Kozmik Hava Durumu: Temmuz 2026 – Barbault’nun Sepeti Özel!

Mor Alev Gökyüzü İle Yükseliş Raporu

Okumak yerine dinlemek isterseniz, yazının hemen altındaki podcast bağlantısına tıklayın.

Kozmik Hava Durumunun özel sayısına hoş geldiniz! Ayın kartını da içeren Temmuz Kozmik Hava Durumu da hemen bunun ardından gelecek ama bu ayın öyle bir özelliği var ki, ayrı bir paylaşım gerektiriyordu!

Sevgili Bilge Baykuşlar, astrolojiyle bağlantım daha bir çocukken Linda Goodman’ın Sun Signs kitabına burnumu daldırıp nefessiz okumamla başladı. Ardından Susan Miller’ın o zamanlar – sanırım Hürriyet gazetesiydi – öngörülerini okuyup bu çok saçma dediğimi hatırlıyorum. “Astroloji diye bir şey olması çok ilginç de, biz bu bilgilerle ne yapacağız, ne işe yarayacak?” diye sorarken Evrimsel Astroloji doğdu ve beni de içine aldı, çünkü artık “Seçenekler sunan bir enerjiyle nasıl evrimleşebiliriz?” sorusunun yanıtını almaya başladım ve kancaya takılmıştım. İyi bir kanca tabii. Ama bir defa astrolojiye daldığınızda öğrenecek şeylerin sonu yoktur. Bunu aranızda yaşayanlar olduğunu biliyorum. Sabian sembolleriyle on beş yıl kadar önce tanıştım, psikolojik ve seçim temelli astrolojiye girdim, derin ruhani yönümün de beslendiği modalitelere daldım, klasik gezegenlerden asteroidlere ve sabit yıldızlara uzandım ve en sonunda 2016 yılında kolektif evrimleşmemizi de içeren Dünya Astrolojisi merakımı çekmeye başladı – o yıl gerçekleşen ve bize ülkede bir darbe teşebbüsü, dünyada Brexit ve Trump’u getiren Uranüs-Eris kavuşumu ve Sarah Varcas sağ olsun. Bu blogun alt başlığı yayına başladığı Mart 2013’ten beri “Yükseliş Enerjileri ile Pozitif Yaşama Yolculuk” olunca, bunu kolektif olarak nasıl yapacağımızı incelememek olmazdı! Buradaki paylaşımlarımda sayamayacağım kadar çok ustanın emeği var. Okudum, dinledim, öğrendim… Ve geldik 2026’ya.

Birazdan başlıkta yer alan sepetimizi konuşacağız ancak dikkatinizi büyük döngülere çekmek ve bir bağlama oturtmak istediğim için bunları anlatıyorum. Kişisel döngülerimiz bile oldukça uzun, yani gazetedeki yıldız fallarından büyük geometrik ve döngüsel hesaplara ilerlemeyi düşünün, on yıllardan bahsediyoruz, bu büyük döngüler bizi bugün olduğumuz insan haline getiriyor.

Konu toplumlar, insanlık ve dünya olunca bu döngüler çok daha büyük. Artık yüzyıllar, binyıllar söz konusu oluyor. Buna rağmen, topluca nereye gittiğimizin ve o noktalara nasıl en olumlu şekilde ulaşabileceğimizin potansiyellerini bilmek bizlere bireysel olarak güven, inanç ve huzur verebilir.

Bugün gördüklerimize yarın hayretle “biz buna nasıl dayanmışız, ne kadar güçlüymüşüz” diyebilmek, “başardık!” diyebilmek harika olurdu. Bizler aslında bu konuda çok şanslıyız, çoğu toplulukta böyle bir gurur kolektif hafızada hatırlayamayacakları kadar geçmişte kalmış halde. Biz bu ülkenin kuruluşunda özellikle ilk 20 yılda bu kolektif ruh halini yaşamış ve paylaşmış insanlarız. En fazla üç, olmadı dört kuşak önce. Yani bu hatıra hepimizin hücresel hafızasında hala yaşıyor. 

