Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Enerji Tatiline Hasret Kaldık!

Drew Brophy ArtEvet, enerji tatili istiyoruz ama acaba bu şansımız var mı? Sevgili Bilge Baykuşlar, ocağı tam da yemek kaynamaya başladığı zaman pat diye kapatmazsınız. Arabayı tam hızlanmaya başlamışken birdenbire frene basıp durdurmazsınız. O kadar özlediğimiz değişim tam da başlamışken karar değiştirip geri dönemiyoruz işte. Maalesef biz dünyalılara şu sıralarda enerji tatili yok! Ama arada nefes alabiliriz, kendimizi durdurup enerjinin bizimle çalışmasına izin verebilir, arınmamıza büyük katkıda bulunabiliriz.

Zaten enerji tatili dediğimiz nedir ki? Her şeyin alışılmış halinde devam ettiği, pek de bir şeyin olmadığı günler… Peki, uzaklaşmak istediğimiz nedir? O rutin. O üretmeyen, keyif vermeyen adına rahatlık alanı denilen şeyler … Sizi bilmem ama ben eski yerine, yenide rahat etmeye kararlıyım. Bir de kaşınmasak! (BKZ. Kancalar)

16 Temmuz’u, 17’sine bağlayan gece gerçekleşecek olan ay tutulmasına kadar bizi “kaşıyacak” pek çok enerji akışı var. Ve enerji dalgalar halinde gelir, etkileri önceden başlar, yoğunlaşır, zirveye ulaşır, sonra da ağır ağır çekilir. Yani aşağıda tarihler veriyorum ama bunların etkisi çoktan başladı ve hemen de bitmeyecek. Çünkü düdüklü tencerenin kapağı açılmadan içerdekilerin iyice pişmiş ve basıncın da azalmış olması gerekiyor. Tencerede neler var, kısaca bakalım:

5 gezegen geriliyor:

Merkür, Jüpiter, Plüton, Neptün ve Chiron. Hepimiz geçmişe bakıyoruz. Geçmişi şifalandırıyoruz.

Merkür gerilemesi:

8 Temmuz, sabaha karşı gerilemek için duran Merkür’e bakalım. Aslan’da başlayan gerilemenin Sabian sembolü “Dik ve derin uçurumun kıyısındaki kaya oluşumu”

Ve bize diyor ki; Tabiat ve yaşamın olayları nasıl kriz noktasına taşıdığını gözlemlerseniz, görürsünüz. Kriz noktasının sebebi her zaman uygulanmış ve işe yaramamış çözümlerdir. Yönde ya da tavırda bir değişim gerekiyor. Kişiliğimiz gerçek yüceliğini sınırlarının ötesine geçmek üzere zorlandığında gösterir. Risk alıyor muyuz? Yoksa tam kıyıdayız ve adım atmaktan korkuyor muyuz? Bu hepimiz için geliştirici bir fırsat. Kişiliğimizi geliştiriyor ve gücümüz bizi şaşırtabilir. Ama ne zaman yeni bir şeylerin tam kıyısında olsak, geçmişten bir şeyler gelir ve bizi durdurmaya çalışır. Risk? Evet. Peki, bu riske değer mi? Buna siz karar vereceksiniz. Eğer hayatınızda yeni bir sayfa açmak istiyorsanız, bu Merkür gerilemesi size gerekli tüm içgörüleri sağlayacaktır.

Ama önce, kendinizi köşeye sıkışmış hissedebilirsiniz. Ya uçurumdan atlayacaksınız, ya da size artık hiç uymayan o şeylere boyun eğeceksiniz.

Merkür-Mars birleşmesi:

Merkür durduktan kısa süre sonra, 9 Temmuz gecesi yukarıdaki Sabian sembolünde Merkür ve Mars buluştu. Etkileri kanyonlarda yankılanacak bir buluşma. Ve yankısını da şimdiden global düzeyde görebiliyoruz. Görmeye de devam edeceğiz. Normalde önce düşünür, sonra davranırız. Bu sefer önce davranıp sonra düşünüyoruz. Geri dönüp bazı şeyleri düzeltmemiz gerekebilir. Yani otomatik tepkilere dikkat!

