Meditasyon

Bob Fickes: Duygu Bulutlarını Dağıtmak

Sevgili Okuyucularım, iç fırtınalardan, egodan ve salıvermek konularından çok bahsediyoruz. Bu yazıda Bob Fickes duyguları nasıl onurlandırarak salıverebileceğimizi anlatıyor. Bu çeviri için Mor Alev Dostuna çok teşekkürler.

Dinosaur Ridge in Seoraksan National Park, South KoreaBob Fickes:

 

Dün, sanki bütün sorunlarım beni ziyarete gelmiş gibiydiler. Görmek istemediğim tüm duygular, içimin derinliklerinden yükseldiler. Aniden, yine “insan” olmuştum!

Kaçmak ve saklanmak istedim. Ama kaçsam bile, duygular beni bekliyor olacaklardı!

Peki, ne yapmalı?

Sakın kaçmayın! Onun yerine, tam olarak ne hissettiğinizi duyumsamak için kendinize, sakin ve güvenli bir yer bulun. Bu duygulara neden olan sebepleri, sevdiklerinize yüklemeyin. Sadece yalnız kalarak onları hissedin ve ortaya çıkmalarına izin verin.

Duygular, gökyüzündeki bulutlar gibidir. Güneşin yüzünü örtmek üzere, her an ortaya çıkabilirler. Duygularımız da kabardığında, “Güneş nereye kayboldu?” diye merak ederiz.

Cevap çok basittir. Güneş hala oradadır, bulutların ardında!  Aynı sevgili Güneş, daha önce orada olduğu halde, şimdi duygu bulutlarımızın ardına saklanmıştır. Bulutların açılmasını sağlarsak, Güneş yine parlamaya başlayacaktır.

Biz bulutların artmasını engellemeye çalıştıkça, sanki onlar daha da çoğalır. Sonra o kadar çok bulut oluşur ki, “zihnimizin gökyüzünü” tamamen kaplar ve sonunda kalbimizi karanlığa gömerler. Bu durumda siz de, o bulutları açın ve bırakın yağmur yağsın!

Duygularımız, tüm bulutlu düşüncelerimizi içlerinde barındırlar! Onların içimizden dışarı çıkmasına izin vermemiz, sanki gökten yeryüzüne yağan yağmur gibidir.  Yağmurun, yeryüzüne çok faydalı olduğunu biliyor musunuz? Yağmur, Dünya’yı besler ve böylece her şey canlanır!

Belki de duygularınızın Dünya’ya pek bir faydası olmadığını düşünüyorsunuzdur. Kendimize dürüst olup, içimizde depoladığımız tüm duyguları dışarı dökmemizin etkisi, aynen yağmur gibidir. Bizi besler. Tekrar canlı hissetmemizi sağlar.

Zihnimizi açmamıza ve “bulutlu” iken göremediğimiz şeyleri, görmemize yardımcı olur. Farkındalığımız ortaya çıkar ve kendimizi arınmış ve yenilenmiş hissederiz. Ama sadece birkaç duyguyu ortaya çıkarırsak, bu durum gerçekleşmez.

Şayet duygularımızı içimizde bastırırsak, sonunda patlamaya hazır bir fırtınaya dönüşürler. Onları tek tek ve azar azar açığa çıkarın.

Ancak EGO’muz, güçlü bir dağ gibidir. Dağlar, gökyüzünde her gün doğal bir şekilde geçip giden bulutları kendilerine çekerler ve tepelerinde toplarlar. Sonra etraflarında koyu bir bulut örtüsü oluşur ve dağın üzerinde bir fırtına patlak verir. Yağmur suları, sanki bir nehir gibi dağdan aşağı akar ve EGO’muzun değerli bulduğu her şeyi, siler süpürür.

“Duygu Bulutlarını” zihnimizde toplamak, sağlığımız için zararlıdır.  EGO’muz duyguları yakalar ve onları hapseder. İlk başlarda, onları kontrol altında tutabileceğimizi düşünürüz. Ama zamanla o kadar çok duygu bulutu toplanır ki, artık onları durduramayız. Sonunda bir fırtına kopar ve sevdiklerimize acı çektiririz.

Her gün, dengenizin bozulmayacağından emin bir biçimde, duygularınızı salıverme çalışması yapın. Önce hafif duygularla başlayın ve adım adım onları hissetme yeteneğinizi geliştirin. Bunun sonucunda,  derin ve daha güçlü duygulara karşı, kendinizi daha iradeli hissedeceksiniz. Siz kendinizden emin olduğunuz sürece, duygularınız da güvenli bir şekilde ortaya çıkacaklardır. Size sorun yaratan tek şey, “Duygular tehlikeli ve kötüdür” diyen zihninizin ürettiği korkudur.

