Yükseliş - Büyük Uyanış

Artık tahammül edemiyorum!

fire-owlSevgili Dostlar, bugün tam saat 14.22 de Mars ve Plüton bir araya geliyor, onunla birlikte içimizde büyük bir güç, hırs, sabırsızlık, tahammülsüzlük hissediyoruz. Kolektif de öyle, sokaktaki insanları bir inceleyin…

Öfke bir süredir bizimle. İçten doğru kaynıyor, tam geçti derken bir daha geri geliyor, çünkü henüz gereğini yapmadık. Dolunay yazısında buna uzun uzun değinmiştik. (Bağlantısı burada)

Öfkeyi etkin bir şekilde yaratım için kullanabiliriz, öfkeyle birlikte de birer bilge baykuş olabiliriz. İşte Brenda Hoffman’ın kanallığını yaptığı Işık Varlıkları tam zamanında bu konuya değiniyor. Neden “artık yeter!” diyoruz, bu duyguyla neye tetikleniyoruz ve nasıl öz-sevgiye ulaşırız? Bir de onların bilge sözlerinden okuyalım:

Değerli Sevgililer,

Birçoğunuz derin bir öfke hissediyorsunuz. Öfkelisiniz, çünkü istediğiniz şeyi henüz yaratıma geçiremediniz. Yöneticilerinize öfkelisiniz. Yeryüzünde meydana gelen afetlerden dolayı öfkelisiniz. Kendiniz olmanıza izin vermeyen kişilere öfkelisiniz. Ve öfkeye, öfkelisiniz.

Böyle derin bir öfke duygusundan çoktan arındığınızı, bu duyguyu aştığınızı ve bundan böyle kendi dünyanızın neşe ve mutluluk dolu olacağını sandınız. Oysa hala daha, yaşamınızdaki öyle çok şeye öfkelisiniz ki…

Örneğin, sahip olmadığınız şeylerden dolayı öfkelisiniz. Bu ifade, 3D kavramıyla “bencillik” anlamına gelmesine rağmen, yine de öyle hissediyorsunuz işte.

Oysa bu tür bir öfke, öz-sevginin bir başka parçasıdır. Çünkü bu öfke, şimdiki ömrünüzde olan olaylardan ziyade, geçmiş ömürlerinizde kabullendiğiniz veya kabullenmediğiniz tüm şeylere yöneliktir. Kendi kendinizi reddettiğiniz (kendinizden vazgeçtiğiniz) tüm o acılar, şimdi yüzeye çıkıyor. Öyle ki, normalde sizi rahatsız etmeyen şeyler için bile şimdi, saatlerce hatta belki de günlerce öfkeleniyorsunuz.

Aslında bunların hepsi gayet iyi ve güzeldir. Çünkü böyle bir öfke, kendinizi gerçekten kabul ettiğinizin göstergesidir. Tabii ki bu tarz bir söylem, mantığa aykırı geliyor. Doğal olarak “Sevinç ve neşe bunun neresinde?” diye soruyorsunuz. Zira sizin hedefiniz, neşeli ve mutlu olmak değil miydi?

Sevinç ve neşe duygusuna, sadece öz-sevgi sayesinde erişilir. Bundan dolayı şimdi, çağlar boyunca içinizdeki derinliklere gömdüğünüz ve sizi özünüze ihanet etmeye kadar götüren parçalarınızdan arınıyorsunuz.

Şu anki öfkeniz, özünüzden feragat ederek (özveride bulanarak) geçirdiğiniz onca ömrünüzü dengeye getiriyor.

Öfkelenmenize izin verin. Bu kötü bir şey değildir, ne de 3D alışkanlıklarına geri dönmektir. Öfkeniz size sadece, önceliğinizin artık “öz-sevgi” olduğunu göstermek istiyor.

Birçoğunuz, beklediğiniz hayat bu olmadığı için öfkeleniyor ve “Neşe, sevinç, mutluluk hani nerede? Öfkenin içinde neşe ne arar?” diye bağırıyorsunuz.

Mutluluğu yakalayacaksınız, ancak çağlar boyunca dünyevi bedeninizin içine tıktığınız “değersizlik” duygusunun öz-sevginizi rehin tutmasına bir son verirseniz eğer.

Mutluluğu ve öz-sevgiyi özümseyebilmek için, kendinizi tam anlamıyla onurlandırmak ve saymak zorundasınız. Bundan dolayı içinizdeki derinliklerde yatan ve sizin ödüllendirilmeye ya da öz-sevgiye layık olmadığınızı hissettiren parçalarınızı, şimdilerde bir kenara ayırıp varlığınızı arındırıyorsunuz.

