Gökyüzü Raporları - Astroloji ve Enerji Portalları

Sarah Varcas’tan Mart 2016 Astro-Enerjisi

Rim Of A Hawaiian Volcano With Milky Way BackgroundSevgili Dostlar, işte bir tutulma dönemi daha… Ama bu bildiğiniz tutulma dönemlerinden değil, gelişini çok önceden hissettiren hatta bu blogu bile bir şekilde tatile alan bir tutulma dönemi oldu. Özellikle son üç haftadır sizlerle eskisi kadar sık yazışamadığım, mesajlarınıza cevap veremediğim, istediğim yazıları zamanında yayınlayamadığım için zaman zaman hafif bir iç köpürmesi yaşadım desem yalan olmaz. Ama… her defasında hepimizin bu konuda neleri salıvermesi gerekiyorsa onları sevgiyle göndermeye ve zaten bildiğiniz “Başak etkisiyle” yoğun olan diğer işlerime bakmaya devam ettim. Bence hepimizin bilgi almaya değil, şimdiye kadar aldığımız bilgileri özümsemeye ihtiyacı vardı. Arada cesaretlendirici yazılarla destek vermeme izin verildi ama asıl olan şey hazırlık ve entegrasyondu. Bugüne kadar düşe kalka giden sistemlerim sonunda tamamen düzeldi ve artık yeniden bilgileri iletmeye, biraz da son üç yılda hep beraber öğrendiklerimizin üzerinden birlikte geçmeye izin var!

Şimdi, konumuza geri dönersek; Bu ay tam bir geçiş ayı olarak önümüze çıkıyor. Bir güneş tutulması, bir ay tutulması ve ilkbahar ekinoksu bir arada. Bu ay masanın tamamen toplandığı, temizlendiği ay olabilir, bu ay bir sonraki ayda başlayacak yeni astrolojik yıl için niyetlerinizi şekillendirdiğiniz ve sonra da yeniden şekillendirdiğiniz ay olabilir. Ben bu enerjiler konusunda kendi yorum ve düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım ama Çarşamba günkü tutulma öncesi ilk yazıyı Sarah Varcas’a ayırmayı seçtim. Sarah’nın Mart ayı Astro-Enerji raporu çok güzel bir özet, bunun üzerine daha fazla bilgi ve yorum da ekleyeceğiz ama şimdilik bize çok sağlam bir giriş sağlıyor.

Bu rapor için Sarah Varcas’a çok teşekkürler. Orijinalini astro-awakenings.com da bulabilirsiniz. (Mor Alev tarafından çevrilmiştir.)

Mart 2016: Tanınmayacak kadar değişmek

Mart ayı, Şubat’ın merkezi temasına devam ediyor ve onu geliştiriyor:

  • Kayıtsızlığın ve bir nevi tembelliğin üstesinden gelme ve hayatlarımız üzerindeki sorumluluğun tamamını üstlenme ve,
  • geleceğin kendine acıma enerjisi ile, değişime inatla direnmeyle ya da hayatı tüm potansiyeli ile dolu dolu yaşamaktan korkarak kaçınmayla şekillenmesini tamamen reddetme ihtiyacı

Hatırlayın; son yıllarda tanınmayacak kadar değiştik. İnsanoğlu hayatı bir zamanlar olduğu gibi değil. Şimdi ayağa kalkmalı ve elimizdeki güce layık olduğumuzu kanıtlamalıyız. Bu gücü bütünün hayrı pahasına sadece kişisel yararımıza değil, tüm varlıkları ve herkesi kapsayacak şekilde kullanmalıyız. Şu anda kişisel ve kolektif olarak sürdürülebilir bir gelecek yaratmak öncelik olmalı. Bu gelecek, tüm varlıkların kutsallığını onurlandırmalı, sadece kullanışlılık değerlendirilmeleriyle kıymet biçilmemeli.

