Mor Alev Gökyüzü İle Yükseliş Raporu
Okumak yerine dinlemek isterseniz, yazının hemen altındaki podcast bağlantısına tıklayın.
Geçen yıl Terazi yeni ayında “Ben”i onurlandırarak “Biz”i yaratmak üzerine konuşmuştuk. İlişkilerde uyum adına kendimizi yok saymanın, sürekli karşı tarafın ihtiyaçlarına göre şekillenmenin gerçek bir denge olmadığını söylemiştik. Terazi’nin bir kefesinde sürekli başkaları otururken diğerini boş bırakırsak buna denge diyemeyiz.
Aradan bir yıl geçti. Şimdi gökyüzü bizi aynı sürecin bir sonraki bölümüne, üstelik 10-10-10 gibi güçlü bir eşikte getiriyor.
10 Ekim’de Terazi’de gerçekleşen yeni ay ilişkiler, ortaklıklar, anlaşmalar, adalet, eşitlik ve alma-verme dengesi alanında yeni bir döngü başlatıyor. Ancak bu, Terazi denildiğinde aklımıza gelen hoş sohbetler, romantik buluşmalar, diplomasi ve tatlı uzlaşmalarla dolu hafif bir yeni ay değil. Yeni ayın yöneticisi Venüs Akrep’te geriliyor ve aynı gün Aslan’daki Mars’la sert bir kare açı yapıyor. Plüton’un baskısı da henüz üzerinden kalkmış değil. Merkür ise Akrep’te Venüs’le daha yeni buluştu.
Söylenmemiş olanlar söyleniyor, saklanmış olanlar ortaya çıkıyor, eski kırgınlıklar yeniden hatırlanıyor. Ve bütün bunların arasında artık ne istediğimiz kadar neyi istemediğimizi de çok daha iyi biliyoruz.
Terazi’nin kararsız olduğuna dair o eski klişeyi bu yeni ay bir kenara fırlatıyor. Çünkü bu defa sorun ne istediğimizi bilmemek değil, bildiğimiz şeyi seçmeye cesaret edip edemeyeceğimiz.
Eskisi Gibi Değiliz
Son birkaç yıldır Koç-Terazi hattındaki tutulmalar ve bu yılın astrolojisi bize “Ben kimim?” sorusunu defalarca sordurdu. Kendi ihtiyaçlarımızı, arzularımızı ve sınırlarımızı başkalarının beklentilerinden ayırmayı öğrenirken ilişkilerimizdeki dengeler de değişmeye başladı. Ardından 2025-2026 boyunca büyük gezegenlerin burç değiştirmesiyle hepimiz çok daha kapsamlı bir dönüşüm sürecine girdik.
Daha geçen ay Başak yeni ayında niyetlerimizle davranışlarımızı aynı hizaya getirmeye çalıştık. Geçtiğimiz Koç dolunayı ise “Ben”i bir kez daha spot altına aldı. Şimdi Terazi yeni ayı soruyor:
Peki bu yeni “Ben”, nasıl bir “Biz” yaratacak?
2026 Terazi yeni ayının etkileri işte bu noktada başlıyor. Çünkü siz değiştiyseniz ilişkilerinizin hiç değişmeden devam etmesini bekleyemezsiniz. Dostluklarınız, evliliğiniz, iş ortaklıklarınız, çalışma biçiminiz, anlaşmalarınız ve hatta para ile ilişkiniz bile olduğunuz yeni kişiye yetişmek zorunda.
Bazen bunun anlamı bir ilişkiyi bırakmak olabilir. Bazen tam tersine, bir ilişkiye çok daha ciddi biçimde bağlanmak. Bir konuşma yapmak, sınır koymak, bir anlaşmayı yeniden müzakere etmek, yıllardır kaçındığınız bir konuyu masaya yatırmak veya artık size uymayan bir şeye “hayır” diyebilmek de olabilir.
Ve bazen yeni başlangıç, yeni bir insan değildir. Eski bir ilişkiyi artık eski yöntemlerle sürdürmemektir.
