Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Yeni Ay Akrep’te: Ustalığımıza İhtiyaç Var – Mor Alev Gökyüzü ile Yükseliş Raporu

Scorpio Zodiac by PickledCherryblossomYılda bir Akrep Yeni Ayı, yılda bir en gizemli dönüm ve yılda bir yeraltına davet var. Simyaya, ölüme ve doğuma, dönüşüme, bilinçaltımıza, içimizdeki devasa kudrete yılda bir defa çağrılıyoruz, iyisiyle kötüsüyle. Bu, başka insanlardan ve hatta kendimizden bile sakladıklarımızla yüzleştiğimiz bir dönem. Şu anda gökyüzünde Akrep sektörü kalabalık. Güneş, Ay, Venüs, Jüpiter, hepsi Akrep’te.

Ama bu yeni ayı gerçekten özel ve güçlü kılan Mars ve Plüton arasındaki kare açı. İkisi de Akrep’in yöneticisi. Ve burada bir epik mücadele var, bireysel irade (Mars) ve yüksek irade (Plüton) arasında. Gireceğimiz normal bir mücadele de değil, ateş için hava gerekir. Hava yoksa ne yaparsınız? İçten içe kızgınlaşır her şey, ısı yükselir. Dışarıdaki yangından kaçabilir ya da onu söndürmeye çalışabilirsiniz. Ama ya içiniz yanıyorsa? Nereye kaçacaksınız?

Zaman yeraltına dalma zamanıdır, en çok korktuğunuz şeyi yapma ve davranışlarınızın sonuçlarıyla yüzleşme zamanı. Buradasınız, canavarlarınız size ait, meşaleniz ise bilgeliğiniz ve deneyiminiz. Zaman kendi kendinizin tanrısı olma ve kendine inanma zamanı.

Arkadaşlar, bu hafta savaş bitti dedik. Şimdi güçlü bir geri tepkiye hazır olun. Ustalığınızın her bir parçasını kullanacağınız, sürekli merkezde ve farkında olmanızı isteyen bir yolculuk olacak bu. Enerjinizi özenle yönetin, kendinizi dağıtmayın. Saldırıya savunmayla cevap vermeyin. Veya kendinizi kapatıp gizlenmeyin. Sadece ve sadece KENDİNİZ OLUN.  Merkezde kalın. Merkezde ve dengede. Buna bilinçli ve olumlu teslimiyet diyebiliriz. Derinlerde yol alırken, önünüze ne çıkacağını bilmemekte rahatlayabilir misiniz? İnancınız ne kadar güçlü?

Bu ay yeni sınırlarımızı ve yeni becerilerimizi öğrenirken, deri değiştirmeye, ölmeye ve yeniden doğmaya devam edeceğiz. Bu sihirli ayda, simyanın da ötesine geçmeye ne dersiniz?

Pleiades Etkisi

starsbeingIrma K. Sawyer, bu yeni ayın diğer etkilerini şöyle özetliyor:

Bu yeni ay çok büyük olacak. Eğer büyücü/şaman tipi bir insansanız, tam size göre. Fakat olmasanız bile oldukça fazla potansiyel taşıyor. (Mor Alev: Büyücü derken Merlin gibi güçlü simyacıları kastediyor, karanlıkla oynayanları değil)

Bunu yazarken, Akrep’teki Güneş, Ay, Venüs ve Jüpiter, Balık’taki Neptün ve Chiron’la üçgen açı yapıyor ve büyük bir derinlikle birlikte ilham verici bir şifa kapısını da açıyor.

Normalde Akrep’te bu kadar çok gezegen olması karanlık/negatif etkiler yaratabilirdi ama aynı zamanda onunla birlikte yol alan Pleiades hizalanması bulunuyor. Bu özellikle kendini empat, ışık işçisi ve yıldız tohumu olarak tanımlayanlar için çok büyük bir etki.

Bu yılda iki defa yıldız ailemizle ve yüksek bilinçle iletişimimizi açan bir aktivasyon noktasıdır. Bu iletişim sıklıkla kişisel görevlerimiz ve amaçlarımızla ilgili bir sonraki adımlarımız hakkında bilgi iletir.

