Okumak yerine dinlemek isterseniz, yazının hemen altındaki podcast bağlantısına tıklayın.
Sevgili Bilge Baykuşlar,
Astrolojide içinde bulunduğumuz zamanı anlamaya çalışırken geçmiş örneklere bakmayı severiz, çoğu zaman benzer gezegen hareketlerini ve yaptıkları etkileri görmek için on, elli, hatta yüz yıl geriye gideriz. Fakat 2026’da insanın o kadar uzağa gitmesine gerek kalmıyor, çünkü görünen o ki 2026 kendi kurallarını yazıyor. Dolayısıyla, yılın başında bu ayların daha sakin olacağını söylemiştim ama şimdi ilk dokuz aya bakınca beklentim değişti. Dostlar, düzeltme yapıyorum: Ateş at aynı şekilde koşmaya devam ediyor!
Geçenlerde Yasmin Boland’ın beni güldüren bir paylaşımını gördüm. Bu sene zor zamanlar yaşayan bir arkadaşı şikayet etmiş. “Nerede bu Ateş At? Benim yılım daha çok topal eşek gibi geçiyor” demiş. Evet, küresel olarak her şey beklediğimiz gibi gelişiyor ama kişisel hayatlarımızda değişim konusunda beklenenden daha çok zorlandık, bunu ben de tanıdığım bazı insanlar da yaşadı. Astrolojinin yarısı yıldızların enerjisi ise diğer yarısı da özgür irademizle yaptığımız seçimler. Ve biz insanlar zoru seçmeyi severiz ve hatta bununla övünürüz bile! Boland’ın paylaştığı görseli Türkçe’ye çevirip aşağıya ekliyorum, belki sizi de gülümsetir.
İyi haber şu ki, bu hep böyle gitmeyecek, birazdan Ekim’in enerjilerine bakacağız ve seçimlerimizi bilinçli olarak yaparsak yılın geri kalanında biraz daha rahatlama yaşayabiliriz. Gabriel’in sözlerini hatırlatmak istiyorum: Bu fırtınada eski ahşap gemi parçalandı ve artık yumuşayan dalgalar bizi yeni kıyılara taşıyor, yakında ayaklarımız yere basacak ve yepyeni bir hayat başlayacak.
Hatırlarsanız, Ekinoks paylaşımında bir hız treninde olduğumuzu söylemiştim, tren yola devam ederken biz hala pencerelerden inanılmaz çabuk değişen manzarayı seyrediyoruz ve gündeme yetişemiyoruz. Ekim’de Venüs ve ardından Merkür gerilerken bizden yavaşlamamız, geriye bakmamız ve bazı seçimlerimizi yeniden değerlendirmemiz istenecek. Yani, trende ters koltuğa oturacağız ve biz yavaşlayacağız. Dünya değil.
Ekim ayının enerjisini sadece Venüs ve Merkür belirlemiyor. Mars bu aya Plüton’la karşı karşıya gelerek oldukça gürültülü bir giriş yaparken, ilerleyen günlerde Satürn’le kurduğu uyumlu açı bu muazzam enerjiyi daha yapıcı kullanma fırsatı veriyor. Plüton Kova’da ileri harekete geçiyor, Uranüs ise sürprizleri ve beklenmedik yön değişikliklerini canlı tutuyor. Kısacası biz Venüs ve Merkür’le geçmişe, seçimlerimize ve değerlerimize bakarken Mars, Plüton, Uranüs ve Satürn dış dünyadaki büyük dönüşümün motorunu çalıştırmaya devam ediyor.
Üstelik ay boyunca sabit burçlarda oluşan gerilimler geri adım atmayı ve uzlaşmayı kolaylaştırmıyor, bunlar birbirine sürtünen tektonik plakalar gibi. Hatırlayın, uzun süre hiçbir şey kıpırdamıyormuş gibi görünür, oysa yerin derinliklerinde basınç birikmektedir. Sonra bir şey yerinden oynar ve büyük kırılma gerçekleşir. Biz de dışarıda hız ve basınç artarken içeride pusulamızı yeniden ayarlamaya çalışacağız.
Eylül Bize Ne Gösterdi?
