Mor Alev ve St Germaine

St. Germaine: Yaratan’ın Şifası

Chakra Heart Energy Art Reiki Rainbow Swirl by primalpainterBu mesajı çevirdiği için Mor Alev Dostuna, bize ilettiği için Natalie Glasson’a ve St. Germaine’e çok teşekkürler. Mesajın İngilizce orijinaline http://www.omna.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Varlığım aracılığı ile hepinize, Yaratan’ın Evrenlerinin tüm suretlerinden selamlar ve sevgiler gönderiliyor. Şu anda, Tek, Bir, Bütün olan Yaratan tarafından en derin ve mutlak bir Sevgi ile seviliyorsunuz. Yaratan’ın size olan Sevgi’sinde, hiçbir kısıtlama veya yetersizlik yoktur. Yaratan’ın Sevgi’sini kabul ettiğiniz zaman, bütün ihtiyaçlarınız sizin için en güzel şekilde sağlanmış olur.

Dünya üzerindeki pek çok ruh, bedenlerinde oldukça derin ve ıstırap verici yaralara sebep olabilecek olan zorlu durumlardan ve deneyimlerden geçiyor. Bu yaralar- ister fiziksel, duygusal, zihinsel acılar olarak, isterse ıstırabın herhangi bir şeklinde deneyimleniyor olsun- özellikle duygusal bedende oluşmuş olan büyük ya da küçük yaralardır. Istırabın kaynağı her ne kadar duygusal bedende olsa da, yine de bu acılar kişinin tüm suretlerince emilir, içsel gerçekliğinde tahribata neden olur ve dışsal gerçekliğine yansırlar.

İster kendinizin, ister başkalarının sebep olduğu herhangi bir ıstırap veya acı duygusunun, gerek enerjik alanda, gerekse zihinsel veya duygusal bedende “yaralar” oluşturduğunu kavramaya başlarsanız, o zaman birçok kişinin de kendi gerçekliğini yaşarken, içlerinde sayısız yaralar barındırdıklarını ve kendilerini başkalarına tanıtırken, neden bu içsel yaralarını “kullandıklarını” anlamış olursunuz.

Siz hiç kendinizi birilerine tanıttığınızda ve siz de onları tanımak için, kendilerine sorular sorduğunuzda, size sadece yaşadıkları deneyimlerin sonucu içlerinde oluşan “yaraların” hikâyesini anlatmış olduklarını keşfettiniz mi? Ya da belki de siz, yaşamınızdaki ıstırapları, size acı vermiş olan deneyimlerinizi anlatarak kendinizi tanıtıyorsunuzdur.

Birçok kişi kendisini, “terk edilmek, yetersiz kalmak, istismar veya ihmal edilmiş olmak” gibi deneyimlerinden kaynaklanan ıstıraplarından ve yaralarından bahsederek tanıtmayı seçiyor.

Şayet kendinizi bu şekilde başkalarına tanıtıyorsanız; o zaman kendinizi, Varlığınızın tüm diğer suretlerine de bu şekilde tanıtıyorsunuz demektir. Bu tutumunuz aynı zamanda, kendinizi Evren’e ve Yaratan’a da aynı şekilde tanıttığınızı sembolize eder. Bu da demektir ki, sürekli olarak bu ıstıraplara ve acılara odaklandığınızdan dolayı- onları tekrar deneyimlemek “istediğinizi düşünerek”- Yaratan da onları size geri yansıtacaktır.

Yeryüzündeki (her) yolculuğunuz bir öğrenim sürecidir. Belki geçmişteki dersleri çoğu zaman, ıstıraplı bir şekilde öğrendiniz. Fakat bu deneyimler, kendinizin ve gerçekliğinizin daha büyük ve güçlü bir suretine erişebilmeniz için cesaretlenmenizi sağladılar. Kendinizi farklı bir şekilde görebilmeniz için sizi yüreklendirdiler. Yine de, deneyimlediğiniz bu ıstırap ve acılar şu an olduğunuz kişinin gerçek hikâyesi değildir. (Bu deneyimler, gerçekte nasıl bir varlık olduğunuzu tanımlamaz.) Onlar sizin gerçekliğiniz ya da Özünüz olamaz.