Bu ay, benlik duygumuzu zorlayacak. Öz-değer görüşlerimizi bütünüyle yeniden tanımlamak zorunda kalabiliriz. Öz-değerimizi yaptığımız şeyde ya da nasıl yaşadığımızda değil, her birimizin kutsal kaynağın her biri kendine özgü olarak bedenlenmiş parçaları olduğu gerçeğinde bulabiliriz. İlahi kıvılcım, herkesin iç alevini ateşler, o alev, fiziksel ve duygusal yaralarla, korku ve egoist korunma katmanlarıyla ne kadar gizlenmiş olursa olsun. Bu günlerde hayat pek çok kişi için yoğun bir şekilde zorluklarla dolu. Etrafındaki baskılara bağışıklık kazanmış çok az kişi var ve bazıları için bu zorluklar canlandırıcı bir etki yapsa da, pek çoğu için baskılar derin korkularla geliyor, kontrol gibi görünen şeyleri devam ettirmek için umutsuz bir arzuyu tetikliyor, bunun için feda edilen şeyler ne olursa olsun. Fakat, bahsettiğimiz kontrol gibi görünen şey sıklıkla bir tolerans kararı oluyor, bu da ya en iyi haliyle karşılığını vermiyor ya da en kötü haliyle tanıdık olan şeyin hasar almasıyla sonuç buluyor. Bu davranış gerçekte, bilinmeyenle yüzleşmekten kaçınmak için seçiliyor, oysa o bilinmeyen bizi serbest bırakacak anahtar olabilir.

1-22 Mart arası, Satürn, Uranüs ve Plüton arasındaki işbirliği şüphe konusunu öne çıkarıyor. Bir zamanlar, birkaç yıllık kargaşadan sonra her şeyin gül gibi olacağını, hepimizin tatminkâr bir uyum içinde yaşayacağını düşündüyseniz, belki de merak ediyorsunuz, buraya gelirken neler oldu ve nasıl bu noktaya ulaştık? Bu gibi duygular yüzünden pek çokları umutlarını kaybettiler, değişen enerjiler ve önceliklerle uyumlu yepyeni yaşamlarını yaratmak üzere verdikleri emeği sürdüremez hale geldiler. Bir kere yaptık ve bir değişiklik olmadı, yine denemenin ne anlamı var? Böyle fikirlere düşmek kolay, içinden tırmanıp çıkmak çok daha zor. Bu işbirliği bizi böyle bir hatalı mantığa karşı uyarıyor! En basit haliyle şunu hatırlayın, çoğu insanın olduğunu düşündüğü şeyler aslında olmuyordu. Hiçbir zaman, var olan her şeyi düzeltecek değişim tufanının göz açıp kapayana kadar gerçekleşeceği bir noktaya doğru ilerlemiyorduk. Kozmos asla böyle bir şey söylemedi, sadece insanlar söyledi – ve evet, bazen sürüyle insan bir arada söyledi – böyle bir şey, olaylar olmadan öngören yaratılışın bünyesinde yansıtılmadı. Onun yerine gökyüzü ve cennet her zaman pek çok küçük ve bazen geniş değişikliklerden oluşan uzun nefesli bir geçişi anlattı, asla hep beraber bir anda değişimi göstermediler. Geçmiş yanlış algılarımızın bu zamanki lakaytlık ve duyarsızlığımızı tohumlamasına izin verirsek, çok değerli bir fırsatı, bu gezegenin tarihindeki ufuk açan dönemin bir parçası olmayı terk etmiş oluyoruz, bu dönem ki hepimiz onun kalbine doğduk. Mart ayının ilk üç haftası boyunca defalarca hayal kırıklığının evrenin bize yetişemediğinden değil, bizlerin yanlış anlamamızdan kaynaklandığı hepimize hatırlatılacak. Kendimizi ele almalıyız, kendi yanlış algılar, anlamalar ve hatalı inançlarımızı gerçeği yansıtacak şekilde yeniden ayarlamalıyız. 23 Şubat’ta başlayan ve 29 Mart’a kadar devam eden tutulma dönemi bize işte aynen bunu yapmak üzere yardımcı olacak.