2016’da edinmeye başladığım uzun döngü bilgileriyle, 2017-18 yıllarında şu anda içinde bulunduğumuz dönemde başlayacak “İkinci Rönesans” olasılığını yazmaya başladım. Yol kolay değildi. Önce 2020-2025 dönemini yaşamamız gerekiyordu. İlk olarak 2020’ye odaklandık, ardından 2026 ve ötesine. Ve işte bu uzun girişten sonra asıl konumuza gelelim: 

Yeni Dünya Şekilleniyor

Temmuz 2026, son yıllarda astroloji dünyasında en çok konuşulan dönemlerden biri haline geldi. Temmuz 2026, yalnızca olağanın çok dışındaki gezegen dizilimleriyle ilginç geçecek birkaç günü değil, aynı zamanda insanlığın uzun vadeli tarihsel döngülerinde yeni bir aşamayı işaret ediyor. 

Temmuz 2026’nın en önemli ve bugünlerde internette “Barbault’nun Sepeti” olarak adı geçen dizilim (astrolojide “Beşik” açı olarak bilinir)  tek bir günde gerçekleşecek dramatik bir olay değil. Aksine, bu dönem, siyasal, ekonomik, teknolojik ve kültürel alanlarda yıllar boyunca devam edecek küresel bir yeniden yapılanma sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Bu yorum ve beklentilerin merkezinde, Fransız astrolog André Barbault’nun geliştirdiği tarihsel döngü yaklaşımı yer alıyor.

Barbault, klasik astrolojik yorumların ötesine geçerek Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton arasındaki açısal ilişkileri matematiksel olarak inceleyen “Döngüsel İndeks” sistemini kullandı. Bu yöntem, beş yavaş hareket eden gezegen arasındaki açısal uzaklıkların toplamını hesaplayarak tek bir değer üretir. (Biliyorum, çok fazla detay ama bir iki cümlecik sabredin 😊 )

Barbault’nun araştırmalarına göre bu değer düştüğünde, gezegenler gökyüzünün aynı bölümünde kümelenmekte, bu dönemler ise tarih boyunca büyük kolektif krizlerle dikkat çekici biçimde örtüşmektedir. Kara Veba, 1665 Londra Salgını, 1918 İspanyol Gribi bu model kapsamında incelenen örnekler arasında. Barbault başarıyla 2020 pandemisini öngörmekle kalmadı, Sovyetler Birliğinin dağılmasını, 2008 krizini ve daha pek çok dünya olayını hatta ABD’nin bu yıllarda yozlaşmış bir başkan tarafından zayıflatılacağını başarıyla yıllar öncesinden işaret etti. Barbault yalnızca krizleri değil, toparlanma dönemlerini de araştırdı. Hesaplamalarına göre 2026–2028 yılları, Döngüsel İndeksin yeniden yükselişe geçtiği, istikrarın, yeniden yapılanmanın ve yeni bir tarihsel evrenin başlayabileceği bir dönem olarak öne çıkıyordu.

Satürn–Neptün: Yeni Bir Varoluşun İlk Adımı

Bu yaklaşımın merkezinde, 2026 Şubat’ında Koç burcunun 0 derecesinde gerçekleşen Satürn–Neptün kavuşumu bulunuyor.

Astrolojik sembolizmde Satürn yapı, düzen, kurumlar ve somut gerçekliği temsil ederken, Neptün idealler, kolektif bilinç, hayal gücü ve manevi değerlerle ilişkilendirilir. Bu iki gezegenin Zodyak’ın başlangıç noktası olan Koç burcunun ilk derecesinde buluşması ve bunu yaklaşık 6000 yıl sonra gerçekleştirmesi, dünya için yepyeni bir doğuşu temsil ediyor.

Barbault bu kavuşumu “yüzyılın en faydalı gökyüzü konfigürasyonu” olarak tanımlamış ve bunun “uygarlığın görkemli bir yeniden başlangıcına” zemin hazırlayabileceğini ifade etmişti.

Aynı Anda Etkinleşen Üç Büyük Gezegen Döngüsü

Temmuz 2026’yı sıra dışı kılan yalnızca Satürn–Neptün kavuşumu değil. Aynı dönemde üç büyük dış gezegen döngüsü de yeni bir evreye girdi.

  • Yaklaşık 492 yıllık Neptün–Plüton döngüsü kolektif bilinçte ve kültürel yapılarda derin dönüşümleri temsil eder.
  • 1965–1966 yıllarında başlayan Plüton–Uranüs döngüsü, sivil hakların genişletilmesi, toplumsal hareketler, karşı kültür akımları, uzay çağı ve dijital devrim gibi büyük toplumsal değişimlere önayak oldu.
  • 1993’te başlayan Uranüs–Neptün döngüsü ise internetin küreselleşmesi, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve dünyanın dijital olarak birbirine bağlanmasıyla aynı döneme denk gelmiştir.