Eylül’e dönüp baktığımızda yine bir aya sığdırılması zor miktarda gelişme yaşandığını görüyoruz. Özellikle saklanmış, örtülmüş veya uzun zamandır görmezden gelinmiş şeylerin görünür hale gelmesi dikkat çekiciydi. Dolandırıcılık, yolsuzluk, para aklama, sahtecilik ve çeşitli usulsüzlük iddiaları dünyanın farklı yerlerinde haber oldu. Öfkelendik ama Mars Yengeç’te olduğu için bu öfke daha çok içe dönük ve şikayet olarak kendini gösterdi. Biraz da kurban psikolojisinde saplanıp kalmış olabilirsiniz. Şimdi Mars Aslan’da gücünü topluyor ve öfkenin kükremesini bekliyorum.
Bir süredir paylaşımlarımda en az bir defa göz ardı edilmiş ya da sır olarak saklanmış gerçeklere değiniyorum, bu daha da artarak devam edecek. Eylül’de ortaya çıkan dünya çapındaki yolsuzluk ve haksızlıklara bakarsak, gökyüzü elbette kimseyi bir gecede yozlaştırmıyor. Daha çok, zaten var olanların gizlenmesini zorlaştıran zamanlardan geçiyoruz.
Eylül’ün en düşündürücü örneklerinden biri ise bambaşka bir alandan geldi: Yapay zekâ. Plüton Kova’da gerilerken insanlığın yarattığı en güçlü teknolojilerden birinin yaratıcıları ve yöneticileri kendi sektörlerinin hızını sorgulamaya başladılar. Yapay zekânın gelişme hızının güvenlik çalışmalarını geride bırakabileceği yönündeki uyarılar güçlendi. Tam bu sırada, isyankar ve teknolojik Uranüs de iletişimin burcu İkizler’de gerilerken, AI ajanlarının gerçek sistemlere yetkisiz erişim sağladığı ve siber saldırılarda giderek daha özerk biçimde kullanılabildiği örnekler de gündeme geldi. Acaba yapay zekâyı bile yozlaştırdık mı? Tabii ki bir makinenin insan gibi ahlaki seçimler yapabileceğini söylemiyorum. Ama sonuçta onu biz yaratıyoruz, biz eğitiyoruz ve hedeflerini biz belirliyoruz. Ona yaratıcılığımızı, merakımızı ve problem çözme yeteneğimizi aktardık. Peki açgözlülüğümüzü, manipülasyonlarımızı, rekabetimizi ve başkalarının en temel haklarını bile yok sayma alışkanlığımızı da mı aktarıyoruz?
Bu ay, özellikle Venüs ve Merkür gerilemesi birleştiğinde bunları düşünmek ve yapay zekayı ne amaçla kullanacağımıza karar vermek için ideal. Acaba bir 80’ler fotoğrafı ne kadar elektrik, ne kadar doğal kaynak harcıyor? Bu sırada sizin sisteme emanet ettiğiniz orijinal görsel ne için kullanılıyor?
Ekim ayına bakmaya başlarken, önce Eylül’ün Başak yeni ayını hatırlayın. Sabian sembolü “Yüzme Yarışı” idi. Bu sembolde yalnızca hızlı yüzmek yetmiyordu, nefesinizi, ritminizi ve enerjinizi ayarlamanız, kulvarınızı bilmeniz ve bir sonraki doğru hareketi yapmanız gerekiyordu.
Şimdi Ekim ayı için bundan yaklaşık bir yıl önce çektiğim karta bakınca devamı neredeyse kendiliğinden geliyor. Yüzmeye devam ediyoruz, fakat bu kez akıntı güçleniyor ve önümüzde bir şelale var.
Ekim Kartı: Ejderha Kapısı
Eski Çin efsanesine göre Koi balıkları nehrin güçlü akıntısına karşı yüzerek ilerler. Yol uzundur. Kayalar ve çağlayanlar onları geri iter, pek çoğu vazgeçer. Devam edenler sonunda büyük bir şelalenin dibindeki Ejderha Kapısı’na ulaşır. Şelaleyi aşmayı başaran tek bir Koi balığı ise sadece biraz daha büyük veya biraz daha güçlü bir balık olarak yoluna devam etmek yerine ödül olarak bir ejderhaya dönüşür. (Bu kartın çok daha detaylı açıklaması için Aylar ve Kartlar’ın 4. bölümünü burada okuyabilir/dinleyebilirsiniz.)
