Kozmik Hava Durumu: Kasım 2026

Okumak yerine dinlemek isterseniz, yazının hemen altındaki podcast bağlantısına tıklayın.

Ekim ayını geride bırakırken dünya yine baş döndürücü bir hızla değişiyor Bilge Baykuşlar. Hatırlarsanız, Venüs ve Merkür gerilerken bizim geçmişe dönüp seçimlerimizi, değerlerimizi ve alışkanlıklarımızı gözden geçireceğimizi, ancak dünyanın durmayacağını konuşmuştuk. Öyle de oldu!

Türkiye’de patlak veren dev fon skandalı, dünyanın dört bir yanında ortaya saçılan finansal ve siyasi sırlar, güç mücadeleleri ve hesap verme talepleri… Akrep’in derinlere inen enerjisi ve Venüs–Plüton temaları Ekim boyunca manşetlerdeydi.

Ama bütün haberler karanlık olmadı! Sırbistan’da öğrencilerin öncülük ettiği halk hareketi sandıkta zafer kazanırken Brezilya’da Lula yeniden seçildi, yenilgiyi kabul etmeyen Bolsonaro ailesi ise Trump’ın açtığı kapıdan Florida’ya gitti! Kova Plüton kendini gösteriyor ve Kader Çarkı dönüyor dostlar, hem de ne dönüş!

Ukrayna’daki Starlink tartışmaları ise teknolojik gücün birkaç elde toplanmasının tehlikelerini yeniden gündeme getirdi. Ülkelerin kendi uydu sistemlerini geliştirmeye yönelmesi, İkizler’deki Uranüs ve Kova’daki Plüton’un iletişim, teknoloji ve güç dengelerini yeniden şekillendiren etkilerini düşündürüyor.

Bütün bunlar Temmuz’dan beri konuştuğumuz Barbault’nun Sepeti’ni hatırlatmıyor olamaz! Bir yanda eski güç yapıları sarsılırken diğer yanda halk hareketleri, yeni örgütlenmeler ve bağımsızlık arayışları yükseliyor. Özellikle Fransa’daki protestolarla Fransız İhtilali’nin astrolojisi arasındaki paralellikler dikkat çekici. Elbette yeni bir ihtilal beklemiyoruz. Ancak geçmiş döngünün daha bilinçli, daha gelişmiş bir ifadesinin ortaya çıkmasını umabiliriz.

Ve şimdi Kasım’a giriyoruz. Ekim bize nelerin değişmesi gerektiğini gösterdi.  Kasım ise bu değişimin ardından neyi, nasıl ve kiminle inşa edeceğimizi belirlememizi istiyor. Merak etmeyin, bu ay da sepetin kucağındayız, kendi dışımızdaki değişim de tam gaz devam ediyor.

Kasım: İçinizdeki Ateşi Yeniden Keşfedin!

Kasım’a devam etmekte olan Venüs ve Merkür gerilemeleriyle başlıyoruz. Satürn, Uranüs, Neptün ve Chiron da gerileme konvoyunda. Plüton ise Ekim ayında ileri harekete geçtiği derecede neredeyse hareketsiz. Kısacası, gökyüzünde ileri atılmaktan çok, geriye dönüp bir şeyleri yeniden değerlendirmemizi isteyen güçlü bir vurgu var.

Ekim’de ortaya çıkan gerçekler, yüzleşmeler, eski defterler, yeniden gündeme gelen ilişkiler ve çözülmeyi bekleyen sorunlar Kasım’da da bizimle. Ama artık bunlarla ne yapacağımızı düşünmeye başlıyoruz. Bir şeyleri öğrendik, bazı gerçekleri gördük, hatta bazılarından hiç hoşnut değiliz, bazıları ise mide bulandırıyor, ne de olsa Venüs Cloacina Akrep’te kanalizasyon sistemini temizledi. Şimdi bütün bunları hayatımıza nasıl uyarlayacağız?

Plüton’un Kova’nın ilk derecelerindeki güçlü varlığı da arka planda çalışmaya devam ediyor. Güç dengeleri, kurumlar, topluluklar, teknoloji ve alıştığımız sistemler değişirken, bu değişimin hayatımızdaki karşılıklarını da giderek daha açık görüyoruz. Mart 2025’ten beri gelişmekte olan bazı süreçlere artık gözlerimizi kapayamıyoruz.