Bu üç uzun döngünün Temmuz 2026’da aynı anda güçlü biçimde etkinleşmesi, bu dönemin astrolojik önemini yükselten temel sebep.

Dış Gezegenlerin Yeni Elementlere Geçişi

Eski dostlar tekrarlamamdan sıkılmış olabilir ama yine vurgulamalıyım,  Uranüs, Neptün ve Plüton uzun süredir bulundukları Toprak ve Su burçlarından çıkarak Hava ve Ateş burçlarına geçtiler. Jüpiter ve Satürn’ün 2020’de Kova’nın ilk derecesinde buluşmasıyla 200 yıllık yeni Hava Elementi Çağı başladı.

Toprak ve Su elementleri mevcut yapıların korunması ve çok yavaş ilerleyen değişimleri anlatırken, Hava ve Ateş elementleri fikirlerin hızlanmasını, iletişimi, teknolojik ilerlemeyi, yaratıcılığı ve toplumsal hareketliliği getirir.

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda teknolojik gelişmeler, iletişim biçimleri, eğitim sistemleri, uluslararası ilişkiler ve kolektif düşünce kalıplarında önemli değişimler yaşayabiliriz.

Tetikleyici

Ayın ilk önemli gökyüzü olayı Mars ile Uranüs’ün İkizler’deki buluşması.

Mars hareketi ve girişimi, tetiklenmeyi, mücadeleyi, Uranüs ise ani değişimleri, sürpriz gelişmeleri ve beklenmedik olayları simgeler. Uranüs hayatımıza geldiğinde eğer gitmemiz gereken yolda değilsek, ensemizden tutar ve bizi doğru yola fırlatıverir. Kibar değildir.

Bu kombinasyon özellikle, iletişim sistemleri, internet, medya, teknoloji, ulaşım, bilgi akışı gibi alanlarda hızlı gelişmelerin göstergesi. Toplumsal gündemi ve manşetleri hızla değiştirecek olaylar çok mümkün.

Mars burada bir tetikleyici görevi görüyor. Bir anlamda ilk ateşleyici, ya da ilk kurşun. Birazdan anlatacağım sepet oluşumunu hepimizi yeniden programlayan yepyeni bir işletim çipi olarak düşünürseniz, Mars devreye elektrik veriyor.

Işık Sepeti

Temmuz ayının ikinci yarısında Jüpiter’in de sürece katılmasıyla birlikte Barbault’nun Sepeti olarak geçen nadir “Beşik” geometrisi oluşuyor. Buna Kathy Biehl “Işık Sepeti” diyor ve bu da benim çok hoşuma gitti.

Neptün, Plüton, Uranüs, Jüpiter burçlarının dördüncü derecesinde bir kap, beşik, kase, sepet oluşturuyor ve en sonunda halkları ve kolektif ruh halimizi simgeleyen ay da 4 derece Terazi’ye gelip sepetin kapağını kapayarak akışı tamamlıyor. 

Bu dizilim, yeni fikirlerin, yeni toplumsal modellerin ve yeni kurumların doğuşunu temsil eden güçlü bir enerji kombinasyonu. Bu geçenlerde söylediğim gibi yeni bir program güncellemesi değil, iç kablolamanızın, sabit diskinizin, bellek kartınızın ya da işlemcinizin değiştiğini düşünün, belki de hepsinin birden değiştiğini!

Burada dikkat çeken nokta, Uranüs, Neptün ve Plüton arasındaki uzun süredir devam eden etkileşime Jüpiter’in büyütücü ve genişletici etkisinin eklenmesi.

Bu süreçte;

  • Yeni ve hiç düşünülmemiş fikirlerin ortaya çıkması,
  • Kolektif bilinçte değişim,
  • Güç dengelerinin yeniden tanımlanması,
  • Toplumsal organizasyonların dönüşümü,
  • Yeni kurumların ve yeni düşünce biçimlerinin gelişmesi

olasılığı çok yüksek, hatta bence kesin.