Bu yalnızca dayanıklılığın değil, bir eşiği geçerken değişmenin hikâyesidir. İşte bu böyle bir ay.
Bazen bildiğimiz yöntemler bizi belli bir yere kadar getirir. Çalışırız, öğreniriz, sabrederiz ve tekrar deneriz. Sonra önümüze öyle bir eşik gelir ki artık “Biraz daha nasıl dayanırım?” sorusu yeterli olmaz. “Buradan geçebilmek için neye dönüşmem gerekiyor?” sorusu gereklidir.
Eylül bize yüzmeyi öğretti. Ekim’de şelalenin önündeyiz ve Venüs de kendi yeraltı yolculuğuna çıkıyor.
Venüs’le Ateş Yolunda 40 Gün 40 Gece

3 Ekim’de Venüs Akrep’te gerilemeye başlıyor ve 13 Kasım’a kadar sürecek yaklaşık kırk günlük yolculuğuna çıkıyor.
Bu yol bize yabancı değil. 2018 sonbaharında Venüs yine Akrep’ten Terazi’ye gerilemişti ve o zaman bu dönemi “Venüs’le Ateş Yolunda 40 Gün 40 Gece” başlığıyla yazmıştım. (Bu gerilemeye neden “Ateş Yolu” dendiğini ve genel olarak Venüs gerilemelerinin anlamını merak ediyorsanız buraya tıklayın.)
Sekiz yıl sonra yeniden Ateş Yolu’ndayız. Fakat astrolojik döngüleri bir çemberden çok spiral gibi düşünmek daha doğrudur. Aynı yerde farklı bir seviyedeyiz. Aradan yıllar geçti, hayat bizi değiştirdi, bazı insanları getirdi, bazılarını götürdü ve seçimlerimizin sonuçlarını gösterdi.
Bu nedenle 2018 sonbaharına dönüp kısaca hatırlayın. O zaman kimdiniz? Neleri, kimleri seviyordunuz? Ne arzuluyordunuz? Paranızı, zamanınızı, emeğinizi ve sevginizi nereye yatırıyordunuz? Kendinize biçtiğiniz değer neydi? Ve bütün bunlardan bugün geriye ne kaldı?
Venüs yalnızca romantik ilişkilerin ve zevkli dekorasyonun gezegeni değildir. Neyi sevdiğimizi, neyi güzel bulduğumuzu, neye değer verdiğimizi ve neleri kendimize layık gördüğümüzü anlatır. Para da onun alanıdır, beden, sanat, haz, alma-verme dengesi, politika ve sosyal yaşamımız da. Venüs kişi olarak dişiyi, kadını, çocuğu ve toplum tarafından görmezden gelinenleri temsil eder.
Louise Edington’a göre, Venüs gerilemesi onun en derin işlevlerinden biri. Yaklaşık 18 ayda bir gerilemenin gerçekleştiği ev ve burçlarda yer alan eski değerler, arzular ve ilişki kalıpları çözülürken yeni olanın doğabilmesi için yer açılıyor. (Kendi haritanızı biliyorsanız, gerilemenin gerçekleştiği Akrep burcunun bulunduğu eve bakın, bu dönemde bu evin konuları önemli olacak.)
Venüs’ün Akrep’teki kırk günlük yolculuğu ise klasik bir gerilemeden çok, bir derinlere iniş ve inisiyasyon süreci. Buradayken Venüs, güven, yakınlık, cinsellik, ortak para, kıskançlık, kontrol, bağımlılık, ihanet, gücün kullanımı, kaybetme korkusu ve mahremiyet gibi kolay konuşmadığımız yerlere iner.
Fakat oraya yalnızca gölge ve yaraları bulmaya gitmiyoruz. Unuttuğumuz keyifli şeyleri de geri almaya gidebiliriz. Uzun zamandır ihmal ettiğimiz güzelliği, oyunculuğu, flörtü, yaratıcılığı veya bedenimizle barışık olma hakkını yeniden keşfedebiliriz. Çünkü iyileşmek yalnızca acının nereden geldiğini anlamak ve sonra da o yarayı deşmek değildir. Hayatımıza yeniden keyifleri, bir sarılmanın güzelliğini ve neşeyi geri getirmek de şifanın bir parçasıdır.