Kasım’ın ilk yarısında henüz netlik yok. Duygular ve arzular yoğun. Venüs ilişkilerde, sevgide, değerlerimizde ve maddi konularda eski hesapları önümüze getirirken, Merkür Akrep’te saklananları araştırmaya, sırları ortaya çıkarmaya devam ediyor. Geçmişten insanların, konuşmaların, anlaşmaların ve tamamlanmamış işlerin yeniden gündeme gelmesine şaşmayın.

Ancak geçmişten gelen her şeyin geleceğimizde de yeri olmak zorunda değil.

4–9 Kasım: Ne istediğimizi biliyor muyuz?

4 Kasım’da Merkür ve güneş Akrep’te buluşuyor. Merkür gerilemesinin tam ortasındaki bu kavuşum (Merkür Kazimi), haftalardır üzerinde düşündüğümüz konularda önemli bir farkındalık getirebilir. Artık neyi değiştirmemiz gerektiğini, hangi konuşmayı yapacağımızı veya hangi yolu seçmek istediğimizi daha iyi biliyor olabiliriz. Ancak henüz harekete geçmek için acele etmeyelim.

Aynı gün Venüs-Jüpiter altmışlığı da ilişkilerde uzlaşma, barışma, karşılıklı anlayış ve yeni olasılıklar için bir kapı açıyor. Fakat unutmayalım, Venüs hâlâ gerilemede. Terazi Venüs ortamı güzelleştirmek için küflenmiş duvarı boyamaya karar verebilir, Jüpiter de bunu destekler ama rutubetin kaynağını bertaraf etmezsek o duvar kısa sürede yeniden eski haline dönecektir. Venüs gerilemesinin ilk yarısında Akrep’teyken öğrendiklerimizi uygulamak zorundayız.

5 Kasım’da Mars, Ocak 2027’de başlayacak gerilemesinin gölge dönemine giriyor. Bu önemli çünkü önümüzdeki haftalarda karşılaşacağımız bazı sorunlar yeni yılın ilk aylarında yeniden gündeme gelebilir. Enerjimizi nasıl kullandığımıza, neler için mücadele ettiğimize, hangi çatışmaları tekrar tekrar yaşadığımıza dikkat edelim. Şimdi küçük görünen bir sorun, ihmal edilirse ileride büyüyebilir.

9 Kasım sabahı Akrep’te yeni ay doğuyor. Üstelik Mars, Jüpiter ve Güney Ay Düğümü Aslan’da bir araya gelirken yeni aya kare yapıyor. Merkür-Plüton gerilimi de işin içinde. Bu, güçlü bir yeni ay.

Akrep zaten kontrol, güç, korkular, takıntılar, sırlar, ortak kaynaklar ve dönüşümle ilgilidir. Son derece psikolojiktir, büyük bir anlayış getiren Şamanik şifa burcudur. Aslan’daki bu büyük birleşme ise egomuzu, gururumuzu, liderlik anlayışımızı ve kendimizi kanıtlama ihtiyacımızı sorgulatıyor. Bu neyin mücadelesi? Ve buna değer mi?

Bütün bu yüzleşmelerin bir amacı var. Geçmişi yeniden yaşamak için değil, artık bizi yönetmesine izin vermemek için onunla karşılaşıyoruz.

Bu sorular yalnızca kişisel ilişkilerimizde değil, siyasette, ekonomide, şirketlerde ve güç sahibi kişilerin davranışlarında da karşımıza çıkabilir. Büyük iddialar, güç gösterileri ve kontrol mücadeleleri gündemi hareketlendirebilir.

Yeni ayın Sabian sembolü “Kendi evladının babası olan kadın.” Kendi ayaklarımız üzerinde durmayı, özümüze sadık kalmayı ve hayatımızın sorumluluğunu üstlenmeyi anlatıyor. Ancak bir uyarısı da var. Kendine yeterli olmak, her şeyi tek başına yapmak zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor. Gereğinden fazla sorumluluk almak ve yardım istemeyi reddetmek, bağımsızlığımızı ağır bir yüke dönüştürebilir. Kendinizi yalnız ve desteksiz hissedebilirsiniz. Ekim’deki Boğa dolunayının “imece” mesajını hatırlayın. Birlikte çok büyük şeyler başarabiliriz, yardım istemekten çekinmeyin.

