Yükseliş - Büyük Uyanış

Peki, ödüllerim nerede?

Beneath the Pier-Jane Grant TentasSevgili Dostlar, bu ve buna benzer soruları o kadar çok duyuyorum ki, aşağıdaki mesajın aramızdaki pek çok kişiyi cesaretlendirebileceğine inanıyorum. Sanırım, bütün bu çalışmalarımızın, değişimimizin sonunda ulaştığımız noktada hala daha küçük düşünüyoruz ve eski benliğimize ait şeyler istiyoruz, oysa yola çok daha özgür bir ruhla devam etmemiz gerekiyor. Geçenlerde yayınladığım Konsey mesajı da “hayallerinizin sınırı olmasın” diyordu.

Aşağıda Branda Hoffman’ın kanallık yaptığı Işık Varlıkları, “yapmak” yerine “olmak” ya da “olmayı seçmenin” önümüzdeki yolu, kalbimizdeki gerçekliği yaratmanın en iyi yöntemi olarak gösteriyorlar. Ve diyorlar ki, “şimdiden mutlu olun, yaşamın keyfini çıkarın, diğer her şey, büyük hayalleriniz böylece gerçekleşecek”.

Peki bunu nasıl başaracağız? Dışarıdan gelen her türlü bilgi, medya, konuşulanlar bize mutsuz ve tehlike altındaki bir dünyayı sunarken, gözlerimizi, kulaklarımızı sımsıkı kapatamayız. Benim önerim elinizden geldiğince seçici olmak. Dışarıdan gelen bilgilere duygularımızı yapıştırmadan onları kabul etmek. Tabii ki dünyada olanlarla ilgileneceğiz, cahil kalmak, bihaber olmak istemiyoruz. Ama iyi haberlere de bakmalıyız. Olumsuzlukların arkasında yatan gerçekleri kalplerimiz zaten biliyor, o sese biraz daha önem vermeliyiz. Bunun için çok çeşitli teknikler var, burada da defalarca bunları konuştuk. Bedenlerimizi ve zihinlerimizi istila eden stres hormonlarını çok kolay nefes ve meditasyon gibi çalışmalarla bertaraf edebilir, değişik bakış açılarıyla sadece sorunları değil, çözümlerini de görebiliriz. Bu da sadece bize değil, çevremizdeki her bireye yardımcı olacaktır.

Şu anda içinde bulunduğumuz durumu çok iyi anlatan bir makale yayınlamıştım. (İnsanoğlu özgürlüğü tehlikeyle bağdaştırmaya programlanmıştır) Buna bir okuyucum harika bir yorum yaptı ve dedi ki; “Daha ne söylenebilir ki! Bütün yolculuk “korku toplumu”ndan “sevgi toplumu”na geçiş ile ilgili….Çok güzel bir yazı. Korkunun fiziksel mekanizmasını da çok duğru bir şekilde ortaya koyuyor.! Ayrıca çok net gözüküyor ki bizi 3D’de demirleyen korku imiş!…” (Bu yorum için teşekkürler)

Bunu günümüzde de çok iyi görüyoruz. Korkuya teslim olmayalım, asıl şimdi özgürlüğümüzü ve yaşamı sevdiğimizi ilan edelim. Kendimizi çektiğimiz düşük enerji bandından, frekansımızı bir yukarıya, sonra da bir üstüne çıkaralım. Unutmayalım, enerjimiz nasıl ise, ona uygun deneyimleri kendimize çekiyoruz. Biliyorum, çok uzattım. Şimdi bu günün mesajına dönelim.

***

Değerli Sevgililer,

Bu mesaj, içsel ve dışsal olarak sanki hiçbir şey olmuyor (değişmiyor) düşüncesiyle bir durgunluk hisseden kişiler içindir. Yeni benliğinize bürünebilmeniz için kendinize zaman tanıyın. Siz içsel olarak değiştiniz. Şimdi dışsal olarak değişiyorsunuz.

