Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Eris Etkisi! Haziran 2016 – Mart 2017

golden apple of discordEris… Tanrıça? İstenmeyen misafir? Gizlenemeyen doğrular? Özgürlük? Kadınlık? Birden bire beliren bir gezegen? Çok boyutlu, çok yönlü, 5D astrolojinin yoğun, hızlı, gerçeklere tutkun RADİKAL DİŞİSİ!

Bir yılı aşkın süredir, Eris konusunda araştırma yapıyorum, yapmadığım zaman da o karşıma çıkıyor. Kitaplar, makaleler, bilimsel araştırmalar ve mitoloji, hatta masallar ve popüler kültür… Eris kimdir? Neden Eris noktasında gerçekleşen olaylar sarsıcıdır? Şimdiye kadar neredeydi?

Sezgilerim bana bir yıldır diyor ki, 2016’nın pek çok yüzü, pek çok önemli astrolojik olayı var, ama Koç’taki Eris-Uranüs birleşmesi bunların en önemlisi, binlerce yılın ilki. Geçmişe dönüp bakarak neler olacağını tahmin edemiyoruz. Uranüs’ün yenilikçi, hızlı ve değişim getiren olduğunu biliyoruz ama ya Eris’le birlikte olunca? Hiç ama hiç tanımadığımız bir ortama girmek üzereyiz!

Mitoloji, insan bilincinin farklı güçleri ve durumları hakkında anladıklarımızı aktarma çabalarımızın bir ürünüdür – Joseph Campbell

Eris arketipini Babil ve Sümerlere kadar takip edebiliyoruz. Önce Sümer efsanelerinde Ereshkigal/Ianna, Babil’de İştar, sonra eski Mısır’da İsis ve eski Yunan’da günümüz ismi Eris’le karşımıza çıkıyor. Eris’in ne olmadığı çok daha belirgin. Eris, intikam meleği değildir, savaş sever bir deli hiç değildir. Mitolojide Eris’i Terazi burcunun özellikleri ile birlikte görüyoruz, ikili ilişkiler, ikiz alevler, denge, özgürlük ve adalet. Plüton keşfedildiğinde, Mars Akrep burcunu Plüton’a devretmişti. Venüs, Terazi’yi Eris’e teslim edecek mi? Birkaç sene içinde göreceğiz.

Yunan mitolojisi, bir düğüne davet edilmeyen Eris’in davetlilerin arasına üzerinde “en güzele” yazan bir altın elma fırlattığını, bunun Tanrıça Athena, Hera ve Afrodit arasında tartışma başlattığını ve en sonunda bütün bunların Truva savaşına yol açtığını anlatır. Bu efsanenin bir başka yüzü de şöyledir: Eris, uyumsuzluk elmasını ortaya attığında sorduğu soru “en çok neye değer veriyorsunuz?” dur. Tanrıların ve tanrıçaların önüne zorla bir ayna koymuştur. Eris’in varlığı onların egolarını yansıtır, davet edilmemesine şaşırmamalı. Belki de düğüne davet edilmediği için değil, her seferinde daha da debdebeli şölenler ve lüks içinde, kendilerini dedikodu ve yapay sohbetlerle meşgul etmelerine, sadece küçük benliklerini beslemelerine sinirlenmiştir. Bir ihtimal, en çok sinirlendiği şey onların bu soruyu cevaplamaya çalışmalarıdır, çünkü kutsal dişiyi parçalarına bölerler ve bütüne saygı göstermezler.

xenaEris, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’de hep doğruyu söyleyen aynadır. Eris, evet güleceksiniz, ben de fark ettiğimde güldüm, bir yüzüyle de televizyonların Savaşçı Prensesi Xena’dır, korkusuzdur, adaleti getirir, kaostan düzen yaratır.

