Zamanın Ruhu

Yaşadığımız Dönem Üzerine Düşünceler (Nisan 2016) – Zamanın Çözülmesi ve Zaman Yönetimi

Salvador Dali - Melting ClockSevgili Dostlar, 2016’nın ilk dört ayını yaşayıp da bitirmek üzere olduğumuza kim inanır? Ne kadar çabuk geçti! Hem bir gün, hem de 10 yıl gibi! Zaman kavramımızdaki bu dağılma bazen yorgunluğa, bazen işleri yetiştirme telaşından dolayı hafif paniğe, bazen de bir anlığına zamanın durduğunu hissettiğimiz o tuhaf bilinç ve his durumuna yol açıyor. Hepimiz, genci yaşlısı, zamanın ipinin ucunu kaçırdığımızı hissediyoruz. Ama o ip hiç yoktu ki! Zaman sadece bizim kurgumuzdu ve şimdi o kurguyu terk ediyoruz. Sadece alışmamız zaman (!) alıyor. Görüyorsunuz, zaman kelimesini kullanmadan durumu henüz ifade bile edemiyorum. 🙂 Sanırım Salvador Dali bu gerçeği çoktan gördü. Eriyen saatlerini neredeyse 85 yıl önce yarattı.

Peki, ne yapacağız? Bir süre daha, belki de daha yıllarca, şu anda gündelik hayatımızı kolaylaştıran zaman, saat, gün kavramını kullanacağız elbette. Ancak gitgide daha çok anda kalmayı başarırsak, yorgunluk, tükenmişlik, zihin dağılması, unutkanlık, bir yere yetişme paniği, vs., gibi yan etkilerin büyük çoğunluğunun üstesinden gelebileceğimize inanıyorum.

Anda kalmak

Çok bahsedilen anda kalmak, anı yaşamak kavramından konuşalım. Yıllar yıllar önce, “anı yaşamak” denilince aklıma şu anda deli saçması diyebileceğim şeyler gelirdi. Sanki anda yaşamak tembellik, sanki sorumsuzluk, sanki felakete yol açacak bir atalet, çılgınca bir davranış, ya da umursamazlıkmış gibi… Bize öğretilenler buydu çünkü. Ciddiyetsiz, düşüncesiz, yani kendine ve çevresine pek de yardımı olmayan bir kişiydi anı yaşayan. Böyle bir şey yapmayı düşündüğümde önce bir suçluluk duygusu dalgası gelirdi üzerime.

Fakat anı yaşamak bunların hiçbiri değil. Üstüne üstlük anda kalarak sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getiriyoruz. Anı yaşamak kendini geçmiş ve gelecekten ayırmaktır. Onların olduğunu bilirsiniz ama bulunduğunuz anı etkileyemezler, tarafsız merkezdesinizdir. Yarım saat öncesinin bile önemi yoktur, çünkü yaşanmıştır. Yarım saat sonrasının da yoktur, çünkü henüz yaşanmamıştır. Elinizde ne iş varsa, ne yapıyorsanız, neredeyseniz ona odaklanmaktır anı yaşamak.

Bir projenin planlama aşamasında mısınız? O zaman onu yapın, sadece ona odaklanın. Planlamak gelecekle ilgilidir ama şu anda yaptığınız şeydir. O yüzden bu örneği veriyorum. Sadece planlarınızı en iyi şekliyle yapmaya niyet ederseniz ve bulunduğunuz anda kalırsanız, işte size bütün detaylarıyla, dikkatiniz dağılmadan hazırlanmış bir proje!

Aynı anda pek çok şeyi yapmaya çalışmanın sonu yok

Özellikle 1980-90lardan itibaren moda olan bir davranış kalıbı var. Bu davranış öyle övüldü, öyle yüceltildi ki fikrimce hayatlarımızı ve toplumlarımızı alt üst etti: Aynı anda birçok şeyi yapmak (multitasking)!