Venüs-Chiron Karesi:

8 Temmuz’da bu hızlı kare hatta ayın hareketini de göz önüne alırsak, T kare açı gerçekleşti. Odak noktası ise ilişki yaraları. İlişkileriniz nasıl gidiyor? Şimdi şifa olasılığı çok yüksek, özellikle de ailevi ilişkilerde ve tabii ki geçmiş ilişkilerde (geri giden gezegenler).

Güneş Satürn’le yüz yüze:

9 Temmuz akşamı, Güneş Kuzey Düğümünü, Satürn Güney Düğümünü yanına almış, karşı karşıya geliyorlar. Sabian sembollerine baktığımızda Güneş diyor ki;

“Civcivleri için toprağı karıştıran tavuk”. Bu, klasik bir Yengeç burcu sembolü, evlatlarını beslemek için çalışan bir anneyi görüyoruz. Temel ihtiyaçlar için çalışmak, günlük çabalar karşımıza çıkıyor. Burada önemli olan hayatın sorumluluklarını yerine getirmektir. Ruhani açıdan bakarsak, birisi, bir şey her zaman size göz kulak oluyor, esenliğinizi sağlıyor. En temel ve sade ihtiyaçlarınız her zaman karşılanıyor. Ve bu gözle baktığımızda, hayatın en büyük değer taşıyan, en önemli şeyleri aslında gündelik, sade şeylerdir. Küçük gibi görünen detaylar, ufak kibarlıklar, bir gülümseme, basit bir yemek ve nefes almak hayatı hayat yapar.

Satürn ise, “Bayrak çekmiş savaş gemisi” derecesinde; milliyetçilik, emperyalizm, savaş oyunları, böl ve yönet, paranoya ve isyan anahtar kelimelerine aynı zamanda onur, dürüstlük, saygı, temsil gücü sözcükleri de eşlik ediyor. Dane Rudhyar şöyle yorumluyor: “Bu sembol, siyasi gücün taşıdığı çifte gücü anlatır, onun değerini ve tehlikelerini.”

Tam bir zıtlık görüyoruz. Ama Kuzey Düğümü bize yolu açıyor. Çözüm sadelikte, temel ihtiyaçlara odaklanmak ve sevecen olmakta.

Suda büyük üçgen:

11 Temmuz’da Neptün, Güneş ve Ay içimize şifa suları serpiyor. Her şey o kadar da kötü değil. Hala sevebilir, sevilebiliriz. Güneş’in Sabian sembolü; “Din adamı bir evlilik töreni yönetiyor”  Hmmm… Evlenme teklifleri mi geliyor? Yoksa, burada başka bir şey mi var? Evlilik nedir? Bir bağlılık yeminidir, oldukça iyimserdir. Şekli ne olursa olsun. İnsanlar, şirketler ya da ülkeler bağlılık yemini edebilirler. Bunu bir kutlama takip eder. Her ne kadar filmlerde ve romanlarda bu bir “son” olarak gösterilse de aslında bir son değil, başlangıçtır. Bir uçta bu kutsal bir yemindir ve kaderle bağdaşmış görülür, diğer uçta ise her ne kadar iyi niyetlerle başlamış da olsa verilen sözler yerine gelmeyebilir. Bu sembol aslında adanmışlığı ve bağlılığı anlatır. Adanmışlık ve kararlılık haftanın kurtarıcısı.

Neptün ise “Çırağına bilgi veren usta” derecesinde. Adanmışlık olmasa bir gün usta haline gelemeyiz. Hepsi son derece açık bir şekilde bir araya geliyor, değil mi?

Mars-Uranüs kare açıda

Ama devam edelim… Beklenmedik. Beklenmedik. Beklenmedik. 11 Temmuz akşamında ya kendi hareketlerimize ya da diğerlerinin davranışlarına çok şaşırabiliriz. Her iki gezegen de sabit burçlarda yani değişime son dakikaya kadar direnmemiz mümkün. Ama sonra bir anda tıpa patlayabilir. Ve tıpa dediysem, bu bir volkan patlaması gibi güçlü ve gürültülü olabilir.

