Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Uranüs’le Kozmik Düzene Hizalanıyoruz

Sevgili Dostlar, Çarşamba günü şu soruyu sormuştuk: En derin kavramlarımız değişirken bizler yeni hayata, yeni kurallara nasıl uyum sağlayacağız?

Bu konuda daha fazla aydınlanmak için Uranüs faktörüne bakmalıyız. Ben bu kelimeleri yazarken Uranüs bir dönemdir aktive ettiği kritik derecede 23 saat önce geri yolculuğuna başladı. Bu dereceyi eski okurlar iyi biliyorlar: “Kürelerin Müziği” (Konuyla ilgili eski yazılardan biri burada)

Uranüs, 2 Ocak 2018’e kadar geri yolculuğuna devam ederken bizleri aslında eski ama bizim için yeni olan kozmik düzene uyumlayacak. Yani, yeni hayata ve yeni kurallara uyum sağlamak konusunda yine hızlandırılmış kursa giriyoruz. Ocak ayında kendimizi hayatlarımızda büyük değişiklikler yapmış halde bulabiliriz.

Kendimizi evrensel irade ile hizalamayı öğrenmek üzere şekillendiriliyoruz. Daha önce hiç yaşamadığımız şekillerde kişisel özgürlüğümüzü ve özümüzü ifade etme ihtiyaçlarımıza odaklanabiliriz. Kendimize özgü benzersiz parçalarımıza yakınlaşırken bizi bağımsız kılacak davranışlar ve yaklaşımlara çağrılıyoruz. Dürtüsel olarak içe dönüp kimliğimizi araştırırken, onun Evrene olan doğal uyumunu tanıyabilir ve maskeler yerine özgün benliğimizi ifade etmeye yönelebiliriz.

Bunlar taptaze, yepyeni ve daha önce hiç denemediğimiz şekillerde ortaya çıkabilir. Eğer böyle olmasına izin verirseniz, sonuç iç aydınlanmanızın yükselmesi olacaktır. Böyle bir gerçeğe ulaşmak bizi neredeyse bir elektrik şoku gibi ego ataletinden ya da günlük durağanlıktan çıkaracaktır.

Burada dikkat etmemiz gereken konu, “Ben bunu daha önce hiç yapmadım! Nasıl yapılacağını bilmiyorum.” diyerek korkuya ve telaşa kapılmaktır. İç bilgeliğiniz size yolu gösterecektir. Önümüzdeki aylarda attığımız her adımda kozmik düzene daha da hizalanırken, kendi mükemmel şarkımızı da yazmayı, söylemeyi, ilan etmeyi öğrendiğimizi hatırlamalıyız.

Kürelerin müziği her zaman ufak benliğimizin yarattığı kaygılar, geçici zaferler, geçici hırslardan bizi alır ve gerçekten, kalpten ve ruhtan gelen gerçekliğimizle yüzleşiriz.

Bu sembol, Uranüs’le aktive olduğunda büyük değişim koridorunda ilerlemek için teşvik edilmekte ve olması gereken yola çekilmekte olduğumuz için hayatımızın müziği şöyle olabilir:

Ve “neden?” diye sorabiliriz. Keşiflerde bulunuruz. Olayları, durumları, kişileri yeni bir ışıkta görmeye başlarız. Bir sonraki sorumuz ise, “bunlar olduğu gibi kalmalı mı, değişmeli mi? ” haline gelir. İşte bu noktada uyumlanmanın tamamlanması için cesarete yaslanırız. Gerçek benliğimize ve Evrene uyum…

Bu noktada geçen gün vermiş olduğum olumlamalanın ya da bundan esinlenerek yarattığınız kendi olumlamalarınızın hepimize yardımcı olacağına inanıyorum:

YENİDEYİM. Ben YENİDEYİM, ruhum bu hayatımda bana hizmet etmeyen, beni kısıtlayan fiziksel acıyı salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum sevgiye dair olmayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum berekete dair olmayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum neşe-keyif-coşkuyu kısıtlayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum verimliliğime engel olan her şeyi salıveriyor.