Eris’le birlikteyken her zaman çıplak gerçeklik ortaya çıkar. Gölgemizi entegre etmek için sihirli bir hap ya da adımları belli bir prosedür yoktur. Karanlığı gerçekte olduğu halde gördüğümüzde, yani kendinden çok daha büyük bir şey gibi görünen korku olduğunu anladığımızda onunla dost oluruz. Bu olduğunda, gölgenin dikkatimizi çekmek için kaos ve ihtilaf yaratmasına gerek kalmamıştır. Aşamalarla, gölgemizin gerçeğini tanımayı ve özümsemeyi öğreniriz. İşte bu içe yolculuktur, ya da “yeraltına” yolculuktur. Gölgemizle arkadaşlığımız sırasında gerçekte “Her Şeyin BİR” olduğunu anlarız. Bu bir kabullenme sürecidir, yok etme süreci değildir. Yukarıda bahsettiğim bütün efsanelerde Eris’in yeniden doğuş, doğurganlık ve bereketle de ilgili olduğunu görürsünüz. En yüksek haliyle Eris bize bağımsızlığı ve adil bir hayatı getirir.

Eris güneş sisteminin en dışındaki, Kupier kemerinin bir paçası, bir (cüce) gezegendir. Güneş çevresinde dönüşü 560 yıl sürer ve ilginç bir şekilde ona çarpan güneş ışığının %87’sini yansıtır, yakınındaki Plüton kırmızı görünürken, Eris bembeyazdır. Bu uzun yörünge yüzünden kişisel yıldız haritalarında 2000li yıllardan önce Eris’in yerini hesaplamak zor olduğundan, Lilith’in pozisyonu bize gerçeklerimiz ve içimizdeki incinmiş dişi hakkında çok şey anlatabilir.

Bir anlamda Lilith ve Eris dışlanmış iki dosttur. Lilith, Adem’in ilk eşidir ama ondan emir almayı kabul etmemiştir, onunla eşit olduğunu ve öyle kalmak istediğini söylediği için kovulmuştur. Reddedilmiş kadınlıktır, ikinci sınıf olmaktansa kendini yok etmeyi seçmiştir. (Evet, Lilith uzayda bir noktadır, bir gezegen değil) Yıldız haritalarımızda gölgelerimizi Lilith’in pozisyonuna bakarak tanırız, Eris ise kolumuzdan tutar, bizi Lilith’in işaret ettiği gölgeler mağarasına götürür, korkacak bir şey olmadığını gösterir, gerçekleri inkâr etmenin anlamsızlığını derinden idrak ederiz, parçalarımızı toplarız, bütünleşiriz. Karanlıkta aydınlanırız, doğarız ve yeniden Eris’le birlikte gün ışığına çıkarız. Artık yaratımımızı engelleyen bir şey kalmamıştır, akışa güveniriz, huzurdayızdır ve huzur veririz, çünkü gerçekleri biliriz ve kendimizi bir bütün olarak kabul ettiğimiz gibi, diğerlerini de kabul ederiz.

Eris’in ortaya çıkışı 2003-2005 yılları arasında oldu. Önce bilgisayarda keşfedildi ama tanınmadı. Bundan iki yıl sonra ilk defa insan gözüyle görüldü. Ocak 2005’de astronomlar tarafından kabul edilip isimlendirildiğinde Eris astroloji sahnesine çıktı ve karşısına çıkan her şeyi de salladı. Yeni bir gezegen bulunup isimlendirildiğinde, kolektifte öne çıkan pek çok farklı yeni güç hakkında değerli bilgiler taşır. Uranüs keşfedildiğinde yeni başlayan endüstri devrimini sembolize ediyordu. Neptün’ün keşfi spiritüelizmi haber verirken, Plüton’un keşfi ise ikinci dünya savaşı ve sonrasının atom gücünü kendinde anlatıyordu. Eris ne getiriyor?

Eris, Uranüs’le birleşirken, gözlerimizi ve kalplerimizi açmalı, olmadığımız kadar kendi gücümüze sahip çıkmalı ve yapmamız gerekeni yapmak üzere odaklanmalıyız.

Usta Sarah Varcas’ın Eris-Uranüs birleşmesiyle ilgili fikirlerini aşağıda paylaşıyorum:

“Eşitsizlik, baskı ve sömürüyü destekleyen her şeyi silip süpürecek Kova Çağının oluşumu sırasında, Eris ve Kova’nın yöneticisi Uranüs’ün işbirliği yakıcı dürüstlük ve cesaret istiyor. Ayağa kalkıp, “ben de varım!” demenizi gerektiren bir zamanı gösteriyor. Eris, insanlığın Toprak Ana’yı sömürmesi ve bizlerin kişisel olarak kendimize ve birbirimize yaptıklarımızla ilgili son derece rahatsız edici gerçeklerle yüzleşmemiz için ısrar ediyor.