Uranüs Boğa’da: “Yakup’un kuyusunun başındaki Semeriyeli kadın” derecesinde.  Belki bu sembolü daha önce de bu platformda gördüğünüzü hatırlarsınız. Günlük yaşamımızda bu sembol diyor ki; İlginç, tuhaf bir kader… Neredeyse bu dünyaya ait olmayan bir saflık ve özünde kalmak, iyimserlik bizleri beklenmedik ve büyük bir göreve hazırlıyor. Biz bu görevin peşinde koşmadık, onu arzulamadık. Çelişki şu ki, eğer bu görev ve rolün peşinde koşsanız ona ulaşamayacaksınız. Bu hayal kurmayın demek değil. Ama egonuzun dikte ettiği şekilleri bırakın ve daha serbest ve bağımsız olun demek. Tarafsızlık, bağımsızlık her şeyden önemli! Önyargıları atın gitsin!

Yukarıdakinin olabilmesi için ise Mars şunu söylüyor: “İki kadın karşı karşıya: Biri tutucu ve eski moda, diğeri güncel ve genç” Geleceği bugün düşündüklerimiz ve yaptıklarımızla şekillendiriyoruz. Şimdi tutucu ve eski moda olan bir zamanlar günceldi ve bugünü yarattı. Farklı değer sistemleri, farklı tavırlar… Eski ve yeni arasında bir düello sürüyor. Eskiye dair olanın hangi niteliklerini yanımızda taşımalıyız, yeninin en iyi yönleri neler? Bir senteze ve uzlaşmaya ihtiyaç var. Tutuculuk her zaman ilerlemenin karşısındadır. “Kötü” olduğu için değil, yeninin nasıl bir şey olduğunu bilmemekten gelen korkudan dolayı. Adına karma dediğimiz şey temelinde yıpranmış olanı geride bırakmak ve  yeniye uzanmaktır. Hepimizde birden bire bir yerden fırlayan ve artık geçersiz olan inançlar, önyargılar ve gelenekler var. Onlarla işimiz bitti. Ancak yine eskiden beri değer verilen bazı nitelikler ise evrenseldir, zarafet, kibarlık, saygı, hoşgörü gibi…

Güneş şimdi de Plüton’la karşı karşıya

Tamam, şimdilik sonuna geldik sayılır… 14 Temmuz’da günü aydınlatan, hayat veren, kalbimiz Güneş ve yeraltının, ölümün, dönüşümün güçlü hükümdarı Plüton neyi aydınlatacak? Güç çatışmaları? Ego savaşları? Güneş ve Plüton birlikte çalıştığında her zaman bildiğimizden çok daha güçlü, daha zeki, daha fazla… olduğumuzu anlama fırsatımız vardır. O küçük kabuktan çıkmaya zorlanırız ve bir defa çıkarsak eğer, dönüşürüz! Plüton usulü. Tohumun aslında ağaç olduğunu anladığı an gibi.

Güneş “Prima Donna” sembolünde. Sahne sizin mi? Kendinize güveniyor musunuz? Plüton ise “Bayrak yarışı” diyor. Yani kendinize güvenin, hazırlığınızı yapın, kabuğu kırıp ortaya atılın ama unutmayın, bu bir takım çalışması!

Toplumsal açıdan bakarsak, bu sembol bize gözlerimizin önünde melodramlar oynanabileceğini, spot ışıklarının belli bir kişi ya da gruba döneceğini ve olanların bir kısmının da tiyatrodan ibaret olabileceğini anlatıyor. Danışıklı dövüş dediğimiz olaylar da mümkün.

Sonra….

16 Temmuz, 17’sine döndükten hemen sonra saat 00.38 de ise Oğlak’ta ay tutulması yaşayacağız. O da başka bir yazının konusu. Bu yaşadığımıza tutulma tüneli diyebiliriz, faydalı kaşıntılar, dalgalı denizler, düdüklü tencere… Pek çok isim verebiliriz. Kesin olan şey şu ki, değişim tam hız devam ederken, enerji tatili ise başka zamana kalıyor. Şimdi dönüşüm vakti!

