Meleklerle Sohbet

Yeryüzündeki Her Ruh, Değerlidir Ve En İyisine Layıktır… – Natalie Glasson aracılığıyla Baş Melek Metatron

AChildren Playing Around The Worldrkadaşlar, Bu mesaj o kadar önemli ki, bayram sonuna kadar blogun en tepesinde tutmayı düşünüyorum. Ben de kişisel olarak  “yargılamama”, hepimizin eşit olduğu, görünüşte “en kötü” insanların en fazla sevgiye ihtiyaç duyanlar olduğu, her negatif yargının aslında kendimizi yaraladığını iletmeye uzun zamandır çalışıyorum. Geçen sene bu zamanlar bu konuda yazdım, her Mor Alev meditasyonu çağrımda ve her Sevgi Seli meditasyonunda yeniden bu konuya değindim ve en son “Merkezde kalmak ve olaylara farklı bir bakış açısı” makalemde yeniden size yargının aslında dünyamızda yeri olmadığını iletmeye çalıştım. Ne kadarını etkili bir şekilde ilettim, ya da ne kadarını içinize aldınız, bilmiyorum. Bu konuda bir öğretmen değilim ama kalbimi takip ediyorum. Herhalde Metatron kadar tam isabetli kelimeler kullanamamışımdır. Fikirlerime ve hislerime dayanarak şunu söylemek istiyorum: Bugün dünyadaki en önemli sorun yargı ve önyargıdır! Bu ayrımcılığı, etiketlemeyi ve nahoş duyguları yanında getirir. Ve hatta bunu biraz daha ilerletiyorum: Biz kim oluyoruz da başka insanları, komşularımızı, gazetede okuduğumuz insanları, aile fertlerimizi ya da toplumları yargılıyoruz? Onlar hakkında bir şey bilmiyoruz, onların ruhlarının derinliğini, pek çoğunun çocukluklarını, geçmiş yaşamlarını ve karmalarını bilmiyoruz. Ve daha da önemlisi bizi Tanrı yargılamazken, biz nasıl kendimizi yargılıyoruz? Rica ediyorum, bu mesajı kalbinizin gözüyle okuyun.

Şimdi biraz daha pozitif bir üst nota geçeceğim. Biliyor musunuz, belki de daha önce yazmışımdır ama ben Mor Alev Dostu ile hiç şahsen tanışmadım. Ama o benim ve hatta bu blogun hamisi olan Baş Meleklerin ve Ustaların içinden geçeni çok uzakta bir şehirden doğru biliyor. Bence biz böylesi bir işbirliği için doğmuşuz. Bu mesajı birkaç gün önce okuduğumda, çoğu zaman yaptığım gibi “bu harika bir mesaj, eminim Mor Alev Dostu bunu bizim için çevirir” dedim. O güzel insandan kelimelerle hiçbir şey istememe gerek yok, kendiliğinden geliyor her şey. Bugün emaillerime baktığımda bu çeviri duruyordu. Çok teşekkürler Mor Alev Dostu, sen kesinlikle bir meleksin!

Bu mesajı ileten Natalie Glasson’a ve rehberim Metatron’a çok teşekkürler. İngilizce orijinaline bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz

******************************************

Dünya’da barışı oluşturmak için, sadece mütevazı ve minnettar bir şekilde kayıtsız şartsız kendinizi ve bariz bir şefkatle, herkesi sevmeniz gerektiği, defalarca söylendi.

Varlığınızın içindeki doğal Sevgi’yi etrafınıza yaymanızın önemli olmasının yanı sıra, Sevgi’nin gerçekliğinizde tam anlamıyla hüküm sürmesi, güçlenmesi ve deneyimlenmesi için, önemle çözülmesi gereken bir alışkanlık/enerji de var. Bu alışkanlık gerçek anlamda idrak edilemeden, içinizdeki Sevgi de, iyileştirici ve yükseltici bir güç olarak tanınamaz.

Aslında aydınlanmayı deneyimlemek için, meditasyon yapan ve diğer ruhsal uygulamaları gerçekleştiren birçok kişi, nihayetinde kendi Varlıkları içindeki Sevgi özünün gücüne ulaşıyorlar. Yani dönüştürücü olan, refah ve sağlık veren, bolluğu ve bereketi kabul etmeyi ve oluşturmayı öğreten, ilahi lütuf ve ilahi bilgelik sayesinde yaşamı yükselmiş bir farkındalıkla deneyimlemeyi sağlayan, Sevgi gücüne erişiyorlar.