Mitolojide Eris uyumsuzluk ve rekabet tanrıçasıdır. İlk bakışta düğüne davet edilmediği için yol açtığı belalar son derece ucuz ve dar kafalı gelebilir. Ama orada olanlar hakkında çok daha önemli bir şey biliyordur. Aslında, onun dışlanması tarih boyunca tekrarlanan dişi deneyimi özetler: Hor görülmüş, uzak tutulmuş, tecrit edilmiş, şeytan gibi gösterilmiş, görmezden gelinmiş ve reddedilmiş. Verdiği tepkide, Eris çok uzun süredir ataerkil gücün parçalayıp ayırdığı dünyada kendi yerini ilan etmek üzere ayağa kalkan karanlık ve korkulan dişinin bedenlenmiş halidir.

golden apple of discord goddessesVenüs ve Mars, arketip dişi ve erkek, 2015’de üç defa güçlerini birleştirdiler. (Mor Alev: Bu konudaki yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.) İlk buluşmalarında Zodyak’ın son derecesinden ilkine geçiş yaptılar, yeni paradigmanın doğuşunun kesin işareti. Bunu yaparken, ataerkilliğin dünyaya mirasına parlak bir ışık tuttular. Dişi olanın bütün yüzleriyle kolektif psikolojimiz tarafından kucaklanması için daha ne kadar çok şey yapılması gerektiğini gördük. Hala daha cinsiyetle ortadan ayrılmış, entegre olmamış dişi ve erkek pek çoklarının yaşamını ve deneyimlerini belirliyor.

Dünya çapında ataerkilliğin getirdiği derin yaralar irin toplamaya devam ederken, küresel değişim olasılığı konusunda umutsuzluğa düşmek çok kolay. Dünyadaki kadınlar ve kızlar taşınabilir mal muamelesi görürken, oğlanlar ve erkekler de gaddarca bu insanlık dışı davranışa zorlanıyorlar. Temelde, ataerkil düzenin bir kazananı yok. Gücün anahtarlarını ellerinde tutanlar bile, bu anahtarlar için kendi insanlıklarını kurban ettiler.

Kim ve ne olursak olalım, nerede olursak olalım, içine doğduğumuz dünyanın dışında durup, yarattığımız şeyi görmezden gelemeyiz. Sadece var olmamız bile bizi bu manzaranın, bu deneyimleri yaşayan kolektif ruhun şimdi, burada bir parçası yapıyor. Bizler ya sorunun bir parçası olacağız, ya da çözümün. Ayrılmış olmayı sürdüren ya da içimizde ve dışımızda bütünlüğü arayan, apaçık zıt kutupların değişim için birleşik güç oluşturduğu çözümün bir parçası.

Eris, tüm ihtişamıyla, yanlış bilgi ve inanışları düzeltmek için geliyor. Kefeleri dengelemek ve çeşitliliği onurlandıran, damarlarımızda nabız bulan doğal güçleri de, mikrokozmozu da, makrokozmozu da tanıyan bir varoluş düzeni yaratmak için geliyor. Eris, dişinin gücünü biliyor, çocuk dünyaya getirmenin ham ve ilkel enerjisini, bir annenin şiddetli koruma hissini, kırılmış ama kucaklayan kalbin kuvvetini, içinde derinlerde bir yerde kuşakların umut ve hayallerini besleyen uyanmış rahmin gücünü tanıyor.

Eris, insan ruhundaki radikal gücün yükselişini önceden bildiriyor: Hayatın hem kanlı, hem de güzel, tehlikeli ve canlı olduğunu bilen temel dişi enerji.