2017 yılında gerçek renklerimizle ışıldamamız için büyük bir yardım da işte böylece Uranüs’ten geliyor. Ve evet, Bach olmadan kürelerin müziği konusunda yazmak içime sinmiyor. 🙂

©Mor Alev 2017

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

13 replies »

  1. niye oldugunu bilmem okurken tuylerim urperdi niye hep ayni seyleri yapiyorum dedigim hayatimda olusacak bir degisim beni korkuttumu acaba? garip …

    Liked by 1 kişi

  2. Sevgili Mor Alev, insan türü dışındaki diğer canlılar- özellikle hayvanlar ve ağaçlar – onlar nasıl bedenleniyor? Sistem onlar için nasıl çalışıyor? Enerjiler, yükselme onlar için nasıl işliyor?
    Namaste💞

    Beğen

    • Sevgili Feray, onlar hazırlar çünkü egoları yok. Bizim gibi yanılsamalara, korkulara, yalanlara sarılmıyorlar. Şu anda insanlığa yardım görevindeler. Yükselişle farklı şekilde yaşamaya başlayacaklar.

      Liked by 1 kişi

      • Çok teşekkür ederim ama onlar, özgür iradeleriyle ağaç ya da hayvan olarak mı geliyorlar, melek olduktan sonra tekrar yeryüzüne inmeyi seçiyorlar mı? Yeniden doğuşta insan, hayvan, ağaç bedeni sıralaması var mı?
        Namaste 💞

        Beğen

        • Sevgili Feray, bu soru insanlığın bütünden ayrı olduğu düşüncesine dayanıyor. Elbette değiliz. Hiçbir varlık bir diğerinden düşük ya da yüksek değil. O yüzden böyle bir sıralama yok. Ve hepimizin ruh seçenekleri var. Ayrıca çok boyutlu benliklerimizi de düşünürsek neden bir de yaşamı bir karides ya da buğday başağı olarak deneyimlemeyi seçmeyelim? Hepsi değerli, hepsinin bütüne katkısı var. Sevgilerimle

          Beğen

          • Çok teşekkür ederim Mor Alev. Haftasonu ilgilendiğim, sokakta yaşayan Kutup Ayısı – ben koymuştum adını- melek oldu ve ben yine çok dağıldım. Onlar bize emanetler ve insanlık onlara bakma sorumluluğunu yerine getiremiyor, onların özgür iradeleri olmadığı için- bir kaza ile ölümü seçmemiş olduklarını düşünerek- daha çok acı duydum. Bu durumda yine biz seçiyorsak, o kazayı da mı onlar seçiyor ya da görevleri bittiği için mi Kozmik Bilince geri dönüyorlar? Bunu anlamaya çalışıyorum.
            Namaste 💞

            Beğen

  3. YENİDEYİM. Ben YENİDEYİM, ruhum bu hayatımda bana hizmet etmeyen, beni kısıtlayan fiziksel acıyı salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum sevgiye dair olmayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum berekete dair olmayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum neşe-keyif-coşkuyu kısıtlayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum verimliliğime engel olan her şeyi salıveriyor.

    Liked by 1 kişi

  4. Günaydın,
    Direnmeyi bırakıp da “olur; neden olmasın” demeye başlayınca içimdeki dirençler hızla kalkıyor.
    Sevgili Mor Alev,
    Olumlama metnini okurken şu hisse kapıldım. İlla pozitif kelimeler ve cümlelerle yapılandırma takıntım var! Cünkü negatiflerle örülmüş cümleler sanki negatifi kodlar gibi. Çünkü öyle öğrendik. Hastalık deme sağlık de, savaş deme barış de…
    Ve bugün kelimeler ötesi bir dirençsizlikte herseyin sevgiyle kabulu ve salıverilmesi rahatlattı beni. Bu kuralı da arkamda bırakabildim.
    Sevgiler herkesr ve tüm varoluşa…

    Liked by 1 kişi

  5. sevgili moralev ,
    bu sorumu yayinlama istersen ama cevap benim icin onemli sadece cevap verebilirsin mumkunse 🙂
    sorum su: hicbisey istememek normalmi ? yani bisey istemek sacma gibi geliyor bana artik o benim icin en iyisini verecek nasilsa diyorum sagligim isim huzurum olsa yeter bilemedim ki
    tesekkurler simdiden

