşın. Henüz olmamış şeyler için çektiğimiz acı artık yeter!”

Klinik Psikolog Tabasom Eblaghie’ye çok teşekkürler. Benim ek önerim ise çalışmanız bittiğinde o kâğıdı yakmanız ya da yırtıp çöpe atmanız olacaktır.

“Zihnimde akan düşünceleri engelleyemiyorum. Egom çok güçlü!”

Beach and ocean by Peter Cade on Getty ImagesBunu ve buna benzer açıklamaları her duyduğumda kumbaraya para atsaydım, milyoner olmuştum! Evet, haklısınız. Bu yanlış bir saptama değil. Aslında bu kötü bir şey de değil. Zihnimiz ve ego düşünmek için yaratılmış. Sürekli bir takım bilgileri öne çıkarıyor. O bilgilerin bazıları son derece faydalı, bazıları ise düpedüz yalan, yukarıdaki endişe örneği gibi.

Egonun susturulması gereken bir düşman olmadığı konusunu daha önce de birkaç sefer konuşmuştuk. Aslında ego ona teşekkür etmemiz gereken bir sürü faydalı şey de yapıyor. O, arkamızdaki itici güç rolünü çok güzel oynuyor. Ancak, geçtiğimiz binlerce yılda ego da olumsuz alışkanlıklardan, şartlandırılmalardan payını aldı ve metamorfoza uğradı. Şimdi elimizdeki ego, sesi çok çıkan, yardımlarının yanı sıra acı çeken ve çektiren bir varlık olarak yanımızda. İçinde bulunduğumuz evrimleşme süreci ise onu korkutuyor. Egoyu rahatlatmak elimizde. Öncelikle ona bir teşekkür borcumuz var. Eğer güçlü egodan muzdaripseniz, meditasyonunuza ona teşekkür ederek başlamak çok işe yarıyor. Ama kalpten bir teşekkür, öylesine bir teşekkür değil. Onun sayesinde başarılı olduğunuz bir konuyu bile hatırlayabilir, örnek olarak kullanabilirsiniz.

Şimdi, sanmayın ki düşünceler birden bire susacak. Susmayacak, ama daha olumlu bir yola girmeye başlayacak. Meditasyon, odaklanma gerektiren aktiviteler, hatta işinize konsantre olma sorunu yaşıyorsanız, şunu bilin ki o düşünceleri dinlemek, seyretmek ya da tam tersini yapmak seçimi size ait. Bırakın düşünceler aksın. Örneğin meditasyon sırasında, tekrar tekrar odaklandığınız mantra ya da nefesinize geri dönün.

Geçenlerde bir seansımda harika bir örnek verildi. Örneği veren o anda kanallık yaptığım bir Yükselmiş Ustaydı. Dedi ki, “Televizyonlarınız var, HD, 3D, renkleri canlı, sesi stereo, size bir hikâye anlatılıyor. Bir de alt tarafta haberleri kısaca ileten bir bant var. Detaya girmiyor, sadece başlıkları iletiyor. Meditasyon sırasında düşüncelerle savaşmak, dikkatinizi o banda vermektir. Oysa büyük resim farklı şeyler söylemektedir. Sizin neyi deneyimlediğiniz neye dikkatinizi verdiğinize bağlıdır. Nasıl televizyon seyrederken o banda bakmayıp büyük resme odaklanıyorsanız, meditasyon sırasında da düşüncelerin akmasına izin verin ama onlara bakmayın. Büyük resme bakın.”

Sevgili Dostlar, bu zamanlarda sakin bir limana sığınma arzunuzun olduğunu biliyorum. Biraz ara vermek, rahatlamak istiyorsunuz. Yükselen enerjiler içimizdeki “ıvır zıvırı” olduğu gibi dışarıya atarken, kolektif acıyı, sıkıntıyı, öfkeyi de hissediyorsunuz. O sakin liman içinizde. Her zaman içinizdeydi. Ulaşmak ise kolay, meditasyon yapın, nefesinize önem verin, yürüyüş gibi, yoga gibi yumuşak sporlara başlayın. Bunları özellikle sabah saatlerinde yapmanızı öneririm, böylece gününüz yükselmiş enerjinizle son derece olumlu ve verimli geçecek. Kırılganlığınızı arkada bırakacaksınız.

Evet, bu çılgın, hızlı, beklenmedik olayların olduğu Kasım ayı enerjilerinin bizlere öğrettiği şey bence bu.

Haftaya sakin bir limanda, mutlu ve sağlıklı başlamanız dileğiyle!

©Mor Alev 2015

Not: Meditasyona başlamak için, lütfen sol sütundaki meditasyon kategorisine tıklayın. 10 dakikalık meditasyon serisi bunun için ideal.

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek Benliğinizle daha aktif bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

4 replies »

  1. Çok teşekkürler Mor Alev,benim gibi ne vakit ne de yalnız kalamama gibi sığınacak hiçbir bahanesi bulunmayan,hatta sahile beş dakika mesafede olmasına rağmen günlerce evden çıkacak enerjiyi ve isteği uyandıramayanlara ne demeli peki.,değil spor ,meditasyon vs. ev temizliği,kişisel bakım bile çok büyük birer külfet omuzlarımda uzun süredir.Üstelik o eski acılar,korkular,kaygılar,öfkeler de yok artık.Uyku,evde ne varsa yemek ve internette amaçsızca sörften ibaret yaşam günlerimi özeti.Belli bir düşünceye ya da meditasyona odaklanamama hali de cabası.Bu durumda busebepsiz yorgunluğun, kayıtsızlığın kaynağına nasıl inebilirimki.Allahtan hayvanlarım var ki onlara sarıldığımda hissedebiliyorum hala evrende huzurun ,sevginin varlığını.Biraz depresif oldu ama bu da böyle bir iç dökme ihtiyacıydı sanırım bu yüreğime dokunan güzel paylaşının sayesinde.Tekrar teşekkürler,sevgiler….

    Beğen

    • Sevgili Nisan, yazıda söylendiği gibi neden ev temizliği yerine internette amaçsızca sörf yapmayı tercih ettiğinizi sorgulayın, neden seçiminiz kişisel bakım, spor, sağlık yerine evde ne varsa yemek? Önünüze bir sürü mazeret çıkarken onları elemelisiniz. Sonunda temel ihtiyaç, inanış ya da korkuya ulaşacaksınız. Hayata tekrar bağlanmak için ne yapabileceğinizi de iç bilgeliğinize sorun. Ancak, bu mesaj bende aynı zamanda alarm zilleri çaldırdı. Çünkü tarif ettiğiniz durum klinik depresyonun belirtilerini de taşıyor. Bu konuda bir uzmana baş vurmanızı ve sadece içinizin rahatlaması için bunun doğru olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm. Özellikle de profesyonel terapi almak faydalı olabilir. Nüfusun yüzde ellisinden fazlası gizli depresyonla savaşırken bu utanılacak, sıkılacak bir durum değil. Sevgilerimle

      Beğen

  2. Merhaba hayatıma ışık tutan güzel melek😇
    Yine tamda.ihtiyacım olduğu anda duygularıma tercüman oldun.tamda şikayet edecektim neden meditasyon yapamıyorum bu sıralar ve bukadar karışık olan duygu durumum diye. Bana rehberlik eden bu güzel yazı için sonsuz teşekkür ihtiyacım olan şey hep yanımda iyiki varsınız iyiki sizi bulmuşum 😍😍😍

    Beğen