Dolaysıyla bu önemli tespit, Eski Çağ’ın ve 3. Boyutun bağlarından kurtulup daha fazla özgürleşmek için, ıstırap ve acılarınızı salıvermeniz gerektiğini size göstermektedir. Yeni Çağ’a (Sevgi Çağı’na) tam anlamıyla geçiş yapabilmek için, geçmişin temizlenmesi ve şifalanması gerekir. Ve Sevgi Çağı da ancak, acı ve ıstıraba yol açan yaraların iyileşmesiyle deneyimlenebilir.

Birçoğunuz, eski yaralarınızı sarmak ve şifalandırmak için çok zaman harcadınız. Ama hala daha kendinizi anlatan (tanıtan) cümleleriniz, bunları içeriyor. (Kendinizi tanıtırken, hala daha geçmişte yaşadığınız acı ve ıstıraplarınızdan bahsediyorsunuz). Artık “şimdiki zamanda” yaşamanın vakti gelmedi mi?

Tabii ki geçmişinizi başkalarıyla paylaşabilirsiniz (anlatabilirsiniz). Geçmişinizi hatırlayın, ama kendinizi tanıtırken geçmiş deneyimlerinizi bu tanıtımın içine dâhil etmeyin.

Sessizliğe çekildiğiniz bir anda veya yalnız kaldığınızda; sadece şu an var olduğunuzu ve bu anın da “var olan her şey” olduğunu gözünüzün önüne getirerek, kendinizi tekrar tanımlamanızı istiyorum. Kendinizi, geçmişten hiç bahsetmeden tanıtın. Bu sessizlik (Meditasyon) sırasında, aslında geçmişinize hiç değinmemiş olsanız bile, yine de geçmişle ilgili bazı inançların, düşüncelerin veya kavramların yüzeye çıktığını fark edebilirsiniz. Belki de geçmişte onları yadsıdığınız için bazı suretlerinizin geri planda kaldığını (onları bastırdığınızı), ya da gerçekte kim olduğunuzu gizlemeye çalıştığınız için, sesinizi yükseltmek zorunda kaldığınızı (örn. kırılganlığınızı belli etmemek için, sesinizi yükselterek kendinize bir kalkan ördüğünüzü) algılamış olabilirsiniz.

Kendinize kendinizi, (özellikle geçmişin kısıtlamalarından yoksun) Sevgi dolu ve gerçekçi olarak tanıtın. İçinizde barındırdığınız enerjileri, inanç kalıplarını ve içsel gerçekliğinizi tam olarak keşfetmek adına kendi kendinize sorular sormak, ilk başlarda epey zorlayıcı olabilir.

Burada, sizlere acı ve ıstırap vermiş olan geçmiş yaralarınızdan, onları salıvermenizden, geçmişinizin olumlu deneyimlerini şimdiki ana taşıyarak, kendinizi bu şekilde tanıtmanızdan bahsettim. Ama yine de kendinizi başkalarına nasıl tarif ettiğinizin seçimi size aittir.

Aslında sizden şunu rica ediyorum. Kendinizin şimdiki anından bahsedin. Şu anki mevcudiyetinizi ve varlığınızın özündeki gerçekliği benimseyin ve kendinizi öyle tanıtın. Her an, geçmişinizden ne kadar çok şeyi şimdi zamana “taşıdığınızı” fark etmek, harika bir çalışmadır.

Özel alanınızda istediğinizce rahat olabilirsiniz. Ancak yabancılara veya fazla samimi olmadığınız arkadaşlarınıza geçmişinizden bahsetmenin ve kendinizi bu şekilde tanımlamanın, sizin için rahatsız edici bir durum olabileceğini de anlıyorum. Şayet başkalarının yanında geçmişinizden bahsetmek durumunda kalırsanız, kendinizi sadece sevgi ve şefkatle gözlemleyin ve şunları fark edin;

Kendinizi tanımlarken, her seferinde aynı yaralardan mı bahsediyorsunuz? Yoksa geçmişte yaşadığınız mutlu anlarınızda takılı kaldığınızdan dolayı, yeni “mutlu anları” yaşamak için kendinize izin vermiyor musunuz?

