Meditasyon

Sizler insanlığın uyanışı için Dünya üzerinde bulunan ilahi varlıklarsınız – John Smallman

We are the awakeningSevgili Dostlar, bu mesaj bir başka Mor Alev Dostu tarafından çevrildi. John ve “diğer” Mor Alev Dostuna binlerce teşekkür! Orijinal İngilizcesine buradan ulaşabilirsiniz.

İnsanlık uyanmak üzere! Uyanış çok yakın! Evet, bu size zaten defalarca söylendi ve zaman zaten bir illüzyon olduğundan, bu söylenen kesinlikle doğru. Bununla beraber, kişisel deneyimlerine bağlı olarak, zamanın yavaş veya hızlı bir şekilde akışı, insanlara kaçınılmaz gibi görünüyor; sanki etrafınız zamanla çevrilmiş, kaçışı olmayan bir şekilde sarılmışsınız gibi, ve siz hasretini çektiğiniz şeyi beklerken bu bekleyiş, sonu gelmez gibi görünüyor. Size uyanışınızın çok yakın olduğunu söylememizin öncelikli nedeni zamanın aldatıcı olması, ikinci nedeni de uyanmak zorunda olanın siz olmanız ve hazır olduğunuzda bunu anında yapacak olmanız.

Bu hazır olma anına ulaşmak için çağlar boyunca ilerlediniz ve bizler, uyanma isteğinizi korumak amacıyla sizi tetikte tutmak için, uyanışın yakın olduğunu hatırlatmak zorundayız. Size daha önce de söylediğimiz gibi, uyanmak kolektif (toplu) bir karardır, ve bu karar verildi, sadece hayata geçirilmesi gerek. Her gün içinizdeki o sessiz yere gidip bu niyeti teyit ederek onu güçlendirirsiniz. Her duruma sevgi ile yaklaşarak ve böylece Işığınızı herkesin görebileceği ve deneyimleyebileceği yükseklikte tutarak, onu daha da kuvvetlendirirsiniz. Bu sizin göreviniz; insanlığın evriminin bu döneminde enkarne olmayı (bedenlenerek dünyaya gelmeyi) bu nedenle seçtiniz.

Hepinizin ortak yaşadığı sorun, yarattığınız, ve ona olan inancınız ile koruduğunuz illüzyonun son derece gerçek görünmesi. İşte bu nedenle, siz, bazı durumlar veya sorunlarla karşılaştığınızda, size Sevginin rehberlik edip yönlendirmesine izin vermek yerine egonuz ile tepki vererek, sevgisiz tecrübeler yaşamaya devam ediyorsunuz. Hiç kimse alınmasa, sert veya öfkeli bir şekilde tepki vermese, hiç çatışma olmaz. Fakat kurduğunuz bu tehlikeli biçimde yanıltıcı ortamda çağlar geçirmiş olmanız sizi, ya savunucu (defansif) olmaya veya önceden saldırarak hem sizin, hem de sevdiklerinizin, ait olduğunuz topluluk veya ulusun güvenliğini korumaya yönlendirdi. Ancak tarihiniz bunun işe yaramadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Dünya barış içinde değil, ancak buna rağmen insanlar halen şiddet ve güç kullanma yoluyla dünyaya barış ve düzen getirmeye çabalayarak, dünya çapında çekilen acıların daha da yayılmasına hizmet ediyor.

 “Çukura düştüysen, kazmaya devam etme” diye bir deyişiniz var. Başkaları bunu yaptığında çoğunuz bunu hemen fark ettiğiniz halde, kendinizin de aynısını yaptığını fark etmekte yetersiz kalıyorsunuz! Tehditkar durumlarda şiddet ve öfke ile tepki vermek, çukuru kazmaya devam etmektir, bunu yapmayın, onun yerine sakin ve odakta kalmayı seçin.

