Yükseliş - Büyük Uyanış

Arkturus Grup Mesajı: Eylemlerinize Ve Ardında Yatan Niyetinize Dikkat Eden Bir Bilinç Halinde Kalın – Marilyn Raffaele

Solstice in the Olympic National Park of northwestern Washington -John Shephard on StoreOEPArkturuslulara, Marilyn’e ve çeviriyi yapan Mor Alev Dostuna çok teşekkürler. (www.onenessofall.com)

Arktruslular Grubu olarak bizler bugün, yenilik hakkında konuşmak istiyoruz. Sıradan olan her şey, hızla yeni (farklı)bir şekil alıyormuş gibi görünüyor. Ve bu durum, birçok kişinin, “rahatlık bölgesi” olarak adlandırdığı konumunu kaybetme korkusu yaşamalarına neden oluyor.

Günlük yaşamın en tatsız koşulları bile, zamanla o durumlara alışıldığı için, kanıksanmış olur. Yeni bir şey denemek için sadece yorgun olduklarından dolayı her zaman yaptıkları şeyin aynısını yapmayı sürdürmek, çoğu kişiye daha kolay gelir. Yenilikten korkma duygusu “süptil” ( mikro düzeyde fiziksel ve ruhsal etkilere yol açan enerji akışı) bir enerji olabileceğinden dolayı, bu duyguyu fark etmek oldukça zor olabilir. Bu tür bir korku, kendisini doğrudan doğruya tanıtmaz. Daha ziyade, tatminsizlik ve karşı gelme duygusu olarak kendisini gösterir.

Bazıları, kolayca ve fazla çaba harcamadan dışsal ve içsel yeniliği kucaklayabilirken, bazıları da trajik bir olaydan sonra “yeniliği” kabul etmek zorunda kalır. Her birey, kendi spiritüel evrimi için gerekli olan dersleri ve deneyimleri, derin bir mana düzeyinde seçer. Çoğu insan da bunun bilinçli olarak farkında olmadığından dolayı, evrimi için gerekli olan bir deneyimle karşılaştığında genelde hemen direnç gösterir. Şayet bir birey yeni bir farkındalığa veya yeni bir açılıma spiritüel olarak hazır ise, ister bilinçli ister bilinçsizce olsun, bir şekilde o yeniliği kabul edecektir.

Yeniliğe açık olmak, hem sıradan hem de sıradışı olan bir şeyi, bilincin daha evrimleşmiş seviyesiyle gözlemleme becerisidir. “Dış resmi” (dış dünyanın nasıl görüneceğini) temenni edici düşünceler değil, bilinç belirler. Bu sebepten dolayı, Dünya bilinci evrimleştikçe her şey otomatikman değişmek zorundadır.

Artık çoğu kişi, kim olduklarını ve nereden geldiklerini hatırlamaya başlarken, diğerleri de daha önce hakikat diye kabul ettikleri unsurları yeniden değerlendirmelerine yol açan psişik/spiritüel tarzda deneyimler yaşamaya başlıyor.

Bilinç evrimleştikçe, zihnin düşünceleri de evrimleşir ve bu düşünceler, yüksek seviyelerde tezahür bulur. Geçmişe ve onun “olduğu sanılan” mükemmelliğine dair özlem duymak (nostalji), oldukça kısıtlayıcı bir davranıştır. Reklamlar ve medya, geçmişi sık sık “daha iyi bir zaman dilimi, barış, birlik ve beraberlik dönemi” olarak sunmaktadır. Oysa geçmiş, tıpkı bugün olduğu gibi (fazlası var eksiği yok) karanlık ve hayal kırıklığı ile doluydu. Çünkü halkın geneli o kadar gelişmiş değildi. Ve karanlık olan şey genellikle gizli tutulurdu, hatta ağza bile alınmazdı. Sadece modern medya sayesinde bugün her şeyin anında biliniyor olması, geçmişi sanki daha huzurlu ve barışçıl bir dönemmiş gibi göstermektedir.

Yine aynı doğrultuda, çoğu insanın oldukça aşina olduğu bir deneyimden söz etmek itiyoruz. Yani “özlem” duygusundan bahsetmek istiyoruz.

Bazı kişilere, yerlere, mekânlara, durumlara ya da seçilmemiş şıklara (keşke şöyle yapsaydım) karşı duyulan özlem, aslında Ruhun doğasından gelen “bilinme, tanınma, fark edilme” özlemidir. Üçüncü boyutsal anlamda bir şeye özlem duymak ise, ayrımcılık temeline dayalı yanlış bir inanç kalıbından kaynaklanır. Bu duygu, “Beni bütün kılacak olan (kendimi bütün hissettirecek olan) kişiden, mekândan ya da durumdan ayrıyım” anlamını taşır.