3D yaşantınızda, başkalarının kural ve kaidelerine uydunuz. Artık içinizi arındırdığınız için, kim olduğunuza ve sınırlarınızın ne olması gerektiğine dair daha net bir bilgiye sahip olarak, kendinizin dışına çıkıyorsunuz. Muhtemelen bu sizi ürkütüyor. Çünkü diğerlerine uymak, onlar gibi olmak size oldukça rahat gelmesine rağmen (çok daha kolayınıza gelmesine rağmen), kendiniz olmakta zorlanıyorsunuz.

Bilin ki siz, “itaatkâr” dış kabuğunu kırıp dışarı çıkan milyonlarca eşsiz bireyden birisiniz. Kelimenin tam anlamıyla, kendi özgün kişiliğiniz haline gelmektesiniz.

Ancak dış uyarıcılara (etrafınızdaki kişilere) göre hareket ettiğiniz zaman, kendinizi azınlık içinde (dışlanmış) buluyorsunuz. Hatta “tekrar 3D haline geri dönmelisin ve olman gerektiği gibi olmalısın” anlamını taşıyan “bakışlara” ve “yorumlara” maruz kalıyorsunuz.

Her nasılsa bu “radikal yeni siz” (köklü bir değişim geçirmiş olan siz), Yeni Benlik halinize ilk adım attığınız zaman alacağınızı umduğunuz övgü ve iltifatları almıyor. Hatta bazılarınız, o parlak Yeni Dünya’nın sizin hakkınız olduğunu söyleyerek birilerinin önünüzde eğileceğini bile beklediniz. Bunların aksine Yeni Sizin, henüz dış dünyada pek de kabul edilmediğini görüyorsunuz.

Belki arkadaşlarınız sizin düşüncelerinizi, davranışlarınızı ve inançlarınızı onaylıyorlar. Ancak henüz değişmediği için kendi içsel benliği (Öz Benliği) tarafından yönlendirilerek hareket etmeyen kişiler, sizi biraz “tuhaf” ilan ediyorlar.

Acaba bu “Yeni Siz”, sadece bir umuttan mı ibaret, yoksa gerçek mi?

Çünkü Yeryüzünde veya kendi dünyanızda çok fazla bir değişim fark etmiyorsunuz. Ve bu da sizi ürkütüyor. Sürekli bahsedilen bu Yeni Dünya, ya sadece bir yalandan ibaretse? Ya bu Yeni Dünya, siz bu Dünya’dan göçtükten asırlar sonra ortaya çıkarsa ve siz onu hiç göremezseniz? En önemlisi de, üst boyutlara “yükseliş veya geçiş” için sarf ettiğiniz bu kadar çabanın ödülü (karşılığı) nerede?

Böylece, Yeni Dünyanın gerçek olmadığına inanmaya başlıyorsunuz. Hayalinizin adını koydunuz ama Yeni Dünya’yı henüz yaratamadınız. Dolayısıyla Yeni Dünya’dan olmayan kişiler, siz bu hayalinizi dile getirdiğinizde, size alay ederek veya küçümseyerek bakıyorlar.

Bu yüzden kendinizden, hayalinizden ve Yeni Dünya’dan şüphe ediyorsunuz. Gerçi içsel olarak kendinizi diğerlerinden biraz farklı hissettiğinizi biliyorsunuz. Ve Yeni Siz olmakla ilgili konular üzerinde çalıştığınız yıllar veya aylar boyunca, farklı şeyler de deneyimlediğinizi biliyorsunuz. Ama yine de, acaba Yeni Dünya’yı sadece hayal mi ediyorsunuz, yoksa o gerçekten mevcut mu?

Sizler şu anda, bu “yükseliş ve geçiş işleminin” ön safhalarında bulunduğunuz için, bu tür düşüncelerin ortaya çıkması beklenen bir şeydir. Ve siz bu “öncü” kişilerden birisiniz. Şayet böyle olmasaydınız, bu kanal mesajlarına ilgi duymazdınız. Ancak Yerkürenin her tarafında süregelen değişimi henüz fark etmediğiniz için, hem kendinizden hem de diğerlerinden şüphe duyuyorsunuz.