    Beğen

    • Sevgili Baba, yayınlamadığım zaman cevap veremiyorum. Bir gün sonra bu soru ve cevabı silebilirim. Bir şey istememek normal bir durumdur. Eğer depresyon şeklinde “hiçbir şey istemiyorum, nasılsa olmuyor!” vs gibi değil de, “ben şükürdeyim, şu anda evrene güveniyorum, benim için en doğru olan şeylerin gerçekleşeceğine inanıyorum” hissindeyseniz, ki öyle geliyor, bu bir sürü şeyi salıverdiğinizi, çok rahatladığınızı, egonuzun da evrimleşmekte olduğu bir yola girdiğinizi anlatır. Aynı zamanda yeni benliğinize uyum sağlarken, biraz da boşluk gibi tutkuyla istenen şeylerin olmadığı bir geçiş dönemi yaşanır. Bu da öyle bir zamana benziyor. Hiçbir şey istemeyeceksiniz diye bir durum yok, yavaş yavaş farklı istekleriniz olduğunu da bulabilirsiniz. Yani böyle bir hal ne sorundur, ne de alarma geçilecek bir şeydir. Keyfini çıkarın! Sevgilerimle

      Beğen

      • ilginize teşekkür ederim sadece kendi adıma değil bu blogtaki tüm yorum yazanlar adına herkesin yorumlarını teker teker okumak kolay değildir eminim cevabınız için de ayrıca mutlu oldum tam da söylediğiniz gibi boşluk gibi biraz ama ben şükürdeyim, şu anda evrene güveniyorum, benim için en doğru olan şeylerin gerçekleşeceğine inanıyorum çok çok doğru sizi seviyorum birgün yüzyüze gelmek ümidiyle

        Liked by 1 kişi

  6. Kişisel ya da genel Astroloji ilgi alanım olmadığı için anlamadığım astrolojik bilgi ya da bulgular karşısında, ki bunlar 7-8 yıldır karşıma çıkıyor, ”Ben O’na hizalanıyorum, onlar da öyle yapıyorlar” (Ay, Güneş, Uranüs ve hepsi) diyordum. Şimdi sizin yazdıklarınız ve benim okumam sayesinde ufak ufak anlıyorum. Yine de her karşılaştığımda aynı şeyi söylüyorum: Ben O’na hizalanıyorum, onlar da öyle yapıyorlar. Böylelikle belki daha az etkileniyorum, ya da farklı yumuşak oluyor etki, ya da etkilenmiyorum.

    Uranüs, Ay Tutulması, 8.8. Kapısı ve diğerleri ve benim şimdiki halim… şu an yine bir eşikteyim. Yeni bir eşikteyim. Eşik de tam ifade etmiyor, sanki ben değil de o benim üzerimden atlayacak gibi. Korku ya da telaş yok. Sadece çok büyük huzurlu bir hüzün var.

    Bu büyük hüznün iki sebebi var, birincisi egom. Onun son halini yazmıştım bir yorumda, sevecen, uyumlu diye. Hah işte bu demiştim. Benim deneyimim de bu. Ustalar egonun ölümünden, hatta öldürülmesinden bahsediyordu. Ama Her şey değişmişti. Ve her şey mümkün dü. Mutlu mesut yaşayabilirdim benliğimde egomla. Öyle olmadı, o uyumlu halinden sonra ego, arka koltuktaki minicik kalmış yerinde kocaman yayıldı. AAa sen ne kadar güzelmişsin diyerek arkadaşlarıyla yeniden tanışmaya başladı. Her şeyden habersizdi sanki. Benjamin Button filmini izler gibiyim. O sürekli küçülüyor. Şu an her daim şimdide kalan oyuncu mutlu bir çocuk gibi. Belki birazdan kafamı çevirince ona, beşikte bebek göreceğim.

    İkinci sebebi, arka koltuğun, ön koltuğun, direksiyonda olmam gereken benin, arabanın, tümünün arka koltuktaki o sürücünün, egonun birer ifadesi olduğunun farkına varmam. Ve arabanın bulunduğu 3Dnin. 3D nin kendisi bir EGO.

    (Bu cümle diğer boyutlar hakkında da bir fikir verebilir belki isteyenlere: Bir şeyin içindeyiz ve o şey bizim içimizde. Yalnız o şey ego değil. Ego başka hiçbir boyutta yok)

    Şimdi sevdiğim egoyu, egonun ifadesi olan sevdiğim kendimi, sevdiğim 3D’yi, 3D’deki sevdiğim Hepimizi uğurlama vaktim. Teşekkürle. Minnetle. Geçenlerde denk geldiğim bir reklam geliyor aklıma. Bir Martı meyve suyundan bir yudum alıyor ve meyve suyundaki meyve parçacıkları gibi parçalarına dağılıyor, çok geçmeden yeniden birleşiyor Allahtan.

    Cesarete yaslanıyorum. Sevgi ve Güven ile.

    Bir gün Bach gibi ben de, duyduklarımı, gördüklerimi, bu muhteşem boşluğu güzel bir şekilde, olduğu gibi, bana geldiği gibi ifade edebilecek miyim? sorusu geliyor bazen.