Aydınlanmış Bencillik
Bu da bizi benden daha önce de birkaç defa duymuş olduğunuz “aydınlanmış bencillik” konusuna getiriyor: Aydınlanmış bencillik başkasını yok sayarak kendinizi seçmek değildir. Kendinizi yok saymadan başkalarıyla ilişki kurmaktır.
Kendimizi seçmekle bencillik arasındaki fark çok büyük. Terazinin bir kefesine sürekli başkalarının ihtiyaçlarını, beklentilerini, korkularını ve taleplerini koyup kendi kefemizi boş bıraktığımızda temelden dengesiz ve yıkılmaya mahkûm yapılar yaratırız.
Venüs’ün Akrep’te gerilemesi bu konuda son derece dürüst. Yüzeydeki nezaketle pek ilgilenmiyor. Temelde ne olduğunu bilmek istiyor. Gerçekten ne istiyorsunuz? Neyi kaybetmekten korkuyorsunuz? İlişkilerinizin temelinde rahatlık, akış, neşe, keyif, coşku ve karşılıklı alışveriş mi var, yoksa korkularınız mı? Bir konuda gerçekten kararsız mısınız, yoksa kararınızın başkalarını nasıl etkileyeceğinden mi kaygılanıyorsunuz?
Bazen “Ne yapacağımı bilmiyorum” dediğimizde aslında biliyor ama sürecin başkalarını rahatsız etmesinden çekiniyor olabiliriz. Bedenimiz ve bilinçaltımız çoktan kararını vermiştir ama zihin güvende kalmak için değişime şüpheyle bakmaktadır.
Bu yeni ayın dengesinin bir kısmı da burada kuruluyor. Bir kefeden artık size ait olmayan kimlikleri, sağlıksız bağlılıkları, eski anlaşmaları ve başkalarının sizden beklentilerini çıkarırken diğer kefeye dönüşmekte olduğunuz kişinin seçimlerini koyuyorsunuz.
Kendinize sorun:
Bugün kendime gerçekten inansaydım ne yapardım?
Eski Çatışmalara Yeni Cevaplar
Yeni ayın yöneticisi Venüs ile Mars arasındaki kare bu enerjiye oldukça fazla ateş katıyor. Üstelik bu açı yeni değil. Venüs ve Mars ilk karelerini 29 Temmuz’da yaptılar. 10 Ekim’de ikinci kez karşı karşıya geliyorlar ve süreç 16 Ocak 2027’deki son kareyle tamamlanacak.
Dolayısıyla şimdi ortaya çıkan bir tartışma, ilişki sorunu, para konusu, arzu veya yaratıcı proje size tanıdık geliyorsa Temmuz sonuna dönüp bakmakta fayda var. Aynı konu şimdi başka bir seviyede yeniden karşınıza geliyor olabilir.
Bu ikinci karşılaşmada Venüs Akrep’te geriliyor, Mars ise Aslan’da. İkisi de sabit burçlarda. Kimse kolay kolay geri adım atmak istemeyebilir. Eski kırgınlıklar, gurur yaraları, kıskançlıklar, güç mücadeleleri, sahiplenme, kontrol ve yıllardır aynı şekilde yapılan tartışmalar yeniden ortaya çıkabilir.
Fakat Venüs-Mars karesi yalnızca çatışma değildir. Aynı zamanda arzudur.
Bazen bütün hücrelerinizle istediğiniz bir şeyi artık inkâr edemeyecek hale gelirsiniz. Bu açı, istediğimiz şey hakkında dürüst olmamızı teşvik ediyor. Bu defa kibar, makul, herkesin hoşuna gidecek cevabı reddediyor ve gerçekleri talep ediyor.
Elbette bu, her güçlü arzunun peşinden düşünmeden koşalım anlamına gelmiyor. Arzunuzu inkar etmeyin ama onun sorumluluğunu da alın.
Ne istiyorum? Bunun ne kadarı gerçekten bana ait? Bunu seçmenin sonuçlarını üstlenmeye hazır mıyım?
Çünkü birazdan göreceğimiz gibi, bu yeni ayda sonuçlar son derece önemli.