Neleri salıvermeli: Kurban şablonları ve kurban hikâyeleri. Olumsuz ve/veya doğru olmayan cinsiyet klişeleri (Mor Alev: örneğin kadınlar şöyledir, erkekler böyledir, vs…) Diğerlerinin yüklerini ve enerjilerini taşımak

Neyi aktive etmeli: Kişisel güç. Sezgi. Kendine güven.

Anahtarlar: Ruh kudreti. Işıltı. Bilgelik”

Gürültülü Güç Gösterileri

Bu ayın Sabian sembolü, “Askeri bando gürültüyle şehir sokaklarından geçiyor.”

Bir askeri bandonun geçişi tarihsel önemine bakarsak gücünü ilan etmekle ilgilidir. Tarihte bir bando sokaklardan geçiyorsa, ya gözdağı vermek istenir, ya kazanılmış bir zafer kutlanmaktadır ya da savaşa gidilmektedir. Bu arada ordu ya da daha doğrusu ordunun sahibi olan varlık (kral, derebeyi ya da zamanın yönetim şekli) taraftar (ve dolayısıyla da vergi toplamak) arzusuyla kendini bir defa daha güvenilir, yenilmez ve halkın koruyucusu olarak tanıtır. Bu arada gençleri de orduya katılmaları için teşvik ederler. Bu, başından sonuna bir güç gösterisidir. Tabii amaç bu, ama sonuç bunun tam tersi de olabilir. Diyelim ki ordu bandosu düzensiz, çalınan müzik detone, halk fakir ve yorgun, hiçbir konuda heyecanlanacak enerjisi yok… Bu gösteri kendi kendinin komedisi haline düşebilir.

Dane Rudhyar bu sembolün temel düşüncesi olarak şunu veriyor: “Kültürel değerlerin saldırgan bir şekilde yüceltilmesi”  Yani dostlar, burada aşırı ve gereksiz gurur, ayrımcılık ve hoşgörü eksikliğine karşı uyarılıyoruz.

Küresel, toplumsal ve kişisel alanların hepsinde bu ay çok gösteri göreceğiz. Bir ihtimal doğrudan ordular, tatbikatlar ve silahlarla ilgili olabilir bu güç gösterileri. Büyük bir kısmı ise gücün kimde olduğu ve zorla başkalarına neler yaptırtabilecekleri konusuna eğilebilir.  Çıkardığı gürültünün ise gerçek gücünden çok daha büyük olması mümkündür. Hatta buna 3D’de kalmak isteyenlerin son sahneleri canlandırmaları diyebiliriz.

O zaman dikkat edelim, bu kakofoninin ardında ne var? Karşınıza çıkabilecek bu mücadeleye girmeniz ne anlama geliyor? Buna değer mi? Tepki vermeden önce farkında olun. Bütün bunlar ne anlama geliyor?

Balancing Stones by Michael GrabÖnümüzdeki dört hafta şaha kalkmış şekilde ve hızla ilerleyebiliriz. Her sene Akrep sezonu öyle olmuyor mu zaten? Sadece sevgide kalmamız, merkezde demirlememiz yeterli. Ve bunu yapabilirsiniz, yapabileceğinizi biliyorsunuz!

Bu yeni ay yazısı diğerlerinin aksine oldukça fazla uyarı taşıyor, bu sizleri rahatsız etmek, korkutmak için değil tam tersine gerçekten uzmanlığımızı ve ustalığımızı uygulamamız için bir hatırlatmadır. Kendi yeraltı dehlizlerinizde olanlarda da korkacak bir şey olmadığını göreceksiniz. Bilinçaltımız bize yardımcı bir mekanizmadır, düşman değil.

Çünkü siz gücünüzü tanıyorsunuz ve bir bandoyla sokaklarda bunu anons etmeye de ihtiyacınız yok. Güçsüz gibi yapmayın, o sessiz ve yüksek kudretin içinizden akmasına izin verin. Kelimelere bile ihtiyaç kalmayabilir. Kendi içinizde de mücadeleyi bırakın. Direnç acıya yol açar. Biz acıdan bıktık, onu çoktan bitirdik.