Sevgi, Dünya üzerindeki tüm insanlar tarafından ifade edilmesi gereken, önemli bir güçtür. Ancak büyüyen Sevgi’ye yer açılması için, odaklanılması ve çözülmesi gereken enerji, “yargılama/eleştirme” alışkanlığıdır.

Yargılama, olumsuzluk üzerine yoğunlaşmanızı teşvik eden bir düşünce eylemidir. Üstelik Aura’nız ve Varlığınız içinde de, olumsuzluk enerjisi yaratır. Herhangi bir şekilde yargı oluşturduğunuzda, kendi gerçekliğinizden memnun olmadığınız mesajını, çevrenizdekilere, Evrene ve Yaratan’a gönderirsiniz. 

Bu, bilinçsizce gönderilemeyecek kadar güçlü bir mesajdır. Çünkü Varlığınızın ve zihninizin içinde, hiçbir şeyin ve hiç kimsenin yeterince iyi olmadığı, kendinizin ve diğerlerinin Sevgi ve Şefkati hak etmediği, yaşadığınız Dünya’nın mükemmel olmadığı ve her şeyin sizin beğeninize ters düştüğü mesajını yaratırsınız. Her gün kendinizde, başkalarında, gerçeklikte ve Dünya’da hata bulmaya çalışmak, çok yorucu bir iştir. Buna rağmen birçoğu, bu “görevi” üstlenmekten oldukça mutludur. Çünkü bu alışkanlık onlarda, çocukluktan beri kök salmıştır. Ayrıca yargının, insanlığın doğal bir yönü olduğunu pekiştiren harika! örnekler de, her zaman var olmuştur. Dürüst olmak gerekirse yargı, insanlığın kolay kolay bırakamayacağı, onsuz yaşayamayacağı bir olgudur.  

Yargı, yüksek sesle bağırdığınız veya eyleme koyduğunuz, zihninizin içindeki sevimsiz bir düşünce, kanı ve bakış açısıdır. Sanki parçalanmış bir Dünya’yı, sizin düzeltmeniz gerektiğine inanmanızı teşvik eder. Bu da sizi, güçlü bir konuma oturtur ve EGO’yu, mutluluğunuzu ve güvenliğinizi oluşturan enerjiler ve düşüncelerle doldurur. Oysa gerçek mutluluk ve güven duygusu, Sevgi dalgalarını içinize çekme ve dışarı soluma ile yaratılır. Bu duygular oluşmak için, başkalarının veya kendinizin acılarına, üzüntülerine ya da çöküşlerine gerek duymazlar.

Bir kişiyi yargılamakla, o kişiye negatif titreşimler gönderirsiniz. Ama aynı zamanda en çok siz, yargılanmayı istediğinizi beyan etmiş olursunuz.  Zihninizde ve kalbinizde yarattığınız her duygu ve düşünce, gerçekliğinize ve Evrene bir projeksiyon (yansıma) oluşturur. Neyi tasarlarsanız (düşünürseniz) onu kendinize çeker, oluşturur ve deneyimlersiniz.   

Sizler, düşüncelerinizi ve duygularınızı sadece Varlığınızın içinde değil (ruhsal), aynı zamanda gerçekliğinizde, fiziksel olarak da meydana gelmesini deneyimliyorsunuz. Şayet tüm düşüncelerinizi ve duygularınızı kaydetmiş olsaydınız, o zaman düşündükleriniz ile deneyimledikleriniz arasındaki ilişkiyi fark ederdiniz. Yani, yargılama ve eleştirme eyleminde bulunmak, nahoş deneyimler yaratır ve bu kez de siz, başkalarının eleştirilerine maruz kalırsınız. Daha geniş bir açıdan anlatırsak; Birçok kişi tarafından kabul edilen tek bir yargının bile, onların zihinlerinde enerji yaratması ve benliklerinden dışarı yansıması sonucu, bir savaşı başlatabilir, zulüm ve işkenceye sebep olabilir. Hatta tehlikeli hava koşulları bile yaratabilir.

Şimdi her Varlık için, sorumluluğu kabullenme zamanıdır. Yargılamanın, sadece korku, acı, ayrılık ve çatışma dolu bir Dünya yarattığının, böylece her insanın içinde mevcut olan ve ifade edilmeyi arzulayan doğal Sevgi’nin gizlendiğinin ve engellendiğinin, farkına varılmalıdır. Dünya’daki herkes, Sevgi’nin doğal özünü Varlıklarında barındırır. Barış ve Sevgi dolu bir Dünya ise sadece, tek bir hareket ile yaratılır. O hareket, yargı ve eleştiriyi oradan kaldırmaktır.