    Hiç konuşmayasım, hiçbir şey yapmayasım var. Bu muhteşem boşlukta, merkezde, sevgide, sadece onu duyarak sevmek, onu görerek sevmek, onu şükrederek sevmek, onu hiçbir şey yapmayarak sevmek istiyorum.

    Sevgilerimle,

    –YENİDEYİM. Ben YENİDEYİM, ruhum bu hayatımda bana hizmet etmeyen, beni kısıtlayan fiziksel acıyı salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum sevgiye dair olmayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum berekete dair olmayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum neşe-keyif-coşkuyu kısıtlayan her şeyi salıveriyor. Ben YENİDEYİM, ruhum verimliliğime engel olan her şeyi salıveriyor. YENİ benim içimde. O YENİ benim. —

    Beğen

  7. Merkür gibi Blog da beni geriye gezintiye davet ediyor:) Pazar Günü telefondan uzaktım. Akşamüstü elime alıp baktığımda, ekranda Mor Alev Bloğu vardı. ”Etiket: Bolluk” yazıyordu. Altında dört sayfalık, birçoğunun başlığını bile görmediğim geçmiş yazılar dizisi yer alıyordu. Artık çocuklar mı oynadı, melekler mi bilmiyorum:), sadece arama yaparken hiç ‘etiketle arama’ biçimini kullanmadığımı biliyorum.

    Önce Bollukta eş yaratıma girmeyi sürekli ertelediğim için blog bunu hatırlattı sandım. Okumak istediğim ilk yazıya tıkladım, muhteşem bir mesajla karşılaştım:

    ………………………….Bugün dünyanızda var olan ızdırap, milyonlarca kişinin onların yolunun üzerine yerleştirilen şeyleri onaylamaları ve bunlara katlanmayı kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır. Izdırabı sona erdirmek için bütün bir insanlığın emek vermesine gerek yoktur. Ancak, şimdi birer Işık Fenerine dönüşen çok sayıda Işık İşçisinin yoğun odaklanmasına ve kararlılığına ihtiyaç vardır, böylece gerekli olan değişikliklerin başlaması için karanlığa ışık tutulur ve diğerlerine de katlanmayı bırakıp, yaşamaya başlamaları öğretilir.

    Buna çok basit bir hayat kuralını takip ederek başlayabilirler: Birbirinizi sevin. Bu romantik sevgi demek değildir, bu sevgi enerjisi demektir, yani sizin koşulsuz sevgi dediğiniz, kabullenme, tarafsızlık içeren ve yargılamaya yer vermeyen sevgidir. Bu, herkesin bir ve bütün olduğunu, herkesin aynı Kaynak’a bağlı olduğunu ve herkesin varlığının her köşesinde İlahi Mükemmelik’te yaşadığını anlamaktır. Birbirini Yaratan’ın mükemmel ifadesi olarak tanımak ve kabul etmektir.

    Şimdi, her zamankinden çok daha fazla, bütün insanlığın huzur ve uyum içinde yaşamaları mümkündür. Çünkü, hem bireysel hem de global olarak, hayatlarınızdaki ızdırabı sona erdirme seçeneğiniz var. Bu seçimi, tüm seviyelerdeki, yani kişisel hayatınızdaki, yaşadığınız semt ve mahallelerdeki, şehirlerinizdeki ve halklar arasındaki tüm karmik bağlarınızı salıvererek ve şifalandırarak yaparsınız. Bu bağları, tanıdığınız ve hatta tanımadığınız tüm kişilere koşulsuz sevgi vererek şifalandırırsınız. Bir ülkeden ve onun halkından, ya da kültürden, veya cinsiyet ya da ırktan nefret etmek, tek bir kişiden nefret etmek kadar yıkıcıdır.