Gözaltına Alınan İki Adam
Yeni ayın Sabian sembolü ilk bakışta pek iç açıcı değil: “Gözaltına Alınan İki Adam.”
Fakat sembolün kilit noktası suç ve ceza değil. Dane Rudhyar bunu çok açık bir ifadeyle özetliyor: Sonuçlarla yüzleşmek.
İki kişinin gözaltına alınmış olması da önemli. Burada yalnızca “Öteki bana ne yaptı?” diye soramıyoruz. İlişkilerde iki tarafın seçimleri, davranışları, sınırları ve sorumlulukları var. Bir yerde denge bozulduysa herkes kendi payına bakmak zorunda.
Bazen sınır koymadığımız için kendimizi hapsedilmiş hissederiz. Gereğinden uzun kalmış, hayır dememiş, konuşmamış, bir davranışı yıllarca kabul etmiş olabiliriz. Bazen de tam tersine, başkasının yargısını üzerimize yapıştırarak bize ait olmayan bir suçluluğu taşımış olabiliriz. Biz başkasının sınırlarını yok saymış da olabiliriz.
Sabian sembolü bizi uyandırmak istiyor:
Nerede gerçekten sorumluluk almamız gerekiyor, nerede başkasına ait hükümleri, suçluluğu veya kuralları üzerimize alıyoruz?
Sembolün toplumsal boyutu da var. Terazi adaletin burcu. Yeni ayın Satürn’le karşıtlığı hukuk, kurallar, kurumlar, sınırlar, sorumluluk ve hesap verme temalarını büyütüyor. Ekim başındaki Merkür-Mars-Plüton T-karesiyle zaten gizlenmiş bazı konuların üzerindeki örtünün kalkmaya başladığını gördük. Venüs Akrep’te gerilerken ilişkiler, kadınlar, para ve güç kullanımıyla ilgili geçmişten gelen konular yeniden gündeme gelebilir.
Fakat şimdi duyduğumuz her şeyi nihai gerçek sanmamakta fayda var. Venüs geriliyor, Merkür de kendi gerileme gölgesinde. Şimdi açılan dosyanın daha ilk bölümünü okuyor olabiliriz.
Adaletin çarkları bazen yavaş döner.
Ama çark dönüyor.
Üstelik bütün bunlar sıradan bir günde gerçekleşmiyor. Bu yeni ay 10 Ekim 2026’da, yani 10-10-10 titreşiminde doğuyor. Tüm detaylarını bundan iki gün önce paylaştım. (Bağlantısı burada) Çark döndüğünde, aynı noktaya dönmüş gibi görünsek bile aslında aynı yerde değiliz. Eski bir ilişki, eski bir tartışma, eski bir arzu veya yıllardır taşıdığınız bir konu yeniden karşınıza gelebilir. Fakat onun karşısında duran kişi artık eski siz değilsiniz.
Sabian sembolünün “sonuçlarla yüzleşmek” mesajı da burada anlam kazanıyor. Yeni bir sayfa açmak, eski sayfanın hiç yaşanmamış olduğunu varsaymak değildir. Seçimlerimizin sonuçlarını görür, üzerimize düşeni kabul eder, gerekiyorsa düzeltir, affeder veya affedilmeyi isteriz. Sonra da aynı döngüyü bir kez daha yaratmak yerine farklı bir seçim yapabiliriz.
Kolay Değil, Bilinçli Uyum
Satürn’ün karşıtlığı bu yeni aya ciddi bir ton veriyor. İlişkiler emek isteyebilir. Gecikmeler, sınırlar ve sorumluluklar gündeme gelebilir. Bazı şeylerin düzelmesi zaman alabilir. Hatta bazı ilişkilerde bir süre ilerleyemediğimiz hissine kapılabiliriz.
Fakat bu defa uzlaşmak, orta noktayı sürekli karşı tarafa doğru kaydırmak anlamına gelmiyor. Her iki tarafın da “İlişkilerimin gelişmesi için üzerime düşeni yapmaya, emek vermeye ve gerektiğinde uzlaşmaya hazırım. Ama kendimden vazgeçmeye hazır değilim” diyebilmesi gerekiyor.