Belki kendi gerçek değerinizi bulmaya çalıştığınız yolun bu denli “dolambaçlı” olması, size haksızlıkmış gibi gelebilir. Bu derin öfkenizi hissetmemeniz için elindeki sihirli değneği sallayarak onu yok eden iyi niyetli bir peri olsaydı, ne olurdu sanki? O zaman kendinizi sevmek çok daha kolay olmaz mıydı?

Şunu lütfen unutmayın; Sizi öz-sevgiye taşıyan her aşama ve bu geçiş süreci, topluca tamamlanması gereken bir olaydır. Sizler (henüz bedenlenmeden önce) grup olarak bu değişimin yönünü, zaman çerçevesini ve sonuçlarını belirlemiş bulunmaktasınız. Size verilen görev ve talimat, Dünya’yı 5. ve üstü boyutlara taşımaktır. Ancak bu hedefe ne şekilde ulaşacağınız, tamamen size ve sizin yol arkadaşlarınıza bırakılmıştır.

Böylece sizler toplu halde şuna karar verdiniz; Öz-sevgi enerjisi benimsenmeden, fiziksel beden bu önemli geçiş sürecinin yoğunluğunu kaldıramaz. Dolayısıyla, eğer geçmiş haftalarda Yeryüzüne ulaşan öz-sevgi enerjileri sizleri adeta “bombardımana” tutmasaydı ve eğer birileri kendisini bu öz-sevgi enerjisine açıp onu içselleştirmeseydi, fiziksel bedeniniz bu aşamadan geçmeyi başaramayacaktı.

Sonuç olarak şimdi Yeryüzü ve Yeryüzü varlıkları, bundan beş veya altı hafta öncesinde olduklarından çok daha farklılar. Sizlerin yanı sıra diğerleri de, kendilerini kontrol etmek isteyen kişilerden, çağlar boyunca Yeryüzüne yayılan korku enerjisinden, hayallerini ya da yönlerini engelleyen herhangi bir şeyden kurtulup, özgürlüklerini ilan ediyorlar.

Sizler şimdi hızla, “Ben artık bunu istemiyorum. Dünya tarihinin bu bölümü kapanmıştır ve yeni bir bölüm başlamıştır. Ben de bu yeni bölümün bir parçasıyım” düşüncesinde olan bir tür “içsel devrim” anlayışının bir parçası haline geliyorsunuz.

Bu yüzden de, öz-sevgiyi içselleştiren kişiler ve içselleştirmekten korkan kişiler arasında giderek daha büyük bir fark olduğunu keşfedeceksiniz.

Şimdiki öfkenizin sebebi, belki de şu düşüncelerinizden kaynaklanıyordur; “İnsanlar, birilerinin kendilerini yönetmesine (ne yapacaklarını söylemesine) ihtiyaç duymayacak kadar güçlü olduklarını, nasıl göremezler? Yeni Dünya’nın enerjisi ile kendi dünyalarını yaratabileceklerini nasıl idrak etmezler? Hem de herhangi birisinin söz verdiğinden ya da yaratabileceğinden çok daha iyi ve daha muhteşem olan bir dünya…”

Bu düşüncelere sahip olmanız, evinizi, ilişkilerinizi, işinizi ya da içinde yaşadığınız cemiyetinizi terk etmenizi gerektirmez. Aksine bu tür düşünceler, yeni bir varlık haline dönüşmeye cesaret etmeniz için sizlere bir çağrıdır. Bundan dolayı da öfke duygunuz, kendi kendinize “Ben artık buna tahammül edemiyorum!” diyecek kadar yüzeye çıkıyor.

Bunu başardığınızda, beklemediğiniz kadar çok kişi sizden etkilenecek ve aynı şekilde davranacaktır.

Sizler, çağlar boyunca kendinizden bile gizlediğiniz “değersizlik” duygusunun parçalarını temizleyerek,  sahip olduğunuz gerçek kapasitenizi ortaya çıkaran Yeni bir Varlıksınız.

Ancak o parçaları temizlemek için, öfke duygusunun dışında, çok daha iyi bir yöntem bulmak zorundasınız. Böylece sizin izinizden yürüyenler sizin sayenizde (sizi örnek alarak), öz-değer eksikliğini çok daha kolay ve hızlı bir şekilde halledeceklerdir.

Sizler, kendiniz de dâhil olmak üzere, cesareti ile herkesi şaşırtan cesur birer “kâşif ve öncüsünüz”. Ve öyle oldu. Âmin

Bu mesaj için çeviriyi yapan Mor Alev Dostuna, ileten Brenda Hoffman ve aracılık ettiği Işık Varlıklarına çok teşekkürler. (www.LifeTapestryCreations.com).

