2016 Yeni Yıl Öngörü ve Tavsiyeleri

2016’nın getirdikleri: Sezgisel ve Astrolojik bir özet (2/2)

Sevgili Dostlar, geçen gün 2016 ve ötesinde geçerli olan enerjilere bakarken şu üç konuya eğildik:

  • Büyük enerji değişimi
  • Kendini, düşüncelerini, bedenini, hayatını saflaştırmak
  • Gerçeği bulmak, yalanı ayıklamak

Bu devam yazısında ise bütün bunlarla bağlantılı olan diğer başlıklara bakıyoruz. (Eğer ilk yazıyı okumadıysanız, önceliği ona vermenizi öneririm. Bağlantısı burada)

Kutsal Erkek (Eril) Enerji

Rafal Olbinski - RainbowBu ilginç bir durum. Sürekli olarak ezilen kadından, yok sayılan dişi enerjiden bahsediliyor. 2014’de girişi başlayan ve 2015 de yoğunluğunu artıran kutsal erkek enerjiden pek konuşulmuyor. Yazının bu bölümü artık yeni bir tartışma ortamı yaratmak, görmezden geldiğimiz bu durumun da bilinçlerimizde yer alması için sizlere iletiliyor.

Kadının ezildiği binlerce yılda erkek de kutsallığını kaybetti. Ezildi, özsaygısını, onurunu ve diğer yarısı olan kadını kurban etti. Bu zamanda sıfırlanan sadece kadının öz sevgisi, öz değeri, özgüveni değildi, erkekler de kadınlar gibi Kali Yuga boyunca inanılmaz bir travma yaşadılar. Kendi anneleri, eşleri, kızları, kardeşleri ve diğer tüm kadınları harcanabilir, sahip olunması gereken ya da en hafifletilmiş haliyle psikolojik baskıyla yönlendirilebilir düşük varlıklar olarak görmeye zorlandılar. Buna uymadıklarında ve gerçek doğal halleriyle davrandıklarında ise zayıf ya da yeterince erkek olmamakla suçlandılar. Şu anda milyonlarca insanı etkileyen,(eğer hafifleterek söylersem) maço kültür aslında yüzlerce, hatta binlerce yıldır buradaydı, ama son 40-50 yıldır büyük çoğunluğu bilinçaltında gizleniyordu. Arınma sırasında, kolektif bilinçte değişmesi gereken ne varsa tamamen ortaya döküldü.

Şimdiki erkeklerin çoğunluğuna bakarsak psikolojide “travma tepkisi” (trauma response) de denilen bir durum halindeler. Şüphe, aşırı tepki, öfke, güvensizlik, sürekli rekabet zorunda olduklarını hissetmek, adrenalin patlamaları, vb. erkeklerde çok sık görülen bir durum. Bazıları da bunun tam tersi, tamamen travma tepkisiyle içlerine kapanmış durumdalar. Bu yüzden şiddet, tehditkâr görünmek, zorlamak ve hükmetmek onurlu bir durummuş gibi kabul edilmeye başlandı. Biraz genelleme olacak ama diğer yarılarını inkâr eden erkeklerin çoğunluğu aslında çok büyük bir acı içerisindeler ve kim olduklarını aramak bile onlara zor geliyor, onun için hayatlarını kendi dışlarında yaşıyorlar. Oysa erkek enerji yaratımın en başıdır, korur, bakar, mümkün kılar, araştırır, harekete geçer, vericidir ve elbette çok çok sever.

Bazen görüyorum da, cinsiyetler arası savaş ışık işçilerinin arasında bile devam ediyor. Her iki cinsiyet de bir diğeri hakkında genellemeler ve suçlamalar yapıyor. Arkadaşlar bunun sonu yok. Kendi ruhumuza dönüp kendimizi tanıdığımızda, içimizdeki kadın ve erkeği kabul edeceğiz ve bir olunca çok daha güçlü olduklarını göreceğiz. Sonra da bu değişim dışarıya yansıyacak.