Dişiyi varlığımızı biçimlendiren merkezi paradigmadan dışlamak, hayatı kısırlaştırmaktır, bu kısırlaşma ile doğal kaynakları yağmalarız, mali girdileri temel esenliğe, kısa dönem gücü, uzun dönemde yaşamın tadını çıkarmaya tercih ederiz. Bu sayede öyle bir dünya yarattık ki, temel şefkatten yoksun. Bu dünya, travma geçirmiş mülteciyi “kaynaklarımızı eriten”, yetim çocuğu “kayıp amaç”, erkek baskın ilişkilerde sayısız kadın ve kızın hayatını “anlamsız” olarak tanımlayabiliyor.

Eris bu güne kadar kozmik doğanın karşılaşılmış en muazzam, en hayranlık uyandıran gücüdür. İşte bu yüzden gelmesi bu kadar uzun sürdü! Biz hazır olmalıydık. Biz yoldan sapmamaya ve onun hızına uymaya hazır olmalıydık.

Tüm kurnazlıklardan, aldanma ve aldatma eğilimlerinden arınmış şekilde, gözlerimizi dört açıp bakmamız için bizi zorluyor. Dünyadaki eşitsizlik ve baskıların süregelmesine kişisel ve kolektif olarak nasıl katkıda bulunuyoruz? (Mor Alev: Bütün bu suçlara ortağız.) Biz kimiz? Cinsiyetimiz ne olursa olsun, bizi adil, eşit bir dünyayı, besleyen bakan dünyayı, tüm yaşamların kutsandığı, her varlığın ilahi olanın canlı ışık kıvılcımları olarak onurlandırıldığı, kutsal kadının ve kutsal erkeğin sonsuz bir sarılmayla kilitlendiği bir dünyayı kucaklamaya davet ediyor.

Eris, o düğünden dışlandığında vahşi bir güç serbest bırakıldı; öfkeli dişi, onursuzlaştırılmış ve yok sayılmış. Sessizce gitmeyi reddetti ve kendi görüş açısını anlatacak bir savaş başlattı. Kaosu saldı ve onun aralıksız gücünde sürüklenmemizi istedi. Tanrıçalar Athena, Hera ve Afrodit’i birbirine düşürerek, en güzel kim tartışmasıyla alçalmış dişiyi açığa çıkardı. Kendi bağımsızlığından boşanmış, erkek bakışlarının gücü altında kendini alt sınıf ilan eden bir dişi.

Şimdi, Eris gücünü bizlere geri veriyor. Hepimizi aydınlık ve karanlık dişiyi ve aradaki bütün renk tonlarını kucaklamaya davet ediyor: Venüslü keyifleri, ayın döngüsel doğasını, sezgilerini, cinsiyetçi değerlerin terk edildiği bir dünyayı.

Eris, baskı yapan, sömüren her şeyi kökünden çekip çıkarıyor. Onun gelmesi her şeyi değiştiriyor. Kova çağının koruyucusu ve nöbetçisi Uranüs’ün yanında dururken, onurun bir ayrıcalık değil, evrensel hak olduğu, hayatın tüm şekilleriyle saygı gördüğü, yoksunluğun cinsiyetin belirlediği kader olmadığı, sezgisel kalbe uyum sağlanan, onu zihnin altında görmeyen bir dünya yaratmamızı istiyor.

shiva - shakti - divine unionOnun dünyası radikal, cesur ve özgür. Statükoyu tercih edenlerin öfkesinden, yüzümüze dimdik bakan gerçeklerin yanından kaçıp gitmeye çalışanların inkârından korkmuyor. Bu dünyaya bağlantı için değil, dünyadan kaçış için kullanılan sahte ruhaniliğe de tahammülü yok. Yangın halindeki bu dünyada sadece birkaç kişinin gücü elinde tutmasına da izin vermeyecek. Ve bunu biz de yapmamalıyız. Sadece değişim için sımsıkı ayakta durarak onun gücünü ödünç alabilir, onun cesur kalbini tanıyabilir ve yeniden doğmuş bir dünya için verdiği yemini bilebiliriz.

Eris her nefesimizle yeni bir dünyayı doğurduğumuzu bize tam bir kesinlikle bildiriyor, her gün dünyanın geleceğini şekillendiriyoruz ve kaderini belirliyoruz. Eris’in gelişi meydan okuyor, düelloya davet ediyor. O kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir savaşçı ruh; zamanı gelmiş olan heybetli bir kuvvet. Onu ister sevin, ister nefret edin, takip edin ya da ondan korkun, o bir devrim başlatıyor. Durdurulamaz bir devrim ve özgürleştiren değişim.”