Bu, farkındalığımızı süpürdü gitti. Onunla birlikte şefkatimiz ve sevgiyi gösterme yollarımız da tıkandı. Tek bir şeye odaklanamaz olduk, kendimizi bütün stimülasyonlara açtık. İç sesimiz tamamen kısıldı, verimliliğimiz ve yaratıcılığımız sekteye uğradı. Sekiz kollu ahtapot gibi aynı anda pek çok şeyi yapmaya çalışırken çoğu zaman otomatiğe bağlandık. Yaşamın ufak detaylarından keyif almayı unuttuk. Oysa doğada ahtapotun bir elinde direksiyon, diğerinde tablet, bir başkasında kahve, zihninde ilişkisi, dudaklarından dökülen kelimelerde iş anlaşması yok! Böylece yarattığımız çoğu şey yarım yamalak olmaya, enerjimiz çarçabuk sönmeye başladı. Bununla beraber yapılacak işler listesi hiçbir zaman küçülmedi, aksine uzadı, yorgun argın yattığınız gecelerde uykunuz kaçtı. Modern yaşam kâbus haline geldi. Panik ataklar, anksiyete bozuklukları salgın hastalık gibi yayıldı.

Artık bunun faydalı bir davranış kalıbı olmadığı net olarak biliniyor, bilimsel olarak da kanıtlandı. Buna rağmen bu kalıbı hala övenler ve bununla övünenler de var. Farkındalık (Mindfulness) depresyonun ve diğer pek çok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Farkındalığın temelinde bulunduğunuz noktayı, yeri, anı tam olarak bütünüyle yaşamak yatar.

Zaman Yönetimi

Zamanın dağılmasını engelleyemeyiz. Bu kavram gidiyor. Ama her defasında tek bir şeye odaklanarak zamanı esnetebiliriz. Zaman kendi yaratımımız olduğuna göre neden şekillendiremeyelim? Bu konuda bir-iki senedir denemeler yapıyorum ve mutlulukla söyleyebilirim ki başarı oranım artmaya başladı. 10-15 dakikayla başlayan zaman esnemesi saatlere ulaşmaya başladı. Çok farklı yöntemlerden sonra şu aşağıdaki benim için en iyi sonuç veren çalışma tarzı oldu. Siz de kendi yönteminizi bulabilir ve buna aşağıda önerdiklerimi uygulayarak işe başlayabilirsiniz.

Belli bir aktiviteyi en iyi haliyle tamamlamayı, elimden gelenin en iyisini ona vermeyi ve bunu bütünün hayrına X saate kadar bitirmeyi niyet ediyorum. Aradaki zamanı esnettiğimi zihin gözümde canlandırıyorum. Bütün enerjimle ona odaklanıyorum. Geride kalan hiçbir şeye dikkatimi vermiyorum. Ve işte 2-3 saatlik iş bir saatte bitiyor!

Peki, tek şart niyet etmek mi? Diğer önemli faktörleri listelersem:

  1. Öncelikle, yukarıda bahsettiğim gibi, yaşam ve iş kalitesinin yüksek olması açısından her seferinde tek bir şey yapmalıyız.
  2. Sonra da ona odaklanmalıyız, yani maymun zihnimizi sakinleştirmeliyiz ki onun her yöne zıplamasını durduralım. Bu biraz alışkanlık, biraz zihin eğitimi meselesi. Bunun da en iyi yolu (yanılmadınız!) düzenli meditasyon alışkanlığıdır. Bu durumda özellikle 10 dakikalık meditasyon serisinde yayınladığım Odaklanma Meditasyonunu öneririm.
  3. Yoğun, yetiştirmeniz gereken bir işe odaklanacaksanız bunu etrafınıza bildirin, rahatsız edilmemek istediğinizi söyleyin.
  4. Kendinizi strese sokmayın. Bu seferinde zamanı esnetmeyi başaramazsanız bile önemli miktarda iş tamamlamış olacaksınız. Bir dahaki sefere daha da iyi odaklanabilir, daha az zamanı daha da verimli kullanabilirsiniz. Telaş etmemek en önemlisi.
  5. Yaptığınız şey ne ise, onu sevin.

İhtiyacınız olduğunu düşündüğünüzde bu yöntemi kullanın ve faydasını göreceksiniz.