2016 erkeklerin değişimi çok derinden hissettiği ve kendileri ile ilgili gerçekleri kabul etmek zorunda kaldıkları bir dönemi işaret ediyor. Kadınların avantajı, kendilerini son 100-150 yıldır araştırmaları, fakat erkekler buna yeni başlıyor.

Peki, ne yapılmalı? Erkeklerin ve kadınların özgür iradesine saygı duyulmalı. Herkes kendi yolunu kendine uygun şekil ve zamanda çizecek.

Bana yazan hanımlar, eşinizi daha olumlu düşünmeye, daha ruhani bir yola döndürmeye çalışmayın. Bırakın kendisi ne istiyorsa yapsın. Siz ancak örnek olabilirsiniz ve bir başkasının hayatına eşiniz de olsa karışamazsınız. Aynı şekilde, erkekler, sizin doğrularınız herkes için geçerli olmayabilir, sevecen de olsa, iyi niyetli de olsa, baskı baskıdır ve artık bu eski enerjidir. Nasıl sizin özgür iradenize saygı duyulmasını istiyorsanız, siz de hayatınızdaki bütün kadınların özgür iradesine saygı duyun, onları korunması gereken biraz da şapşal varlıklar olarak görmekten eşitliğe doğru somut adımlar atın. Örneğin, eğer iş sahibiyseniz, maaşlarda, terfilerde ayrımcılığa gitmeyin, trafikte “kadın şoför” suçlaması yerine, “kuralları bilmeyen şoföre” geçin (bu çok duyduğum bir şey). Yani ayrımcılığın her türlüsüne hayır deyin.

Ana akım medyada hatta en özgürlükçü yayınlarda bile cinsiyetlerin yanlış temsil edildiğini çok sık görüyoruz. Alışılmış kalıpları artık geride bırakmanız yardımcı olacaktır. “Beni Angela Merkel’in dekoltesi değil politikası ilgilendiriyor ve bu saçma haber yüzünden bu gazeteyi artık okumayacağım” diyebilirsiniz, kalıplaşmış pembe dizi benzeri senaryoların yer aldığı bütün televizyon dizilerini, filmleri kapayın gitsin. Reklamlarda sürekli olarak akılsız erkek komedi tiplemeleri görüyorum, “cahil erkek” karakterleriyle ürünlerini satmaya çalışıyorlar. Bana bunlar hiç komik gelmiyor. Erkekler zaten belli bir ekonomik güce sahip değillerse, genelde yetersiz hissediyorlar (ki bu da çok büyük bir yanılgı). Bir de bilinçaltlarına zekâlarının da çalışmadığı işleniyor. Bu kültürde bir taraftan kadın aşağılanırken, diğer taraftan erkekler de sürekli öz değer ve özgüvenleri aşındırılarak baskı altına alınmaya çalışılıyor. Ne yapacağınızı siz bilirsiniz, ama ben o ürünleri asla ve asla kullanmamaya kararlıyım, aynı kadın bedenini ya da “aptal sarışın” tiplemelerini kullanan şirketlerin ürünlerine asla göz atmayacağım gibi. Bu zaman hareket zamanı, tepki verme, değiştirme ve işe koyulma zamanı. Eğer mesajı bir ürünü almamak verecekse, o zaman ona yönelmeliyiz. Artık bu konuda da sorumluluğumuzu kabul etmek zorunda kalacağız. Nüfusun bir ya da birkaç kısmına kötü davranılıyorsa bunu hep beraber yapıyoruz. Travmadan kurtulmanın yolu eskiden olan negatif olayların bir daha asla başınıza gelmeyeceğini, buna izin vermeyeceğinizi çok daha gelişmiş, ilerlemiş, olgunlaşmış ruhlara sahip olduğumuzu kabul etmekten geçiyor.

Bu global kültür ne zaman tam değişimi yaşayacak, ne zaman hem erkeğin hem de kadının eşit birer kutsal varlık olduğunu tamamen kabul edeceğiz bilmiyorum ama kutsal erkek enerji yükseldikçe dönüşüm çok çabuk gözler önüne serilecek. Çünkü çok şükür erkek (eril) enerjinin bir özelliği de hızıdır!