11-11 Portalı ve Karmik Bir Eşik

11 Kasım’da 11-11 portalından geçerken, hemen ardından 12 Kasım’da Jüpiter-Güney Ay Düğümü kavuşumu kesinleşiyor. Bu iki gelişmenin aynı döneme denk gelmesi oldukça anlamlı.

11-11, numerolojide uyanış, farkındalık, hizalanma ve yeni bir bilinç düzeyine geçişle ilişkilendirilir. Yaratımı güçlendirir. Jüpiter de yaratmayı çok sever ve o riski alın, o zarı atın der. Jüpiter’in Güney Düğümü ile Aslan’daki buluşması ise geçmişten getirdiğimiz inançları, alışkanlıkları, liderlik ve başarı tanımlarımızı, öz-ifademizi, oyunculuğumuzu, romantizmden ne anladığımızı yeniden değerlendirmeye çağırıyor.

Bu kavuşum 2027’de yeniden tekrarlanacak. Dolayısıyla şimdi karşımıza çıkan konuların daha uzun bir hikâyenin başlangıcı olması mümkün. Özellikle geçmişte bize başarı getirmiş ama artık gelişmemizi engelleyen davranışları fark edebiliriz.

Ya da sadece kendimiz olarak ortaya çıkmanın ve gerçek benliğimizi ifade etmenin zamanının geldiğini hissedebiliriz. Ne büyük bir rahatlama!

13–19 Kasım: Hareket Başlıyor!

13 Kasım’da Merkür, 14 Kasım’da Venüs ileri harekete geçiyor. İki gezegenin neredeyse aynı anda gerilemelerini tamamlaması nadir görülen bir durum. İlişkiler, ortaklıklar, anlaşmalar, para ve değerlerimizle ilgili konularda yeni işaretler alabiliriz. Ancak gezegenlerin yön değiştirdiği günlerde işler hemen hızlanmayabilir. Birazcık daha sabretmemiz gerekebilir.

İleri dönüş derecelerini özellikle aktarmak istiyorum, bu çoğunlukla sıkıntılı geçmiş olan sürecin sonundaki olasılıkları Sabian sembolleri iletiyor.

Merkür’ün sembolü “Altına Hücum.” Büyük umutlar, büyük hedefler, yeni fırsatlar ve bunlara ulaşmak için risk almayı, girişimde bulunmayı, gerektiğinde çok çalışmayı göze almak… Üstelik Merkür bu noktada Türkiye’nin güneşiyle de kavuşuyor. Cumhuriyetin kuruluşunda da aynı öncü ruh, alışılmış düşünce kalıplarının dışına çıkma cesareti ve daha iyi bir gelecek inşa etme kararlılığı vardı. Merkür’ün ileri dönüşüyle birlikte artık nelerin mümkün olduğuna ilişkin düşünce yapımızı değiştirebilir, eski yöntemlerin yerine yenilerini koyabiliriz.

Ancak her risk akıllıca değildir! Altına hücum döneminde en çok kazananların çoğu altın arayanlar değil, altın arayanların ihtiyaçlarını görüp onlara mal ve hizmet sunanlardı. Yani fırsatları görmek kadar, doğru soruları sormak ve aklımızı kullanmak da önemli. Türkiye’deki fon skandalı bunun tam tersini hatırlatıyor. Kolay ve hızlı kazanç vaadi, pek çok insanın sorgulama ve riskleri değerlendirme becerisini gölgede bırakabiliyor.

Venüs’ün sembolü ise “Güneşin Doğuşunu Müjdeleyen Horoz.” Yeni bir günün, yeni fırsatların ve iyimserliğin habercisi. Coşkuyla ilerleme arzusu! Fakat, kendimizi fazla kaptırırsak (birazdan Aslan-Mars buluşmasında göreceğimiz gibi), güneşin bizim sayemizde doğduğu hezeyanına kapılabiliriz, dikkat!