Bulunduğumuz yerde bulunmak

Ancak, zamansızlık gerçekten yukarıda uzun uzun anlattığım gibi anda bulunmaktan, anı yaşayıp, hissedip koklamaktan geçiyor. Yürüyorsak, sadece yürüyelim ve renkleri, havayı, görüntüleri içimize çekelim. Telefon çalarsa, kenara çekilip sadece konuşmamızı yapalım. Yemek hazırlıyorsak dokusuyla, kokusuyla bu çok kutsal ama her gün yaptığımız işe kendimizi verelim. Lütfen sofranızda güzel bir sohbet ya da yumuşak müzik dışında başka hiçbir şeye yer vermeyin. Aynı şekilde, çocuğunuzla ilgileniyorsanız, o anı tamamen ona verin, ders çalışıyorsanız televizyonu kapayın. Arabadaysak, arabadayız. Birisini ziyarete gittiysek, o kişiyle konuşmak, onunla vakit geçirmek için oradayız. Facebook’u kontrol etmeye gerek yok, hayat sizden habersiz alıp başını yürümüyor, sonra bakarsınız. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Önemli olan bulunduğumuz yerde bulunmaya alışmak. Dünde değilsiniz, yarında da değilsiniz. Şu anda bu yazıyı okuyorsunuz. Yaptığınız şey sadece bu. (Teşekkür ederim!)

Buna devam ederseniz, hayat alışkanlıklarınızı değiştirirken sakinlediğinizi, daha net düşündüğünüzü keşfedeceksiniz. Bu da tepkilerinize daha fazla şefkati getirecek.   Hayat kaliteniz kökten bir dönüşümden geçecek.

Sizlere yavaşlığı önermiyorum. Sadece anınıza layık olduğu değeri vermenizi öneriyorum. Hayatın her dakikası değerli. Bütün bu küçük değişiklikler katlanarak büyürken çok daha rahat ve memnun bir yaşam yaratacaksınız. İşte o zaman, ne yorgunluk, ne hafıza kaybı, ne de telaşa yer olacak hayatınızda. Sağlığınız bile daha iyi olacak, bağışıklığınız güçlenecek. Bir süre sonra yukarıda verdiğim çok basit zaman esnetme yöntemine de ihtiyacınız kalmayacak. Çünkü yapmak istediğiniz her şey için vakit bulabileceksiniz. Büyük ihtimalle de yapılacak işler listenizde güzel bir elemeye gidip hayatınızı sadeleştirmek isteyeceksiniz.

Zamanın çözülmesi eski enerjideki ve alışkanlıklardaki kişilere zor gelecektir. Siz rahatlığınızla ve odaklanmanızla onlara birer örnek olabilir, hatta sizi izleyerek öğrenmelerini sağlayabilirsiniz.

Çılgın Nisan ayının öne çıkardığı tek konu bu değil tabii, dün Merkür diğer 4 gezegene katılarak geri yolculuğuna başladı, kendinizi Boğa’nın nemli topraklarına saplanmış gibi hissedebilirsiniz ama bu olumsuz bir şey değil, büyük bir enerji girişi yaşıyoruz, kolektif arınma devam ediyor ve daha pek çok konu var… Onları da sırasıyla konuşacağız.

©2016 Mor Alev

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

5 replies »

  1. Çok teşekkürler ,bence de anda yaşamakla anlık yaşamak farkı anlaşılmadığı için kavram kargaşası yaşanıyor.Harika ifade etmişsiniz,çok aydınlatıcı oldu her zamanki gibi..Gününüz aydınlık olsun.Sevgiler.

    Liked by 1 kişi

  2. 1 yıldır :)))zaman :)))bu sekilde yaşıyorum. ..akış. ..anda… bunaldigim belki 3 belki 5 an oldu :)geçmiş ile kıyaslandığında tanrım ne kadar az! :)))yeryüzü bekçisi olma yol’unda ışığımın farkindaliginda olma çabası içindeyim, seviyorum sizi, ve her an’ı.rehberliginizi seviyor ve kutsamadan isiginizla yol alıyorum.

    Liked by 1 kişi

  3. İki gündür bloğu okuyamama rağmen bugün hep içimden geçen “anda en iyi işi yapma” düşüncelerini burada bulmam ilk değil!Neler oluyor?

    Liked by 1 kişi

  4. sevgili mor alev zaman yetmiyor ve en büyük sıkışıklığı da günlük ritüellerimde yapıyorum. sanki onlara bile vakit yetmiyo gibi. anda kalmaya çalışıyorum. geçmiş sahiden geçti gitti, geleceğe dair ise ne bir planım ne de kaygım var. bu gün işler yolunda olduğu sürece ne mutlu bana.ama buna rağmen zaman yetmiyor. içimdeki telaş bitmiyor.:)))))

    Liked by 1 kişi