İçimizdeki arka sokakların gölgelerinde kaybettiğimiz değerimize, arzularımız, sesimiz veya yaşama sevincimize rast gelebiliriz.
Venüs parayı yönetir ve Akrep de ortak para ve varlık alanıdır. Akrep’in kriminal bir yanı da vardır. Bu zamanda maddi kazancınız, ortak harcamalarınız ve yatırımlarınız hakkında da uyanışlar yaşayabilir, kural ve sınırlarınızı gözden geçirebilirsiniz. Bu belki çok basit bir banka değişimiyle alakalıdır, belki de evinizi paylaştığınız kişiyle yeni kurallar yazarsınız. Ama ne olursa olsun, paranızın uzmanlık, zaman ve emeğinizin karşılığı ve kutsal olduğunu hatırlayın.
Diş Hekimi İş Başında
Venüs’ün gerilemeye başladığı derecenin Sabian sembolü “Diş hekimi iş başında.” Kimse astrolojinin mizah anlayışı yok diyemez! Venüs bize değerlerimizi gözden geçirmemizi söylerken Sabian sembolü koltuğu arkaya yatırıyor, lambayı yüzümüze çeviriyor ve ağzımızı açmamızı istiyor.
Diş hekimine dişlerimiz sapasağlam olduğu için gitmeyiz. Bazen dışarıdan hiçbir şey görünmez, ama küçük bir sızı vardır ve onu uzun süre görmezden geliriz, sonunda ağrı artar ve dayanamayız. Dişçi randevusu peşinde koşarız ve o da çürüğü bulup bir kazı yapmak zorundadır.
İlişkiler de böyle olabilir. Özdeğerimiz ya da maddi durumumuz da. Uzun zamandır sızlayan bir yer varsa Ekim ayında ilgimizi isteyebilir. Bazı ilişkilerin, alışkanlıkların veya seçimlerin bize düşündüğümüzden daha pahalıya mal olduğunu fark edebiliriz.
Ama amaç makyaj değil, şifa. Çürüğü temizlemeden üzerine güzel bir kaplama yapmanın pek faydası yok ve Venüs bu defa kozmetik çalışmıyor.
Temmuz’dan haber var
Ekim başlarken gökyüzü oldukça hareketli, ayın hemen başında Merkür, Mars ve Plüton arasında gerilimli bir T-kare oluşurken Merkür aynı zamanda Uranüs ve Neptün’ün işbirliğindeki Tanrı Parmağının odak noktasına geliyor. Mars ise Temmuz’daki Barbault’nun Sepeti sırasında Jüpiter’in bulunduğu dereceyi yeniden harekete geçiriyor.
Temmuz’da başlayan bazı hikâyelerin devamını görebiliriz. Daha önce açıklanmamış bir ayrıntı ortaya çıkabilir, bir konuşmanın tonu değişebilir veya o sırada anlam veremediğimiz bazı parçalar yerine oturabilir.
Bunu aklınızın bir köşesinde tutun, çünkü Merkür ile Mars ayın sonunda yeniden karşı karşıya gelecek. Ekim başında açılan bir dosya hemen kapanmayabilir.
10 Ekim Terazi Yeni Ayı: Gözaltına Alınan İki Adam
Tam bu atmosferde Terazi yeni ayına ulaşıyoruz ve Sabian sembolü beni yılın başından beri meraklandırıyor: “Gözaltına Alınan İki Adam.”
Eylül boyunca saklananların ortaya çıkışını izledikten sonra bu sembol daha da anlam kazanıyor. Tabii, sembol “iki suçlu adam” dememiş, “tutuklu” dememiş… Bunlar suçlu mu, suçsuz mu henüz bilmiyoruz. Ayrıca neden iki kişi ve neden erkek? Dostlar zaman zaman ender de olsa sembollerin kelimesi kelimesine gerçekleştiğini görürüz. Acaba öyle olacak mı? Yoksa sembolik anlam mı öne çıkacak? Terazi’deyiz, adalet, anlaşmalar, denk karşılık, hak, hukuk ve denge ön planda. Yeni ayın yöneticisi Venüs ise Akrep’te stres altında.