Siz aslında Yeni Dünya’nın gerçekliğini (var olduğunu) hem kendinize, hem de yükseliş yolculuğunda sizin adımlarınızı izlemek isteyen kişilere teyit etmek için, hayalinizdeki Dünya’yı yaratıyorsunuz.

Bunun için çabaladınız. Sizin “ödül” olarak algıladığınız şeylerden farklı olan birkaç ödül karşılığında, çok uzun zamandan beri çalıştınız. Ve “çalıştınız” kelimesi, bu duruma tamamen uygun bir kelimedir. Dış dünyanızda sadece ufacık bir değişim görebilmek için dağları tırmandınız, akıntıya karşı yüzdünüz, dostlarınızdan, iş arkadaşlarınızdan ve yakınlarınızdan koptunuz. Bundan dolayı da, aynı nakaratı tekrarlıyorsunuz; “Peki, ödüllerim nerede?”

Tıpkı içsel mutluluğunuzu (içsel arınma ve saflaşma) yaratırken olduğu gibi, hayalinizdeki Dünya’yı yaratmak da bir süreç alır. Bunun ilk adımı, Evrenden Yeryüzüne gönderilen ve alışılmışın çok ötesinde olan Eylül enerjileriydi. Artık ilgilenmeniz gereken tek şey, hayalinizi netleştirmektir. Zira çoğunuzun farklı farklı hayalleri vardır. Çok büyük ve imkânsızmış gibi görünen bir hayale karşılık, gerçekleşmesi daha olası olan bir sürü küçük hayaller gibi mesela. Peki, lütfen bir bakın bakalım son birkaç gün veya birkaç hafta içerisinde, bu küçük hayallerinizden bazısının gerçekleşmiş olduğunu gösteren bir belirti var mı?

Yani, bazı hayaller diğerlerinden daha kolay gerçekleşecek diye bir şey yoktur. Sadece siz, küçük hayallerinizin daha kolay gerçekleşeceğini sanıyorsunuz. Böylece hayalinizdeki Dünya’yı hemen değil de, bir sürece bağlı olarak yaratıyorsunuz. Madem öyle, (espri yaparak) o halde büyük hayalinizi bu yılın sonuna yakın veya bu yılın sonunda yaratacaksınız demektir.

Bunların bir “serap” falan olduğunu sanmayın. Bir şekilde yeniden toplumun “iyi” bir üyesi olmak zorunda olduğunuzu, düşünmeyin. Sanki artık olabilirmişsiniz gibi… Çünkü 3D toplumuna tekrar geri dönmeyi veya onlara “uymayı” denediğiniz zaman, böyle bir şeyin mümkün olmadığını göreceksiniz. Siz artık çok fazla şey biliyorsunuz. Bu biraz, 3. boyuttaki aşkı ve cinselliği keşfetmeden önceki saflık haline benziyor. Aşk ve cinsellik bir kere deneyimlendikten sonra, “acaba bunlar nasıl bir duygu” diye sorulan bir yaşama geri dönemezsiniz.

3.  Boyuta geri dönebilecekmişsiniz gibi yapsanız bile, artık o alana (o boyuta) ait olamazsınız. Çünkü siz artık, kendisini ve Dünya’yı değiştiren milyonlarca kişinin arasındasınız.

Eğer şimdiye kadar yapmadıysanız, Yeni Dünya ile ilgili hayalinizi artık tamamlayın. Bu hayaliniz nasıl ve ne zaman gerçekleşecek diye kafanızı yormayın. Hani biz size çok önceden, “önünüzdeki Dağı başarıyla tırmanacaksınız ve tepeden aşağı kolayca yuvarlanacaksınız” demiştik ya, işten aynen bu şekilde olacak.