Deng Ming Dao’nun şu sözlerini geçen gün bir yerde gördüm ve nerede gördüğümü de hatırlamıyorum ama hepimize bu ay verilen fırsatı çok iyi anlatıyor:

“Kül olarak mı kalacağız ya da Anka kuşu halimize mi dönüşeceğiz, bize kalmış.”

Bu dört haftanın sonunda harika bir Yay yeni ayında buluşacağız ve gerçek kutlamalar başlayacak. Hepinize sakin, olumlu, güçlü, dengede ve sevgide bir yeni ay diliyorum.

Yeni ay, 18 Kasım saat 14.42’de gerçekleşiyor. (İstanbul)

©Mor Alev 2017

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

10 replies »

    • Sevgili Guş, kıskançlık ikincil bir durumdur. Duygu değil tepkidir. Hissedilen diğerlerinden yetersiz, değersiz, güçsüz olma duygularının sonucudur. Kendinizi değerli bulduğunuzda, kendinizi sevip kendinize iyi baktığınızda, kendi gücünüzü bulduğunuzda yok olur. Böyle bir şey aklınıza bile gelmez. Bu konularda çalışmanızı öneririm. Sevgilerimle

      Liked by 3 people

  1. Merhaba arkadaşlar, ”Zaman kendi kendinizin tanrısı olma ve kendine inanma zamanı.” ve “Kül olarak mı kalacağız ya da Anka kuşu halimize mi dönüşeceğiz, bize kalmış.” Bu sözler bana Ramtha’yı anımsattı. BEYAZ KİTAP ‘ta külllerinden nasıl da yeniden doğuşunu ve hatta yükselişini anlatıyor. ”İnsanlığın kendi yüceliğini idrak etmekten başka kurtuluşu yoktur.” Teşekkürler

    Liked by 3 people

  2. Otuzlu yaşlarımdayım fakat çok genç gösteriyorum ve delidolu bir karakterim var bu sebeple insanların algısında hala bir genç kız gibi görünüyorum sanırım benden yaşça küçük kadınlar bile öğüt vermeye bilmişlik taslamaya kalkıyor ve bu benim egomu rahatsız ediyor ve bence hoş bir davranış değil karşı tarafın aşağlık kompeksinden kaynaklıve ben enerjimi böyle bir insanla harcayamam. Bu hareketlere senelerce saygılı bir sınır koysam da onu geçecek cesareti kendilerinde buluyorlar yani ben bu konuyu düzeltemiyorum, yıldım. Evlenince çocukları olunca ordinaryus profesör olup kendi hayatlarını sorgulamak ve düzeltmektense bekar arkadaşlarının ne yaptığına, ne yapmadığına; evlendiğine, evlenmediğine karışıp her şeyin en doğrusunu kendilerinin bildiğini sanıyorlar ve tüm özgür ve yalnız hemcinslerini yargılama hakkını buluyorlar kendilerinde. Diyelim ki, yeni bir şey öğreniyorsunuz, onun eğitimini alıyorsunuz ya da erkek arkadaşınız oluyor vs.. sürekli laf sokmalar. Diyelim ki hiç bir şey yapmıyorsunuz sıradan monoton zamanlar geçiriyorsunuz bu sefer ona da laf sokuyor, karışıyor öğüt veriyor falan. Dışarı çıkarsınız onu yargılar, çıkmazsınız onu yargılar bu ne allaşkına! Bir başkasının hayatına karışma hakkını nerden buluyorlar! En doğrusunu ve gerçeği kendilerinin bildiğini sanacak kadar nasıl aymaz olabiliyorlar? Bunları bir erkek yapsa diycem ki ben erkeklere karşı güvensizim bir takım önyargılarım var ondan oluyor ama yok aksine hemcinslerime karşı açıklanamz bir hayranlığım var. Birisinin bunları söylemesi ve bu konuya eğilmesi ve artık kadınların bir takım şeyleri sorgulaması gerekiyor. Yapmayın etmeyin allaşkına! Kendi hayatınızı mutlu kılın!
    Geçenlerde, seneler sonra “artık yeter” diyip sert çıktım başka çarem kalmadı ama bilin bakalım noldu? :)) Olgun olmamakla suçlandım. Ay ben evlenince ne yapacakmışım, böyle olmazmış vs.. diyor, bir gün sonra eşiyle bağrış çağrış.
    Olgun olmak nedir? Surat asıp oturup hayatından mutsuz olmak mı? Etrafındakilerin ne yaptığını, ne aldığını, nereye gittiğini sinsice gözetlemek mi? Politik olmak mı? Ben çok mutluyum diye sosyal medya gösterisi yapıp aslında mutsuzluğuna maske takarken sonra başkasının hayatına hasetlenmek mi? Evlenmek mi olgunluk? Çocuk yapmak mı olgunluk? Cinsellik mi olgunluk? Sen karşındakinin cinsellik yaşayıp yaşamadığını nerden biliyorsun diye sorarlar adama. Bu kadınların kadına ettiği nedir böyle. Hayatımda hiç bir kadını kıskanmadım aksine hep erkeğe yönelir öfkem, her kadına saygı duyarım, kızkardeşliğe inanırım. Bu benim başıma nasıl geliyor anlamıyorum. Kimseye karışmam, yargılamam; kimsenin hayatını merak etmem, kavgacı, gürültücü bir insan değilim yapıcı, eğlenceli hayat dolu bir karekterim var, zaman zaman kendimle alakalı ruh hali dalagalanmalarım olur o kadar. Ben hayatın neresinde olursa olsun insan ilişkilerinde bu aymazlığa, haksızlığa gelemiyorum. Bu sadece benim başımda olan bir şey değil çok fazla insan bu konudan müzdarip. Bu sadece kadınların konusu da değil son zamanlarda onu anladım. Bu konuya eğilebilirsen çok sevinirim