Mart’ın ilk on günü Satürn Güneş’le kare açıda. Bir yönden sinir bozucu ama diğer yönden çok güçlendirici. Bu açı ruhani hayatımızı dünyanın taleplerini yerine getirmek üzere yeniden şekillendirme ihtiyacımıza sesleniyor, biri ya da diğerinden kaçınmayı değil. Sadece günlük hayatın kargaşası ve koşturması içinde insanlığın bütünüyle birlikteyiz. Sadece ilahi olan ruhumuzun bedenlenmesine izin verirsek kendimizi gerçekten biliyoruz, varlığımızın tüm katmanlarına işliyoruz ve önümüzdeki yolu biçimlendiriyoruz. Bu kare açı cesur olmayı ve beklenmeyen durumlarla başa çıkmayı içeren bir esneklik istiyor bizlerden. Tam bir uyandırma zili gibi, gerçekliğimizi kontrol etmemizi istiyor, ayaklarımız sımsıkı toprakta, ruhlarımız ise hızla yükseliyor. Eğer son zamanlarda ilham doluysak ama çok az hareket ediyorsak, fikirler varsa ama durağansak, bu ay içimizde olanları dışarıya ifade etmemizi istiyor. 6 Mart’ta Yay’a giren Mars yardımcı oluyor. Eğer hayatımızın değişmesini istiyorsak, aradığımız değişim biz olmalıyız. Eğer kaderimizden şikâyet ederek çok fazla zaman harcıyorsak, bulunduğumuz anı yaratmak için elimizden geleni yapmıyorsak, durup düşünmeli ve hayatı başka bir şekilde yaşamalıyız. Bizler kurban değiliz ama oyuncularız, yaratılan olduğu kadar yaratıcılarız. Bizi olumsuzluğa saplanmış tutan zihinsel alışkanlıklar bu ayın enerjileri yükseldikçe artarak yıkıcı hale gelecek. Her şey – evet, her şey! – daha büyük etki yaratacak. İşte bu yüzden, bu ayın başında ne tarafta olacağımıza karar vermeliyiz: Eski alışkanlıklara, engellere zincirlenmiş mi, yoksa tanıdık zorluklara yeni çözümler bulmaya bağlılığımızı ilan etmek mi? Bu karar, sözcüklerin anlatabileceğinden çok daha fazla önemli ve önümüzdeki altı ayı şekillendirecek ve uyanık olduğumuz her anı renklendirecek, yani seçiminizi iyi yapmak en iyisi!

Ayın üçü Ayın Kuzey Düğümü, Chiron ve Eris arasındaki işbirliğinin başlangıcını görüyor, bu işbirliği 23 Nisan’a kadar sürecek. Yolda birkaç sürpriz de sağlayarak, sadece yaralı olduğumuz yerleri değil, birbirimizi yaralamakta olduğumuz durumları da tanıma arzusunu bizden isteyecek. Bu bir kendini suçlama egzersizi değil, bizi kötü hissettirmek amaçlı da değil, ama onun yerine hayatımızı kaçınılmaz olarak şekillendiren ego gücüyle derinden bağlandığımız noktaları gösterecek. Kimse taraflı düşünmekten kaçınamaz. Hepimiz yaşamı kendi gözlerimizden görüyoruz, kendi deneyimlerimize göre değerlendiriyoruz ve bize kırılgan çekirdek gibi gelen şeyi korumak üzere tepki veriyoruz. Böyle yaparak, diğerlerinin hayatlarını da etkiliyoruz, sıklıkla algılayamadığımız şekillerde. İlişkiler çok yoğun karmaşık şeyler ve bu işbirliği o karmaşıklıkları öne çıkarak, sular bulanacak ve bazı gri bölgeleri ortaya çıkaracak, o bölgelerde parmağımızla işaret edip “bunun hepsi senin suçun!” demek imkânsızlaşacak. Suçlamayı geçmişte bırakın öğüdünü veriyor bu açı. Ancak böyle, olaylar ve kişiler arasındaki bağlantıları kurabilir ve gerçekten ne olduğunu ortaya çıkaran bilgeliğin önündeki perdeyi kaldırabiliriz.

Balık’taki güneş tutulması Kuzey Düğümü, Chiron ve Eris işbirliğini hızlandıran enerji patlamasını sağlıyor ve psikolojimize nüfuz ediyor. Jüpiter’le zıt açıdaki, bu ay tutulması duyguların üzerindeki hâkimiyetimizi güçlendirmeyi amaçlıyor, öyle ki onların aralıksız gücüyle savrulmak ya da boğazımıza kadar gömülmek yerine, en sonunda duyguların gerçek mesajlarını alacağız. Duyguların dinmesini, korkunun geçmesini, hayatı daha kolay kılan keyifli duyguların gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Onun yerine, duygularımızı tanımalıyız: Nasıl yükseliyorlar, tetikleyicileri, kalıpları neler ve her şeyden önemlisi, onları nasıl yaratıyoruz, yoğunlaştırıyor ve idare ediyoruz. Başak’taki Jüpiter, Tabiat Ananın bize her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunu ve yardımların karşılığında hayatın hortumları etrafımızda ıslık çalarken kendini bizim çapamız olarak sunduğunu hatırlatıyor. Bu tutulma bizlere onun bizim tarafımızda olduğunu, kullanılıp taciz edilecek bir kaynak olmadığını hatırlatıyor. Kendi iç dünyamız, ruhumuz ve hislerimizle ne kadar çok ve derinden temasta kalırsak, yaşamın tümüyle, Tabiat Anayla ve bu güzel gezegen evimizle daha uyumlu titreşimde oluruz. İşte dünyayı böyle kurtarırız. İnançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirerek değil, doğru ve yanlış konusunda inat ederek değil, ama gerçek benliğimize bağlanarak, duygularımızı içten doğru tanıyarak, korkularımızı kucaklayarak, hayallerimizi besleyerek ve kendimizi her yerdeki bütün yaşam olarak bilerek…