Şu kısacık birkaç yıl içinde, hem Öz Benliğiniz tarafından hem de Evren tarafından size verilen görevleri başarıyla tamamladınız. Şimdi bunun aynısını, hayaliniz için yapacaksınız. Aradaki tek fark, artık “olmayı” öğreniyorsunuz, “yapmayı” değil. Yeni Dünya ile ilgili olarak kafanızda yarattığınız bu ilk büyük hayal, “yapmak” yerine “olmak” algınızın bir kanıtıdır.

Sizin şu anki hayal kırıklığınız, o hayali yaratabilmek için yapabileceğiniz hiçbir şey yokmuş gibi görünmesinden kaynaklanmaktadır. Bu hayal kırıklığı ve onun sonucu olarak korku duygusu, yalnızca sizin bir önceki 3D hayatınızın bir parçasıdır.

Oysa sadece hayalinizi netleştirmek ve içsel varlığınızın (Öz Benliğinizin) sesini dinlemek dışında, yapmanız gereken hiç bir şey yoktur. Bundan sonrası kolayca yerine oturacaktır. Çünkü hayalinizi oluşturma sürecindeki ödeviniz, hayalinizi netleştirmek ve iç sesinizi dinlemektir. Artık bir şey “yaparak” yaratmıyorsunuz. Sadece mutlu ve neşeli “olmanız” yeter de artar bile.

Yeni Dünya hayalinizi yaratmak için bir şeyler “yapmayı” denemek, bu süreci sadece yavaşlatacaktır. Hayatınızın tadını çıkarın. Algılarınızı korkudan, kırgınlıktan ve öfkeden, neşe ve mutluluğa doğru çevirin. Böylece her şey, kolayca ve zahmetsizce yerli yerine oturacaktır. Çünkü bu kadarı bile, diğerleri için bir ışık, bir meşale olmanız yönünde kayda değer bir adımdır.

Bu mesaj Mor Alev Dostu tarafından çevrilmiştir. Mor Alev Dostu, Brenda Hoffman ve aracılık ettiği Işık Varlıklarına çok teşekkürler. (www.LifeTapestryCreations.com).

NOT: Elde olmayan sebeplerden (ve belki de Blog istemediği için, biliyorsunuz bloğun kendi benliği olduğuna içten inanıyorum) birkaç gündür yayınlar kesilmişti. Aynı şekilde, emailleriniz de, yorumlarınız da büyük bir yoğunlukla geliyor ve bunlara gecikerek cevap verebiliyorum. Sizlere yazdığınız için çok teşekkür ederim ve gecikmeler için de özür diliyorum. Şu anda yüzü aşkın mesaj beni bekliyor. Hepinize geri döneceğim, biraz anlayış ve sabır diliyorum. Tekrar kalpten teşekkür ederim.

Bu dönemde salıverme, arınma ve hayatınıza yeniden yön vermek konularında dönüşümünüzü hızlandırmak ve Mor Alev’le kişisel olarak çalışmak için randevu almak istiyorsanız lütfen “Yükseliş Enerjileri ile Kişisel Danışmanlık” bağlantısına gidin ya da moralev@outlook.com adresine yazın.

Telif Hakkı© 2015 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir
Copyright © 2015  by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

7 replies »

  1. Seni ve bloğunu tanıdığım, izlediğim için müteşekkirim (yüreğimden dolu dolu gelen duygularıma başka yeni bir kelime tercuman olamıyor). Gelen mesajlara köprü kurduğun için çok teşekkürler…Yaşadığım, hissettiğim her şeyi sanki teyit edercesine yazıyorsun, gerçekten teşekkürler.
    Ve evet, her gün mesajını dört gözle bekliyorum verdiğin ‘s’ leri fark ediyor meraklanıyorum.
    Sizi seviyorum ve hep birlikte olmayı diliyorum…

    Beğen

  2. Bu güzel yazı “bilmek” ve “emin olmak” arasındaki zaman zaman derinleşen çatlağımızı çok güzel dolduruyor. Mesaj ve yayınladığınız yorumum için ben size çok çok teşekkür ederim. Kalpten sevgi, saygılarımla…

    Beğen

  3. Sonsuz teşekkürler, bana beni hatırlattığınız ve onurlandırdığınız için

    Beğen