Genelde olumsuz olmasına rağmen, bazen yargı ve eleştiri olumlu bir şekil de alabilir. Örneğin bu Yükseliş sürecinde yapılan olumlu bir eleştiri, destekleyici ve cesaretlendirici olması açısından, kişilere yardımcı olabilir. Birisinin iyi göründüğünü, ya da harika bir iş çıkarttığını söylediğinizde, Sevgi’yi alma ve verme duygusunu yaratırsınız. Bu da Sevgi’yi güçlendirir. Ancak Sevgi sadece, Varlığınızın içindeki gerçeklik mekânından (kalpten) gelen olumlu eleştiriyle yaratılan bir şeydir.

Eleştirmekten ve yargılamaktan zevk alan Varlıklar, genelde gerçekleri konuştuklarına inanırlar. Böylece, eleştirinin olumlu ya da olumsuz olduğu, onlar için fark etmez. Ancak içinizdeki gerçeklik, hakikatten olumsuz mudur?

Dünya üzerindeki her Varlık, Her şey olan Yaratan’ı içlerinde barındırır ve Yaratan’ın Öz’ünden doğmuştur. Yaratan, yargıdan uzaktır ve sadece Sevgi’yi bilir. Dolayısıyla, madem Yaratan’ı içinizde barındırıyorsunuz, o halde olumsuz bir eleştiri gerçek Öz’ünüzden ortaya çıkmış olamaz. Ancak kendi fikrinizden, zihninizden ortaya çıkmıştır.

Zihin sizi, sanki bir otorite figürüymüşsünüz, en iyisiymişsiniz, bilgi kaynağıymışsınız ve önemli olan sadece sizin fikirlerinizmiş gibi duygulara sürükleyerek, kandırabilir. Ancak, Varlığınızın içindeki sevgi dolu Öz’ünüzden konuştuğunuzda, bu bakış açıları değişir.

Aslında siz her şeyi biliyorsunuz. Çünkü Yaratan’ın Evreniyle bağlantılısınız. Tüm dilediklerinize sahip olabilir ve oluşturabilirsiniz. Bir yaratıcı olduğunuzu idrak ve kabul etmenizi sağlayan her şeyi, uygulayabilir ve deneyimleyebilirsiniz.

Gerçek şu ki, sizin ve aynı zamanda Dünya’daki herkesin, tüm cevaplara ulaşabilme imkânınız vardır. Hiçbirinizin, bir diğerinden farkı yoktur. Hatta her biriniz özelsiniz. Çünkü sizler, aynen, Dünya’daki diğer herkes gibi, bu Yeryüzünde birer yaratıcısınız.

Aslında dürüstlükle yapılan olumlu eleştiriler, Yaratan’a olan Sevgi’yi güçlendiren, Sevgi’nin kolayca akmasını ve gerçekliğinizde var olmasını sağlayan, olumlu ifadelerdir. Gerçi olumlu bile olsalar, eninde sonunda “eleştiri ve yargı” ortadan kalkacaktır. Yine de o zamana kadar; Bütün olumsuz eleştirilerinizi olumluya çevirdiğinizde ve Yaratan’ın Sevgisini oluşturan hakikati aradığınızda, kargaşa ve olumsuzluğu deneyimlemekten uzak bir Dünya’ya, olumlu bir adım atmış olacaksınız.

Oluşturduğunuz her yargıyı daha derin bir farkındalıkla gözlemlemekle, adeta arapsaçına dönmüş “düşünceler yumağınızı” da çözdüğünüzü keşfedeceksiniz. Sanki her düşüncenizin ucunda bir eleştiri bağlıymış gibi bir duyguya da kapılabilirsiniz. Aklınızın içine kök salmış yargı enerjisini fark edeceğinizden dolayı, olumsuz düşünmenin veya konuşmanın sizin için artık imkânsız olduğunu hissetmeye de başlayabilirsiniz.

O an belki de, artık kendinizi istediğiniz gibi ifade edemeyeceğinizi hissedebilirsiniz. Ama bu, çok büyük bir dönüşüm süreci olacaktır. Çünkü etkin bir arayış içine gireceksiniz. Zihninizi, pozitifliğe, Sevgi’ye ve sevgi dolu bir gerçekliğe odaklanması için, yeniden programlamaya başlayacaksınız. Böylece, kendinizi ifade etmek ve gerçekliğini gözlemlemek için, yeni bir yükseltici ve güçlendirici bir yol keşfedeceksiniz.