Bir tarafta yeni ufuklara açılma cesareti, diğer tarafta yeni bir günün doğuşu… Kasım bize yalnızca neyin değerli olduğunu değil, daha iyi bir geleceği hangi düşüncelerle ve hangi adımlarla inşa edeceğimizi de belirleme şansı veriyor.

Merkür’ün Plüton karesi ve Venüs’ün Chiron karşıtlığı da bize önemli bir şey hatırlatıyor. Bir gerçeği görmek, bir yarayı iyileştirmek veya bir ilişkiyi düzeltmek için tek başına yeterli değil. Bundan sonra ne yapacağımız kritik derecede önem taşıyor.

16 Kasım’da Mars ve Jüpiter Aslan’da kavuşuyor. İşte şimdi hareketlilik artıyor! Cesaret, iyimserlik, girişimcilik ve büyük hedefler ön plana çıkabilir. Ancak bu birleşmenin Güney Düğümü yakınında gerçekleştiğini unutmayalım. Güney Düğümü drenaj noktasıdır, Aslan’ın temsil ettiği şeyler, örneğin kişisel hayatınızda veya dünya sahnesinde gerçek ya da mecazi krallar/kraliçeler, ünlüler, yöneticiler elemeye tabi tutulabilir. Aşırı özgüven, acelecilik, kibir ve gereksiz riskler kolayca sorun yaratabilir ve bütün bunlar güç kaybına yol açabilir.

18–19 Kasım’da güneşin Jüpiter ve Mars’a yaptığı kareler, Uranüs’ün de katıldığı gerilimli tabloyu iyice hareketlendiriyor. Beklenmedik haberler, ani kararlar, siyasi ve ekonomik dalgalanmalar, liderlik mücadeleleri veya teknolojiyle ilgili sürpriz gelişmeler mümkün. Bireysel hayatlarımızda ise özgürleşme arzusu ile kontrolü kaybetme korkusu karşı karşıya gelebilir.

Üstelik Jüpiter-Uranüs karesi de etki alanına girmeye başlıyor. Bu, 2027’de kesinleşecek bir başka önemli gökyüzü hareketinin ilk işaretlerinden biri.

Böyle günlerde kendimizi her şeyi yapabilecek güçte hissedebiliriz. Ama yapabiliyor olmak, mutlaka yapmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Özellikle Mars’ın yaklaşan gerilemesini düşünürsek, enerjimizi nereye harcadığımızı iyi seçmeliyiz.

24 Kasım İkizler Dolunayı: Büyük Resim Değişiyor

22 Kasım’da güneş Yay’a geçiyor ve Akrep’in yoğun, zaman zaman bunaltıcı atmosferi biraz hafifliyor. Karanlıkta tatlı bir ateş yanıyor, içimizi ısıtıyor. Ufkumuzu genişletmek, yeni şeyler öğrenmek, seyahat etmek, keşfetmek ve geleceğe daha iyimser bakmak istiyoruz.

24 Kasım’da ise 2° İkizler’de Uranüs’ün eşlik ettiği bir dolunay gerçekleşiyor. Bu dolunay oldukça hareketli ama aynı zamanda umut verici.

İkizler bilgi, haberler, iletişim ve günlük gerçeklerle ilgilenirken Yay büyük resmi, inançlarımızı ve hayatın anlamını sorgular. Uranüs’ün katılımıyla beklenmedik haberler, şaşırtıcı açıklamalar, ani yön değişiklikleri ve alışılmış düşünce biçimlerini sarsan gelişmeler yaşanabilir.

Ancak gökyüzünde yalnızca gerilim yok. Satürn, Neptün ve Plüton’un destekleyici açıları sayesinde karmaşanın ortasında bile yeni çözümler bulabiliriz. Bazen planlarımızın bozulması, daha iyi bir yolun ortaya çıkmasını sağlar.

Dolunayın Sabian sembolü “Paris’teki Tuileries Bahçeleri.” Bir zamanlar kralların gücünü, zenginliğini ve ayrıcalıklarını sergileyen bu muhteşem bahçeler bugün halka açık. Sembol güzellik, zarafet ve düzen kadar, gösterişi, ayrıcalıkları ve gücün kötüye kullanılmasını da anlatıyor. Gördüğümüz ihtişamın arkasında ne var? Kim yararlanıyor, bedelini kim ödüyor? Bir zamanlar yalnızca seçkinlere hizmet eden yapıların herkesin yararına dönüşebilmesi, bu dolunayın çok güzel bir mesajı ve sembol doğrudan Aslan’daki güney düğümüne bağlanıyor.