Eylül’ün sorusu “Ne ortaya çıkıyor?” idiyse şimdi soru değişiyor: Ortaya çıkanlarla ne yapacağız? Kim ne yaptı, hangi anlaşma bozuldu, hangi sınır aşıldı, nerede denge kayboldu ve bunun bedeli ne ve kim ödeyecek?
Bunları yalnızca manşetlerde aramayın. Kendi hayatımızda da verdiğimiz kararların, kabul ettiğimiz koşulların, sustuğumuz zamanların ve verdiğimiz tavizlerin sonuçlarını görebiliriz.
Özgürlük seçim yapabilmekse, olgunluk yaptığımız seçimin sonuçlarını sahiplenebilmektir.
Dünya Beklemiyor
15 Ekim’de Plüton Kova’da ileri harekete geçiyor ve ayın başındaki çelişkiye geri dönüyoruz. Biz geçmişe bakarken gelecek ilerlemeye devam ediyor.
Eylül’de Plüton gerilerken yapay zekâ dünyası kendi yarattığı gücün risklerini tartışıyordu. Şimdi Plüton yön değiştiriyor. Teknoloji, yapay zekâ, kolektif güç, ağlar ve geleceğin toplumunun nasıl şekilleneceğiyle ilgili gelişmeler daha da yoğunlaşabilir. Kova politik bir burçtur, Plüton’un ileri hareketiyle son zamanlarda uykuda görünen toplulukların ve sade vatandaşın katılımıyla ortaya çıkan grupların ilerlemelerinde de bir ivme görebiliriz.
16 Ekim’deki Mars-Satürn üçgeni bütün bu hareketliliğin içinde daha sağlam adımlar atmamıza yardımcı olabilir. Enerjiyi dağıtmak yerine yapılandırmak, sabırlı davranmak ve bir planı adım adım uygulamak daha kolay olabilir.
Ardından Venüs yeniden dikkatleri üzerine çekiyor. 16–21 Ekim arasında Uranüs ve Neptün’ün oluşturduğu bir başka Tanrı Parmağının hedefinde Venüs var. 20 Ekim’de ise Venüs-Plüton karesi gerçekleşiyor.
İlişkilerde, parada, güç dengelerinde veya özdeğer konusunda Eylül’de başlayan bir hikâyenin başka bir katmanını görebiliriz. Bazen gerçeği öğrendiğimiz anda ne yapacağımızı bilemeyiz. Önce onunla biraz yaşamamız gerekir.
Venüs Güneşin Kalbinde
24 Ekim’de yolculuğun kalbine geliyoruz. Venüs 0° Akrep’te güneşle buluşuyor ve yeni bir Venüs yıldız noktası doğuyor.
Yaklaşık üç haftadır yeraltında ilerleyen Venüs için burası sembolik bir ölüm ve yeniden doğuş noktası. Üstelik Sabian sembolü şaşırtıcı biçimde ferah: “Turistlerle dolu bir gezi otobüsü.”
Rudhyar bu sembolün özünü “deneyimin genişlemesi” olarak anlatıyor. Yeraltının dehlizlerinden geri dönüş yolunda dünyaya yeni gözlerle bakıyoruz. Başka insanların nasıl yaşadığını, başka seçimlerin mümkün olduğunu ve daha önce düşünmediğimiz yolların bulunduğunu fark edebiliriz. Başka türlü sevebilir miyim? Başka türlü yaşayabilir, kazanabilir, paylaşabilir veya yaratabilir miyim? Benim için henüz denenmemiş hangi hayatlar var?
Venüs Çıkarken Merkür İniyor
Venüs güneşle buluşurken Merkür Akrep’te gerilemeye başlıyor. Böylece Venüs’ün kırk günlük yeraltı yolculuğunun içine bir de Merkür gerilemesi yerleşiyor. Venüs karanlıktan çıkmaya hazırlanırken Merkür eline feneri alıyor ve “Aşağıda başka neler var?” diyerek merdivenlerden inmeye başlıyor. Ah, o kadar çok şey açığa çıkıyor ki!