Jüpiter ile Plüton arasındaki karşıtlık, yolumuzu bireysel ifade ile büyük kurumlar/kuruluşlar, merkezi otorite ile kolektif yapı arasında yeni bir denge kurulmasına açmak ister. Dolayısıyla, önümüzdeki yıllarda, ekonomik sistemlerde, siyasal yapılarda, uluslararası ilişkilerde, kurumların işleyişinde, toplumsal işlevlerimiz ve bireyin topluma katkısıyla söz hakkı konularında çok önemli değişiklikler görebiliriz. Biz bireyler neye, nasıl katkıda bulunuyoruz ve kurmuş olduğumuz kurumlar, organizasyonlar ve demokrasi bize hizmet ediyor mu?

İşte Barbault bunu insanlığın ve medeniyetin yenilenmesinin, çok daha adil ve aydınlık sistemlerin kurulmasının başlangıcı olarak görüyor. Barbault, 2019 yılında 88 yaşında aramızdan ayrıldı. Ancak eğer kitaplarını okuyabilirseniz veya YouTube’daki Lynn Bell röportajını seyrederseniz göreceksiniz, naif ve hayalperest bir kişiliğe sahip değildi, ayakları  sapasağlam yere basıyordu. Yorumları da gerektiği zaman karanlık ve kötümser olabiliyor, gereken yerde uyarılarda bulunuyordu. Astrolog Marjorie Orr’un André Barbault’dan aktardığına göre:

“Önümüzde öyle bir dönüşüm ihtimali var ki, değişim ya da tepetaklak olmak, sarsıntı gibi ifadeler bile, bilinen dünyada yaşanabilecek dönüşümün büyüklüğünü anlatmakta yetersiz kalıyor.”

Barbault’nun bu dizilimden beklentileri son derece iyimserdi. Daha fazla birlik, dayanışma ve servetin daha adil dağıtılacağı bir gelecek öngörüyordu. Belki bu gerçekten zaman içinde gerçekleşecektir. Sonuçta, geçmiş tahminleri oldukça büyük bir başarıya sahip. Dolayısıyla onun bu iyimserliği son derece değerli.

Her ihtimalde, Sepet konfigürasyonu, gerçekliği deneyimleme biçimimizi tartışmasız şekilde değiştirmeye başlıyor.

Ruhani kaynağımızla ve hayal gücüyle kurduğumuz doğrudan bağlantıyı (Koç’taki Neptün), fikirleri ve iletişim sistemlerini (İkizler’deki Uranüs), bireysel kendini ifade etme biçimini (Aslan’daki Jüpiter) ve kitlelerle teknolojinin toplumdaki rolünü (Kova’daki Plüton) yeniden şekillendiriyor.

Ve hepsini destekleyen Terazi’nin dördüncü derecesindeki aya bakalım: 

Ay buradayken, halkı, toplumları, kadınları, adaleti, dengeyi, diplomasiyi, iş birliğini temsil ediyor. Özellikle kadınların, kadın liderlerin ve sivil toplum hareketlerinin çok daha görünür olma olasılığına bakıyoruz. 

Ay, Uranüs ve Plüton’la Havada Büyük Üçgen oluşturuyor.

Bu açı, çok güçlü bir zihinsel enerji akışı anlamına geliyor. Şu resmi düşünün: İnsanlar konuşuyor. Bilgi paylaşıyor. Bir araya geliyor. Örgütleniyor.  Eski kuralları sorguluyor. Yeni çözümler üretiyor. Yeni sistemler tasarlıyor.

Sabian Sembolleri

Tabii ki, eğer böyle büyük bir devrim yaratabilecek bir gökyüzü olayından bahsediliyorsa, sembollere bakmadan olmaz. Her biri 4 derecede olan gezegenlerin sembolleri:

PLÜTON: “Atalar Konseyi” – Geleceği kurarken geçmişin bilgeliğini çağırmak. Yeni bir düzen kurulurken, insan yalnız değil. Arkasında tarih, kültür, bilgi, deneyim ve ustalar var. Bu yüzden bu sembolün anahtar kelimesi: Desteklenmek.

NEPTÜN: “Kanatlı Üçgen” – Çok daha yüksek bilinç hallerine ulaşma, olayları ve büyük resmi çok daha yüksek seviyeden gözlemleme, özgürlük potansiyeli. Rudhyar’ın verdiği anahtar ifade: Kendini aşma potansiyeli

JÜPİTER: “Dik ve derin uçurumun kıyısındaki kaya oluşumu” – Bugün yaşanan kriz, yalnızca bugünün ürünü değil, çok uzun süreçlerin sonucu. Bu sembol bilinen yolun sonuna gelindiğini ve bir inanç sıçramasına ihtiyaç olduğunu ve bunun da sağlanacağını anlatır. Anahtar ifade: Egonun ötesine geçmek.