26 Kasım’da Mars Başak’a geçiyor. Aslan’ın büyük gösterilerinden sonra şimdi ayrıntılara, düzene, planlamaya ve yapılması gereken işlere dönüyoruz. Mars’ın 2027 başındaki gerilemesine hazırlanırken eksikleri tamamlamak, aksayan sistemleri düzeltmek ve enerjimizi daha verimli kullanmak için iyi bir dönem. Bir ihtimal ufacık bir şeyi düzelteceksiniz, sonra ona uyması için bir şeyi daha değiştireceksiniz, o da başka bir değişime yol açacak, bir de bakmışsınız ki her şey zincirleme yepyeni bir düzene geçiyor!

29 Kasım: Özgürleşme Zamanı

Ayın en önemli gelişmelerinden biri 29 Kasım’daki Uranüs-Plüton üçgeni. Temmuz 2026 ile Mayıs 2028 arasında beş kez kesinleşecek bu açının ikincisini yaşıyoruz. Temmuz ayında başlayan süreçleri hatırlayın. Barbault’nun Sepeti bir kez daha karşımızda!

Uranüs ve Plüton’un iş birliği, eski yapıların dönüşümünü hızlandırırken yeni teknolojilerin, toplumsal hareketlerin, farklı örgütlenme biçimlerinin ve güç dengelerinin ortaya çıkışını da sembolize ediyor. Neptün’ün de katıldığı bu büyük gökyüzü düzeni, uzun zamandır konuştuğumuz kolektif dönüşümün önemli parçalarından biri.

30 Kasım’daki güneş-Satürn üçgeni ise ayın sonunda bize sağlam bir zemin sunuyor. Bütün bu hareketliliğin ardından geleceğe daha gerçekçi bakabilir, uzun vadeli hedeflerimizi yeniden düzenleyebiliriz.

Eğer bu dönemde kendinizi duvara toslamış gibi hissederseniz, bir kez daha düşünün. Belki de aynı hedefe ulaşmanın çok daha iyi bir yolu vardır.

Kasım’ın başında neyi değiştirmemiz gerektiğini anlamaya çalışıyorduk. Ayın sonunda ise bunu nasıl yapabileceğimize dair çok daha fazla fikrimiz olabilir.

Ve bütün bunların arasında Aylar ve Kartlar paylaşımındaki Kasım kartı Asa Kraliçesi’nin mesajını hatırlayalım. Kendi gücünü tanıyan, tutkulu, cesur ve yaratıcı ama içindeki ateşi nasıl kullanacağını da bilen olgun bir kadın. Leoparın başındaki eli, içgüdülerini bastırdığını değil, onlarla bilinçli bir ilişki kurduğunu anlatıyor.

Kasım bize travmayı güç kaynağına, bastırılmış arzuları bilinçli yaratım gücüne dönüştürme fırsatı sunuyor. Ve işin güzeli, bunun için başkalarıyla güç savaşına girmemiz gerekmiyor.

Chani Nicholas’ın Kasım olumlaması bu enerjiyi tam olarak ifade ediyor:

“Ehlileşmesi gerekmeyen yanlarımı uysallaştırmayı, akıp taşması gerekenleri kurutmayı reddediyorum. Ben başkalarının önceden belirlediği kalıplara sığmak için yaratılmadım. Diğer insanların beklentilerine teslim ettiğim enerjimi geri alıyorum.”

Sevilebilmek için kendimizi küçültmek, kabul görmek için başkalarının istediği insan olmak zorunda değiliz.

İçimizdeki ateşi yeniden keşfediyoruz. Şimdi onu ne için kullanacağımıza karar verme zamanı.

Hepinize harika bir ay diliyorum.

©Mor Alev 2026

Görsel: Tüm Görseller – Mor Alev

Kart: M. M. Meleen – Rosetta Tarot


SORULARINIZI moralev@outlook.com ADRESİNE TIKLAYARAK İLETEBİLİRSİNİZ


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com


Mor Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.