Arkadaşlar, kısa bir alıntı yapacakken, bütün bir makaleyi çevirdim. Eris’in gücü bu olmalı. Sarah’a bu bilgiler için çok teşekkür ederiz. (astro-awakenings.co.uk)

Bazen gerçekleri görmek için savrulmamız gerekir, bazen değişmek için biraz ittirilmeliyiz ve bazen ataleti sona erdirmek için bir şok işe yarar. İşte Eris bizi koltuktan kaldırmak için elinden geleni yapıyor. En çok değer verdiğiniz şey nedir? Aynada ne görüyoruz? Altın elmanız ne diyor? Gerçek nedir? Bu sorular çok yakında cevaplanacak. Gördüğüm kadarıyla bazıları için cevaplanmaya başladı bile… Cevabı görüp tanıdığınızda yerinizde duramayacağınıza garanti veririm.

Eris-Uranüs birleşmesi 2017 Mart ayına kadar burada ve fikrimce etkileri çok ötesine kadar sürecek. Mutlu evrimleşmeler!

©2016 Mor Alev

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

7 replies »

    • Evet! Yazarken seni düşündüm ve senden ne çok parçası olduğunu da düşündüm. Böyle bir araya getirmeden insan büyük resmi göremiyor. Kendine Xena diyebilirsin! Devrimci, ilerici, bazen de yakıcı! Süper!

      Beğen

  1. Dolunayda o bana hizmet etmeyen aslında kendimi kandırdığımı anladığım muhteşem kopuştan sonra içimden sürekli hissettiğim şey, “içimde bir güç uyanıyor sanki ne yapcam ben bunla” diyorum..korku, heyecan coşku hisleri bir aradaydı bir kaç gün kendimi dinledim ve bişeyler çorap söküğü gibi sökülmeye başladı bu hissin önünü alamıyorum bunun birazda kendi doğal davranışalrımla ilgili olduğu bilişini yaşadım.
    Bu güç ben de şimdiden etkisini göstermeye başladı beni ben yapan şeyleri bana tekrar verdi, küçüklüğümden beri ortama yaydığım neşe ve kahkahalarıyla bilinen ben, son on yıldır üstüme yapışmış toplumsal baskılarla bunun yanlış kaçacağını düşünüyordum şimdi sürekli bir gülme ve eğlenme halindeyim ve etrafımdaki herkese de sıçrıyor bu, daha ilginci eskiden bu halime tepki verenler şimdi mutlu oluyor.
    İçimde uyanan güçle ilgili ikinci söleyeceğim şeyse, iki gün önce parkta yürüyüş yaparken babam yerlere çöp attıkları için insanlara öfke kusuyordu, ben de babama şu sözleri söylerken buldum kendimi; “şikayet etme, yargılama sen bişeyler yap” dedim sonra bir durdum, bi baş dönmesi yaşadım, kendi kendime mesaj vermiştim ben de bu durumdan rahatsız oluyordum ama aslında kayıtsız kalmayı tercih etmiştim ve içimdeki ses git onları topla diyor ve öyle de yapacağım bakarsınız çöpçü kız olurum 🙂 Bu arada önceden olsa ay çöp mü toplayacağım diye düşünürdüm şimdiyse bu düşünce çok komik geliyor. Bugüne kadar sandığım güç, güç değilmiş!

    Mor Alev, yine müthiş bir zamanlama.. inanılmazsın..

    Sevgilerimle…

    Liked by 1 kişi

  2. inanılmaz şekilde hazırım….o kadar eminim ki….son iki aydır arınmanın hazmetmenin keyfindeyim….farkındalığımın farkında olduğumu son en güçlü arınmadan sonra keşfettim…..çok şükür…..Eris beklenenmiş meğerse….şimdi kendi büyük resmimde neden bu kadar hızlı geliştiğimin farkındayım…teşekkürler….sevgimi yolladım….

    Liked by 1 kişi