Başkalarıyla konuşurken, “gereksiz yere” geçmişinizi çağrıştırabilecek şeylerden bahsetmemeye özen gösterin ve bu tür girişimlerinizin, yavaş yavaş “silinip” yok olmasına izin verin. Bazen, karşınızdaki kişiyi aydınlatmak veya destek olmak için, yaşadığınız geçmiş bir deneyimi onunla paylaşmak iyi bir şeydir. Ancak, deneyiminizden bahsederken geçmişle ilgili bağınız tekrar güçlenmeye başlıyorsa, o zaman bu uygun bir girişim değildir. “Gereksiz yere” cümlesini kullanmamın nedeni budur.

Dünya’daki pek çok kişi, geçmiş yaralarına tutunuyor. Ve bu da onların Sevgi Çağı’na adım atmalarını engelliyor. Sevebilmek için, kişinin önce içsel yaralarını iyileştirmesi gerekir. Aynı zamanda yaraların iyileşmesi için de, kişinin sevmesi gerekir.

Yaralar, acı ve ıstırap “diliyle konuşurlar” (kendilerini belli ederler). Çünkü duyulmak (fark edilmek) isterler. Bedeninizin ve varlığınızın sizi “yaralarınızı iyileştirmeye” yönlendirmesinin yolu budur.

İçsel yaraları adım adım iyileştirecek olan harika bir yöntem vardır. Bu yöntem;

Önce yaranızı fark etmek, mesajını söylemesine izin vermek, iyileşmesi için gerekli adımları atmak, tüm varlığınızı ve yaranızı Yaratan’ın şifa dolu Sevgisi ile sarmalamak ve sonra da bu yaranızın iyileşeceğinden ve ıstırabınızın dineceğinden emin olmaktır.

Etrafınızdaki kişileri gözlemleyebilmek için kendinize birkaç gün zaman ayırın. Farkına bile varmadan, nasıl da sadece yaralarından bahsettiklerini görebilirsiniz. Gözlemlerinizi onlara anlatmanıza gerek yok. Sadece yaraların farkına varın. Yaraları nasıl fark edebileceğinizi, ya da sürekli aynı yaraları yaşamınıza çekerek hayatınızın nasıl da kısıtlandığını, ancak araştırarak bulursunuz.

Gözlemleriniz sırasında, belki şunu da fark edebilirsiniz. Şayet sizin yaralarınıza benzer yaraları olan kişileri kendinize çekiyorsanız, belki bu da sizin kendinize mesaj verme yönteminiz olabilir.

Gözlemlediğiniz herkese, ruhunuzun ve Yaratan’ın muazzam Sevgisini göndermenizi, aynı zamanda kendiniz de bu muazzam Sevgi’yi kabul etmenizi istiyorum.

İşte yine, herkesin en önemli spiritüel ve yaşamsal öğretisi olan konuya geldik. Yani, kendinizi ve başkalarını Koşulsuz Sevgi ile sevmek konusuna…

Bu “yaşam dersinden” asla kaçılamaz! Ve neredeyse yaşamın tüm aşamalarının özü, bu dersi öğrenmektir. Şayet kendinizi “koşulsuz” sevmezseniz ve başkalarına sevgisizce davranırsanız, o zaman varlığınızda duygusal, zihinsel, bedensel ve ruhsal yaralar açmış olursunuz.

Geçmişin yaralarına tutunmaktan, onları şimdiki anınıza taşımaktan, kendinizi ve başkalarını koşulsuzca sevmeyi reddetmekten vaz geçmelisiniz. Tabii ki iyileştirmek için yaralarınızı şimdiki ana taşımanız gerekecektir. Ancak bu “taşıma” işlemini sürekli tekrarlıyorsanız, o zaman geçmişle olan bağınızdan hala daha kurtulamamışsınız demektir.

Bu mesajımın en başında size şöyle seslenmiştim.

“Varlığım aracılığı ile hepinize, Yaratan’ın Evrenlerinin tüm suretlerinden Sevgiler gönderiliyor. Şu anda, Tek, Bir, Bütün olan Yaratan tarafından en derin ve mutlak bir Sevgi ile seviliyorsunuz. Yaratan’ın size olan Sevgi’sinde, hiçbir kısıtlama veya yetersizlik yoktur. Yaratan’ın Sevgi’sini kabul ettiğiniz zaman, bütün ihtiyaçlarınız sizin için en güzel şekilde sağlanmış olur.”