Hepimize sağduyulu, sevecen ve olumlu dönüşümlerle dolu bir dönem diliyorum.

©Mor Alev 2019


Bu dönemde ruhunuzun potansiyelini bütünüyle anlamak, hayata nasıl geçirebileceğinizi öğrenmek, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.

2019’da YENİ! En son nöroplastisite yöntemleriyle hayatınızı akışa açmak, alma-verme dengesini kurmak, kısır döngüleri sona erdirmek ve bolluğa “evet!” demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

2019 Haziran’da YENİ! SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve bedeninizle barışmak için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile çalışmak istiyorsanız buraya tıklayınız.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com

7 replies »

  1. Çok güzel bir yazı teşekkürler aslında insanlık sahneye çıktıktan sonra yasanan sureclere baktigimizda dediğiniz gibi sevgi dolu bir dunya kurmak icin eski kadim zamanları iyi okumak gerekiyor.Bu konuda antik kentler tarihimize ayna tutar,onları doğru okudugumuzda ve bize verdiği enerjileri doğru kullandigimizda sevgi dolu bir gelecek kurmak mümkün.Yeter ki o enerjiyi yüreğimizde ruhumuzda icsellestirebilelim.sevgiyle kalın.

    Liked by 5 people

  2. “Tutulma tüneli, faydalı kaşıntılar, dalgalı denizler, düdüklü tencere”… bence e) hepsi 😊 Son bes gundur hepsini ve daha fazlasini yasadim sahsen, dahasi da oldugunu hissedebiliyorum. Ve ne kadar calkantili olursa olsun ben bu yogun donusum donemlerini artik seviyor, sabirsizlikla bekliyorum. Nese dolu donusumlerimiz olsun 😇

    Liked by 6 people

    • Sanırım her çağın insanları kendi çağları hakkında zor dönemden geçtiklerini düşünmüşlerdir.
      Bazen ben de bu düşünceye kapılır gibi olsam da kalp gücüm sayesinde tüm fırtınalardan dimdik sağlam çıktığıma göre bunun da üstesinden gelebileceğimi düşünüyorum.
      Ninem hep
      “kalbine güven” kızım derdi.Kalbime güveniyorum. Ve hepimiz YAPABİLİRİZ!
      Sevgi ve şükranlarımla Mor Alev ❤️

      Liked by 2 people

  3. Ben hala kendimi %100 kabul edip kosulsuz sevmeye ve disil eril enerjimi dengelemeye, kalbimi aşka acmaya ve bu aşki once kendimle tatmaya niyet ediyorum. Cok uzun yoldan geldim! Ama yol bitmedi. Bu niyetimin gerceklesecegi gune dogru yola devam. Dönüşüme devam.

    Canina,ruhuna saglik Mor Alev!

    Liked by 1 kişi

  4. Tr. Plüton ve satürn doğum haritamda koçtaki güneş, mars, merkür ve venüse; aynı zamanda terazideki ay, yükselen ve plütona kare açı yapıyor..Merak ettiğim şey bu açılar devam ettiği sürece bu ölüp ölüp dirimleler de devam mı edecek böyle, yoksa mesajını alan kozmik etkilerden de özgürleşebiliyor mu artık tamamen sizce..

    Beğen

    • Sevgili Sevgi, her zaman enerjiyi nasıl yaşadığınız sizin bakış açınıza, onunla ilgili ne yaptığınıza ve değişime nasıl izin verdiğinize bağlıdır. Yani evet dediğiniz gibi, mesajı alan ama sadece almayıp, uygulayan için bu dönem hafif bir yaz meltemi gibi geçebilir. Kozmik etkilerden özgürleşmek diye bir şey yok, hepimiz biriz, biz kozmosdan ayrı değiliz ama onu farklı şekillerde yaşamak var. İşte o yüzden bu yazıları yazıyorum. Bazı şeyleri bilincimize kabul etmemiz, harekete geçmemiz ve anlamdırmamız daha kolay olsun diye… Sevgilerle

      Beğen