Yeni ayın istediği uzlaşma bu: Huzuru korumak uğruna gerçeği susturmak değil, huzurlu bir varoluşun üzerine kurulabileceği daha dürüst ve adil bir zemin yaratmak.
Jüpiter’in yeni aya uyumlu açısı ise bütün bu ciddiyetin içine ışık getiriyor. İlişkiler yalnızca ders, sınav ve sorumluluk değildir. Sevgi, neşe, muziplik, yaratıcılık, cömertlik ve gelişim de içerir. Uzun zamandır rafa kaldırılmış yaratıcı bir proje yeniden canlanabilir. Kendimizi daha cesur ifade etmek isteyebiliriz. Sevginin yalnızca fedakârlık değil, yaşam gücü olduğunu yeniden hatırlayabiliriz.
Bütün bunların sonunda daha az değil, çok daha fazla sevgi mümkün, hem de sizi de içeren şekilde.
Sonbahar Kadını
Colette Baron-Reid geçtiğimiz günlerde 68. yaş günü dolayısıyla paylaştığı “Ben bir sonbahar kadınıyım” yazısında bu yeni ayın ruhuna şaşırtıcı biçimde seslenen birkaç cümle kullanıyor. Diyor ki;
“O henüz tamamlanmadı. Hâlâ isteyebilir. Hâlâ yeniden başlayabilir.”
Sonbahar yalnızca yaprakların döküldüğü mevsim değildir. Hasat zamanıdır. Bu değişim zamanında meyveleri toplarken aynı zamanda kurumuş dalları da budarız ve artık bizimle bir sonraki mevsime gelmemesi gerekenleri bırakırız.
Yeni aylar her ne kadar yeni başlangıçları anlatsa da, gerilemeler dolayısıyla bu zamanda arkamıza dönüp bakıyoruz ve umarım göreceksiniz: Bitmiş olan şeyler siz değilsiniz, artık sizinle devam edemeyecek olan şeyler.
Yazısında çok güzel bir düşünceyi daha paylaşıyor. Bugün yaratabildiği bazı şeyleri daha gençken yaratamayacağını söylüyor, çünkü onları yaratabilecek kadın henüz gelişmemişti.
Bunu biraz düşünelim.
“Şimdiki aklım olsaydı” dediğiniz şeyleri hatırlayın. Geçmişte yapamadığınız, seçemediğiniz, bırakamadığınız veya başlayamadığınız hiçbir şey yetersiz olduğunuz anlamına gelmiyor. Sadece o seçimleri daha pürüzsüz, daha rahat yapabilecek kişi henüz yoktu. Ve bir ihtimalle, o eski seçimler bugün olduğunuz insan olmanıza büyük katkılarda bulundu. Ve Terazi yeni ayı bu yeni benliğinizle ilişkiye girmenizi istiyor.
Yeni Ay Kartı: İlahi Kurdun Beta Enerjisi
Kurt, bireyselliği ile gruba olan aidiyeti birbirinin düşmanı olmayan, hem kendi yolunu bulabilen hem de sürüsüyle yaşayan bir hayvan. İşte yine Ben ve Biz karşımıza çıkıyor.
Fakat bu yeni ayın kartı “İlahi Kurdun Beta Enerjisi” bize yalnızca ilişkiler konusunda rehberlik etmiyor. Bir başka teraziyi daha dengeliyor: Hareket ile dinlenme, odaklanma ile gevşeme, uyanıklık ile huzur arasındaki dengeyi.
Beta beyin dalgaları uyanık olduğumuz, düşündüğümüz, karar verdiğimiz, sorun çözdüğümüz ve harekete geçtiğimiz zamanlarda devrededir. Buna ihtiyacımız var. Beta bize odaklanma ve işleri tamamlama gücü verir. Ancak sürekli Beta halinde yaşadığımızda zihin bir türlü gergin nöbet tutma modundan çıkamaz. Her şeyi takip etmeye, çözmeye, kontrol etmeye ve olası tehlikeleri önceden görmeye çalışırız. Stres yükselir, beden gevşeyemez ve tam da daha fazla berraklığa ihtiyaç duyduğumuz sırada kendi bilgeliğimize ve yaratıcılığımıza ulaşmak zorlaşır.