Ve böylece, sizinle iletişim kurmamın esas amacına sıra gelmiş oldu. Her şeyi sağlayan Yaratan’ın Sevgisini kabul etmenizi, bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu cümle, birçok kişinin içinde “karşı çıkma duygusu” uyandıracağını biliyorum. Sanki istediklerinize sahip olabilmek için, gücünüzü Yaratan’a vermek zorundaymışsınız, sanki mutlu bir hayat sürebilmek için, ruhunuzu satıyormuşsunuz gibi bir duyguya kapılabilirsiniz.

Ama bu kesinlikle böyle değildir. Şayet kendinizi sevmenize (Öz-sevgi) izin verirseniz, o anda Yaratan’ın Sevgisini tüm varlığınıza çekmiş olursunuz. İster yakınlarınız olsun, ister yabancılar; şayet etrafınızdaki herkesi istisnasız sevmeyi seçerseniz, o zaman Yaratan’ın Sevgisi otomatikman sizin içinizden dışarıya yansıyacaktır.

Etrafınızı ve sizi sarmalaması için Yaratan’ın Sevgisini davet ederseniz, doğal olarak gerçekliğiniz olan ebedi Sevgiyi ve size gerçekliğinizi hatırlatan, Yaşam enerjisini ve titreşimlerini de kabul etmiş olursunuz. Böylece “Mutlak ve Koşulsuz Sevgi” ile seviliyor olmanın mutluluğunu yaşarsınız. Kendi gerçekliğinizi ve İlahi özünüzü güçlendirirsiniz. Yaratan’ın “yansıması” olduğunuz için, gerçekliğinize harika, muhteşem deneyimleri çekersiniz. Bunun sonucunda da, acı ve ıstıraplarınızdan öğrenmek yerine, yaşadığınız güzelliklerden öğrenirsiniz.

Koşulsuz Sevgi ile sevebilmek için, her gün ve istediğiniz sıklıkta Yaratan’ın tüm suretlerinden yardım rica etmenizi öneriyorum. Bu harika ve şifalandırıcı Sevgi’yi, her nefeste varlığınızın içine çekin ve her suretinize nüfuz etmesini sağlayın. Her zaman inanılmaz derecede sevildiğinizi ve desteklendiğinizi bilin.

Kendinizi Yaratan’ın Sevgisine açtıkça, İlahi Özünüzle eşit seviyeye gelirsiniz (hizalanırsınız). Böylece acı ve kargaşadan öğrenmek yerine, Sevgi ve güzellikleri kucaklayarak kendinizi keşfedersiniz.

Eğer geçmişin yaralarına tutunursanız, kendinizi engellemiş olursunuz. Ve Yaratan tarafından tüm ihtiyaçlarınızın sağlandığını, fark edemezsiniz. Yaratan sizin hiçbir şekilde yoksulluk, yoksunluk ya da ıstırap çekmenizi istemez. Ancak size sunulan nimetleri kabul etmeyi seçecek olan kişi, sadece sizsiniz.

Seçiminizi yaptınız, dileğinizi gönderdiniz. Yaratan tarafından “mutlak ve koşulsuz” bir şekilde sevilmeye hazır olduğunuzda da, size sağlanan bütün nimetleri alabilmek için kollarınızı açın!

Yaratan’ın Sevgisini içinize çekin ve tüm ihtiyaçlarınızın karşılanmasına izin verin. Bu, bu kadar kolay!

Yaratan’ın Sevgisinin tadını çıkarın!

Saint Germaine

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, Yüksek (Öz) Benliğinizle daha yakın ilişki kurabilmek ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı© 2015 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
Copyright © 2015 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

4 replies »

  1. Bugüne kadar bize ilettiğiniz tüm bilgiler için yürekten teşekkür ediyorum. Ama bu iletiniz için özel bir teşekkür göndermek istedim. Dün akşam Yaradan’a seslendim ve sizin aracılığınızla cevap geldi. Işığınız,sevginiz ve bizlere ilettiğiniz bilgiler daim olsun. Yaradanın sevgisini almaya ve benden bütüne yansıtmaya niyet ediyorum. Mor Alev teşekkür ederim…

    Beğen