Bu düşünceyi yok edin! Yalnız kaldığınızda kalbinizi açın ve bırakın önce hafif duygular ortaya çıksın. Örneğin; bir yastığa bağırın, ağlayın, korkunuzu ifade edin veya yaptığınız bir şey için üzgün olmanıza izin verin. Bunu adım adım her duygunuz için yaptığınızda, onlara karşı anlayış ve Sevgi hissiniz geri gelecektir.

Duyguların, belli bir sıralaması vardır. Ve bu sıralama, onların üstesinden gelebilmenizi sağlar.

  1. İlk sırayı, öfke alır. Öfke, duygularımızın en güçlü ve en zalim olanıdır. Ona karşı sakın makul ve mantıklı olmaya kalkmayın. Sadece öfkenizi yaşayın ve bırakın dışarı taşsın! (Tabii ki bunu hiç kimsenin duymadığı bir zamanda yapın!!)
  2. Sonra Hüzün ve Acı gelir. Bırakın gözyaşlarınız aksın! Gözyaşlarınız akarken, buzları eritir. Onları sadece salıverin, aksınlar!
  3. Üçüncü sırada, “bilinmeyene olan korku” gelir. Asla değişmeyeceğiniz (düzelemeyeceğiniz) ve bu duyguların sizi asla terk etmeyecekleri korkusu, içinizi kaplar. Bu korkuyu hissedin ve tam olarak neden korktuğunuzu tanımlayın. Korkuyu salıvermek, beraberinde bilgeliği getirir. Tüm korkuların temeli, “bilinmeyene” dayanır. Bırakın korkunuz dışarı çıksın. Böylece, bilmek istediğiniz şey görünmeye başlayacaktır.
  4. Suçluluk duygusu, salıverilmesi gereken son aşamadır. Meydana gelen olaylardan veya bizim yaptıklarımızdan dolayı hissettiğimiz suçluluk duygusunu salıvermek, taşıdığımız yükten kurtulmamıza yardımcı olur. Suçluluk duygusunu salıverin gitsin. Bakın o zaman, nasıl bir mucize meydana gelecektir!
  5. Duygularımızın sorumluluğunu üstlendiğimiz anda, onlara karşı anlayışlı olmak ve onları sevmek kendiliğinden oluşur.  Onların ortaya çıkmasına izin vermek, zihnimizdeki bulutları ve kalbimizi kaplayan karanlığı dağıtır.

Duygularınızı arındırın ve kendinizi de arınmış hissedin! Onların üzerinde hiç kafa yormayın, sadece hissedin! Başkalarını suçlamayın ve hiç kimseye bağırmayın. Sadece kendinizle yalnız kalın ve bırakın tek seferde, yukarıdaki sıraya göre ortaya çıksınlar. Hepsini sırasıyla çözmek, gerçekten işe yarıyor!

Bu işlemi bitirdikten sonra, tabii ki rutin meditasyonunuzu yapın. Kendinizi mutlaka daha iyi hissedeceksiniz!!

Bob Fickes

Sevgili Dostlar, bu sabah çok erken saatlerde hayatımı adadığım şeylere karşı oldukça küçümseyici ve beklenmedik bir mesajla ben de duygu bulutlarını ve arınmayı yaşadım. Yukarıda bahsedilen yöntemleri gayet iyi bildiğim için süreç belki bir saat sürdü, belki de daha kısa. Vardığım sonuç beni ve yaptığım işi hiç tanımayan, önyargıları çok güçlü ve sanırım hüzün içindeki bir kişinin (bu kişi kendisinin yüksek alemlerle iyi bir ilişkisi olduğunu ima ediyor) kendi özü yerine egosunu konuşturması ve benim de görevimin o kişinin bazı yüklerinden kurtulmasına yardım etmek olduğu idi, umarım yardımcı olabilmişimdir. Bu durum bende de bazı negatifleri ortaya çıkardığı için iyi bir çalışma oldu. İnanıyorum bu fırsatı verimli bir şekilde kullandım. Hemen ardından günün melek kartını çektim, Metatron’un “YENİ” mesajı geldi ve işte bulutlar dağılmıştı! Çok ilginç, Mor Alev Dostu ben bütün bunları tek tek aklımda yeniden işleme tabi tutarken okuduğunuz mesajı çeviriyormuş. Her şeyin bir ilahi zamanlaması olduğuna  gel de inanma! Bu yöntemi hepinize kalpten tavsiye ediyorum ve tekrar Mor Alev Dostuna teşekkür ediyorum.