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı© 2016 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2016  by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

19 replies »

  1. Sevgili Mor Alev, çok teşekkürler.. yazı o kadar iyi geldi ki… yaşadıklarımı anlatmışsınız… özellikle dünden beri içimde yine o değersizlik duygusuyla kıvranırken.. tamam bitti, artık aştım ben onu derken şimdi nasıl olurda bu kadar şiddetli hissediyorum bu öz değer yoksunluğunu!! Üstelik sanki insanlar ben de dışardan bunu görebiliyorlar gibi, sanki çok savunmasız ve şeffaf olmuşum gibi, sanki hiçbir zaman bu duygudan kurtulamıyacam gibi 😦 hatırlayamasamda bunun önceki hayatlarımdan geldiğini çok iyi biliyorum, küçüklüğümden beri de hissederim.. ama ben artık cok yoruldum.. bugun yine o duyguyla uyandım ve umutsuzum.. içimde sevgiyi hissedemiyorum.. daha neler yapmalıyım bilmiyorum..belki de benim bu yaşadığım şey sizin yazınızda bahsettiğiniz şey olmayabilir ama ben yine de paylaşmak istedim sizinle… zaman ayırıp okuduğunuz için yürekten tesekkürler, başka kimseye böyle yazamadım.. en içten duygularımla tekrar teşekkürler…

    Liked by 2 people

  2. Hep tam zamanında yazılar. İçimdeki öfke duygusu anlatılacak gibi değil. Sorunların altından kalkamamış, başarısız olmuş gibi hissederken bu yazı ile karşılaşmak. Sanırım kendimi tekrar gözden geçirmem gerekiyor. Bunca yıldır başardığım şeyleri yeniden hatırlamam ve kendi gücümün farkına varmam için. Teşekkür ederim.

    Liked by 2 people

  3. Dışarıda öfkelenicek kimse kalmadı..kendime öfkeliyim ben son 3-4 yıldır verdigim yanlış kararlar için. insan hiçmi tanımaz kendini ve bilmez neyin ona iyi gelecegini.. bilmiyormuşum..

    Liked by 1 kişi

  4. Çok teşekkürler. Bundan 3 gün önce günlüğüme şöyle yazdım, ben çok değerliyim, çok kıymetliyim ve kendimden özür diliyorum, kendime değer vermeyerek diğer insanların bana her türlü kötü davranışlarına boyun eğdim. Artık kendi gücümü elime alıyorum ve kendi kıymetimi bilmeye kendime söz veriyorum.

    Şimdi bunları okuyorum ve zamanın doğrusal olmadığını bir kere daha çok net anlıyorum. Üç gün önce yaşadığım duyguların açıklaması geliyor.

    Liked by 3 people

  5. Merhaba, Söylediklerinizi ben aynen yaşadım yaklaşık iki aydır kendini sevme üzerine çalışıyorum. Öfkem de oldukça azaldı.

    Saygılarımla, Zeynep Akarca

    Liked by 1 kişi

  6. bu kadar eş zamanlılık mümkün mü? bugün sabah gereksiz yere fazla bir tepki gösterdim. Sonra kendi kendime ‘tamam Bilge sen de insansın, şimdi içine dön bir bak, NEDEN bu tepki, içinde neyi bastırdın, ne açığa çıkmak istiyor, karşındaki sana neyi yansıttı?’ diye çalışma yaptım. Çünkü bende öfke hemen akabinde çok ciddi bir suçluluk duygusu tetikliyor.
    Şimdi sizin yazınızda, öfke öz-değerinizi öz-sevginizi çağırıyor hatırlatıyor diyor. O kadar doğru ki, kendi çalışmamda da aslında öfkemin karşımdakini olduğu gibi kabul edemememden kaynaklandığını görüyorum, bunun derininde de kendime koyduğum ön-koşullar yatıyor işte…
    Duygular en iyi dostlarımız:)
    sevgiler
    Bilge

    Liked by 2 people

  7. Sayfaniza uye olduktan sonra takibini daha iyi yapmaya basladigim yazilariniz zamanlama olarak tam zamaninda yerini buluyor.yazilarinizda sanki kendi dusuncelerimi okuyorum.bu hayatta hicbirsey tesaduf degil ve hersey bizim icin bir yol gosterici(yazilariniz gibi). Sevgiyle kalin

    Liked by 2 people

  8. Yazınız harika. Kendimde gözlemlediğim bir konu değil ama etrafımda fazlasıyla olan hatta en yakınlarımda olan konular bunlar. Öz değer yoksunluğu ve öfke. Konuşarak yardımcı olmaya çalışıyorum ama çözüme ulaşamıyorum. Hayata ve bizim gördüklerimize fazlasıyla uzaklar. 3D yi görüyorlar sadece. Kalplerine inip kendi güzelliklerini göremiyorlar ve öfkeye yenik düşmüş durumdalar. Bu konudaki önerinizi paylaşabilir misiniz?

    Kanal olup bize aktardığınız her şey için çok teşekkür ederim.