İster paranızla, zamanınızla, mevcudiyetinizle ya da onlara dikkatinizi vermenizle ilgili olsun, kişilerin buna layık olup olmadıklarını hangi şekilde eleştiriyorsanız, bunun farkına varmak (gözlemlemek), size şunu gösterecektir; Siz kendinizi, başkalarının mevcudiyetine, zamanına, parasına ne kadar layık görüyorsunuz? Hatta Yaratan’ın titreşimlerinin ve niteliklerinin, Varlığınızın içinde barınmasına ne kadar layık olduğunuzu hissediyorsunuz?   

Başkalarına davranış şekliniz genellikle, sizin kendinize davranış şeklinizi yansıtır. Yeryüzündeki her Ruh, değerlidir ve en iyisine layıktır. Çünkü her biri, Yaratan’ın bir yansıması ve ifadesidir. Sizin bir gülümsemenize ya da şefkatinize layık olmayan, hiçbir Varlık yoktur.

Zihninizi ve bakış açınızı yargılama alışkanlığınızdan temizlemeye özveri ile odaklanırsanız, benliğinizde meydana gelen bu değişimin yansımasından dolayı, gerçekliğinizin olumlu bir şekilde çiçek açtığını fark edeceksiniz. Yargılama ortadan kalktığında, Varlığınız üzerinde etkili olan sezgilerinizin akışı için, alan açılmış olacaktır. Çünkü sezgileriniz, Yaratan’ın aktif bilincidir ve size ilham veren, İlahi Ruhunuzdur.

Sezgileriniz, size rehberlik edebilen ve güzellikleri gerçekliğinizde yaratırken, ihtiyaçlarınızla daima uyumlu olan, sizden daha fazla “her şeyi gören” ve “her şeyi bilen” yönünüzdür. Sanki içinizdeki bilgelikten esinlenen bir ses gibi, sezgileriniz sizi her daim destekleyecektir. Ancak,  sezgilerinizin zarif rehberliğini algılayabilmeniz için, sakin ve huzurlu bir zihne ihtiyacınız vardır.

Yargıya veya eleştiriye odaklanmanızı ortadan kaldırmanızın önemli olmasının nedeni de, budur. O zaman dikkatiniz, sezgilerinize ve onların gerçekliğinizde yarattıklarına çevrilecektir. Ancak sezgilerinizi benimserken, onlara güvenmeyi de öğreneceğiniz bir dönem vardır. Ve bu dönem, yargılama eyleminin bir kez daha yukarı çıkması anlamına da gelebilir.

Zihniniz, güven inşa edilen bu dönemi kabul etmek yerine, sanki bu yeni sesi önce analiz etmesi ve eleştirmesi gerektiğini hisseder. Ama yine de doğal Öz’ünüz, tam emin olmasanız bile, sezgilerinizi kabul etmenizi söyler. Çünkü yargı ve eleştiri, sizin ilahi sezgilerinizle aynı yerde barınamaz.

Bu durum, zihninizin sanki içinizdeki Yaratan’ın rehberliğini eleştirmek istemesine benzer. Çünkü kontrol ya da otorite sahibi olduğunu hissetme ihtiyacı duyan enerjiler, yukarı çıkar. Sezgilerinize ne kadar çok güvendikçe ve onların rehberliği doğrultusunda davrandıkça, her şeyin gerçekliğinize o kadar kolay ve harika aktığını fark edeceksiniz. Böylece, güveninizi ve sizinle birlikte çalışan ve birlikte yaratan Yaratan’ın İlahi Gücü’ne inancınızı inşa edeceksiniz.

Şayet Dünya üzerindeki her Varlık, duyduğu olumlu bir eleştirinin “zoraki mi, yoksa gerçek mi” söylendiği hakkındaki düşüncelerini yok etse ve sadece kendi içsel ilahi sezgilerine odaklansa, o zaman herkes birbirini ve de kendisini severdi. Dünya üzerinde sıkıntı, üzüntü ve acı yaratan tüm olguların hepsi, çoktan unutulmuş olurdu ve onların yerini, Saygı, Şükran, Doğruluk, Uyum ve Sevgi alırdı.

Yargılama ve eleştirme alışkanlığınızı yok edin ve Dünya’da görmek istediğiniz değişiklikleri kabul edin. Ama onları önce, kendi içinizde fark edin.

Sevgi dolu gerçeğimle…

Baş Melek Metatron

Telif Hakkı© 2014 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
Copyright © 2014  by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

3 replies »

  1. Varlığınız ve emek verdikleriniz içimi ısıtıyor. Tüm çalışmalarınız ve varlığınız için sonsuz teşekkürler. sevgilerimle

    Beğen