URANÜS: “Eylem Çağrısı Yapan Radikal Yayın” – Her şey önce bir düşüncedir, ifade edildikten sonra hareket gelir. Bir sistem çok uzun süre olduğu yerde kalırsa, karşı kutup doğar. Bu tam Uranüs mantığıdır. Denge karşı hareketle sağlanır. Anahtar ifade: Bastırılmış duygu ve düşüncelerin patlamaya yatkınlığı.

AY: “Gerçek iç bilgileri öğreten adam” – Bu sembolde öğretilen bilgi yeni bir bilinçtir ve yeni bir varoluş haline yol açar. Artık bildiğimizi bildiğimizde eskisi gibi yaşayamayız. Dane Rudhyar bu sembolün anahtarı olarak “aktarım” sözcüğünü seçmiş.

Görüyorsunuz değil, mi? Özünde bu enerji, hepimizin yaklaştığını hissettiğimiz değişimi tetikliyor.

Bir Evrim (Plüton)

Bir İdeal (Neptün)

Bir Atılım (Uranüs)

Bir Büyüme Fırsatı (Jüpiter)

Ay ise bu yeni aktarımı kabul eden ve harekete geçmeye hazır halklar ve ruh halimiz. 

Birlikte bir adım daha gidelim. Bizim sistemimize tutarlılık veren, bizi yaşatan ve tüm sistemi yöneten, aydınlatan güneştir. Güneş gözle gördüğümüzü de anlatır. Acaba sepet tetiklendiğinde o ne yapıyor? Bütün bunlar bize nasıl görünecek?

GÜNEŞ: “Değerli Evlerle Dolu Bir Kanyonda Şiddetli Bir Fırtına” – Rudhyar bu sembol için diyor ki; “Sabitleşmiş değerlerin yeniden gözden geçirilmesini gerektiren bir toplumsal çalkantıyla yüzleşme.” Sembol  özellikle ayrıcalıklı görünen yapıların bile korunamayacağını anlatıyor. Kimse değişimin dışında değil. Bütün büyük dönüşümlerin öncesinde bir boşalma olur. Bu sembol onu anlatıyor.

Özetlersek, semboller bunun öyle bir günde uyanıp da kendimizi cennette bulacağımız bir değişim olmayacağını ancak bir sürecin başlayacağını ve bu süreç boyunca eğer enerjiye uyum sağlarsak her adımda destekleneceğimizi anlatıyor.

Barbault’u bu kadar iddialı bir tahmin yapmaya iten neydi?

Tarihi çok iyi inceledi. Sadece iki örnek alırsak;

Örneğin, 1789’da yine Jüpiter  Aslan’da, Plüton tam karşısındaki Kova’daydı. Neptün Terazi’de ve Uranüs, Plüton ve Jüpiter’e olumlu akıştaydı.  Bu dizilim, Temmuz 2026’daki gökyüzüne oldukça benzer semboller taşıyor. Ve 1789’un insanlık tarihi açısından ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz.

1789’un bir Ekim sabahında Paris’te pazarda çalışan kadınlar ekmek fiyatlarının dayanılmaz seviyeye çıktığını konuşmaya başlıyor. Önce birkaç kişi sonra yüzlerce ve binlerce kadın bir araya geliyor. Yürüyerek Versailles Sarayı’na gidiyorlar. Aldıkları tepkiden memnun kalmayıp sarayı işgal ediyorlar. Ardından bildiğiniz Fransız İhtilali yaşanıyor. Ancak önemli olan şu: Olayların başlangıcı organize değil, kendiliğinden oluşuyor ve tetikleyenler KADIN.  Burada gücün tepeden aşağıya değil, aşağıdan yukarıya doğru hareket etmeye başlamasını görüyoruz.

Bir başka örnek 1920-21 yılları. Yine Uranüs ve Plüton çok benzer bir uyumlu akışta. Bu bizim için meclisin kuruluşu, kurtuluş savaşının başlangıcı, halkın ilk defa yönetimde söz sahibi olmasıdır. Bu, Atatürk devrimlerinin başlangıç ateşidir.

Aynı dönemde bilimsel çalışmalar Kuantum Fiziğinin doğuşuna yol açtı. Nasıl kuantum fiziği insanların gerçekliği algılama biçimini değiştirdiyse, Temmuz 2026 sonrasında da insanlık gerçekliği anlama biçiminde yeni bir paradigma değişimi yaşayabilir.