Ancak bir şeylere özlem duyduğunuz için, asla kendinize kızmayın. Çünkü özlemek insani bir duygudur ve bu duygu ömürler boyunca yaşamın olağan bir parçası olmuştur. Neyse ki, şimdi artık yeni, daha gelişmiş ve daha önce hiç deneyimlenmemiş olan enerjik bir zaman dilimi içinde bulunuyorsunuz.

Belki mutlu bir çift gördüğünüzde hüzünleniyor ve kendinizin de onlar gibi mutlu olmasına özlem duyuyorsunuz. Ya da bazı kişileri görüp hayran oluyor ve onların sahip oldukları niteliklere sahip olmaya can atıyorsunuz. Filmler ve kitaplar, genellikle kurgusal kahramanlarla karşılaştırıldığında kendilerini yetersiz hisseden kişilerde, o kahramanlar gibi olma özlemini yaratır. Medya aracılığı ile sunulan ve filmleri, kitapları magazini oluşturan kişilere karşı duyulan özlemi yansıtan çoğu şey, “tamlık, bütünlük ve mutluluk” duygusuna sadece mükemmel bir partner, mükemmel bir iş, fiziksel beden veya yetenekle kavuşulabileceği fikrini güncel tutmaya yarar.

Bu konulara/kişilere karşı hissettiğiniz özlem ya da özenç duygusuna asla direnmeyin. Çünkü bir şeylere karşı direnmek, aslında onlara sahip olmadıkları bir gücü vermektir. Böyle bir durumda, kişisel olarak sizin titreşiminizle uyumlu olan ve sizin derin bir farkındalık haline geçmenizi sağlayan cümleler kullanın. Örneğin; “Ben, olduğum gibi zaten tam ve bütünüm.” Yeni alışkanlıklar edinmenin yolu, zihninizi yeniden eğiterek yeni bir bilinç seviyesine geçmektir.

Evrimleşme işlemi insanlığı, ayrımcılık ve algısal ihtiyaçlardan “Ben zaten bütünüm” anlayışına doğru yönlendirmektedir. “Ben” kelimesini eklediğiniz her cümleye çok dikkat edin. Çünkü “Ben” kelimesi gerçekliğin güçlü bir enerjisini taşır. Ve bu kelimeyi sesli söylediğinizde ya da düşündüğünüzde, bilincin mükemmel işleyen bir çarkı olan zihniniz, ben kelimesini eklediğiniz her cümleyi sizin için şekillendirmeye koyulur.

Bu kelime en saf anlamıyla “Ben, var olan her şeyim” demektir. Yani, “varolan tek öz olan İlahi Bilinçten yaratıldığımdan dolayı, her bakımdan tam ve bütün olan Kutsal bir Varlığım” demektir.

Ancak, her ne kadar bu sözler sizin “mutlaklığınızı, tamlığınızı” ifade etse de; Birçok kişi spiritüellik heyecanıyla daha mutlaklık bilincine erişmeden mutlaklığı yaşamaya çalışmakla, büyük bir hata yapmıştır. Çünkü “mutlak gerçeklik bilincine” erişmek, evrimsel bir yolculuktur. Sizler artık bu yolda ilerlemek için hazırsınız. Gerçeğin oluşumu, entelektüel (eğitimsel) bir bilgi olarak başlar ama tamamen idrak edilmeden asla tezahür etmez.

Masummuş gibi görünse de, her kelimeniz ve düşüncenizle “yarattığınızın” farkında olun. Bu dönemde yeryüzüne akan yeni ve güçlü enerjiler, spiritüel varlıklar olan sizlerin çok hızlı bir şekilde bir şeyleri tezahür ettirmenize yol açıyor. Bu söylediklerimizin “eften püften” fikirler olduklarını düşünmek ve sonra da hayatınızda olmasını istemediğiniz sorunların neden sizi bulduğunu merak etmek yerine, artık söylenenleri kabul etme ve bu bilgiler doğrultusunda yaşama zamanı gelmiştir.

“Mahvoldum, kırıldım, hiç arkadaşım yok, sevilmeye layık değilim…” gibi sözlerle sızlanmak yerine, “Ben, tüm bolluğun ve bereketin özüyüm (çekirdeğiyim)” veya “Ben, yaşayan her canlı ile bir’im. Çünkü hepimiz, İlahi Bilinçten geldik. Bundan dolayı da sevgi duygusundan ayrı olamam. Zira sevgi, BİR’in içinde varolan her şeyi birbirine bağlayan enerjidir” gibi cümleler söyleyin.