13-16 Mart arası Satürn, Jüpiter ve Merkür arasındaki T kare açının en tepesinde yer alacak. Buna bilgelik konusunda kozmik hızlı kurs olarak bakın! İç bilgeliğimizin derinlerindeki cevherleri aramak ve harika sonuçlar almak için bir fırsat. Konunuzu seçin ve gündeminize uygun olmasına dikkat edin: İlişkiler, iş, sağlık, hayatın anlamı! Hayatımızda hangi alanda iç görü ihtiyacımız varsa, bu gezegensel birlik bunu bize iletmeye kararlı. Biz de üzerimize düşeni yapmalıyız elbette. Ortaya çıkardığı şeylere açık olun, daha önce direndiğiniz gerçekleri kabul etmeye hazır olun ve o kadar çok gerçek olmasını istemiş olduğunuz inançları salıverin. Bu kısa süreli bilgelik penceresi yepyeni bir bakış açısına sahip ve bu yeni perspektif bizleri bu tutulma dönemi ve ötesine taşıyacak. Ancak, pencereyi biz açmalıyız, görüntüyü içimize çekmeliyiz, manzaradaki hafif gölge ve ışıkların nüansını takdir etmeliyiz. Bilgelik dünyamızda yaşayan, nefes alan bir varoluştur, eski zamanlardan bahseden eski, solmuş tozlanmış bir kitap koleksiyonu değildir. Her birimiz bulunduğumuz yere ve bilmemiz gerekenlerin ne olduğuna bağlı olarak bilgeliğe sahip olabiliriz. Şu anda kendini size gösteren hiçbir şeyi yok saymayın. Hepsini inceleyin, potansiyelini kucaklayın ve zihninizi açık tutun. Çünkü inançsızlık ve direnç yerine uyanış tohumları ekiliyor, sessizce, törensiz bir şekilde, zamanı gelince filizlenecekler.

O  zamanın gelişi düşündüğümüzden de erken olabilir, 17 Mart geldiğinde, Satürn, Plüton ve Jüpiter’le o bilgeliği içimizden dışımıza yansıtacak şartları yaratacak şekilde bir araya geliyor! Hayatın pratik yönleri bu zamanda dağılabilir, öyle olursa endişelenmeyin. Öngörülemeyen durumlar bizi hazırlıksız yakalayabilir ve beklenmeyen sonuçlar gemiyi sarsabilir, ama bunlar bizi de sarsmak zorunda değil! Onları, “Asla bunu atlatamayacağım, bu çok zor/acılı/imkânsız vs. vs.” diyen zihnimize kanıp boyun eğmeyi ya da mutsuzluğu kabullenmeyi reddederek çekirdeğimizi güçlendirmek için rezistans çalışması olarak kullanabiliriz. (Mor Alev: Çekirdek karın kaslarını güçlendirmek için rezistans çalışması yaptığımız gibi)Gerçek şu ki, zaten şimdiye dek her şeyin üstesinden geldik ve bundan bir sonraki de farklı olmayacak. Ne kadar güçlenirsek, yanımızda o kadar çok bilgelik olur, ruhumuzu besler, zihnimizi odaklar ve yolumuzu aydınlatır. Bu gezegensel hizalanma 11 Nisan’a dek sürecek, yani hatırlayın, bu zamanda aştığımız zorluklar aslında gizli işaret tabelalarıdır, bizleri gerçek mesajlarını ortaya çıkarmaya ve yönünü takip etmeye çağırırlar.