Bu akış kişisel hayatınıza nasıl yansıyacak?

Birlikte ilerleyen bu gezegenler bizi toplu olarak etkileyecek. İlgili gezegenlerden herhangi biri güneşiniz, ayınız veya yükselen, kariyer hattı, vs. gibi alanlarınızla açı yapıyorsa (ve özellikle bu gezegenlerden biri bu konumlardan herhangi biriyle kavuşumda veya kare açıdaysa) bu sizi güçlü bir şekilde etkileyecektir.

Eğer haritanızla ilgileniyorsanız, gezegen konumlarından her iki yönde de yaklaşık 3-4 derecelik bir alana bakın. Örneğin benim Uranüs, Merkür ve Satürn’üm, Yuva ve Kariyer Hatlarım doğrudan etkileniyor, öyle sıkı açılar var ki, alanı genişletmeye bile gerek yok! Hayatım ve bakış açılarım bir şekilde değişecek, biliyorum. 

Doğum haritanızdaki gezegenler veya önemli konumlarla doğrudan açı yapıyor olsun ya da olmasın, bu enerjiler haritanızın bir yerinde gerçekleşiyor. Aslan ve Kova evleriniz arasında gerginlik ve yoğunlaşma, Koç ve Aslan evleriniz ile İkizler ve Kova evleriniz arasında doğrudan akımlar ve Koç ile İkizler evleriniz ile Koç ve Kova evleriniz arasındaki bağlantıları arayın.

Sonuç Olarak;

Barbault’nun yaklaşımının en dikkat çekici yönlerinden biri, astrolojiyi kesin bir kader sistemi olarak görmemesidir. Onun ifadesiyle, gezegenlerin koreografisi yalnızca “olasılıklar alanını” tanımlar. Ben de buna derinden inanıyorum. Özgür irademiz olmasaydı, hayatımızın hiçbir anlamı olmazdı. 

Temmuz 2026, astrolojik açıdan yalnızca dikkat çekici gezegen dizilimleri nedeniyle değil, aynı zamanda uzun tarihsel döngülerle kurduğu bağlantılar nedeniyle de önemli. Bu sepet oluşum en sonunda dağıldığında buna benzer bir dizilim 22. yüzyıla kadar gerçekleşmeyecek.

Döngüsel İndeksin yeniden yükselişe geçmesi, Satürn–Neptün kavuşumu, aynı anda etkinleşen üç büyük dış gezegen döngüsü ve sepet konfigürasyonu, dünyanın yeni bir tarihsel aşamaya girişini simgeleyen göstergeler. Bunun üzerine 2035 yılına kadar düzenli bir şekilde güneyde sınır dışına çıkan ve devrim getiren Plüton’u ekleyelim, dostlar. (Şuraya tıklayıp hatırlayabilirsiniz

Temmuz 2026, ani ve tek seferlik bir kırılmadan çok, eski yapıların çözülmeye devam ettiği, yeni düşünce biçimlerinin, yeni kurumların ve yeni güç dengelerinin filizlenmeye başladığı uzun vadeli bir geçiş sürecinin başlangıcı. Fakat hava ve ateş baskın zamanda olduğumuz için eskisinden çok daha hızlı, çabuk ve sürprizlerle dolu olacağından eminim. 

Asla korkmayın. Siz bunun için buradasınız. Devrimci ruhlarsınız. Büyük ihtimalle bunu başka bir hayatta, belki de başka bir boyutta çoktan başarıyla deneyimlediniz. Güçlüsünüz. Onun yerine; 

Kendinizi daha özgür ifade edin.

Size gerçekten neşe-keyif-coşku veren, merakınızı ateşleyen şeylerin peşinden gidin.

Hayatınızda özgün kendiniz olun.

Hayallerinizi somut adımlara dönüştürün.

Ateş At yılında olduğumuzu hatırlayın, ona göre davranın.

Bu, kişisel gelişim için de çok güzel bir zaman.

Ayrıca hatırlayın, daha iki gün önceki Oğlak dolunayın kartı bize “Kutsal Devrim” haberi veriyordu. Oradaki şifa uygulamasını sadece bu hafta ya da sepetin bir araya geleceği 19 Temmuz tarihinde değil, önümüzdeki aylar boyunca 2030’a kadar uygulayabilirsiniz.