    Karma tüm bu seviyelerde bulunmaktadır ve bir halkın insanları onu salıvermeye karar verirse, ızdırap sona erecektir. Ve bütün bir halkın bu konuda hemfikir olması gerekmez, sadece küçük bir yüzdenin bu işi başlatması ve enerjiyi hareket ettirmesi yeterlidir. Bu, çok güçlü bir ışık dalgası yaratır ve o ışık bütün korkuların üstesinden gelerek diğerlerinin de ızdırap çekmeyi durdurmasına ve sevgi, inanç, güven ve kabullenme içeren bir gerçekliği yaşamasına sebep olur……………………

    https://moralev.com/2015/01/29/izdirabinizi-durdurun-dunyayi-degistirirsiniz-bas-melek-uriel/

    Measjlarda geri yolculuğa devam ettim, ve bir gün önce yayınlanan Uriel’in 2012’de verdiği mesaja gittim:

    https://moralev.com/2015/01/28/egonuz-ve-benliginizi-tam-potansiyeli-ile-yasamak-bas-melek-uriel/

    Bu mesajın sonunda önerdiğiniz, daha eski tarihli yazınıza ulaştım:

    https://moralev.com/2015/01/16/ic-sesimizi-dinlemek-hangisi-ego-hangisi-icimizdeki-bilgelik/

    Blogun beni nereye, neden buraya, bu yazılara getirdiğini kavradım. Egoyu göremiyorum ama eminim şu an buradadır. Şimdi ve Burada.

    ”Ancak ben egoyu susturmak, onu yok etmek gibi düşüncelerin karşısındayım.” diyorsunuz bu yazınızda. Aynen ben de böyle düşünüyordum ve düşünüyorum hâlâ.

    ”Ego da bizim bütünümüz gibi değişimden ve evrimleşmeden geçiyor. Yani en tepede alıntıladığım Eckhart Tolle’nin ego tarifi de bir gün tarihe karışacaktır.” Benim için bugün Tolle’nin alıntıladığınız ego tarifinin tarihe karıştığı gündür.

    Bulduğum bu yazılarınızı, bu gelişmeleri burada paylaştım ki; benim gibi yıllar sonra mesajlar arasında geri yolculuk yapan olursa, buraya yolu düşerse ve aradığı buysa, eğer tercih ederse, adımlanmış bir yol da budur.

    Ne kadar sürecek bilemiyorum iki-üç aydır başka yayınları takip edemiyorum, kendi sosyal medyamı bile takip etmiyorum, bu tür kitaplarımı okuyamıyorum. Hatta yıllardır ben nereye o oraya olan ”Şimdi’nin Gücü” nü bile geçenlerde farkettim çantamdan çıkarmışım. Yani ya ben yeni derslerle bunu öğrenecektim, ya da blog böyle bir sürpriz yapacaktı, başka türlü bir yerde şu an karşılaşamazdım. Netleştim, berraklaştım, kalbimin sesinden vazgeçmemeyi bir kez daha anladım. Bir türlü içime sinmiyordu, içim de rahatladı. Hüzün gitti Huzur kaldı. Neşe-Keyif-Coşku aynen devam. Her birimiz her anımız için bu blogda zaman-sız çözümler, ilhamlar, öneriler var.

    Teşekkür ederim Mor Alev. Mor Alev Bloğu. Blog Hamileri. Uriel. Uranüs. Merkür. Tolle. Ve Hepimize teşekkür ederim.

    Yaşamı ve yaşamayı seviyorum, her an ilk kez görüyormuş gibi.

    Bahsettiğim yazı dizisinin hepsini okuyamadım ama, Bolluk ve Bereket için okuduğum bu mesajı da önermek isterim:

    ”Şu anki yolculuğunuzun amacı sadece Bir’liği öğrenmek ise, bu Bir’liğin içinde var olmanın ne demek olduğunu da öğrenmelisiniz”
    ”Tanrısal bilinç içinde bedenlenmiş olan her şey, Tanrısal yasaların çerçevesinde yerini alır. Şayet eksik veya kısıtlı diye bir şey Tanrısal bilincin içinde yer alsaydı, onlar sonsuza kadar değişemezdi. Bunu algılamak, dış yanılsamaları değiştirmek için atılan ilk adımdır.”
    ”Kaynak, kusursuz ve eksiksiz olduğu için her fatura ödeyişinizde bir saniye durup, kullandığınız çek veya paranın sadece materyali temsil ettiğinin farkına varın. Bolluğun sınırlı ve kişisel olduğuna, her harcadığınız paranın sizi tükettiğine inandığınız zaman, size ait olması gereken Bereketin kısıtlı ve bitebileceğini ilan ediyorsunuz demektir (zıtlık ve ayrımcılık). Bolluk ve Bereketin sizin içinizden aktığını idrak edin, (parayı tutarak) sizden kaynaklandığını değil.”

    https://moralev.com/2014/02/20/arkturus-grup-mesaji-umut-karma-temizligi-anlasmazliklarin-cozumu-ve-bolluk-marilyn-raffaele/

    Sevgiyle,

    Liked by 1 kişi