    Beğen

    • Sevgili Zynp, yorumunuz ayrımcılık bilincine harika bir örnek olmuş. Öncelikle “kadınlar” kelimesini “insanlar” la değiştirelim. Burada cinsiyetçi yaklaşım her iki cinse de yönelmiş. “Hep erkeğe yönelir öfkem” oldukça yaygın bir dişi tepki, binlerce yıllık ataerkil baskıya karşı oluşmuş bir alışkanlık. Dünya birbirine düşman iki kabilden oluşuyormuş gibi bir durum söz konusu yorumunuzda. Bu arada bu kabileler de kendi içinde çatışıyor sanki. Kimseyi yargılamadığınızı söylerken yorumunuz yargı dolu. Canınız yanmış, anlıyorum. Gerçekten öfkelenmişsiniz. Bu da anlaşılır bir tepki. Ama bu insanın insana olan davranışlarından kaynaklanıyor ve toplumların her köşesinde görmemiz mümkün, kadın, erkek, çocuk fark etmiyor. O zaman buna nasıl çare bulacağız? Bu blog kendini sevgiye ve birliktelik bilincine adamış bir platform. Her yazıdan faydalanabilirsiniz. Belki ilham alıp kendi çözümünüzü bulup bizimle de paylaşırsınız.
      Ancak bir şey daha var ki lütfen bunu da bir düşünün. Acaba siz sizi nasıl yargılıyorsunuz? Siz kendinize nasıl davranıyorsunuz? Biliyoruz ki dış dünya bizim yansımamız, enerjimizi, inançlarımızı ve kalıplarımızı sürekli yansıtan bir ayna. Bu durum size ne söylüyor?
      Daha fazla fikir ve öneriler için lütfen İlişkiler kategorisindeki mesajlara bir göz atın. Bu durumu kendinize açıklamanızda yardımcı olabilir. Sevgilerimle

      Beğen

  3. Adım attığımız bu yeni ayın -Arabi takvime göre rebiülevvel’in – anlamı bahar.

    İçimizde açmayı bekleyen çiçeklere şükürler olsun.

    Her şey olması gerektiği gibi… Olması gerektiği anda…
    Ne bir eksik ne bir fazla…

    Bahar tam zamanında geldi,
    tadını çıkartalım 🙏 🙂 🕊

    Liked by 1 kişi

Lütfen yorumlarınızı ve sorularınızı buraya yazın. Elimden gelen en kısa zamanda size cevap vermeye çalışacağım.Teşekkürler

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s