Kırılıp alınmamayı seçin.  Alınmayı seçtiğinizde (ki bu daima yaptığınız bir seçimdir), bu çoğunlukla, sizi görünüşte kıran kişinin kastını veya niyetini yanlış anlamanızdan kaynaklanır. Ayrıca bir çoğunuz, önceki yaşam deneyimlerinde (ruhumuzun başka bedenlerde yaşamış olduğu geçmiş hayatlarda) çok kereler kötü şekillerde yaralandı, eziyet çekti; onlar, kendilerine saldırılmasını bekleyerek yaşıyorlar, bu nedenle de iyice gerilmiş bir ok gibi her an şiddetle tepki vermeye hazır durumdalar. Ve biz sizlere, ileri giden tek yolun Sevgi olduğunu, Sevginin tüm sorunların çözümü olduğunu hatırlatmaya devam ediyoruz. Ve şunu söylemekten çok mutluyuz ki, her geçen gün daha çoğunuz sesimizi duyuyor (burada kulağımızla duymak değil, bize gelen bu mesajların daha fazla kişiye ulaşması kastediliyor) ve Sevgiyi etkin bir şekilde uygulamaya koymayı öğreniyor.

Çoğunuz için şiddet yüklü fiziksel saldırı, günlük yaşamınızda yaygın olarak karşılaştığınız bir sorun değil, fakat sözel taciz ve saldırı oldukça sık oluyor. Tepki vermeyin! Gerçekten bu kadar basit. Çoğu kişiye, yetişme dönemlerinde değersiz oldukları hissettirildi ve bu his körüklendi, ve bu nedenle hemen her an yargılanma beklentisi içindeler ve bariz bir şekilde kendini savunma dürtüsüyle saldırmaya hazır durumdalar. Fakat hepiniz mutlak surette ve bütünüyle değerlisiniz! Size yöneltilenherhangi bir olumsuz yargı veya kırıcı bir söz, asılsızdır.  Bir hata yapmış olmanız ve bunu düzeltmeye davet edilmeniz mümkündür, eğer böyle bir durum söz konusu ise hata yaptığınızı kabul edin, konuyu ele alın ve çaresine bakın.

Siz, her ne yapmış olursanız olun, daima Tanrı’nın sonsuz derecede değerli ve sevilen bir çocuğu olarak kalmaya devam edeceksiniz. Sizi kırgın görmeyi isteyen kişiler olsa bile, asla alınmaya gerek yoktur. Sizi kırgın görme ihtiyacı, o kişinin kendi yetersizlik hissinin desteklenmesi ihtiyacından gelmektedir. Haksız ve muhtemelen yaralayan bir yargılama veya yorumla karşılaştığınızda öfkeli bir tepki vermek yerine, konuyu, çözüme ulaştırmak üzere sakin bir şekilde ele alarak, hem karşınızdaki kişinin savunma kalkanlarını indirmesine, hem de böylece sorunun yaratıcı bir şekilde ele alınmasına ve de çözülmesine izin verirsiniz.

Tepki vermek ve yaygaralı bir münakaşa içine girmek genellikle çok cazip gelir, ve hele bir de kazanırsanız, diğer kişinin mutsuzluğu ve kafa karışıklığından duyacağınız memnuniyet ile egonuz daha da büyür. Ancak bu, sevgi dolu bir davranış biçimi değildir. Eğer niyetiniz, sevgi dolu olmak, enkarne olmadan (bedenlenmeden) önce kendiniz için seçmiş olduğunuz görevi yerine getirmek ise, o zaman bu şekilde tepki verdiğiniz için sonradan pişmanlık duyar ve belki de kızgınlıkla kendinizi yargılamaya başlar ve böylece gerekçesiz, fakat çok derinlerde hissettiğiniz yetersizlik ve değersizlik duygunuzu kendi kendinize daha da güçlendirirsiniz.