Kart bize hatırlatıyor: Rahatlamış bir zihin berraklığa ve ilhama daha kolay ulaşır.
Beta beyin dalgasında az zaman geçirmek de çözüm değil. O zaman odaklanmak, olup biteni görmek ve sorunları çözmek zorlaşır. İlahi Kurt, bizi iki uç arasında yeniden ayarlıyor. Motivasyonumuzu kaybetmeden dinlenmeyi, yolumuzdan vazgeçmeden gerektiğinde geri çekilmeyi, hedefimize bağlı kalırken oraya nasıl ulaşacağımız konusunda esnek olmayı öğretiyor.
Bu yeni ayın gökyüzünü düşündüğümüzde mesaj daha da anlamlı hale geliyor. Venüs-Mars karesi, Akrep vurgusu ve Satürn karşıtlığı bizi kolayca savunmaya geçirebilir. Bir söz, eski bir kırgınlık veya korku sinir sistemimizi harekete geçirdiğinde karşımızdaki insanı gerçekten dinlemek yerine kendimizi korumaya çalışabiliriz. İlahi Kurt ise bize başka bir güç biçimini hatırlatıyor: Uyanık olun ama korkuyla tetikte beklemeyin. Çünkü sezgi ile korku aynı şey değildir.
Kurt çevresinde olup biteni hisseder, olası tuzakları fark eder ve yolunu ona göre değiştirir. Fakat bunu paranoya, şüphe veya hayatın karşısına duvarlar örerek yapmaz. Bu, korkudan değil, çevrenizle uyum içinde olmaktan doğan bir farkındalıktır. Her şeyi zihninizle çözmek zorunda değilsiniz. Sezgilerinize, ruhani içgüdülerinize ve kendi zamanlama hissinize de güvenebilirsiniz.
Üstelik her sorunu doğrudan çatışmayla çözmek gerekmiyor. İlahi Kurt bazen enerjimizi yumuşatmanın, karşımızdakinin tehdit altında hissetmesini engellemenin ve böylece savunmaya geçme ihtimalini azaltmanın çok daha etkili olabileceğini söylüyor. Bu geri çekilmek veya kendimizden vazgeçmek değildir. Tam tersine, hangi durumda hangi gücü kullanacağımızı bilecek kadar kendimize hâkim olmaktır.
Bu da Terazi’nin aydınlık yüzüdür, dostlar.
Ne pasif bir “aman tatsızlık çıkmasın” yaklaşımı ne de “ben buyum, kabul ediyorsan et” sertliği. Hedefinizi biliyorsunuz ama ona giden yol konusunda esneksiniz. İstekleriniz net fakat zorlayarak elde etmeye çalışmıyorsunuz. Ne zaman konuşacağınızı, ne zaman bekleyeceğinizi, ne zaman yön değiştireceğinizi ve ne zaman dinlenmeniz gerektiğini hissediyorsunuz.
Çünkü aşırı Beta her ne pahasına olursa olsun ilerlemektir. İlahi Kurt ise yolun yalnızca ilerlemekten ibaret olmadığını biliyor. Bazen durmak, dinlenmek ve kalbin ve ruhun daha yavaş, iyileştirici ritmine geri dönmek gerekir. Yeterince dinlendiğimizde yeniden köklenebilir, odaklanabilir ve yolumuza devam edecek motivasyonu bulabiliriz. Ve zamanı geldiğinde sürüye yeniden katılabiliriz.
Kurt zeki, becerikli ve kendi yolunu bulabilecek kadar güçlüdür ama aynı zamanda oyuncudur, bağ kurar ve sürüyle birlikte yaşar.
Kart özellikle sevginin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Sevgiyi yaşayabilmek için uzanmaya, açılmaya ve sevgiyi içeri almanın riskini göze almaya ihtiyacımız var. Bununla birlikte, sevgiyi karşılığında ne alacağımızı hesaplamadan verebilmeliyiz. Aksi halde sevgi, egonun kullandığı bir pazarlık aracına dönüşebilir.