“İlahi Bilinçten” yaratılmış olmanın aslında ne anlama geldiğini, sık sık derinlemesine düşünün. “Eğer ben, varolan her şeyin özü olan İlahi Bilinçten yaratılmışsam, o halde her tür yetersizlik, eksiklik ya da kısıtlılık durumu sadece bir illüzyondan (yanılsamadan) başka ne olabilir ki?”

Uyanmamış bir dünya, her zaman zıtlık ve ayrımcılık temelli kavramlardan yaratılmıştır. Sonra da birileri bu doğrultuda size, kendinizi “tam ve bütün” hissetmeniz için nelere sahip olmanız, ne yapmanız ya da ne olmanız gerektiğini öğretmiştir. Ancak “Birlik/Bütünlük” olgusunu idrak etmiş olan evrimleşmiş bir bilinç seviyesiyle yaratılan her şey, birliği ve bütünlüğü temsil eden şekiller, fikirler ve durumlar doğrultusunda olacaktır. Yani, evrimleşmiş bir bilinçle yaratılan her şey, sizlerin “sınırlı düşünme” kapasitenizle ihtiyacınız olduğuna inandığınız şekilde değil, yeni ve daha iyi bir şey şeklinde olacaktır.

Bazı bireyler maddesel özlemlerine kavuşsalar bile, yine de bir boşluk hissederler ve tatmin olmama duygusu yaşarlar. Bu değerli sevgililer, hayal kırıklığı içinde giderek daha tutkulu bir şekilde, hatta bazen şiddete başvurarak istediklerine kavuşma arayışını sürdürürler. Aslında bu kişiler bu duygunun, “algılanma ve bilinme” çabasında olan Ruhlarına (gerçek benliklerine) karşı hissettikleri özlem duygusu olduğunu henüz anlamadıkları için, daima bir arayış içinde yaşarlar ama özlemlerini giderecek olan şeyi asla dış dünyada bulamazlar.

Çok belirgin olmayan ve genelde fark etmeden geçiştirilen “özlemlere” karşı dikkatli olmanızı, hepinize içtenlikle hatırlatmak isteriz. Bazı özlemler çok masumcadır ve gerçek bir güce sahip değillerdir. (Kalabalık bir iş hanında huzur ve sessizliğe duyulan özlem gibi…) Ancak bu kadar basit bir özlem duygusu bile, eğer bireyleri eski enerjide kalacak ya da başkalarının acı ve ızdırap çekmesine neden olacak şekilde bir çözüm arayışına sürüklüyorsa, güçlenir ve tehlikeli bir hal alır.

Artık hepiniz, ipin ucunun oldukça kısalmış olduğu bir noktaya geldiniz. Eski yaşamlarınızda ya da bu yaşamınızın ilk başlarında pek fazla önemli olmayan düşünceler ve davranışlar, artık daha güçlü ve daha çabuk tezahür eder bir hale geldi. Çünkü enerjiniz evrimleşti ve yükseldi. Unutmayın, sizler birer yaratıcısınız.

Her zaman, eylemlerinize ve bu eylemlerinizin ardında yatan niyetinize dikkat eden bir bilinç halinde kalın.

Bizler Arktruslular Grubuyuz.

Bu dönemde salıverme, arınma, kendinizi tanıma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak, potansiyelinizin bütününü gerçekleştirmek üzere Yüksek (Öz) Benliğinizle daha aktif bir ilişki kurmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı©2016 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2016 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

3 replies »

  1. “Beşeri” Bilinçten İlahi Bilince giden yolu, geçiş sürecini çok güzel anlatan neredeyse tasvir eden bir yazı. İhtiyaç yanılsaması 3B’nin yapısal katmanlarının harcı, madde ise tuğlası olsa gerek. Bu duvar yıkılınca “Beşeri” (ve de kolektif) Bilinç katmanı da açılacak.
    Çok güzel bir yazı tüm katkısı olanların eline yüreğine sağlık!

    Beğen

  2. Nostalji hepimize tatlı gelmiştir ama geçmişe bakınca kölelik, kadın hakları gibi hayati konularda nasıl ilerlediğimiz anlaşılıyor. Çoğumuz inanmasa da dünya geriye değil ileriye gidiyor galiba

    Liked by 1 kişi