    Liked by 2 people

  9. Çok teşekkürler çok kitap okudum melek koçluğunu belgem var pranik şifa kurslariçin belgelerim var Brahma kumanis kursları bitirdim hala eksik var gibi geliyor positif yardımseverim daha önerileriniz ne olur lütfencevap yazın Ankara öğretmenlik yapıyorum 57 yaşındayım

    Liked by 1 kişi

    • Sevgili Gülçin, artık eksik olan harekete geçmeniz… Haydi, çekinmeyin, kendinize güvenin ve bir cesaret kalbinizin danışmanlığında ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Sevgilerimle

      Liked by 1 kişi

  10. Dun gece bir yakınım tarafından çok öfkeli bir hareketle karşılaştım ve ortada hiç bir sey yoktu. Hemen “neden benimle bu şekilde konuşuyorsun ortada bir sey yok kendine gel” dedim sakince, bana karsi daha da kabalasti ardından ” bu ne özgüven patlaması böyle” dedi sok oldum. Ben önce olsa alınır kavga eder haklı oldugumu anlatmaya çalışırdım ama böyle durumlar karşısında hemen karsi tarafa neden böyle davrandığını soruyorum sakince konuşursa dinliyorum, kabalasirsa aldirmayip yoluma yürüyorum. Bu kişiye aylardır hiçbir sey olmamış gibi davranıp eski samimiyetime devam ediyordum ama dun kararlı bi şekilde mesafeyi koydum. Bu kararimdan önce odama çekilip son günlerdeki duygu dusunce ve davranislarimi gözlemledim, ‘neden yaşadım ben bunu diye’ çünkü kibire ya da ego bazlı hale geliyor da olabilirdim, çok şükür öyle değilim. Iki haftadır ben o kadar kendinden eminim ve kendime güveniyorum ki.. kendimi beğendirmek ya da sevilmek ihtiyacım yok artık, nasıl bu hale geldim bilmiyorum fakat ben sürekli öz benligimle, rehber ve meleklerimle iletişim halindeyim. Artık kendimi suclamiyorum hiç bir sey icin. Bu aralar öz benligim, egom sürekli birbirleriyle konusma halindeler ne yapacağımı sasirdigim oluyor sonra en doğru şeyi yapacagim ve yasayacagimi bildiğimi biliyor ve bırakıyorum. Mor alev sana ve tüm blog hamilerine çok teşekkür ederim. Hepimiz birbirimizi etkiliyor ve sifalandiriyoruz, her sey olması gerektiği gibi eşsiz olacak. Sevgilerimle..

    Liked by 2 people

  11. merhaba moralev , yine bir yazı yine hepimiz aynı şeyleri yaşıyor buluyoruz kendimizi … bu sabah diye başlayan paylaşımları görünce güldüm kendime… 🙂 aynı şeyi bende yaşadım çok ufacık bir sebepten kocaman bir sinir patlaması , sonra kendi kendime ağlamaklı oldum niye böyle diye düşünürken yeter artık hala bu şeyleri yaşamak istemiyorum dedim ve yaklaşık 20-30dk sonra yazıyı okudum.. hepimiz aynı tepkileri verdik sanırım, hisler aynı , aynı kelimeeri kullandık belkide 🙂 bu yazılar her birimiz için özel olarak geliyor kesinlikle hepimize ayrı ayrı dokunuyor , bir sorumuzun cevabı oluyor, derman oluyor, neden oluyor, adım oluyor… harikasın iyiki varsın.. sevgilerimle.. ♥

    Liked by 3 people

  12. Artık eş zamanlılıklara şaşırmıyorum 🙂 ama bu öfke çıkarımları müjde! Birliğimiz, beraberliğimiz geldi kutlamaya hazır oluuuuuuunnnn !

    Liked by 2 people

  13. kendini ise yaramaz sevgi yoksunu felegin tekmesini yemis bir ezik goruyorsan.. degisim istiyorsan iyi okuyun beni! lutfen oturdugun yerden kalk evinde dolabini ac ne yapabiliyorsan makarna sutlu ekmek yumurta pisir bir yogurt kabina koy disariya cikip cop konteynirin kenarina birak.. evinde camdan seyret hangi ac hayvan gelip yiyecek! seyrederken icinden aglamak geliyorsa ruhun icinde sevgi ve merhamete eksik kalmis demekki daha fazlasina ihtiyacın var! ruhuna iatedigi ver kosulsuz cikaraiCa yardim et.. herhNgi bir canliya farketmez sadece ihtiyacı olana sana muhtac olana ac olana susuz olana doyur onu! ise yariyorsun bak.. kendini sevmeye basliyorsun .. hemde cok sevgi seni sarmaladi her tarafin sevgi oldu artik doldun tastin oyleki paylasmaya bile basladin ..

    Beğen