Kim olduğunuzu keşfetmek

Yukarıda ve birinci yazıda saydığım bütün etkiler sonunda gerçekten kim olduğumuzu keşfetmemize yarayacak. Ben kimim? Gerçekte beni ne mutlu ediyor? Sürüye kapılmadığım zamanlar ne yapmaktan, ne üretmekten hoşlanıyorum. Bu ilişki gerçek benliğimi yansıtıyor mu? İçimdeki ben dışıma tam ve en parlak haliyle yansıyor mu? Büyük ihtimalle bu sorgulamalar, ikinci bir ergenlik dönemi gibi yeni kimliğimizi inşa etmemize yardımcı olacak.

Harekete geçmek

“Eğer hiçbir şeyi değiştirmezsen, hiçbir şey değişmez!” – Tony Robinson

Eğer 2015 harekete çağrıldığımız ilk seneyse, 2016 mutlu olmak üzere bunu yapmak zorunda olduğumuz sene olarak öne çıkıyor. Son derece fiziksel bir seneye girdik. Düşüncelerinizi uygulayın, eğer gidişat düşündüğünüz gibi görünmüyorsa, geri çekilin ve neleri daha iyi yapabileceğinizi düşünüp, yeniden harekete geçin. Yeter ki harekete geçin! Bir köşeye çekilip hayaller âleminde yaşamak güzeldi ama o dönem bitti. Şimdi fiziksel dünyada yaratım zamanı.

Çok boyutlu zaman (ya da zamansızlığın!) ilerleyişi

Bu son maddeyi aslında her gün yaşıyoruz ve inanılmaz bir şekilde hissedebiliyoruz. Bazen bir güne birkaç gün sıkıştırmış gibi oluyoruz, bazen de sanki birkaç gün uçup gitmiş ve biz bir şey ortaya çıkaramamışız gibi oluyor.

Bu da sıklıkla bir enerji düşüklüğü ve yorgunluğa sebep olabiliyor. Yorgun hissettiğinizde, bedeniniz size bilgi veriyor. Verdiği mesaj da çok açık: “Dinlenin!”. Bu gibi durumlarda kendi başınıza geçireceğiniz sessiz bir saat bile ilaçtan iyi gelecektir. Bir önceki yazıda da bahsettiğim gibi sağlıklı beslenmek, bedeniniz yeni zamansızlık düzenine uyum sağlamaya çalışırken, yardımcı olacaktır. Bir süre sonra, zamanı esnetmeyi ya da kısaltmayı da öğreneceksiniz. Bunun için hepinizin kendi yöntemlerini bulacağını düşünüyorum.

Zamansız zamana geçiş döneminde çok ilginç deneyimler de yaşayacağımıza inanıyorum.

İşte bana göre ana hatlarıyla 2016’nın taşıdığı enerjiler bunlar. Yıl içinde nasıl etkileri olduğunu birlikte göreceğiz.

New Year’s Eve 2015 celebrations – in pictures IndiaŞimdi Başla
Yarın değil
Hava daha iyi olduğunda değil
İlham bulduğunda değil
Sevgilini geri aldığında değil
Tatil bittiğinde değil
Burcun mükemmel gün dediğinde değil
Falcı söylediğinde değil
Paran olduğunda değil
Söylediklerini duyacak daha fazla insan olduğunda değil…
ŞİMDİ BAŞLA!

Anonim

©Mor Alev 2016

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

4 replies »

  1. sevgili Mor Alev yine süper bir yazı olmuş ellerine sağlık, eminim her yazında okuyan herkes sanki kendisi için yazıldığını hissediyor , yazılarını okuyanlar olarak o kadar yakın hisleri paylaşıyoruz ki bu inanılmaz bişey, mucize 🙂 düşünüpte ertelemeyi seçtiğimiz tüm kararlarımız için bir adım atma vakti geldi sanırım … eline sağlık ♥

    Beğen