Temmuz’un diğer önemli akışlarını inceleyeceğimiz Kozmik Hava Durumunda görüşmek üzere!

©Mor Alev 2026

Görseller: Kapak – Katja Perez, Yükseleceksin – Flor De Mar, Sepet – Evelyne Sie, Kalp – Jimmy Lawlor, Pazarcı Kadınlar İsyanı – Bilinmiyor, Yıldız Peşinde – Catrin Welz-Stein

En son podcast paylaşımlarını kaçırmayın:


En son nöroplastisite yöntemleriyle HAYATINIZI AKIŞA AÇMAK, ALMA-VERME DENGESİNİ KURMAK, KISIR DÖNGÜLERE SON VERMEK ve BOLLUĞA EVET! demek için “Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu” bağlantısına tıklayın.

SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK ve BEDENİNİZLE BARIŞMAK için Dönüşümsel Akış ve Bolluk Metodu ile Sağlıklı Zayıflama yönteminden faydalanmak için buraya tıklayın.

“Sabian Hikayem”. Benzersiz bir çalışma: Gizeminizin kilidini açın. Kendinizi gerçekleştirin!

Bu değişim döneminde, “Büyük Resme” ve yükseliş sürecindeki rolünüze dair daha fazla anlayış sahibi olmak, Yüksek Benliğiniz ve Ruh Ekibinizle daha yakın bağlantıda yaşamak üzere, Yüksek Benliğiniz (Yaratan Benliğiniz, Öz-Benliğiniz, İçinizdeki Işık) yönetiminde Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin.


Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com

HİZMETLER

Mor Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

2 comments

  1. Çok teşekkürler Mor Alev. Bu gecişler benim haritamda bir uçurtma açı kalıbı oluşturuyor ve anlama geldiğini çözmeye çalışıyorum bir süredir bunun.
    Apeksi transit Neptün oluyor anladığım kadarıyla 6. evimde. Umarım uçuşa geçerim, geçeriz artık🕊️Haritamda terazi koç stelyumu var yükselenim de terazinin son derecelerinde, koç kişisel gezegenlerim de.Jüpiter Satürn terazi kavuşumum 2-4 derecelerde 12. evde kalıyor. Açıya neden olan nokta sanırım .Ayrıca kad aslan tr jüpiterle 10, gad kova tr Plüton. 4. evlerimde kavuşup; venüs boğa transit kiron kavuşumuna kare yapıyor. Kiron tüm gezegenlerimle açı yaptı koçtayken de ve koça geri dönecek olması beni biraz düşündürüyor doğrusu. Ama çok da değil artık sanırım haritaya yüzde yüz bağlı olmadığımızı anlıyoruz gerçekten belirttiğiniz gibi artık. Bir de o kadar sert açılar aldık ki yıllardır tr Plüton oğlaktan ,jüpiter karelerinden, kuron kavuşum karşit karelerinden vs alıştık biraz da sanırım artık . Tr. Neptün ve satürnün yaptığı ve yapacağı açıların etkilerini özellikle merak ediyorum. Şu an jüpiter satürnüme karşıt ama yavaş yavaş bütün gezegenlerimle etkileşime girecekler. Umudum beni içine gömüldüğümü hissettiğim izolasyon, inziva , anlamsızlık, hayalkırıklığı döngüsünden çıkarmak için tetikleyici olmaları artık. Kukuman kuşu gibi düşünmeyi bırakıp ( 45 yıllık hayatım boyunca neredeyse😄) eyleme geçmeme vesile olmaları😇🌺 Ve bütün için de bir sıçrama sağlamaları tabi Barbault’un öngörüsündeki gibi eşzamanlı olarak. Bütünden istesek de ayrı olamayız çünkü.💜

    Liked by 1 kişi

    1. Uçurtma her zaman değişim anlamına gelir. Önce ortalık biraz karışır ama sonradan çok güzel olur. Koç Chiron’un zorluğuna katılıyorum. Umarım size çok şifalı gelmiştir de bunlar boşuna yaşanmamıştır. Zaten sadece birkaç ayı kaldı Koç’ta. 89 doğumluların Terazi’deki Jup-Sat kavuşumu çok güzeldir. Artık tam anlamıyla giriş yaptığımız bu hava elementi çağı size iyi gelecek. Ve evet, özgür iradeniz gerçekten de en önemli faktör. Sevgilerimle

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.