Venüs bize “Bu benim değerim hakkında ne diyor?” diye soruyordu. Merkür ise dedektif modunda “Peki gerçekte ne oldu?” diye merakla geriye dönüyor.
Venüs kalbin izini sürerken, Merkür titizlikle olayların izini sürüyor.
25 Ekim’de Venüs Akrep’ten çıkarak kendi yönettiği Terazi’ye geri dönüyor. Venüs, Akrep’te bizi görünenin altındakileri görmeye indirdi. Terazi’de ise bulduklarımızla nasıl yaşayacağımızı soruyor.
Kim ne veriyor, kim ne alıyor? Nerede gereğinden fazla taviz verdik? Nerede kendi değerimizi küçülttük? Nerede karşımızdakini gerçekten dinlemedik? Hangi anlaşmaların şartlarının değişmesi gerekiyor? Akrep, gerçeğin peşindedir, Terazi ise denge ve adaletin.
Henüz bütün cevaplara sahip değiliz. Venüs de Merkür de geriliyor ve bu yolculuk Kasım’da devam edecek. Fakat en azından bir fikre sahibiz.
26 Ekim Boğa dolunayı: Çiçek Açmış Yoncalığa Çıkan Basamaklar

Hemen ertesi gün Venüs yönetimindeki Boğa’da dolunay gerçekleşiyor. Sabian sembolü: “Çiçek Açmış Yoncalığa Çıkan Basamaklar.” Bu sembolle Ekim’in enerjisinin hedefi ortaya çıkıyor.
Ayın başında diş hekimi çürüğü buldu. Terazi yeni ayı seçimlerimizin sonuçlarını gösterdi. Venüs karanlık dehlizlere ve yeraltı göllerine indi ve güneşin kalbinde yeni bir döngünün tohumunu attı. Şimdi önümüzde çiçek açmış yoncalığa doğru yükselen basamaklar var. Burada vurgulamak istediğim basamaklar kavramı. Yeni hayata ışınlanmıyoruz. Oraya adım adım çıkıyoruz.
Venüs’ün yönettiği Boğa bedenimiz, paramız, kaynaklarımız, güvenliğimiz, huzurumuz, özdeğerimiz ve materyal hayatımızla ilgilidir. Yonca bolluğu ve bereketi anlatıyor. Bu dolunayda en sade halinizle sorun: “Hayatımda neyin büyümesini istiyorum ve önümdeki bir sonraki basamak hangisi?”
Ejderha Kapısı kartı diyor ki;
“Çabalarınız, şu anki beklentilerinizin ötesinde, bol ve kutsanmış meyveler verecektir. Gerektiğinde dinlenin, ancak korku veya yorgunluktan dolayı hedefinizden sapmayın. Ne kadar yol kat ettiğinizi kabul edin, böylece yolunuzda daha da ileri gidebileceğinize dair kendinize güven kazanacaksınız. Kalbinizin sesini dinleyerek ilerlemeye yönelik iç dürtünüze güvenin. Henüz göremeseniz de, önemli bir eşiği geçmek, uzun süredir devam eden bir engeli aşmak ve geri dönüşü olmayan bir özgürlük yaşamak üzeresiniz. Kalbinizin aradığı şey ulaşılabilir mesafede. Pes etmeyin.”
EKİM 2026: İlişki ve para kurallarınızı gözden geçirirken ayın sorusu: “Ben neye yatırım yapıyorum ve bunun karşılığında ne alıyorum?” Ve eğer şu anda ilerlemiyor gibi hissediyorsanız bile, aslında eşikte duruyorsunuz. Sakın vazgeçmeyin.
Hepinize harika bir ay diliyorum.
©Mor Alev 2026
Görsel: Kapak arka plan – Lucie Bilodeau, Venüs, sepet ve merdivenler – Canva
Kart: Alana Fairchild/Sophie Wilkins, Medicine Heart
SORULARINIZI moralev@outlook.com ADRESİNE TIKLAYARAK İLETEBİLİRSİNİZ
Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com
Mor Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.