23 Mart’taki Ay Tutulması Koç’taki Merkür’le zıt açıda, bizleri kendimize ve birbirimize merhametle tepki vermeye çağırıyor. Duygular yükselebilir ve hayata karşı ölçülü yaklaşımları kapı dışarı edebilirsiniz! Mümkün olduğu zaman bağışlamaya, gerek olduğu zaman unutmaya ve üçüncü dünya savaşına dönüşebilecek şeylere gülmeye hazır olun! Hepimiz baskı altındayız ve yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz, hepimiz içimizdeki gölgeleri dış zorlukları idare ediyoruz, hepimiz sevgi, kabullenme, huzur ve tatmin arıyoruz. İşte böyle, bizleri birleştiren şeyler ayıranlardan çok daha önemli ve bütünsel parçalarımız. Bu gerçeği hatırlamak, bu tutulmanın dalgalı sularında yolunuzu bulmanıza çok yardımcı olacak. Aynı zamanda, kendi kişiselliğimizin tuhaf çelişkilerini de onurlandırmayı hatırlamak başkalarınınkini kabul etmeyi çok daha kolaylaştırır, bunu unutmayın! Huzur ve barış için kimliğimizi teslim etmek zorunda değiliz, onun yerine kolektifin apayrı parçalarını bir araya ören her bir iplik parçasının ta kendisi olduğunuz için kişiliğinize değer verin. Evet, temelde hepimiz benzer şeyler arıyoruz, aynı beslenme ihtiyacımız olduğu gibi. Ama bir kişinin lezzetli yiyeceği, bir başkasının zehri olabilir ve hepimiz aynı ihtiyaçlarımızı kişisel yollardan karşılıyoruz, bu da her birimizi kendine özgü varlıklar haine getiriyor. Böyle bir kişiselliğe yer bırakmak, kendinde ve başkalarında onurlandırmak, kişisel seçimlere saygı göstermek, hem huzur ve barışın bir parçası olduğu gibi, daha derin bir beraberliğin de temelidir. Bu tutulma, bu iki konunun arasında dengeyi bulmamızı ve derhal işleme koymamızı istiyor. Kaybedecek zaman kalmadı ve sadece ufak bir parçası olduğumuz kolektif bilincin büyük gücünü onurlandırırken, nasıl kendimize özgü varlıklar olabileceğimizi öğrenerek kazanacak çok şey var.

25 Mart’ta Satürn Yay’daki beş aylık geri yolculuğuna başlayacak ve kurban etmek ve yeniden doğuş temalarını sunmaya başlayacak. Bu zamanda her ikisine de ihtiyacımız var. Yay’daki Satürn umutlarımızın ve hayallerimizin, bağlılığımızı ateşleyen iç imajlarımızın ve adına hayat dediğimiz yolculuğumuzun yeniden doğmasına yardımcı oluyor. Geleceğe dair vizyonumuzu nasıl gerçekleştireceğimizi bilmeyebiliriz ama yeni olasılıklara karşı çıkılmaz bir çekim hissediyorsak, Satürn çalışacağımız iskeleti bize sunuyor, kendimize ve hayata olan inancımızı besliyor. Planlar yaparken, bağlantıları keşfederken, bu sayede dünyanın gerçekte nasıl çalıştığını daha iyi anlayabiliriz ve böylece onun geleceğini şekillendirirken gitgide artan şekilde aktif rol almaya başlarız. Satürn’ün desteğine karşılık, geçerliliği kalmamış, esenliğimize hizmet etmeyen inançlarımızı, alışkanlıklarımızı ve davranış kalıplarımızı kurban etmemiz isteniyor. Bizi buraya getirenin sahip olduğumuz şeyler olduğuna sıkı sıkıya inanırken, bu zorlu olabilir. İnancımızda haklı olabiliriz! Ama bugün olduğumuz yer yarın olacağımız yer değil, haftaya ya da seneye olacağımız yer de değil, bırakın on yılı ya da yirmi yılı… Yay’daki Satürn, nelerin neden gerçekten işe yarayıp yaramadığını görmek için rutinlerimizi gözden geçirmeye çağırıyor bizleri. Günlük meditasyonumuz gerçekten bizi destekliyor mu ya da tekerlekteki hamster misali dönüp duran düşüncelerden ve arada sırada bir güzel hayalden mi ibaret? İlk uyguladığımızda hayatımızı devrim gibi değiştiren diyetimiz şimdi bizleri beden, zihin ve ruh sağlığımızı geliştirecek yeni yöntemlerden korkutuyor mu? Yaşantımızı yönettiğimiz kurallar hayat geliştirici mi, boğucu mu? Bizi kendi seçtiğimiz kuralların hepsini bozmadan kaçamayacağımız bir köşeye mi sıkıştırıyorlar?