Yani bugünün mesajı şu : “Kendinizi sevin, kendinizi kabul edin, kendinizi affedin.” Hatırlayın ki, Tanrı bunu sürekli yapıyor. Kendinize iyi davranma konusunda gerçekten bilinçli bir çaba göstermek istiyorsanız, lütfen bunu yapın, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Kendinizi iyi hissettiğinizde, William Shakespeare’in tabiriyle “çirkin servetin sapanları ve oklarıyla” sevgi dolu bir biçimde başa çıkmak daha kolay olacaktır. Sizler insanlığın uyanışı için Dünya üzerinde bulunan ilahi varlıklarsınız, ve bu uyanış çok yakın, o nedenle buraya yapmak üzere geldiğiniz göreve odaklanmanız çok önemli. Hergün en azından bir kez, tercihen birden fazla, içinizde yer alan o dingin ve sessiz yere gidin. Hepinizde bu var. Ve oradayken, kendinize ölümsüz ve ilahi özünüzü hatırlatın, ve kendinizi hiçbir şekilde kötülemeden, ne kadar çok ve sonsuz biçimde sevildiğiniz gerçeğine odaklanın. Sonra da, her an için sevgi dolu olmak ve görünüşteki saldırılara karşılık vermemek üzere niyetinizi bildirin.

Kendinize bu saldırılan, Sevgiye yapılmış ümitsizce çağrılar olduğunu ve böyle bir şeyle karşı karşıya kaldığınızda merhamet ve anlayış ile cevap vermeye niyet ettiğinizi ve bunu böyle yapacağınızı hatırlatın. Bunun işe yaradığını biliyorsunuz, çünkü hepiniz zaman zaman aynen böyle davrandınız ve çoğunlukla büyük şaşkınlık içinde, sevgi dolu cevabınızın yarattığı mucizevi etkileri gördünüz. Siz Sevgisiniz, çünkü Sevgiden yaratıldınız ve bu asla değişemez. O nedenle, sizi örtmek üzere girişimlerde bulunan illüzyonun korku yüklü düşüncelerini ve inançlarını silkip atın;  gerçekte kim olduğunuzu, uyanış sürecine destek vermek üzere burada bulunan ilahi bir sevgi varlığı olduğunuzu gösterin. Nihayetinde bunu yapmak sizin kendi yararınızadır!

Sizi seven kardeşiniz İsa.

Mor Alev Dostu tarafından tercüme edilmiştir. John Smallman telif hakkı geçerlidir.
Telif Hakkı©2014 Mor Alev. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak, ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://moralev.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
Copyright © 2014 by Mor Alev. All Rights Reserved. Permission is given to copy and distribute this material, provided the content is copied in its entirety and unaltered, is distributed freely, and this copyright notice and links are included. https://moralev.com/

2 replies »

  1. Sevgili Mor Alev, her ne kadar bilsem de tesadüf diye bir şey olmadığını yine de şaşırtıyor bazı yazılarınızın zamanlaması beni. Daha dün bir arkadaşımın durup dururken bana laf sokmasıyla düşünmeye başlamıştım bu durumu ve normalde alınacağım bir sözken durdum, sakinleştim ve neden sevecen olmak şakalaşmak varken laf sokmaya çalışıyosun biz arkadaş değil miyiz dedim. o da bir süre susup düşündükten sonra, haklısın malesef çoğumuz bunu yapıyoruz, insanlarda birbiri üzerinde üstünlük kurma eğilimi var, haklısın demesiyle kendimi çok iyi hissettim. çünkü ben bana laf sokulduğunda gerçekten bende bir sorun olduğunu düşünür çözmeye çalışırken bu konuda aydınlandım ve yazınızda yazmış olduğunuz durumları gördüm bir anda. ayrıca hep kırılan, cevap atmayan ya da karşı atağa geçebilen ben de sevecen yaklaşımımın doğurduğu sonucu görünce inanın ihtiyacım olan buymuş dedim. Sonsuz teşekkürler çeviriniz için. Sevgiyle kalın.

    Beğen

    • Sevgili Ceyda, bu çeviriyi yapan “diğer” Mor Alev Dostuna gidiyor teşekkürlerimiz. Ama sizi anlıyorum, John ve İsa tam da ihtiyacımız olan zamanda ihtiyacımız olan konuya parmak basıyor. yani binlerce teşekkür de İsa ve John Smallman’a gidiyor. Sevgilerimle…

      Beğen