Enerjilerin çok yoğun olduğu bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

 Mor Alev

 

Telif Hakkı© 2014 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
 
Copyright © 2014 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

8 replies »

  1. Sevgili Mor alev arınmanız kutlu olsun basınıza sarhoş sufinin hikayesi gibi birsey gelmiş cok şükür. Ve ama yolculuğunuz sadece size özgüdür. Kendinizi asla bir başkası ile kıyaslayarak üstün veya aşağı olduğunuzu düşünmeyin. Kendinizin farkında kendinize dürüst ve kendinizi koşulsuz seviyorsanız bunların haricinde her birimiz kendimizce benzer şeylere tutunur, benzer şeyleri arzular, benzer şeylerin yokluğunu çeker ve nihai noktada da O’na doğru yol alırız.
    Bazı açıklamalarınızı cok dualitik buluyorum.
    Sevgilerimle
    Sizi seviyorum

    Beğen

    • Sevgili Ela, bu yorumu tam olarak anlamadım. Aslında neden yazdığınızı da anlamadım. Maalesef Sarhoş Sufinin Hikayesini de bilmiyorum.(Birazdan internette arayacağım) Bu blog yükseliş sürecinde yaşadıklarımız, yaşayabileceklerimiz ve nasıl daha rahat bu dönemi geçirebileceğimiz konusuna oldukça yoğun odaklanıyor son zamanlarda. “Dualitik” kelimesine sözlükte baktım ve bulamadım. Dualite zıtlık, ikilik anlamına geliyor. Dualitik diyerek zıtlıklar içerdiğini söylediğinizi sanıyorum. Doğrudur. Çünkü benim deneyimlerim de hepimiz gibi büyük oranda bu 3 boyutlu dünyada. Buraya insan olmaya geldik ve yaşadığımız her zıtlık ya da kontrastı da bir ders fırsatı olarak kendi önümüze çıkarıyoruz. Yaşadığım kısa deneyimi aktardım, çünkü bu fırsatı doğru kullandığımı düşünüyorum. Bunu bilinçli olarak nasıl yapabileceğimiz konusunda da örnek veriyorum. Biz hepimiz buraya içinde Tanrı kıvılcımı taşıyarak geldik ama ne siz ne de ben tamamen yükselmiş değiliz. Size negatif enerji gönderen bir kimsenin içindeki hüznü görüp ona sevgi yollamanın bir sorun olmadığına inanıyorum. Kimse aşağılanmadı, kimse kimseden üstün değil. Yolculuk bana özgü olabilir, ama özellikle bu salıverme ve ruhani temizlik döneminde çok ilginç ve beklenmedik şeyler yaşayabiliriz. Bu örnek de onlardan biridir. Hepimiz içimizde binlerce yıldır birikmiş negatifin tortularını taşıyoruz, bu tortular tam anlamıyla temizlenmedi bence ama hızla yol alıyoruz. Bu virajı dönerken de kendimize arınma fırsatları çekiyoruz. Benim yaşadığımdan başka örnekler de olabilir. Mesela trafikte beklenmedik bir negatif yaşayabiliriz ya da işyerinde. O zaman bize verilen araçları kullanarak çok kolay hem kendimiz, hem de kolektif için arınma ve salıvermeyi gerçekleştirebilir ve hayatımıza devam ederiz. Bunun özü budur, ne fazla, ne de az. “Bendeki arınmayı tetikleyen şey, sizi de tetiklemiş olmasın?” diye bir düşünce geldi aklıma son anda. Sevgilerimle…

      Liked by 1 kişi

    • Sevgili Ela, şimdi cevabımda bir şeyi yazmayı unuttuğumu anladım. Bunu sürekli olarak yazdığım için sanki ezberlenmiş gibi geliyor bana ama, belki de değildir. Arınma işleminde her zaman duruma ve eğer duruma araç olan kişi varsa ona teşekkür edilir diye öğretiliyor bize. Yani teşekkürler diğer kişiye gidiyor… Evet, şimdi sizin çok da iyi anlamadığım yorumunuza kendi anladığım kadar iyi bir cevap yazmış olarak hissediyorum. Sevgiler

      Beğen

      • Sizden öğrendiğim cok guzel birsey var “buradan sadece sevgi girer, sevgi çıkar. ” oyuzden beni sadece sevgi tetikleyecektir oyuzden bu guzel günlerde bana bulutları dağıtmamı tetikleyecek bir sevgi gönderdinizse ne mutlu olmuş 🙂

        Beğen

  2. omzumdan ses gelirdi hep, kambur dururdum ayrıca. öyle bir arınma yaşadım ki fiziksel bedenimdeki bu sorunlar yok oldu. vücudum kasılıyormuş da farkında değilmişim mor alev. resmen hafifledim, hafiflemeye devam ediyorum. ayrıca arınmayı yaşadığım gün rüyamda tır sürdüğümü ve tırın devrildiğini geriye tırdan küçücük bir oyuncak araba boyutunda parça kaldığını, ayrıca rüyamda korku yaşamadığımı görmem de bütün yüklerimden neredeyse kurtulduğumu tasdikledi. siz ve mor alev dostu aracı olduğunuz için bu haberi size de ulaştırmak istedim. teşekkürler, sizleri seviyorum. iyi ki varsınız

    Beğen