Mart ayı sona ererken, zırhımızdaki çatlakları ve göçükleri, dikkatle örülmüş yaşamımızdaki hataları gösteren zorlu bir ayı geride bırakıyoruz. Bu arada Uranüs, Eris ile birleşmeye başlıyor, Haziran’daki ilk tam birleşmenin hazırlığını yapıyor. Yıkıcı ve dağıtıcı potansiyel de taşıyan bu iki gezgen, güçlerini birlikte ruhumuza ve gezegenimize salacak. Bu çok güçlü bir birliktelik. Dünyayı çılgınlık sarabilir ya da var olan çılgınlıktan kurtuluruz! Seçim size ait, yolculuk da öyle: İnsan ve kutsal olmanın anlamının kalbine, toprak ve ruh, erkek ve kadın, eril ve dişi, bir seviyede her anlamda hayatta olmaya yolculuk. Oyun başlıyor ve bizler de oyuncularız, beğenin beğenmeyin, hazır olun olmayın. Kimse her hücremize işleyen bu kudretli enerjiye karşı bağışıklığa sahip değil, bağışıklığımız olmasını da istemeyiz! İşte gerçekten yeniden doğuş bu; en ham haliyle ruhumuzun yeniden harekete geçmesi, ayağa kalkmaya çağrılan ve şevkle hayata sarılan özümüzün şiddetle akması ve özümüzün o güçlü hayranlık verici elleriyle geleceğimizi yaratması.

***

Not: Emailleriniz birikti, onları elimden geldiğince çabuk cevaplamaya çalışıyorum, rüya yorumu isteklerini atlıyorum çünkü eski okuyucular bilir, ben rüyaların çok kişisel olduğuna ve rüya sahibinin kendisinin yorumlaması gerektiğine inanıyorum. Sizin enerjiniz, geçmişiniz, yaşamlarınız, sembolleriniz ve tetikleyicileriniz sadece size ait, size özgü ve bunları bir başkasının bütünüyle anlaması ve %100 emin bir şekilde cevaplamasına imkân olmadığını düşünüyorum. Rüyalarınızı anlamak için kalbinizle sohbet edebilir, meditasyon yapabilir ya da bir rüya günlüğü tutabilirsiniz.

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek, Yüksek Benliğinizle daha yakın bir ilişki kurmak, ruhunuzun potansiyelini tam anlamıyla hayata geçirmek ve  ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Bu yazının 5846 numaralı Telif Hakları Kanunu uyarınca tamamının ya da parçalarının kopyalanması, izinsiz olarak yayınlanması, yazarının adının değiştirilmesi, üzerinde hak iddia edilmesi yasaktır. Kanunun 71. maddesi uyarınca bunun aksi davranışlar hakkında kanuni işlem yapılır. http://moralev.com

4 replies »

  1. Arınmak için,.. Çabalıyorum yazılarınızı takipçisiyim, 10 3 1943doğumluyu geçkalmış sayılırmıyı m arımak için

    Beğen

    • Sevgili Ayşen, hiç olur mu??? Bundan sonra yaş ortalamasına bakarsak en az 20-25 yıl daha yaşayacaksınız, ama çok daha uzun ömürlü olmanız olası çünkü bu istatistikler her yıl ilerliyor. Arının lütfen, önce kendiniz ve kendi mutluluğunuz, iç huzurunuz ve sağlığınız için, sonra da sizden sonra gelen bütün kuşaklar için. Hepiniz bizim için, melekler ve ustalar için hem sonsuzsunuz hem de genceciksiniz. Sevgilerimle

      Beğen

  2. Çok güzel, oldukça da yoğun bir özet, ellerinize, kalbinize sağlık. Her br tutulma ve açı üzerine kitap yazılacak yoğunlukta potansiyel barındırıyor, açıkçası biraz da kayıp oldum okurken, ama mesaj alınmıştır, benim anladığım: Zaman Geldi, Yelkenler Foraaa:=)

    Liked by 1 kişi