İşte yine Terazinin iki kefesi.
Kendimize yetebilmek ve birbirimize ihtiyaç duymak. Odaklanmak ve dinlenmek. Kararlı olmak ve esnek kalmak. Aklımızı kullanmak ve sezgimizi dinlemek. Tehlikeyi görebilmek ama korkunun içinde yaşamamak. Kendi yolumuzdan yürümek ve yine de sevgiye açık kalmak.
İlahi Kurdun bu yeni aya getirdiği en önemli mesaj şu:
Yolunuzu bulacak beceri zaten sizde var. Her şeyi bugün çözmek zorunda değilsiniz. Uyanık kalın, dinlenin, zamanlamanıza güvenin ve gerektiğinde yolunuzu değiştirin.
Ayrıca sürünüze de yer bırakın.
Yeni Ay Soruları
Bu yeni ayda kendinizi biraz inceleyin. Kendinize sorun:
- Ben değiştim mi? Ne kadar değiştim?
- Bu yeni halimle nasıl ilişkiler kurmak istiyorum?
- Terazimin kefelerinde neler var?
- Hayatımda nasıl daha fazla denge yaratabilirim?
Ruh Kurdu’nun terazisini de unutmayın:
- Nerede sürekli ilerlemeye çalışırken dinlenmeyi unuttum?
- Nerede korkuyu sezgi sanıyorum?
- Nerede daha fazla zorlamak yerine yaklaşımımı değiştirmem gerekiyor?
Ve belki hepsinden önemlisi:
Bugün kendime gerçekten inansaydım ne yapardım?
Bu yeni ayda 10-10-10 enerjisiyle de yıkandığımızı hatırlayın. 10-10 paylaşımında önerdiğim gibi niyetlerinizi seçin ve ufacık da olsa bir şeyi değiştirmeye karar verin. Enerji arkanızda. Ama ben bu zamanda bir de niyet önerisinde bulunmak istiyorum:
“Ne istediğimi biliyorum. Her şeyi zihnimle çözmek zorunda olmadığımı biliyor, sezgilerime ve doğru zamanlamaya güveniyorum. Değişim karşısında esnek, yolumda kararlıyım. Ne zaman ilerleyeceğimi, ne zaman bekleyeceğimi, ne zaman yön değiştireceğimi ve ne zaman dinlenmem gerektiğini hissediyorum. Sevgiye, desteğe ve işbirliğine açığım. Bana ait sorumlulukları üstleniyor, bana ait olmayan yükleri bırakıyorum. Alıştığım veya ürktüğüm için değil, seçtiğim için kalıyorum ya da ilerliyorum.”
Bilge Baykuşlar, bu çok kolay bir zaman değil. İçe dönmek dışarıya bakmaktan çok daha zordur, özellikle de dışarısı böyle karmakarışık olduğunda ve odaklanmayı zorlaştırdığında! Fakat siz iç dengenizi elinizden geldiğince kurduğunuzda dışarıdaki değişimle de çok daha esnek, pratik ve rahat bir şekilde başa çıkarsınız. Hatırlarsanız, iki hafta sonra Boğa dolunayında “çiçek açmış yoncalığa” ve bolluğa çıkan merdivenlere ulaşacağız.
Bu paylaşımın kapak görselinde Sophie Wilkins’in panterli “Kedi Gücü” tablosunu seçtim çünkü bu aşamadan sonra çoğumuzun çok daha güçlü olacağına ve bu gücü hissedeceğine inanıyorum. Ve bu güç şimdiye kadar yaşadığımızdan çok daha farklı olacak.
Hepinize harika bir 10-10-10 kapısı ve Terazi yeni ayı diliyorum.
©Mor Alev 2026
Görseller: Kapak – Sophie Wilkins, Terazi görselleri ve tutuklular – Canva
Kart: White Light Oracle, Alana Fairchild-Andrew Gonzales
SORULARINIZI moralev@outlook.com ADRESİNE TIKLAYARAK İLETEBİLİRSİNİZ
Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında yasal işlem yapılır. http://moralev.com
Mor Alev sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.






